doğal zayıflama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğal zayıflama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2010 Salı

Zayıflamada yeni trend

Zayıflamada yeni trendBölgesel kiloları hedefleyen üçlü tedaviyle 45 günde iki beden incelebilirsiniz.

Yöntem; yağların medikal ozonla eritilmesi, bedenin ultrason ve mezoterapiyle inceltilmesine dayanıyor

Diyetle kilo kaybetmek mümkün ama orantı farkını gidermek imkansızdır. Basenler, bacaklar, karın, bel, sırt ya da kol gibi bölgelerde fazla yağ birikimi, vücut şeklinin bozulmasına neden olur. Kadınlar kadar erkekler de bu durumdan şikayetçidir. Kadınlardaki sorun, yüzde 80 vücudun alt kısmındaki kilolardır. Sıklıkla da selülit eşlik eder.

Memorial Hastanesi'nden Dr. Seran Göçer, bölgesel kiloların genetik olduğuna dikkat çekerek, "Bu tip kilolar, estetik kaygının yanında sağlık sorunu da oluşturur. Özellikle karın ve göbek çevresinde yerleşen yağlanma, karın içi yağlanmayı da artırır ve bazı kronik hastalıkların risk faktörlerinden biri olarak görülür. Temel olan, doğru beslenme programı, düzenli uyku ve hafif egzersiz programlarıdır.

Ancak hepimiz biliyoruz ki bu, bölgesel kilo sorunu açısından yeterli değil. İşte bu nokta da soruna, mezoterapi, ultrason, ozon-oksijen uygulamaları ile kombine edilmiş programlarla yaklaşıyoruz. Ana hedefimiz, sorunlu bölgeden (sadece kilo vererek) elde edilecek sonuca göre, incelmeyi üç kat daha artırmak" diyor.

OZON-OKSİJEN TERAPİSİ

Yüzde 5'i ozon, yüzde 95'i oksijenden oluşan ‘medikal ozon gazı' çok yüksek yakma gücüne sahip. Ozon sauna metabolizma hızını destekliyor, toksin atılımı sağlıyor, ödemi azaltıyor ve yağ hücre yakımını hızlandırıyor. Hastalar özel bir programla besleniyor. Ozon sauna haftada iki kez olmak üzere en az 8-10 seans uygulanıyor. Her seansta vücuttan ortalama 500 gram sıvı atılarak detoks etkisi elde ediliyor. Toksin atılımı, eski dokuların yerine yenilerinin aldığı durumda, genellikle deride hafif kızarıklık, baş ağrısı, yorgunluk, ishal vs. olabiliyor.

ULTRASON LİPOLİZ

Ultrason probu ile uzun zincirli yağ asitleri parçalanıyor. 20-70 Khz aralığındaki ultrason dalgaları, yağ hücreleri ve selülitin sıvıları içinde  gaz formunda kabarcıklar oluşturuyor. Genleşme ve basınç sonucu yağ hücreleri patlıyor. Karaciğer tarafından metabolize edilen yağ hücreleri ve su serbest kalıyor. Vücuda hiçbir madde enjekte edilmiyor, jel üzerinden ultrason başlığı istenen bölge üzerinde gezdiriliyor. İşlem 20-40 dakika sürüyor. Haftada 1-2 seans yapılıyor. Selülit ve yağ eritme için değişik frekanslar uygulanıyor.  Sırt ve kollarda incelme ve selülit görünümünün giderilmesini sağlıyor.

MEZOTERAPİ

Her ultrason seansı sonrası son basamak olarak uygulanıyor. Çok ince özel iğne uçlarıyla yapılan bir mikroenjeksiyon tekniği. Kilolu bölgelere seanslar halinde uygulanıyor ve incelme dozunu artırıyor. Soruna ve bölgeye yönelik hazırlanan ilaç, karışımlarıyla dolaşımı düzenliyor ve dokuya giden oksijen miktarının artışına destek oluyor. Bacak, kol ve karın bölgesinde uygulanan mezoterapi de sekiz seansta 1-2 beden incelme hedefleniyor. Her zaman olduğu gibi burada da, beslenme düzenine dikkat edilmesi ve düzenli olarak egzersiz yapılması mezoterapinin başarısını artırıyor.

Kaynak:Milliyet.com.tr

Meyve yiyerek zayıflama

Meyve yiyerek zayıflanır mı?Tamamen yasaklanmış olmasalar da diyet yaparken meyve tüketimini gözden geçirmenizde fayda var.

Meyveler vitamin deposu, doğal masum besinle olabilirler. Ancak dikkat! Hedefiniz yağ azaltmaksa, meyvenin içeriğindeki şeker, bu planınıza engel olabilir.

Tamamen yasaklanmış olmasalar da diyet yaparken meyve tüketimini gözden geçirmenizde fayda var. Muscle & Fitness dergisinde ki habere göre meyvelerin içinde bulunan glisemik asit ve meyve ile ilgili bilinmeyen tüm gerçekler.

Niçin kötü: Meyveler, doğal bir şeker olan fruktoz içerir. Dolayısıyla meyve tüketimi vücut yağlarını yakmanıza engel teşkil edebilir.

Nasıl kötü:  Vücudumuz  fruktozu doğrudan bir yakıt olarak kullanamaz. Furuktozon öncelikle karaciğere gidip glikoza dönüşmesi gerekir. Meyvenin çoğunlukla kandaki glikoz ve insülin seviyelerini hızlı arttırmayan, düşük derecede glisemik bir karbonhidrat olmasının sebebi de budur. Eğer karaciğer glikojen ile dolu ise, gelen furuktozu glikoza değil, yağa dönüştürür.

Düşmandan uzak durun!
Siz siz olun, her  zaman taze ürünleri tercih edin. İşlenmiş, paketlenmiş ya da konservelenmiş ürünleri satın almamaya özen gösterin. İşlenmiş  ürünler  genellikle daha çok şekerle doyuma ulaşmıştır ve tıpkı meyve suları gibi, uzak durulması gereken ürünlerin başında gelir.

Glisemik endeks nedir?
Gıdaların kan şekerini yükseltme hızına glisemik indeks denir. Eşit miktarda karbonhidrat içerseler de yiyeceklerin kan şekerini arttırıcı etkileri birbirinden farklıdır. Bunun nedeni yiyeceklerdeki karbonhidratların sindirim sisteminden farklı hızda geçmesi ve emilmesidir.

Farklı gıdalar yemek sonrasında kanın glukoz içeriğinin artışı üzerine değişik etkilere sahiptirler

Diyette dikkat edilecek hususlar
* Meyve seçiminde kullanabileceğiniz en iyi referans "glisemik endeks" değerleridir. Bir meyvenin gilisemik endeksi ne kadar düşükse diyetinizde o kadar yer verebilirsiniz.
* Glisemik endeksi düşük gıdaların seviyesi 55 ve altıdır; spor sonrası dışında glisemik endeksi 70'i aşan meyveleri tercih etmeyin.
* Glisemik endeksi düşük karbonhidratlar, kandaki glikoz ve insülin seviyelerinde küçük dalgalanmalara yol açarlar.

Glisemik İndeksi Tablosunda Meyveler

BESİN  GI DEĞERİ 
Elma  38                                
Muz   52
Greyfurt 25
Üzüm     46
Kuru üzüm 56
Kivi      58
Mango 51
Portakal 42
Şeftali 42
Hurma  103
Karpuz 72
Armut 38
Ananas 66
Çilek 40

Kaynak:ivillage.mynet.com

25 Mayıs 2010 Salı

Kontrolsüz iştahı bastırmanın yöntemleri

Kontrolsüz iştahı bastırmanın yollarıMidemiz kazınırken karşımızdaki çekici yemeklere direnebilecek güce sahibiz, peki neden yapamıyoruz?


Midemiz kazınırken karşımızdaki çekici yemeklere direnebilecek güce sahibiz, neden yapamıyoruz?

Yıl boyunca onlarca partiye gittin ve tek bir cips bile yemedin. Peki, erkek arkadaşınla ettiğin korkunç kavganın ardından neden kendini krema soslu makarnaya bileklerine kadar batmış halde buluyorsun? İşte sebepleri...


İçgüdüsel olarak zaten bildiğin şeyin bilimsel olarak da kanıtlanmış olduğunu belirtmeliyiz: Kadınlar, kötü bir günün ardından kendisini yemeğe vermeye erkeklerden daha meyilliler. Bu senenin başında yayımlanan bir makaleye göre, Brookhaven National Laboratory'deki araştırmacılar normal kiloya sahip 20 kadın ve erkek gönüllüyü 20 saatlik bir oruca tabi tutmuş.

Daha sonra da onlara en sevdiği yemekleri sunmuş. Beyin fonksiyonları makineler tarafından ölçülürken de bu yemeklere karşı direnmeleri istenmiş. Deneyin sonucunda tüm gönüllüler bilinçli bir şekilde açlığını bastırmaya çalışırken kadın beyninin, duyguları düzenleyen ve yemek yeme güdüsü için çalışan alanlarında erkeklere oranla daha yüksek bir hareketlilik olduğu gözlenmiş.

Peki, madem midemiz kazınırken karşımızdaki çekici yemeklere direnebilecek güce sahibiz, neden yapamıyoruz?

Tek bir nedeni var: O çikolatalı pastalara olan duygusal bağımız sadece kafamızda değil. Aslında duygularımız fiziksel açlığı tetikleyebiliyor. Yani Hackensack Üniversitesi'ndeki Beslenme Uzmanı Susan Kraus'un dediği gibi kendini kötü hissederken aşırı yemek yeme isteğin kesinlikle fiziksel öğelere bağlı: "Beyninde, ruh halini (ve iştahını) düzenleyen kimyasallar salgılayan bölüm dengede kalmak istiyor. Sen kötü bir gün geçirip de kendini kötü hissettiğin zaman bu denge bozuluyor ve beyin de bunu hemen telafi etmek istiyor."

Gerçekten aç mısın?

Muhtemelen hayır ama kesinlikle sana öyleymiş gibi geliyor. Esas açlık hissi yemeye başladıktan sonra geliyor. Fareler üzerinde aşırı yemek yeme üzerine çalışmalar yapmış bir isim olan, Birmingham'daki Alabama Üniversitesi Psikoloji Profesörü Doktor Mary Boggiano, "Aslında gerçekten aç olmak, tıka basa yemek yeme sebeplerinin sonunda yer alıyor" diyor. Düşük serotonin seviyesi, doyduğunu anlama yetine de zarar veriyor. Yemeğe ihtiyacın olmasa da yemeğe teşvik ediyor.

Şuursuzca yememenin altı yolu!

* Açlık hissini kov

Hackensack Üniversitesi'nden Beslenme Uzmanı Susan Kraus öğün atlamanın midenin kazınmasını daha da yoğunlaştıracağını söylüyor. Öğünleri düzenli yemek kan şekerini sabit tutmaya yardıma olur. Bu öğünlerde beyaz ekmek, hamur işi ya da makama gibi işlenmiş karbonhidratlar yerine protein ve bir parça da sağlıklı yağlardan almalısın. Böylece tatmin olduğunu sen de hissedeceksin, öğün aralarında bir şeyler atıştırmak istediğinde akıllı seçimler yap. Yağsız yoğurt iyi bir seçim.

* Tetikleyicileri belirle

Bir hafta boyunca yemeklerin kaydını tut. Ruh halini, seni neyin strese soktuğunu ve yemeden önce ne kadar aç hissettiğini ölç. Seni şekerlemelerle dolu gizli depona saldırmaya zorlayan etkenleri belirledikten sonra daha bilinçli tepkiler vermeye başlayabilirsin. Mesela minik bir paket çikolatanın yarısını yemek gibi...

* Biraz bekle

Stresli bir durumun ardından ilk 20 dakika boyunca beyninin taleplerini anında yerine getirmek istersin. Bu serotonini dengeleyebilmek ve stres hormonlarını düşürebilmesi için gerekli olan asgari süre. Eğer 20 dakika kendini tutabilirsen, midenin kazınması muhtemelen geçip gitmiş olacak.

* Bir şeyler iç

"Hypothalamus", beyninin ruh hali ve aynı zamanda iştah sinyallerini düzenleyen kontrol merkezi. Ayrıca bu merkez, açlık gibi susuzluğu da fark eden bölüm. Bir bardak su ya da sıcak çay içmeyi dene, kazınma geçecektir. Kafeinsiz çay olmasına özen göster; kafein stres kimyasallarının salgılanmasını tetikleyebilir.

* Sakız çiğne

Ağzına şekersiz sakız at ve bol bol balon yap. Avustralya'daki bilim adamları sakız çiğneyen deneklerin tükürüğünde çiğnemeyenlere oranla yüzde 16 daha az stres hormonuna rastlamış.

* İyi tarafından bak

Araştırmalar kahkaha atmanın stresi kestiğini gösteriyor. Kahkaha atarken endorfin salgılamaya ve kalori yakmaya başlarsın. Bir saat kadar gülmek, yarım saat boyunca ağırlık kaldırmayla eşdeğer miktarda kalori yakmanı sağlar.

Kaynak:Ekolay.net

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Günde 5 bardak su ile zayıflamak

Diyet ve beslenme uzmanları, sağlıklı kilo vererek formda kalmak için alkali beslenmeyi ve düzenli olarak alkali su içilmesini öneriyor.  Her gün düzenli olarak içilen 4-5 bardak Alkali Su, diyet sonrası verilen kiloları korumaya yardımcı oluyor.

Yazın gelmesiyle birlikte diyet sezonu da açıldı. Hem bayanlar hem de erkekler, yaza formda girmek için bir yandan sıkı diyet programları uygularken, diğer taraftan egzersiz ve spor yaparak fazla kilolarından kurtulmaya çalışıyor. Ancak, uzmanlar uyarıyor. Yaptığınız diyetin boşa gitmesini istemiyorsanız, alkali beslenmeyi ve alkali su içmeyi ihmal etmeyin.

Günümüzde pek çok insan fazla kilolarından şikayetçi. Bir yandan fast food ağırlıklı beslenme alışkanlığı diğer taraftan yeteri kadar spor ve egzersiz yapmamak, aşırı kilo alımına
neden oluyor. Alınan bu kilolar zamanla vücuda yerleşerek, başta obezite olmak üzere pek çok sağlık sorununu da beraberinde getiyor. Hızlı alınan bu kilolar, ne yazık ki aynı hızla geri verilemiyor.

Beslenme ve diyet uzmanları, kilo sorunu olan kişilere sürekli olarak sebze ve meyve ağırlıklı beslenme programları öneriyor. Uzmanların uygulattığı diyet programlarının içeriği ise alkali mineraller açısından zengin besinlerden oluşuyor. Dolayısıyla, vücuttaki aşırı yağ birikiminin önüne geçmek ve asidik&alkali dengesini kurarak toksinlerden arınmak için alkali beslenmek ve bol su tüketmek gerekiyor. Ancak, bu süreçte içilen suyun niteliği de çok önemli. Günlük yaşamda düzenli olarak alkali su içilmesi kilo alımına engel olduğu gibi, diyet sonrasında verilen kiloların korunmasına da destek oluyor.

Bu arada içilebilir her su, alkali su anlamına da gelmiyor. Bir suyun alkali su olarak nitelendirilebilmesi için; alkali mineraller açısından zengin ve yüksek pH değerine sahip olması gerekiyor. Alkalife.com.tr adresinden sunulan alkali su konsantresi Alkalife, normal içme suyunu en ekonomik ve kolay yoldan alkali su haline getiriyor. Siz de alkali beslenerek ve düzenli olarak alkali su içerek aşırı kiloların önüne geçebilir ve formunuzu koruyabilirsiniz.

13 Mayıs 2010 Perşembe

Diyet yapanlar dikkat!

Diyet yapanlar dikkat!Fazla kilolarınızdan kurtulmak için kalorisi düşük besinleri mi tercih ediyorsunuz?

Fazladan her 7 bin kalori bir kilo aldırıyor

Fazla kilolarınızdan kurtulmak için kalorisi düşük besinleri mi tercih ediyorsunuz? Doğru yoldasınız. Çünkü ihtiyacınızdan fazla aldığınız her 7 bin kalori 1 kilo daha yağ depoladığınız anlamına geliyor. Tam tersi durumda ise günlük ihtiyacınız olan kaloriyi yarıya düşürürseniz, 1 hafta sonra kendinizi 1 kilo zayıflamış bulabilirsiniz! Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Sezgin Meriçliler, diyet yapanların mutlaka kalori hesabı yapması gerektiğini belirtiyor.

Fazla kilolarınız var ve yaz gelmeden kurtulmak istiyorsunuz. Diyete başladınız, daha az kalori alarak zayıflamaya çalışıyorsunuz. Doğru yoldasınız çünkü kilo alıp vermek aslında matematiksel dengeler ve hesaplamalar üzerine kurulu. Yani kilo vermenin de bir matematik denklemi var! Bu denklemi şöyle düşünebilirsiniz;
bir kalori kumbaramız var.  Günlük almamız gereken zorunlu kalorinin üzerinde aldıklarımız artı kalori hanesine yazılıyor ve bunlar toplanarak fazla yağlara dönüşüyor. Tam tersi durumda da yani günlük harcadığımız kalorinin altında kalori alırsak aradaki açık eksi kalori hanesine yazılıyor ve dolayısıyla vücudun enerji ihtiyacı için daha önce depolanmış yağlar yakılmaya başlanıyor.

Dr. Özlem Sezgin Meriçliler, diyet yapanların mutlaka kalori hesabı yapması gerektiğini belirterek metabolizmamızın çalışması, kilo alıp vermedeki matematiksel dengeler hakkında merak edilen soruları yanıtladı:

Diyet yaparken kalori hesabı yapmak doğru mu, yanlış mı?

Her 7 bin kalori bir kilo demektir. Yani yaktığımızdan her 7 bin kalori fazla aldığımızda bir kilo alırız. Aynı hesaba göre yaktığımız kaloriden her 7 bin kalori az aldığımızda da bir kilo veririz. Vücutta kumbara sistemi vardır, artı ve eksi kalori kayıtlarının olduğu bir kumbaradır bu.

Diyelim ki bazal metabolizmamız 1500 kalori olsun. Günlük hareketle de 500 kalori harcamış olalım. Böylece günde 2 bin kalori yakmış olalım. Eğer günde 2 bin kalori yakan bir kişi olarak, bin kalorilik bir diyet yaparsak, bir haftada 7000 kaloriyi eksi kalori hanesinde toplayarak 1 kilo veririz. Tersine, her gün yaktığımız kaloriden 1000 kalori fazla alırsak bir haftada artı kalori hanesine 7000 kalori toplayarak 1 kilo alırız.

Peki kalori yakmamızda etkili olan bazal metabolizma nedir, nasıl çalışır?

Metabolizma iki ayrı bölümden oluşuyor. Birincisi bazal metabolizma dediğimiz 24 saat hiç hareketsiz dursak bile böbrek, karaciğer, kalp gibi iç organlarımızın çalışması için vücudun harcadığı enerjidir. İkincisi de hareketle harcadığımız enerjidir, hareketimiz değişken olduğu için hareketle harcadığımız enerji de değişkendir. Bazal metabolizma beyinde bir merkez tarafından kontrol edilir, günlük hareket düzeyimiz, beslenme düzenimiz, günlük kalori alımı gibi faktörlerin etkisi ile bazal metabolizma artabilir ya da yavaşlayabilir.

Bazal metabolizmayı hangi faktörler etkiler? 

Bazal metabolizma pek çok faktör tarafından etkilenir. Halk arasında en çok bilinen ve üzerinde durulan tiroid fonksiyonlarındaki değişkenliktir. Oysa düzenli beslenip beslenmediğimiz, gün içinde aç kalıp kalmadığımız, yediğimiz gıdaların içeriği, günlük hareket düzeyimiz, kullandığımız ilaçların özellikleri, uyku düzenimiz başta olmak üzere bazal metabolizmanın düzenlenmesinde etkili olan çok sayıda faktör vardır.

Kimin metabolizması en hızlıdır?

En hızlı metabolizma sanılanın aksine kilolu olan ve hiç diyet yapmayanlardır. Ne kadar çok yiyorsak aslında metabolizma o kadar hızlıdır, kilomuz ne kadar fazlaysa, hareket ederken taşıdığımız kütle fazla olacağından harcayacağımız enerji de o kadar fazladır.

Metabolizması en yavaş kişiler kimlerdir?

- Sürekli diyet yapanların metabolizması çok yavaştır. Bize birçok kişi diyetimi bozmuyorum, ama hiç doymuyorum, kilo veremediğim gibi kilo alıyorum diye gelir. Bunun nedeni sürekli düşük kalorili diyete vücudu alıştırmalarıdır.
- Metabolizmanın yeterli ve sağlıklı çalışıp çalışmadığının diğer belirteci aç kalarak beslenip beslenmediğimizdir. Eğer günde 1-2 öğün yiyorsak, kahvaltıyı atlıyorsak, bütün gün aç gezip sadece akşam yemeği yiyorsak vücut enerji girdisini az olarak algılar ve her şeyi depolamaya başlar. Enerji harcamayı mümkün olduğu kadar azaltır. Açlık metabolizmayı yavaşlatan önemli bir faktördür.

- Birtakım hastalıklar metabolizmayı değiştirir. Bazı hipofiz bezi hastalıkları (agromegali, cushing sendromu vb.), hipotiroidi, insülin direnci gibi. Tiroid hastalıkları ve insülin direnci sık görülmekle birlikte diğer hastalıklar daha nadir karşımıza çıkar.  O nedenle 'benim metabolizmam hiç çalışmıyor, su içsem yarıyor' cümlesini kuran kişilerin çoğunda esas problem düzensiz beslenme, sürekli aynı kalori ile beslenme, diyet yaptığını zannederek sürekli diyeti bozma gibi beslenme hataları ön planda akla gelmelidir.

Diyet yaparken kilo takılmaları neden oluyor?

Sürekli aynı diyetle aynı kaloriyle beslenince bazal metabolizma yavaşlar. Bazal metabolizmayı beyinde hipotalamus adı verilen bölüm düzenlemektedir.  Hipotalamus bu düzenlemeyi öncelikle günlük aldığımız kaloriye göre yapar. Hep aynı kaloriyi alıyorsak, yaktığımız kaloriyi buna eşitlemek için uğraşır. Diyet yapmaya başlayınca daha önce bahsettiğimiz gibi bir kalori açığı yakalarız, eksi kalori hanesinde biriken kaloriler 7000 kalori olunca 1 kilo veririz. Ancak aynı diyete devam ederken hipotalamus harcanan kaloriyi aldığımız ile eşitler ve bir süre sonra yaktığımız-aldığımız kaloriler eşit hale gelince eksi kalori hanesinde puan toplayamaz hale geliriz. Bu süreçte ara ara diyeti bozdukça artı kalori hanesine puan atmaya başlarız ve burada toplanan kaloriler 7000 kalori olunca bir kilo alırız. Yani diyet yaparken kilo almaya başlarız. 'Su içsem yarıyor' aşaması genellikle bu aşamadır. Tabii yarayan su değil ara ara bozmaların getirdiği kalori birikimidir.

Takıldığımız kilolardan kurtulmanın yolu nedir?

Bu süreci geciktirmenin ya da düzeltmenin birinci yolu düzenli spor yapmaktır. Spor yapmak metabolizmanın yavaşlamasını önler. Ayrıca diyet mutlaka diyet uzmanı eşliğinde profesyonel bir düzenleme ile yapılmalıdır. Diyet uzmanı diyet sırasında kişinin metabolik cevabına göre diyeti değiştirir, kalorinin vücuda giriş şeklini değiştirir ve hipotalamusun diyete uyum sağlayacak şekilde metabolizmayı yavaşlatmasını önler ya da geciktirir. Ayrıca kontrollü diyet yapmanın, diyeti bozma sıklığını azalttığı da gösterilmiştir.

Sporun diyete yardımcı olması için ideal süre ne olmalıdır?

Herkesin spor ihtiyacı farklıdır. Hiç spor yapmayan bir kişi yürüyüş yaparak spora başlayabilir. Gün aşırı 30-60 dakikalık yürüyüş son derece faydalı olabilir. Zaten düzenli spor yapmakta olan bir kişi metabolizmayı daha da hızlandırma ihtiyacı duyarsa yağ yakıcı egzersiz yapması gerekir (step, aerobic, koşu vb..)

Sporun yaşam biçimi haline gelmesini öneriyoruz, eğer yaşam biçimi haline gelmeyecekse kilo vermek istediğiniz dönemde faydası olur, ancak sporu bırakınca metabolizma üzerindeki etkisi kaybolur.  Diyelim  10 kilo vermeniz gerekiyor, 3 aylık süre içinde her gün iki saat spor yaptınız ve günlük enerjinizi artırdınız. İstediğiniz kiloya indikten sonra  sporu tamamen bırakırsanız, harcanan kalori azaldığı için metabolizmada hemen kalori fazlası meydana gelir ve kiloların en azından bir kısmını  geri alırsınız.

Yağ yakıcı egzersiz için gün aşırı yine haftada üç gün yaklaşık 40-50 dakika spor yapmalı. Ancak yağ yakabilmek için bu sürenin en az 20 dakikasında kalp hızının 120'ye çıkması gerekiyor. Step, koşu, aerobik, düzenli yürüyüş yapan kişide metabolizmayı hızlandırıp kilo vermeyi kolaylaştırmak mümkün olabiliyor.

İnsülin direnci metabolizmayı nasıl etkiliyor?

Kan şekerini kontrol edip şeker hastası olmamızı engellemek için vücudun salgıladığı hormon insülindir. Bazı kişilerde insülin normal miktarlarda şeker kontrolü sağlayamaz, bu kişilerde şeker hastası olmayı engellemek için vücut normalden fazla insülin salgılamak zorunda kalır. Artan insülin kan şekeri kontrolünü sağlar ama birtakım yan etkilere de yol açar. Kan şekeri kontrolünün normalden fazla miktarda insülin ile sağlanmasına 'İnsülin Direnci' diyoruz.  Artan insülin sık acıkmaya, sofradan yeni kalkıldığında dahi açlık hissine, gece yeme alışkanlığına ve tatlı krizlerine yol açabilir. Bu nedenle ortaya çıkan beslenme düzensizliği kilo almaya yol açar. Kilo almak, yani yağ dokusunun artması insülin direncini artırarak insülin salgısının daha da artmasına yol açar, bu şekilde metabolik bir kısır döngü ortaya çıkar.

Fazla yağ dokusu insülin direncini tetikler mi?

Kilo almak, yani vücut yağ dokusunun artması insülin direncini ortaya çıkaran en önemli faktördür.  Her kilolu kişide  insülin direnci yoktur, ancak insülin direnci olan hastaların hemen tümü kiloludur. İnsülin aynı zamanda yağ dokusunu besleme özelliği olan bir hormondur, o nedenle insülin ne kadar fazla ise kilo alma riski o kadar fazladır. Diyet yapılsa dahi insülin direnci olan bir kişide insülin sürekli yağ dokusunu beslediği için kilo vermek zorlaşır. Spor insülin direncinin azaltılmasında çok önemli bir rol oynar. Diyetin düzenli uygulanması, sağlıklı beslenme yine insülin direncini en aza indirir.

İnsülin direnci ile ilgili en önemli konu, bu durumun şeker hastalığına zemin hazırlayan metabolik bir durum olmasıdır. Özellikle genetik yatkınlık varsa, yani ailede diyabet öyküsü varsa, insülin direnci varlığında sürekli fazla insülin salgılayan pankreas yorularak insülin salgısını azaltırsa diyabet ortaya çıkar. Bu sürecin insülin direnci aşamasında fark edilerek tedavisi ise diyabet gelişme riskini azaltır.

Uzman Dr. Özlem Sezgin Meriçliler


Kaynak:Haberturk.com

16 Mart 2010 Salı

Zorlanmadan kilo vermek için deneyiniz

Zorlanmadan kilo vermek için bunları deneyinizBahar mevsimi yaklaşıyor ve kışın alınan kilolardan kurtulma telaşı başlıyor.

Cosmopolitan dergisi, etkili sonuç veren beş diyet tüyosuyla bu konuda iddialı.

Pratik bir şekilde uygulanabilen, basit önerilerle fazla kilolarınızdan kolaylıkla kurtulabilirsiniz. Hem yiyecek alışverişinde, hem de yemek yeme alışkanlıklarınızda ufak birkaç noktayı değiştirmeniz yeterli. İşte, Cosmopolitan dergisinin zayıflama önerileri.

- Yiyeceklerinizi yanınızda taşıyın: İstikrarlı bir şekilde kilo vermek istiyorsanız; öğle yemeğinizi ofise götürmeyi adet edinin. Bir araştırma, restoranda sipariş edilen yemeğin miktarının evde öğle yemeği için hazırlayıp yanınıza aldığınız yemeğin miktarından yüzde 60 daha fazla olduğunu gösteriyor.

- Yemekte sevgilinize öncelik tanıyın: Araştırmalara göre kadınlar, sevgililerinin beslenme alışkanlıklarını farkında olmadan taklit etme eğiliminde. Bu da onların önceki diyetlerine göre çok daha fazla miktarlarda yemelerine sebep oluyor. Bu nedenle yemeğe çıktığınızda başta gelen soğuk mezeleri önce erkek arkadaşınızın tatmasını bekleyin. Sonra siz atıştırın. Bu sisteme alışırsanız yine eskisi gibi daha az miktarlarda yediğinizi göreceksiniz.

- Midenizi 'happy hour'a hazırlayın: İş çıkışındaki 'happy hour' saatlerinde alınan bir içecek ya da alkol, kan şekeri değerlerinin aniden düşmesine sebep olabilir. Bu da beraberinde yüksek kalorili yiyecekleri atıştırma isteği getirir. Bu nedenle içki içmeden bir şeyler atıştırmaya çalışın. Bunu yapamıyorsanız eve gittikten sonra bir şeyler yiyeceğinizi düşünün ve sunulan sosis, pizza gibi yüksek kalorili yiyeceklerden uzak durun.

- Egzersiz sonrası ağır yemek yemeyin: Spor yapanlar egzersiz süresince harcadıkları kalori değerlerini hesaplayıp bunun verdiği rahatlıkla egzersiz sonrası büyük porsiyonlarda yemek yeme eğilimindedirler. Egzersiz sonrası açlık hissederseniz krakerin üstüne süreceğiniz yer fıstığı ezmesi yiyebilirsiniz.

- Sağlıklı atıştırın: Özellikle öğün aralarında sağlıklı atıştırmalar almak ve böylece uzun süre aç kalmanın önüne geçmek dengeli bir diyetin temelini oluşturuyor. Bunun için yanınızda kuruyemiş çeşitleri ve bir meyve taşıyın. Eğer bunu yapamıyorsanız evde ya da ofiste gözünüzün önünde olacak her yere bu atıştırmalıklardan bırakın. Unutmayın bunları görmek size öğün aralarında atıştırma saatinizin geldiğini hatırlatacaktır.

6 Mart 2010 Cumartesi

Yağlarınızı eriten 11 sporlar

Yağlarınızı eriten 11 Spor
Yağlarınızı eriten 11 Spor çeşitleri, Ancak bunları yapmadan doktorunuza danışın.

Herkes en kısa zamanda yağlarından kurtulmak ister.

Hangi çeşit sporların ve eğlence faaliyetlerinin kalorilerimizden kurtulmamızı sağladığını bilmek şüphesiz bizim için faydalı olur.



Ama, bu aktivitelere başlamadan önce doktorunuza danışın, spordan önce ısınmayı ve gevşemeyi unutmayın. İşte size yağlarınızdan kurtulmak için yapabileceğiniz 11 aktivite:

1. Koşu: 30 dakikalık bir koşu 450 kalori harcamanızı sağlıyor. Koşmak aynı zamanda kalp ve solunumla ilgili antrenman sunuyor. İyice ısının, uygun ayakkabılarınızı giyin ve sakatlanmamak uygun bir tempoda koşun.

2. Kaya tırmanışı: Kaya tırmanışında bir kayadan diğerine ulaşmak için fazla enerjinizi atıyorsunuz. Kalbiniz için bunu çok sık tekrarlamayın, kaya tırmanışı her yarım saat için yaklaşık 371 kalori yakıyor.

3. Yüzme: Yüzmek, mükemmel bir vücut antrenmanı sağlıyor ve uyguladığınız yüzme şekline bağlı olarak yarım saatte 360 kalori yakmanızı sağlıyor. En iyi yüzme antrenmanı mesafe idmanıdır.

4. Bisiklet sürmek: Bisiklet kullanmak mükemmel bir egzersizdir. Hızınıza bağlı olarak yarım saatte yaklaşık 300 ya da 400 kalori yakarsınız. Bisiklete binme ayrıca iyi bir kardiyo (kalple ilgili) idmanı sağlıyor.

5. Boks: Ringde ayakta kalmak için yeterince hareket ederseniz, her 30 dakikada 325 kalori kaybedersiniz. Kalp ve solunumla ilgili sağlığınız ve kas dayanıklılığınız yükselecektir.

6. Raket topu: Çalkalayarak yarım saatte yaklaşık 300 kalori yakabilirsiniz. Raket topu size fantastik bir kalp ve solunum idmanı sunuyor. Vücudunuzun alt bölümünü güçlendiriyor ve sağlamlığını artırıyor. Ayak bileğinizi burkmamak için öncelikle ısınmalısınız.

7. Basketbol: Basketbol oynarken durmaksızın hareket etmek yarım saatte 288 kalori civarında bir kayıp sağlıyor. Basketbol, esnekliği, dayanıklılığı ve kalp- solunum sağlığını geliştiriyor. Ani burkulmalara ve dönüşlere karşı ısınmalısınız.

8. Kürek sporu: Yarım saatte 280 kalori yakabileceğiniz kürek sporu, ekstra enerjinizi atmanın en etkili yollarından biri. Kürek çekmek aynı zamanda dayanıklılığı, gücünüzü artırıyor ve omuzlarınızdaki, uyluğunuzdaki ve pazılarınızdaki kasları güçlendiriyor.

9. Tenis: Eğlenceli bir oyun olan tenis için hız, güç, çeviklik ve reaksiyon süresi gerektiriyor. Tenis oynayarak, kalp ve solunum ile ilgili sağlığınızı desteklerken yarım saatlik bir sürede yaklaşık 250-300 kalori yakabilirsiniz. Ayak bileğinizi sakatlamamak için uygun spor ayakkabı seçmelisiniz.

10. Kros kayağı: Kar yağarken dışarıda olmak zaten metabolizmanızı hızlandırır. Karla ne kadar yakın olursanız yarım saatte yaklaşık 270 kalori yakarsınız. Değişik zeminler ise iyi bir mesafe idmanı sağlayacak.

11. Buz pateni: Buz pateni yapmak, eklemlerinizi zorlamadan koşmanın tüm faydalarını sunar. Buz üzerinde yarım saat paten yaparak, 252 kalori tüketebilirsiniz. Paten, uyluğunuz, kalçanız, diz arkasındaki kirişiniz için mükemmel bir egzersiz sunuyor.

27 Şubat 2010 Cumartesi

Oturduğunuz yerden kilo verin





Oturduğunuz yerden kilo verin

Artık kilolarınızı oturduğunuz yerden verebilirsiniz.




Cinsel işlev bozuklukları da dahil olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılan hipnozla tedavi aynı zamanda zayıflamayı da kolay hale getiriyor






Hipnoz denilince aklımıza sürekli uyku halindeki kişinin karşısındakinin söylediklerini yapması gelse de uzmanlar, hipnozun birçok hastalığın tedavisinde tamamlayıcı olduğunu söylüyorlar.

Cinsel işlev bozuklukları da dahil olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılan hipnozla tedavi aynı zamanda zayıflamayı da kolaylaştırıyor. Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Psikoterapi ve Hipnoz Uzmanı Dr. Haluk Alan ile hipnozla ilgili merak edilenleri ve hipnozla zayıflamayı konuştuk.

Hipnozla tedavi ne anlama geliyor?

Hipnozla tedavi; hipnoza alınan kişiyi (suje) belli bir trans derinliği ve telkinler eşliğinde, sorunu ya da sorunlarına yönelik içsel olgularına yönlendirebilme durumudur. Alternatif bir tedavi yöntemi olmayıp, tedavileri tamamlayıcı bir unsurdur.

"Hipnozla tedavi ile her şeyi yapabilseydim şimdi zengin olurdum"

Ne kadar zamandır bu işle uğraşıyorsunuz?

Son 7 yılı aktif olmak üzere yaklaşık 9 yıldır hipnoz yapıyorum. Eğer hipnoz yapan kişi olarak elimde farklı güçler olabilseydi ve ben bunları hipnoza giren kişinin bütün karşı çıkmalarına rağmen istediğim şekilde kullanabiliyor olsaydım herhalde Türkiye'nin değilse bile bölgenin en zengin adamı olurdum. Çünkü, bana müracaat eden tekstil fabrikatörlerinin sadece 2-3 tanesinin banka hesaplarını kendi üzerime transfer etseydim bu bana yeterdi.

Kimler hipnozla tedavi yapabilir?

Hipnozla tedavide hekimler, psikologlar ve diş hekimleri görev alabilirler. Sadece sertifika alarak hipnoz yapmaya yetkilendiğini zanneden hekim ve psikolog dışı kişilere güvenmeyin ve onlara hipnoz olarak geleceğinizi karartmayın.

Kişi için bir tehlike var mıdır?

Hipnoz doğduğumuz günden bu yana aslında her gün karşılaştığımız ve hatta yaşadığımız doğal ve normal bir durumdur. Dalmış vaziyette televizyon seyrederken ya da kitap okumaya daldığımız ancak bize sesleneni duyuyor olmamıza rağmen yanıtlayamadığımız anlar hep doğal hipnoza örneklerdir. Bunları yaşadığımız anlarda beynin alfa düzeyindedir. Yani hipnozda yaşanılan evre. Bu yüzden eğer yetkili bir hekim ya da psikolog tarafından uygulanıyorsa, hipnozun hiçbir tehlikesi yoktur. Şimdiye kadar sadece hipnozdan kaynaklanan, tespit edilmiş bir psikolojik ya da fizyolojik zarar belirtilmemiştir.

Hipnozla zayıflamak mümkün müdür? Nasıl?

Düşünerek zayıflama derken biz düşünce gücünü ve dolayısıyla zihnimizi ve daha da önemlisi bilincimizi ve bilinçaltımızı kastediyoruz. Zihinsel yoğunlaşmayla elde edilebilecek yararlar sadece zayıflama ile sınırlı değildir.

Metropolitan Üniversitesi uzmanlarından Dave Smith'in yaptığı araştırmada her gün bir saat egzersiz yapanlardan daha çok, 1 saat aynı egzersizi yaptığını düşünen, bunu düşünen, zihninde canlandıran grup başarılı olmuş hatta yarım kilo daha fazla kilo vermişlerdir.

Bizlerin de hipnozda kullandığı imajinasyon yöntemi kişinin belli bir beyinsel dalga boyuna getirilmesiyle sağlanabilir. Bunun en iyi sağlandığı zaman dilimi beynin alfa dalgalarının hakimiyetinde olduğu dönemlerdir. Uykuya dalmaya hazır olduğumuz anlar ve hipnozun bazı aşamalarında bu dalga boyunun hakimiyeti söz konusudur.Uykulu veya hipnotik trans durumunda vücuttaki bilinçli bütün zorlamalar en aza inmektedir. Dolayısıyla bu dönemde bilinç tarafında ortaya atılacak bilinçli çatışmalar önlenmekte, bilinçaltı bütün haşmetiyle size yardım etmek üzere gönderilecek olumlu telkinleri almaya müsait hale gelmektedir. Telkinlere açık olunan bu dönemde, bilinç geri plandadır. Bilinçaltını size faydasız bazı alışkanlıklardan temizleyip, yepyeni bir anlayışa yönlendirmek işte bu dönemde mümkündür.

Bu imajinasyonun yanı sıra; kendini gelecekte nasıl görmek istiyorsa, yani mutlu, sağlıklı, estetik, ideal kilosuna ulaşmış, stresten uzak, huzurlu v. b. özellikleri kendi üzerinde görmeye çalışır. Ve bilinçaltına şu uyarıyı gönderir: "İşte ben bu olmak istiyorum. İnanıyor ve biliyorum ki bu isteğim mutlaka yerine getirilecektir…

Çikolata yemekten kendini alamayan hasta tam 12 kilo verdi

Yıllardır çikolatalı besin tüketmekten kendini alıkoyamayan bir hastam (A.G.) oluşturduğumuz etkin imajinasyon (Düşünsel yoğunlaşma) etkisiyle ilk seansımızda yediği o çikolatalı dondurmaların gres yağından üretildiği sanısıyla, seans sonunda kısa bir süre öğürme ve kusma şeklinde tepki göstermişti. Bu imajinasyonun bir gücüydü. Şimdi o hastam toplamda 12 kilo ile en iyi zayıflayan hastalarım arasındadır. Aradan 2 yılı aşan bir sure geçmiş olmasına rağmen verdiği kilolarını geri almamıştır. Bu arada çikolatalı dondurma ve diğer ürünleri de çok büyük bir rahatlıkla tüketebilmektedir. Ama sadece ihtiyacı kadar, aşırıya kaçmadan, bilinçli olarak.

Hipnozla zayıflamak kalıcı bir sonuç mudur?

Tüm bu anlatılanlardan sonra evet! Diğer yöntemlere kıyasla zihinsel yoğunlaşma ve hipnoz yöntemiyle yapılan zayıflama kalıcı olmaktadır.

Nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz?

Biz uygulamayı genelde 5 seans üzerinden yapıyoruz. Sonra 15 günde bir, ayda 2, ayda 4, ayda 8 ve 12 ayda bir olmak üzere 6 kez hatırlatma seansları uyguluyoruz. Ancak hasta bu dönemler içinde ilk 21 gün geceleri tam yatmadan önce gece hipnozu seansları yapmaktadır. 21 gün sonunda elde edeceği başarı ve kazanacağı alışkanlık onun ruhunda " istediğini elde eden insanın" huzurunu yaşatacaktır. Yaklaşık hastalarımızdan ayda 4-5 kilo civarında kilo vermelerini istiyoruz.

Cinsel sorunlara da çare oluyor

Cinsel sorunlar hipnozla destek veriyor musunuz?

Cinsel sorunların hipnoz yöntemiyle tedavisi mümkündür. Özellikle vajinismus, orgazm bozukluğu, cinsel isteksizlik, erken boşalma, ereksiyon problemi ve geç boşalma, üzerinde çalışılan ve hipnoz yöntemiyle olumlu sonuçlar alınan cinsel problemlerdir. Her bir sorun için farklı hipnotik uygulama bulunmaktadır. Ancak bu ve diğer sorunlarda amaç sadece hipnoz yapmak değildir. Hipnoz öncesinde kişiden sorunu hakkında yeterince bilgi alınmakta, sonra kendisine konulan tanı doğrultusunda bilgi verilmekte ve terapi süreci hakkında bilgilendirilmesi sağlanmaktadır. Bu devrelerden geçen hasta uygun trans derinliğine alınarak çeşitli terapi teknikleriyle tedavi edilmektedir.

Vajinusmusta en etkili yöntemlerden biri

Hipnozla tedavi sonrasında kişi tamamen iyileşir mi?

Hipnozla tedavide kişinin sorununa bağlı olarak tedaviden alınan yanıtlar da değişmektedir. Psikolojik sorunlar bağlamında ele aldığımızda örneğin sadece ilaçlı tedaviye oranla, hem ilaçlı tedavi ve hem de psikoterapi ve hipnoz uygulamaları daha kalıcı tedavi imkanı sunmaktadır. Panik bozukluğundan takıntılı durumlara ve cinsel sorunlara kadar birçok problemde daha kalıcı bir tedavi için psikoterapi ve içinde hipnoza yer verilmektedir. Vajinismusta en etkin tedavi yöntemlerinden biri hipnozdur. Hipnozla daha önce tedavi edilememiş birçok vajinismus hastasını tedavi ederek operasyonlarla sağlanamayan tedaviyi hipnozla sonuçlandırmak mümkün olmuştur. Cinsel yaşamın daha zevkli ve sorunsuz hale getirilmesinde hipnozun çok önemli katkıları olmaktadır. Özellikle batıda ön yargısız bir şekilde terapilerde kullanılmakta olan hipnoz, sorunların kalıcı çözümü noktasında terapistlere büyük kolaylıklar sağlamaktadır.