aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2010 Salı

Aşka mı küstünüz?

Aşka küsülür mü?İnsan ruhunun ihtiyacı olan sevgi, ihtiyaç listemizde buzdolabından sonra gelmektedir.

Bedenin içinde sevgi bulunmayan bir beden neye yarar, bunu düşünmeyiz. Aşkın ruhumuz üzerindeki etkileri, bizi dönüştürdüğü haller gözümüze görünmez. Sevgisiz bir insan, gerçekten yaşıyor sayılmakta mıdır?

Aşk vücudumuza nasıl bir etki yapar? Bilim bunu tüm ayrıntılarıyla açıklamıştır. Hormonal dengeler, vücut salgıları, hepsi aşkın askerleri gibi çalışmaktadırlar.

Beni ilgilendiren kısmı, bu bedensel tepkinin, insanın kimliğinde, ruhunda ve görünüşünde bıraktığı etkilerdir. Bir kalp sevmeyi öğrendiğinde, onun için dünya farklı bir yer olmaya başlamıştır.

Aşık bir insanı uzaktan bakarak bile tanımak mümkündür. Hatta, etrafına neşe saçan, parlayan gözlerle bakan birini gördüğümde, aşık olup olmadığını sormak gelir içimden. Aşk, insana her kıyafetten fazla yakışır.

Seven insan yaşama değişik gözlerle bakar. Her sabah aynı yoldan, aynı saatte işe giden biri, aşık olduktan sonra o yolda bulunan kaldırım kenarı çiçeklerini görür. Denizin rengi, güneşin doğması, çocukların kahkahaları artık onun için hayatın güzelliğinin ispatı gibidir.

Aşık insan her açıdan etrafına daha farklı davranır. İş yerindeki veriminden tutun da, dostlarına, ailesine gösterdiği tavırlara kadar her şeyi değişir.  Empatiyi öğrenir. Karşısındakini daha az yargılar.

Aşkın her hali güzeldir ancak bir insanın değiştiğini görmek ve buna tanık olmak, aşkın ispatı gibidir. Her konuya kötümser yaklaşan biri, aşık olduğunda daha keyifli ve mutlu biri haline gelir. Aşkın hastalıkları iyileştirdiği bir rivayet değildir.

Yalnız burada şu önemli noktaya dikkatinizi çekmek isterim. Sevginin ve aşkın adını kötüye çıkaran insanlardır. İlişkilerin karışık ve çözülemez oluşu, sevginin ya da aşkın suçu değildir. İnsanlar, bir ilişkiye başladıklarında, beklenti ve çıkarı da o birlikteliğin içine sokarlar. Sevgi, kötü niyetin yaşadığı yerde nefes alamaz.

Aşk, insana verilmiş en değerli hediyedir. Herkesin onu boynunda pırlanta bir kolye gibi taşıması gerekir. Aşka küsenler ve inanamayanlar, sevgiye değil, kendilerine ve seçimlerine kızgın olmalıdırlar. Hayat bizim seçimlerimizden oluşur. Yaşam derslerini öğrenmemiz için karşımıza çıkan kişiler, bize mutlaka bir şey anlatmışlardır. Önemli olan bunun farkına varıp varmadığınızdır. Aşka küsmeyin, bizler ne kadar kirlenmiş olsak da, aşk bir umutla hala aramızda gezmektedir. Belki de yarın sizin karşınıza çıkar, belli mi olur?

Kaynak:Ensonhaber.com

4 Nisan 2010 Pazar

Harika bir flört için 15 öneri

Aşağıda verilmiş olan 15 mükemmel öneri istediklerinizi elde etmeniz konusunda size yardımcı olacaktır.

Mükemmel flört için 15 öneriMükemmel flört için 15 öneri.

Flört bir sanattır! Ve sadece erkeklerle flört edilmez. Hayatınızdaki herkesle uyumlu bir ilişki yaşamak istiyorsanız onlarla küçük küçük flört edin. Örneğin komşunuza çiçekleri sularken yardımcı olun, annenize ne kadar zayıf göründüğünü söyleyiniz.



İlişkilerinizde karşı konulamaz cazibenizle partnerinizin başını döndürüyor olabilirsiniz, ama bu gücünüzü hayatınızın diğer alanlarına yansıtamıyorsanız, tahmin ettiğinizden daha fazla şey kaçırıyorsunuz demektir. Erkekler, kız arkadaşlarınız, patronunuz, çocuklar, hatta köpeğiniz bile sizin çekim alanınızda olmalı.

HEM EĞLENCELİ HEM CESUR
Sevginizi ve hoşgörünüzü cömertçe sergilemeniz, yalnızca insanların üzerinde olumlu bir etki bırakmakla kalmayacak aynı zamanda hayatın her alanında istediklerinizi elde etmeniz konusunda da size yardımcı olacaktır. Flört, sanıldığı gibi yalnızca kadınerkek ilişkisinden ibaret değildir. Çok farklı biçimlerde de karşınızdakini etkileyebilirsiniz. Gündelik yaşantınızda, etkileyici bir gülümseme ve biraz samimiyetle, karşınızdakileri kendinize hayran bırakabilir ve sizin için ellerinden geleni yapmalarını sağlayabilirsiniz. Cosmopolitan dergisi, birilerinin kalbini kazanırken dekoltenizi ikinci plana atacak en eğlenceli ve en cesur ipuçlarını 50 maddede topladı. Burada sadece 15 maddesini görebileceğiniz yazının tamamını Cosmopolitan'dan okuyabilirsiniz.

İnsanları çekim alanınıza alın

1- Sevgilinizin patronuyla tanışmak üzere gittiğiniz yemekte; tokalaşırken, iki elinizi de kullanarak karşı tarafın elini kavrayın. Bu etkili jestle samimiyetinizi gösterin.

2- Alışveriş için gittiğiniz mağazadaki satış görevlisini görür görmez isteklerinizi sıralamak yerine, ona ne kadar enerjik göründüğünü söyleyin.

3- Komşunuz bahçesinde çiçeklerle uğraşırken yardım etmeyi teklif edin. Böylelikle yazın tatile çıkarken, komşunuz çiçeklerinizle ve evinizle ilgilenmeyi teklif edecektir.

Yakışıklıları etrafınıza toplayın

4- Erkeklerle dolu bir odada sıra beklerken bacak bacak üzerine atın, arkanıza yaslanın ve saçlarınızla oynamaya başlayın. Bakışların size yönelmeye başladığını hissedeceksiniz.

5- Arkadaşlarınızla gittiğiniz barda müzik dolabının yanında içkisini yudumlayan yakışıklı çocuğa, şarkı seçerken fikir danışın.

6- Maç yayınlayan bir bara gidin ve heyecanla maç izleyen fanatiğe hangi takımı tuttuğunu sorun. Böylelikle ilerleyen dakikalarda, birlikte tezahürat yapma fırsatı yakalayarak onunla iletişim kurabilirsiniz.

7- Yakın bir erkek arkadaşınıza hediye seçerken, mağazadaki en seksi satış elemanını gözünüze kestirerek ondan yardım isteyin.

Çevrenizle ilişkinizi güçlendirin

8- Utangaç bir kız arkadaşınızı, bir türlü açılamadığı yakışıklının duyabileceği şekilde övün, bol bol iltifat edin.

9- Annenize, son günlerde daha fit göründüğünü söyleyerek, kilo verip vermediğini sorun.

10- Büyükannenize hiçbir neden yokken en sevdiği çiçeklerden yaptırıp yollayın.

11- Arkadaşlarınızdan tavsiye isterken, sizi tamamen anlayıp, yardım edebilecek olan nadir insanlardan olduklarını söyleyin.

Erkek arkadaşınızı ateşlendirin

12- Sevgilinizle akşam yemeğindeyken dudağınızda kalan kırıntıyı temizlemek için, peçete yerine dilinizi kullanın.

13- Rafın tepesinde duran ağır kutuyu indirmek için sevgilinizden yardım isteyin. Bunun için onun güçlü kollarına ihtiyacınız olduğunu söyleyebilirsiniz.

14- Sevgilinizle birlikte uykuya dalmadan önce, başınızı koluna yaslayın. Ona yavaşça sarılırken, kol kaslarına dokunarak mırıldanın: "Mükemmel!

15- Bir gün dışarı çıkarken süper mini bir etek giyin. Gittiğiniz yerde merdivenlerden çıkarken, arkanızdan gelen sevgilinizin sizi gözleriyle takip etmesine izin verin.

18 Mart 2010 Perşembe

Erkekseniz ''seni seviyorum'' der misiniz?


Seviyorsunuz ama söylemiyorsunuz! Başınız büyük belada:)

Sürekli birilerini sevme ihtiyacı duyarız. Sevildiğimizi duyabilmek, başka biçimiyle de "onay" almak için elimizden geleni yaparız. 
 Sonra da "bu kadar sevdiğim bir insan, bana nasıl böyle bir kötülük yapar" diye küçücük bir haksızlığa uğradığımızda acılar içinde kıvranırız. Her insanın sevgiye, sevildiğini hissetmeye ihtiyacı vardır.  Sevgilisi ya da önemsediği insanlar tarafından sevildiğini hisseden kişi nasıl da ayaklarının üzerinde "güçlü" durur. Sevginin verdiği "başı dik" duruştur bu.
"Bana hep sevdiğini söyle!" 

Kadınlar durmadan tekrarlanmasını isterler sevgi sözcüklerinin. Erkeklerin böyle bir sorunu yoktur, çünkü her aklımıza geldiğinde söylediğimizden bizden bolca duyarlar bu sözleri. Sakın bundan yakındığımızı düşünmeyin, tam tersi insanların yeme içme ihtiyacı gibi sevgi sözcüklerine de ihtiyacı var. Biz her "Seni seviyorum" dediğimizde, evet seviyoruz ama "Sen de beni seviyor musun?" sorusunu da yanında sorarak ve cevabını bekleyerek. Bu kendimize güvenmediğimizden, karşımızdaki kişinin bizi sevip sevmediğini kontrol etmek ya da sevdiğini bilmediğimizden değildir; yalnızca "Hayatımdan memnunum, senin de memnun olmanı istiyorum ve elimden geleni yapıyorum"un cevabını alabilmek içindir. 


"Sevgine ihtiyacım var!" 

Nasıl yetiştirildiğimizi bir düşünün; aileni memnun etme, hayaller, aşk dolu Türk filmleri, eşini memnun etme, çocuklarını sevme, koruma, bolca fedakarlık, fedakarlık... Tamam erkekler de bu "memnun etme"lerle yetişiyor ama onlar "maddi memnuniyetler" aşılanarak büyüyorlar. İhtiyaçlarımızı karşıladıkları ölçüde sevgilerinden de emin olmamızı bekliyorlar ve bu onların sevgilerinin kanıtı haline geliyor. Ah, bir bilseler insanın sevildiğini duymak ya da birine sevdiğini söylemek kadar ihtiyaç duyduğu başka şey olmadığını...
"Sevdiğimi gösteriyorum ya!" 

"Sevmiyorum durmadan bunu kodlamayı, sana sevdiğimi göstermek daha çok hoşuma gidiyor." Bu da erkeklerin ağzından sıkça duyduğumuz bir cümle. Evet, haklılar da... Sevgiyi duymak kadar hissetmek de çok önemli. Ama, o sihirli iki sözcük var ya, dünyaya bedel geliyor insana. Stresli, yorucu bir günün ardından ya da hayatınızda her şey yolunda giderken size gönderdiği bir öpücük, size sarılması yanında, gözlerinizin ta içine bakarak "Seni seviyorum" demesini istemez misiniz?

"Bir türlü istediğim gibi davranmıyor!" 

Bambaşka iki kişilik, farklı hayatlar... Bir araya gelip, uzlaşmak o kadar kolay mı? Doğrularınız arasında ortayı bulmak, onu olduğu gibi, günahıyla sevabıyla kabul etmek... Zor, çok zor... Birini sevdiğimizde, onun kendi hayatına dair, bizim pek de görmek istemediğimiz huyları, davranış biçimleri bizi nasıl da huzursuz eder. Asla onun da kendine ait bir dünyası olduğunu kabul edemeyiz. Her şeyi kendi açımızdan düşünür, "ben bu durumda şöyle yapardım" der, onu suçlarız. Sıklıkla da, onda gördüğümüz hatalar, zaten bizde varolanların yansımalarıdır; karşımızdaki kişi aracılığıyla kendimizi eleştiririz. Başkalarına kusur bulmak ne kadar da kolay değil mi? Kendimize olan güvenimiz azaldığı ölçüde, mükemmel bir ilişki arayışımız da artar. Çünkü böylece, mükemmel bir insan seçerek kendimize olan güvenimizi telafi yoluna gideriz. Aslında mükemmel gördüğümüz biri tarafından seçilmek içindir bütün yapılan.
"Yoksa ben deli miyim?" 

Bazen bu olasılığı bile gözönünde bulunduruyoruz! Çünkü paranoya paranoya paranoya... "Neden böyle söyledi, neden ben öyle dediğimde böyle söylemedi, bana niye öyle nefret edermiş gibi baktı, ben olsam böyle derdim, eyvaaaah bize neler oluyor?" Asıl size neler oluyor? Şöyle derin bir nefes alın, arkanıza yaslanın. Her şey yerli yerinde. Ama, o iki sihirli sözcüğe bağlı...

Madem seviyorsunuz, söyleyiverin. Bir düşünün bütün gün ne sözcükler sarfediyorsunuz. İki güzel kelimenin lafı mı olur.

8 Mart 2010 Pazartesi

Kıskanmak sevgiyi mi gösterir?


Kıskançlık her ne kadar aşkın ifadesi olarak görülüp 'seven insan kıskanır' denilsede görülse de aslında kıskançlık, kontrol ve sahiplenme duygusu ile kaybetme korkusundan kaynaklanır. Aşağılık kompleksi olan insanlar daha kıskanç bir davranış sergiliyor, hatta şiddet bile uyguluyor...




Uzm. Psikolog Aslıhan Tokgöz Tozlu, kadın erkek ilişkilerinde kıskançlığın sebeplerini anlattı.


Yakın ilişkilerde, evlenme ya da sevgili bulma isteği ile ilişkileri sürdürmenin en önemli sebeplerinden biri, kişiye ait olma duygusunu yaşatması ve özgüvenini yükseltmesidir. Ayrıca olumlu benlik anlayışı da eşler tarafından desteklenir. Sonuç olarak eşlerimizin bizim yerimize başka birini koyduğunu gördüğümüzde ait olma duygusunu ve olumlu benlik anlayışımızı kaybetme tehlikesi yaşarız. Bu da kıskançlığın ortaya çıkmasına sebep olur. Kıskançlık gıpta ettiğimiz bir takım kişisel özelliklerle daha fazla ateşlenir, çünkü bizden daha etkili ve hayranlık duyduğumuz özelliklere sahip olan kişileri daha çok kıskanırız. Genel olarak kadınlar çekiciliğe ve popüler olmaya gıpta ile yaklaşırken, erkekler güç sebep olur ve zenginliğe gıpta ederler.


Aşağılık kompleksi daha fazla kıskanç yapıyor
Bazı insanlar diğerlerine göre daha fazla kıskançlık yaşarlar. Mesela aşağılık kompleksine eğilimli kişiler genelde kendilerini güvensiz ve yetersiz hisseder, bu yüzden de ilişkilerinde eşlerini devamlı kıskanırlar. Aynı zamanda kişinin gerçek ben (sahip olduğuna inandığı özellikler) ile olmak istediği ben (sahip olmak istediği özellikler) arasında büyük farklılıklar varsa yine bu kişi de kıskanmaya eğilimlidir.


Zenginliğe, üne, popülerliğe ve fiziksel çekiciliğe önem veren kişiler de ilişkilerinde kıskanmaya yatkındır.


Kıskançlık evlilikte dayak nedeni
Evliliklerde ve beraberliklerde fiziksel şiddetin sebeplerinden biri sıklıkla kıskançlıktır. Bu tür ilişkilerde şiddet genelde üçüncü kişiye değil de eşe veya sevgiliye uygulanır. Kıskançlık konusunda kadınlar ve erkekler birbirlerinden farklı davranırlar. Kadınlar, kıskançlık duygularını kabul ederken, erkekler genellikle inkâr ederler. Kadınlar eşlerinin bir başka kişiyle duygusal yakınlaşma olmadan sadece cinselliği yaşamalarını, ilişkilerini sürdürmek uğruna tolere edebilirken, erkeklerse eşlerinin cinsellik olsun ya da olmasın karşı cinsi beğenmelerini bile kıskanırlar. Ayrıca kıskançlık ortaya çıktığında kadınlar genelde kendilerini suçlarken, erkekler kıskançlıklarından dolayı tipik olarak eşlerini veya üçüncü kişiyi suçlarlar.





16 Şubat 2010 Salı

Aşık olan kadınlar daha kolay kilo alıyor

Aşık olan kadınlar daha kolay kilo alıyorEvli veya erkek arkadaşlarıyla birlikte yaşayan bayanlar, diğerlerine göre daha çok kilo alıyor !

Kadınların doğumdan sonra kilo alma eğiliminde oldukları bilinir, ama şimdi yeni bir çalışma, çocuk doğurmasalar da erkek arkadaş ya da kocalarıyla birlikte yaşayan kadınların, diğerlerine göre daha çok kilo aldığını göstermekte.


Diğer değişkinler de göz önünde bulundurulduktan sonra yapılan hesaplara göre, ortalama 64 kilo olan bir kadının 10 yıllık kilo artışının eşli ve çocuklu kadında 9 kilogram olarak hesaplandı. Eşi olan ama çocuğu olmayan kadınlarda bu artış 7, çocuksuz ve eşsiz kadınlarda ise 5 olduğu hesaplandı.

Çocuğu olup eşi olmayan kadınların sayısıysa istatistikî açıdan bir veri edilmeyecek kadar küçük. Bir eşin metabolik değişim yarattığına inanmak için bir neden yok. Bu nedenle eşi olan çocuksuz kadınların kilo alması neredeyse kesinlikle davranışlardaki değişimden kaynaklanıyor. Dahası, 10 yıllık süreyi kapsayan çalışmada tüm kadınların düzenli olarak kilo aldıkları da görüldü. Ancak bu da hamile kadınların neden çok kilo aldığını açıklamıyor.

Avustralya'daki Queensland Üniversitesi'nde biyoistatistik profesörü ve araştırmanın lideri Annette J. Dobson, fizyolojik değişikliklerin kilo artışında bir payı olabileceğini söylüyor. "Kadın vücudu hamile kalınca kendisini kilo artışına ayarlıyor olabilir" diyen Dobson, "Hamile kadınların metabolizmaları geri döndürülemez bir biçimde ayarlanıyor olabilir" diye ekliyor. Yaklaşık 6 bin Avustralyalı kadın üzerinde yapılan çalışma, 2006 yılında biten 10 yıllık bir dönemi kapsıyor. Başlangıçta denekler 18-23 yaşları arasında kadınlardı.

Her kadın kilo, boy, yaş, eğitim seviyesi, fiziksel aktivite, sigara içip içmediği, alkol tüketimi, ilaç tedavisi ve geniş kapsamlı başka sağlık ve bakım konularındaki 300 soruyu kapsayan bir anketi periyodik olarak tamamladı.

Amerikan Koruyucu Tıp Dergisi'nin (American Journal of Preventative Medicine) Ocak ayı sayısında yayınlanan çalışmanın sonu geldiğinde, kadınların yarısından fazlası yüksek okul mezunuydu. Yaklaşık dörtte üçü eşli ve yarısının en az bir çocuğu vardı. Hemen hepsinin kilo artışı ilk bebekle birlikte gelmişti ve sonraki doğumlarsa kilo üzerinde daha az etkili oldu. Çalışmanın sonunda başlangıca göre daha az kadın sigara içerken, alkol daha fazla tüketiliyordu.

Öte yandan egzersiz yapmayan ve çalışmayan kadınların sayısında artış oldu. Ama sonuçlar tüm bu faktörlere göre ayarlandığında bile, kilo artışındaki farklılıklar kaldı. Bu araştırmaya sadece kadınlar dâhil edildi ama daha önceki bir çalışma çocuklu erkekler arasında obesitenin arttığını ortaya koşmuştu.

Utah Üniversitesi Epidemiyoloji Bölümü'nden doçent doktor Maureen A. Murtaugh, "Bu ilginç bir çalışma ve bazı önemli noktaya temas ediyor" diyor. Murtaugh, belki de eskiden daha aktif bir sosyal hayata sahip olmanın eşli kadınların kilo almalarını açıklayacağını ileri sürüyor. Murtaugh şöyle açıklıyor, "Bir restorana gittiğinizde 1 metre 82 santimlik bir adama verilen porsiyonla bana verilen porsiyon aynı. Ama ben 1.67 boyundayım ve 20 kg daha zayıfım."

10 Ekim 2009 Cumartesi

Aşk için neler gerekli?




Aşk için neler gerekli
Araştırmalara göre ilk 30 saniye bir ilişkinin yaşanıp yaşanmayacağını anlamak için yeterli bir süre.



Kadının olumlu sinyaller vermesi halinde erkeğin hatalı bir davranışı ilişkinin başlamadan bitmesine neden olur.


İşte çiftlerin birbirlerinde aradıkları özellikler:   

Espri yeteneği: Bir kadını veya erkeği güldürebilmek, kalbinin yarısını da kazanmak demektir. Espri yeteneği çok hafif ama etkili bir silah, küçük ama her şeyi bir anda değiştirebilecek bir detaydır. Zekice yapılan espriler, sohbetin samimileşmesini sağlayacak en etkili yöntemdir.


Gülümseme: Kadınların erkeklerde aradıkları en önemli özelliklerden biri de güleryüzdür. Gülümseme, sizi çekici kılan unsurlardan biridir. Yüzünüzü aydınlatan sıcak bir gülüş, onu elde etmenizi sağlayacaktır. Sonuç, kesin ve çabuktur. Üstelik gülümsemeniz sizin ne hissettiğinizi bütün kelimelerden daha iyi anlatır. Eğer mutluysanız, birinden hoşlanıyorsanız, aşıksanız veya onun için deli oluyorsanız, bunu tek kelime bile etmeden sadece bir gülümseme ile ilan edebilirsiniz.


Doğallık: Bütün çekiciliğinizi olduğunuz gibi gösterebilirseniz, yani doğal olabilirseniz, kesinlikle karşınızdakini etkileyebilirsiniz. Hayatı ve insanları sevmek, yaşam enerjisi ve heyecan erkekleri de kadınları da çeker. Üstelik hiç çaba sarfetmeden, doğal bir şekilde...


Sürprizler: Kadınlar ve erkekler sürprizlere bayılırlar. Özel günleri fırsat bilip, ona mutlu olacağı hediyeler armağan edin. Vereceğiniz hediyenin içine romantik bir şiir ya da aşkınızı esprili bir şekilde ifade edecek minik bir kart eklemeyi de unutmayın. Ne kadar etkili olduğunu göreceksiniz.


Doğru hediyeler: Kadınlara ve erkeklere en doğru hediyeyi seçmek, onun kalbini onikiden vuracaktır. Kadınları çiçek, parfüm ve güzel ambalajlanmış bir çikolata etkileyeceği gibi, erkekleri ise kalem ve kravatla etkileyebilirsiniz.