diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2010 Cumartesi

Tatil öncesi zayıflamak için 7 yol

Tatil öncesi zayıflamak mı istiyorsunuz?Tatil zamanı geliyor: Tatil öncesi zayıflamaya çalışanlar ile formunu korumaya çalışanların deneyebileceği 7 yol!

İşte tatil öncesi zayıflamaya çalışanlar ile formunu korumaya çalışanların deneyebileceği 7 yol!

Tatlı yiyin

Kilomu vermeye çalışıyorsunuz tatlı yiyin. Doğru okudunuz. Bir parça çikolatalı kek ya da salata yemişsiniz farketmez kalori kaloridir. Yani hem tatlı yiyerek hem de sebze yiyerek kilo verebilirsiniz.
Deneyin: Yemekte tatlı ihtiyacınız için meyveli tart yiyin.

Geç yemek yemek

Eğer açsanız geç yemek yemek  formunuzu korumanıza engel olabilir ya da kabuslar görmenize ve midede rahatsızlık hissetmenise neden olabilir. Eğer gerçekten açsanız birşeyler yiyebilirseniz ama o  kadar  aç değilseniz sadece elma yemeniz yeterli olur. Doğal yiyecekkleri ne zaman yediğinizin aslında çok da önemi yoktur. 
Deneyin: Eğer yemeği geç yiyecekseniz menünüzde salata ve çorbayı bulundurun yada kahvaltı yapın.

Egzersiz 

Amerikan Sağlık Kuruluşu'nun  araştırmalarına  göre günde en az 10 dakika egzersiz yapmak formda kalmanızı sağlıyor.
Deneyin: Vücudunuzun  formunu  korumak için her gün 15 dakika yürüyün. Ayrıca, günde 15 kere şınav ve mekik hareketlerini uygulayın.

Karbonhidrat 

Vücudumuzun karbonhidrata da ihtiyacı var. Bunun  içinde karbonhidrat içeren besinler yemelisiniz. Doğru  şekilde  alınan karbonhidratlı besinler hızlı kilo vermenizi sağlar. 

Koşu bandıyla  form 

Rutin bir  şekilde  kullanıldığı için biraz sıkıcı olabilir ama koşu bandı enerjinizi yakarak kalorinizi dengelemenizi sağlar.

Deneyin: Her gün 5 dakika ip atlayın.

Tartılara veda

Hormonel bozukluklardan dolayı  kilonuz  artabilir ya da azalabilir. Kilo verdiğinizi eski dar jeanslerizi 2 haftada bir deneyerek görebilirsiniz.

Sağlıksız diyet yapmayın!

Çoğu insan kilo vermek için sağlıksız diyetler uyguluyor ve egzersiz programlarını takip ediyor. Günlük alışkanlıklarını yaptıkları egzersiz programları ve diet programları için değiştiriyor. Bu gibi riskli denemeler yerine uzman tavsiyesiyle uzun süreli doğru beslenme programları uygulayın.

Kaynak:iVillage.mynet.com
Alıntı:Leyditurk.com

30 Mayıs 2010 Pazar

Evlilik kilo aldırıyor mu?

konu baslikOfis ortamında çalışma, iş yemekleri, aile içinde hazırlanan güzel yemekler, evden dışarı daha az çıkıp, gereğinden fazla kaloriye neden olan televizyon başında atıştırmalar ve daha az spor evlilik sonrası kilo almanın başlıca nedenleri...

Diet Coach Paris'ten NLP Uzmanı diyet koçu Marie Rose Koro evlilik sonrası kilo almanın nedenlerini anlattı.

►Evlilik sonrası neden kilo alınır ?
Evlilik yılları kendini tartıda gösterir. Avrupa'da yapılan bir araştırma, genç evlilerin sadece bir yıl birliktelikten sonra ortalama olarak 1.5 kilodan biraz daha fazla kilo aldıklarını göstermektedir. Aynı araştırmaya göre evlilik, kilo konusunda erkekler üzerinde daha etkilidir ve 6 kiloya varan artışlarla 3 erkekten 2'si evlendikten sonra şişmanlamaktadır. Paylaşılmış bir yemek, bir aşk eylemi haline geliyor. Eşlerin birlikte yediği yemekler, duyulara zevk veren güçlü bir çağrışımda bulunur ve bir bakıma çiftin termometresini oluşturur. Evlilikle birlikte yemeklerin giderek daha fazla birlikte hazırlanması,
mutfakta giderek daha fazla söz alışverişini mümkün kılarak, mutfağı normal işlevinin dışında çiftler için günlük iletişimin kurulduğu mekanlardan biri haline getirir. Birlikte hazırlanan veya çiftlerden birinin diğerine hazırladığı yemekler birlikte olunan zamanları çoğaltır. Yani mutfak evli ve birlikte yaşayan çiftler için bir paylaşım odası haline gelir. Bir diğer neden ise; çiftlerin dışarı daha az çıkıp, birlikte televizyon başında atıştırarak, gereğinden fazla kalori almaları ve aynı zamanda daha az hareket etmeye başlamaları, spor alışkanlıklarını yavaş yavaş terk etmeye başlamalarıdır.

► Evlilik sonrası kilo almamak için nelere dikkat etmeli ? 
Evliliğin ilk yıllarından sonraki kilo alma teşhisi, bir alarm mahiyetinde olsa da, önlem almak ve konuyu zamanında ele almak koşuluyla durum ümitsiz değil. Sadece zayıflamak yetmez, ayrıca yeniden şişmanlamamak da gerekir. Zayıfladıktan sonra beyin tekrar eski haline dönmeyi istemekte, ayrıca yeniden kilo alınmasına yönelik fizyolojik mekanizmalar da bulunmaktadır. Bu kötü bir döngüdür. Bu konuda sorumluluğu üstlenme kavramı sadece kilo kaybetme sorununa odaklanmıyor, aynı zamanda beslenme tarzı ile ilgili davranışları da kapsıyor. Beslenme uzmanları ve alışkanlıklar konusunda tedavi yapan uzmanlar, diyet boyunduruğunu daha esnek ve kolay uygulanabilir rejimlerle ve uzun vadeye yayarak gevşetmekteler.

Belli bir beslenme şekli oturtulduktan sonra evli çiftlerde dikkat edilmesi gerekenler şunlar:

Evlendikten sonra spor yapmayı bırakmamak, televizyon başında çok vakit geçirmemek ve geçirilse dahi televizyon karşısında kalorili yiyecekler atıştırmamak. Evde fazlaca vakit geçirmek yerine birlikte yürüyüşe çıkılabilir.

Zor Sorular,Kolay Cevaplar
Soru: Düzenli olarak diyet yapıyorum ama kendimi çok halsiz hissediyorum. Bunu engellemek için ne yapmalıyım ? 
Cevap: "Eğer vücudunuz ihtiyacı olan kaloriyi almazsa bütün fonksiyonları yavaşlar" diyor kişisel antrenör, aynı zamanda Destination Health&Fitness yöneticisi Chris Mundle. Yeterince kalori almamak kendinizi yorgun ve halsiz hissetmenize, baş ağrısına, depresyona ve konsantrasyon bozukluğuna sebep olabilir. Vücudunuzun hareket etmek için yakıta ihtiyacı var. The American College Of Sports Medicine, kadınların günlük almaları gereken kalori miktarını 1200 olarak belirlemiş. Bu değerin altına düşmemelisiniz.

►Diyetiniz neden işe yaramıyor? O baklavaları benden uzak tut!
Siz tam bir mükemmeliyetçisiniz. İşte hızlı ve sakinsiniz, hiçbir arkadaşınızın doğum gününü unutmuyorsunuz ve kütüphaneniz alfabetik sırayla dizili. Fakat bu mükemmeliyetçiliğinizi diyetinize uygulamaya çalıştığınızda başarısızlığa uğruyorsunuz. Genellikle iki hafta uslu duruyor, fakat en sonunda dayanamayıp bir kutu baklavaya yumuluyorsunuz ve battı balık yan gider diyerek diyeti boş veriyorsunuz. "Your Diet Questions Answered" (Diyet Hakkındaki Sorularınızın Cevapları) kitabının yazarı Judith Wils, bu tepkiyi gerilmiş bir yaya benzetiyor. "Eğer yayı çok sıkarsanız, bir anda fırlayacaktır" diyor. Ara sıra şımarıklık yapmanız, iradesiz olduğunuzu göstermez, hepimiz insanız! Rahatlayın, ara sıra kaçamak yapmak diyetinizi uzun dönemde etkilemeyecek. Bir iki gün diyet yapmamak bile bütün çabanızın çöpe gittiği anlamına gelmez. Kısacası, diyetteyken dayanamayıp iki top dondurma yediğinizde, kendinizi suçlu hissetmeyin, tadını çıkarın ve diyetinize devam edin.

►Hayır, hayatı kendime zehir etmiyorum. Sadece sağlıklı olmaya çalışıyorum.. 
Tüm kararlılığınıza rağmen, çoğu zaman arkadaşlarınız ve aileniz istemeden diyetinizi sabote ederler. İngiliz beslenme uzmanı Angela Dowden'a göre, genelde sevgisini sizi besleyerek gösteren anneniz tehlikelerin başında gelir. Gizlice verdiğiniz kiloları kıskanan arkadaşınız ise diğer tehlike unsurudur. Siz 42 bedene çıkmışken, "Kilo vermeye hiç ihtiyacın yok" der ve şarap keyfine eşlik etmemenizden dolayı şikayet ederek yarısını yediği dondurmalı tavuk göğsünü size kakalamaya çalışır. Bu iki durumda da, diyetinizi bozmamak için en önemli faktör, tehlikenin farkında olmanızdır. Annenizin önünüze koyduğu yemekleri önünüzden iterek ters ters konuşmayın. Ona yemeğin çok lezzetli olduğunu ama patlayacak kadar doyduğunuzu söyleyin. Arkadaşınızın durumunda ise; kötü niyetli olmadığını kendinize hatırlatın ve ona takıntılı bir şekilde diyet yapmadığınızı, sadece sağlıklı olmak için bu şekilde yemeniz gerektiğini anlatın.

►O daracık jean pantolonuma sığmam lazım! 
"Diyet yaparken tartılmaya takıntılı hale gelmek mümkündür" diyor Amerika'daki Houseatonic Üniversitesi'- ndeki Besin Uzmanı Profesör Jeniffer Galluzzi. "Genelde insanlar diyetin ilk haftalarında çok kilo verirler ve daha sonra kilo verimi yavaşladığında umutsuzluğa kapılırlar." Gerçek şu ki, vücudunuzun tuttuğu su ve diğer faktörlerden dolayı kilonuz günden güne değişir. Yani her gün tartılmak yerine, haftada bir kere tartılın! Hatta, hiç tartılmayın. Sağlıklı bir beslenme tarzı, özellikle de spora başladıysanız, hayatınızı değiştirecektir. Bu yüzden saplantılı bir şekilde kiloları saymayı bırakın ve sağlıklı beslenmenin diğer avantajlarına yoğunlaşın. Enerjiniz artıyor mu? Sindiriminiz kolaylaştı mı? Cildiniz daha parlak ve sağlıklı mı? Televizyonun karşısında çöreklenip kalmak yerine temiz havaya çıkıyor musunuz? Eğer yeni benliğinizle daha mutluysanız, sağlıklı hayat tarzınızı değiştirmek istemeyeceksiniz. Kendinizi çok daha enerjik hissedeceksiniz.

►Garson! ben de onun yediğinden istiyorum! 
Konu kilo vermeye gelince, kendinizi ayrı bir birey olarak görmeniz çok önemlidir. Çoğu insan, metabolizması ve vücut yapısı hakkındaki gerçeği inkar eder. Sıska arkadaşınız koca bir tabak makarna ve tatlı yiyerek kilo almıyor olabilir, ama bu sizin de onun kadar yiyebileceğiniz anlamına gelmez. Bu şekilde düşünmek, herkesin ayrı bünyesi ve metabolizması olduğunu göz ardı etmenize ve yakabileceğinizden çok yemenize sebep olabilir. Bir arkadaşınızın sizinle değilken ne yediğini veya kaç saat spor yaptığını bilemeyeceğiniz için, o sırada ne yiyorsa aynısından söylemek oldukça saçma bir hareket olacaktır.

►Bugün canım sadece fındık fıstık çekiyor!
Glikemik endeks devrimi, sağlıklı beslenme söz konusu olduğunda, kan şekeri seviyesinin oynadığı önemli rolü ortaya çıkardı. Muhtemelen sizin de metabolizmanızı hızlandıran sağlıklı yağlardan haberiniz vardır. Londralı besin uzmanı Ian Marber'e göre, sağlıklı yağlar belli ölçülerde tüketilmezse, onların da bildiğimiz yağlardan hiçbir farkı kalmıyor. Günde iki ya da üçten fazla ara öğün tüketmemeniz lazım. Basit bir ölçü olarak, beş ya da altı fındık ya da iki adet peynirli form bisküvi -altı değil. Kendinize doymak için biraz müddet tanıyın. Eğer her öğününüze protein eklerseniz, mesela yumurta, balık veya et gibi, sürekli atıştırma ihtiyacınız kalmayacaktır.

►Sabah deli danalar gibi koştum, salatayı boşver! 
Haftada bir iki kere egzersiz yapmaya başladınız ve kendinize ne isterseniz onu yeme izni verdiniz. "Bu tarz bir alışveriş zihniyeti çok yaygındır" diyor spor diyetisyeni Carrie Ruxton. Kilo problemi olanlar, kalori ve yağ yaktıkları için, her istediklerini yiyebileceklerini zannediyorlar. Ama durum sanıldığı gibi değil. Yediklerinizi kayda değer oranda arttırmak istiyorsanız, haftada en az beş kere ağır spor yapmanız gerekir. Bunun yerine, makarna, pilav, patates ve kahvaltı gevreği türevi yiyecekler tüketerek kaslarınıza daha çok enerji sağlayın.

►Acı yoksa kazanç da yoktur! 
Diyet yapmayı bir işkence gibi görüyorsunuz, çok yediğinizden ötürü aldığınız kiloları vermek için, kalorili yiyeceklerden sanki zehirliymiş gibi kaçıyor veya tek besinli (lahana çorbası diyeti gibi) diyetlere başlıyorsunuz. "Çok geçmeden, canınız yasak olan yemekleri deliler gibi istemeye başlayacaktır, vücudumuz gün içinde bir döngü halinde bu isteği yineler" diyor Rockefeller Üniversitesi Profesörü Sarah Leibowitz. Sabahları, beynimizde "Neuropeptide-Y" isimli bir kimyasal salgılanır. Bu kimyasal, enerji veren karbonhidratlara olan ihtiyacımızı tetikler. Gün içinde bu kimyasal azalır ve proteine olan ihtiyaç artar. Akşamüstleri ise "galanin" adlı kimyasal, vücudun gece boyunca sürecek olan açlığa hazırlanması için, yağlı gıdalara olan isteğimizi tetikler. Başarıya ulaşmanın yolu, bir anda yağsız, karbonhidratsız ve tatsız bir diyete başlamak yerine, yavaş dengeli beslenmeye başlamanızdır. Araştırmalara göre; yağı bir anda kesen diyetler, depresyona yol acıyor. Bu yüzden yağı, balık, et, fındık, zeytinyağı ile almanız gerekli. Bunun yanında karbonhidrat olarak tam tahıllı ekmek ve kepekli makarnayı, protein olarak da yumurta, balık ve yoğurdu diyetinizden eksik etmemeniz şart.

►Ne demek ayda 10 kilo veremezsin?
Kendinize gerçekçi olmayan hedefler koymaktan vazgeçin. Kilo vermek söz konusu olduğunda, hız ve sağlık zıt anlamlı sözcükler haline geliyor. Yani, eğer sağlığınızı koruyarak zayıflamak istiyorsanız, hedefiniz en fazla haftada 1 kilo vermek olmalı. Bundan fazlası verildiğinde, adetlerinizin düzensizleşmesi, bağışıklık sisteminizin zayıf düşmesi ve benzeri birçok sağlık problemi yaşanabiliyor. Üstüne üstlük, verilen kilolar oturmadığı için diyeti kestiğiniz an, normalde alacağınızdan çok daha fazla ve hızlı kilo alırsınız. Dengesiz bir diyet yaptığınızda, vücudunuz kendisini koruma altına almak için metabolizmanızı yavaşlatır ve bu yüzden yediklerinizi yakamazsınız.

►İnanılmazım! diyete başladım, yeni bir işe girdim ve taşınıyorum ! 
Diyet yaparken kısa sürede kilo vermekten daha önemli olan nokta, doğru beslenmeyi öğrenmektir. Bunun için kötü alışkanlıklarınızdan vazgeçmeniz zor olabilir. Yıllardır her sabah 3 dilim beyaz ekmek yiyor olmanız bunun vücudunuz için doğru olduğu anlamına gelmez, 2 dilim kepek ekmeğini tercih etmeniz gerekir. Ne olursa olsun, hayatınızın bir alanında köklü bir değişiklik yapmanız için aile ve iş gibi diğer alanlarında sakin ve huzurlu olmanız şart. Bu yüzden eğer bu sefer fazla 10 kilonuzu vermekte kararlıysanız, sevgilinizin iş değişikliği, eşinizin orta yaş krizi gibi bir dönemde bir de diyetle uğraşmasanız daha iyi olur!

►Sadece 100 gram vermişim! saçmalık! 
Çok sağlıklı beslendiğinizi düşünüyor, fakat neden bir türlü kilo veremediğinizi anlayamıyorsunuz. Belki de suçu kaşla göz arasında hüplettiğiniz abur cuburlarda aramalısınız! "Ya ofiste kahvenizin yanında yediğiniz iki parça çikolatayla, evde yemek yaparken atıştırdığınız cipsleri unutuyorsunuz ya da kendinizi kandırıyorsunuz. Sürekli ufak ufak yediğiniz ekstralar günün sonunda birikip, kilo vermenizi engelleyebilir. Bunun çözümü yediğiniz her şeyi dürüst bir şekilde bir deftere yazmaktır, içecekleri de unutmamak şartıyla. Yemeği nerede yediğiniz ve o sırada başka neyle meşgul olduğunuzu yazmanız da çok önemlidir; çünkü bu sayede sıkıntıdan veya düşünmeden atıştırdığınız zamanları ortaya çıkarmış olacaksınız. Mesela çoğu kişi televizyon karsısında veya ofis masasında gereksiz yere atıştırır.

Zor Sorular, Kolay Cevaplar

Soru: Sağlıklı kumaş nedir? Nelere dikkat etmeliyim?
Cevap: Kıyafetlerin kumaşında kullanılan boyalar, kimyasallar ciltte alerjiye sebep olabiliyor. Bu nedenle giysileri giymeden önce kısa programda yıkamalısınız. MKS Devo Tekstil Danışmanlık şirketinden Korgun Şengün, "Nefes alabilen, güç tutuşur, antimikrobiyal özellik taşıyarak insan sağlığını ön plana çıkaran, buruşmaz, ter kokularını engelleyen, su, yağ ve kir itici özellikleri ile kullanım kolaylığı sağlayan kumaşlar sağlıklıdır" diyor. Şengün'e göre, satın alınacak ürün koklanmalı ve beklenmedik bir koku varsa tercih edilmemeli. Koyu renkli giysiler alınırken, beyaz bir kumaş veya kağıt parçası yaklaşık 10 kere sürtülerek beyaz kumaşın ne kadar kirlendiğine bakılmalı, beyaz kumaşın çok kirlenmesi boyanın kaliteli olmadığını gösteriyor.

Kaynak : Cosmopolitan

Fazla kilolarını atmaya hazırlan!

konu baslikEh, yavaştan incelme zamanıdır! Dur, öyle haldır huldur diyete girmeyeceksin! Önce vücudundaki toksinleri, detoks etkisi yaratacak gıdalarla beslenerek atmalısın ki sağlıklı kilo veresin!

Ton Balıklı Detoks Salatası 
Malzemeler
►Marketlerde hazır paketlerde satılan akdeniz yeşillikleri
►Bir miktar soya filizi 
►7 veya 8 adet cherry domates 
►Kırmızı biber sarı biber diyet ton balığı tercihe göre mısır veya kırmızı soğan

Hazırlanışı
Büyük bir kase içine yeşillikler altta olmak üzere tüm malzemeleri sırasıyla koy. En üste de ton balığını ekle. Zeytinyağı ve limon ilave edip afiyetle ye. 
Not: Dilersen, bu salataya yakışacak özel bir sos dah azırlayabilirsin. 
Özel sos için; 
►Yarım limon suyu 
►1 çorba kaşığı zeytinyağı 
►1 çorba kaşığı nar ekşisi 
►1 çay bardağı balzamik sirkesi 
►1 çay kaşığı taneli hardal ve tuzu da iyice karıştırıp salatana ekleyebilirsin. 

Not: Detoks'un en önemli özelliği; çiğ sebzeleri tüketmek olduğu için, sana önerimiz bu ton balıklı salatadır. İçinde gördüğün gibi yok yok! Bu arada beyaz ekmek yerine kepekli galetaları da tercih edebilirsin. Ayrıca detoks sürecinde kola ve kafeinli içecekler yerine, bitki çayları ve meyve suyu türü sıvıları bolca içmeni öneririz. Suyu da unutma tabii...

Kaynak : Cosmogirl

25 Mayıs 2010 Salı

Neden kilolarımı veremiyorum?

Neden kilo veremiyorum?İnsanların zayıflayamamasının ana nedeni, uzun bir çabayı göze alamamaları.

Haftalık haber dergisi Newsweek Türkiye'nin son sayısında, insanların onca diyete, ilaca ve besin takviyesine rağmen neden zayıflayamadıkları konusundaki son bilimsel çalışma ele alındı. Buna göre insanların zayıflayamamasının ana nedeni, uzun bir çabayı göze alamamaları...

ABD'de Brigham Young Üniversitesi'nden nöroloji uzmanı Mark Allen ve ekibi, kadınlar arasındaki güzellik ve zayıflık rekabetini bilimsel olarak araştırdı. Çalışmada, mayolu, şişman bir kadın görüntüsü kadın deneklere izletildi ve deneklerin kendilerini hemen ekrandaki görüntüyle kıyasladıkları, beyin faaliyetleri olarak tespit edildi. Aynı deney, erkeklere de yapıldı, ama hemcinslerini mayoyla gören erkeklerin beyninde böyle bir faaliyete rastlanmadı. Kadınların görünüşlerine bu kadar kafayı takmalarının, zayıflama sektörünün giderek "şişmanlaması"na neden oluyor. 2009'da yayımlanan "Global Weight Loss and Diet Management Market" (Global Zayıflama ve Diyet Yönetimi) adlı rapora göre bugün global zayıflama pazarının büyüklüğü 363 mil yar dolar civarında. Bu rakamın 2014'te 586 mil yar dolara çıkacağı tahmin ediliyor.

ÇOK EMEK GEREK

Ama asıl önemli olan, nasıl kilo verdiğiniz ve gerçekten bunun için gereken her şeyi yapıp yapmadığınız. Oysa insanlar, çoğu zaman gereken her şeyi yaptığını sanıyor. Değil kilo vermek, kilo kontrolü için bile aslında epey ter dökmek gerekiyor. Zayıflama endüstrisinin albenili vaatleri çekici görünse de ne yazık ki gerçekleri yansıttığını söylemek zor. En azından Harvard Tıp Fakültesi araştırmacılarına göre. Orta yaşlı 34 bin 79 kadını 13 yıl boyunca izleyen Harvardlı araştırmacılar, çalışmanın sonunda kilo almayan katılımcıların ortak özelliklerini tespit etmişler: Haftada 5 kez toplam 7 saat egzersiz ve diyet yapmak. Dahası, diyet yapmayan katılımcılar, bu kadar egzersize rağmen kilo veremeyip ancak mevcut kilolarını korumuşlar. Yani araştırma ya göre kilo kaybetmek için sadece fiziksel aktivite yeterli değil. Araştırmada "Gün de 60 dakikalık egzersiz, ancak normal vücut kitle endeksini korumaya ve kilo almamaya yardımcı oluyor" deniyor. Dolayısıyla kilo vermek ve o kiloda kalmak için boğazınıza hakim olmak ve daha fazla egzersiz yapmanız gerekiyor; hem de sadece yazın değil hayatınız boyunca.

Diyet ürünleri ve ‘mucize'haplar gözünüzü boyamasın

Konuyla ilgili geçen haftalarda bir makale yazan Newsweek bilim editorü Sharon Begley, şu noktaya dikkat çekiyor: "Spor yapmak şekerli içecek ihtiyacımızı artırıyor (bir şişe meşrubatı kafaya dikiyoruz), acıktırıyor (böylece daha fazla yiyoruz), bir ödül hak ettiğimize inandırıyor (yemeye devam ediyoruz) ve aldığımız kalorileri kolayca yakabileceğimiz hissi uyandırıyor (yemeye devam)..." O halde daha da çok terlemek gerekiyor ya da açlığı bastırmak için sadece diyet ürünler tüketebilirsiniz. Ancak son yıllarda büyük bir pazara dönüşen diyet ürünlerin etiket bilgilerini iyi okumak gerek. Zira şeker yerine tatlandırıcı kullanılan bazı diyet ürünleri neredeyse diyet olmayan ürünler kadar yağ içerebiliyor. Birçok kişi, "zayıflama hapları"nın her şeye değer olduğunu düşünüyor. Oysa, bu tür hapların sinirlilik ve kaygı bozukluğundan vitamin eksikliğine kadar pek çok yan etkisinin olduğu ve aslında iddia edildiği kadar da etkili olmadığı yönünde onlarca araştırma var.

Kaynak:Leyditurk.com

Kontrolsüz iştahı bastırmanın yöntemleri

Kontrolsüz iştahı bastırmanın yollarıMidemiz kazınırken karşımızdaki çekici yemeklere direnebilecek güce sahibiz, peki neden yapamıyoruz?


Midemiz kazınırken karşımızdaki çekici yemeklere direnebilecek güce sahibiz, neden yapamıyoruz?

Yıl boyunca onlarca partiye gittin ve tek bir cips bile yemedin. Peki, erkek arkadaşınla ettiğin korkunç kavganın ardından neden kendini krema soslu makarnaya bileklerine kadar batmış halde buluyorsun? İşte sebepleri...


İçgüdüsel olarak zaten bildiğin şeyin bilimsel olarak da kanıtlanmış olduğunu belirtmeliyiz: Kadınlar, kötü bir günün ardından kendisini yemeğe vermeye erkeklerden daha meyilliler. Bu senenin başında yayımlanan bir makaleye göre, Brookhaven National Laboratory'deki araştırmacılar normal kiloya sahip 20 kadın ve erkek gönüllüyü 20 saatlik bir oruca tabi tutmuş.

Daha sonra da onlara en sevdiği yemekleri sunmuş. Beyin fonksiyonları makineler tarafından ölçülürken de bu yemeklere karşı direnmeleri istenmiş. Deneyin sonucunda tüm gönüllüler bilinçli bir şekilde açlığını bastırmaya çalışırken kadın beyninin, duyguları düzenleyen ve yemek yeme güdüsü için çalışan alanlarında erkeklere oranla daha yüksek bir hareketlilik olduğu gözlenmiş.

Peki, madem midemiz kazınırken karşımızdaki çekici yemeklere direnebilecek güce sahibiz, neden yapamıyoruz?

Tek bir nedeni var: O çikolatalı pastalara olan duygusal bağımız sadece kafamızda değil. Aslında duygularımız fiziksel açlığı tetikleyebiliyor. Yani Hackensack Üniversitesi'ndeki Beslenme Uzmanı Susan Kraus'un dediği gibi kendini kötü hissederken aşırı yemek yeme isteğin kesinlikle fiziksel öğelere bağlı: "Beyninde, ruh halini (ve iştahını) düzenleyen kimyasallar salgılayan bölüm dengede kalmak istiyor. Sen kötü bir gün geçirip de kendini kötü hissettiğin zaman bu denge bozuluyor ve beyin de bunu hemen telafi etmek istiyor."

Gerçekten aç mısın?

Muhtemelen hayır ama kesinlikle sana öyleymiş gibi geliyor. Esas açlık hissi yemeye başladıktan sonra geliyor. Fareler üzerinde aşırı yemek yeme üzerine çalışmalar yapmış bir isim olan, Birmingham'daki Alabama Üniversitesi Psikoloji Profesörü Doktor Mary Boggiano, "Aslında gerçekten aç olmak, tıka basa yemek yeme sebeplerinin sonunda yer alıyor" diyor. Düşük serotonin seviyesi, doyduğunu anlama yetine de zarar veriyor. Yemeğe ihtiyacın olmasa da yemeğe teşvik ediyor.

Şuursuzca yememenin altı yolu!

* Açlık hissini kov

Hackensack Üniversitesi'nden Beslenme Uzmanı Susan Kraus öğün atlamanın midenin kazınmasını daha da yoğunlaştıracağını söylüyor. Öğünleri düzenli yemek kan şekerini sabit tutmaya yardıma olur. Bu öğünlerde beyaz ekmek, hamur işi ya da makama gibi işlenmiş karbonhidratlar yerine protein ve bir parça da sağlıklı yağlardan almalısın. Böylece tatmin olduğunu sen de hissedeceksin, öğün aralarında bir şeyler atıştırmak istediğinde akıllı seçimler yap. Yağsız yoğurt iyi bir seçim.

* Tetikleyicileri belirle

Bir hafta boyunca yemeklerin kaydını tut. Ruh halini, seni neyin strese soktuğunu ve yemeden önce ne kadar aç hissettiğini ölç. Seni şekerlemelerle dolu gizli depona saldırmaya zorlayan etkenleri belirledikten sonra daha bilinçli tepkiler vermeye başlayabilirsin. Mesela minik bir paket çikolatanın yarısını yemek gibi...

* Biraz bekle

Stresli bir durumun ardından ilk 20 dakika boyunca beyninin taleplerini anında yerine getirmek istersin. Bu serotonini dengeleyebilmek ve stres hormonlarını düşürebilmesi için gerekli olan asgari süre. Eğer 20 dakika kendini tutabilirsen, midenin kazınması muhtemelen geçip gitmiş olacak.

* Bir şeyler iç

"Hypothalamus", beyninin ruh hali ve aynı zamanda iştah sinyallerini düzenleyen kontrol merkezi. Ayrıca bu merkez, açlık gibi susuzluğu da fark eden bölüm. Bir bardak su ya da sıcak çay içmeyi dene, kazınma geçecektir. Kafeinsiz çay olmasına özen göster; kafein stres kimyasallarının salgılanmasını tetikleyebilir.

* Sakız çiğne

Ağzına şekersiz sakız at ve bol bol balon yap. Avustralya'daki bilim adamları sakız çiğneyen deneklerin tükürüğünde çiğnemeyenlere oranla yüzde 16 daha az stres hormonuna rastlamış.

* İyi tarafından bak

Araştırmalar kahkaha atmanın stresi kestiğini gösteriyor. Kahkaha atarken endorfin salgılamaya ve kalori yakmaya başlarsın. Bir saat kadar gülmek, yarım saat boyunca ağırlık kaldırmayla eşdeğer miktarda kalori yakmanı sağlar.

Kaynak:Ekolay.net

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Günde 5 bardak su ile zayıflamak

Diyet ve beslenme uzmanları, sağlıklı kilo vererek formda kalmak için alkali beslenmeyi ve düzenli olarak alkali su içilmesini öneriyor.  Her gün düzenli olarak içilen 4-5 bardak Alkali Su, diyet sonrası verilen kiloları korumaya yardımcı oluyor.

Yazın gelmesiyle birlikte diyet sezonu da açıldı. Hem bayanlar hem de erkekler, yaza formda girmek için bir yandan sıkı diyet programları uygularken, diğer taraftan egzersiz ve spor yaparak fazla kilolarından kurtulmaya çalışıyor. Ancak, uzmanlar uyarıyor. Yaptığınız diyetin boşa gitmesini istemiyorsanız, alkali beslenmeyi ve alkali su içmeyi ihmal etmeyin.

Günümüzde pek çok insan fazla kilolarından şikayetçi. Bir yandan fast food ağırlıklı beslenme alışkanlığı diğer taraftan yeteri kadar spor ve egzersiz yapmamak, aşırı kilo alımına
neden oluyor. Alınan bu kilolar zamanla vücuda yerleşerek, başta obezite olmak üzere pek çok sağlık sorununu da beraberinde getiyor. Hızlı alınan bu kilolar, ne yazık ki aynı hızla geri verilemiyor.

Beslenme ve diyet uzmanları, kilo sorunu olan kişilere sürekli olarak sebze ve meyve ağırlıklı beslenme programları öneriyor. Uzmanların uygulattığı diyet programlarının içeriği ise alkali mineraller açısından zengin besinlerden oluşuyor. Dolayısıyla, vücuttaki aşırı yağ birikiminin önüne geçmek ve asidik&alkali dengesini kurarak toksinlerden arınmak için alkali beslenmek ve bol su tüketmek gerekiyor. Ancak, bu süreçte içilen suyun niteliği de çok önemli. Günlük yaşamda düzenli olarak alkali su içilmesi kilo alımına engel olduğu gibi, diyet sonrasında verilen kiloların korunmasına da destek oluyor.

Bu arada içilebilir her su, alkali su anlamına da gelmiyor. Bir suyun alkali su olarak nitelendirilebilmesi için; alkali mineraller açısından zengin ve yüksek pH değerine sahip olması gerekiyor. Alkalife.com.tr adresinden sunulan alkali su konsantresi Alkalife, normal içme suyunu en ekonomik ve kolay yoldan alkali su haline getiriyor. Siz de alkali beslenerek ve düzenli olarak alkali su içerek aşırı kiloların önüne geçebilir ve formunuzu koruyabilirsiniz.

13 Mayıs 2010 Perşembe

Diyet yapanlar dikkat!

Diyet yapanlar dikkat!Fazla kilolarınızdan kurtulmak için kalorisi düşük besinleri mi tercih ediyorsunuz?

Fazladan her 7 bin kalori bir kilo aldırıyor

Fazla kilolarınızdan kurtulmak için kalorisi düşük besinleri mi tercih ediyorsunuz? Doğru yoldasınız. Çünkü ihtiyacınızdan fazla aldığınız her 7 bin kalori 1 kilo daha yağ depoladığınız anlamına geliyor. Tam tersi durumda ise günlük ihtiyacınız olan kaloriyi yarıya düşürürseniz, 1 hafta sonra kendinizi 1 kilo zayıflamış bulabilirsiniz! Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Sezgin Meriçliler, diyet yapanların mutlaka kalori hesabı yapması gerektiğini belirtiyor.

Fazla kilolarınız var ve yaz gelmeden kurtulmak istiyorsunuz. Diyete başladınız, daha az kalori alarak zayıflamaya çalışıyorsunuz. Doğru yoldasınız çünkü kilo alıp vermek aslında matematiksel dengeler ve hesaplamalar üzerine kurulu. Yani kilo vermenin de bir matematik denklemi var! Bu denklemi şöyle düşünebilirsiniz;
bir kalori kumbaramız var.  Günlük almamız gereken zorunlu kalorinin üzerinde aldıklarımız artı kalori hanesine yazılıyor ve bunlar toplanarak fazla yağlara dönüşüyor. Tam tersi durumda da yani günlük harcadığımız kalorinin altında kalori alırsak aradaki açık eksi kalori hanesine yazılıyor ve dolayısıyla vücudun enerji ihtiyacı için daha önce depolanmış yağlar yakılmaya başlanıyor.

Dr. Özlem Sezgin Meriçliler, diyet yapanların mutlaka kalori hesabı yapması gerektiğini belirterek metabolizmamızın çalışması, kilo alıp vermedeki matematiksel dengeler hakkında merak edilen soruları yanıtladı:

Diyet yaparken kalori hesabı yapmak doğru mu, yanlış mı?

Her 7 bin kalori bir kilo demektir. Yani yaktığımızdan her 7 bin kalori fazla aldığımızda bir kilo alırız. Aynı hesaba göre yaktığımız kaloriden her 7 bin kalori az aldığımızda da bir kilo veririz. Vücutta kumbara sistemi vardır, artı ve eksi kalori kayıtlarının olduğu bir kumbaradır bu.

Diyelim ki bazal metabolizmamız 1500 kalori olsun. Günlük hareketle de 500 kalori harcamış olalım. Böylece günde 2 bin kalori yakmış olalım. Eğer günde 2 bin kalori yakan bir kişi olarak, bin kalorilik bir diyet yaparsak, bir haftada 7000 kaloriyi eksi kalori hanesinde toplayarak 1 kilo veririz. Tersine, her gün yaktığımız kaloriden 1000 kalori fazla alırsak bir haftada artı kalori hanesine 7000 kalori toplayarak 1 kilo alırız.

Peki kalori yakmamızda etkili olan bazal metabolizma nedir, nasıl çalışır?

Metabolizma iki ayrı bölümden oluşuyor. Birincisi bazal metabolizma dediğimiz 24 saat hiç hareketsiz dursak bile böbrek, karaciğer, kalp gibi iç organlarımızın çalışması için vücudun harcadığı enerjidir. İkincisi de hareketle harcadığımız enerjidir, hareketimiz değişken olduğu için hareketle harcadığımız enerji de değişkendir. Bazal metabolizma beyinde bir merkez tarafından kontrol edilir, günlük hareket düzeyimiz, beslenme düzenimiz, günlük kalori alımı gibi faktörlerin etkisi ile bazal metabolizma artabilir ya da yavaşlayabilir.

Bazal metabolizmayı hangi faktörler etkiler? 

Bazal metabolizma pek çok faktör tarafından etkilenir. Halk arasında en çok bilinen ve üzerinde durulan tiroid fonksiyonlarındaki değişkenliktir. Oysa düzenli beslenip beslenmediğimiz, gün içinde aç kalıp kalmadığımız, yediğimiz gıdaların içeriği, günlük hareket düzeyimiz, kullandığımız ilaçların özellikleri, uyku düzenimiz başta olmak üzere bazal metabolizmanın düzenlenmesinde etkili olan çok sayıda faktör vardır.

Kimin metabolizması en hızlıdır?

En hızlı metabolizma sanılanın aksine kilolu olan ve hiç diyet yapmayanlardır. Ne kadar çok yiyorsak aslında metabolizma o kadar hızlıdır, kilomuz ne kadar fazlaysa, hareket ederken taşıdığımız kütle fazla olacağından harcayacağımız enerji de o kadar fazladır.

Metabolizması en yavaş kişiler kimlerdir?

- Sürekli diyet yapanların metabolizması çok yavaştır. Bize birçok kişi diyetimi bozmuyorum, ama hiç doymuyorum, kilo veremediğim gibi kilo alıyorum diye gelir. Bunun nedeni sürekli düşük kalorili diyete vücudu alıştırmalarıdır.
- Metabolizmanın yeterli ve sağlıklı çalışıp çalışmadığının diğer belirteci aç kalarak beslenip beslenmediğimizdir. Eğer günde 1-2 öğün yiyorsak, kahvaltıyı atlıyorsak, bütün gün aç gezip sadece akşam yemeği yiyorsak vücut enerji girdisini az olarak algılar ve her şeyi depolamaya başlar. Enerji harcamayı mümkün olduğu kadar azaltır. Açlık metabolizmayı yavaşlatan önemli bir faktördür.

- Birtakım hastalıklar metabolizmayı değiştirir. Bazı hipofiz bezi hastalıkları (agromegali, cushing sendromu vb.), hipotiroidi, insülin direnci gibi. Tiroid hastalıkları ve insülin direnci sık görülmekle birlikte diğer hastalıklar daha nadir karşımıza çıkar.  O nedenle 'benim metabolizmam hiç çalışmıyor, su içsem yarıyor' cümlesini kuran kişilerin çoğunda esas problem düzensiz beslenme, sürekli aynı kalori ile beslenme, diyet yaptığını zannederek sürekli diyeti bozma gibi beslenme hataları ön planda akla gelmelidir.

Diyet yaparken kilo takılmaları neden oluyor?

Sürekli aynı diyetle aynı kaloriyle beslenince bazal metabolizma yavaşlar. Bazal metabolizmayı beyinde hipotalamus adı verilen bölüm düzenlemektedir.  Hipotalamus bu düzenlemeyi öncelikle günlük aldığımız kaloriye göre yapar. Hep aynı kaloriyi alıyorsak, yaktığımız kaloriyi buna eşitlemek için uğraşır. Diyet yapmaya başlayınca daha önce bahsettiğimiz gibi bir kalori açığı yakalarız, eksi kalori hanesinde biriken kaloriler 7000 kalori olunca 1 kilo veririz. Ancak aynı diyete devam ederken hipotalamus harcanan kaloriyi aldığımız ile eşitler ve bir süre sonra yaktığımız-aldığımız kaloriler eşit hale gelince eksi kalori hanesinde puan toplayamaz hale geliriz. Bu süreçte ara ara diyeti bozdukça artı kalori hanesine puan atmaya başlarız ve burada toplanan kaloriler 7000 kalori olunca bir kilo alırız. Yani diyet yaparken kilo almaya başlarız. 'Su içsem yarıyor' aşaması genellikle bu aşamadır. Tabii yarayan su değil ara ara bozmaların getirdiği kalori birikimidir.

Takıldığımız kilolardan kurtulmanın yolu nedir?

Bu süreci geciktirmenin ya da düzeltmenin birinci yolu düzenli spor yapmaktır. Spor yapmak metabolizmanın yavaşlamasını önler. Ayrıca diyet mutlaka diyet uzmanı eşliğinde profesyonel bir düzenleme ile yapılmalıdır. Diyet uzmanı diyet sırasında kişinin metabolik cevabına göre diyeti değiştirir, kalorinin vücuda giriş şeklini değiştirir ve hipotalamusun diyete uyum sağlayacak şekilde metabolizmayı yavaşlatmasını önler ya da geciktirir. Ayrıca kontrollü diyet yapmanın, diyeti bozma sıklığını azalttığı da gösterilmiştir.

Sporun diyete yardımcı olması için ideal süre ne olmalıdır?

Herkesin spor ihtiyacı farklıdır. Hiç spor yapmayan bir kişi yürüyüş yaparak spora başlayabilir. Gün aşırı 30-60 dakikalık yürüyüş son derece faydalı olabilir. Zaten düzenli spor yapmakta olan bir kişi metabolizmayı daha da hızlandırma ihtiyacı duyarsa yağ yakıcı egzersiz yapması gerekir (step, aerobic, koşu vb..)

Sporun yaşam biçimi haline gelmesini öneriyoruz, eğer yaşam biçimi haline gelmeyecekse kilo vermek istediğiniz dönemde faydası olur, ancak sporu bırakınca metabolizma üzerindeki etkisi kaybolur.  Diyelim  10 kilo vermeniz gerekiyor, 3 aylık süre içinde her gün iki saat spor yaptınız ve günlük enerjinizi artırdınız. İstediğiniz kiloya indikten sonra  sporu tamamen bırakırsanız, harcanan kalori azaldığı için metabolizmada hemen kalori fazlası meydana gelir ve kiloların en azından bir kısmını  geri alırsınız.

Yağ yakıcı egzersiz için gün aşırı yine haftada üç gün yaklaşık 40-50 dakika spor yapmalı. Ancak yağ yakabilmek için bu sürenin en az 20 dakikasında kalp hızının 120'ye çıkması gerekiyor. Step, koşu, aerobik, düzenli yürüyüş yapan kişide metabolizmayı hızlandırıp kilo vermeyi kolaylaştırmak mümkün olabiliyor.

İnsülin direnci metabolizmayı nasıl etkiliyor?

Kan şekerini kontrol edip şeker hastası olmamızı engellemek için vücudun salgıladığı hormon insülindir. Bazı kişilerde insülin normal miktarlarda şeker kontrolü sağlayamaz, bu kişilerde şeker hastası olmayı engellemek için vücut normalden fazla insülin salgılamak zorunda kalır. Artan insülin kan şekeri kontrolünü sağlar ama birtakım yan etkilere de yol açar. Kan şekeri kontrolünün normalden fazla miktarda insülin ile sağlanmasına 'İnsülin Direnci' diyoruz.  Artan insülin sık acıkmaya, sofradan yeni kalkıldığında dahi açlık hissine, gece yeme alışkanlığına ve tatlı krizlerine yol açabilir. Bu nedenle ortaya çıkan beslenme düzensizliği kilo almaya yol açar. Kilo almak, yani yağ dokusunun artması insülin direncini artırarak insülin salgısının daha da artmasına yol açar, bu şekilde metabolik bir kısır döngü ortaya çıkar.

Fazla yağ dokusu insülin direncini tetikler mi?

Kilo almak, yani vücut yağ dokusunun artması insülin direncini ortaya çıkaran en önemli faktördür.  Her kilolu kişide  insülin direnci yoktur, ancak insülin direnci olan hastaların hemen tümü kiloludur. İnsülin aynı zamanda yağ dokusunu besleme özelliği olan bir hormondur, o nedenle insülin ne kadar fazla ise kilo alma riski o kadar fazladır. Diyet yapılsa dahi insülin direnci olan bir kişide insülin sürekli yağ dokusunu beslediği için kilo vermek zorlaşır. Spor insülin direncinin azaltılmasında çok önemli bir rol oynar. Diyetin düzenli uygulanması, sağlıklı beslenme yine insülin direncini en aza indirir.

İnsülin direnci ile ilgili en önemli konu, bu durumun şeker hastalığına zemin hazırlayan metabolik bir durum olmasıdır. Özellikle genetik yatkınlık varsa, yani ailede diyabet öyküsü varsa, insülin direnci varlığında sürekli fazla insülin salgılayan pankreas yorularak insülin salgısını azaltırsa diyabet ortaya çıkar. Bu sürecin insülin direnci aşamasında fark edilerek tedavisi ise diyabet gelişme riskini azaltır.

Uzman Dr. Özlem Sezgin Meriçliler


Kaynak:Haberturk.com

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Sağlıklı besinler de kilo aldırabilir


konu baslikDikkat; sağlıklı sandığınız bazı yiyecekler kilo-yapıcı abur cuburların kılık değiştirmiş hali olabilir! Onları hayatınızdan çıkararak incelme yolunda adım atabilirsiniz.
Cipslerden, patateslerden, tatlılardan ve kızarmış her şeyden uzak durmanız gerektiğini çoktan öğrendiniz. Ama bilmeniz gereken bir şey daha var; adlarının başındaki "sağlıklı" sıfatıyla üne kavuşan bazı yiyecekler çok daha kalorili olabilirler. Bunların hangileri olduğu ve niçin kilo aldırdıkları konusunda hazırladığımız bu yazımızı okuyun; böylece tartınızın dijital ekranında hayalinizdeki kilo ölçüsünü çok daha kısa sürede göreceksiniz.

♦Suşi 
Sadece yosun ve sebzelerle hazırlanmış olanların düşük kalorili olduğu doğru ama ne yazık ki bu tipteki suşiler pek sevilmiyor. Aksine suşi deyince akla ilk kızarmış deniz mahsülleri ve çeşitli soslarla ağırlaştırılmış olanlar geliyor. Bunun sonucunda bazen tek bir şuşinin bile kalori değeri 500-600'ü bulabiliyor. Ayrıca, suşiyle beraber bol bol soya sosu tüketildiğini de hepimiz biliyoruz. Sodyum içeren soya sosu sizi şişmanlatmasa bile vücudunuzun su tutmasına ve en sevdiğiniz jean pantolonunuzun içine sığamamanıza yol açabiliyor, hatırlatalım.

Şişelenmiş soğuk çaylar
Pek çok marka soğuk çayları, bol bol şeker ya da bal ekleyerek hazırlıyor ve onları birer 'kalori bomba'sına dönüştürüyor. Böylece, yaklaşık iki bardak ölçüsünde çay içeren bir şişenin kalori değeri kolaylıkla 200'e kadar çıkabiliyor. 

♦Dürümler
İncecik hamurla ve düşük kalorili yiyeceklerle hazırlanmış bir dürüm size son derece masum görünebilir. Peki, bunun iki dilim ekmekten çok daha fazla kalori değerine sahip olduğunu ve içine bir sandviçe kıyasla çok daha fazla malzeme ve sos alabildiğini düşündünüz mü? Yapılan araştırmalar, "hafif" diye nitelendirilen bir dürümün bile ortalama 300 kalori değeri içerdiğini ortaya koymuş.

♦Kepekli muffin
Elma, muz gibi malzemelerle yapılmış ve içine şekerle, tereyağı eklenmiş bir muffin, bol lif içerip sizi uzun süre tok tutsa bile, koca bir dilim kekle hemen hemen aynı kalori değerine sahip. Sadece bir adet kepekli muffin'de yaklaşık 20 gr yağ, 34 gr şeker ve 420 kalori bulunuyoryararlanmaya çalışması. Ve sonuç olarak, bunları sık sık tüketmek vücudunuzun su tutmasına, özellikle de kol ve bacaklarınızın fark edilir şekilde şişmesine yol açar.

♦Mikrodalgada ısıtılan diyet yemekler
Bu tür besinlerin büyük bir bölümü önemli miktarda sodyum içerir. Bunun nedeni, bu yiyeceklere lezzet vermek için yağ kullanamayan üreticilerin, bunun yerine tuzdan yararlanmaya çalışması. Ve sonuç olarak, bunları sık sık tüketmek vücudunuzun su tutmasına, özellikle de kol ve bacaklarınızın fark edilir şekilde şişmesine yol açar.

♦Pirinç patlağı krakerleri
Bu son derece hafif atıştırmalıklar oldukça düşük kalori değerine sahipler ve yağ içermezler. Ancak içermedikleri diğer besin maddelerinin arasında lif ve proteinler de var. İşte bu nedenle de, açlığı yatıştırma konusunda pek de başarılı kabul edilmezler. Bunları yerken pek fazla kalori almasanız da sonrasında canınız mutlaka daha doyurucu ve tabii kalorili bir şeyler tüketmek isteyecektir. Üstelik çeşitli aromalarla tatlandırılmış olanların, fazla miktarda sodyum ya da şeker içerme ihtimali de var.

♦Salatalar
İncecik bir bele sahip olmanın en önemli sırrı bol bol çiğ sebze tüketmek olsa bile, salataların üzerine eklenen rendelenmiş peynirler, yağlı soslar, krutonlar, cevizler, hatta kulağa çok masum gelen sirke bile, onları çoğu zaman büyük bir tabak makarnanın kalorisiyle eşdeğer hale getiriyor. Bu nedenle özellikle dışarıda salata tercih ettiğiniz zaman salatayla beraber servis edilen sosların neler olduğunu, salataya kızartılmış gıdalar eklenip eklenmediğini sorun.

♦Tofu
Bir restorana gidip, bir porsiyon tofu ısmarlamak, çoğu zaman, sodyum, doymuş yağ hatta şeker dolu bir tabağa sahip olmak anlamına gelir. Gerçekten de, kendi başına masum kabul edilebilecek bir besin olan tofu, daha fazla lezzet kazanması için, soslar eklenerek ve kızartılarak gerçek bir diyet sabotajcısı haline gelebilir.

♦Diyet hatası
Yapay tatlandırıcılar şekere kıyasla tam 600 kat daha tatlıdır. Bunlar, sizin 'ultra-şekerli' besinlere alışmanıza ve sonucunda sık sık tatlı krizlerine girmenize yol açabilir.

♦Yarım yağlı süt
Kahvenize birazcık yarım yağlı süt eklemenin kalsiyum almanın en güzel ve keyifli yolu olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Bu konuda yanılıyor olabilirsiniz, çünkü her gün iki ya da üç fincan kahve içen biri için bu, tam 200 kalori demek. Bu değerin neredeyse bir parça tereyağına eşit olduğunu sakın unutmayın.

♦Kuru meyve
Sağlıklı olmaları nedeniyle bolca tüketilen kuru meyvelerin, tazelerinden tam sekiz kat daha fazla kalori içerdiğini biliyor muydunuz? Bunun sebebi ise kuru olanların tazelerine kıyasla daha yoğun olması. İşte bir örnek: Bir fincan dolusu üzüm sadece 60 kaloriyken, aynı miktar kuru üzüm tam 460 kalori ediyor. Pek çok üreticinin bunları daha lezzetli hale getirmek amacıyla içlerine şeker eklemeleri bu değeri daha da artıran bir faktör.

♦Sebze-burgerler
Yağlı bir biftek ya da bir tabak mantı yerine bunu tercih etmenizin size ciddi bir miktarda kalori tasarrufu yaptıracağı kesinlikle doğru. Ama yine de; boyutu ve üzerine eklediğiniz soslara bağlı olarak sadece bir sebze-burger yiyerek, masadan tam bin kalori alarak kalkmanız mümkün.

♦Meyve suları
Geçen yıl aldığınız küçük siyah elbiseye bu yıl girememenizin nedeni, günlük meyve ihtiyacınızı yapay meyve sularıyla karşılamanız olabilir. Büyük boy bir şişe portakal ya da elma suyu tam 55 gr karbonhidrat içerir ki bu tam beş dilim ekmek anlamına gelir! Üstelik kimi zaman bu tip içeceklerin bir litrelik şişesinde yaklaşık 12 kaşık şeker bulunabiliyor.

6 Mayıs 2010 Perşembe

Neden kilo veremiyorum?

Kilo neden veremiyorum?Bir çok insan kilo verememenin şikayetini yaparlar. Neden kilo veremiyorum? işte neden kilo veremediğiniz için 10 ip ucu.

Kilo vermenizi engelleyen 10 nedenleri.

Ne yapsanız zayıflayamıyorsunuz, fazla kilolar gitmiyor... Bunun altında yatan nedenler bunlardan biri olabilir mi?

GECE KALKIP ATIŞTIRMALAR YAPMAK.

Genelde gün boyu yeterli besin tüketmeyen, stresli ve yoğun çalışanlarda azalan enerjiyi yükseltmek adına tüketilen gece yemeleri, en olmadık saatte aşırı kalori alımına neden olarak vücudun yağlanmasına sebep olur.

YETERLİ KALSİYUM ALMAMAK

Hemen hemen herkes kalsiyumun sağlıklı kemiklere sahip olmak için gerekli olduğunu biliyor. Ancak kalsiyumun kilo vermede de etkili olduğu pek fazla bilinmiyor.
Araştırmalar kalsiyum açısından zengin olan yiyeceklerle beslenenlerin vücut kitle endekslerinin daha düşük olduğunu gösteriyor.

YETERSİZ UYUMAK

Yapılan araştırmalar, uyku süresi ile obez olma riski arasında güçlü bir bağlantı olduğunu gösteriyor. Gecede 4 saatten az uyuyanlar 7 ile 9 saat uyuyanlara göre kilo alımında daha yüksek bir risk altında bulunuyor. Uyku eksikliğinde midemiz açlık hormonu salgılıyor. Bu durum yemeği fazla kaçırmamıza sebep oluyor. Uyku ritminin ve uyku düzeninin bozulması sonucu vücutta bazı kimyasal değişiklikler meydana geliyor. Bu durumda ise diyabet, hipertansiyon gibi ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkabiliyor.

BESİNLERE AMBARGO KOYMAK

Bedeni tek tip besinlerle beslemek, yemeklerde aşırı seçici davranmak, belli besinleri sofradan tamamen çıkarmak kilo alımına sebep olabiliyor. Çünkü vücudumuzun tüm besin gruplarını dengeli ve yeterli tüketmesi gerekiyor. Ayrıca alkol alımına bağlı olarak tüketilen diğer besin maddelerinin de (kızarmış patates, cips, mezeler vs.) vücutta gereksiz bir kalori ve yağ deposu olarak kalacağını unutmamak gerekiyor.

STRESİ KONTROL EDEMEMEK

Birçok kişi sinirli ya da üzüntülü olduğunda yaptığı ilk iş buzdolabına yönelmek oluyor. Çünkü bu tür zamanlarda vücutta salgılanan kortizol hormonu iştah açıyor ve bizi yemeye yönlendiriyor. ABD'de son yıllarda yapılan çalışmalar stresin doğrudan vücudumuzda yağ birikimine yol açtığını ve bunun sonucu olarak kilo alımına sebep olduğunu gösteriyor. Aşırı stresin tetiklediği beyinde salgılanan NPY hormonu ise daha fazla yememize ve bel bölgesinde yağ birikimine neden oluyor. Böylece kısır bir obezite döngüsü başlamış oluyor. Diğer bazı araştırmalar da, stres altındaki insanların kendilerini daha fazla yiyerek veya alkol ve tütün tüketimini arttırarak teselli ettiklerini, bunun da kolesterol düzeylerini olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor.

YANLIŞ İLAÇ KULLANIMI

Genelleyemesek de, bazı ilaçların kullanımı (depresyon gidericiler, hormon ilaçları, kortizon vs) bazı kişilerde kilo artışı ve şişmanlık sorununda tetikleyici rol oynuyor, Bu ilaçların kullanımının kan şekerinde düşmeye (hipoglisemi) ve insülin seviyelerinde kilo arttırıcı düzeyde artmaya (hiperinsülinemi) yol açtıkları araştırmalarla ortaya konmuş. Bu ilaçlar kullanılırken beslenmeye ayrıca dikkat edilmesi ve günlük hareket miktarının artırılması oldukça yerinde...

YETERLİ SU TÜKETMEMEK

Su yerine; çay, kahve, gazlı içecekle vücudun sıvı ihtiyacını karşılamak, zayıflamamızı engelleyen sebeplerin en önemlilerinden biri. Çünkü metabolizma için, besin kadar önemli bir yeri olan su ihtiyacının, gün içinde karşılanması gerekiyor. Çünkü su, kortizol hormonu salgılamasını bloke ederek gereksiz yemek yemeyi ve kabızlığı engelliyor. Yemeklerden önce içilen su ise tokluk hissi veriyor, yağların depolanmasını engelliyor.

HAREKETSİZLİK

Gün içinde hareketsiz kalmak kilo vermenin önünde duran en büyük engel. Güne erken başlamak ve 7-8 saatten fazla uyumamak, kısa mesafeler için taşıt kullanma yerine yürümek, asansör yerinede merdiven kullanmak vücut aktivitesinin artmasına yardımcı oluyor.

TİROİT YETMEZLİĞİ

Tiroit yetmezliği metabolizmayı yavaşlatan ve bu nedenle kişilerde önceki kilolarına göre yüzde 15- 30 oranında kilo alınmasına neden olan bir hastalık. Bu nedenle tiroit bezi yetmezliği tedavi edilmeden kilo vermek oldukça zor. Bayanlarda süt salgılatan hormon olarak bilinen, prolaktin hormonunun fazla salgılanması da kilo almaya yol açan başka bir bozukluk.

GENETİK MİRAS DA ÖNEMLİ

Gen araştırmaları, şimdilerde şişmanlıkla ilgili araştırmaların en önemli ayağını oluşturuyor. Çünkü açlık hissinin sorumlusu olarak bazı genler görülüyor. Tek yumurta ikizleriyle yapılan araştırmalar gösteriyor ki, vücut ağırlığımızın yüzde 70'ine kadar olan kısmını genlerimize, sadece yüzde 30'luk bölümünü ise çevre faktörlerine borçluyuz. Dolayısıyla ailemizde fazla kilolu kişiler varsa, beslenme alışkanlıklarımıza daha fazla dikkat etmelisiniz. Özellikle hamilelik ve menopoz dönemlerinde!

Kaynak:Ekolay

Diyet yapınca sizi zayıflatsın

Diyetler sağlığınızı değil sizi zayıflatsınYüksek proteinliden düşük karbonhidratlıya tüm diyetlerin kilo vermeye yaradığı kesin.

Yüksek proteinliden düşük karbonhidratlıya tüm diyetlerin kilo vermeye yaradığı kesin. Ama acaba bu diyetler sağlığınızı nasıl etkiliyor? İşte popüler diyetler ve sağlığınıza etkileri.

-Düşük Karbonhidrat Yüksek Protein Diyeti

Felsefesi: Temel karbonhidratların (şeker, beyaz ekmek ve makarna gibi) faydası olmayan kaloriler sağladığı iddiasını savunuyor. Bu diyet sırasında tükettiğiniz kalorinin yaklaşık yüzde 50'sini tavuk, balık, hindi ve kırmızı etten alıyorsunuz. Bol miktarda protein ve az miktarda tahıl tüketerek kısa sürede kilo vermek mümkün.



İyi tarafı: Yüksek protein tüketimine dayalı diyetler sayesinde kendinizi uzun süre tok hissedersiniz; bu yüzden daha kolay kilo kaybedersiniz. Vücut proteinleri daha zor işlediği için sık sık açlık krizine girmezsiniz.
Kötü tarafı: Kısa sürede kilo vermeniz vücudunuzun bu işten kârlı çıkacağı anlamına gelmez. Uzun süre karbonhidratlardan uzak kalmak çok ciddi sağlık problemlerine sebep olur -kemik erimesi, böbrek taşı ve yüksek kolesterol gibi.

-Zone Diyeti
Felsefesi: Zone diyeti, insülin (fazla insülin kilo almaya neden olur) ve glükagon (depolanmış karbonhidratların serbest kalmasına neden olur) gibi hormonları dengede tutacak sağlıklı yeme alışkanlıklarından oluşuyor. Böylece, açlık kontrol altına alınıyor ve enerji seviyesi yüksek kalıyor.
İyi tarafı: Bu diyet az kalori içerse de, sağlıklı beslenme olanağı sağlıyor. Diyet esnasında, her öğünde az yağlı proteinler, kompleks karbonhidratlar ve sağlıklı doymamış yağlar tüketmeniz öneriliyor. Yine her öğünde tabağınızın üçte birinin tavuk, biftek gibi yağsız proteinlerden ve geri kalanının meyve ve sebzelerden oluşması tavsiye ediliyor. Yine her öğünde mutlaka zeytinyağı, avokado ya da badem gibi yararlı yağlar da tüketiliyor.
Kötü tarafı: Düşük kalori alımı enerji seviyenizi düşürebilir.

-Akdeniz Diyeti
Felsefesi: İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerin yemek yeme alışkanlıklarından oluşan bu diyet; taze balık, meyve ve sebzeler, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemiş ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlardan oluşuyor. Bu diyette, günlük enerji tüketiminin üçte biri zeytinyağından karşılanıyor. Balık, müsliler, sebze ve meyveler diyetin ana hatlarını oluştururken, peynir, süt, yumurta ve kırmızı şarap da içeriğinde yer alıyor.
İyi tarafı: Diyetin içerdiği besinlere erişmek kolay olduğu için uygulaması son derece pratik. Özellikle akşam yemekleri bu diyet için biçilmiş kaftan.
Kötü tarafı: Bu diyet, peynir ve şaraba izin verse de, bu iki besini az tüketmelisiniz. Aksi takdirde kilo almanız kaçınılmaz olur.

-Vegan Diyeti
Felsefesi: Vejetaryen diyetten çok daha katı kuralara sahip olan diyette; kırmızı et, balık, kümes hayvanları, yumurta, süt, süt ürünleri tüketmemeniz gerekiyor. Diyetin içeriği, meyve, sebze, tam tahıllılar, tohumlar, kuruyemiş ve baklagillerden oluşuyor.
İyi tarafı: Ağır yemekler tüketmediğiniz için cildiniz nefes alır. Sindirmesi güç olan et, süt, süt ürünleri ve yumurta yemediğiniz için vücut yorulmaz.
Kötü tarafı: Uzmanlar; kalsiyum, Omega 3 yağlı asitleri, B12 ve D vitamini gibi yararlı besinler içermeyen bu diyeti, vitamin ve mineral takviyeleriyle desteklemenizi öneriyorlar. Birçok beslenme uzmanı ise vegan diyetini önermiyor.

-Çiğ Diyeti
Felsefesi: Bu diyet, besinleri pişmemiş ve işlemden geçmemiş, yani çiğ halleri ile yemenizi öneriyor. Daha çok bir yaşam biçimi olan diyette taze meyve ve sebzeler, çimlendirilmiş tohumlar, yemişler ve tam tahıllar tüketilmesi öneriliyor. Çiğ yemeniz, et ve balıktan vazgeçmeniz anlamına gelmiyor. Ancak bu besinlerin belirli bir ısıda pişirilmesi öneriliyor. Bu, yiyeceklerin içindeki yararlı vitaminler ve besinleri koruyor.
İyi tarafı: Bu diyeti uygulayan çoğu insan, çiğ yemek tüketerek vücutlarını toksinlerden arındırdıklarını ve temizlediklerini hissediyor.
Kötü tarafı: Kısa vadede kendinizi iyi hissetmenize sebep olsa da, uzun vadede halsizliğe neden olabilir.

Kaynak:Sabah Günaydın

14 Nisan 2010 Çarşamba

Kendinizi hiçbir şeyden mahrum etmeyin

4 günde nasıl zayıflamaya başlayabilirsiniz?Kilo vermenizi sağlayan: ne kadar yemek yediğiniz değil, yemekle ilgili ne düşündüğünüzdür.

Peki, düşünce şeklinizi değiştirerek kolayca kilo vermeye başlayabileceğinizi söylesek? Başarılı olmak için sadece 4 gün bu konuya odaklanmanız yeterli!

Her Pazartesi başlanılan diyetler, daha hafta bitmeden sona eriyor. Kendi kendine kilo veremeyeceğini düşünenler ise sürekli diyetisyenlerin kapılarını aşındırıyorlar. Diyetisyenin dediklerini harfi harfine yerine getirenler bile bazen istedikleri kiloya kavuşamıyorlar. İş sadece yemek yeme şeklinin veya porsiyonlarının azalmasıyla da bitmiyor. Düzenli olarak spor yapmanız, günde birkaç kez tuvalete gitmenize sebep olacak kadar çok su içmeniz gerekiyor.
Dergilerde ve gazetelerde çıkan onca kilo verme tavsiyesi de işinize yaramıyorsa, düşünce yapınızı değiştirmenin zamanı gelmiş demektir: Sadece dört günde yemek hakkındaki düşüncelerinizi değiştirebilir ve sıkıntılarınızın üstesinden gelebilirsiniz.

Hepimiz, daha az yiyerek ve daha çok egzersiz yaparak kilo verebileceğimizi biliyoruz. Peki, kaçımız bunu harfi harfine uyguladığı halde başarılı olabiliyor?

Yazımızı okuyarak beyninizin mantıklı tarafının ve vücudunuzun aynı anda çalışmasına imkân veren yeni tekniklerle düşünce yapınızı değiştirip hayalinizdeki kiloya daha rahat bir şekilde kavuşabilirsiniz.

Kendinizi hiçbir şeyden mahrum etmeyin
Arkadaşlarınızla birlikte bir restorana gittiniz ve yemeklerinizi yedikten sonra herkes tatlı siparişi vermek istedi. Siz ise fazla kilolarınızı düşünerek bir dilim kekten uzak durmayı tercih ettiniz. Bu şekilde davranarak, hormonlarınızın pompalanmasına ve yemek yeme isteğinizin artıp vücudunuzda yağ depolanmasına sebep olursunuz.

Neden işe yarıyor? Yapılan bir araştırma, kalori alımı yüzde 50'ye düşürülen bir grup insanın altı ay içinde yemek konusunda takıntılı bir şekilde davranmaya başladığını ortaya çıkardı. Bu insanlar hem aşırı miktarda yemek tüketiyor hem de depresif hareketler sergiliyorlardı. Uzmanlar buradan yola çıkarak, inkar etme yönteminin kilo verme konusunda hiçbir yardımı olmadığını ortaya çıkardı.

4 gün içinde yapılabilecekler: Tehdit altında hissetmek ve yoksun kalma düşüncesi, normalden daha fazla yemek yemenize sebep olur. Bu durumdan kaçınmak için kendinizi sakinleştirmenin bir yolunu bulmanız gerekiyor.

Aç olmadığınız bir zaman dilimini seçerek yalnız olabileceğiniz bir yere gidin. 10 dakika boyunca derin derin nefes alın. Nefesinizi verirken, sakinleştirici bir etkiye sahip olan "Her şey yolunda" cümlesini yüksek sesle söyleyin. Bu egzersizi yaparken kendinizi stres altında hissederseniz, ağzınızda stres hormonlarının sebep olduğu acı bir tat oluşur. Bu egzersiz, diğer kilo verme stratejilerinin temelini oluşturur. İyice rahatlayana kadar bu yöntemi uygulayabilirsiniz.

Nasıl hep zayıf kalınır?
Yaşadığınız ortam; çok fazla yemek yemeniz ya da sağlıklı beslenmeniz konusunda önemli rol oynar. Herhangi bir stres anında çikolataya uzanmanıza sebep olan çevrenizden uzaklaşarak, sizi mutlu edecek bir ortam yaratmaya çalışın.

Neden işe yarıyor? Bağımlılık konusunda yapılan bir araştırma, kafeste tutulan farelerin morfin katılmış suya bağımlı hale geldiğini ortaya çıkardı. Kafesin dışında kalanlar ise bu sudan uzak durmayı tercih ettiler. Yani, kendinizi ne kadar özgür hissederseniz, kaygılarınızı gidermek için dış kaynaklara o kadar az başvurursunuz.

4 gün içinde yapılabilecekler: Kendinizi tuzağa düşmüş hissettiren insanlar, yerler ve durumların listesini çıkartın. Sonra bunların ortak noktasını bulmaya çalışın. En sonunda, sizi sakinleştiren şeylerin bir listesini çıkartın. Birinci listedekileri eleyin ve ikincidekileri hayatınıza daha çok dahil edin. Bu şekilde sizi hayal kırıklığına uğratan şeylerden uzak durarak sağlıklı bir birey haline gelebilirsiniz.

Tabakta yemek bırakmanın yolları
Çoğumuz, karnımız doysa bile, yemeğin çöpe gitmemesi için tabağımızdaki her şeyi bitirmeye çalışırız. Küçüklüğümüzden beri bırakamadığımız bu alışkanlık, kilo verme konusunda en büyük engellerden biridir.

Neden işe yarıyor? Çok değişik besinlerle kuşatıldığımız halde, psikolojiniz ormanda kaybolmuş ve yemek arıyormuşsunuz gibi davranmanıza sebep olur. Doğuyoruz, büyüyoruz, besleniyoruz ve yemek yemeyi bir fırsatçılık olarak görmeye başlıyoruz. Yani, yemek önümüze konulduğunda onu tamamen bitirmek isteyen bir anlayış oluşturuyoruz.

4 gün içinde yapılabilecekler: Bu egzersizi, en sevdiğiniz 'yasaklı' yiyecek için uygulamadan önce, daha az sevdiğiniz bir yemekle deneyin. Acıkana kadar bekleyin ve sonra tabağınızı yemekle doldurun. Her lokmada doygunluk hissinizi ölçün. Sıfır; aç, 10; tok anlamında gelsin. Çatal ve bıçağınızı bırakmadan önce, ölçünün 8 olduğundan emin olun. Bir panik atak hissi yaşamadan daha az sevdiğiniz bir yemeği tabakta bırakabiliyorsanız, aynı egzersizi en sevdiğiniz yemekle de deneyebilirsiniz. Bu yemek yeme stilini her gün tekrarlayabilirsiniz. Dört gün boyunca her yemeğin sonunda tabağınızda biraz yemek bırakarak bunu yapmaya devam edin. Bu konuda alışkanlık kazandığınızı göreceksiniz.

8 Mart 2010 Pazartesi

Sağlıklı beslenerek ince kal


Belinizin incelmesi diyet yapmanıza gerek yok! 3000 kaloriyi geçmemeniz yeterli... Belinizin incelmesi ve düz bir karın için günde 3000 kalorinin altına inmemelisiniz. 




Günlük olarak alması gereken kalori miktarından daha az kalori ile beslenenlerin, obezite ile karşılaşma riski diğerlerinden 2,5 kat daha fazla.. Bu nedenle yiyecekleri doğru şekilde seçmeniz oldukça önemli.. Meyve ve sebze yiyin Özellikle bol bol turunçgil yiyin.. İnce bir bele sahip olmak için ekmek yerine şeker içeren sebze ve meyvelerden tüketin.. Zengin C vitamini , beta-karoten, antioksidan içeren lifli yiyecekler uzun süre tokluk hissetmenizi sağlar ve bel çevresinde yağ depolanmasını azaltır. Havuç, taze meyve suyu ve şeftali beta-karoten bakımından, portakal, çilek, ahududu, böğürtlen, kivi C vitamini bakımından zengindir. Beslenmenizde meyve suları veya meyve yemeden önce, yeşil biber gibi kaloriyi düşüren sebzeleri tercih edin. Bol miktarda selenyum alın

Kandaki selenyum oranı ile diğer antioksidanların yetersiz olması belin daha kalın olmasının nedenlerindendir. Selenyum bir çok yiyecekte bulunuyor. Eğer günde 55 mcg alınması önerilmişse, yiyeceklerden ne kadar alındığını tahmin etmek zor olabilir. Bu nedenle selenyum içeren vitaminlerden alabilir veya seleyum içerikli bir beslenme programı uygulayabilirsiniz.

Protein alın..

Protein içeren yiyecekler enerji verir ve zayıflamanıza yardımcı olur. Aşırı protein tüketilmesi ise, fazla kalsiyum kaybına sebep olarak, böbrekleriniz açısından sakıncalı olabilir. Bu nedenle eğer günde 2000 kalori ile besleniyorsanız bunun 500 kalorisi proteinden olabilir. Yağsız yoğurt, süt, balık gibi gıdaları beslenmenize gereken miktarda ekleyebilirsiniz. Fındık, ceviz gibi çerezler de zengin birer protein kaynağıdır ancak hafta bir kez 24 badem, 35 fındık yiyebilirsiniz.

Doğru yağlarla beslenin

Zeytinyağı gibi doymamış yağlarla beslendiğinizde daha kolay zayıf kalırsınız. Omega 3 içeren balık veya ceviz yiyebilirsiniz. Omega 6 içeren mısır yağı, tahıllar, fırında pişen yiyecekler ve yumurtalar karın bölgesinde yağ birikimine neden olabilir.


 

27 Şubat 2010 Cumartesi

Oturduğunuz yerden kilo verin





Oturduğunuz yerden kilo verin

Artık kilolarınızı oturduğunuz yerden verebilirsiniz.




Cinsel işlev bozuklukları da dahil olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılan hipnozla tedavi aynı zamanda zayıflamayı da kolay hale getiriyor






Hipnoz denilince aklımıza sürekli uyku halindeki kişinin karşısındakinin söylediklerini yapması gelse de uzmanlar, hipnozun birçok hastalığın tedavisinde tamamlayıcı olduğunu söylüyorlar.

Cinsel işlev bozuklukları da dahil olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılan hipnozla tedavi aynı zamanda zayıflamayı da kolaylaştırıyor. Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Psikoterapi ve Hipnoz Uzmanı Dr. Haluk Alan ile hipnozla ilgili merak edilenleri ve hipnozla zayıflamayı konuştuk.

Hipnozla tedavi ne anlama geliyor?

Hipnozla tedavi; hipnoza alınan kişiyi (suje) belli bir trans derinliği ve telkinler eşliğinde, sorunu ya da sorunlarına yönelik içsel olgularına yönlendirebilme durumudur. Alternatif bir tedavi yöntemi olmayıp, tedavileri tamamlayıcı bir unsurdur.

"Hipnozla tedavi ile her şeyi yapabilseydim şimdi zengin olurdum"

Ne kadar zamandır bu işle uğraşıyorsunuz?

Son 7 yılı aktif olmak üzere yaklaşık 9 yıldır hipnoz yapıyorum. Eğer hipnoz yapan kişi olarak elimde farklı güçler olabilseydi ve ben bunları hipnoza giren kişinin bütün karşı çıkmalarına rağmen istediğim şekilde kullanabiliyor olsaydım herhalde Türkiye'nin değilse bile bölgenin en zengin adamı olurdum. Çünkü, bana müracaat eden tekstil fabrikatörlerinin sadece 2-3 tanesinin banka hesaplarını kendi üzerime transfer etseydim bu bana yeterdi.

Kimler hipnozla tedavi yapabilir?

Hipnozla tedavide hekimler, psikologlar ve diş hekimleri görev alabilirler. Sadece sertifika alarak hipnoz yapmaya yetkilendiğini zanneden hekim ve psikolog dışı kişilere güvenmeyin ve onlara hipnoz olarak geleceğinizi karartmayın.

Kişi için bir tehlike var mıdır?

Hipnoz doğduğumuz günden bu yana aslında her gün karşılaştığımız ve hatta yaşadığımız doğal ve normal bir durumdur. Dalmış vaziyette televizyon seyrederken ya da kitap okumaya daldığımız ancak bize sesleneni duyuyor olmamıza rağmen yanıtlayamadığımız anlar hep doğal hipnoza örneklerdir. Bunları yaşadığımız anlarda beynin alfa düzeyindedir. Yani hipnozda yaşanılan evre. Bu yüzden eğer yetkili bir hekim ya da psikolog tarafından uygulanıyorsa, hipnozun hiçbir tehlikesi yoktur. Şimdiye kadar sadece hipnozdan kaynaklanan, tespit edilmiş bir psikolojik ya da fizyolojik zarar belirtilmemiştir.

Hipnozla zayıflamak mümkün müdür? Nasıl?

Düşünerek zayıflama derken biz düşünce gücünü ve dolayısıyla zihnimizi ve daha da önemlisi bilincimizi ve bilinçaltımızı kastediyoruz. Zihinsel yoğunlaşmayla elde edilebilecek yararlar sadece zayıflama ile sınırlı değildir.

Metropolitan Üniversitesi uzmanlarından Dave Smith'in yaptığı araştırmada her gün bir saat egzersiz yapanlardan daha çok, 1 saat aynı egzersizi yaptığını düşünen, bunu düşünen, zihninde canlandıran grup başarılı olmuş hatta yarım kilo daha fazla kilo vermişlerdir.

Bizlerin de hipnozda kullandığı imajinasyon yöntemi kişinin belli bir beyinsel dalga boyuna getirilmesiyle sağlanabilir. Bunun en iyi sağlandığı zaman dilimi beynin alfa dalgalarının hakimiyetinde olduğu dönemlerdir. Uykuya dalmaya hazır olduğumuz anlar ve hipnozun bazı aşamalarında bu dalga boyunun hakimiyeti söz konusudur.Uykulu veya hipnotik trans durumunda vücuttaki bilinçli bütün zorlamalar en aza inmektedir. Dolayısıyla bu dönemde bilinç tarafında ortaya atılacak bilinçli çatışmalar önlenmekte, bilinçaltı bütün haşmetiyle size yardım etmek üzere gönderilecek olumlu telkinleri almaya müsait hale gelmektedir. Telkinlere açık olunan bu dönemde, bilinç geri plandadır. Bilinçaltını size faydasız bazı alışkanlıklardan temizleyip, yepyeni bir anlayışa yönlendirmek işte bu dönemde mümkündür.

Bu imajinasyonun yanı sıra; kendini gelecekte nasıl görmek istiyorsa, yani mutlu, sağlıklı, estetik, ideal kilosuna ulaşmış, stresten uzak, huzurlu v. b. özellikleri kendi üzerinde görmeye çalışır. Ve bilinçaltına şu uyarıyı gönderir: "İşte ben bu olmak istiyorum. İnanıyor ve biliyorum ki bu isteğim mutlaka yerine getirilecektir…

Çikolata yemekten kendini alamayan hasta tam 12 kilo verdi

Yıllardır çikolatalı besin tüketmekten kendini alıkoyamayan bir hastam (A.G.) oluşturduğumuz etkin imajinasyon (Düşünsel yoğunlaşma) etkisiyle ilk seansımızda yediği o çikolatalı dondurmaların gres yağından üretildiği sanısıyla, seans sonunda kısa bir süre öğürme ve kusma şeklinde tepki göstermişti. Bu imajinasyonun bir gücüydü. Şimdi o hastam toplamda 12 kilo ile en iyi zayıflayan hastalarım arasındadır. Aradan 2 yılı aşan bir sure geçmiş olmasına rağmen verdiği kilolarını geri almamıştır. Bu arada çikolatalı dondurma ve diğer ürünleri de çok büyük bir rahatlıkla tüketebilmektedir. Ama sadece ihtiyacı kadar, aşırıya kaçmadan, bilinçli olarak.

Hipnozla zayıflamak kalıcı bir sonuç mudur?

Tüm bu anlatılanlardan sonra evet! Diğer yöntemlere kıyasla zihinsel yoğunlaşma ve hipnoz yöntemiyle yapılan zayıflama kalıcı olmaktadır.

Nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz?

Biz uygulamayı genelde 5 seans üzerinden yapıyoruz. Sonra 15 günde bir, ayda 2, ayda 4, ayda 8 ve 12 ayda bir olmak üzere 6 kez hatırlatma seansları uyguluyoruz. Ancak hasta bu dönemler içinde ilk 21 gün geceleri tam yatmadan önce gece hipnozu seansları yapmaktadır. 21 gün sonunda elde edeceği başarı ve kazanacağı alışkanlık onun ruhunda " istediğini elde eden insanın" huzurunu yaşatacaktır. Yaklaşık hastalarımızdan ayda 4-5 kilo civarında kilo vermelerini istiyoruz.

Cinsel sorunlara da çare oluyor

Cinsel sorunlar hipnozla destek veriyor musunuz?

Cinsel sorunların hipnoz yöntemiyle tedavisi mümkündür. Özellikle vajinismus, orgazm bozukluğu, cinsel isteksizlik, erken boşalma, ereksiyon problemi ve geç boşalma, üzerinde çalışılan ve hipnoz yöntemiyle olumlu sonuçlar alınan cinsel problemlerdir. Her bir sorun için farklı hipnotik uygulama bulunmaktadır. Ancak bu ve diğer sorunlarda amaç sadece hipnoz yapmak değildir. Hipnoz öncesinde kişiden sorunu hakkında yeterince bilgi alınmakta, sonra kendisine konulan tanı doğrultusunda bilgi verilmekte ve terapi süreci hakkında bilgilendirilmesi sağlanmaktadır. Bu devrelerden geçen hasta uygun trans derinliğine alınarak çeşitli terapi teknikleriyle tedavi edilmektedir.

Vajinusmusta en etkili yöntemlerden biri

Hipnozla tedavi sonrasında kişi tamamen iyileşir mi?

Hipnozla tedavide kişinin sorununa bağlı olarak tedaviden alınan yanıtlar da değişmektedir. Psikolojik sorunlar bağlamında ele aldığımızda örneğin sadece ilaçlı tedaviye oranla, hem ilaçlı tedavi ve hem de psikoterapi ve hipnoz uygulamaları daha kalıcı tedavi imkanı sunmaktadır. Panik bozukluğundan takıntılı durumlara ve cinsel sorunlara kadar birçok problemde daha kalıcı bir tedavi için psikoterapi ve içinde hipnoza yer verilmektedir. Vajinismusta en etkin tedavi yöntemlerinden biri hipnozdur. Hipnozla daha önce tedavi edilememiş birçok vajinismus hastasını tedavi ederek operasyonlarla sağlanamayan tedaviyi hipnozla sonuçlandırmak mümkün olmuştur. Cinsel yaşamın daha zevkli ve sorunsuz hale getirilmesinde hipnozun çok önemli katkıları olmaktadır. Özellikle batıda ön yargısız bir şekilde terapilerde kullanılmakta olan hipnoz, sorunların kalıcı çözümü noktasında terapistlere büyük kolaylıklar sağlamaktadır.