30 Eylül 2005 Cuma
10 Küçük Mutluluk
Bu konuda enteresanım ben, bazen o kadar kolay mutlu olabiliyorken bazen de bu çok ama çok zorlaşıyor.
1- Son aşkıma *Seni seviyorum* dediğimde artık o da bana * ben de seni* deyip kocaman bir öpücük vermiyor mu , İşte o zaman ayaklarım yerden kesiliyor.
2- İlk aşkım bunca yıldan sonra bile hala onu aramak için telefona uzandığımda telefonu çaldırmıyor mu dünyalar benim oluyor.
3- Beğenilmemek en büyük kaygılarımdan biri, beğenilmekse en küçük mutluluklarımdan ...
4- Eskiden başkalarının verdiği hedefleri tutturunca mutlu mutlu olurdum, şimdilerdeyse hedeflerimi belirlerken havalara uçuyorum.
5- Akşamları *ayaz beden* olmak için balkonuma çıktığımda güzel çiçek kokularını duymak beni mutlu ediyor
6- İyi, sıcak bir banyodan sonra temiz çamaşırlar, temiz çarşaflar eşliğinde güzel bir uyku beni çok mutlu ediyor. Anne çarşaflarının kokusuna hiçbir çarşaf kokusu benzemiyor.
7- Yeni doğan bebek kokusu beni mutluluktan çıldırtıyor.
8- Son aşkımla ilk aşkımın artık birlikte planlar yapıp benim için bir şeyler yapmaları beni hem çok mutlu edip hem de ileriki projeleri için heyecanlandırıyor.
9- Alışveriş yapmak , ama özellikle pazardan alışveriş yapmak saatlerce tezgahları eşeleyip güzel şeyler bulmak , *Aaaaa nerden aldın ?Çok şıkmış* dediklerin de *Pazardan* demek beni mutlu ediyor
10- Tabi bir de paylaşmak beni mutlu ediyor. Bir zamanlar *Nil Gün* adlı psikolog yazarın radyoda gece sohbetleri vardı. Demişti ki *Neye ihtiyacınız varsa önce onu verin.* Bu laf benim çok hoşuma gitmişti. Neye ihtiyacın varsa önce onu ver. Gerçekten de deneyince katlanarak bana geri döndüğünü farkettim. Deneyin derim.
Küçük mutluluklarımız çoğalarak büyüsünler kocaman olsunlar, hep bizim olsunlar
Bende Canseldam (Selda) a hem hoş geldin deyip onu mutluluk oyununa çağırmak istiyorum
29 Eylül 2005 Perşembe
Yeldeğirmeni ve Yıldız

Üniversite yıllarında yaptığım kağıt kalıpla elde patchwork çalışması. Kalıplardan birinin adı "yıldız" diğerinin ki de "Yeldeğirmeni".Unutmuştum onları. Kışlıkları çıkartırken sandıkların içinden buldum. Bir ara patchwork e takmıştım. Her gördüğüm kıyafete ne güzel malzeme olur diye bakıyordum. Bu yüzden evdeki gömleklerde az kim vurdu ya gitmedi. :)
28 Eylül 2005 Çarşamba
Burcu'nun Susamlı Patatesi

Burcu 'nun ( http://hobikeyfi.blogspot.com/2005/09/susaml-patates-enfes.html ) susamlı patatesini denedim. Harcın içine susam poşetinin tamamını elimden kaçırsam da enfes oldu.
Afiyet olsun :)
23 Eylül 2005 Cuma
Nasıl yaptım?- detay -

Sevgili Rahime için birazcık daha detay:
Kalıbı ben hazırladım ama bir takı dergisinde kalıp da verildiğini görmüştüm. İsmini şu an hatırlamıyorum ama isterseniz bulurum. Boynuma kağıtlardan hazırladığım kalıpları 5-10 kez deneyerek oluşturdum. Bu kalıplar için tabaklarınızdan yararlanabilirsiniz : )
Kalıbı kumaşımdan kestikten sonra eğer inceyse kumaş tela ile kalıbı kalınlaştırıyorum (ki taftadan hazırladığıma koymuştum.Bkz.resim ) Sonra makinada birleştirip açık bıraktığım uçtan örgü şişi yardımıyla ters yüz ediyorum. Ben tek kata işledim hep boncuklarımı arka yüzü temiz görünsün istedim. Ama gördüğüm örneklerde hep arka yüze de ipi geçirmişlerdi. Boncukları ve aksesuarları kumaşın üzerine döşedikten sonra boyuna bağlamak için biritini ve düğmesini de dikiyorum. Tramm... Kolyemiz hazır. Önemli olan keyif. Çoğu kolyemi ben de dışarda hiç kullanmadım ama yapmaktan çok keyif alıyorum. Umarım sizlerde yaparken benim kadar keyif alırsınız
Sevgiyle...
21 Eylül 2005 Çarşamba
18 Eylül 2005 Pazar
Biraz da yiyelim
İyi HaftalarKlasik bir gül börekle merhaba. Son zamanlardaki favori kurtarıcım. Kıymalı olarak yapıyorum.
Malzemelerimiz:
iç için
250 gr kıyma
1 orta boy kuru soğan ve maydanoz
soğanı ve kıymayı kavurmaya yetecek kadar tereyağ ( sıvıyağ da kullanılabilir)
tuz, karabiber
6 adet yufka2 su bardağı süt
2 adet yumurta
125 gr tereyağı ( margarin kullanılabilir)
Yapılışı:
*İncecik kıydığımız soğanlar yağımızda pempeleşsin. Sonra kıymayı da ilave edip kavuralım.
*Ocaktan alıp, ince kıyılan maydonozu ve arzuya göre tuzu, karabiberi ekleyip soğumaya bırakalım
*Yufkaları ortadan ikiye bölüp 12 adet yufka elde edelim
*Her bir yufkanın düz kısmına hazırladığımız içi yayıp, sigara böreği gibi katlayalım.Kendi etrafında döndürelim.
*Yağlandığımız tepsimize dizelim(ben borcam da pişiriyorum)
*Sütü, yumurtayı ve yağı çırpıp hafif ısıttıktan sonra tepsinin üzerine dökelim.
*Üstü kızarıncaya kadar pişirip AFİYETLE yiyelim
Bu böreğin üzerine yoğurt ve domates sosu da döküp "sosyete mantısı" olarak da servis yapabilirsiniz.
15 Eylül 2005 Perşembe
Lavanta Torbası

Bir mis gibi kokan lavanta torbası daha. Bu kurdela işi benim çok hoşuma gitti.Umarım sizlerde beğenirsiniz. İki katlı küçücük , miniminnacık yastıklar dikip üzerlerini süslüyorum ve çok büyük keyif alıyorum. Bu gün yeni kurdelalar da aldım. Kurs başlamadan harcamayayım malzemelerimi diyorum ama dayanamıyorum.
Bakalım daha neler çıkacak ortaya...
14 Eylül 2005 Çarşamba
Nasıl ördüm?

Yorumlardaki "nasıl ördün?" sorusuna :
Bu örgü tasmayı Derya Baykal 'ın programından esinlenerek yaptım. Bu arada programdan haberi olan var mı?
Malzememiz: Arzu edilen renkte mum ip, tığ, ve zevkinize göre boncuklar
9 adet çektiğim zincir üzerine 8 adet sık iğne battım ve bunu boyun ölçüme göre devam ettirdim. Sonrada dilediğimce boncuklarla süsledim .
Blogumun ilk sayfalarında bu örgünün bordo üzeri sarı metal paralarla süslü olanına yer vermiştim.
Siparişte alabilirim. sebboy05@yahoo.com
İlgilenenlere...
Sevgiyle...
13 Eylül 2005 Salı
İlk Kurdela Nakışım
İlk denemem ;öyle mutlu oldum ki sonuçtan ...İstanbul Mısır Çarşısı'ndan aldığım lavantalar için küçücük bir yastık diktim. Yine İstanbul 'dan aldığım kurdela nakışı kitaplarından öğrendiğim 5 motifi hemen uyguladım.
Ekim ayının ikinci haftası kurdela nakışı kursuna başlıyorum Eminim çok güzel şeylerde orada çıkacak. Tümünü paylaşabilmek umuduyla ...
12 Eylül 2005 Pazartesi
Nasıl yaptım?
Umarım yaparken sizde benim kadar keyif alırsınız.
Ve benzer bir çalışmam
daha ....
7 Eylül 2005 Çarşamba
31 Ağustos 2005 Çarşamba
Denizcinin Penceresinden

Denizcinin penceresinden üç farklı görüntü sizlere...
Çerçevesi, baskılı etamini , ipleri ve iğnesi birarada satışa sunulmuş. Size sadece belirli yerlerini işlemek kalıyor. Aşağıdaki sayfalarda yeni fikirler edinmek için .
www.dmcturkiye.com
www.goblen.com
30 Ağustos 2005 Salı
Sepetim
29 Ağustos 2005 Pazartesi
Yeni yeni yeniden
Sizlerden uzakdayken yaptıklarım
Önce balkonuma perde diktim. Düz dikiş nasılsa beceririm dedim ama dikişten çok kesme işinde zorlandım . Ama sonuçtan hepimiz memnun kaldık. Nevresim takımından sonra en büyük işim bu oldu. Mefruşat farklı bir iş.
28 Ağustos 2005 Pazar
SELAM

Aksilikler peşimi bırakmıyor. Bu yazıyı bile ikinci kez yaratmak zorunda kalıyorum. Bu kez de ADSL ile çalışmak istedim. Bilgisayarıma virüs bulaştı. Bir süre de onun temizlenmesini bekledim. Bu hafta İstanbul 'da olmayı çok istedim ama haftaya ertelendi. Craft Fuarı'ndan haberleri bekliyorum. Önümüzdeki hafta hep iş için yılda birkaç kez gittiğim İstanbul 'a bu kez turistik amaçlı gidiyorum . Sultanahmet - Eminönü mutlaka gidilecekler listesinde ...
İstanbullular söyleyin bakalım, hesaplı ahşap boyama malzemeleri, ipek kurdela nerelerden alınır. Takı malzemesi istemiyorum artık , bendekilerle bir dükkan açılabilir. :)
Adresleri bekliyorum. Avrupa yakasında olacağım.
10 Ağustos 2005 Çarşamba
Kamerama kavuştum

Benim için sevindirici bir haber bu. O yokken yaptıklarımı size yavaş yavaş aktaracağım. İşte ilki .Renkler nasıl ama? Ben alırken de dikerken de büyük keyif aldım. Ne mi diktim?
Nevresim takımı!
Mor dan çarşaf, Sarı ve turuncu dan yastık kılıfları ve pembe den nevresim. Yatağıma serdiğimde de sizin için bir fotoğraf çekerim ama bunun için havaların serinlemesini beklememiz gerekiyor.
Herkese bol renkli rüyalar....
8 Ağustos 2005 Pazartesi
BEN DE JANJANLI - ÖZLEM - TARAFINDAN SOBELENDİM

Sayfam daha çok yeni . Kameram , bilgisayarım arızalandı derken ilgilenemedim bile. Sanırım kimsenin kalmamasından dolayı da ben sobelendim :)
İLK MUTFAK MACERAN NEYDİ ? NELER HATIRLIYORSUN?
Birkaç anı var hafızam da hangisi ilk di hatırlamıyorum. Yazlıktaki kızlarla birbirimizin evlerinde sırayla toplanıp, un kurabiyesi, makarna ve bonibonlu krem şanti yaptığımız zamanlar var. Annem seyahatteyken kardeşlere yemek kitabından (hala o yemek kitabından yemek pişiriyorum) kabak dolması yapılışı ve hala tadının hatırlanışı var.
YEMEK YAPMA STİLİMİ EN ÇOK ETKİLEYEN KİMDİ?
Yemek yapma stilimi en çok etkileyen yemek kitapları. Annemin de hakkını yemek istemem hala takıldığım da "anne bu nasıldı ?" diye sorarım.
YEMEĞE VE YEMEK DÜNYASINA OLAN İLGİNİ KANITLAYAN BİR RESMİN VAR MI? BİZE GÖSTERMEK İSTER MİSİN?
Aslında da var. Yazlıktaki yemek günlerinden ama onları maalesef scan etme imkanım yok.Birinde iki genç kız elleri ve burunları unlu önlerinde mutfak önlükleri birbirlerine omuz dayamışlar, ellerini bellerine koymuşlar , bu arada saçlar yandan at kuyruklu muzur muzur gülümsüyorlar. Bir tanesinde de 4 genç kız krem şanti, çikolata ve bonibon dolu kocaman bir kaseye bakıp parmak yalarken :) nasıl tasvir ama ?
MUTFAKTA KENDİSİNE KARŞI FOBİN OLAN BİRŞEY VAR MI? YAPARKEN/ SENİ AVUÇLARINI TERLETEN BİR YEMEK MESELA
Benim derdim bu mutfağı kim toplıyacak. Çoğu zaman bu üşengeçliğim den ve yaratacağım dağınıklığı bildiğimden yemek pişirmekten vazgeçmişimdir.
MUTFAKTA HANGİ YARDIMCINI VAZGEÇİLMEZ BULUYORSUN? ALIPTA ÇOK GEREKSİZ BULDUĞUN NEDİR MUTFAKTA?
Vazgeçilmezlerim keskin bıçaklarım , salatalık soyucusu da pek bir gereksiz kaldı.
BİRKAÇ GARİP BELKİ DE KOMİK YEMEK ÇEŞİDİ SÖYLE, SENİN ÇOK SEVDİĞİN AMA SENDEN BAŞKA KİMSENİN SEVEMEYECEĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜN BİR YEMEK
Çok düşündüm ama aklıma komik bir yemek gelmedi.
HANGİ 3 MALZEMEDEN VEYA YEMEKTEN VAZGEÇEMEZSİNİZ?
Zeytinyağı , ceviz ve kekik
ÜÇ KISA SORU DAHA
EN ÇOK SEVDİĞİN DONDURMA ÇEŞİDİ?
Frambuazlı, kayısı taneli ve kırık çikolatalı
ASLA YEMEYİ DÜŞÜNMEDİĞİN ŞEY ?
Sakatatlar...ASLA
ÖZEL BİR YEMEĞİN/ SPESİYALİN VARMI?
Mantar soslu makarna .
SENİ SOBELEYEN EBELEYEN AŞÇI:
Janjanlı http://www.blogcu.com/JANJANLI/
SOBELEDİĞİN EBELEDİĞİN 3 AŞÇI
Açıkçası bu alemde yeniyim. Benim takip ettiğim bloglarda hep sobelendi.
http://www.aslininsandigi.blogspot.com/ Şu an tatil de ama tatil dönüşü sobe diyecektir.
Bol lezzetli günler ...
29 Temmuz 2005 Cuma
Özledim
Kameradan sonra bilgisayarımda bir dizi sorun yaşadım. Hala fotoğraf çekemiyorum. Bu arada tabi sizlerden de uzak kaldım.
Arşiv fotoğrafları ile bir süre devam edeceğiz. Bunlar da hayatın küçük şakaları :)
Geçmişten bir kolye daha....
21 Temmuz 2005 Perşembe
ŞEFTALİ
4-5 şeftaliyi rendeliyoruz. Krem şantiyi koyu kıvamlı hazırlıyoruz. Şeftali jölesini de paket tarifine göre karıştırdıktan sonra; şeftali , kremşanti ve jöleyi birbirine iyice karıştırıyoruz. Kek kalıbımıza dökerek buzdolabında donmasını bekliyoruz. Üzerini taze nane yaprakları , şeftali dilimleri ve çilekle süsleyebilirsiniz
Afiyet olsun :)
Bu tarif benim kurtarıcımdır. Hafif ve lezzetli bir tatlı ortaya çıkıyor.
Geçmişde Yapılanlar 2
Fotoğrafsız çünkü kameram bozuldu. :(
2-3 adet patatesi haşlıyoruz.Rendeliyoruz. 4-5 su bardağı un, bir fiske tuz ve 2 yumurta ile karıştırıyoruz .Hamuru meşhur kulak memesi kıvamına getiremezsek 2-3 kaşık su ekleyebiliriz. Kulak memesi kıvamındaki hamurumuzdan parmak kalınlığında şerit yapıyoruz. Birer cm den küpler yapıp, bunları kaynayan suya atıyoruz. Küplerimiz su yüzüne çıktığında anlayın ki pişmiştir.
2-3 domatesi taze fesleğenle başka bir kapta sos olarak hazırlayıp, tabağımızdakimantının üzerine gezdiriyoruz.
Afiyet olsun :)
Ve daha önce yapılan kolyelerimden biri daha...
20 Temmuz 2005 Çarşamba
SICAK BİR GÜN
18 Temmuz 2005 Pazartesi
İNTERNETTEN
Kocalarin çoğu pişirilme sürecinde "yanliş işlem" gördüklerinden yumuşaklıklarını ve iyi niteliklerini kaybederek bozulurlar. Gerçek odur ki, bazi kadınlar onlari sıcak suda haşlıyarak, bazıları ilgisizlikleriyle dondurarak, bazılarıda basıp, ezip turşusunu kurarak ve yine kimileri de savurganca harcayarak bozulmalarına neden olurlar.
Özenilerek hazirlanan her kocanin iyi ve yumusak olacagi söylenemez. Ancak iyi pişirilenin gerçekten tadina doyum olmaz. Koca seçiminde ne lüferin alimindaki gümüş pırıltisi, ne barbunyanin altin yaldız görünümü geçerlidir.
Bunun için çarsi pazar dolaşmaya da gerek yoktur. Genellikle en iyileri kapinizin önüne gelenlerdir.
Begeninin kisisel oldugunu düsünerek koca seçimini yalnizca kendiniz yapiniz.
Kendinizi sabirla pisiremeyecekseniz almaktan vazgeçiniz.
Kocayi pisirmek için en iyisi porselen bir kap ise de, elinizde toprak çanaktan baskasi yoksa özenle kullanildiginda ayni isi görebilir.
Kocalar da karides ve istakoz gibi canli pisirilirler. Bazen piserken tencerenin disina tasip yanabilir yada kenarlari sertleserek kabuk tutabilirler.
Onlari tencerelerinde tutmak için "görev duygusu" adli zayif iplikten çok "huzur" adli saglam sicimle sıkı sıkıya baglanmalidir.
Sevgi, sicaklik ve neşeden olusan sürekli bir ates yakilir. Kisiliginde uygun bir isiya ayarlanarak atese oturtulur. Köpürerek tasmasi halinde kaygilanilmamalidir. Pek çogu iyice pisinceye kadar sik sik köpürebilir.
Özellikle sirke ve karabiber yerine tatlicilarin "öpücük" adi altinda sattiklari sekerden biraz konulabilir. Tadina bakarken hosgörü, iyimserlik ve nese benzeri baharatdan birer tutam katmaniz önerilir.
Ancak bunlar diger baharatlar gibi azar azar ve dikkatlice kullanilmalidir. Yumusakligini kontrol ederken sertlesmesinden kaçinilmalidir. Fazla yayilmasini ve kabin dibine oturarak ise yaramaz hale gelmesini önlemek için arada bir hafifçe karistirilmalidir. Kivama geldigini anlamamak olanaksizdir.
Böyle pisirildigi zaman size çok uygun ve sindirilmesi kolay olacaktir.
Dikkatsizlik nedeniyle ev atesini sogutmazsaniz, bozulmadan istediginiz süre dayanir. Bu yolda hazirlanmis "koca" mutlu bir ömür boyunca tadini korur!
(bu yazi 1800 yillarinda basilmis bir yemek kitabinin ön sözünden alinmistir.)

14 Temmuz 2005 Perşembe
DÜN

Güzel bir yazı yazmıştım dün "Bugün" başlıklı. Klasik değimle teknik sebeplerden dolayı yayınlayamadım onu
Dün beni yalnızca beni görmeye uzaklardan dostlar geldi. Bahar tazeliği getirdiler evime. Sıcacık, içten, çıkarsız ve hiç beklentisiz.
Mutlu ettiler beni.
Görüşmeyeli yaptıklarımı paylaştım onlarla
En beğendiklerini sizinle de paylaşacağım
Umarım görür ve yorumlarsınız
Sevgiyle...
12 Temmuz 2005 Salı
Merhaba
Ne yazacağımıda planlamadım. Zaten bir blogum olsuna da bir anda karar verdim.
Geçici bir heves mi yoksa uzun uzun yazıp , paylaşır mıyım şimdiden kestiremiyorum.
Her şeyi, gördüklerimi, yaşadıklarımı en önemlisi de hissettiklerimi dökmek istiyorum
Bana kolay gelsin





