Hayata Dair Notlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayata Dair Notlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2008 Perşembe

Digitürke Mim

Sayın DigiTurk PR Departmanı Yetkilisi,
(tabii eğer var ise öyle bir şey :pPp )
Ticari kaygınız nedeniyle istemeden ve farkında olmadan pek çok blog yazarının kişisel özgürlüğünü elinden aldınız.
Bunun beklenen sonucu olarak, an itibariyle, pek çok blog yazarı hem ailelerinin hem de dostlarının Digiturk aboneliklerini iptal ettirmeyi düşünüyor.
Müşteri kitlenizin en üst tabakasında yer alan, sinema paketleri ve yabancı dil kanallarının izleyicilerinin aynı zamanda Türkiye’de en aktif blog kullanıcıları olduğu gözünüzden kaçmaması gereken bir gerçek.
Marka imajınızın özellikle A+ grupta yerin dibine geçtiğinin ve geçmeye devam ettiğinin bilincinde olmalısınız.


* Blogger altyapısının canlı ya da banttan yayın yapmaya imkân tanımadığı,* üçüncü parti servislerden alınan embed kodlar kullanılarak başka bir servis üzerinden sağlanan içeriğe erişim sağlanması yoluyla dağıtıldığı,* yani kendi sunucularında barındırılmadığı herkes tarafından biliniyor.* Buna rağmen Blogger.com’u engelleten güzide birimlerinizin başındakileri işten kovun bence. Bu işi bilen birilerini işe alın!(bu maddeler jazzirti~dan alınmıştır)

Eğer markanızı düşünüyorsanız, ve bu yaptıklarınızdan dolayı üzgünseniz size Sansüre Sansür hareketine ana sponsor olmayı öneririm.
Saygılarımla,

Bir Blog Yazarı
Mimin başlangıç yeri burası.Çileklimin sitede okudum bende bugün.Bu mime herkesi davet ediyorum şimdi bende.

29 Ekim 2008 Çarşamba

Blog Dostluk Ödülleri


Bu ödülü alalı epeyce zaman oldu aslında hiç de beklemediğim bir arkadaşımdan olması daha da mutlu etti beni :) ilk zülbiye arkadaşımdan geldi ödülüm sağolsun :) Sonralardan çilekimden aldım aynı ödülü valla bana gelen ödül bu kadar :) Tam bende birilerine armağan etmek için bloguma girmek için pc başına oturmuştum ki ne yapsam etsem açmadım blogumu.Akşama doğruda bloggerın Diyarbakır bilmemnesi mahkemesi tarafından erişiminin engellendiğini öğrendim.Hepiniz gibi içimde kocaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa bir yuh çektim ilk olarak.Blogcu arkadaşların çoğu adres değiştirdi,başka yerlere taşıdı bloglarını.Yeni adreslerinden kesintisiz yayın yaparlar umarım bundan sonra :) Blogger engeli konusu henüz hala muallakta yalnız.Delil yetersizliğinden dolayı engel kaldırılmış durumda.Yeterli delil bulunduğu takdirde engele devam kararı alınıcak korkarım ki.Digitürkden nefret edenler fan club flan açılmaz yakında hiç şaşırmayın derim :)
Neyse bu konuda o kadar çok konuşldu,tartışıldı edildi burdan daha fazla konuşmak istemiyorum ve ödülümü dostlarımla paylaşma kısmına geçiyorum.Bu ödül bildiğim kadarıyla uluslar arası olan bir blog dostluk ödülü.çileklim,papatya,ayşe gelin,nino,leyya,gönül,feyza,kakaolu pasta,limonlukek,Lama,semaver hepsine de benden önce başka başka arkadaşlar ödülü takdim etmişler ama olsun diyorum :)ve kendilerine tekrardan ödülü yolluyorum.
Ayrıca da aşağıdaki listedeki arkadaşlarıma yolluyorum.Aslında sağ sütundaki bütün arkadaşlarıma yollamak isterim tek tek ama o zaman da biraz abartmış olacağımdan temsili olarak birkaç kişinin linkini veriyorum böyle uzasın gitsin bu güzel ödül diye :)
Ödülü tepine tepine kullanabilirsinizzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzz :))

14 Ekim 2008 Salı

Blog Action Day 2008 - Yoksulluk


ibrahim Sadri - Kirmizi Araba
Yükleyen sayit

Biliyorum ki anne-baba olanlarınız varsa aranızda kalbinizde bir sızı olucak işçi süleymanın acısı.
Ve aslında ben satırlarca yazsamda şiirin yaptığı etkiyi yapmicak.Ben anne olunca öğrendim ki,insan eğer yaşamak için bir sebep sadece bir sebep arasaydı kendine evladının gözlerinin içine bakması yeterli olurdu.Bütün malınızı,sağlığınızı,canınızı,kanınızı,nefesinizi istesin de vereyim diyosunuz anne olunca.Eminim ki babalık da böyle bişey.İşten eve dönerken belki son minibüs paranızı onun sevinç çığlığına verebilirsiniz hiç düşünmeden.Yaşam artık "onun için yaşamak"olur herşeyden önce.
Düşünün ki nefesinizi söküp vereceğiniz çocuk sizden arkadaşının yediği yemekten istiyo.Ama alıp yapıcak paranız yok.Arkadaşının ayakkabılarını gösterip ağlarken,çaresiz başka masallar anlatıyosunuz.O arkadaşının ayakkabıyı eskitip,ucunu patlatıp,kenarını yırtıp bir maçta yenisini istediği zaman annesinden,annesinin size vermesi için dua ediyosunuz.Biraz mırıldanır çocuğunuz ama siz bi güzel yıkar diker yeni olmasa da yeni gibi yaparsınız ayakkabıyı.Hem bu ay daha fazla temizlenicek ev bulursanız yenisini de alırsınız evladınıza.
Ne zaman bu kadar hissiz aç gözlü insanlar olduk bilmiyorum.Ne zamandır Rabbena Hep Bana der olduk.Eskilerimizi bile vermeye korkar olduk.Malımıza,mülkümüze,paramıza hayatımızı sıkı sıkıya bağlar olduk ne zaman?Ben yoksulluk görmedim çok şükür.Ama yoksul bir aileden geliyorum.Dedem zamanının hatırı sayılır zenginlerindenmiş.Dedem ve amcamın yaptığı silahlar konuşulurmuş heryerde.Babam ben silah yapmak istemiyorum okumak istiyorum diyince evlatlıkdan reddetmiş.Yatılı okullarda kalmış hocalarının yardımıyla okumuş.Bazen anlatır arkadaşlarının aça aça minick olmuş kalemlerini çöpe atınca nasıl gidip aldığını,onlarla yazıp,okuduğunu.Daha sonra hocaları elinden tutmuş ihtiyaç olduğu zaman çağırmışlar öyle öyle okumuş mesleğini eline almış.4 tane çocuğu olmuş iki meslek yapmış.Annemle beraber canla başla çalışmışlar çocuklarını büyütmüşler,yetiştirmişler çok şükür.Zeytinin bizim evde özel bir yeri vardır.Annem,babam ve iki ablam için.O zamanlar babam zeytini bakkalın gazeteden yaptığı küçük külahlar içinde alırmış.Ablamlara da "yarım yiyin midenizi yakar"dermiş çabuk bitmesin diye.Ablamların arasında bir yaş var ikisi de çocuk o zamanlar.Korkar yarım yarım yerlermiş zeytini.Kardeşim ve ben zeytinin çeşit çeşit olduğu zamanı gördük soframızda.Ben bir anneyim şimdi ve onları daha iyi anlıyorum artık.
Babam bazı akşamlar eve geldiğinde anneme,"kızlara ikişer kat kıyafet ayır gerisini yıka,ütüle paketle öğrencilere götürücem,eski olmasın sakın"derdi.Annem kıyafetleri toplarken ablamlar ağlarlardı "daha giymedik bile biz" diye.Daha çok küçüktüm ben ve biz yeni yeni durumumuzu toparlıyoduk.Evimizin tam karşısında MEB in kız yurdu vardı.Haftada en az iki kere ordan öğrenci kızlar misafir olurlardı soframıza.Onların olmadığı zaman üniversiteli öğrenci abilere büyükce sofralar dizilirdi.Cerrahpaşa çocukda okuyan bir abiye ingiltereden eğitim için davetiye gelmişti birgün.Akşam babam eve aldı geldi abi ağlıyo "hocam bu benim hayatımın fırsatı ama bilet param yok gidemicem"diye.Annesi,babası Konya'da karşılayacak durumları yok.Ağbi ağlıyo babam ağlıyo.Ağbi evden ayrılırken babam yarın akşam gel sen bize gene dedi.Ertesi akşam abi geldiğinde yemekten sonra oturdular."gidiyosun Fahrettin al bu bilet paran sen okicaksın,bu da harçlık sana yüzümü kara çıkarma oğlum"dedi.Fahrettin abi babamın ellerine kapandı "Hem hocamsın,hem anamsın,hem babamsın"diye ağlıyo.O ağlıyo babam ağlıyo yerde oturmuş izleyen ben ağlıyorum.Benim babam imam.Kendi memur maaşından çekmiş ogün,cemaatini dolaşmış Fahrettin abi için para toplamış.O gittikten sonrada anneme bu ay biraz sıkışıcaz ona göre dedi.
Fahrettin abi şimdi büyük bir sağlık şirketleri topluluğunun kurucusu ve yöneticisi.Babamın burs verdiği diğer 3 tane öğrencisiyle birleşip sağlık şirketi oluşturdular.İstanbul'un en iyi hastanelerinden 4'ünü onlar kurdular ve yönetiyolar.Babam benim maaşım bana yetmiyo diye açgözlülük yapmadı hiç bir zaman.En kötü zamanlarda bile Allah'ın kendine verdiğinden o da başkalarına verdi.Arkadaşlarının çöpe attığı kalemlerle okuyan çocuk memur oldu.Jelatin kesti kazandığıyla esnaflardan birinin dükkanında küçük bir tezgahta kendi mallarını sattı.Daha sonra kendi dükkanını açtı,kendi konfeksiyonunu açtı vs vs.Ama hiçbir zaman "onlar malarından verdikleri zaman kendilerini zararda görürler" ayetindekilerden olmadı.Annem hiçbir zaman onlara vericeğine eve şunu al,ben bunu giymek isterim demedi.Ve babam 2,3,5,10 derken sayıları devamlı artan üniversiteli gençlere burs yetiştirebilmek için vakıf kurdu.Yüzlerce burs verdiği öğrencileri var.Ve yüzlerce okumuş mesleğini eline almış,Türkiye'nin bir çok şehrinde görev yapan öğrencileri var.Babam hala onlarla konuşurken,gelen mektupları okurken ağlar.Öğrencilerinin babama hocam diyişlerini gördükçe babamın sevgisi kalbime,yere göğe sığmıyo.Böyle bir adama layık olamadığımı düşünürüm hatta.Babamın çeyreği olmak isterim hep.
Ben de şimdi elimden geldiğince yardımcı oluyorum çevreme.Birilerine el uzatmak için açlıktan ölüyo vaziyetine gelmeleri gerekmediğini biliyorum.Hayat şartlarının dengesizliğini,canı çıkana kadar çalışıp eve bir kuru ekmek götürenin yanında,onun yarısı kadar yorulmayıp cebinde iki tane o işçiyi çıkarıcak parası olanın aynı yollarda yürüdüğünü biliyorum.Önce ailemden sonra komşumdan meshul olduğumu biliyorum.Bana verilenin mutlaka paylaşılıcak miktarı olduğunu biliyorum.İstiyorum ki ben babama-anneme nasıl hayransam,nasıl onun yarısı olabilsem diyosam benim çocuklarımda beni böyle görsün.Çocuğumun "öyle pintidir ki çöpünü vermez kimseye lanet olasıca" diye hatırladığı,utandığı bir anne olmaktan korkuyorum.Ben nasıl çocuklarıma yetiyosam başka annelerde yetsin istiyorum.
Hiç bişey yapamıyomusunuz.Evde bir kumbara yapın kendinize.Bozuk para kumbarası.Marketten,pastaneden,ordan burdan cebinizde şangır şangır öten bozuk paraları atın kumbaranıza.1 milyon,500bin gözünüze çok geliyosa 100liraları atın.Bir süre belirleyin ve bir amaç.Mesela 6 aylık bir süre biçin.6 ay sonra burdan çıkan parayla bir çocuğa kazak alınıcak diyin.Veya mahallenizdeki ihtiyacı olan bir eve erzak.Bunu da mı yapamadınız.Çantanızda çikolata,şeker gibi bişey taşıyın.Ama mutlaka taşıyın.Sizin küçümsediğiniz çikolatanın parasını çocuğunun eksiğini almak için kenara koyan biriktiren evler var.O evlerin çocuklarına verin çantanızda ki çikolatayı,şekeri.Ve ne olur unutmayın,birinin ihtiyaçlı olması açlıktan ölüyo olması demek değil.
Bu sene blog hareket günü konusu yoksulluktu.Tüm dünyada blogcular bugün kendilerince yoksulluk adına bişeyler yapıcaklar.Kimisi yazı yazıcak benim gibi,kimisi ingilizce olan canlı yayında yoksulluk adına kelamlar edicek,kimisi çizicek,kimisi reklam gelirini bağışlicak.Herkes elinden geleni yapıcak kısacası.Siz de umarım bu yazıyı okuduktan sonra en azından düşünürsünüz.Daha sonra harekete geçerseniz de ne mutlu size,bize tüm insanlığa :)


2 Eylül 2008 Salı

Seri Katil Modu!

İnatla zorluyorlar birileri.Çok sabırlıyım evet ama bıçak da kemiğe dayanalı çok oldu.Kemiği oymaya başladı hatta daha ne kadar dayanır içimde ki seri katil ruhlu yaratık bilmiyorum.Doktorun da beni kafaya aldığını düşünmeye başladım.6. hapı içicem ama hala kesinlikle pozitif düşünemiyorum.Zaten en başından beri hapın düşüncelerimi değiştireceği yönünde koca koca şüphelerim vardı.Böyle giderse doktoru da listeme eklemek zorunda kalıcam.Şaka şaka içimdeki seri katil aynı soydan olanları biçmeye programlı diğer adem evlatlarına sevgi besliyoruz :) Dün çocuklar uyurken sigara böreği sararyım dedim börekleri sararken gözümün önüne testerenin,karın deşen jackin,hannibalın,fleet sokağının şeytan berberi filminin en kanlı,en kesmeli doğramalı sahneleri geldi.Sonra onlardan esinlenerek kendime kısa bir film çektim hayalimde.(ilaç işe yaramıyo demiştim).Bugün benim bu hallerimden habersiz olan katli vacip,hatta farz,hatta ve hatta katline 100 şehit sevabı verilicek olan yaratıklar gene sinir sistemimi yüksek gerilim hattına çevirdiler.Korkuyorum böyle giderse bu saydığım filmlerden ortaya karışık bi yaratık çıkıcak.İşte o zaman tarihin en büyük vahşetine şahit olacak millet.
Not:Korkmayın zararsızım hahaha
(korkması gerekenler burayı okuyosa ülkeyi terk etmişlerdir zaten artık ay inşallah okuyolardır :D )
Bring Me To Life - Evanesce

30 Ağustos 2008 Cumartesi

Naum Paşa Konağı


Daha önce bu mekandan bahsedeceğimi söylemiştim.Naumpaşa Konağı şimdilerde yeni bir adı daha var Gani Gani.Beyoğlunda barların arasında kalmış anadolu mutfağını ve anadolu kültürünü yaşatmaya çalışan bir mekan.Bunda da gayet başarılılar.İlk defa eşimle bu mekana gittiğimizde birsürü barın arasından geçerek içkisiz vede otantik bir mekana ulaşacağımıza inanmamıştım.Barların arasından eşimi takip ederken arkasında söyleniyodum iyimisin sen burda ne arasın içkisiz vede otantik bi yer diye.Eminim sizde aynı duygularla gidiceksiniz :)
Tahmin edersiniz ki göründüğü gibi mumlar eşiliğinde bir ortam yok :) Ama mumlara gerekte yok zaten.Mekan köyünüzde ki babannenizin,dedenizin evinde gördüğünüz,oralarda kullanıldığına şahit olduğunuz eşyalarla dekore edilmiş.Biz eşimle bil bakalım bu ne işe yarar,nerde kullanılır bilgi yarışması düzenliyoruz kendi aramızda her defasında :)Üst iki kat arasında ki merdiven boşluğunda düşünülmüş güzel bir yapay şelale.Her zaman şarıl şarıl su akar vaziyette olmasa da güzel görüntü :)



İlk iki kat oda oda ayrılmış.Seki odası,avcı odası,gelin odası gibi isimlendirilmiş.Odalarda da isimlerini çağrıştıran eşyalar mevcut.




Odalarda yemek yemeyi tercih ederseniz her odanın önündeki basamakta ayakkabılarınızı çıkarmanız gerekiyo.Daha sonra bu rahat yer minderlerinde ister bağdaş kurun,ister uzatın ayaklarınızı keyfinize bakın.Hangi odayı seçerseniz seçin uzun vede keyifli vakit geçireceksiniz.


Ben yer sofrasına alışık değilim,hayatta bağdaş kurup oturamam derseniz üst iki kat masalı düzende hizmet veriyo.Gene otantik bir dekorasyon eşliğinde :)






http://www.naumpasakonagi.com/ adresinden gitmeden önce menüyü inceleyebilir,fiyatları da görüp gruba bir iki kişi daha ekleyebilirsiniz bile belki :) Biz gittiğimiz zaman Karışık ızgara veya Naumpaşa spesialini tercih ediyoruz.Porsiyonları gayet bol bir porsiyon karışık ısgara ile iki kişi rahat rahat doyabilir.
Ayrıca odaları geniş olduğu için vede bir ev ortamı rahatlığı sağladığı için çocuklarınız da keyifli zaman geçirecektir.Küçük çocuklarınızı uyutup geniş minderlerinden yataklar yapabilir o gözünüzün önünde uyurken rahatca vakit geçirebilirsiniz.
Gitmeği düşünenlere iyi eğlenceler :)






17 Ağustos 2008 Pazar

Yıldızlara Göre Anneperi :)


Canım,cicim,bidenem çilekli sütüm bana kısa bir horoskop analizi yapmıştı günün birinde :) Kendisini nerden tanıyoruz? http://www.birkafadanherses.com/ adlı tatlı sert blogundan tabiki :) Şimdi çileklimin çıkardığı horoskopdan yola çıkarak beni tanıyalım.Ben beni tanıyorum da siz tanıyın :)


Güneş, Ay, Mars ve Merkür Burcun:Yengeç Venüs Burcun:Aslan


Oldukça anaç, aileni, vatanını, evini çok çok seven birisin ve yumuşak huylu mülayim bir o kadar da ilgili ve disiplinli bir eşe sahipsin muhtemelen.
Bir çok kişinin sırlarını paylaşıyor olabilirsin. İnsanlar sana gelip dertlerini, sevinçlerini rahatlıkla paylaşabilir. Ve rahatlarlar. Psikolog gibi bir etkin olabilir çoğunda. Çünkü Yengeç burcunda tam 4 gezegenin var. Ve yanlış tahmin etmediysem yükselenin de Yengeç çıktı (saati 04:30 aldım) [sonradan beni birebir tanıyınca karar verdik ki yükselenim aslan benim :) ]İnsanları anlama ve onları onlara anlatma, dertlerini bulup tespit edip çözümler üretebilme yeteneğin olabilir.[terzi söküğünü dikemezmiş ya burda onu görüyoruz :) ]
Teknolojiye, elektroniğe düşkün biri olabilirsin. İkili ilişkilerde; “saygı ve akıl” senin için çok çok önemlidir. [Allah herkese akıl fikir vermiş.Bunu kullanmayanlara tahammülüm yok evet.Saygıya da çok önem veririm.İkili ilişkilerde önceliğim saygıdır.Saygısız biriyle kim olursa olsun,ne olursa olsun muhattap olmam,olamam.Saygısızlık ettiğim de nadir görülmüştür.Eğer birine saygısızlık ettiysem zaten saygıyı hak etmeyen biridir ve beni kesinlikle çok zorlamıştır!]Övülmeyi seversin, sevilmediğini düşündüğün an hayata küsecek kadar yalnız hissedebilirsin kendini. Karamsarlığa dikkat etmelisin.[Övülmeyi kim sevmezzz :) sevilmediğimi düşündüğüm zaman üzülürüm evet ama sevdiğim değer verdiğim kişi tarafından sevilmiyorsam.Zaten ben severim herkesi böyle sevgi dağıtıcısı gibi bişeyimdir :) Beni 1 seveni ben 5 sevmişimdir hep.]
Alkışlanmak ve ilgi senin için çok önemlidir. İnsanlara sıcak ve cömert bir yaklaşım sergilersin. Dost canlısısın ve gezmeyi seversin.[Evet alkışlanmak,takdir edilmek çok önemlidir.Çünkü günlük hayatta ince eleyen sık dokuyan bir tipimdir.En ufak detaylara kadar düşünür,dört dörtlük olması için yaptığım işin kendimi paralarım.E ondan sonra da alkış beklicem tabi hakkım :) Karadenizliyiz biz karadenizlilerin geneli sıcak,neşeli,dost canlısı,kıpır kıpır insanlardır zaten.Ben de öyleyim.Küçüklüğümden beri çok cömert oldum hep elde avuçta ne varsa verirdim.Annemlerin aldıkları yeni bebekleri ilk günden arkadaşlarıma dağıttığımı bilirim :) Büyüdüm annemin ne paralar döküp yaptırdığı dantelleri dağıttım arkadaşlarıma.Ben evlenmicem yaptırmayın bişe işte dedikçe annem yaptırırdı.En son annemin gözünün içine baka baka bir akrabamıza kıymetli bir dantel vermiştim.Kahroldu kadın da bişi diyemedi tabi :)) Daha sonra ne oldu nişanlandım çeyiz hazırlığındayız kardeşimin çeyizlerine göz koydum tabi :) Onu da ver bunu da ver diye :))]Konuşmak konusunda baya baya iyisindir Kendini çok iyi ifade edebilirsin.
Asla haksızlığa gelemezsin, hakkını çok iyi korursun hatta başkalarının haklarının yenmesine de göz yummazsın. İyi bir savunma yeteneğin olabilir Sanatsal anlamda bir yeteneğin olabilir. Örneğin; tiyatro, sahne sanatları gibi.
Gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi çok seversin. Farklı kültürler ve yabancılar aşırı ilgini çeker. [Evet baya baya iyi konuşurum bu geveze dediklerindenim :) Veli toplantılarında hocalarımın benden şikeyetleri; çok konuşuyo,dersi kaynatıyo ve bu kız çok gülüyo idi :)Haksızlığa hayatta gelemem öleyim daha iyi.Hakkımı mutlaka korurum sonu ne olursa olsun.Lisedeyken okula maddi destek sağlayan psikopat,ruh hastası bir hocamız vardı.Adam derslere su tesisatlarında vs kullanılan kalın borular vardır ya onlarla girerdi aşağılık derslere.Başarısız olanları da çok pis döverdi onunla."dayak cennetten çıkmadır"derdi.Dersim çok iyi olduğu halde kızların dayak yemesine tahammül edememiştim birgün.Derste hata yapmak benim için çok zor oldu düşünün artık ama yaptım."Aç ellerini "dedi."Açamam"dedim.Diretti o da."Bana vurmaya hakkınız yok vuramicaksınız açmıyorum"dedim.En önden ikinci sırada oturuyodum en arka sıraya kadar sürüklerek süper bir dayak yedim.Hocayı itiyorum ama gücüm yetmiyo öküze.Ders bitti müdür katındayım avazım çıktığı kadar bağırıyorum.Ablamlar geldi yanıma sesimi duyup üst katta ki sınıflarından "akşam babamla görüşüceksiniz"dediler onlar da okuldan çıkış zamanı.Herif dayak atmakdan öyle zevk alıyo ki sırıta sırıta çıkıyo okuldan.Görüşücez dedim bu son sırıtışın senin.Dava açtık sınıf olarak.Müfettişler geldi okula bütün hocalardan bizim sınıfa baskı var.Yapmayın haklısınız ama okulun adını kötüye çıkarmayın.Müdür tamam hocayı atıcaz okuldan vazgeçin."hayır dedim zamanında göz yummayacaktınız"Bu sefer sınıfta bırakma tehditleri geliyo bana ve bir iki arkadaşa.Vazgeçmedik!Hoca meslekden uzaklaştırıldı.1 senelik maaşı kadar para cezası ödedi ayrıca.Hoca eşyalarını toplamaya okula geldi topladı bahçeden defolup gidicek.Milleti topladım bahçe kapısındayız koro halinde şarkı söylüyoruz
"fincanı taştan oyarlar anam oyarlarrr
Haskırışı da böyle kovarlarrrrrrrrrrrrrrrr "
(son satırı başka şekilde de söyledik de boşverin siz :D )
Yaaa işte böyle :) Önce ki postta rapor alıcam yazmıştım.Arkadaşlar ciddiye almışlar :) Psikiyatriste gidiyorum diye deli demiyorum kendime merak etmeyin.Espirisiydi işin ama az var delilik,uçuk kaçıklık hepten de yalan değil :) Neyse tanıyın siz beni severseniz garantili söz söylüyoruz burda :)

cileklisut bitanem çok teşekkürler sana da bebeşim :)