diyet zayıflama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyet zayıflama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2010 Pazar

Kalori hesabından vazgeçin!

konu baslikGün içinde almanız gereken kalori miktarına odaklanarak kendinizi kısıtlamaktan vazgeçin. Çünkü kalori hesabı sizi strese sürükleyebilir, bu da diyetinizi amacından saptırabilir.

Sayılarla arası olmayanlara iyi bir haberimiz var. Zayıflamak için artık gün içinde almanız gereken ve gün boyunca yediğiniz her şeyin kalori miktarını tek tek hesaplamak zorunda değilsiniz. Obezite Engelleme ve Eğitim Merkezi'nden Profesör Ann Yelmokas McDermott, kalori saymak yerine yemek kalitesine, porsiyon miktarına ve yemek yeme süresine konsantre olmanızı öneriyor. Çünkü eğer yiyeceklerin kalori değerlerine olması gerekenden fazla kafa yorarsanız, yağ yönünden yüksek, lif yönünden zayıf besinlere daha çok yönelirsiniz. Üstelik bu besinler daha çok şeker oranı da yüksek tatlılar olur ve sizi asla tatmin etmez. 

Yani gün boyunca kendinizi doymuş gibi hissetmezsiniz. Bunun sonucunda da hep daha fazla yemek istersiniz. Kalori saymanın diğer bir dez avantajı da bunun sizi strese sürüklemesi. Çünkü stres sonucu daha fazla yemek yersiniz ve iştahınızı kontrol edemeyebilirsiniz. Örneğin hesap yaparken çok kalorili bir yiyecek yedikten sonra kendinizi suçlu hissedip, vicdan azabı çekersiniz. Bunun sonucunda ya kendinizi cezalandırmak için hiçbir şey yemezsiniz ya da hesap yapmaktan vazgeçip her şeyi yersiniz. Her iki durumda da yanlış şekilde beslenmiş olursunuz. İşte tüm bunları engellemek için önerilerimiz var. Bunlara dikkat ederek diyetinizi uygulayabilirsiniz. 

►Bol Sebze ve Meyve Tüketin 
Mutlaka her öğünde bir meyve ya da sebze tüketin. Özellikle kahvaltıda iki çeşit meyve yiyebilirsiniz. Lif yönünden zengin meyveler daha geç acıkmanızı sağlar. Gün içinde dokuz öğün yiyerek sağlıklı ve dengeli bir beslenme sistemine sahip olabilirsiniz. Ana ve ara öğünlerin dahil olduğu düzende bol bol salata yemeyi ihmal etmeyin.

►Protein Alın
Her günkü öğününüze az yağlı ince bir dilim beyaz peynir ve bir bardak yağsız süt ekleyin. Araştırmalara göre, protein, iştahı dizginleyen bir hormon olan leptinin etkisini artırıyor. Aynı zamanda doyurucu özelliğinden dolayı midenizin kazınmasını engelleyip sizi abur cubur yemekten kurtarır. 

►Su İçin
Boston'daki Obezite Derneği'nin yaptığı araştırmaya göre su yerine şekerli içecek tüketenler hızla kilo alıyor. Özellikle şekerli meyve sularından, asitli içeceklerden kaçının. Tabii ki en çok kilo verenler de gün içinde bol su içenler. 

►Porsiyonunuzu Ayarlayın
Eğer hem sağlıklı hem de doyurucu bir öğün istiyorsanız yiyeceğiniz porsiyonu önceden ayarlayın. Örneğin geniş bir salata tabağını hayali olarak dörde bölün ve iki çeyrek kısmına sebze, bir çeyrek kısmına 100-200 gram arasında balık ya da tavuk koyun. Tabağın kalan çeyrek kısmına ise bir su bardağından yapılan pilavı ekleyin. Karbonhidrat ve protein yönünden dengeli olan bu servisle hem doyacaksınız hem de sağlıklı beslenmiş olacaksınız. 

►Hiçbir Öğünü Kaçırmayın 
Hiçbir öğünü kaçırmayın. Beslenme uzmanlarının söylediği az az sık sık yeme prensibine uymaya çalışın. Çünkü öğünler arasında beş saatten fazla ara olursa vücudunuz iştah artıran kortizol hormonu salgılamaya başlıyor. Bunun sonucunda daha fazla acıkmış hissediyor ve daha fazla yiyorsunuz.

Kaynak : Cosmopolitan

12 Haziran 2010 Cumartesi

Bu diyetler beyne zararlı

Bu diyetler beyne zararlıHer lokmanın beynin işleyişini hem kısa hem de uzun vadeli etkilediğini biliyor musunuz?

Peki, diyet yapanlar kilo vermelerine rağmen neden sinirli ve huzursuzlar? Birtakım firmalar kazansın, zengin olsun, onların reklamları ile medya organları güçlensin diye yılladır nasıl kandırıldığımızı ve aptallaştırıldığımızı biliyor musunuz? Dr. Alan C. Logan "Beyin Diyeti" kitabında, beynimiz için en önemli gıdalardan nasıl mahrum bırakıldığımızı ve beyin sağılığımız için nasıl beslenmemiz gerektiğini anlatıyor.  

İşte beslenme hakkındaki gerçekler.

Tıbbın son keşif alanı olarak tanımlanan beyin, 100 milyar sinir hücresi (nöron) ve çok daha fazla sayıda destekleyici hücreyle (glia hücresi) şüphesiz en karmaşık organımız. Beyin, vücut orkestrasının şefidir. Düşüncelerimizi, eylemlerimizi, duy gularımızı ve temel arzularımızı yönetir. Birkaçını saymak gere kirse kalp atışımız, soluk alıp verişimiz, uyanıklığımız ve uyku muz ve sindirim işlevimiz gibi üzerinde nadiren düşündüğümüz aktiviteleri düzenlemekle sorumludur. Beynin üstlendiği bu yo ğun işleri düşünürsek vücudun sahip olduğu tüm enerji kaynağı nın yüzde 20'sini kullanması çok şaşırtıcı gelmemeli. Bu enerji nin kaynağı nedir? Yanıt basit: Aldığınız besinler. Besinler sade ce beynin gerektiği gibi işlemesini sağlayacak yakıtı sağlamakla kalmaz, beynin yapısını ya da yapı iskeletini de destekler. Aldığı nız her lokmanın beynin işleyişi ve yapısı üzerinde hem kısa hem de uzun vadeli sonuçları vardır. Sizin de göreceğiniz gibi çok sayıda önemli besin (vitaminler, mineraller, karbonhidratlar, proteinler, yağlar ve bitkisel besinler) beynin performansını ve işleyişini uzun vadeli olarak sürdürmesi açısından ciddi derecede etkilidir.

'Fast food ile beslenmek kavrayış yeteneğimizi kesinlikle köreltir!'

Bilim insanları beynin karışık anatomisini ve fizyolojisini çözmeye başladıkça, akıl sağlığı ve nörolojik sağlık üzerinde be sinlerin etkisini tarih boyunca hafife aldığımız ortaya çıkıyor. 'Beslenme nörobilimi' adı verilen bu araştırma alanı emekleme döneminde olsa da şimdiden çok büyük çalışmalar yapılmış du rumda. Çağdaş beslenme tarzının üzücü gıdasal gerçekleri bey nin olması gerektiği şekilde İslemesi ve işlevini sürdürmesi için yetersiz. Evet, kalitesi düşük besinler ve fast food ile idare edebi liriz ama bu şekilde beslenmek kavrayış yeteneğimizi kesinlikle köreltir ve zamanla beyni tıkar. Bilimsel araştırmalar beynin en iyi besinlere gereksinimi olduğunu gösterse de çoğu Kuzey Amerika lı beyinlerini ortalama bir yakıtla çalıştırıyor. Beyin gıdasının ye tersizliği düşük beyin performansına ve hayatın günlük sıkıntı, bezginlik ve zorlanmalarına zemin yaratır.

Yağsız beslenme fiyaskosu!

Karbonhidratlar, proteinler ve yağlar olarak sayabileceğimiz makro besinler beslenmenin başrol oyuncularıdır. Son 30 yıldır hangi makro besinin en iyisi olduğu ve hangi grubun tüketilme mesi gerektiğiyle ilgili birbiri ardına çıkan modalar gördük, 1970'lerin sonunda ve 1980'lerde yağsız beslenme fiyaskosu ve yeni yüzyılın başlarında karbon hidratsız beslenme çılgınlığı yaşa dık. Bu beslenme saçmalıkları, bu efsaneleri yayan gıda şirketle ri ve restoranlara büyük kâr kaynağı oluştururken tüketiciler için özellikle de beyin sağlığı konusunda nispeten çok az kazanç sağ ladı. Düşünün ki beynin kendisinin de yüzde 6O'ı yağdan oluşu yor ve uygun yapı ve fonksiyonunu koruması yağa dayanıyor. Düşünün ki kompleks karbonhidratlar beynin yakıtının sürekli akışını sağlar ve onlar olmadan beyinde önemli kimyasal taşıyıcı ları oluşturan belirli proteinler (amino asitler) daha az olur.

Karbonhidratları diyetinizden kaldırırsanız ne olur?

Protein ve karbonhidratın ciddi şekilde kısıtlandığı diyetle ri yapanlardan, kilo vermelerine rağmen sinirli olduklarını ve enerjilerinin düşük olduğunu çok duydum. Güney Illionis Üniversitesi'nden Dr Brian Butki ve ekibinin 2003 yılında yaptıkla rı bir araştırma, Atkins benzeri diyetler yapanlarda yüksek sevi yede yorgunluk ve keyifsizlik görüldüğünü ve fiziksel aktivite so nucu normalde ortaya çıkan 'iyi hissetme' durumunu yaşayama dıklarını ortaya koydu. Kompleks karbonhidratları diyetinizden kaldırırsanız, vücudunuzun temel enerji kaynağını da ortadan kaldırmış olursunuz.

Bunun yanında esmer pirinç, tam buğday ve yulaf kepeği gi bi tam tahılları içeren kompleks karbonhidratlar, beynin işlevleri ni sürdürebilmesi için hayati önemdeki temel besinleri sağlar. Yenmediği için eksikliği ortaca çıkacak temel besinlerin yerine mullivitamin ve mineral takviyesi öneren (düşük karbonhidrat di yeti gibi) diyetler karşısında her zaman temkinli olmuşumdur.

'Basit şekerler nöronları telefon başında bekletir durur!'

Beslenme modalarının küllerinden iki çok önemli düşünce doğdu: Yağların da karbonhidratların da iyi ve kötüsü var. Elbette her iki kategoride de iyi olan, işleyen ve uzun vadeli beyin sağ lığını destekleyeni var. Aldığımız bu derslere rağmen hâlâ bazı üzü cü gerçekler bulunuyor. Düşünün ki karbonhidratların en önemli kaynağı olan tahıl taneleri, alınan toplam enerjinin yüzde 24'üne denk geliyor. Buna rağmen tahıllardan aldığımız enerji nin sadece yüzde 3,5'inin tam tahıllardan geliyor olması gerçek ten üzücü bir durum. Son iki yüzyılda Batılı ülkelerde rafine şe ker tüketimi sekiz kat arttı ve daha yakın tarihe bakarsak, alkol süz içeceklerde bulunan yüksek früktozlu mısır şurubu 1970'lerde kişi başına 225 gram düşerken 1997'de bu rakam 27 kilogra mı aşmış! Bu basit şekerler geçici bir destek sağlasa da beyin için bir kandırmacadan başka bir şey değildir. Çok kısa bir süre içinde kan şekerinde ciddi bir düşüş olur ve beyin daha fazlasını tüketmek ister. Kompleks karbonhidratlar enerji ve yaşamsal besinlerin yavaş ve sürekli akışını sağlar. Basit şekerler boş kaloriler olarak bilinir ve beyin söz konusu olduğunda boş vaatler gibidirler. Tıpkı ikinci bir buluşma için aramayan bir erkek arkadaş adayı gibi, basit şekerler nöronları (sinir hücreleri) telefon başında bekletir durur.

Kan şekerini aniden yükselten ve ensülin salgısını arttıran hızlı şeker takviyesi, diyabet riskinde artışla ilişkilendirilir. Ensü lin, şekeri kullanılması ve depolanması için kan hücrelerimize yönlendirmekle görevlidir. Zamanla hücreler, sürekli yüksek se viyede ensülin bombardımanına karşı dirençli hale gelebilirler. Sonunda şekeri yönlendirmek için daha fazla ensülin gerekir ve bu gereksinim oldukça yüklü bir miktara ulaşır. Kalp ve damar hastalıkları ve diyabetin yüksel ensülin derecesiyle ilişkisinin iyi bilinmesinin yanında, yeni araştırmalara göre yüksek seviyede ensülin aynı zamanda Alzheimer gibi nörolojik bozukluklar ve depresyon gibi psikiyatrik rahatsızlıklar için risk faktörü oluştu ruyor. Aslında birçok ülkede kişi başına düşen rafine şeker tüketiminin depresyon ve ciddi akıl hastalıklarında artışla ilişkisi vardır.

Vücudumuz dönüştürülmüş yağları ne yapacağını bilmiyor!

Yağlar yıllardır kötü bir üne sahip. Yağsız diyet çılgınlığı ve yağlara atılan iftiralar, sırf birkaç suçlu yakalanacak diye koca bir topluluğu tutuklamaya benziyordu. Yağlar söz konusu olduğun da gerçek 'suçlular', doymuş yağlar ve dönüştürülmüş yağ asitle ri denilen insan tarafından değiştirilen yağlardır. Bu iki kötü adamın artık çok sayıda tıbbi rahatsızlık ve bunlara bağlı olarak beyin sağlığıyla ilgisi olduğu biliniyor. Doymuş ve dönüştürülmüş yağ lar katıdır, oda sıcaklığında serttirler. Dönüştürülmüş yağlar margarinlerde ve bazı hazır yiyeceklerde kullanılmak üzere sert yağlara dönüştürülmeden ön ce sıvı haldedirler. Dönüştürülmüş yağlar 'hidrojene sıvı yağ' ya da hamur işi yağı' olarak sıralayabileceğimiz 'yalancı yağlardır'. ABD hükümeti tarafından yapılan yeni düzenlemeler, tüketicile rin dönüştürülmüş yağları gıdaların üzerindeki etiketlerde tespit edebilmesini sağlıyor.

Genel yağ alımını azaltmamıza rağmen hâlâ toplam enerjimizin yüzde l5'ini doymuş yağ olarak ve günlük yağ asidi tüketimimizin yüzde 7'sinden fazlasını dönüştürülmüş yağlardan karşılıyoruz. Tıp Enstitüsü'nün tavsiyesi göz önünde bulundurulduğunda durum üzücü: "Doymuş yağlar, dönüştürülmüş yağ asitleri ve kolesterolün kronik hastalıkları önlemekte bilinen hiçbir faydası yoktur ve diyetin hiçbir aşamasında gerekli değildir. . . bu yağların alımının olabilecek en düşük seviyede tutulması tav siye olunur" (Tıp Knstitüsü 2(H)2. Enerji, Knibonhidr.it, Uf, Yağ Asitleri. Kolesterol. Protein. Amino Asitler için Referans Diyet Tüketimleri) Bu yağların ikisinin de kalp ve damar hastalıkları riskini arttırdığı biliniyor. Araştırmalar gösteriyor ki vücudumuz dönüştürülmüş yağları ne yapacağını gerçeklen bilmiyor ve ateş lenerek, kolesterolü yükselterek, diyabet riskini arttırarak kendi ne zarar veriyor. Ateşlenmeye yol açan, kan şekeri seviyesini ve kan dolaşımını bozan doymuş ve dönüştürülmüş yağlar gibi be sinlerle karşılaştığınızda, beyin sağlığına olumsuz etkileri olacağından emin olabilirsiniz.

Kesinlikle ihtivacımız olan iki çeşit yağ vardır: Omega 3 ve omega 6 yağ asitleri. Bu gruplar temel gruplar olarak bilinir çün kü bunları kendimiz üretemeyiz. Bu yüzden besinlerle tüketme ye mecburuz. Temel yağ asitleri beyni sıvı ya da iyi yağlanmış tu tar. Bu temel yağ asitleri bütün sinir hücrelerinin çevresinde bu lunan ve nöron zarı denilen özel bir tabakanın parçasıdır. Nöron zarı bazı önemli mesaj taşıyıcıların küçük gözeneklerden geçtiği yolu sağlamak zorunda oldukları için esnek ya da 'akışkan' ol mak üzere tasarlanmıştır, Eğer nöron zarı doymuş yağlar, koles terol ve dönüştürülmüş yağlarla beslenirse sertleşir ve esnekliği ni kaybeder. Nöron zarı gıdasal yağ seçimlerimizin iyi bir göster gesidir. Omega 3 ve omega 6 yağ asitlerinin eksikliğinde ve doy muş yağların aşın tüketiminde, bir sinir hücresiyle diğeri arasın daki iletişim esnek olmayan bir zar yüzünden tehlikeye girer. Birçok kişi için gıdasal yağ seçimleri nörolojik ve psikiyatrik hastalıkların gelişimini ve tedavi sonuçlarını etkileyebilir.

'Yediğin ne yerse sen de o'sun!'

Gıdasal proteinler, nörotransmiter olarak bilinen, davranış ve duygu durumunu düzenleyen beyin kimyasallarının yapımın da kullanılan çok önemli amino asitleri sağlar. Örneğin, tryptophan' amino asidi süt ve hindide bulunur ve "iyi hissetme" nörotransmiteri olan serotonine dönüştürülür. Tryptophan'ın serotonine dönüştürülmesi için bazı vitaminler gerekir ve karbonhid ratlar sayesinde etkili hale gelir. Bu yüzden çoğu kişi Şükran dü nü yemeğinden sonra gevşemiş ve uykulu hisseder. Hindiden alınan tryptophan beyne giden yolu, tatlı patates, garnitür ve kı zılcık sosuyla bulur. Tryptophan ve hindi arasındaki ilişki olduk ça iyi bilinir. Hatta Seinfcld dizisinin hayranları, Jcrry'nin uyutma sı için kız arkadaşını hindi ve şarapla 'uyuşturduğu' bölümü hatır layacaklardır. Diğer amino asitler duygu durumu ve enerjiyi dü zenleyen dopamin ve GABA (gamma amino butyric asit) nörotransmiterlerinin üretimi için önemlidir. Araştırmalara göre yiye cekler ve bazı besin takviyeleri, nörotransmiterleri etkileyebilme kabiliyetleri sayesinde birçok psikiyatrik ve nörolojik bozukluğa karşı yararlı olabiliyor.

Kesilmiş süt suyu, doymuş yağ olmaksızın yeterli miktarda yüksek kaliteli protein almanın en iyi yollarından biridir. Kuzey Amerikalılar protein bakımından genellikle eksik kalmaz, prob leme yol açan gıdasal proteinin 'koşulları'dır. Genellikle protein işlenmiş et, yağlı süt, peynir ve yağlı biftek parçalarından alınır. Çok gerekli amino asitler bu protein kaynaklarında bulunur ama uzun vadede kimyasallar ve doymuş yağlar beyne hücum eder. Hayvan dokusunun gıdasal donanımının, hayvanın yağ asidi tü ketimini yansıttığını ve günümüzün hayvan yetiştirme yöntemle rinin (tohumla besleme) yediğiniz ette çok daha fazla omega 6'ya yol açtığını da göz önünde bulundurun. Ncw Yok Times Mugazincdeki hayvan yetiştiriciliği üzerine yazdığı zekice yazısında (This Stecr's Life. 31 Mart 2002) Michael Pollan taralından söylendiği gibi eski "Ne yersen o'sun" sözü "Yediğin ne yerse sen de o'sun" olarak değiştirilmeli.

Kaynak: Dr. Alan C. Logan/ Beyin Diyeti
İyilikguzellik Özel / Nihal Doğan

11 Haziran 2010 Cuma

Prof. Dr. Mehmet Öz'den bel inceltme formülü










Her yolu denediniz ama beliniz hala olması gerektiği gibi ince görünmüyor. o zaman bu haber tam size göre.

Şimdi yapmanız gereken Mehmet Öz'e kulak vermek ve 14 günde belinizi 5 cm inceltecek olan bu harika formülü yapmak.

Yapmanız gereken aşağıdaki bir haftalık diyet ve egzersiz listesini, 14 gün boyunca güzel şekilde uygulamak. Farkı gördüğünüzde siz de oldukca şaşıracaksınız.

İşte Prof. Dr. Mehmet Öz'ün bel incelten mükemmel formülü

1. Gün Cumartesi

1. Yürüyün: Otuz dakika yürümek, size fiziksel başarının ilk dozunu verir. Kendi başınıza ya da köpeğinizle yürüyün (köpeğin koklama zamanlarında bekleme süresi sayılmaz; sadece gerçek yürüme süresi geçerli) veya yemek salonunuzdaki masanın etrafında yürüyün. Her gün 30 dakika yürürseniz, diyetiniz için davranış ve motivasyon temellerini oluşturmuş olursunuz.

2. Esneme hareketleri yapın: Yürüdükten sonra beş dakika esneme egzersizleri yapın. Esnemek; kaslarınızın gevşemesine ve esnekleşmesine yardımcı olurken, aynı zamanda meditasyon etkisiyle dikkatinizi, odaklanmanızı ve zihinsel açlıktan uzak durmanızı sağlar.

3. Buzdolabınızı boşaltın: İyi yiyeceklere yer açmak için, mutfağınızdaki beslenme suçlularından kurtulun. Mutfak dolaplarınızdaki, buzdolabınızdaki, gizli kutularınızdaki ve yiyecek sıkıştırdığınız her yerdeki her gıdanın etiketini okuyun. Eğer malzeme listesinde aşağıdakilerden biri varsa, hemen atın:
Basit şeker: Buna esmer şeker, dekstroz, mısır tatlandırıcı, fruktoz, glukoz, mısır şurubu, bal, sırası değiştirilmiş şeker, maltoz, laktoz, malt şurubu, molas, çiğ şeker ve sükroz da dahil. 

Doymuş yağ: Buna çoğu dört ayaklı hayvan yağı, süt yağı, tereyağı, margarin, domuz yağı ve tropikal yağlar da dahil.
Yapay yağ: Buna kısmen hidrojen katılmış yağlar, hidrojenli sebze yağları, birçok margarin ve yiyecek harçları da dahil.
Yüzde 100 kepekli veya yüzde 100 buğdaylı olmayan bütün unlar: Bunlara zenginleştirilmiş un ve irmik de dahildir; kesinlikle mutfağınızda bulunmamalı.

4. Alışverişe çıkın: Birinci hafta, normalden fazla bir alışveriş listeniz olacak, çünkü haftalık tarifler için gereken malzemelerin yanı sıra temel ihtiyaçlarınızı da alacaksınız.

5. Haftalık yiyeceklerinizi hazırlayın: Sebze ve çorba tercihleriniz.

Bunları yiyin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini izleyin. Akşam yemeği için; somon balığı.

2. Gün Pazar

1.Yürüyün: Otuz dakika.

2. Esneme hareketleri yapın: Beş dakika.

3. Partner bulun: Bu işi yalnız yapmak isterseniz, sonunda patlamış mısır dolu bir kaseye saldırma olasılığınız daha yüksek olabilir. İşte bu nedenle diyet yaparken sizinle birlikte olacak bir partner bulmaya çalışın. Bilgilerinizi paylaşın. Akıllı diyet yolculuğuna birlikte çıkın. Partnerinizle her gün 5 dakika konuşun veya e-mail atın. Ona o gün yürüyüş yaptığınızı ve hangi yemekleri yediğinizi veya yiyeceğinizi söyleyin.

Bunları yiyin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini izleyin. Akşam için sebzeli ve tam kepekli pizza yiyin. 

 3. Gün Pazartesi

1. Yürüyün: Otuz dakika.

2. ‘SİZ Egzersiz' programını uygulayın: Yirmi dakikalık, ağırlık gerektirmeyen egzersiz planını izleyin. Güç egzersizi, vücudunuza kas eklemenizi, dolayısıyla metabolizmanızı hızlandırmanızı ve yağ yakmanızı sağlar. Ayrıca, yürürken karın kaslarınızı germeye başlayın; böylece duruşunuzu düzeltir ve giysilerinizi daha iyi taşırsınız. Kalp ritminizi yükselten bir tempoyla başlayın veya yirmi dakikalık başka türde bir kardiyovasküler çalışma yapın.

3. Yazın: Kendinizi yeniden programlamaya yardımcı olabilecek yollardan biri, yediğiniz her şeyi yazmaktır. Bu şekilde, bu size sorumluluk kazandırır; kötü yiyecekler yemek istemezsiniz, çünkü onları yediğinizde eski halinizi hatırlatmasından hoşlanmazsınız. Bu nedenle iki hafta boyunca yediğiniz her şeyi yazın.

4. Alışverişe çıkın: Yakında vereceğiniz kiloların hatırına üç gün yürüyüş yaptıktan sonra, bir kez daha alışverişe gidebilirsiniz. Bu kez, spor mağazasına gideceksiniz; iyi bir çift koşu ayakkabısı almak için. Onları sadece yürüyüş için kullanın. Koşu ayakkabıları hafiftir ve ortopedileri mükemmeldir.

Bunları yiyin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini izleyin. Akşam yemeği için; domatesli, zeytinli ve fasulyeli tavuk yiyebilirsiniz.

4. Gün Salı

1. Yürüyün: Otuz dakika.

2. Esneme hareketleri yapın: Beş dakika.

3. Gerekli U dönüşlerini yapın: Bu noktada komşunuzun kekine dalış yapmanız veya süper markette yağlı bir şeyler götürmeniz olasılığı pek de düşük değildir. Ama bu sorun değil! Sadece kendinizi toparlayın. Mümkün olan ilk fırsatta, hemen bir U dönüşü yapın. Bir dahaki sefere kendinizi kötü yiyeceklerle dans ederken bulduğunuzda, şu stratejileri deneyin:
Dudak yalamak: Nefes alın, dudaklarınızı yalayın, yutkunun ve yavaşça nefesinizi verin. Serin havanın dudaklarınızda dolaşmasını hissedin. Bu yatıştırıcı hareket (sadece 3 saniye sürer) sakinleşmenize ve dikkatinizi toplamanıza yardımcı olur.
Bel askısı: Dik durun, belden hafifçe öne eğilin ve alt sırtınızı gevşetin. Yere uzanın, dirseklerinizi tutun veya dizlerinizin arkasına dokunun. Asıl önemli olan, sırtınızda ve kalçalarınızda toplanan gerilimi atmaktır. Boynunuzu tamamen gevşetin. Eğer çok gerilirseniz, dizlerinizi hafifçe kırın.

Bunları yiyin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini izleyin. Akşam yemeği için; patates püreli, limonlu ve kaparili tavuk yiyin. 

5. Gün Çarşamba

1. Yürüyün: Otuz dakika.

2. ‘SİZ Egzersiz' programını uygulayın: Yirmi dakikalık, ağırlık gerektirmeyen egzersiz planını izleyin.

3. Doktorunuzu arayın: Unutmayın, bel ölçüsü kontrolü bir takım oyunudur ve doktorunuz en önemli oyunculardan biridir. Doktorunuzu arayın ve bir randevu alın. Onun size çeşitli şekillerde yardımcı olmasını sağlayabilirsiniz:

Tansiyon, bel ölçüsü ve kalp ritmi gibi önemli bilgilerinizi güncelleyebilirsiniz. İyi ve kötü kolesterol seviyeleriniz için bir temele ihtiyacınız varsa, muayene olmanızda, birkaç kan testi yaptırmanızda ve doktorunuzla yeni planınız hakkında konuşmanızda yarar var.

Bel ölçünüz ve kilonuz sabitlenmişse, tam ölçekli bir muayene, bir düzlüğe ulaştığınızda yararlı olacaktır.

Bunları yiyin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için rehberi izleyin. Akşam yemeği için; badem süslü, kayısılı tavuk ve taze fasulye yiyin.

6. Gün Perşembe

1. Yürüyün: Otuz dakika.

2. Esneme hareketleri yapın: Beş dakika.

3. Biraz hava atın: Başarınızla halk içine girerseniz, bir daha başarısızlığa yönelmeniz zorlaşır. Bir arkadaşınıza kaydettiğiniz ilerlemelerden ve fark ettiğiniz değişikliklerden söz edin.

Bunları yiyin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini izleyin. Akşam yemeği için; fırınlanmış patatesle, hindili dürüm yiyebilirsiniz. 

7. Gün Cuma

1. Yürüyün: Otuz dakika.

2. Egzersiz: Yirmi dakikalık, ağırlık gerektirmeyen egzersiz planını izleyin.

3. Mutfağınızı yeniden doldurun: Biten malzemelerinizi görmek için kilerinizi ve buzdolabınızı kontrol edip, gelecek haftaki tarifler için alışveriş listesi hazırlayın.

4. Kendinize puan verin: Biriyle ilk kez çıkın; nasıl ilerlediğinizi görmek daima güzeldir. Şimdi bel ölçünüzü ve kilonuzu ölçme, dolayısıyla nasıl değişiklikler yaptığınızı görme zamanı. İlk haftanızda, ağırlığınızda bir-iki kiloluk ve bel ölçünüzde iki-iki buçuk santimlik bir azalma gözlemleyebilirsiniz. Hatta giysi bedeniniz bile düşmüş olabilir.

Bunları yiyin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini izleyin. Akşam yemeği için; biberiye ve limonlu ızgara alabalık, çipura veya levrek yiyebilirsiniz.

Bunları 1 hafta daha tekrarlayın.

Kahvaltı seçenekleri:

- Yumurta beyazıyla omlet (3 yumurta beyazı ve 1 bütün yumurta), dilimlenmiş karışık sebze
- 2 haşlanmış ya da sahanda pişirilmiş yumurta ve 2 parça yağsız hindi sosisi.
- 1 dilim kızarmış kepekli ekmek ve 1 çay kaşığı fıstık ezmesi ya da 1 çay kaşığı elma püresi, ceviz yağı veya avokado yağı
- Sihirli kahvaltı bombası: 1 muz, 1/3 fincan soya proteini, 1/2 çorba kaşığı keten tohumu yağı, 1/4 fincan dondurulmuş çay üzümü, 1/2 çorba kaşığı elma suyu konsantresi ya da balı blenderde karıştırın.

Öğle seçenekleri:

- Dilimlenmiş salata: 6 adet parçalanmış ceviz, dilimlenmiş sebze ve dilimlenmiş karışık yeşillikle 100 gr. somon, hindi veya tavukgöğsü, sos olarak da balsamik sirke ve zeytinyağı
- Çorba çeşitleri
- 1 dilim kızarmış tam buğday ekmeğinin üzerine sebze burger, dilimlenmiş domates, yeşillik veya ıspanak yaprağı, soğan dilimi

Atıştırma seçenekleri:
- 15 gr. kuruyemişle 1 elma, muz, erik, armut, portakal, karpuz, 2 kivi, 1/2 greyfurt veya sevdiğiniz herhangi bir meyve
- 1/2 fincan tam buğday kraker, 1/4 fincan badem, 1/4 fincan kurutulmuş meyve, kayısı veya üzüm
- 1 fincan dilimlenmiş sebze

Tatlı seçenekleri:
- Tarçınlı elma tatlısı
- 30 gr. bitter çikolata
- Frambuazlı çay üzümlü ve çikolatalı şeftali dilimleri
- Frambuazlı, çikolatalı ve şamfıstıklı kızarmış armut 

Kaynak:Ekolay

8 Haziran 2010 Salı

Şok diyetler o kadar da fayda sağlamıyor

Şok diyetler o kadar da işe yaramıyorSiz de bahar mevsimi geldiğinde diyete başlıyıp, kışın aldığınız kilolardan acilen kurtulmak isteyenlerden misiniz?

Arkadaşınızdan duyduğunuz veya bir magazin dergisinde gördüğünüz "bir haftada 3 kilo verin" diyetine başlıyor, ilk hafta kilo verdikten sonra ikinci hafta bir türlü kilo veremiyor musunuz?

Kısa sürelerde uygulanan ve 'mucize' diye adlandırılan diyetlerin vücuda ciddi zararlar verdiğini belirten Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Uzman Diyetisyen Tuğçe Aytulu, kilo verirken hedeflerin gerçekçi olması gerektiğini belirtiyor.

'Sağlıklı kiloda olmanın faydaları kesinlikle tartışılmaz. Ancak sağlıklı kiloya ulaşmak için uygulanan yöntemler de sağlığın korunmasında çok önemli' diyen Aytulu, mucize diyetlerin sakıncaları hakkında şunları söylüyor.

'Uygulanan yöntemler de fazla kilo kadar başka tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bir çok moda diyet kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlama vaadiyle ortaya atılıyor. Ancak bu diyetlerin ortak noktaları bilimsel bir dayanaklarının olmayışı ve kilo kaybı sağlarken bu zayıflamanın büyük bir kısmının vücüdun kas dokusundan ve su kütlesinden olması. Oysa ki bu kas kütlesinin korunmasının sağlık açısından büyük önemi var. Ayrıca kilo kontrolünde de rolü var. Vücutta kas kütlesinin iyi olması metabolik hızın daha iyi olmasını sağlar. Bir başka deyişle kas kütlesi iyi olan kişilerin (kilo vermeye engel herhangi bir sağlık problemleri yoksa) kilo vermeleri daha iyi olur. Bu sebeple sağlıklı zayıflama diyetlerinde verilen kilonun çoğunun yağ kütlesinden olması istenir. Ancak çok düşük kalorili, tek tip beslenmeye dayalı şok diyetlerle veya mucize diyetlerle yağ kaybından çok kas kaybı olduğu bilinmektedir. Bu durumda sağlıklı kilo verme ve moda diyetleri aynı cümle içinde kullanmak pek mümkün değildir.'

Sağlıklı zayıflamanın kişisel özelliklere uygun olması gerektiğini belirten Aytulu, bu doğrultuda planlanan diyetlerin sağlıklı kilo vermeye yardımcı olacağını hatırlatıyor.

MODA DİYETLER HAKKINDAKİ GERÇEKLER
'Lahana çorbası diyeti: Bol miktarda lahananın çorba haline getirilip gün boyu tüketilmesi esasına dayanır veya lahana suyu kullanılır. Aslında çok posalı bir sebze olan lahana bol miktarda tüketildiğinde kısa süreliğine tokluk hissini arttırır. Ayrıca barsak çalışmasını da arttırabildiği için kilo vermiş hissi yaratır. Oysa ki bu sadece su kaybına ve tek tip beslenmeye yol açan moda diyetlerden biridir.

Beverly Hills Diyeti: Aslında 80'li yıllardan beri zaman zaman popüler olan sağlıksız tek tip diyetlerden biridir. On gün boyunca sınırsızca sadece meyve yeme esasına dayanır. Bazı kan değerlerinin bozulmasına, özellikle kan yağlarının yükselmesine sebep olabilir. Diyabetik kişilerde kan şekerinin yükselmesine yol açabilir.

Yüksek protein diyeti: Et ürünlerinin sınırsızca tüketilip ekmek, meyve, tahıllar gibi karbonhidrat kaynaklarının yenmemesi esasına dayanır. Karbonhidratların kesilmesi kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlayabilir ancak kısa sürede verilen kiloların yağ kaybı olmayacağı unutulmamalıdır. Ayrıca et ürünlerinin aşırı tüketilmesi sonucu kan kolesterol düzeyleri yükselir. Tahılların kesilmesine bağlı olarak da bazı vitaminlerde eksiklik olabilir.

Meyve suyuyla detoks diyeti: Tüm yiyeceklerin kesilerek birkaç gün süreyle taze meyve suları tüketerek barsakların zararlı mikroorganizmalardan arınacağı düşünülür. Detoks sağlıklı bir vücudun kendi kendine yapabildiği bir mekanizmadır. Sağlıklı beslenmenin tüm ilkeleri zaten bunun için yardımcıdır. Oysa aç kalmak vücutta bazı zararlı atıkların oluşmasını da tetikleyebilir. Ayrıca meyve sularının fazla tüketilmesi trigliseritlerin yükselmesine sebep olabilir.'

Kaynak:İnternethaber.com

Kadınların kilo vermesi zor

Kadınların kilo vermesi daha zorDoktorlar kilo vermenin en iyi yolunun az yemek ve egzersiz yapmak olduğunu söylüyor.

Biyolojik olarak kadınlar erkeklere kıyasla daha fazla yağ depoluyor.

DSÖ'ne göre bir milyardan fazla yetişkin aşırı kilolu. Bu yetişkinlerin en az 400 milyonuysa obez. Kulağa ne kadar alışıldık gelirse gelsin, doktorlar kilo vermenin en iyi yolunun az yemek ve egzersiz yapmak olduğunu söylüyor.

Biyolojik olarak kadınlar erkeklere kıyasla daha fazla yağ depoluyor ve daha az kaloriye gereksinim duyuyor. Bir çok kadın ve erkek için her gün bir saat spor yapmak kolay değil. Kadınların çoğunun bir günü ev işleri, çocuk bakımı ve çalışma hayatıyla dolu geçiyor. Günün sonunda, en azından Amerika'da gerçek bir yemek hazırlamaya az zaman kalıyor ve aileler fast food yemeklere yöneliyor. Bu tür gıdalarsa daha şişmanlatıcı.

Ancak Boston'da spor yapan kadınlar egzersizi günlük yaşamlarının bir parçası haline getirmeye kararlı. Jane Davern, "Kilomu korumama ve sağlıklı kalmama yardım edecekse her gün bir saat egzersiz yapmaya razıyım," diyor.  Jean Holmes da "Kilomu muhafaza etmek için  gerekiyorsa elbette bir saat spor yaparım," diye konuşuyor.
Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi aşırı şişmanların sayısının 1991 ve 2000 yılları arasında yüzde 60 arttığını açıkladı. Dünya Sağlık Örgütü başka ülkelerde de bir milyardan fazla yetişkinin aşırı kilolu olduğunu söylüyor.
Kilo kaybetmek için tonlarca yöntem olsa da yeni araştırma, kilolarını diyet yapmadan muhafaza eden orta yaş ve üstü kadınlar üzerinde yapıldı.

Imin Lee ve ekibi Boston'daki Brigham ve Kadın Hastanesi'nde ortalama yaşı 54 olan 34 bin kadından alınan verileri inceledi. 13 yıl boyunda kadınlar üç ayrı gruba ayrıldı. Birinci grup her gün 60 dakika spor yaparken, ikinci grup spora 30 dakika ayırdı. Üçüncü grup da her gün yarım saatten az egzersiz yaptı. Son iki gruptaki kadınların daha fazla kilo alması bekleniyordu. Araştırma süresince katılımcıların kilosu ortalama 2  kilo 700 gram arttı. Aşırı şişman kadınlarda egzersizin işe yaramadığı görüldü.

Şişman kadınlarda spor yapmak kilo kaybına yol açmasa da kalp hastalığı, kanser, şeker gibi bir çok kronik hastalık riskinin azaltılması mümkün. Araştırmacılar egzersiz yapmanın hastalıkları önlediğini, kilo vermek için de az yemenin şart olduğunu söylüyor.

Kaynak:Leyditurk.com

5 Haziran 2010 Cumartesi

Tatil öncesi zayıflamak için 7 yol

Tatil öncesi zayıflamak mı istiyorsunuz?Tatil zamanı geliyor: Tatil öncesi zayıflamaya çalışanlar ile formunu korumaya çalışanların deneyebileceği 7 yol!

İşte tatil öncesi zayıflamaya çalışanlar ile formunu korumaya çalışanların deneyebileceği 7 yol!

Tatlı yiyin

Kilomu vermeye çalışıyorsunuz tatlı yiyin. Doğru okudunuz. Bir parça çikolatalı kek ya da salata yemişsiniz farketmez kalori kaloridir. Yani hem tatlı yiyerek hem de sebze yiyerek kilo verebilirsiniz.
Deneyin: Yemekte tatlı ihtiyacınız için meyveli tart yiyin.

Geç yemek yemek

Eğer açsanız geç yemek yemek  formunuzu korumanıza engel olabilir ya da kabuslar görmenize ve midede rahatsızlık hissetmenise neden olabilir. Eğer gerçekten açsanız birşeyler yiyebilirseniz ama o  kadar  aç değilseniz sadece elma yemeniz yeterli olur. Doğal yiyecekkleri ne zaman yediğinizin aslında çok da önemi yoktur. 
Deneyin: Eğer yemeği geç yiyecekseniz menünüzde salata ve çorbayı bulundurun yada kahvaltı yapın.

Egzersiz 

Amerikan Sağlık Kuruluşu'nun  araştırmalarına  göre günde en az 10 dakika egzersiz yapmak formda kalmanızı sağlıyor.
Deneyin: Vücudunuzun  formunu  korumak için her gün 15 dakika yürüyün. Ayrıca, günde 15 kere şınav ve mekik hareketlerini uygulayın.

Karbonhidrat 

Vücudumuzun karbonhidrata da ihtiyacı var. Bunun  içinde karbonhidrat içeren besinler yemelisiniz. Doğru  şekilde  alınan karbonhidratlı besinler hızlı kilo vermenizi sağlar. 

Koşu bandıyla  form 

Rutin bir  şekilde  kullanıldığı için biraz sıkıcı olabilir ama koşu bandı enerjinizi yakarak kalorinizi dengelemenizi sağlar.

Deneyin: Her gün 5 dakika ip atlayın.

Tartılara veda

Hormonel bozukluklardan dolayı  kilonuz  artabilir ya da azalabilir. Kilo verdiğinizi eski dar jeanslerizi 2 haftada bir deneyerek görebilirsiniz.

Sağlıksız diyet yapmayın!

Çoğu insan kilo vermek için sağlıksız diyetler uyguluyor ve egzersiz programlarını takip ediyor. Günlük alışkanlıklarını yaptıkları egzersiz programları ve diet programları için değiştiriyor. Bu gibi riskli denemeler yerine uzman tavsiyesiyle uzun süreli doğru beslenme programları uygulayın.

Kaynak:iVillage.mynet.com
Alıntı:Leyditurk.com

3 Haziran 2010 Perşembe

Kilo kaybını mutlaka hızlandırın

Kilo kaybını böyle hızlandırınMetabolizmamızın çalışabilmesi için enerjiye, enerji için de yiyeceklere ihtiyacımız var.

Kilo vermek istiyorsanız bu 7 öneriyi dikkatlice okuyun.

Metabolizma, vücudun temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gerekli olan ve bir günde hiçbir şey yapmadan harcadığı enerjidir. Metabolizmamızın çalışabilmesi için enerjiye, enerji için de yiyeceklere ihtiyacımız var. Eğer kilo kaybını hızlandırmak istiyorsak metabolizma hızımızın daha aşağısında beslenmeliyiz. Ama metabolizma hızımız düşükse hızlandırmak için de birkaç noktaya dikkat etmekte fayda var.

Bol posa alın

Günde en az 20 gram posa almaya çalışın. Posalı yiyecekler tokluk hissini artırırken kilo vermeye de destek oluyor. Örneğin 1 orta boy elma yiyerek 3.3gr, 12 adet kiraz yiyerek 1.5gr, 1 orta boy armutla 5.1gr, 100 gr. ıspanakla 2.2gr, 100gr. nohutla 6.2 gr posa almış olursunuz.

Kalsiyum içerikli gıdalar tüketin

Gün içerisinde en az 2 öğününüzde kalsiyum ve D vitamini içeren yiyecekler tüketin. Bu 2 besin öğesinin birlikte bulunduğu besin grubu da süt ve türevleri. Kas ve kemik gelişiminin yanı sıra kilo vermeye de yardımcı oluyor. Yapılan araştırmalar her gün 3 porsiyon süt ve süt ürünleri tüketen kişilerin tüketmeyenlere göre daha az kilo aldıkları, daha çabuk kilo verdiklerini gösteriyor. D vitaminin ise kiloyu korumada etkisi olduğu belirtiliyor.

Faydalı yağlardan destek alın

Fındık, avakado, balık, ceviz, ayçiçek yağı, mısırözü yağı, keten tohumu omega-3 ve omega-6 dan zengin besinlerdir. Günde toplamda 4 porsiyon kadar tüketilmesi sağlıklı bir beslenme için gereklidir. Yağlı besinlerin tokluk hissini artırdığı artık bilinen bir gerçek. Yapılan araştırmalar her gün omega-3'ten zengin besinler tüketen kişilerin tüketmeyenlere göre açlık hislerinin daha az olduğu ve kilo vermeyi hızlandırdığı yönünde.

En az 2 litre su tüketin

Su tüketimi kilo kaybını üç şekilde sağlıyor. Birincisi su yediğimiz yiyeceklerin sindirilmesi için gereklidir, sağlık problemi olmayan ve 2 litreden az su tüketenlerin kilo kaybı daha az olur. İkincisi ise su eklem hareketlerini kolaylaştırdığı için kilo vermeyi hızlandırır. Üçüncüsü ise fazla ödemin atılmasını sağladığından total kiloyu etkiler.

Düzenli yeşil çay için 

Araştırmalar, en çok yeşil çayda bulunan kateşin adı verilen antioksidan maddenin kilo kaybını hızlandırdığını gösteriyor. Bu madde özellikle de kadınların en büyük problemi olan karın bölgesindeki yağlanmayı azaltıyor. Ayrıca yeşil çayın metabolizmayı da hızlandırdığı bilinen bir gerçek. Günde 2-3 fincan yeşil çay tüketmeyi unutmayın. Eğer tansiyon veya mide sorununuz yoksa içerisine ekleyeceğiniz limon suyu da kateşinin etkisini artıracak, böylelikle kilo kaybını da hızlandıracaktır.

Yemeğe salata ile başlayın

Çok az yağ ilave edilmiş salata ile öğüne başlamak tokluk hissinizi artıracağından diğer yemekleri daha az yemenize neden olacaktır. Böylelikle ekstra kalori alımını da azaltacaktır.

Yemeklerinizi baharatlandırın

Acı baharatların metabolizmayı hızlandırması kilo kaybınızı etkileyecektir. Her gün bir tatlı kaşığı kadar tüketilen kırmızı biber metabolizmayı yüzde 23 artırır.

Kaynak:Leyditurk.com

30 Mayıs 2010 Pazar

Evlilik kilo aldırıyor mu?

konu baslikOfis ortamında çalışma, iş yemekleri, aile içinde hazırlanan güzel yemekler, evden dışarı daha az çıkıp, gereğinden fazla kaloriye neden olan televizyon başında atıştırmalar ve daha az spor evlilik sonrası kilo almanın başlıca nedenleri...

Diet Coach Paris'ten NLP Uzmanı diyet koçu Marie Rose Koro evlilik sonrası kilo almanın nedenlerini anlattı.

►Evlilik sonrası neden kilo alınır ?
Evlilik yılları kendini tartıda gösterir. Avrupa'da yapılan bir araştırma, genç evlilerin sadece bir yıl birliktelikten sonra ortalama olarak 1.5 kilodan biraz daha fazla kilo aldıklarını göstermektedir. Aynı araştırmaya göre evlilik, kilo konusunda erkekler üzerinde daha etkilidir ve 6 kiloya varan artışlarla 3 erkekten 2'si evlendikten sonra şişmanlamaktadır. Paylaşılmış bir yemek, bir aşk eylemi haline geliyor. Eşlerin birlikte yediği yemekler, duyulara zevk veren güçlü bir çağrışımda bulunur ve bir bakıma çiftin termometresini oluşturur. Evlilikle birlikte yemeklerin giderek daha fazla birlikte hazırlanması,
mutfakta giderek daha fazla söz alışverişini mümkün kılarak, mutfağı normal işlevinin dışında çiftler için günlük iletişimin kurulduğu mekanlardan biri haline getirir. Birlikte hazırlanan veya çiftlerden birinin diğerine hazırladığı yemekler birlikte olunan zamanları çoğaltır. Yani mutfak evli ve birlikte yaşayan çiftler için bir paylaşım odası haline gelir. Bir diğer neden ise; çiftlerin dışarı daha az çıkıp, birlikte televizyon başında atıştırarak, gereğinden fazla kalori almaları ve aynı zamanda daha az hareket etmeye başlamaları, spor alışkanlıklarını yavaş yavaş terk etmeye başlamalarıdır.

► Evlilik sonrası kilo almamak için nelere dikkat etmeli ? 
Evliliğin ilk yıllarından sonraki kilo alma teşhisi, bir alarm mahiyetinde olsa da, önlem almak ve konuyu zamanında ele almak koşuluyla durum ümitsiz değil. Sadece zayıflamak yetmez, ayrıca yeniden şişmanlamamak da gerekir. Zayıfladıktan sonra beyin tekrar eski haline dönmeyi istemekte, ayrıca yeniden kilo alınmasına yönelik fizyolojik mekanizmalar da bulunmaktadır. Bu kötü bir döngüdür. Bu konuda sorumluluğu üstlenme kavramı sadece kilo kaybetme sorununa odaklanmıyor, aynı zamanda beslenme tarzı ile ilgili davranışları da kapsıyor. Beslenme uzmanları ve alışkanlıklar konusunda tedavi yapan uzmanlar, diyet boyunduruğunu daha esnek ve kolay uygulanabilir rejimlerle ve uzun vadeye yayarak gevşetmekteler.

Belli bir beslenme şekli oturtulduktan sonra evli çiftlerde dikkat edilmesi gerekenler şunlar:

Evlendikten sonra spor yapmayı bırakmamak, televizyon başında çok vakit geçirmemek ve geçirilse dahi televizyon karşısında kalorili yiyecekler atıştırmamak. Evde fazlaca vakit geçirmek yerine birlikte yürüyüşe çıkılabilir.

Zor Sorular,Kolay Cevaplar
Soru: Düzenli olarak diyet yapıyorum ama kendimi çok halsiz hissediyorum. Bunu engellemek için ne yapmalıyım ? 
Cevap: "Eğer vücudunuz ihtiyacı olan kaloriyi almazsa bütün fonksiyonları yavaşlar" diyor kişisel antrenör, aynı zamanda Destination Health&Fitness yöneticisi Chris Mundle. Yeterince kalori almamak kendinizi yorgun ve halsiz hissetmenize, baş ağrısına, depresyona ve konsantrasyon bozukluğuna sebep olabilir. Vücudunuzun hareket etmek için yakıta ihtiyacı var. The American College Of Sports Medicine, kadınların günlük almaları gereken kalori miktarını 1200 olarak belirlemiş. Bu değerin altına düşmemelisiniz.

►Diyetiniz neden işe yaramıyor? O baklavaları benden uzak tut!
Siz tam bir mükemmeliyetçisiniz. İşte hızlı ve sakinsiniz, hiçbir arkadaşınızın doğum gününü unutmuyorsunuz ve kütüphaneniz alfabetik sırayla dizili. Fakat bu mükemmeliyetçiliğinizi diyetinize uygulamaya çalıştığınızda başarısızlığa uğruyorsunuz. Genellikle iki hafta uslu duruyor, fakat en sonunda dayanamayıp bir kutu baklavaya yumuluyorsunuz ve battı balık yan gider diyerek diyeti boş veriyorsunuz. "Your Diet Questions Answered" (Diyet Hakkındaki Sorularınızın Cevapları) kitabının yazarı Judith Wils, bu tepkiyi gerilmiş bir yaya benzetiyor. "Eğer yayı çok sıkarsanız, bir anda fırlayacaktır" diyor. Ara sıra şımarıklık yapmanız, iradesiz olduğunuzu göstermez, hepimiz insanız! Rahatlayın, ara sıra kaçamak yapmak diyetinizi uzun dönemde etkilemeyecek. Bir iki gün diyet yapmamak bile bütün çabanızın çöpe gittiği anlamına gelmez. Kısacası, diyetteyken dayanamayıp iki top dondurma yediğinizde, kendinizi suçlu hissetmeyin, tadını çıkarın ve diyetinize devam edin.

►Hayır, hayatı kendime zehir etmiyorum. Sadece sağlıklı olmaya çalışıyorum.. 
Tüm kararlılığınıza rağmen, çoğu zaman arkadaşlarınız ve aileniz istemeden diyetinizi sabote ederler. İngiliz beslenme uzmanı Angela Dowden'a göre, genelde sevgisini sizi besleyerek gösteren anneniz tehlikelerin başında gelir. Gizlice verdiğiniz kiloları kıskanan arkadaşınız ise diğer tehlike unsurudur. Siz 42 bedene çıkmışken, "Kilo vermeye hiç ihtiyacın yok" der ve şarap keyfine eşlik etmemenizden dolayı şikayet ederek yarısını yediği dondurmalı tavuk göğsünü size kakalamaya çalışır. Bu iki durumda da, diyetinizi bozmamak için en önemli faktör, tehlikenin farkında olmanızdır. Annenizin önünüze koyduğu yemekleri önünüzden iterek ters ters konuşmayın. Ona yemeğin çok lezzetli olduğunu ama patlayacak kadar doyduğunuzu söyleyin. Arkadaşınızın durumunda ise; kötü niyetli olmadığını kendinize hatırlatın ve ona takıntılı bir şekilde diyet yapmadığınızı, sadece sağlıklı olmak için bu şekilde yemeniz gerektiğini anlatın.

►O daracık jean pantolonuma sığmam lazım! 
"Diyet yaparken tartılmaya takıntılı hale gelmek mümkündür" diyor Amerika'daki Houseatonic Üniversitesi'- ndeki Besin Uzmanı Profesör Jeniffer Galluzzi. "Genelde insanlar diyetin ilk haftalarında çok kilo verirler ve daha sonra kilo verimi yavaşladığında umutsuzluğa kapılırlar." Gerçek şu ki, vücudunuzun tuttuğu su ve diğer faktörlerden dolayı kilonuz günden güne değişir. Yani her gün tartılmak yerine, haftada bir kere tartılın! Hatta, hiç tartılmayın. Sağlıklı bir beslenme tarzı, özellikle de spora başladıysanız, hayatınızı değiştirecektir. Bu yüzden saplantılı bir şekilde kiloları saymayı bırakın ve sağlıklı beslenmenin diğer avantajlarına yoğunlaşın. Enerjiniz artıyor mu? Sindiriminiz kolaylaştı mı? Cildiniz daha parlak ve sağlıklı mı? Televizyonun karşısında çöreklenip kalmak yerine temiz havaya çıkıyor musunuz? Eğer yeni benliğinizle daha mutluysanız, sağlıklı hayat tarzınızı değiştirmek istemeyeceksiniz. Kendinizi çok daha enerjik hissedeceksiniz.

►Garson! ben de onun yediğinden istiyorum! 
Konu kilo vermeye gelince, kendinizi ayrı bir birey olarak görmeniz çok önemlidir. Çoğu insan, metabolizması ve vücut yapısı hakkındaki gerçeği inkar eder. Sıska arkadaşınız koca bir tabak makarna ve tatlı yiyerek kilo almıyor olabilir, ama bu sizin de onun kadar yiyebileceğiniz anlamına gelmez. Bu şekilde düşünmek, herkesin ayrı bünyesi ve metabolizması olduğunu göz ardı etmenize ve yakabileceğinizden çok yemenize sebep olabilir. Bir arkadaşınızın sizinle değilken ne yediğini veya kaç saat spor yaptığını bilemeyeceğiniz için, o sırada ne yiyorsa aynısından söylemek oldukça saçma bir hareket olacaktır.

►Bugün canım sadece fındık fıstık çekiyor!
Glikemik endeks devrimi, sağlıklı beslenme söz konusu olduğunda, kan şekeri seviyesinin oynadığı önemli rolü ortaya çıkardı. Muhtemelen sizin de metabolizmanızı hızlandıran sağlıklı yağlardan haberiniz vardır. Londralı besin uzmanı Ian Marber'e göre, sağlıklı yağlar belli ölçülerde tüketilmezse, onların da bildiğimiz yağlardan hiçbir farkı kalmıyor. Günde iki ya da üçten fazla ara öğün tüketmemeniz lazım. Basit bir ölçü olarak, beş ya da altı fındık ya da iki adet peynirli form bisküvi -altı değil. Kendinize doymak için biraz müddet tanıyın. Eğer her öğününüze protein eklerseniz, mesela yumurta, balık veya et gibi, sürekli atıştırma ihtiyacınız kalmayacaktır.

►Sabah deli danalar gibi koştum, salatayı boşver! 
Haftada bir iki kere egzersiz yapmaya başladınız ve kendinize ne isterseniz onu yeme izni verdiniz. "Bu tarz bir alışveriş zihniyeti çok yaygındır" diyor spor diyetisyeni Carrie Ruxton. Kilo problemi olanlar, kalori ve yağ yaktıkları için, her istediklerini yiyebileceklerini zannediyorlar. Ama durum sanıldığı gibi değil. Yediklerinizi kayda değer oranda arttırmak istiyorsanız, haftada en az beş kere ağır spor yapmanız gerekir. Bunun yerine, makarna, pilav, patates ve kahvaltı gevreği türevi yiyecekler tüketerek kaslarınıza daha çok enerji sağlayın.

►Acı yoksa kazanç da yoktur! 
Diyet yapmayı bir işkence gibi görüyorsunuz, çok yediğinizden ötürü aldığınız kiloları vermek için, kalorili yiyeceklerden sanki zehirliymiş gibi kaçıyor veya tek besinli (lahana çorbası diyeti gibi) diyetlere başlıyorsunuz. "Çok geçmeden, canınız yasak olan yemekleri deliler gibi istemeye başlayacaktır, vücudumuz gün içinde bir döngü halinde bu isteği yineler" diyor Rockefeller Üniversitesi Profesörü Sarah Leibowitz. Sabahları, beynimizde "Neuropeptide-Y" isimli bir kimyasal salgılanır. Bu kimyasal, enerji veren karbonhidratlara olan ihtiyacımızı tetikler. Gün içinde bu kimyasal azalır ve proteine olan ihtiyaç artar. Akşamüstleri ise "galanin" adlı kimyasal, vücudun gece boyunca sürecek olan açlığa hazırlanması için, yağlı gıdalara olan isteğimizi tetikler. Başarıya ulaşmanın yolu, bir anda yağsız, karbonhidratsız ve tatsız bir diyete başlamak yerine, yavaş dengeli beslenmeye başlamanızdır. Araştırmalara göre; yağı bir anda kesen diyetler, depresyona yol acıyor. Bu yüzden yağı, balık, et, fındık, zeytinyağı ile almanız gerekli. Bunun yanında karbonhidrat olarak tam tahıllı ekmek ve kepekli makarnayı, protein olarak da yumurta, balık ve yoğurdu diyetinizden eksik etmemeniz şart.

►Ne demek ayda 10 kilo veremezsin?
Kendinize gerçekçi olmayan hedefler koymaktan vazgeçin. Kilo vermek söz konusu olduğunda, hız ve sağlık zıt anlamlı sözcükler haline geliyor. Yani, eğer sağlığınızı koruyarak zayıflamak istiyorsanız, hedefiniz en fazla haftada 1 kilo vermek olmalı. Bundan fazlası verildiğinde, adetlerinizin düzensizleşmesi, bağışıklık sisteminizin zayıf düşmesi ve benzeri birçok sağlık problemi yaşanabiliyor. Üstüne üstlük, verilen kilolar oturmadığı için diyeti kestiğiniz an, normalde alacağınızdan çok daha fazla ve hızlı kilo alırsınız. Dengesiz bir diyet yaptığınızda, vücudunuz kendisini koruma altına almak için metabolizmanızı yavaşlatır ve bu yüzden yediklerinizi yakamazsınız.

►İnanılmazım! diyete başladım, yeni bir işe girdim ve taşınıyorum ! 
Diyet yaparken kısa sürede kilo vermekten daha önemli olan nokta, doğru beslenmeyi öğrenmektir. Bunun için kötü alışkanlıklarınızdan vazgeçmeniz zor olabilir. Yıllardır her sabah 3 dilim beyaz ekmek yiyor olmanız bunun vücudunuz için doğru olduğu anlamına gelmez, 2 dilim kepek ekmeğini tercih etmeniz gerekir. Ne olursa olsun, hayatınızın bir alanında köklü bir değişiklik yapmanız için aile ve iş gibi diğer alanlarında sakin ve huzurlu olmanız şart. Bu yüzden eğer bu sefer fazla 10 kilonuzu vermekte kararlıysanız, sevgilinizin iş değişikliği, eşinizin orta yaş krizi gibi bir dönemde bir de diyetle uğraşmasanız daha iyi olur!

►Sadece 100 gram vermişim! saçmalık! 
Çok sağlıklı beslendiğinizi düşünüyor, fakat neden bir türlü kilo veremediğinizi anlayamıyorsunuz. Belki de suçu kaşla göz arasında hüplettiğiniz abur cuburlarda aramalısınız! "Ya ofiste kahvenizin yanında yediğiniz iki parça çikolatayla, evde yemek yaparken atıştırdığınız cipsleri unutuyorsunuz ya da kendinizi kandırıyorsunuz. Sürekli ufak ufak yediğiniz ekstralar günün sonunda birikip, kilo vermenizi engelleyebilir. Bunun çözümü yediğiniz her şeyi dürüst bir şekilde bir deftere yazmaktır, içecekleri de unutmamak şartıyla. Yemeği nerede yediğiniz ve o sırada başka neyle meşgul olduğunuzu yazmanız da çok önemlidir; çünkü bu sayede sıkıntıdan veya düşünmeden atıştırdığınız zamanları ortaya çıkarmış olacaksınız. Mesela çoğu kişi televizyon karsısında veya ofis masasında gereksiz yere atıştırır.

Zor Sorular, Kolay Cevaplar

Soru: Sağlıklı kumaş nedir? Nelere dikkat etmeliyim?
Cevap: Kıyafetlerin kumaşında kullanılan boyalar, kimyasallar ciltte alerjiye sebep olabiliyor. Bu nedenle giysileri giymeden önce kısa programda yıkamalısınız. MKS Devo Tekstil Danışmanlık şirketinden Korgun Şengün, "Nefes alabilen, güç tutuşur, antimikrobiyal özellik taşıyarak insan sağlığını ön plana çıkaran, buruşmaz, ter kokularını engelleyen, su, yağ ve kir itici özellikleri ile kullanım kolaylığı sağlayan kumaşlar sağlıklıdır" diyor. Şengün'e göre, satın alınacak ürün koklanmalı ve beklenmedik bir koku varsa tercih edilmemeli. Koyu renkli giysiler alınırken, beyaz bir kumaş veya kağıt parçası yaklaşık 10 kere sürtülerek beyaz kumaşın ne kadar kirlendiğine bakılmalı, beyaz kumaşın çok kirlenmesi boyanın kaliteli olmadığını gösteriyor.

Kaynak : Cosmopolitan