Bloglardan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bloglardan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2008 Salı

Alın Size Mim :))

Yoğun ısrar (:P) ve istek üzerine daha bugüncük ve bir iki gün evvelcik sahip olduğum mimlerimi cevaplıyım dedim :) İlki yine ve yeniden çileklim sütlümden:) Bu mimin bir hikayesi var hemide.Tam çileklim beni mimlemeye niyetlendiği sıralarda Allah'ım ya Rabbim çilekliyi benim kalbime düşürdü.Dedim özledim hatunu acep nasıldır keyfi ne alemdedir.Hemen bir sms yolladım hatun kişiye "efenim siz ve keyfiniz nasıllar acaba neler yapıyorsunuz"El cevap:"bende seni mimliyodum nihaha" :))) Anında "kalp kalbe karşı derlerrrrr sende üzüldün müüüüüü"diye şarkı çığırdım kendimce de o duymadı tabe :))İşte o mimin konusu buzdolabında neler var?Hemen sayıyoruz efenim;

1-Kahvalıklar(peynir,zeytin,bal,reçel vs vs vs)
2-Zerde(safranın kokusunu sevmediğim için çok zor bir tatlı ooo diye kandırdığım eşimin"konukomşu bana pasta yaparmısın deseler kendini paralarsın bana bi zerde yapma sen"diye isyan etmesi üzerine tırsılmış ve bugün yapılmıştır kendisi :D )
3-Mercimek çorbası,Bulgur pilavı,Tavuk yemeği
4-Koca bir poşet acılı karışık turşu.
5-1kg tenekede keçi peyniri (çocuklar için)yoğurt
6-Mayonez,ketçap,süt,meyve suyu,turşu suyu,sirkeler(elma,üzüm)nar ekşisi
7-İki raf yumurta,safran,ginko,propolis,apranax,çikolata,tarçın,mahlep,dolma fıstığı,kuş üzümü
8-salça,türk kahvesi,nescafe gold,süt tozu,kakao,pasta malzemeleri(yaprak fındık,fıstık,tane fıstık,toz fıstık,süsleme şekerleri,damla çikolata
9-meyvelikte;yeşil elma,üzüm,nar,mandalina
10-sebzelikte;patlıcan,kabak,pırasa,marul,domates,salatalık,yeşil soğan,limon
11-dondurucu kısmında;poşet poşet mantı(yeni yaptım Allah'ıma bin şükür:P)Köz kırmızı biber,bezelye,et çeşitleri,Sigara böreği,düğme kurabiye,milföy hamuru,buz.

Bizim dolaptan haberler bu kadar.İnanmayan gelir bakar dermişimmmmmmmmmmm :)))

Son mim de ayşe gelinden.60 saniyede düşündüklerim.evet süre başlamıştır;
*ay ne düşünsem acaba :)))
*düşünüceğimi düşünüyorum hala
*ısmarlamada bişi düşünülmez ki kardeşim hiç bana göre değil :))
*ben düşünene kadar çocuklar uyancak zaten yusuf mırıldanıyo :)
*dışarıda acaip bir rüzgar var Allah sokakta kalanlara ısınamayanlara yardım etsin.
*eşim erken gelse film izlesek yaaa
*film demişken ıssız adama gitsek tekrar izlesek olmadı korsan morsan dvdsini bulsak sarsak sarsak izlesek ağlasak ağlasak doysak
*dün testere5 i izledim kendime işkence edesim var evet :)
*başakşehire de taşınıyorum akşam gezmeleri bitiyo böhüüüüüüüüüüüüüüüü :((((((((((((((
*başakşehirde istediğim gibi rehabilitasyon merkesi yok ne halt etcem bilmem anaokuluna yakın rehabilitasyona uzak olcaz şimdide
*ne düşünsem derken süre bitti artık birdaha ki mimde görüşmek üzere :))))
60 saniyeye odaklandım mimi paslamayı unuttum :)) iki mimi de birikimsel deliye,halenzeye,sofra özlemine,misssssssssssssss gibi zerrinime pasladım gitti :)

14 Kasım 2008 Cuma

Hanimiş Benim Mimlerim :))




Fi tarihinden kalma iki mimle karşınızdayım efenim.Bir önceki postun resimleri yarım yamalak olunca vede ben bunları bir türlü düzeltemeyince az biraz canım sıkılmış,hevesim kaçmıştı.Ama çok şükür ki düzelttim şuan itibariyle mimlerimi artık cevaplıyayım dedim bende o hevesle :) İlk mim çileklimden hayallerin nedir hatun demişti bi zamanlar kendisi hemen sıralıyorum :)




*En büyük hayalim bir anne olduğumdan belkide çocuklarımla ilgili :) Onların sağlıklarına kavuşup,güzel bir eğitim almalarını,kariyer sahibi pırıl pırıl bireyler olmalarını ve bunu benimde aklım,beden sağlığım yerinde iken kendi gözlerimle görmek istiyorum.Bu hayalim gerçekleşirse birgün inşallah aşağıda sıralayacağım diğer hayallerim gerçekleşmesede olur :)




*Küçücük çocuk olduğum,ilkokul sıralarında oturduğum günlerden beri gerçekleşmesini istediğim en büyük hayallerimden biri de İstanbul veya Marmara Üni. Tarih,Edebiyat,Psikoloji,Sosyoloji fakültelerinden birinden alnımın akıyla mezun olupmesleğimi icra ediyo olmaktı.Benim gibi bir sürü türbanlı öğrencinin bu hayallerine daha ortaokul sıralarında saldırmaya başladı bir takım ot beyinliler.Ama benim hala ümidim var.Yaş problemim de yok ne zaman bu sorun halledilir o sene bendeniz öss de.Kazandığım puanla okumak istediğim fakülteleri işaretliyo olucam bu sefer inşallah.Bir foruma bir puanıma bakıp istediğim fakültede okuyabilcekken çaresiz ağlıyo olmicam :)




*Kendime ait butik bir cafe-pastane tarzı bir mekan işletmek istiyorum.Ev ortamını aratmicak rahatlıkta,sıcak,şık bir cafe.Oturma düzeninde minik minik gene rahat ve şık koltuklar masaları olan,zengin bir kütüphanesi,iyi bir ses sistemive geniş bir müzik arşivi olan bir yer :)Mantısından,dolmasından,pastasına böreğine kadar kendi evinizin mutfağında kendi masanzda koltuklarınızda yiyormuş hissi veren insanı germeyen müthiş lezzetleri olan bir cafe.Ahhhhhhhhhh ahhhhhhhhhhhhhh :)))




*Ney çalmayı çok istiyorum sonra.Bu diğer hayallerimin gerçekleşmesi için uzun bir zaman ihtiyacım olsada bu hayalim kısa bir sürede gerçekleşicek inşallah.Belki yarın belki yarından da yakın diyorum yani :)




Ya işte böyle bana bu kadar hayal yeter.Zaten çok uçup kaçmam öyle hayallerde gerçekçi olmak lazımdır dimi ama :P Bu hayallerim gerçekleşsin daha da bişicik istemem.Bana gelen bu mimi de ninoma,iki dosta,canım leyya ablaya yollarım :)



Gelelim ikinci mimeeee :) Bu mimide diyalog yemeklerinin süheylası yollamıştı bi zamanlar :) Mimin konusu evde nefret ettikleriniz.


Evde nefret ettiklerim çok aslında hehe :) Özetlersek efenim şöyle ki;


*Davetsiz misafir senden nefret ediyorum bak.Bunun çeşitli nedenleri var tabi.Birincisi benim için misafir önemlidir.Bir çayla yollanmaz öyle gördük biz.Tıka basa doyurucaz,gerekirse yatırıcaz,giydiricez.Çat kapı gelen misafir bana kendimi yetersiz hisettirir çünkü istediğim gibi ağırlayamam.Artı ya benim evde işim gücüm varsa hı sevgili davetsiz misafir?Ya içime müthiş bir temizlik aşkı gelmiş de evi alaşağı etmiş temizliyosam?Hadi o olmadı bilirsin gezmelerim anlık sürpüz planlarım meşhurdur.Ya bi plan yaptımsa tam kapıdan çıkarken sen içeri girdiysen?Ay nasıl seveyim şimdi ben seni sen söyle? :)

*Ben evde temizlik yapayım iki saat sonra ev savaş alanına dönsün.E ben delirmiyim de kim delirsin o zaman.Eşimin ailesinde(Erol Düşmez ve ayaktakımı) mesela odayı komple kaplicak bir bez serilir yere.Herkesinde elinde ennn az 1 ytllik tadım ayçekirdeği paketleri.Neymiş parkta çekirdek yiyo havası olcakmış(evet bu vatandaşlar parkta çekirdek yiyip kabuklarını yere tüküren cinslerden)50 yaşında babadan anneden en bacaksız olanına kadar bir çekirdek yemeleri var.Gören bunların mesleği çekirdek yemek sanır fabrika gibiler mübarek.Çekirdek yeme diye bir dal olsa olimpiyatlarda bunlar garanti şampiyon hersene öyle diyim size.O çekirdek faslından sonra evin halini bir düşünün artık!Yok çekirdek yiceksen de herşeyin bir adabı ,bir uslubu var canımmmmm.İşte bu gibi durumlardan nefret ederim (gerçi ben bu ailedende nefret ediyorum ya neyse :D )

*Evde elektrik,su,doğalgaz gibi ev hayatının olmazsa olmazlarından her hangibirinin kesik olması nefret ettiğim durumlardandır.Tamam illaki bir sorun bişey çıkar kabul.Ama kardeşim bunlar olmadan olmuyo evde ya çabuk halledin şu işleri kesilmesin.İnsanın bütün gününü rezil etmeyin,planlarını bozmayın yahu.
*"Bugün ne yemek yapıcam ben yaaaa"derdinden nefret ediyorum.Evde biri olsa şunu şunu yap dese bende direk yapsam bu ne yapsam sitresi bitiriyo insanı.Yemek yapması daha zevkli daha gözel :)
*Çıkmış alışverişimi yapmışımdır.Eve gelip yemeğe başlarım eksikler dökülür işte bu halden nefret ediyorum.Ben unutkan insanım içimden şu yok dediğim anda biri benim yerime kaydetsin istiyorum :))
*Gecenin bi vakti evine gelen ve uyku moduna geçmeden önce bir kapıyı kitleyelim diyen komşulardan nefret ediyorum.Hepi topu bir anahtar-bir kapı yani.Anlamıyorum bütün apartmanı ayağa kaldıracak bir ses nerden çıkıyo.Şangır,şungur,şungur,şırrankkk!Millet sanki birini kesmeye gidiyo öyle bir nefretle hınçla çeviriyolar ki anahtarı.
Neyse nefret ettiklerimde bu kadder osun bu mim de üstteki diğer mimi pas ettiklerime artı bide fatma ablama gitsin :)

30 Ekim 2008 Perşembe

Digitürke Mim

Sayın DigiTurk PR Departmanı Yetkilisi,
(tabii eğer var ise öyle bir şey :pPp )
Ticari kaygınız nedeniyle istemeden ve farkında olmadan pek çok blog yazarının kişisel özgürlüğünü elinden aldınız.
Bunun beklenen sonucu olarak, an itibariyle, pek çok blog yazarı hem ailelerinin hem de dostlarının Digiturk aboneliklerini iptal ettirmeyi düşünüyor.
Müşteri kitlenizin en üst tabakasında yer alan, sinema paketleri ve yabancı dil kanallarının izleyicilerinin aynı zamanda Türkiye’de en aktif blog kullanıcıları olduğu gözünüzden kaçmaması gereken bir gerçek.
Marka imajınızın özellikle A+ grupta yerin dibine geçtiğinin ve geçmeye devam ettiğinin bilincinde olmalısınız.


* Blogger altyapısının canlı ya da banttan yayın yapmaya imkân tanımadığı,* üçüncü parti servislerden alınan embed kodlar kullanılarak başka bir servis üzerinden sağlanan içeriğe erişim sağlanması yoluyla dağıtıldığı,* yani kendi sunucularında barındırılmadığı herkes tarafından biliniyor.* Buna rağmen Blogger.com’u engelleten güzide birimlerinizin başındakileri işten kovun bence. Bu işi bilen birilerini işe alın!(bu maddeler jazzirti~dan alınmıştır)

Eğer markanızı düşünüyorsanız, ve bu yaptıklarınızdan dolayı üzgünseniz size Sansüre Sansür hareketine ana sponsor olmayı öneririm.
Saygılarımla,

Bir Blog Yazarı
Mimin başlangıç yeri burası.Çileklimin sitede okudum bende bugün.Bu mime herkesi davet ediyorum şimdi bende.

29 Ekim 2008 Çarşamba

Blog Dostluk Ödülleri


Bu ödülü alalı epeyce zaman oldu aslında hiç de beklemediğim bir arkadaşımdan olması daha da mutlu etti beni :) ilk zülbiye arkadaşımdan geldi ödülüm sağolsun :) Sonralardan çilekimden aldım aynı ödülü valla bana gelen ödül bu kadar :) Tam bende birilerine armağan etmek için bloguma girmek için pc başına oturmuştum ki ne yapsam etsem açmadım blogumu.Akşama doğruda bloggerın Diyarbakır bilmemnesi mahkemesi tarafından erişiminin engellendiğini öğrendim.Hepiniz gibi içimde kocaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa bir yuh çektim ilk olarak.Blogcu arkadaşların çoğu adres değiştirdi,başka yerlere taşıdı bloglarını.Yeni adreslerinden kesintisiz yayın yaparlar umarım bundan sonra :) Blogger engeli konusu henüz hala muallakta yalnız.Delil yetersizliğinden dolayı engel kaldırılmış durumda.Yeterli delil bulunduğu takdirde engele devam kararı alınıcak korkarım ki.Digitürkden nefret edenler fan club flan açılmaz yakında hiç şaşırmayın derim :)
Neyse bu konuda o kadar çok konuşldu,tartışıldı edildi burdan daha fazla konuşmak istemiyorum ve ödülümü dostlarımla paylaşma kısmına geçiyorum.Bu ödül bildiğim kadarıyla uluslar arası olan bir blog dostluk ödülü.çileklim,papatya,ayşe gelin,nino,leyya,gönül,feyza,kakaolu pasta,limonlukek,Lama,semaver hepsine de benden önce başka başka arkadaşlar ödülü takdim etmişler ama olsun diyorum :)ve kendilerine tekrardan ödülü yolluyorum.
Ayrıca da aşağıdaki listedeki arkadaşlarıma yolluyorum.Aslında sağ sütundaki bütün arkadaşlarıma yollamak isterim tek tek ama o zaman da biraz abartmış olacağımdan temsili olarak birkaç kişinin linkini veriyorum böyle uzasın gitsin bu güzel ödül diye :)
Ödülü tepine tepine kullanabilirsinizzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzz :))

14 Ekim 2008 Salı

Blog Action Day 2008 - Yoksulluk


ibrahim Sadri - Kirmizi Araba
Yükleyen sayit

Biliyorum ki anne-baba olanlarınız varsa aranızda kalbinizde bir sızı olucak işçi süleymanın acısı.
Ve aslında ben satırlarca yazsamda şiirin yaptığı etkiyi yapmicak.Ben anne olunca öğrendim ki,insan eğer yaşamak için bir sebep sadece bir sebep arasaydı kendine evladının gözlerinin içine bakması yeterli olurdu.Bütün malınızı,sağlığınızı,canınızı,kanınızı,nefesinizi istesin de vereyim diyosunuz anne olunca.Eminim ki babalık da böyle bişey.İşten eve dönerken belki son minibüs paranızı onun sevinç çığlığına verebilirsiniz hiç düşünmeden.Yaşam artık "onun için yaşamak"olur herşeyden önce.
Düşünün ki nefesinizi söküp vereceğiniz çocuk sizden arkadaşının yediği yemekten istiyo.Ama alıp yapıcak paranız yok.Arkadaşının ayakkabılarını gösterip ağlarken,çaresiz başka masallar anlatıyosunuz.O arkadaşının ayakkabıyı eskitip,ucunu patlatıp,kenarını yırtıp bir maçta yenisini istediği zaman annesinden,annesinin size vermesi için dua ediyosunuz.Biraz mırıldanır çocuğunuz ama siz bi güzel yıkar diker yeni olmasa da yeni gibi yaparsınız ayakkabıyı.Hem bu ay daha fazla temizlenicek ev bulursanız yenisini de alırsınız evladınıza.
Ne zaman bu kadar hissiz aç gözlü insanlar olduk bilmiyorum.Ne zamandır Rabbena Hep Bana der olduk.Eskilerimizi bile vermeye korkar olduk.Malımıza,mülkümüze,paramıza hayatımızı sıkı sıkıya bağlar olduk ne zaman?Ben yoksulluk görmedim çok şükür.Ama yoksul bir aileden geliyorum.Dedem zamanının hatırı sayılır zenginlerindenmiş.Dedem ve amcamın yaptığı silahlar konuşulurmuş heryerde.Babam ben silah yapmak istemiyorum okumak istiyorum diyince evlatlıkdan reddetmiş.Yatılı okullarda kalmış hocalarının yardımıyla okumuş.Bazen anlatır arkadaşlarının aça aça minick olmuş kalemlerini çöpe atınca nasıl gidip aldığını,onlarla yazıp,okuduğunu.Daha sonra hocaları elinden tutmuş ihtiyaç olduğu zaman çağırmışlar öyle öyle okumuş mesleğini eline almış.4 tane çocuğu olmuş iki meslek yapmış.Annemle beraber canla başla çalışmışlar çocuklarını büyütmüşler,yetiştirmişler çok şükür.Zeytinin bizim evde özel bir yeri vardır.Annem,babam ve iki ablam için.O zamanlar babam zeytini bakkalın gazeteden yaptığı küçük külahlar içinde alırmış.Ablamlara da "yarım yiyin midenizi yakar"dermiş çabuk bitmesin diye.Ablamların arasında bir yaş var ikisi de çocuk o zamanlar.Korkar yarım yarım yerlermiş zeytini.Kardeşim ve ben zeytinin çeşit çeşit olduğu zamanı gördük soframızda.Ben bir anneyim şimdi ve onları daha iyi anlıyorum artık.
Babam bazı akşamlar eve geldiğinde anneme,"kızlara ikişer kat kıyafet ayır gerisini yıka,ütüle paketle öğrencilere götürücem,eski olmasın sakın"derdi.Annem kıyafetleri toplarken ablamlar ağlarlardı "daha giymedik bile biz" diye.Daha çok küçüktüm ben ve biz yeni yeni durumumuzu toparlıyoduk.Evimizin tam karşısında MEB in kız yurdu vardı.Haftada en az iki kere ordan öğrenci kızlar misafir olurlardı soframıza.Onların olmadığı zaman üniversiteli öğrenci abilere büyükce sofralar dizilirdi.Cerrahpaşa çocukda okuyan bir abiye ingiltereden eğitim için davetiye gelmişti birgün.Akşam babam eve aldı geldi abi ağlıyo "hocam bu benim hayatımın fırsatı ama bilet param yok gidemicem"diye.Annesi,babası Konya'da karşılayacak durumları yok.Ağbi ağlıyo babam ağlıyo.Ağbi evden ayrılırken babam yarın akşam gel sen bize gene dedi.Ertesi akşam abi geldiğinde yemekten sonra oturdular."gidiyosun Fahrettin al bu bilet paran sen okicaksın,bu da harçlık sana yüzümü kara çıkarma oğlum"dedi.Fahrettin abi babamın ellerine kapandı "Hem hocamsın,hem anamsın,hem babamsın"diye ağlıyo.O ağlıyo babam ağlıyo yerde oturmuş izleyen ben ağlıyorum.Benim babam imam.Kendi memur maaşından çekmiş ogün,cemaatini dolaşmış Fahrettin abi için para toplamış.O gittikten sonrada anneme bu ay biraz sıkışıcaz ona göre dedi.
Fahrettin abi şimdi büyük bir sağlık şirketleri topluluğunun kurucusu ve yöneticisi.Babamın burs verdiği diğer 3 tane öğrencisiyle birleşip sağlık şirketi oluşturdular.İstanbul'un en iyi hastanelerinden 4'ünü onlar kurdular ve yönetiyolar.Babam benim maaşım bana yetmiyo diye açgözlülük yapmadı hiç bir zaman.En kötü zamanlarda bile Allah'ın kendine verdiğinden o da başkalarına verdi.Arkadaşlarının çöpe attığı kalemlerle okuyan çocuk memur oldu.Jelatin kesti kazandığıyla esnaflardan birinin dükkanında küçük bir tezgahta kendi mallarını sattı.Daha sonra kendi dükkanını açtı,kendi konfeksiyonunu açtı vs vs.Ama hiçbir zaman "onlar malarından verdikleri zaman kendilerini zararda görürler" ayetindekilerden olmadı.Annem hiçbir zaman onlara vericeğine eve şunu al,ben bunu giymek isterim demedi.Ve babam 2,3,5,10 derken sayıları devamlı artan üniversiteli gençlere burs yetiştirebilmek için vakıf kurdu.Yüzlerce burs verdiği öğrencileri var.Ve yüzlerce okumuş mesleğini eline almış,Türkiye'nin bir çok şehrinde görev yapan öğrencileri var.Babam hala onlarla konuşurken,gelen mektupları okurken ağlar.Öğrencilerinin babama hocam diyişlerini gördükçe babamın sevgisi kalbime,yere göğe sığmıyo.Böyle bir adama layık olamadığımı düşünürüm hatta.Babamın çeyreği olmak isterim hep.
Ben de şimdi elimden geldiğince yardımcı oluyorum çevreme.Birilerine el uzatmak için açlıktan ölüyo vaziyetine gelmeleri gerekmediğini biliyorum.Hayat şartlarının dengesizliğini,canı çıkana kadar çalışıp eve bir kuru ekmek götürenin yanında,onun yarısı kadar yorulmayıp cebinde iki tane o işçiyi çıkarıcak parası olanın aynı yollarda yürüdüğünü biliyorum.Önce ailemden sonra komşumdan meshul olduğumu biliyorum.Bana verilenin mutlaka paylaşılıcak miktarı olduğunu biliyorum.İstiyorum ki ben babama-anneme nasıl hayransam,nasıl onun yarısı olabilsem diyosam benim çocuklarımda beni böyle görsün.Çocuğumun "öyle pintidir ki çöpünü vermez kimseye lanet olasıca" diye hatırladığı,utandığı bir anne olmaktan korkuyorum.Ben nasıl çocuklarıma yetiyosam başka annelerde yetsin istiyorum.
Hiç bişey yapamıyomusunuz.Evde bir kumbara yapın kendinize.Bozuk para kumbarası.Marketten,pastaneden,ordan burdan cebinizde şangır şangır öten bozuk paraları atın kumbaranıza.1 milyon,500bin gözünüze çok geliyosa 100liraları atın.Bir süre belirleyin ve bir amaç.Mesela 6 aylık bir süre biçin.6 ay sonra burdan çıkan parayla bir çocuğa kazak alınıcak diyin.Veya mahallenizdeki ihtiyacı olan bir eve erzak.Bunu da mı yapamadınız.Çantanızda çikolata,şeker gibi bişey taşıyın.Ama mutlaka taşıyın.Sizin küçümsediğiniz çikolatanın parasını çocuğunun eksiğini almak için kenara koyan biriktiren evler var.O evlerin çocuklarına verin çantanızda ki çikolatayı,şekeri.Ve ne olur unutmayın,birinin ihtiyaçlı olması açlıktan ölüyo olması demek değil.
Bu sene blog hareket günü konusu yoksulluktu.Tüm dünyada blogcular bugün kendilerince yoksulluk adına bişeyler yapıcaklar.Kimisi yazı yazıcak benim gibi,kimisi ingilizce olan canlı yayında yoksulluk adına kelamlar edicek,kimisi çizicek,kimisi reklam gelirini bağışlicak.Herkes elinden geleni yapıcak kısacası.Siz de umarım bu yazıyı okuduktan sonra en azından düşünürsünüz.Daha sonra harekete geçerseniz de ne mutlu size,bize tüm insanlığa :)