anneler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anneler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2010 Çarşamba

Sigara bebeği nasıl etkiliyor?

Sigara bebeği nasıl etkiler?Ne kadar zararlı olduğu bilinse de bazı anne adayları hamilelik döneminde sigara içmeye devam ediyor.

Anne adayının gebelelik sürecinde sigarayla aldığı zararlı maddeler bebeğe ulaşıyor.

Sigarada bulunan katran, karbon monoksit, nikotin gibi maddelerin sadece anneye değil, bebeğe de zarar verdiğini söyleyen Memorial Ataşehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. İlkay Keskinel, nikotindeki damar büzücü etkinin, göbek kordonundaki damarlarda da görüldüğünü söylüyor.

"Nikotin nedeniyle, bebeğe giden kan miktarı azalmaktadır. Bunun yanı sıra karbon monoksit, oksijen taşıyan kan hücrelerine bağlanır ve oksijeni yerinden söker. Böylece, bebeğe az kan gider ve kandaki oksijen miktarı da düşer" diyen Dr. Keskinel, hamilelikte içilen sigaranın gebelik sürecini ve bebeği nasıl etkilediğini şöyle anlatıyor:

"Anne adayının sigara içmesi, dış gebelik (döllenmiş yumurtanın rahim dışında bir yere yerleşmesi), düşük ve ölü doğum riskini artırır. Plasenta adı verilen bebeğin eşinde sorunlara yol açar, bebekte büyüme geriliği yapabilir. Erken doğan bebekler daha küçük dünyaya gelmelerinin yanı sıra akciğerleri de henüz doğuma hazır olmadığından solunum sorunları yaşayabilir. Bu çocuklarda nedeni bilinmeyen "ani bebek ölümü sendromu" ya da "beşik ölümü", sigara içmeyen annelerin çocuklarına göre daha sık görülmektedir. Gebeliğinde sigara içen annelerin bebeklerinde solunum yolu hastalıklarına yakalanma riski artar. Bu çocuklarda solunum yolu ve kulak enfeksiyonlarının yanı sıra astım görülme olasılığı da artmıştır. Doğum öncesi sigaraya maruz kalan çocuklar büyüdüklerinde öğrenme güçlükleri, dikkat ve davranış bozuklukları yaşayabilirler."

 BEBEĞİNİZİ OBEZİTEYE MAHKUM ETMEYİN

"Son yıllarda bebek daha doğmadan sigara yüzünden maruz kaldığı yeni bir zararı daha saptanmıştır" ifadesini kullanan Uzm. Dr. Keskinel, "Yapılan çalışmalarda, gebeliklerinde sigara içen annelerin çocuklarında, obezitenin daha sık görüldüğü bulunmuştur. Bu çocuklarda, iştah ve enerji metabolizmasını düzenleyen bir takım maddelerin bozukluğu söz konusudur. Ayrıca sigara nedeniyle glikoz intoleransı ve insülin direnci sıklığı da artmıştır" diye konuşuyor.

BABA ADAYLARI DA DİKKAT ETMELİ

Sadece annenin değil, babanın içeceği sigaranın da bebeğe zarar verdiğini belirten Dr. Keskinel, "Babanın giysilerine ya da derisine sinen nikotin ve diğer zararlı maddeler bebeğe yanında sigara içilmişçesine taşınmaktadır. Tüm bunlar göz önüne alındığında, anne ve baba adayının daha gebelik öncesinde sigarayı bırakmaları önerilmektedir" diyor.

Kaynak:Ntvmsnbc
Alıntı:Leyditurk.com

12 Haziran 2010 Cumartesi

Anneler emzirirken dikkat!

Anneler Emzirirken dikkat!Anneler emzirme sırasında yapılan hatalar bebeklerin canına mal olabiliyor.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ercan Kırımi, özellikle ilk annelik dönemini yaşayan kişilerin bilgi eksikliği ve emzirme sırasında yaptıkları hatalar yüzünden bebeklerin hayatını kaybettiğini söyledi.

Prof. Dr. Kırımi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yılda, yanlış emzirildiği için servise getirilen ve hayatını kaybeden yaklaşık 10 bebek vakası ile karşılaştıklarını söyledi.

Özellikle bölgede annnelerin bebeklerini yatırarak emzirmesinin yaygın olan hatalı bir uygulama olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Kırımi, şunları kaydetti:

''Bazı anneler, geceleri bebeği yatağına alarak yatar pozisyonda emzirmeye çalışmaktadır. Bir müddet sonra anne yorgunluk ve uykusuzluktan dolayı kendinden geçmekte ve uyumaktadır. Anne uyurken bebeğin ağzında göğsü kalmaktadır. Uyku esnasında bebeğe doğru döndüğünde ya da bebeği göğsü ile sıkıştırdığında bebek nefes alamamakta ve hayatını kaybetmektedir.''

Özellikle bazı genç anneler ile eğitimsiz olan ya da ilk annelik dönemini yaşayan kadınların, bebekleri hatalı emzirdiğini anlatan Prof. Dr. Kırımi, şöyle devam etti:

''Bebeği belli bir pozisyonda beslemek gerekmektedir. Eğer bebeğin nefes alma borusunu, nefes alma yollarını kapatırsanız bebek aniden nefes almaya çalışır. Bu arada ağzındaki süt, yemek borusu yerine nefes borusuna kaçar. Fazla miktarda süt kaçtığında da akciğerler sütle dolar ve bebek havasızlıktan ölür. Özellikle ilk annelik dönemini yaşayan kişilerin bilgi eksikliği ve emzirme sırasında yaptıkları hatalar yüzünden bebekler hayatını kaybetmektedir.''

Prof. Dr. Ercan Kırımi, Sağlık Müdürlüğü, sağlık ocakları ve hastanelerde, doğru emzirme yöntemleri konusunda eğitim verildiğine işaret ederek, ''Gebe annelerimiz en azından sağlık ocaklarında emzirme teknikleri konusunda hazırlanan broşürleri ücretsiz alarak bu konuda doğru bilgi sahibi olabilirler'' diye konuştu.

Kaynak:Leyditurk.com

10 Haziran 2010 Perşembe

Dahiliğin sırrı annelerin sütünde

Dahiliğin sırrı anne sütündeAnne sütünün önemi büyük. Uzmanlara göre dahiler, 1 ile 2 yaş arasında anne sütü alan bebekler arasından çıkıyor.

Samsun Kadın Doğum ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Şükrü Arslan, “dahi çocuklar bir ile 2 yaş arasında anne sütü alan bebekler içinde çıkmıştır, oysa bir yaşından sonra anne sütü almayan inek sütü ya da hazır mamalarla beslenen çocuklar içinde zeka puanı 130, 140'ın üzerinde olan dahi çocuklar çıkmadığı görülmüştür” dedi.

Arslan, anne sütünün yeni doğmuş bir bebek için en önemli gıda olduğunu vurguladı. Anne sütünün her bebeği 6. ayın sonuna kadar bütün her şeyiyle besleyebilecek özelliği bulunduğunu, dolayısıyla anne sütü alırken bir bebeğin su dahil başka herhangi bir ek gıda almasına gerek olmadığını söyleyen Arslan, “Anne sütü 6. ayın sonuna kadar içindeki suyu, yağı, şekeri ile protein oranları, vitaminleri, mineralleri ile bebeği tam olarak besler. Anne sütü alan bir bebek aynı zamanda daha huzurludur ve daha zeki olur. Anne sütü almış bin bebeğin baş çevresi, boyu, kilosu belli bir oranda artar ve bebek büyür” diye konuştu.

Zeka puanları daha yüksek

Yapılan araştırmaların anne sütünün üstün özelliklerini ortaya koyduğunu, anne sütü ile beslenen bebeğin sağlıklı geliştiği ve hastalıklara karşı daha dirençli olduğunun belirlendiğini anlatan Arslan, anne sütünün zeka üzerindeki etkisinin de artık araştırmalarda açıkça ortaya konulduğunu vurguladı.

Anne sütü ile beslenen bebeklerin, mama ile beslenen bebeklere göre zeka puanlarının daha yüksek olduğunun tespit edildiğinin altını çizen Arslan, şunları kaydetti:

“Bir yaşını doldurmuş bebeklerin anne sütüne çok fazla ihtiyaçları yoktur, çünkü ek gıdaya başlanmıştır. Bir-iki yaş arasında bebeklerin anne sütüne devam etmelerinin iki faydası vardır. Birincisi anne ile bebek arasındaki duygusal ilişki devam eder, ikincisi bebeklerin zeka puanı yükselir. Bir yaş ile 2 yaş arasında anne sütü alan bebekler içinde dahi dediğimiz çocuklar çıkmıştır, oysa bir yaşından sonra anne sütü almayan inek sütü ya da hazır mamalarla beslenen çocuklar içinde zeka puanı 130, 140'ın üzerinde dahi çocuklar çıkmamıştır.”

Anne sütü ve mama

Annenin bebeğini ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslemesi gerektiğini, anne sütü almasına rağmen istenilen kiloya ulaşmayan bebekte, mamaya başlamak yerine enfeksiyonlardan şüphelenilmesi gerektiğini ifade eden Arslan, şöyle devam etti:

“Bir annenin kendi sütü bebeğine herhangi bir zarar vermez. Zaten doğada da bunu görüyoruz, yavrulayan bir koyun kuzusuna kendi sütünü veriyor, yavrulayan bir at kendi tayına kendi sütünü veriyor, dışarıdan bir başka besin aramıyor. Biz de bir bebek dünyaya getiriyoruz, anne sütünün dışında bir besin aramak doğru değildir. Zorunlu hallerde, örneğin annenin belirli hastalıklarının bulunması, ruh hastası olması dışında anne sütünün kısıtlandığı herhangi bir durum yoktur. Anne sütü almasına rağmen bebeğin kilosu yetersizse, kilo almasıyla ilgili sorunlar varsa mutlaka bir çocuk uzmanına görünmelidir. Bizim idrar yolu enfeksiyonu dediğimiz ya da orta kulak iltihabı dediğimiz, ya da şuanda tespit edemediğimiz başka bir enfeksiyon olabilir. Çocuk kendi hastalığına bu enerjiyi harcadığı için emdiği sütü büyüme olarak kullanmayabilir. Dolayısıyla bebeğin durumuna bakılır, tahlilleri yapılır. Böyle bir hastalık varsa ortaya konur, bu hastalıklar tedavi edilir. Tedavi edildikten sonra da anne sütünden almış olduğu enerjiyi büyüme olarak kullanır.”

Bebek mamaları, inek veya keçi sütünün doğumda annenin kaybedildiği, anne sütü veremeyecek kadar hasta olduğu, bazı ilaçları kullanmak zorunda kaldığı durumlarda kullanılabileceğini ifade eden Arslan, “Anne sütü varsa, bebeğin boyu büyümüyor, kilo almıyor diye hazır mamalara geçmek ya da inek sütüne geçmek doğru değildir” dedi.

Prof. Dr. Şükrü Arslan, her annenin anne sütü konusunda bilinçli olması gerektiğini, “sütün yetmiyor, yaramıyor” endişelerinin doğru olmadığını, annelerin bebeklerini mutlaka en azından ilk 6 ay, yararları saymakla bitmeyecek anne sütü ile beslemeleri gerektiğini vurguladı.

A.A.
Hurriyet

8 Haziran 2010 Salı

Hamile iken 10 tehlike işareti

Hamilelik sırasında 10 tehlike işaretiHamilelikte istenmeyen durumların birçoğu olay ortaya çıkmadan önce uyarı sinyalleri verir.

İşte tehlike işaretleri.

Hamilelikte istenmeyen durumların birçoğu olay ortaya çıkmadan önce uyarı sinyalleri verir. Bu belirtileri iyi bilmek hayat kurtarabilir. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Alper Mumcu ‘tehlike işaretlerini' anlattı.

1. Kanama:
Düşük tehlikesi, ablasyo (bebek henüz doğmadan plasentada ayrılma sürecinin başlaması), hormonal kanamalar, implantasyon kanaması (döllenen yumurtanın rahimduvarına yerleşmesiyle oluşan bir kanama).

2. Pelvik ağrı ya da karın ağrısı:
Düşük tehlikesi, dış gebelik, ablasyo, yumurtalık kistleri, erken hamilelikte rahmin büyümesine bağlı gerilme ağrısı.

3. Geçmeyen sırt ağrısı:
Düşük, erken doğum tehdidi, idrar yolu enfeksiyonları, hamilelikte görülen normal ağrılar.

4. Sıvı gelmesi:
Erken doğum tehdidi, zarların erken açılması, düşük, idrar kaçırma.

5. Sağ üst karın bölgesinde şiddetli ağrı:
Hellp Sendromu (Hamileliğin anne hayatını da tehlikeye atabilen en önemli komplikasyonlarından birisi hamileliğe bağlı hipertansiyondur. Kısaca PIH olarak adlandırılan bu durumun en ileri formu ise Hellp Sendromu'dur).

6. Ellerde ve yüzde aşırı ve ani şişme:
Hamileliğe bağlı hipertansiyon, normal şişlikler.

7. Şiddetli baş ağrısı:
Hamileliğe bağlı hipertansiyon,migren, sinüzit, diğer baş ağrısı sebepleri.

8. Görme bozuklukları:
Hamileliğe bağlı hipertansiyon. Hipertansiyon yoksa diğer nedenler araştırılmalıdır.

9. Rahimde kasılma ve sertleşme:
Erken doğum, mide problemleri.

10. Fetal hareketlerin olmaması:
Bebeğin sıkıntıda olması, fetal ölüm, bebeğin uyku hali, plasentanın ön tarafta yerleşmiş olması.

PANİK YAPMAYIN

Dr. Alper Mumcu "Sürekli bebeğiniz için endişelenip panik yapmayın. Çünkü rahat bir hamilelik geçirmenin en önemli şartı stresten uzak durmak" diyor.

Uzman Dr. Alper Mumcu

Kaynak:MOTHER & BABY 
Resim:Haberturk.com

3 Haziran 2010 Perşembe

Sağlıklı bebek doğumlarında çığır

Sağlıklı bebek doğumunda çığırÇocuk sahibi olamayan veya geç yaşta anne olmak isteyen kadınların hem hamile kalma hem de dünyaya sağlıklı bebek getirme şansını ciddi olarak artırıyor.

ABD'de Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Aykut Bayrak'ın geliştirdiği yeni yöntem, çocuk sahibi olamayan veya geç yaşta anne olmak isteyen kadınların hem hamile kalma hem de dünyaya sağlıklı bebek getirme şansını ciddi olarak artırıyor.

Yumurta dondurma işleminde kullandığı iki farklı yöntemle Mayıs ayında ABD'nin California eyaletindeki ilk sağlıklı bebeğin doğmasını sağlayan Bayrak, bu yeni yöntemin özelliklerini AA'ya anlattı.

Bayrak, geliştirdikleri bu yeni yöntemin ilk unsurunun, 'karşılaştırmalı genomik hibridizasyon (CGH)' testine dayandığını söyledi.

Bayrak, CGH testinin geliştirilmesi konusunda 5-6 yıldır çalıştıklarını belirterek, bu testin sağlıklı bebek doğumuna getirdiği çok önemli gelişmeyi şöyle anlattı:

'Önceden, dondurulan yumurta veya tüp bebek yöntemiyle anne karnına yerleştirilecek embriyonun kromozomları test edilemiyordu. Dolayısıyla dondurduğumuz yumurtaların hepsinin kromozomları normal olmayabiliyor. Kişi anne olmak istediğinde, bunları çözdüğümüz zaman, eğer yumurta anormal ise embriyo da anormal oluyor ve sağlıklı bir gebelik oluşmamış oluyordu.

CGH testiyle yumurtanın genetik sorunları olup olmadığını, kromozomlarının normal olup olmadığını öğreniyoruz. Böylece, yumurtayı dondururken, hangi yumurtaların normal olduğunu belirleyerek, bunları donduruyoruz.'

TÜP BEBEKTE, İKİZ-ÜÇÜZ DOĞURMA RİSKİNİ DE AZALTIYOR

CGH testinin yüzde 85-90 oranında güvenilir olduğuna dikkati çeken Bayrak, bu yöntemin kısırlık durumuna bağlı embriyo oluşturumunda da kullanılabileceğine işaret etti.

Bayrak, 'Bu durumda da embriyo, anne karnına yerleştirilmeden test edilebilir. Böylece sadece kromozomları normal olanlar rahim içine konulacağı için, otomatik olarak özürlü veya down sendromlu bebek olma riski çok çok aza iniyor, hatta neredeyse sıfıra iniyor" dedi.

Testin tüp bebek yönteminde sıkça rastlanan ikiz, üçüz bebek doğma riskini de azalttığını vurgulayan Bayrak, 'Bu teknolojiyle bir tane embriyo bile transfer etseniz, yumurta normal olduğu için sağlıklı bebek doğuyor. ABD'de hala 2-3 embriyo transfer edilebiliyor. Ancak biz bu teknolojiyi kullandığımızda sadece bir embriyo transfer ediyoruz' diye konuştu.

YUMURTALARI HIZLI DONDURMAYLA BEBEK SAHİBİ OLMA ŞANSI ÇOK ARTIYOR

Dr. Aykut Bayrak, kullandıkları yeni yöntemin ikinci önemli özelliğinin ise yumurtaların 'çok hızlı dondurulması' olduğunu söyledi.

Bu dondurma yönteminin yeni bulunmadığını ancak kendilerinin bunu 'mükemmelleştirdiğini' ifade eden Bayrak, bu sayede dondurulmuş yumurtaların, çözüldüğünde yaşama oranının arttığına işaret etti.

Kaynak:Haberturk.com

21 Mayıs 2010 Cuma

Menopoz ve kısırlık bitiyor

Menopoz ve kısırlık tarihe karışıyorİngiltere'de Bilim adamları Menepoz ve kısırlık araştırmaları'nda tıp tarihi açısından bir ilk gerçekleşti

İngiltere'de tıp tarihi açısından bir ilkin gerçekleştiği ve yumurtalık nakli yapılan bir kadının önümüzdeki günlerde anne olmaya hazırlandığı söylendi. The Sunday Times'ın haberine göre, 15 yaşında geçirdiği rahatsızlık sonucu erken menopoza girerek kısırlaşan 38 yaşındaki kadına, geçen yıl ikiz kız kardeşinin bir
yumurtalığı nakledildi.

Bebeğin dünyaya gelmesiyle yöntemin başarısının kanıtlanacağı ve bunun da erken menopoza giren kadınların yanı sıra kemoterapi ve radyoterapi gören kadınlara umut olacağı söyleniyor.

Kanserli kadınların yumurtalıklarını dondurtabileceği ve daha sonra bunların yeniden kendilerine nakledilmesiyle hamile kalabilecekleri söyleniyor. Yöntem doğal yollarla hamile kalma şansının yanısıra erken menopoza girenlerin hormon seviyelerinin de normale dönmesine yardımcı olacak.


Haber3

13 Mayıs 2010 Perşembe

Hamilelikte sağlıklı beslenme

Hamilelikte nasıl beslenmeli?Gebeliğinizi küçük bir çocuk gibi geçirmeyi bırakıp, biraz daha sağlıklı beslenmeye ne dersiniz?

Evet, artık siz iki kişisiniz ama bu sizin her şeyden bol bol yiyebileceğinizin bir göstergesi olmamalı. Tükettiğiniz ürünlerin besin değerlerini bilerek yerseniz, bu süreci daha keyifli geçirmenin yanında sağlıklı bir hamilelik de yaşamış olursunuz.

Annenin kendi günlük yaşantısını sürdürmek için gerekli besin ve enerji öğelerine ek olarak alacağı protein, enerji, vitamin ve mineraller anne ve doğacak bebeğin sağlıklı olması açısından gereklidir. Normal bir hamilelik süresince annenin ortalama yaklaşık 8-12 kg alması beklenir. Bu artışı sağlayabilmek için annenin ek olarak günlük 20 gr. protein, 15-20 mg. demir, 500 mg. kalsiyum ve ortalama 300 kalorilik enerji alması gerek.


Hamilelik döneminizde çeşitli yiyecek gruplarından faydalanabilirsiniz. Yiyeceklerin vücudumuzda çeşitli görevleri var. Görevi aynı olan yiyeceklerden "besin grupları" oluşur. Gruptakilerden biri yerine diğerini yiyerek de doğru beslenebilirsiniz.

Et, yumurta, kurubaklagil grubu: Beyin, kas, kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir. Protein ve demir kaynağıdır.

Süt ve süt ürünleri: Kemik, diş gelişimi ve büyüme ile görevlidirler. Protein ve kalsiyum kaynağıdır.

Sebze ve meyveler: Büyüme ve gelişme için vitamin ve mineral kaynağı.

Tahıllar: Enerji ve B grubu vitaminleri içerdiklerinden büyüme ve gelişmeye yardımcı olurlar.

Yağlar ve şekerler: Sadece enerji içerirler. Sağlıklı ve dengeli beslenmede ölçülü tüketmeniz gereken bu besin grubunu hamileliğiniz boyunca da aynı özende tüketmelisiniz. Enerji kaynağı bu besin grubunun kontrol dışı veya ihtiyaç fazlası tüketimi, yaşamın her evresinde olduğu gibi hamilelik döneminde de aşırı kilo nedeni olabilmektedir.

Doğru olan, hamileliğin annenin yaşı ve boyuna göre ideal kilodaylen başlamasıdır.

Anne adayı normale göre kilo fazlası olduğu bir dönemde hamile kalırsa, (hamilelik süresince kilo alacağı da göz önüne alınırsa) hamileliğin gerek anne gerekse bebek açısından sorunlu olması kaçınılmaz olur. Bu nedenle hayatın her evresinde ideal kilonuzu korumalısınız. Planlı bir hamilelik için ise önce ideal kilonuza inmeli, sonra hamile kalmalısınız.

Fazla kilolarınızla başladığınız hamilelik sürecinizin ilk aylarında kilonuzu korumaya çalışmalı, ilk üç ay enerji eklemesi yapmamalı, dördüncü aydan itibaren yüksek enerjili yiyeceklerden kaçınmalı, hamilelik için gerekli besin öğelerini alarak gereksinmelerinizi karşılamalısınız.

Ergenlik çağındaki anne adaylarından ya da hareketli hamilelerde ideal kilo alımının sağlanması, artan gereksinimin karşılanması önemlidir. Hamilelik döneminde kilo artışı önemlidir. İlk üç ay 0,5-1 kg, sonraki aylarda ise ortalama 1-1,5 kg. almalısınız.

Çok zayıf, yetersiz ve dengesiz beslenen hamilelerde; düşük ağırlıklı doğum, erken doğum, ölü doğum, zihinsel ve bedensel özürlü doğum riski yüksektir. Annede kansızlık, kemik erimesi ve diş çürümeleri, hipotansiyon, vücutta su tutulması (ödem), halsizlik görülür. Kilolu hamilelerde hipertansiyon, şeker hastalığı, zor doğumda olası durumlar arasındadır.

Örnek Liste

Sabah
1 bardak süt
1 yumurta
1 dilim peynir
1 dilim tahıllı ekmek
1 domates, 1 salatalık, maydanoz, yeşilbiber, dereotu, nane
4-5 zeytin

Ara
1 meyve+ 1 bardak ayran + 1 dilim tahıllı ekmek

Öğle
1 porsiyon et/balık/tavuk/hindi
1 porsiyon zeytinyağlı sebze/1 kase çorba
1 bardak ayran
1 porsiyon salata
1 dilim tahıllı ekmek

Ara
1 dilim tahıllı ekmek + 1 dilim peynir + domates, salatalık + 1 meyve

Akşam
1 porsiyon etli kuru baklagil
1 porsiyon bulgur pilavı veya tahıllı makarna
1 porsiyon salata veya 1 kase yoğurt
1 dilim tahıllı ekmek

Ara
1 bardak süt + 1 meyve

Hamilelikte yararlı besinler

Süt, yoğurt, peynir: Kalsiyum, protein
Yeşil yapraklı sebzeler: C vitamini, lif, folik asit
Yağsız kırmızı et: Protein, demir
Tavuk: Protein, demir
Balık: Protein, fosfor
Tahıllı ekmek: Protein, lif, folik asit

Hamilelikte zararlı besinler

Tatlı ve şekerlemeler
Şekerli marmelatlar
Alkollü içecekler
Gazlı ve şekerli içecekler (Kola, gazoz vb.)
Tuz
Kızartmalar, yağlı ve baharatlı sucuk, salam, sosis gibi gıdalar
Aşırı kahve veya çay
Sigara

Hamilelik döneminizde 1 günde tüketmeniz gereken besinler ve ölçüleri

Süt ve süt ürünleri

Miktarı: 2 su bardağı süt veya yoğurt
1 porsiyon peynir (2 dilim) veya 2 yemek kaşığı çökelek

Et, yumurta ve kuru baklagiller

Miktarı: 1 yumurta
1 porsiyon et, balık, tavuk, hindi (100 gr.)
1 porsiyon kuru baklagil (120 gr.)

Taze sebze ve meyveler

Miktarı: 2 porsiyon pişmiş taze sebze
3 porsiyon çiğ taze sebze
2-3 adet orta boy meyve

Tahıllar

Miktarı: 4-6 ince dilim tahıllı ekmek
1 porsiyon bulgur pilavı veya tahıllı makarna
1 porsiyon çorba

Yağlar

Miktarı: 1-2 yemek kaşığı zeytinyağı

Şekerler

Miktarı: 1-2 çay kaşığı bal veya pekmez (çok arzu edilirse!)


Kaynak:iVillage.mynet.com
Resim:Leyditurk.com

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Normal doğum için 10 öneri

Normal doğum için 10 öneriAnne ve baba adaylarının hamilelik boyunca en çok düşünüp karar vermekte zorlandığı konu doğum şeklidir.


Normal doğum için 10 öneri

Çoğunlukla çiftler yakın çevrelerinin etkisi altına girmekte yada yanlış bilgilere ulaşabilmektedirler.

1. Doğum için kendinizi rahat hisedebileceğiniz ve normal doğumu destekleyen bir hastane seçin.

2. Doğumda sorumluluğunuzu alan doktoru seçerken aşağıdaki normal doğumu destekleyen 6 uygulamaya nasıl baktığını sorgulayın.

3. Tıbbi bir sebep yokken doğumunuzun erken başlatılmasını kabul etmeyin. Doğumun kendi başlaması bebeğinizin de hazır olduğunun en önemli işaretidir. Doğumunuzun kendi ritmini yakalamasına izin verin.Zamana saygı gösterin ve
doğumunuzun ilaçlarla hızlandırılmasına izin vermeyin.

4. Doğum sırasında hasta gibi yatağa bağlı kalmayın ve hareket etmekte özgür olun. Dik pozisyonları tercih etmeniz ve kasılmalarda hareket özgürlüğünüzün olması kendinizi daha rahat hissetmenizi sağlar ve doğumunuzu kolaylaştırır. Bebek doğum kanalına daha rahat girer ve doğum süresi kısalır. Yürüyün, sallanın,dans edin yani kısaca bedeninizi izleyin, o size ne yapmanız gerektiğini söyleyecektir.

5. Doğumda size destek olacak kişiyi seçerken iyi düşünün. Bu kişi sakin olmalı ve doğum boyunca size duygusal ve fiziksel olarak sürekli destek vermeli.Bu kişi eşiniz veya akrabanız olabilir.Profesyonel bir doğum koçu ile anlaşmayı da düşünebilirsiniz.

6. Doğumda bebek kalp atışlarının izlenmesi için kullanılan makineye sürekli bağlı kalmayın. Bu sizi kısıtlar ve bir sorun olduğu hissine kapılırsınız.Ara ara bebek kalp atışlarının izlenmesi yeterli olacaktır.

7. Bedeninizin istediği ölçüde gıda ve sıvı alımınızı engellemeyin. Doğumun tüm evrelerinde sıvı ve enerji ihtiyacınız olacaktır.Bunun engellenmesi doğumunuzu yavaşlatır ve müdahaleleri getirir.

8. Kasılmalar sırasında rahatlamak için anestetik ilaçlar dışındaki gevşeme yöntemlerini tercih edin. Anestetik ilaçlar doğal hormonlarınızın doğru salınımını bozar.Derin gevşeme,imgeleme,odaklanma,nefes teknikleri,masaj,sıcak veya soğuk uygulamaları ve lamaze sınıflarında öğrendiğininiz diğer teknikler sizin rahat etmenizi sağlayacaktır.

9. Sırt üstü doğum yapmaktan kaçının. Sınıflarda öğrendiğiniz doğum teknikleri kasılmalarınızın etkisini arttıracak ve yerçekimi ile çalışmanızı sağlayacaktır.Ikınmalar sırasında bedeninizi izleyin.Bedeniniz isteyince ıkının.Sağlık personelinden sadece sessiz ve sözel destek isteyin.

10. Doğumdan hemen sonra bebeğinizi kucağınıza alın. Sıcak cilt teması sayesinde bebeğiniz gevşek kalır,ısısı korunur,kalp atımı ve solunumu daha kolay adapte olur.Anne-bebek bağı kolay ve çabuk kurulur.Bebeğinizle aynı odada kalmanız bebeğinizi daha iyi tanımanızı ve ihtiyaçlarına çok daha çabuk cevap vermenizi sağlar.Emzirme için güzel bir başlangıç olur.

Kaynak:Ekolay.net

4 Nisan 2010 Pazar

Anne olmak için rehber

İşte anne, baba olmak isteyen eşler için mini bir rehber.

Anne olma şansınızı arttırın

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Numan Bayazıt anne ve baba olmak isteyen eşler için mini bir rehber hazırladı.

Anne olma şansınızı arttırınız1. Kilonuzu Kontrol Altında Tutunuz

Aşırı şişmanlık ya da zayıflık adet düzenini bozar.
Östrojen hormonunun büyük kısmı başka hormonların yağ dokusunda dönüştürülmesi ile ortaya çıkar. Bu dengenin en iyi işlediği vücut ağırlığı ve yağ kitlesi oranı yüzde 17-21'dir. Aksi durumlarda östrojen seviyesi artar ya da azalır.

2. Sigarayı Bırakınız

Sigaranın etkileri çok iyi bilinmesine karşın sigara kullanım alışkanlığı halen yüksek. Oysa sigaranın sperm sayısını yüzde 17 kadar düşürdüğü bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Sigara, kadınlarda sadece hamile kalmayı geciktirmekle kalmaz; düşüklere de neden olur. Sigara alışkanlığı olan kadınların infertilite tedavisine başlamaları halinde ihtiyaç duyulan ilaç miktarı da içmeyenlere göre fazla olur.

3. Egzersiz Yapın

Günlük hafif egzersiz beden ve zihin sağlığını korumanın en kolay yoludur. Hamilelikte yürümek, bisiklete binmek, yüzmek ve aerobik ideal sporlar arasındadır. Spor sayesinde yağlar yakılır, stres seviyesi düşer ve hormonal işleyiş düzelir. Ancak aşırı egzersizin de yumurtlama ve adet düzenini bozduğunu unutmamak gerekir.

4. Sağlıklı Besleniniz

Sağlıklı beslenmek ideal vücut ağırlığını koruyup hormonal seviyelerin normal düzeylerde seyretmesini sağlar. Yiyecek seçiminde antioksidan ve özellikle vitamin C ve E'den zengin olanlar tercih etmekte fayda var. Bu yiyecekler erkeklerde sperm sayı ve hareketlerini olumlu etkiler. Aşırı yağ kitlesinin yumurtlama düzenini bozma nedenlerinden biride insülin salgısının artmasıdır.

5. Doğru Zamanda İlişkiye Giriniz

Yumurtlamayı takiben yumurtanın döllenebilme süresi 24-48 saat spermin dölleyebilme süresi ise 72 saattir. Bu nedenle ilişki zamanlamasına dikkat etmek gerekir. Kadınlar bekledikleri adetten 14 gün önce yumurtlar. Gebelik olasılığının en yüksek olduğu ilişki yumurtlamadan önceki birkaç gün içinde gerçekleşendir. Böylece yumurtlama olduğunda spermle karşılaşma olasılığı artar. Olasılığı artırmak için iki üç günde bir ilişkiye girmek yeterli.

26 Şubat 2010 Cuma

Çocuğunuz için en tehlikeli 10 yiyecek

Uzmanlar uyarıyor: 'Bu yiyecekler özellikle çocuklar için tehlikeli...' 

Amerikan Pediatri Akademisi, özellikle çocuklar için tehlikeli olabilecek 10 yiyeceği açıkladı:


1.SOSİS: Akademi, 10 yaşından küçük çocuklardaki boğulma olaylarının yüzde 17'sinin sosisten kaynaklandığını, sosisli sandviçin uyarıyla satılması gerektiğini söylüyor.

2. FUGU BALIĞI: Kâğıt kadar ince dilimler halinde satılan fugu balığında tetrodoksin adlı, oldukça etkili bir zehir bulunuyor. Bu balığı pişiren şefler özel eğitim alıyor.

3. ACKEE MEYVESİ: Batı Afrika ve Jamaika'da yetişen meyve kesildikten sonra kabuğunun kırmızıya dönmesi beklenmezse koma veya ölüme yol açabiliyor.

4. FISTIK: Toplam nüfusun yüzde birinin fıstık alerjisi var. Ölümle sonuçlanan alerji vakalarının büyük bölümü fıstıktan kaynaklanıyor.

5. YEŞİLLİK: Ispanak, roka, marul, lahana, kıvırcık salata gibi yeşilliklerin iyi yıkanmaması bağırsak bakterilerine davetiye çıkarıyor.

6. IŞGIN: Bu Asya kökenli bitkiden fazlaca tüketildiğinde bitkideki toksinler zehirlenmeye yol açıyor.

7. TON BALIĞI: Dünyanın en çok tüketilen balıklarından olmasına rağmen çok fazla yenildiğinde sinir sistemine zarar vererek kalp hastalıkları riskini artırıyor.

8. MANYOK: Nişastası yapılan bu köklü bitki de eğer doğru tüketilmezse siyanür üreterek zehirlenme riski yaratıyor.

9. KAHVE: İçeceği elde edilen bu bitki, kalp krizine yol açmasının yanı sıra, uyuma zorluğu ve dişlerde sararmaya yol açıyor.

10. MANTAR: Bu bitkinin yabani olanları, zehirlenmelere ve hatta halüsinasyonlara neden oluyor.

16 Şubat 2010 Salı

Anne adaylarına çok özel bilgiler

Anne adaylarına çok özel bilgilerSiz Anne adaylarını size çok özel bilgiler...

Bebeğini kucağına almanın heyecanı özellikle ilk çocuk için birçok duyguyu aynı anda yaşatıyor annelere. Heyecan, sevinç, korku, endişe, sahiplenme, keyif, mutluluk, neşe, belki ağrı veya yorgunluk bu kadar farklı duyguyu aynı anda yaşarken aslında düşünülmesi gereken en önemli şey anne sütü.
Bebeğe ilk altı ay anne sadece anne sütü vermek çok ama çok önemli. Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler için sizlere pratik öneriler hazırladım.

Anneler yeterli sütleri olmadığını varsayıyorlar

Bazen yeni anneler eğer bebek çok ağlarsa yeterince süt alamadığını düşünüp mama vermeye başlıyor. Yeni doğan bebeğiniz 0 - 6 aylık dönemde ayda 600 - 1000 gram arasında alıyorsa endişe etmeyin. Bu değer yeterli ve dengeli beslenip, sağlıklı büyüdüğü anlamına gelir. Mama başlamadan önce mutlaka hekim veya beslenme uzmanınıza danışın.

Bu dönemi yanlız geçirmeyin

Bebeği büyütmek için evde yalnız bırakılan annelerin emzirmede başarısız oldukları görülüyor. Çünkü kendini mutlu ve güvende hisseden anne daha huzurlu bir emzirme gerçekleştiriyor.

Anneler toplum içinde emzirmekten rahatsız olabilirler:

Bazı anneler toplum içinde emzirirken rahat olmadıkları için süt verimi bundan etkilenebilir evde süt sağıp dışarıdayken biberonla vermek veya gittiğiniz yerlerde sessiz ve sakin bir mekan olup olmadığını sormak çözüm olabilir.

Anneler kolostrum sütü görünce panik oluyorlar:

Bazı anneler doğum sonrası çok fazla süt olacağını bekleyebiliyorlar. Ancak tam doğum sonrası ilk gelen sütü (kolostrum-ağız sütü) görünce hayal kırıklığı yaşıyorlar. Bu, konsantre ve besin açısından oldukça zengin bir sıvıdır. Az miktardadır ama yeni doğmuş bebekler için mükemmeldir.

Emzirme döneminde aklınızda bulunsun!

Vücudunuz 1 mililitre süt salınımı için yaklaşık 7 kalori harcar bu da kolay kilo vermenizi sağlar. Dengeli beslenin ancak diyet yapmayın.

Protein yeterli miktarda alınmalıdır. Özellikle balık haftada en az iki kez tüketilmelidir.

B12 vitamini süt verimliliği için önemlidir. En iyi kaynağı ise, yağsız kırmızı et ve yumurtadır.

Kalsiyumun yeterli alınması, annenin kemik sağlığı için önemlidir.

Kadınlardaki osteoporoz riski unutulmamalıdır.

Folik asit gebelik döneminde olduğu kadar, emzirme döneminde de önemlidir. Yeşil yapraklı sebzeleri bol yemek gerekir.

B vitamini tüketimi de yeterli olmalıdır. Bunun için tam buğday, bulgur ve kurubaklagiller tercih edilebilir.

Magnezyum ve çinko her kadın için yaşamın her döneminde önemlidir. En iyi kaynaklarından biri ise fındıktır.

D vitamini anne sütünde yeterli değildir. Bebeğe yapılan takviyeye rağmen, güneşli havalarda her gün 15 - 20 dakika açık havaya çıkarmak, bu vitaminin sentezi için faydalı olur.

Kompostolar şekersiz hazırlanabilir. Bunun için meyvelerin doğal şekeri yeterlidir.

Demir eksikliğiniz varsa, meyve sularına pekmez veya kuru üzüm ekleyebilirsiniz. Basit şeker tüketmeniz gerekli değildir.

Süt protein, karbonhidrat ve kalsiyum açısından ideal dengeye sahiptir ve emzirme döneminde süt tüketmeye özen göstermeniz gerekir. Gaz yaparsa, laktozsuz sütleri tercih edebilirsiniz. Probiyotik ve prebiyotikler de kullanılabilir.

Bilimselliği kanıtlanmasa da soğan, ısırgan otu çayı ve malt, süt salınımına genelde pozitif etki yapmaktadır

9 Şubat 2010 Salı

Çocuğunuzu dizinizde yatırın

Çocukla ten teması kurulması neden bu kadar önemli?

Antalya Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma ve Uygulama Merkezi (AMBAUM) Müdürü Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Ömer Geçici, sevgisiz kalan çocuğun alkol ve madde bağımlılığına yönelebileceğini belirterek, ''Toplum olarak sevgimizi ifade edemiyoruz. Anne ve babanın çocukla ten teması yok, çocuğun başını okşama yok. Eğer aile çocuğun başını okşamazsa başkaları okşuyor. Çocuğunuzu dizinize yatırıp başını okşayın'' uyarısında bulundu.


AMBAUM Müdürü Doç. Dr. Geçici, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gençlerde esrar ve eroin gii maddelere bağımlılığın arttığını söyledi.

''Eroin bir kere bile kullanıldığında bağımlılık yapıyor. Önemli olan gençlerimizi eroin gibi maddelerden uzak tutmak'' diyen Doç. Dr. Geçici, çocuğu bu maddelere iten temel nedenler olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

''Temel nedenler arasında, çevre, eğitim, arkadaş grubu, maddeye kolay ulaşılabilirlik bulunuyor ama asıl neden sevgisizlik. Ailedeki sevgi bağları çok önemli. Kaotik ailelerde, ayrılmış, bölünmüş, parçalanmış ailelerde yetişen gençler maddeye yönelebiliyor. Bu tür ailede yetişip maddeye yönelen çocukların tedavisinde de sıkıntı yaşıyoruz.

Çocukların duygusal boşluklarının doldurulması gerekiyor. Onlara değer, önem vermemiz gerekiyor. Biz toplumsal olarak sevgimizi gösteremiyoruz. Bir çok gence 'en son babana, annene ne zaman sarıldın?' diye sorduğumuzda genç hatırlamıyor. Ya da 'baban en son başını ne zaman okşadı, babanın dizine en son ne zaman yattın?' diye sorduğumuzda 'hiç' diyor. Gençlere 'Anne, babanıza hiç seni seviyorum dediniz mi? diye soruyoruz 'hayır' diyor. 'Neden?' diye sorduğumuzda 'o da bana hiç söylemedi' diyor. Toplum olarak sevgimizi ifade edemiyoruz. Anne ve babanın çocukla ten teması yok, çocuğun başını okşama yok. Eğer aile çocuğun başını okşamazsa başkaları okşuyor. Çocuğunuzu dizinize yatırıp başını okşayın. Bu çocuktaki sevgi boşluğunu dolduracaktır. Sevdiğimiz, değer verdiğimiz insanlarla sevgi köprüsünü kurmamazı gerekiyor. Sevgisiz kalan çocuk alkol ve madde bağımlılığına yöneliyor.''

-''AİLE GİBİ YAŞAMAYI ÖĞRENMELİYİZ''-

Gençlerin en önemli sorununun aile bağları olduğunu anlatan Geçici, alilerin ortak zaman geçirmeye dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Aile çocuğa sevgi vermezse çocuğun sevgiyi başka yerde aradığına işaret eden Doç. Dr. Geçici, ''Bu da genellikle alkol ve madde bağımlılığı oluyor. Aile içinde gerek eşlerin birbiriyle gerekse anne babanın çocuklara karşı iletişimi artırılmalı, duygusal bağ sağlanmalı, aile gibi yaşamayı öğrenmeliyiz'' diye konuştu.

Madde bağımlılığın tedavisinde bağımlının istemesinin önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Geçici, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bağımlılığın tedavisinde üç ayak var. Bağımlı olan kişi, aile ve hekim. Bunlardan herhangi birinin zayıf kalması ya da olmaması tedaviyi zorlaştırıyor. Hedef hayat boyu temiz kalabilmek. Bağımlılık tedavi olmuyor ama kontrol altına alınabiliyor. Aileler bu konuyu ciddiye almalı, alkol ve madde bağımlılığı merkezlerinin sayısı, yatak sayısı ve insan gücü artırılmalı.''

-''DÜNYANIN EN BULAŞICI HASTALIĞI''-

Madde bağımlılığının kanser gibi hastalıklardan daha fazla önem verilmesi gereken bir hastalık olduğunu vurgulayan Ömer Geçici, ''Hastalardan biri terapide 'bu bulaşıcı bir hastalıktır' dedi. Gerçekten de bağımlılık dünyanın en bulaşıcı hastalığı. Bağımlılık, şeker hastalığı gibi kronik devam eden, tam tedavisi olmayan, her an hortlayabilen bir hastalık. Yaşam boyu kontrol altında tutulması gereken bir hastalık. Ağırlık derecesine baktığımızda kanserden daha ağır bir hastalık. Bu kadar ciddiye alınması gereken bir hastalığı ciddiye almıyoruz'' diye konuştu.