5 Haziran 2010 Cumartesi
Yaz mevsimi'nde ayakkabı seçimine dikkat
3 Haziran 2010 Perşembe
Sağlıklı bir yürüyüş için
6 Mayıs 2010 Perşembe
Ayakkabıda doğru topuk boyu seçmek
Oysa işin uzmanları meseleye çok farklı açıdan bakıyor ve "Ya ideal topuk boyunu ya da ayak sorunlarını kabullenin" diye söylüyor.
Erkekler, en rahatsızı, yeni alındığında biraz burundan sıkan o dümdüz, ortopedik ayakkabılarıyla ayak, bilek, başparmak ve hatta bel ağrılarından uzak bir yaşam sürerken; biz kadınlar, incecik çivilerin ya da bir kâğıttan bile düz tabanların üzerinde cambazlık yapmaya çalışmaktayız. Ancak işin kötüsü biz güzellik uğruna acılara, ağrılara katlanmayı kabul etsek de, vücudumuz buna kocaman bir "hayır" diyor ve zaman içinde çıkardığı ciddi sorunlarla, eninde sonunda bunu bize duyuruyor. Peki, ne yapmalı, hangi durumda, hangi topuk boyunu tercih etmeliyiz? Bu soruların yanıtını İsveç Ayak Sağlığı Merkezi'nden Podiatri Uzmanı Özgül İşgör'den aldık...
Ayaklar da, parmak izi gibi kişiye özel!
Yüksek topukların anatomimize nasıl zararlar verdiğini anlamak için, öncelikle ayaklarımızın nasıl bir yapıya sahip olduğunu iyice anlamak gerekiyor. Ellerdekilere kıyasla pek de fazla işlevi olmayan 5 parmak ve bir de topuktan oluşan ayaklarımız oldukça basit görünseler de, aslında son derece karmaşık bir yapıya sahipler. Ayaklarımız, birbirine yaklaşık 30 eklemle bağlı, 26 küçük kemikten oluşuyor.
Ayak parmakları ve tarak kemiklerinin yapısı, ayağın şeklinde çok büyük öneme sahip. Bu şekil hemen herkeste farklı ve bu nedenle birkaç numarayla sınırlandırsak bile, herkesin ayağı birbirinden çok farklı karakteristik özelliklere sahip. Uzmanlar ayak tiplerini parmak boylarına bakarak kabaca sınıflandırıyor.
Buna göre, ilk üç ayak parmağı boyunun eşit olduğu ayaklar 'Roma tipi ayak', ikinci parmağın belirgin bir şekilde uzun olduğu 'Grek tipi ayak' ve başparmağın en uzun olduğu 'Mısır tipi ayak' olarak tanımlanıyor. Fakat elbette, hangi tip olursa olsun, günlük koşuşturmaların bütün yükünü ayaklar çekiyor ve bu nedenle ayak sağlığına dikkat etmek, çok büyük önem taşıyor. Bunun da ilk kuralı, doğru ayakkabıyı seçmekten geçiyor. Uzmanlar, doğru ayakkabı seçiminde, mutlaka dikkat edilmesi gereken noktaları ise şu şekilde sıralıyor:
- Ayakkabıları günün sonunda satın alın. Ayaklarınız gün boyu biraz şişer ve büyür. Sabah saatlerinde alacağınız ayakkabı, ileride gün ortasından itibaren sizi rahatsız edecektir.
- Ayakkabı, parmaklarınıza ve ayağınızın ön tarafına tam uyduğu gibi topuğunuza da tam oturmalıdır.
- Alacağınız ayakkabının sadece sağ ya da sol tekini değil, her ikisini de deneyin.
- İdeal ölçüde bir ayakkabının burnu ile en uzun parmağınız arasında biraz mesafe olmalıdır ve burun kısmı parmaklarınızı rahatça oynatmanıza izin vermelidir.
- Ayakkabıyı deneyip hiç yerinizden kalkmadan çıkarmayın. Bir süre mağaza içinde dolaşın.
- Eğer ayakkabı sıkıyorsa "zamanla açılır" sözlerine inanmayın ve onları satın almayın.
Ayakkabıların karnesi
Yüksek ve sivri burunlu: Topuğunun 3.5 pont yani 5 cm.'den yüksek ve burnunun sivri olması ayak sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu tür ayakkabılar sürekli giyildiğinde hem ayak hem de diz ve bel sorunlarına yol açıyor.
Ortopedik: Ayak kavisine uyumlu, parmaklara, tabana ve topuğa herhangi bir baskı uygulamayan bu tip sandaletler, ayak sağlığını korumak için son derece ideal. Sıklıkla topuklu ayakkabı giyenlerin uygun zamanlarda bu tip sandaletlerle ayak sağlıklarını korumaya
çalışmaları gerekiyor.
Spor ayakkabılar: Spor ayakkabılar ayak anatomisine son derece uygun olarak üretiliyor ve bu nedenle ayak sağlığını koruyorlar. Ancak burada da dikkat edilmesi gereken nokta, yapılan spora uygun ayakkabı seçilmesi. Yani asla tenis ayakkabılarıyla koşuya çıkmamak gerekiyor.
Babet: Bugünlerde çok moda olsa da, çok düz babetler de ayak sağlığına zarar verebiliyor. Ortopedik olmadıkları için ayak kavisinde düzleşmeye yol açabiliyor, ayak bileklerini zorlayıp, bacaklardaki kan dolaşımını engelleyebiliyorlar. Ayrıca pek çok uzmana göre bu ayakkabılar vücut duruşunu bozdukları için bel ağrılarının da sebebi.
Topuklu da sakıncalı, çok düz de...
Yüksek topukların kadınları olduklarından daha ince ve daha zarif gösterdiği bir gerçek. Hatta pek çok giysi, altında yüksek topuklu bir çift ayakkabı olmadan şıklığının büyük bölümünü kaybeder; bu da gerçek. Ancak ne yazık ki, ortopedistler ve podiatri (ayak sağlığı) uzmanları bu konuda güzelliğine düşkün kadınlarla hem fikir değil. Onlara göre ideal topuk boyu maksimum 3.5 pont yani 5 cm. olmalı. Çünkü topuk yükseldikçe ayak tarağının maruz kaldığı basınç artıyor. Ayrıca pek çok yüksek topuklu ayakkabı sivri burunlara sahip, bu da parmakları doğal olmayan üçgenimsi bir şekle girmeye zorluyor ve onların yapılarına da zarar veriyor.
Tüm bunlar başparmak kenarında kemik çıkması, tabanda nasır ve tırnak batması gibi sorunlara neden oluyor. Ayrıca yüksek topuklar diz eklemi ve bel sağlığını da tehdit ediyor. Sürekli yüksek topuklu ayakkabı giyen kadınlar, diz ve bel ağrılarına daha fazla maruz kalıyor.
Peki ya platform topuklu ayakkabılar?
Bunlar ayağı, ön kısmı düz, sadece topuğu yüksek ayakkabılar kadar zorlamıyorlar. Ancak bugünlerde, neredeyse 20 cm.'ye varan modellerinin moda olduğu platform topuklar, ciddi bir ayak burkulması riskini de beraberinde getiriyorlar. Ayrıca bu ağır ayakkabılarla uzun süre dolaşmak yine eklem sorunlarına ve bacak ağrılarına yol açabiliyor.
Tıpkı çok yüksek topuklular gibi çok düz topuklu ayakkabılar da, vücudun doğal duruşunu bozuyorlar. Ortopedik yapıda olmayan bu ayakkabılar ayak kavisinde düşmelere, taban sorunlarına yol açıyor. Vücudun bu ayakkabılar nedeniyle aldığı yanlış duruş şekli, ayak bileği, bacak ve bel ağrılarına zemin hazırlayabiliyor.
İdeal topuk boyunun ne olduğuna gelince; uzmanların bu konudaki önerisi ortalama 2-5 cm. arası. Ayrıca bu ayakkabıların ortopedik özellikte ve burnu yuvarlak tipte olması da ayak sağlığı için gerekiyor. Peki ya siz topuklulardan vazgeçemiyorsanız? Bu durumda, "hiç değilse dolgu topukluları tercih edin" diyor ortopedistler. Bu öneriyi de hafife alanlara son söyleyecekleri şeyse şu: "Mutlaka ince ve yüksek topuklu ayakkabı giymek istiyorsanız, o zaman bunlarla mümkün olduğu kadar az hareket edin, çantanızdan spor ayakkabılarınızı eksik etmeyin ve uzun süre yürümeniz gerekirse, ayakkabılarınızı hemen değiştiri!".
Kaynak:Formsante.com.tr
14 Nisan 2010 Çarşamba
İşte vücuttaki şişkinliğin nedenleri
4 Nisan 2010 Pazar
Ayaklarınız ıslak olarak gezmeyin!
Islak ayakla gezmeyin!
Ayak mantarının ortak kullanılan terlik, ayakkabı, havlu gibi kişisel eşyalardan, havuzlardan, duşlardan, hamam ve kaplıcalardan, tuvaletlerden, hijyene dikkat edilmediğinde kuaförlerde pedikür sırasında bulaşabildiğini anlatan Uzm. Dr. Neval Bayazit, ayak mantarının en sık olarak küçük parmak arasında kaşıntı, sulantı, kepeklenme, çatlaklar şeklinde görüldüğünü ve mantar hastalığının zamanla tüm parmak aralarına yayılabildiğini kaydetti. Ayak tabanında ve ayak yan kısımlarında kuruluk, kepeklenme, deride kalınlaşma şeklinde hastalığın karşımıza çıkabileceğini anlatan Dr. Bayazit, mantar hastalığının ayak tabanında şiddetli kaşıntılı su kabarcıkları şeklinde de görülebildiğini dile getirdi. Ayaklarda görülen mantar hastalığının parmak arasında sulantı, çatlaklar, ayak tabanında kuruluk veya su kabarcıklarıyla giden türlerinin de bulaşıcı olduğunu ve özellikle nemli ortamı sevdiğini belirten Uzm. Dr. Bayazit şöyle devam etti:
'Ayak mantarı tedavi edilmezse, deride oluşan yarık ve çatlaklardan bakteriler deriden içeriye girerek, ayakta ve daha da yukarıya ilerleyerek bacakta yumuşak doku enfeksiyonuna sebep olabilir. Yani bacakta şişme, kızarıklık, ağrı görülebilir ve bu durum yüksek doz antibiyotik tedavisini gerektirir. Mantar hastalığı tedavi edilmezse, bir süre sonra tırnaklara yayılarak tırnaklarda şekil bozukluğuna yol açabilir, bu da hem estetik açıdan kötü bir görüntüye sebep olur, hem de zamanla ağrı, kapalı ayakkabı giyememe ile sonuçlanabilir. Bazen kasığa da bulaşma görülebilmektedir, bu durumda kasıkta kaşıntı, kızarıklık ve kepeklenme olmaktadır.'
Ayak mantarının tedavisinde dışarıdan sürme şeklinde uygulanan krem veya sprey şeklindeki ilaçların kullanılabileceğini anlatan Uzm. Dr. Neval Bayazit, bazı durumlarda özel ayak banyolarının da tedaviye eklenebileceğini kaydetti. Eğer tırnakta da mantar tespit edilmişse hap veya tırnak cilası şeklindeki ilaçlara başvurulmasını tavsiye eden Dr. Bayazit, tırnaktaki mantarın yok edilmemesi durumunda ayak mantarının devamlı tekrarlanacağına dikkat çekti. Koruyucu bazı önlemlerin de mutlaka alınması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Neval Bayazit şu tavsiyelerde bulundu:
'Kişinin her gittiği yere kendi terliğini götürmesi, ayakları yıkadıktan veya abdest aldıktan sonra ayak parmak aralarının kağıt havluyla kurulanması, ayakların devamlı kuru tutulması, tırnakların zedelenmemesi gerekmektedir. Sentetik yerine pamuklu çoraplar giyilmesi, yazın hava aldıran açık ayakkabı ve terlikler tercih edilmesi önerilir. Ayakkabıların içi, dışı deri olanları tercih edilmeli ve ayakkabılar günlük olarak değiştirilmelidir, ayağın teri nedeniyle içi ıslanan ayakkabı kuruyana kadar tekrar giyilmemelidir. Aile içi bulaşma çok sık görüldüğü için benim önerim, mantar hastalığının tekrarlamaması için ailedeki tüm fertlerin de mantar açısından değerlendirilmesi olacaktır.'
23 Şubat 2010 Salı
Ayakkabı alırken bunlara dikkat
Ayak problemlerinin önemli bölümü, yanlış ayakkabı seçiminden ortaya çıkar.
Bilinçli ayakkabı seçimi ise yaşam süreci içinde oluşabilecek bazı sağlık problemlerini engelleyebilir. Ayak sağlığı için, öncelikle ayağın şekline uygun ayakkabılar seçmeye özen göstermek gerekir. Rast gele, "Sonradan genişler" düşüncesiyle alınan ayakkabılar ayak sağlığını olumsuz etkiler. Bu tür ayakkabılar parmaklarda şekil bozukluğu, basma bozukluğu, tırnak batması, ayak mantarı, nasır, yorulma, bilek burkulması, ayak, bacak ve bel ağrısına neden olabilir. Memorial Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Yalın Dirik, ‘Yanlış ayakkabı seçiminin getirdiği rahatsızlıklar ve dikkat edilmesi gerekenler’ hakkında bilgi verdi.
Model ve Renkten Önce Rahatlığına Bakın
Ayakkabı seçerken model ve renkten önce ayakkabının rahatlığına, doğal malzemelerden imal edilmiş olmasına özen gösterilmelidir. Dar kalıplı, üstü basık, sivri burunlu, yüksek topuklu ayakkabılar birçok sağlık problemlerine davetiye çıkartmaktadır ayrıca ayakkabı seçerken kişinin çalışma koşullarını da göz önünde bulundurması gerekmektedir.
Yüksek Topuklu ve Sivri Burunlu Ayakkabılardaki Tehlike
Özellikle yüksek topuk ve sivri burunlu ayakkabı tercih eden bayanların ayak başparmağı dışa doğru yönelir, ayağın iç yan kenarında da kemik çıkıntısı oluşur. Halluk Valgus denilen bu sorun ayakkabı tercihleri nedeniyle kadınlarda erkeklere oranla 5 kat fazla görülmektedir.
Hastalar hekime ağrılı iç ayak çıkıntısı, ikinci parmağın ayakkabının tavanına sürtmesi, ayak tabanında ağrılı nasır bulunması, ayakkabı sorunları, bazen de tamamen kozmetik nedenlerle gelirler. İlerleyen durumlarda başparmak ekleminde kireçlenme görülür. Yürüme çok olumsuz etkilenir. Bir çok tedavi seçeneğinin söz konusu olduğu bu sorunun çözümünde hasta-hekim iletişimi çok önemlidir. Hastalığın derecesine göre parmak arası makara, gece atelleri, metatarsal petler, uygun ayakkabılar ve çeşitli ameliyatlar (yumuşak doku-kemik) söz konusudur.
Ayakların hava almaması ameliyata dahi neden olabilir
Uygun olmayan ayakkabılar, ayağın yeterli şekilde havalandırılmasını engelleyen sentetik çorap ve ayakkabılarla, yanlış tırnak kesimi özellikle baş parmakta etin tırnağa batmasına neden olmaktadır. Böyle bir durumda kişi şiddetli bir ağrı duyar. Bu arada eklenen enfeksiyonlarla ağrı duyarlılık, akıntı, batan tırnak çevresinde şişlik gelişir. İlerleyen vakalarda kemik iltihabı gelişmesine yol açabilir.
Tırnak batmasını önlemek için, uygun ayakkabı giymek, tırnakların uzun eksenlerine dik bir açı ile ve belirgin köşeler bırakacak şekilde kesmek ve ayak temizliğine özen göstermek gerekmektedir. . Özellikle ilerlemiş vakalarda ameliyat kaçınılmazdır. Tırnak çekimi bir yöntemse de, nüks oranı yüksek olduğundan kalıcı çözüm sağlayamamaktadır. Diğer bir yöntem, batan tırnağın kısmi çıkarılmasıyla birlikte, ilgili tırnak yatağının çıkarılması ameliyatıdır. Bu ameliyat, soruna kalıcı çözüm sağlamakla birlikte, parmak ve tırnak estetiği de zarar görmemektedir.
Yanlış Ayakkabı Seçiminin Getirdikleri
Çekiç parmak: Parmaklar, ayakkabının ucuna doğru itildiğinde, biçimsiz olarak kıvrılır ve parmağın orta eklemi bükülerek oluşan şekil bozukluğu, ayakkabının üst kısmına baskı sonucu ağrıya neden olur.
Nasır oluşumu: Ayakkabı ile ayağınız arasındaki sürtünme sonucu derinin sertleşip kalınlaşmasıyla nasır oluşur. Daha çok parmak altında veya parmak aralarında görülür.
Ayak bileği incinmeleri: Yüksek topuklu ayakkabı giyenlerde vücudun ağırlık merkezi öne kayar ve insan parmak ucunda yürüyormuş gibi olur. Ağırlığı destekleme alanı daraldığı için de dengenin çabuk bozulması sonucu düşme, ayak burkulması ve ayak bileğinde incinmeler meydana gelebilir.
Bacak ağrısı: Yüksek topuklu ayakkabı zamanla, baldır kaslarında kısalmalara neden olur. İlaveten vücut ağırlık merkezinin öne kayması nedeniyle bacak kaslarında aşırı zorlanma ve ağrılar görülebilir.
Diz ağrısı: Yüksek topuklu ayakkabı giymek vücudun ağırlık merkezini öne kaydırarak dize ilave yük bindirir. Bu da dizlerde ağrı ve ileri yaşlarda kireçlenmelere neden olur.
Bel ağrısı: Vücudun ağırlık merkezinin öne kayması belde kavis artışına neden olur. Bu da bel kaslarında aşırı gerginlik ve ağrı yapar. Fazla kilolar, bu ağrıyı daha da çoğaltır.
Ayakkabı Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler
• Ayakkabılarınızı akşama doğru alın. Gün boyu ayaklarınıza yük bindiği için akşama doğru ayaklar şişer ve genişler. Böylece akşam alınan ayakkabı rahat ise, gün boyu giydiğinizde rahatsız etmez.
• Ayakkabının uzunluğu ve genişliği ayağınızla orantılı olmalıdır. Yaş ilerledikçe ayak tabanında çökme sonucu ayaklar uzar ya da genişler, bu nedenle ayak numaranızı aralıklı olarak kontrol edin.
• Ayakkabı ayakta üzerine basarak denenmelidir. Çünkü yük bindiğinde ayak genişler ve uzar.
• Ayakkabı alırken her iki ayakkabı da denenmeli, çoğu kişide, iki ayağın boy ve genişliği aynı değildir.
• Ayak bileği burkulmalarını önlemek için daha geniş ve daha kısa topuklu olanları tercih edin. Ayakkabının topuk yüksekliği 2,5 cm’yi aşmamalı.
• Parmaklarınızın normal şeklini korumak için, sivri burunlu ayakkabılardan kaçının.
• Ayakkabı seçerken altının “şok alıcı” özelliği olmasına dikkat edin. Tahta veya benzeri çok kalın ve esnek olmayan ya da çok ince olan ayakkabılar, ayak bağ ve eklemlerine aşırı yük bindirerek ağrıya neden olur.
• Ayakkabının iç kısmı çok kaygan ve sert olmamalı ve ayağın doğal yapısına yani ayak kavislerine destek verecek biçimde olmalı.
• Ayakkabının parmak ucundaki yüksekliği, ayakkabının içinde parmaklarınızı kıvıracak kadar yüksek ya da esnek olmalı.
• Kesinlikle satıcının, ayakkabının açılıp ayağınıza uyacağı sözlerine kanmayın. Düzgün ayakkabıda böyle şey olmaz.
• Ayağınızın hava almasına izin veren materyalleri, örneğin köseleyi tercih edin, naylon ve benzeri ayakkabılardan kaçının.
• Ayağınıza tam uyum gösteren numarayı alın. Ayağınızın anatomik yapısına uymayan ve büyük yada sıkan ayakkabıyı giymek hem sakıncalıdır, hem de ayakkabıyı deforme eder. En uzun parmağınız ile ayakkabının ucu arasında yarım santim boşluk olmalıdır.
10 Ocak 2009 Cumartesi
Çizmede kış modası

Kış modası bütün etkisiyle vitrinleri süslüyor.
Her ne kadar bilekte biten botlar bu sezon çizmenin tahtını sallıyor olsa da, son iki yıldır kış modasında ağırlığını hissettiren çizmelerin hâkimiyeti sürüyor. Kış aylarında etek ve elbiseleri ayakkabıdan çok çizme tamamlıyor. Dar paçalı pantolon akımı da devam ettiği için pantolonları çizmenin içine sokma akimi da sürüyor. Taytları da unutmamak lazım tabii...
Geçtiğimiz yıl ortaya çıkan yumuşak derili veya süet, dökümlü ve fermuarsız çizmelere bu yıl birçok markanın koleksiyonunda rastlamak mümkün. Bu çizmeler özellikle grinin tonlarında çalışılmış.
RENK SEÇENEĞİ KISITLI
Bizi kıŞ koleksiyonu ile Marilyn Monroe ve John F. Kennedy'li yıllara geri götüren Aldı koleksiyonunda sivri burunludan yuvarlak burunlu modellere, sivri topuklulardan platforma kadar her modelde çizmeye rastlamak mümkün. Koleksiyonda 60'li, 70'li ve 80'li yıllardan izler de var. Klasik giyinmekten hoşlananlar her zamanki gibi düz modelleri tercih edecektir ama modayı takip edenler için dikişli, kemerli, tokalı ve zımbalı çizmeler de bulunuyor.
Geçen yıl özellikle Marj Jacobs'un tasarladığı balıkçı çizmeleri ise bu yıl daha da popüler. Alto’nun çizme koleksiyonunda sezonun vazgeçilmezi olan siyah ve kahverenginin dışında toprak tonlarında, bronz, kızıl kahve, bakir ve tabii ki gri renkte modeller bulmak mümkün. Rugan çizmeleri de unutmamak gerek... Ama renkli ayakkabı koleksiyonuyla kıyasladığınızda çizmelerde renk seçeneği daha kısıtlı.
Hotiç'in rahat çizme modelleri 80'li ve 90'li yılların etkilerini yansıtıyor. Markanın tasarımcıları klasik ve çalışan kadınlara yönelik modelleri oluştururken Art Nouveau döneminin modernist ve romantik yaklaşımından esinlenmiş. Astarsız, dökümlü çizmelere Hot iç koleksiyonunda da rastlıyoruz. Bunun dışında koleksiyonda binici, yakalı, pliseli, uzun ve orta boy birçok model bulunuyor.
ÇİFT RENKLİ MODELLER BU KIŞ ÇOK GÖZDE
Çizmelerde özellikle sezon trendine uygun olarak çift renkli ve Farkli malzeme kombinasyonlu modeller var. Örneğin Nine West'in çizme koleksiyonunda deri bazen ruganla bazen de kumaşla birlikte kullanılmış. Nine West mağazalarının raflarında klasik sivri burun çizmeler de yer alsa da, sezonun trendini yansıtan modelleri genellikle dar açılı yuvarlak burunlu. Alışılmışın dışında topuk biçimleri de dikkat çekiyor.
.jpg)