cinsel sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cinsel sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2010 Çarşamba

Yatakta doyumsuzluk yaşamamak için

Yatakta doyumsuzluk mu yaşıyorsunuz ?Cinsel doyumsuzluk, çoğu zaman eşler arasındaki sorunlu ilişkiden kaynaklanmaktadır.

Doyum veren cinsel fantezilerin bilinmemesi, gerginlikler, evlilik sorunlarının ceremesinin cinsel yaşama yüklenmesi gibi hatalı tutumlar da cinsellikten alınan hazzı etkiliyor. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Cinsellik ve Cinsel Tedaviler  Birimi Baskanı Prof. Dr. Arşaluys Kayır, cinsel doyumsuzlukta, çiftlerin sevişme sıklığı, sevişme biçimi, sevişmeyi başlatma veya geri çevirme, sevişme öncesi tartışmalar, cinsel çekimin azalması ve kısa sevişme gibi faktörlerin etkili olduğunu söyledi.

Cinsel doyum nedir? Standartları var mıdır?

Cinsel etkilenme;  istek, uyarılma, birleşme, orgazm ve orgazm sonrası evreleri olarak sınıflanır ve sorunlar da bu çerçeve içinde değerlendirilir .Oysa birçok kitapta görmediğimiz  çok önemli bir başlık cinsel doyumdur. Cinsel doyum, bireyin cinsel iletişiminden hoşnut olması ve mutluluk duymasıdır. Bu da bir cinsel sorundan bağımsız olarak ilişkinin cinsel ve cinsel olmayan boyutlarına bağlıdır.

İster erkek, ister kadın, doyumlu cinsel yaşam tarifimiz aynıdır ve bu sadece boşalma, orgazm olma, uzun uzun sevişme veya sık sevişme değildir. Cinsel hazzın her türlüsü kişiye güzel geliyorsa güzeldir. Örneğin vajinismus sorunu (birleşememe) olan çiftler cinsel yaşamlarını "O ana kadar herşey çok güzel" diye tanımlarlar. Doğrudur. Bu çiftlerin çoğunda sevgi vardır , istek ve orgazm sorunları da yoktur. Bunu tartışmayız... Ancak bireyin deneyimleri, ona kendisi veya eşi için  daha nelerin  doyurucu olduğu bilgisini kazandırır. Vajinismusu düzelen kadın yine sıklıkla şunu soyler: "Çok haz almıyorum ama eşime çok yakınlaştım. Şimdi bir çiftmişiz gibi hissediyorum."

"Beceremiyoruz, henuz olmadı" gibi duyguların ortadan kalkması da çiftin sırtındaki yükü hafifletir ve onları yakınlaştırır.

Doyumsuz cinsellik neden kaynaklanır?

Nedenlere bir bütünlük içinde bakarız. Çoğul nedenlerin biraraya gelmesi bir cinsel sorun yaratır. Bilinç dışı süreçler cinsellikte önemlidir. Fakat cinsel doyumsuzluk çoğu zaman eşler arasındaki genel ilişkideki güçlükleri yansıtır.

Eşler arasında başlıca cinsel gerginlik konuları veya doyumsuzluklar nelerdir?

Çiftlerin sevişme sıklığı

Sevişme biçimi

Sevişmeyi başlatması veya geri çevirmesi

Cinsellik konusunda sevişme öncesinde tartışmalar

Doyum veren cinsel fantezilerin bilinmemesi ve empoze edilmesi

Cinsel çekimin azalması

Çok kısa sevişmeler

Evlilik sorunlarının ceremesinin cinsel yaşama yüklenmesi gibi.

Cinsel doyum denince orgazm veya boşalma anlaşılmıyor mu?

Orgazm, fizyolojik olarak cinsel döngünün tamamlanmasıdır. Hazzın doruğa çıkmasıdır. Süresi kısadır.  Rahatlık, gevşeklik verir, uykuya dalmayı kolaylaştırır. Sevilen bir eşle yaşanan orgazm mutluluk hissettirir. Ama ilişki veya bireyin kişilik yapısı  onu yine mutsuz edebilir. Orgazm mutluluk anları olsa da biliyoruz ki orgazm olmadan da çok doyumlu sevişmeler var.

Erkek orgazmı kadın orgazmına göre daha kolay. Neden?

Erkekte boşalma ihtiyacı daha fazla. Hemen bir ipucu ve bilgi vermek isterim. Cinsel birleşmeyle orgazm hedeflenmediğinde kadın daha  kolay orgazm olur. Vajina klitoris kadar orgazmı tetikleyen bir yer değil. Bu bilgi son 30 - 40 yılın kadın cinsel fizyolojisi laboratuvar çalışması sonuçları. Orgazmı başlıca klitoris tetikliyor, vajina kasılmalarla devreye giriyor.

Kadının orgazm olamaması erkeği nasıl etkiliyor?

Erkek "Olsun" diye nafile çabalar. Bu durum gerginlik ve yetersizlik yaratıyor erkekte. Bunu sorun olarak kabul eden çiftlere önerim, birleşmeyle orgazmı hedeflemeyi unutsunlar, eski bildiklerinden denesinler. Kadının aktif ve üst pozisyonda olması keşiflerini kolaylaştırır.

Sevişirken cinsel doyum açısından aktif olmak  ile pasif olmak arasında fark var mı?

O farkı ve çeşitliliği keşfetmeleri için çiftlere, duyarlı noktalara odaklanarak en az  20'şer dakikalık (10 dakika ön sevişme 10 dakika birleşme sonrası sevişme) birbirilerini okşayıp öpmelerini ve arzularını, erotik duygularını dile getirmelerini öneririz. Başta karşı tarafa bilgi vermeden gözler kapalı, kendi duygulanımını anlar, sonra anlatır. Cinsel birleşme ve orgazm hedeflenmez. Daha sonra cinsel organ ve göğüs keşifleri ve birleşme. Alıp vermeye odaklanan çift kısa zamanda aktif ve pasif olmanın kazançlarını farkeder. Alma  kadar verme de bireye haz verir.

Kaynak:Leyditurk.com

15 Haziran 2010 Salı

Evlenince cinsel yaşam biter mi?

Evlenince seks hayatı biter mi?Acaba evli ve çocuk sahibi olmak, seksle bu kadar uyumsuz olmak zorunda mı?


Sürekli maruz kaldığımız bir sızlanmadır bu. Çoğunlukla, hatta belki de her zaman, bu durumdan şikâyet eden erkeklerdir.

İçinde yaşadığımız toplum, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, sayısız toplumsal görevi olan 'birkaç kadın' yarattı; hepsi bir tane fiyatına. Tıpkı TV reklamlarındaki '3'ü 1 arada' şampuanlar gibi.

Her şeyden önce, modern kadın, kız arkadaş ya da sevgilidir, ki bu ikisi hemen hemen aynı anlama gelir. Seks bu rol için gerekli bir şeydir ve sevgili, rolünü gerçekleştirmek için elinden gelenin en iyisini yapacaktır. Daha sonra, evlendiğinde, o artık sevgili değildir; eş rolünü benimser, ya da evin 'yönetici unsuru' demek daha doğru olur.

Antik çağlardan beri bu böyle. Bebek doğduğunda, kadın daha önce üstlendiği kız arkadaş, sevgili, eş rollerini unutarak bir 'öğretici unsur' haline gelir. Bütün ilgisi, yavrusuna bakmak için, farkında olmadan bu role odaklanır. Nihayet, bir büyükanne ya da ihtiyar bir kadın olduğunda seks tamamen ortadan kalkar.

Büyükanne aseksüel, cinsiyetsiz insan olarak görülür. Bu, insanoğlunun yaşadığı süre boyunca cinselliğini kullanmasa bile, seksüel olması sebebiyle tamamen yanlıştır. Partiye gitmek istediği için torunlarına bakmayı reddeden bir büyükanne düşünebiliyor musunuz? İmkânsız, öyle değil mi? Bu hiç hoş karşılanmaz.

Bizim toplumumuzda, büyükanne olmak, tıpkı ikinci hamilelik yaşamak gibidir. Çocuklu bir kadın çalışıyorsa, yeni bir rol daha üstlenir: Artık 'üretici unsur' haline gelmiştir. Michel Foucault'nun, "Çalışmak, arzuyu dizginlemek için icat edildi" demesi asla boşuna değildi. Kadınların bütün bu farklı sosyal rolleri, çiftler arasında yarattığı seks problemleri dışında, kimsenin sorgulamadığı 'normal' bir şey gibi kabul edilir.

CİNSEL ARZU HİÇ KAYBOLMAZ

Çoğu erkek, eşleriyle aralarında ortaya çıkan bu problemin üstesinden başka kadın ile geliyor. Bu, başta işe yarıyormuş gibi görünür. Ama dikkatli olun, bunun işe yaramasının mantıklı bir açıklaması var: Kadın, yeniden kız arkadaş, sevgili olmak için öteki rollerini bir kenara bırakmıştır. Erkek o kadınla evlenirse, uzun vadede o da eşinin yaptıklarının aynısını yapacaktır.

Birçok kadın hamilelikten sonra cinsel arzu hissetmediğini söylüyor. Cinsel arzu, kadının fiziksel durumu ile hiç ilgisi olmayan zihinsel bir aktivite olduğundan, bu besbelli yanlıştır. Aslında olan, aklın başka şeye doğru yönelmesidir. Ayrıca, söylediğim gibi, cinsel arzu asla kaybolmaz. Sadece başka yöne odaklanır.

Bunun bir çözümü var: Çocuklarla iletişim kurmak. Kadın çocuklara, zaman zaman anne ve babanın birbirini sevmesi gerektiğini anlatmalıdır. Kendilerine ayıracak zamanları olması gerekir; tabii ki bu, çocukları artık sevmediklerini göstermez. Çocuklu kadınların bunu anlamasının zor olduğunu biliyorum; fakat tek çözüm yolu budur. Önemli olan, bu noktayı dünyadaki en doğal şeymiş gibi anlatmaktır ve bu yüzden kötü anne olunmayacağına kendini inandırmak.

Kadın belli bir toplumsal rol üstlendiğinde, toplumun ona verdiği diğer rolleri unutmuş gibi gözükür. Bu, her kadının fark etmesi gereken büyük bir problemdir. Ben kadını, her zaman cep çakısı ile kıyaslarım. Bilirsiniz, çakının birçok fonksiyonu vardır: Bıçak, tirbuşon, tırnak törpüsü, makas olabilir. Değişik fonksiyonları olmasına rağmen çakı hâlâ çakıdır. Kadınlarda da aynen böyledir.

Kadının değişik toplumsal rolleri olabilir, ama o hâlâ kadındır. Sevgili, eş, çalışan, büyükanne olabilir ama o hâlâ cinsiyeti olan bir insandır. Kadınlarda olan şey, özellikle sevgili rolü olmak üzere, diğer toplumsal rolleri unutarak, hayatlarının belli bir kesiminde oynamaları gereken rolleri bütün olarak benimsemeleri. Sanki seks hayatlarının (sevgili rolünün), diğer aktivitelere nazaran daha az öncelikli olması gerekiyormuş gibi davranırlar. Bu, besbelli bir hata. Yani, bu problemin ikinci çözümü, durumu anlamaktır. Biz kadınlar, bir elin beş parmakları gibiyiz. Eğer eli kullanmak istiyorsak, beş parmağı birden kullanmalıyız. Aksi halde el işe yaramaz ve bundan dolayı da eksik kalırız.

Kaynak:Ekolay.net

12 Haziran 2010 Cumartesi

En güzel hangi burç öpüşür?

En güzel öpüşen burç hangisidirMasum ve küçük bir öpücük mü? Yoksa aşk dolu ve ateşli bir öpüşme mi? Burcunuza göre öpüşme tarzınız haber detayında.

Koç erkeği
Öpüşmeye doyamayan Koç erkeği, her zaman en iyi dudaklara sahip seksi kızları aramakla meşguldür.

Koç kadını
Cesaretli ve deli dolu Koç kadını, ilk adımı kendisi atmaya çekinmez. Öpüşmekten büyük haz duyar.

En iyiler: Yay, Akrep, Aslan
Riskliler: Oğlak, Yengeç, Boğa

Boğa erkeği
Onun için öpüşmenin içten olması, fanteziden önemlidir. Eğer gerçekten seviyorsa, o zaman Boğa erkeği tam bir boğaya dönüşür.

Boğa kadını
Boğa kadını bu burcun erkekleriyle kıyaslandığında öpüşme konusunda daha yaratıcıdır. Bazıları öpüşme durumunu adeta hiç yoktan yaratırlar ve tam hedeflerini tuttururlar.

En iyiler: Terazi, Yengeç, Başak
Riskliler: Koç, Yay, Aslan

İkizler erkeği
Genelde çok sakin ve hassas öper, yavaşca dokunur sevgilisinin dudaklarına. Çekici bir havaya bürünmesini çok iyi bilir ve öptüğünde bir kaç gün süren bir etki bırakır.

İkizler kadını
Öpüşmeleri erkekleri çıldırtacak biçimdedir. Değişik oyunlarla öpüşmeyi daha ateşli yapmaya çalışır. Böyle bir kadını hangi erkek öpmek istemez?

En iyiler: Balık, Boğa, Başak, Akrep
Riskliler: Kova, İkizler, Yay

Yengeç erkeği
Hislerini en iyi öperken ifade eder. Sevdiği kadını dudaklarının ve dilinin ateşiyle büyüler.

Yengeç kadını
Öpüşme maratonu yapılsaydı, o, muhakkak birinci olurdu. Onu öperken can sıkıntısından şikayetçi olamayacaksınız, çünkü Yengeç kadınının öpüşmeleri çok şehvetli olur.

En iyiler:Balık, Boğa, Başak, Akrep
Riskliler: Kova, İkizler, Yay

Aslan erkeği
Aslan erkeği, öptü mü tam öper. Yani dudaklarindaki bayan kendini heyecandan tamamen onun kollarına teslim edene kadar bırakmaz.

Aslan kadını
Aslan kadını tarafından öpülen erkek, zamanı ve mekanı unutur. Öpüşmek ancak bu kadar mükemmel ve bu kadar ateşli olabilir.

En iyiler:Kova, Yay, Akrep, Terazi
Riskliler: Boğa, Oğlak, Başak

Başak erkeği
Aşık Romeo gibi davrandığı söylenemez. Ancak azimli ve tuttuğunu koparan Başak erkeği sevgilisinin nelerden hoşlandığını çabuk keşfeder. O zaman öpücükleri, yıldırım gibi yüreğinize saplanır.

Başak kadını
Bu konuda erkeği tarafından yönlendirilmeye bayılır. Yavaş ve hassas dokunuşlu öpücüklere dayanamaz. Onun için öpüşmek, çok büyük önem taşır. Bu nedenle de hayatında hiç bir öpüşmeyi unutmaz.

En iyiler: Oğlak, Boğa, Balık, Yengeç
Riskliler: Akrep, Aslan, Terazi

Terazi erkeği
Kadınları kendine çeken bir büyüye sahip, aynı zamanda bir öpüşme uzmanı. Hassas Terazi erkeği, kendini tamamen öptüğü kadına adar ve onu yaratıcılığıyla her seferinde yeniden şaşırtmayı başarır.

Terazi kadını
Onun için sevişmek bir nevi sınavdır. Çok seçicidir ve herkese hedefin kapısını açmaz. Çok sık öpüşmesinin nedeni belki de kendine yakışan erkeği belirlemek istediği içindir.

En iyiler: Kova, İkizler, Boğa, Aslan
Riskliler: Akrep, Oğlak, Başak

Akrep erkeği
Akrep erkeği tarafından öpülmek ve kendinizden geçmemek mümkün değil. Sevgilisini memnun edebilmek için hiçbir şey esirgemez. Bu arada biraz fazla ileri gittiği de olabilir.

Akrep kadını
Biraz tedirgindir öperken. Bir bakarsınız çekingen ve utangaç olur, bir bakarsınız dudaklarınıza vampir gibi yapışır. Cazibesine hiç bir erkek dayanamaz. Adeta büyüler.

En iyiler: Boğa, Koç, Balık, Aslan
Riskliler: İkizler, Terazi, Kova

Yay erkeği
Öpüşme sanatını onun kadar iyi bilen yoktur. Açık ve dobra tavırlarıyla öptüğü kadının tam kalbine isabet eder.

Yay kadını
Hep bir öpüşme macerası peşindedir. Hayalindeki erkeği bulduğunda onu şımartmasını çok iyi bilir.

En iyiler: Kova, Terazi, İkizler, Aslan
Riskliler: Başak, Oğlak, Boğa

Oğlak erkeği
O, kadınını dayanıklı, hırslı olmasıyla ödüllendirir. Kadının her istediğini yerine getirmek için, elinden geleni yapar.

Oğlak kadını
Bazen biraz canı sıkılmış gibi davranır, fakat bu sadece kontrolünü kaybetmek istemediği içindir. Eğer erkeğine güveniyorsa tam bir seks fırtınası estirir.

En iyiler: Boğa, Balık, Yengeç, Başak
Riskliler: Koç, Yay, Aslan, Akrep

Kova erkeği
Bütün sevişme çesitlerini dener ve en iyi öpüşme şeklini bulmaya çalışır. Çevresinde gördükleri ve duyduklarından çok etkilenir ve herşeyi denemeye hazırdır. Kova erkeğiyle öpüşürken heyecanını kaybetmezsin.

Kova kadını
Bu konuda oldukça yaratıcı ve adeta bir öpüşme uzmanıdır. Sınırsız fantezi ve fikirlere sahiptir.

En iyiler: İkizler, Yay, Koç, Terazi
Riskliler: Başak, Boğa, Akrep

Balık erkeği
Onun için öpücük bir yemindir. Eger aşıksa dudakları adeta romantizm fışkırtır. Bu kadar duygulu olabilmesi için öptügü kişiye sonsuz güvenmesi gerekir.

Balık kadını
Hayalindeki erkek olunca, kendini tamamen onun dudaklarına bırakır. Başkaları isteklerini kelimelerle ifade ederken, Balık kadınları bunu en iyi şekilde dudaklarıyla yapar.

En iyiler: Yengeç, Oğlak, Boğa, Başak
Riskliler: Koç, Yay, Kova, Akrep

Kaynak:Ekolay

8 Haziran 2010 Salı

Cinsel hayatınız kötü mü yürüyor

Cinsel hayatınız kötü mü yürüyorCinsel hayatınız gittikçe kötü mü gidiyor? işte size neler yapmanız gerekenleri açıklıyoruz.

CiSED Genel Sekreteri Psk. Gülüm Bacanak cinsel yaşantınızda sıkıntı yaşayanlara önerilerde bulundu

Sevişme sırasında çıkardıkları seslerin duyulacağı endişesiyle kendilerini kontrol etmek zorunda kalıyorlar ve cinsellikten keyif alamıyorlar" diye konuştu.

Psk. Gülüm Bacanak, Ülkemiz'de evlerin çoğunun çiftlerin sağlıklı bir cinsellik yaşamaları için uygun olmadığına dikkati çekti.

Bacanak, yeni bina yapımının ve tadilatların arttığı şu günlerde hem evinde tadilat yaptıracaklara hem de Türkiye Müteahhitler Birliği'nin ve inşaat sektörü çalışanlarının dikkatini odaların ses yalıtımına, ebeveyn banyosunu ve ev ergonomisine çekmek istediklerini kaydetti.
Özellikle evde diğer aile büyükleriyle birlikte yaşayan evli çiftler ve çocuklu çiftlerin odalardaki yalıtımın yetersiz olması sebebiyle cinsel yaşamlarında sıkıntı yaşyabildiğini anlatan Psk. Bacanak, "Sevişme sırasında çıkardıkları sesler duyulacak endişesiyle kendilerini konturol etmek zorunda kalıyorlar ve cinsellikten zevk alamıyorlar.

Hatta bu durum zamanla çiftler arasında tartışma ve cinsel sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle Türkiye Müteahhitler Birli?i'nin yeni evlerde ses yalıtımına ve ebeveyn banyosu yapımına özen göstermesi, ülkemizin cinsel sağlığı ve toplumsal huzuru için çok önemli bir meseledir. Ayrıca yasa koyucuların ve diğer yasal mercilerinde İskân Kanunlarında ses yalıtımını ve ebeveyn banyosu yapımını zorunlu kılması gerekir" diye konuştu.

Her yıl yaz aylarında çok sayıda ailenin evlerinde tadilat yaptığını ve inşaat sektörünün canlandığını belirten CİSED Genel Sekreteri Psk. Gülüm Bacanak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Evlerde yapılan fiziki değişikliklerde cinsel yaşamın da dikkate alınması gerekiyor. Ergonomi dediğimiz kavram bizim ülkemizde çok fazla bilinmiyor. Ergonomiyi kısaca fiziksel çevrenin insanla uyumunun sağlanması olarak tanımlayabiliriz. Kişinin fiziksel ve ruhsal sağlığı ve mutluluğu için ergonominin önemi büyüktür.

Evin tasarımı kişilerin ihtiyaçlarına uyun olduğunda hem hayatları daha kolaylaşır hem de aile ve iş hayatındaki verimlilikleri artar. Ev ergonomisi cinsel mutluluğa da katkı sağlar. Cinsel ilişki sırasında kişiler özgür olmalı ve diledikleri gibi kendilerini ifade edebilmelidir, ancak odaların yalıtımı yetersiz olduğunda anne-babaların çıkardığı sesler çocuklar tarafından duyulabilir.

Özellikle küçük yaştaki çocuklar bu sesleri yanlış anlamlandırabilir ve babalarının annelerine kötü bir şey yaptığını düşünerek, babaya karşı öfke duyabilirler. Yine küçük yaşta bu tür sesleri duymak çocukta cinselliğe ilişkin vaktinden önce bir merak ve ilgi gelişmesine neden olabilir.

Mahremiyet insanın özelidir, bir ihtiyaçtır ve bir özgürlüktür. Ebeveynler mahremiyet anlayışını ve utanma duygusunu, küçük yaşlardan itibaren çocuklarına kazandırmalıdır. Çünkü mahremiyet duygusu geliştiren çocukların istismar riski azalırken, sağlıklı cinsel kimlik gelişimleri de hızlanır. Mahremiyet duygusu çocuğu istismarlara karşı koruyan bir
sigortadır."

Evlerde anne-babaya ait bir ebeveyn banyosunun bulunmasının da önemine dikkat çeken belirten CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe ise, "Bizim toplumumuzda inançlarımız gereği cinsel ilişkiden sonra banyo yapılır, ancak ebeveyn banyosu olmadığında çiftler sıkıntı yaşayabiliyorlar ve eğer ev kalabalıksa banyo yapmamak için cinsel ilişkiye girmekten bile kaçınabiliyorlar.

Özellikle anne-babalarıyla birlikte oturan yeni evli çiftlerde bu duruma sık rastlanıyor. Yeni gelin kayınvalide ve kayınpederden utandığı için eşiyle birlikte olmak istemiyor ve zamanla bu cinsel isteksizliğe dönüşebiliyor. Cinsel isteksizlikle bize başvuran genç çiftlerin çoğunda sorun bundan kaynaklanabiliyor" şeklinde konuştu. 

Kaynak:Ensonhaber

3 Haziran 2010 Perşembe

Cinsel güc hormonları

Cinsel gücünüzü ölçtürünCinselliğiniz de testosteronunuzu ölçtürerek işe başlayabilirsiniz.

Ancak unutmayın cinsel gücünüzü sadece erkeklik hormonu belirlemez.

Her şey bir sabah saat 08.00 ile 10.00 arasında vereceğiniz kanla ortaya çıkacak. Doç. Uğur Yılmaz, "Testosteronunuzu ölçtürerek işe başlayabilirsiniz. Ancak unutmayın; cinsel gücünüzü yalnızca erkeklik hormonu belirlemez" diyor...

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Cinsel İşlev Merkezi Direktörü Doç. Dr. Uğur Yılmaz soruları yanıtladı:

Yüksek testosteron erkekler için bir sorun mudur? 
Eğer aşırı derecede yüksekse, bu bir hastalığın belirtisi olabilir ve araştırılması gerekir. Örneğin; böbrek üstü bezlerinde bir sorun olabilir veya testis tümörü oluşmuş olabilir. Bunun dışında, testosteronun yüksek olması erkekler için bir sorun değildir.

Testosteron seviyemizi herhangi bir laboratuvarda ölçtürebilir miyiz? Düşükse, ilaç almak çözüm müdür? 
Elbette ölçtürebilirsiniz. Sabah aç karnına gitmenizi öneririm. Özellikle saat 08.00-10.00 arasında ölçüm yaptırmanız gerekir. Bu saatler testosteronun en yüksek olduğu saatlerdir, daha sonra düşer. Düşük çıkması halinde kendi başınıza ilaç almanız tehlikeli olabilir, lütfen bunu denemeyin. Değerleriniz düşükse mutlaka bir üroloğa başvurun.

30 yaşındayım. Düzenli spor yapıyorum. Vücudum son derece fit ancak cinsellikten son dönemde soğudum. İlaç kullandığım halde çok etkili olmadı. Testosteron seviyemi ölçtüreyim mi? 
Cinsel isteğin azalmasında tek etken testosteronun düşüklüğü değildir. Cinsel isteği azaltan diğer sebeplerin de araştırılması gerekir. Cinsel istek anlayışınızı değiştirmeniz gerekebilir.

EVLENDİM ÇOK DEĞİŞTİM

40 yaşındayım. 2 yıl önce bekarken, cinsellikten çok hoşlanıyordum. Şu anda seks çekici gelmiyor. Sizce bunun testosteronla ilgisi olabilir mi? 
Elbette olabilir. İlerleyen yaşla birlikte erkeklerde testosteron seviyesi azalabilir. Evli erkeklerde testosteronun azaldığına dair araştırmalar da var. Eğer öyle bir durum varsa laboratuvar testlerine göre, testosteron replesman tedavisi uygulanabilir. Rastgele testosteron tedavisi yanlıştır.

Doktora gittim testosteron seviyem düşük çıktı. Sizce viagra bana iyi gelir mi? 
Viagra ile testesteron arasında bir ilişki yoktur. Testosteron seviyeniz düşükse bu tür ilaçların çok etkisi olmaz. Eğer gerekli ise doktor gözetiminde testosteron tedavisi daha sağlıklı sonuç verir. Bazen testosteron tedavisinin yanında bu tip ilaçlar da kombine uygulanabilir.

İki yıl önce prostat kanseri tedavisi gördüm. Şu an testosteron seviyem çok düşük. Cinsellik konusunda çok istekli değilim. Doktor testosteron tedavisini öneriyor. Ancak çok tereddütlüyüm. Ne yapayım? 
Testosteron erkek fizyolojisi için önemli olmasına rağmen, prostat bezinde kanserin gelişiminde de rol alır. Prostat kanseri tespit edilen durumlarda testosteron tedavisi sakıncalı görünüyor. Testosteron seviyesindeki düşüklüğün sebebi kullanılan ilaçlar ise onların değiştirilmesi faydalı olabilir. Bu sıkıntınızı mutlaka doktorunuzla paylaşın. Riskiniz sürüyorsa testosteron tedavisine başlamanız sorun olabilir. Ancak doktorunuz riskin tamamen bittiğini düşünüyorsa, o zaman bu tedaviden yararlanılabilir.

EŞİM AZGIN TEKE GİBİ

Eşim 55 yaşında. İki yıldır başka kadınlar nedeniyle ayrılma noktasına geliyoruz. Sizce andropoza mı girdi? Ondaki kişilik değişiminin testosteronla ilgisi olabilir mi? 50 yaşından sonra birden testosteronu mu yükseldi? Ne yapmalıyım? 
50 yaşın üzerinde bir erkekte normalde testosteron seviyesinde bir düşme beklenebilir. Buna 'ileri yaşta androjen yetersizliği sendromu' gibi isimler verilir. 50 yaşın üzerindeki eşinizle olan ilişkinizdeki değişimler, psikolojik nedenlerden olabilir. Eşinizin diğer bayanlara olan ilgisi de bundan kaynaklanabilir. Seks terapisti ve aile terapisti ile konuşmanız duruma kalıcı ve yapıcı bir çözüm getirebilir. Bu sorunu yalnızca fizyolojiye bağlamak size daha kolay gelebilir ama bu tür durumlar daha karmaşıktır.

Çok fazla yemek yemediğim halde göbek çevremden kilo alıyorum. Formum bozuldu. Cinsel isteğim azaldı. Düşük testosteronun tüm özelliklerini gösteriyorum. Sizce ilaç tüm bunlara yanıt verebiliyorsa, hemen alıp kullanmaya başlayayım mı? 
Kilo vermeniz, egzersiz yapmanız ya da yaşam tarzınızda değişiklikler yapmanız çok daha faydalı olur. Eğer, testosteron seviyesinde ciddi düşme olduğunu düşünüyorsanız, bir endokrin hastalıkları uzmanından yardım almanız yararlı olabilir. Ya da bu kuşkularınızdan kurtulmak için basit bir kan tahlili yaptırın. Kişinin kendi kendine testosteron tedavisi yapmasının, yarardan çok zarar getireceğine inanıyorum. Tedaviye lütfen kendiniz karar vermeyin. Seviyenizde bir sorun varsa, size ürolağa gitmenizi öneririm.

Eşim testosteron jel kullanıyor. Ben bundan etkilenmemek için dokunmaktan kaçınıyorum. Üstüne sürekli tişört giyiyor. Bu jel, bana değen noktalarda kıllanma yapar mı? Sizce benim etkilenmemem için ilaç veya iğne kullansa daha mı iyi mi olur? 
Kısa bir süre sonra bu jel emilip kana karışıyor. Aradan birkaç saat geçtikten sonra jel sürülürken kıllanmaya yol açmaz. Bu nedenle daha çok sabahları kullanılmasını öneririz. Ancak yine de kuşkularınız varsa eşiniz, eşinizin doktoru ve siz bir araya gelerek bu konuyu konuşun. Elbette ki tedavi için jel kullanımından başka seçenekler de var. Mesela enjeksiyon tedavisi 3 ayda bir uygulanıyor ve son derece yararlı oluyor. İlaç tedavisi de uygulanabilecek yöntemler arasında yer alıyor.

Kaynak:Sabah

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Cinsel yaşamda erkeklerin performansı

Hangi erkeğin seks performansı daha iyi?Cinsel aktivite, yüksek kaliteli cinsel yaşam ve cinselliğe ilginin yaş ilerledikçe erkeklerde kadınlardan daha fazla olduğunu kaydetti.

Sağlıklı erkeğin cinsel yaşam süresinin daha uzun olduğu ortaya çıktı.

Chicago Üniversitesi'nde yapılan araştırmada, sağlık durumu iyi veya mükemmel 55 yaşındaki erkeklerin, sağlıkları kötü veya vasat düzeydeki erkeklerle mukayese edildiğinde ortalama 5 ila 7 yıl daha uzun cinsel yaşamlarının olduğu belirlendi. Araştırmada, sağlık durumu iyi ya da mükemmel kadınların, sağlıkları kötü veya vasat olanlarla karşılaştırıldığındı 3 ila 6 yıl daha uzun cinsel yaşamlarının bulunduğu kaydedildi.

Sağlık durumları çok iyi veya mükemmel durumda bulunan erkek ve kadınlar, sağlık durumları kötü veya vasat erkek ve kadınlarla karşılaştırılırken, sağlığı iyi olan erkeklerin kötü olanlara göre 1,5 ve kadınların da 1,8 kat cinsellikle daha ilgili olduğu görüldü.

25 ila 85 yaşlarındaki 6 binden fazla Amerikalıya ait verilerin incelendiği ve British Medical Journal'da yayımlanan araştırmada, orta ve ileri yaşlarda cinsel faaliyet, cinsel yaşamın kalitesi ve cinselliğe ilginin sağlık durumuyla doğrudan bağlantılı olduğu tespit edildi.

Araştırmacılar Doçent Stacy Tessler Lindau ve asistanı Natalia Gavrilova, erkeklerde faal cinsel yaşam beklentisinin kadınlardan daha uzun olduğunu, ancak sağlığı kötü erkeklerin faal cinsel yaşamlarının kadınlara göre kısa olduğunun altını çizdi.

Araştırmada ayrıca, daha sık cinsel ilişkide bulunan insanların daha sağlıklı olduğu tespit edilirken, cinsel açıdan aktif insanlar arasında, sağlık durumu iyi olmanın, erkeklerde daha sık cinsel ilişkiyle (haftada bir veya daha fazla) bağlantılı olduğu tespit edildi.

Araştırmacılar makalelerinde, "cinsel aktivite, yüksek kaliteli cinsel yaşam ve cinselliğe ilginin yaş ilerledikçe erkeklerde kadınlardan daha fazla olduğunu" kaydetti.

Kaynak:Leyditurk.com

13 Mayıs 2010 Perşembe

Yatakta utanan kadınlara tavsiyeler

Yatakta utanan kadınlara tavsiyelerBir çok kadın yatakta eşinden utanır. İşte utanan kadınlara öneriler..

Siz Prezervatif kullanmasını söylemeye utanıyorsanız...

Ona prezervatif kullanması gerektiğini söylemek için en uygun zaman hangisidir? Evden adımını atar atmaz. Önsevişme sırasında? Veya tam cinsel birleşme başladığı anda? Utangaç bir kadın için bu sorunun yanıtı her zaman hiçbir zaman olacaktır. Çünkü o henüz sutyeninizi açmaya uğraşırken, siz komodinin gözünden bir prezervatif çıkardığınızda, kötü bir tepkiyle karşılaşmaktan korkuyorsunuz.
Ancak unutmayın ki, cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanmayı Veya hamile kalmayı istemiyorsanız, prezervatif kullan demekten başka çareniz yoktur. Utangaç bir aşık olsanız bile, o sizi öpüp okşarken prezervatifi paketinden çıkarmak size düşüyor. Eğer itiraz edecek olursa, utangaçlığı bir kenara bırakıp bu konuda ciddi olduğunuzu belirtin. Hatta prezervatif yoksa seks de yok gibi bir cümle kurunuz.

Yatakta ne istediğinizi söylemek

Utangaç bir kadın olarak yatakta ne istediğiniz söylemeye diliniz varmıyorsa, basit bir anahtar cümlemiz var sizie özel Söyleme, göster Ona Bana sıkıca sarıl, sonra da elini şuraya koy demek yerine sıkıca sarılın ve elini okşayarak nereye koymasını istiyorsanız, oraya doğru kaydırın. Yatakta çiftler hareketlerini partnerlerine göre düzenler. Yani siz hızlanırsanız, partneriniz de hızlanacaktır. Siz yavaşlarsanız o da yavaşlayacaktır!

Yatakta ne istemediğinizi söylemek.

Yatakta partnerlerinin yaptıklarından hoşlanmadıklarını ifade eden kadınların sayısı oldukça azdır. Oysa bu sandığınızdan kolay. Oraya dokunmanı istemiyorum diyerek ilişkiyi berbat etmeyiniz. Biliyorsunuz ki, onun isteği de sizi memnun etmek. Bu durumda yine göstermeniz yeterli olacaktır. Ya da kulağına hafifçe Sevgilim biraz daha yavaş olur musun diye fısıldayabilirsiniz.

Oral seks yapmak, yaptırmak.

İşte gerçekten utangaçlık yaratan durumlardan biri. Eğer partnerinizin size oral seks yapmasından hoşlanmıyorsanız, aslında çok şey kaçırdığınız ortada. Bu konudaki utangaçlığınızı ortadan kaldırmak için seksten önce ılık bir duş alın. İlişki sırasında partneriniz kendiliğinden aşağı doğru iniyorsa, itiraz etmeden kendinizi rahat bırakın. Ona oral seks yapmaya gelince. Yazık ki tüm erkekler kendilerine oral seks yapılmasını isterler. Eğer onun ısrarlarına utangaç hayır larla yanıt veriyorsanız, bir de zifiri karanlıkta bunu yapmayı deneyin. Biraz da alkollü olursanız, daha keyifli olabilir.

Regl döneminiz olduğunu söylemek.

Yine ayın o malum günleri.Öpüşmeye başlıyorsunuz, bir süre sonra eli pantolonunuzdan içeri kayıyor. Siz elinizi hızla onun elinin üzerine koyup durduruyorsunuz. Çünkü sevişecek durumda değilsiniz. Regl döneminde sevişmek kişisel bir tercih. Bazı kadınlar ister, bazı kadınlar istemez. Eğer sevişmek istemiyorsanız, bunu sevişme noktasına gelmeden söyleyin. Eğer bunu söylemeye utanırsanız, tuvalette onun görebileceği bir yere tampon ya da ped bırakın. Başka yapacak bir şey yok(www.flortcafe.com)

Kaynak:Sosyetegazetesi

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Yeni bir erkekle seks

konu baslikYeni biriyle ilk seks deneyiminizde heyecanın maksimumda olmasına ek olarak, garip durumlar da yaşayabilirsiniz. Çünkü siz yeni bir vücudu keşfetmeye çabalarken, o neleri sevdiğinizden emin olmadan hareket etmeye çalışır. Aslında ilk birlikteliğinizi unutulmaz kılmak için dört basit kurala uymanız yeterli olabilir.

Yeni biriyle tanıştınız ve arkadaşlığınız kısa sürede bir ilişkiye dönüştü. İlk sevişmeniz o kadar güzeldi ki, çarşafların nasıl olup da tutuşmadığına şaşırdınız. Zaten aranızdaki kimya, daha bakıştığınız ilk andan itibaren ateşli anların sinyallerini vermişti, öyle değil mi? Maalesef durum her zaman yukarıdaki gibi olmuyor.

Philadelphia'daki Seks Terapisi Enstitüsü'nün yöneticisi Chris Fariello, yeni biriyle yakınlaşmanın bazen beceriksiz hareketler sebebiyle hayal kırıklığı yaratabileceğini söylüyor. Çünkü birbirinizi yeni tanımaya başladığınızdan rahat olamayabilirsiniz. Bu da sizi germeye yeter. Eğer seks kötü olursa, ilişkinin gidişatı konusunda tereddütler oluşabileceğinin farkında olmak bile yeterince kötüdür. Aşağıdaki dört kuralı uygulayarak bu süreci çok daha eğlenceli bir hale getirebilirsiniz.



Kural 1
Silahları hemen kuşanmayın
Aranızdaki heyecan öyle bir noktaya gelmiş olabilir ki, ön sevişmeyi atlayıp direkt olarak en can alıcı kısma geçmeyi amaçlayabilirsiniz. Bunun çok acemice bir hareket olduğu konusunda sizi hemen uyaralım. Heyecanlanmak (Getting Off) kitabının yazarı olan seks uzmanı Jamey Waxman "İlk defa biriyle birlikte olmadan önce her şeyi ağırdan almaya özen göstermelisiniz" diyor ve ekliyor: "Amacınız, karşınızdaki insanı memnun etmek için neyin gerekli olduğuna dikkat etmek olmalı. Bu şekilde onu daha ilk günden zevkin doruklarına çıkarabilirsiniz." İşte bu yüzden işleri yavaştan alarak yatağa geçme sürecini daha heyecanlı bir hale getirin.

Ön sevişme sırasında, elleri çok cesur bir şekilde hareket etmeye başladığında veya fazlasıyla hızlı hareket ettiğini düşündüğünüzde onu bileklerinden sıkıca tutun. Sonrasında onu durduracak şekilde uzun uzun öpün. Kendi Seks Terapistiniz Olabilirsiniz (You Can Be Your Own Sex Therapist) kitabının yazarı Carole Altman, erkeklerin yatakta isteklerini belli eden kadınlardan hoşlandığını, çünkü bu şekilde onların ne istediğini anlayabildiklerini söylüyor. Yoğun bir ön sevişme ve öpüşmeyle işlerin düzgün bir şekilde ilerlemesini sağlayabilirsiniz.

Kural 2
Garip anlar yaşanabileceğini kabul edin
Her kadın yatakta tanrıça gibi görünmek ister. İşte bu yüzden yataktaki bazı garip anları görmezden gelme eğilimindeyizdir. Oysa tam tersini yapıp komik bir durumu espriyle karşılayarak ortamı yumuşatabilirsiniz. Altman "İlk defa birlikte olacağınız birinin vücudunuz hakkında ne düşüneceğini ve ona yaptıklarınızdan hoşlanıp hoşlanmayacağını düşünmek çok yorucu olabilir.

Eğer doğal olan bazı aksilikleri kabullenmezseniz, ilk deneyiminiz tatsız bir hal alabilir" sözleriyle sizi uyarıyor. Bu iç karartıcı durumdan kurtulmak için, öyle ustaca hareket etmelisiniz ki kimse bir aksilik olduğunun farkına varmamalı. Eğer sutyeninizi açmayı beceremiyorsa, öylece durup onun daha da sinirlenmesine sebep olmayın. Gözlerinin içine bakarak gülümseyin ve "Bırak ben yapayım" deyin. Eğer atmosfer daha yoğunsa, ortamı bozmayın. Kazayla kafalarınız çarpışırsa, alnını veya yüzünü öpebilirsiniz.

Kural 3
Güzel bir şey söyleyin
Erkeklerin sadece kendi aldıkları zevki önemsedikleri düşüncesi artık tarihe karıştı. Artık onlar da partnerlerinin iyi vakit geçirip geçirmediklerini önemsiyorlar ve kendi zevklerini ikinci plana atıyorlar. Partnerinizin yaptığı şeyden hoşlanıyor olmanız ve bunu belli etmeniz onları çok heyecanlandırıyor. Birbirinizi yeni tanımaya başladığınız için, sessizliğiniz onun tahminler yürütmesine sebep olur. İşte bu yüzden, hissettiklerinizi ona anında söyleyebilmelisiniz. Ancak pek çok erkeğin yatakta aşırı hareketler yapılmasından ve tepkiler verilmesinden hoşlanmadığını da eklemeliyiz. Yapmasından gerçekten keyif aldığınız şeyi dile getirmekten çekinmeyin çünkü bunu hafızasına kaydedecek ve sonraki buluşmalarınızda büyük bir memnuniyetle aynılarını yapacaktır.

Sakın zevk almadığınız halde rol yapmaya kalkmayın. Çünkü sırf bu yüzden her seferinde hoşunuza gitmeyen hareketlere maruz kalabilirsiniz. Eğer partneriniz öpüşme konusunda çok başarılıysa, kısık bir sesle yaptığı şeyden çok hoşlandığınızı belli edin. Eğer esprili bir dil kullanmak istiyorsanız ona, "Bu yılki olimpiyatlara katılmayıdüşünüyor musun?" diye sorabilirsiniz. Hissettiğiniz güzel şeyleri dile getirmeniz ilişkinizdeki heyecanı maksimumda yaşamanızı sağlar. Ayrıca partneriniz de sizin sevdiğiniz şeyler konusunda bir fikir sahibi olur.

Kural 4
Fazlasıyla akrobatik hareketler yapmaktan kaçının
Bu işi çok iyi bildiğinizi belli etme çabasıylabütün ateşli numaralarınızı sergilemekistiyor olabilirsiniz. Ama bunu sakınilk denemenizde yapmaya kalkışmayın.Altman; "İlk gece, zor pozisyonlar denemektenkaçınmalısınız. Birbirinizinhareketlerine alışık olmamanızdan veyahünerlerinizi göstermeye çabalamanınağırlığından dolayı gerilip yaşadığınız anın keyfini çıkarmayı unutabilirsiniz. Bunları,ikinizin de orgazm olması için gerekli olanşeyleri öğrendikten sonrasına saklayabilirsiniz" diyor. Bunun için alışık olduğunuz daha klasik pozisyonlara sadık kalın ve akrobatik hareketlerden uzak durun. Ortamı hareketlendirmek için kendinize dokunurken onun izlemesini isteyebilirsiniz. Bunları yaparak sıkıcılıktan uzak durabilirsiniz. Ayrıca o da gördüklerinden sonra gelecekte onu nelerin beklediğini daha iyi anlayabilir.

Kaynak : Cosmopolitan

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Erkekler cinsellikten neden soğudu?

Bir erkek sekse neden 'hayır' der?Araştırmalara ve uzmanlara göre erkek cinselliği büyük bir tehdit altında!


Günümüzde sekse 'hayır' diyen ve libido krizi yaşayan erkeklerin sayısı gün geçtikçe artmakta.

Araştırmalara ve uzmanlara göre erkek cinselliği büyük bir tehdit altında! Men's Health Forum'un hazırladığı ankette; 18 ve 59 yaş arasındaki erkeklerin yüzde 15'i sekse olan ilgilerinin azaldığını itiraf ediyor.

Geçtiğimiz yıl evlilik ve ilişki terapistlerine seksten soğuduğu için başvuran erkeklerin sayısında ise yüzde 40'lık bir artış görülüyor, işin ilginç yanı; fiziksel herhangi bir problemlerinin de olmaması! Günümüz erkeği ise sinsi bir virüs gibi yayılan libido krizinin eşiğinde, ciddi bir tehlike ile karşı karşıya kaldığının henüz farkında değil!

Erkekler seksten neden soğudu?

Uzmanlardan bazıları kadınların modern toplumdaki rolünün; erkeklerin cinsel isteksizlik yaşamasına sebep olabileceğini savunuyorlar.
Cinsel ihtiyaçlarının farkında olan ve cinselliği geçmişe oranla daha özgürce yaşayan günümüz kadını; yatak odasında da dominant olmak isteyince karşısındaki erkeğe kendini daha zayıf hissettirebiliyor. Erkek ise cinsel egosuna aldığı darbe ile başarısız olma korkusu ile karşılaşıyor ve bir süre sonra böyle riskli bir mücadelenin içinde yer almak istemiyor.

Aile terapistleri bazı erkeklerin seksten kaçınmasının en büyük nedenlerinden birinin başarısızlık sendromu olduğunu düşünüyor; "Kadınların seksten beklentileri, erkeklerin gözünü korkutabiliyor. Erkek, kendisinden umduğu ya da kendisinden beklenen performansı gösteremediğinde cinsel isteksizlikle karşı karşıya kalıyor. Yatakta istediği performansı gösteremediği zaman da bu durumun tekrarlanma endişesi ile kendini bilinçsiz bir cinsel perhize sokabiliyor. Zira tekrarlandığı zaman bir sorunu olduğunu söylemek zorunda kalabilir ve bunu söylemeye henüz hazır olmayabilir."

Yataktaki en büyük düşman: Stres!

Yatakta başarısız olma korkusunun yanı sıra modern hayatın hızı ve iş dünyasının stresli koşuşturması da erkek libidosunu ciddi şekilde tehdit eden faktörlerden... Cinsel enerjinin, erkeklerin kendilerini rahat ve mutlu hissettikleri zaman ortaya çıktığı göz önünde bulundurulduğunda; günümüz koşullarının böyle bir rahatlığa çoğu zaman izin vermediğini bir gerçek! Erkeklerin günlük hayatlarında karşı karşıya kaldığı stres ve depresyon; cinsel isteksizliğe sebep olabiliyor. Yaşam enerjisini işyerinde tüketen ve uzun saatler boyunca çalışan erkekler, evde eşleriyle gittikçe uzaklaşan ilişkiler kurmaya başlıyorlar. Depresyona giren ve stres altında kalan erkek; yaşam enerjisini yitirdiğini düşünüyor ve genel bir isteksizlik hali içine giriyor. Cinsel yaşam da bundan hızlı bir şekilde etkileniyor...

Gerçek dışı cinsel imajlar

Kimi zaman erkeklerin cinsel performansıyla olduğu kadar kendi vücutları ile ilgili güvensizlik yaşamaları da libidolarının düşmesine neden olabiliyor. Tıpkı kadınlar gibi erkekler de medyada yer alan kaslı ve fit vücutları; kendi vücutları ile karşılaştırıp sonu hayal kırıklığı ile biten bir yarışma psikolojisine girebiliyorlar. Bunun yanı sıra medyanın mükemmeliyet üzerinde kurduğu baskı da kadın vücutları üzerinden erkekleri de tuzağa düşürebiliyor. Televizyonda ya da dergilerde seks sembolü olarak yansıtılan kadınları görmeye alışan erkekler; bir süre sonra beraber oldukları partnerlerim beğenmemeye başlıyorlar.

Krize son verin!

Libido krizine neden olan faktörler her ne olursa olsun; gündelik hayatta çoğu erkeği tuzağına düşürebiliyor. Peki ya bu sinsi hastalığın çözümleri neler? Cinsel isteksizlikle ilgili kulaktan kulağa yayılan tedaviler; yanlış sonuçlara sebep olabiliyor. Uzmanlar, böyle bir durumda mutlaka profesyonel bir yardım alınması gerektiğini söylüyor. Seks hormonlarının, cinsel gücü artırdığı söylenen afrodizyak besinlerin; depresyon ilaçlarının ve sakinleştiricilerin ise libidoyu canlandırmak için yarasız tedavi yaklaşımları olduğunu belirtiyor. Cinsel iletişimleri kısıtlı, aralarında rahat konuşamayan, cinsel isteklerini ifade edemeyen çiftlerde iletişimi artırmaya yönelik bir egzersiz olan cinsel sözcük oyunu ve cinsel yaşamları kısıtlı çiftler için cinsel eylemler listesi hazırlama; etkili çözüm yöntemleri arasında yer alıyor. Bunların dışında gevşeme ve fantezi kurma; birlikte erotik öyküler okumak ve erotik filmler izlemek gibi cinsel materyal kullanımı da yararlı tekniklerden.

İstek nasıl artırılır?

Uzmanlara göre, kişilerin kendi cinsel enerjileri ile ilişki içinde olmaya dikkat etmeleri önemli. Kadın ve erkeğin sadece seks odaklı olmadan cinsellikleri yaşamaları için fırsatlar yaratmaları da önemli. Birbirine gün içerisinde dokunmak, uzun uzun öpüşmek ve birlikte banyo yapmak gibi cinsel enerjisi açığa çıkaracak fırsatlar önemsenmeli. Tüm bu tedavi önerileri ile birlikte atılacak en önemli adım, erkeklerin kendi kendilerine karşı dürüst olmaları ve problemlerini görmezden gelmeyerek kabul etmeleri...

Cinsel isteğiniz azaldığı zaman koşarak ya da hızlı tempoda yürüyüş yaparak kendinizi fiziksel olarak zorlayın. Sporun ardından vücudunuzda salgılanan hormonlar, bedeninizle barışık olmanızı sağlayacak ve cinselliğe olan ilginizi artıracaktır.

Beklentilerinizde gerçekçi olsun! Yatakta işler yolunda gitmediği zaman bu durumu ti'ye almak; kendiniz gibi partnerinizin de rahatlamasını sağlayacaktır. Her zaman her konuda mükemmel olamazsınız!

Hayal gücünüzü kullanın! Evlilik ve ilişki terapistleri, seks hayatınızı renklendirmek için size heyecan veren fantezileri keşfetmenizi öneriyor. Bunun için hayal gücünüzü devreye sokmanız yeterli olacaktır. Bir ilki gerçekleştirin ve partnerinize kadınların da ilgisini çekebilecek erotik bir film izlemeyi teklif edin. Bakarsınız bu deneyim aranızdaki kıvılcımı ateşlemeye yeterli olur!

Cinsel ilişkinin kendiliğinden gelişen, spontane bir deneyim olduğu düşüncesini bir kenara bırakın. Ne zamandır size uğramayan seks dürtüsünü beklemekten yorulduysanız; bir an önce kontrolü ele geçirin ve gereken ortamı siz yaratın. Partnerinize alacağınız seksi bir hediye ve geçireceğiniz romantik bir gece, libidonuzu canlandırmak için iyi bir fırsat!

Erkeklerin çoğu, seksi sadece cinsel organlarıyla bağdaştırır. Oysa vücuttaki diğer erojen bölgeler de cinsel isteği artırmaya yardımcı olur. Cinsel tatmin söz konusu olduğunda, vücudunuzun diğer bölgelerine de konsantre olun.

Seks üzerine konuşmak her ne kadar çiftler için çoğu zaman pek kolay olmasa da problemleri görmezden gelmek ve yokmuş gibi davranmak daha da kötü sonuçlara yol açabilir. Yataktaki gerilimi yumuşatmak için partnerinizle konuşun ve nelerin sizi heyecanlandırabileceğini anlatın. Gece birlikte eğlenmeye çıkın! Tek düze sürülen gündelik yaşam, çiftler arasındaki elektriğin azalmasına neden olabilir. Arada sırada değişiklik yaparak gece dışarı çıkın.

Partnerinizi her gün evde gördüğünüz halinden farklı olarak dışarıda görmek; ona olan ilginizi ve heyecanınızı kamçılayabilir. Profesyonellerden yardım alın! Libido eksikliğini hafife almayın ve gelip geçici bir durum yerine bir sağlık problemi olduğunu kabul edin. Evlilik ve ilişki terapistleri ile psikologlar; size bu konuda yardımcı olacaklardır. Eğer libido eksikliği hayatınızın bir parçası olmaya başladıysa; en kısa sürede profesyonellerden yardım alın. 

Kaynak:Leyditurk.com

25 Mart 2010 Perşembe

Baharda cinsel isteksizliğin nedenleri

Baharda cinsel isteksizlik neden artıyor?Bahar mevsimi gelince birlikte birçok hastalık da yayılıyor.

Bahar mevsiminin gelmesiyle birlikte bazı insanlarda ruhsal çöküntü, mutsuzluk, psikolojik sorunlar, sürekli yorgunluk hali, uyanmakta güçlük çekme ve cinsel isteksizlik gibi birçok sorun baş gösteriyor.


Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği'ne (CİSED) göre, bahar sendromu önemsenmesi gereken bir rahatsızlık. Bahar yorgunluğu olarak başlayan bu ruh durumu, eğer tedavi edilmezse ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Ancak, baharla birlikte görülen cinsel isteksizlik, cinsel güçsüzlük, genel bitkinlik, yorgunluk, güçsüzlük, halsizlik ve uykusuzluk gibi şikayetlerin çok basit tedbirlerle önlenebileceği de söylüyor.

İlkbaharda kronik yorgunluk sendromu vakalarında artış olabileceğine dikkat çeken CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe, şöyle konuştu: "Kronik yorgunluk sendromu sürekli veya tekrarlayıcı seyreden, sakatlayıcı, iyi anlaşılamayan ve birçok sistemi tutan bir hastalığı tanımlamak için kullanılır. Tek bir sebebi yok. Bu hastalığın viral bir enfeksiyonun tetiklediği beyinin çalışmasındaki düzensizlikler, strese bağlı vücudumuzdaki dengesizlik ve vücudun savuma sisteminin bozulması sonucu aşırı derecede aktifleşen bağışıklık sistemimizi içine alan bir durum olduğunu kabul etmeliyiz. Kronik yorgunluğun en ayırt edici belirtisi yatak istirahatıyla geçmemesidir. Bağışıklık sistemi enfeksiyonlarla başa çıkamayınca sonuç bitkinlik olmaktadır. Baharın güneşli ve sıcak günlerini özlemle beklediğimiz bu günlerde birçok insan halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları, uyku isteği gibi ortak problemler yaşayabilmektedir. Bu yakınmaların çoğu bahar yorgunluğu ile bağlantılıdır. Bahar yorgunluğu veya bahar çarpması da bir hastalık olarak tanımlanabilir. Bahar yorgunluğu önlem alınmazsa kronik yorgunluk sendromuna dönüşebilir."

Şikayetlerin bedensel bir rahatsızlıktan değil psikolojik sorunlardan kaynaklandığını belirten Keçe, şunları söyledi: "Kendini sürekli bitkin, halsiz, isteksiz, yorgun hissedenler bu gruba girmektedir. Bu hastaların yorgunluk hisleriyle mutsuzlukları arasında bağlantı var. Mutsuzluk yorgunluğu, doğal olarak, insanın psikolojisiyle çok yakından ilgilidir. Bu sorundan kurtulmak için öncelikle kendimizi, doğayı ve hayatı sevmek, yorgunluklarımızın, tükenmişliğimizin, mutsuzlukların, hayal kırıklıklarının gelip geçici olduğuna inanmak gerekir. Hastaların psikolojik tedavi görmesi gerekir."

Bahar yorgunluğuna güneş ışığına maruz kalma süresi ile mevsimsel beslenme değişikliklerinin neden olabileceğini ifade eden CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe, şunları söyledi: "Şikayetlerin üstesinden günde 5-6 porsiyon sebze meyve tüketerek, içilen su miktarını artırarak, açık havada yürüyüş yaparak, bol bol güneşlenerek, iyi ve kaliteli bir uykuyla gelinebilir. Isınan hava vücudun su ihtiyacını artıracağı için günlük içilen su miktarı üç litre civarında tutulmalıdır. Sabahları aç karnına en az 5 dakika yürüyün ve 10-15 dakika aç karnına jimnastik yapın, bu zindelik sağlar. Yeşil çay için. C, A, B ve E vitaminleri, potasyum, selenyum ve omega 3 kullanın ve sentetik yerine pamuklu kumaştan üretilen kıyafetler tercih edin. Her gün akşam ya da sabah duş alın, probiyotik ve prebiyotik içeren içecekler, bağırsak sistemini güçlendirdiği için özellikle mevsim geçişlerinde bol tüketin."

CİSED Genel Sekreteri Psikolog Gülüm Bacanak ise bahar mevsiminin başladığı bugünlerde birçok kişi de, cinsel isteksizlik, cinsel güçsüzlük, sertleşme sorunları, genel bir bitkinlik, güçsüzlük, yorgunluk, isteksizlik, uykusuzluk ve huzursuzluk gibi şikayetler görüldüğünü ifade ederek sözlerine şöyle devam etti: "Doğayla iç içe olan yerlerde havadaki pozitif iyonların artması insana zindelik verirken, İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerimizde yoğun negatif iyonlar; cinsel isteksizliğe, cinsel güçsüzlüğe, sertleşme sorunlarına, gerginliğe, duygusal iniş çıkışlara, uykusuzluğa, iştahsızlığa, eklem ağrılarına ve yorgunluğa yol açıyor. Havada elektrik yükü büyük şehirlerde çok fazla. Maalesef sanayi atıkları ve trafik bu yükü artırıyor."

Hava ve mevsim değişiminin insan biyoritmini olumsuz etkilediğini söyleyen Psikolog Bahar Evliyagil de, "Dışarıda hava ne kadar güzel olursa olsun yataktan çıkmakta zorlanıyor, çok uyuduğunuz halde kendinizi yorgun hissediyor olabilirsiniz. Çünkü kış şartlarına uyum sağlayan vücudunuz, baharda havanın ısınmasıyla birlikte uyum sürecine giriyor ve şaşırıyor. Ayrıca, bünyenin ihtiyaçlarını ve enerjisini kontrol etmenin getirdiği bir kaygı da yaşanabilir; bu nedenle bu sorunların ortaya çıkışı tetiklenebilir" dedi.

Mevsim ve hava durumunun intihar oranlarını etkilediğine değinen Evliyagil, sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle ilkbahar aylarında intihar vakalarına daha yüksek oranlarda rastlanır. Maalesef beyindeki seratonin maddesindeki azalma intihar ihtimalini artırıyor. Bahar aylarında doğanın canlanması ile insanlar da canlanır, ancak küçük bir olumsuzluk da büyük kırgınlıklar yaşayarak sıkıntıya girebilirler. Hayata küsen bu sıkıntıdaki insanlar intihar yolunu seçebilir. Yaptığımız anket çalışmalarına göre, intihar girişiminde bulunmayı düşünenlerin yüzde 38'i ilkbahar aylarında, yüzde 27'si sonbahar aylarında, yüzde 20'si kış aylarında ve yüzde 15'i de yaz aylarında intihar girişiminde bulunmayı düşünüyor."

CİSED uzmanları ayrıca, cinsel isteksizlik ve bahar yorgunluğu ile mücadelede dengeli beslenme, iş yerlerinin ve evlerin yeteri kadar aydınlatılması ile alkol tüketiminin azaltılmasını önerirken, tüm bunlara rağmen devam eden cinsel isteksizlik ve yorgunluk durumunda bir hekime başvurulmasını tavsiye ediyor.

1 Mart 2010 Pazartesi

'İyi kız sendromu' hasta eder

Büyük penis korkusu kabus olup vajinusmusa neden olabilir

Onlar eşleriyle seks yapamıyor. Evleniyor, aşık oluyor, flört ediyorlar. Çoğu üniversiteli kariyer sahibi kadınlar... Seksten korktukları için hayatları altüst oluyor. Bazısının evliliği bu nedenle hemen bitiyor!
Ama onlar da anne olmak istiyor. 'Tedavi olup doğal yolla anne mi olacaklar?' yoksa 'Tüp bebek yapıp bakire anne mi kalacaklar?'. Bu hafta, kararlı anneler konuştu. Dr. Süleyman Eserdağ bu vakaları anlattı

Bugüne kadar yüzlerce vajinismuslu kadını tedavi eden Hera Kadın Sağlığı Merkezi Kurucusu Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Süleyman Eserdağ, vajinismus anneleriyle ilgili sorularımızı yanıtladı.

Hastalar size daha çok tedavi amaçlı mı, yoksa çocuk istedikleri için mi geliyorlar?

Evlilikleri bir yıldan uzun süren çiftlerde 'çocuk isteği' ön planda oluyor. Bize özellikle Anadolu'dan başvuran hastalarımızda çocuk yapma arzusu daha öne çıkıyor.

Vajinismuslu kişi, birleşme olmadan hamile kalabilir mi?

Bu, son derece ender görülse de rastlanan bir durumdur.

ÖNCE TEDAVİ OLUN

Vajinismuslu kadın, tüp bebek yöntemiyle anne olabilir mi?

Vajinismus problemine sahip pek çok çift, çocuk sahibi olmak umuduyla tüpbebek merkezinin yolunu tutuyor. Evet aşılama, tüp bebek ve mikroenjeksiyon gibi tedavi yöntemleriyle gebelik şansı var ama bu cinsel ilişkiyi geri getirmez. Bence öncelikle vajinismus tedavi edilmeli. Sonra gerekirse, tüp bebek yöntemine başvurulmalıdır.

Size tedavi için başvuran hastalarınız daha çok hangi kesimden?

Bu konuda çeşitli veriler topladık. Altı yılda 655 vajinismus hastası gelmiş. Bunlardan yüzde 85'i üniversite mezunu ve kariyerine çok önem veren kadınlar... Hastaların bizlere en yoğun olarak geldiği şehirler; Ankara, Konya ve Samsun... Bölge olarak da İç Anadolu, Doğu Anadolu, Karadeniz Bölgesi ve Güney Anadolu'dan yoğun talep oluyor.

YÜZDE 90 PSİKOLOJİK

Daha çok hangi nedenlerden dolayı vajinismus olmuş kişilerle karşılaşıyorsunuz?

Bizim istatistiksel verilerimize göre hastalarımızın yüzde 90'ı psikolojik, yüzde 10'u ise yapısal nedenlerle geliyor. Psikolojik nedenler arasında en çok cinsellik, namus kavramı, kızlık zarı ve ilk gece ile ilgili çevreden alınan yanlış, eksik veya abartılı bilgiler yer alıyor. Ayrıca cinsellikle ile ilgili önceden yaşanmış travmalar; taciz, tecavüz ve cinsel istismarlar karşısında, aşırı düzeyde katı ve kuralcı ahlaki değerlere bağlı kalma da çok etkili bir biçimde karşımıza çıkıyor. Diğer taraftan çoğu kez görünürde hiçbir neden olmamasına rağmen çok küçük yaşlarda alınan cinsel mesajlar, bilinçdışına kaydedilerek ileriki yaşlarda sorun olarak ortaya çıkabiliyor.

BÜYÜK PENİS KORKUSU KABUS OLUP, KADINLARI HASTA EDİYOR

Vajinismuslu kadınların karakter özellikleri birbirine benzer mi?

Özellikle çocuksu, aileye bağımlı ve ruhsal organizasyonunu sağlıklı bir biçimde tamamlamamış kadınlar, bu risk grubunu oluşturur. Çocukluk çağından kalma korkuları yaşayan bireylerde, bu rahatsızlığın oluşması kolaylaşır. Korkular, en fazla kadının simgesel olarak zihninde aşırı büyüttüğü penis yüzünden kaynaklanır. Kadın, penis yüzünden çok acı çekeceğini ve parçalanacağını düşünür. Biz, bu tür yanlış inanışlara 'cinsel mit' adını vermekteyiz. Kişilerin bilinçaltına yazılan bu tür yanlış ve abartılı düşünceler, ileriki dönemlerde vajinismus için zemin hazırlar. Ayrıca 'iyi kız sendromu' da vajinismus için risk faktörüdür.

BİLGİLENDİRİLMELİLER

İyi kız sendromu ne demektir?

Ailesi tarafından cinsel bilgiden tamamen yoksun bırakılan, hatta cinselliğin aile tarafından kötülendiği, kızlık zarının ise korunması gereken çok önemli bir bölge olduğu gibi mesajlar verilerek yetiştirilen kızların ilerleyen yaşamlarında vajinismus, cinsel isteksizlik ve orgazm olamama problemleri ortaya çıkmaktadır. Biz, bu şekilde terbiye alarak yetiştirilen kızlarda gelişen probleme 'İyi kız olma sendromu' diyoruz. Bu durum, Türk toplumunda oldukça yaygındır. Bu problemi taşıyan kadınlarda cinsel ilişki adeta 'eşini mutlu edecek bir görev' olarak algılanmaktadır. Bu kadınlar özel hayatlarında da son derece disiplinli, titiz ve mükemmeliyetçi kişilik yapısındadır.

KOLAY KANDIRILIRLAR

Vajinismusun tedavisi sırasında doktorlar neye dikkat etmelidir?

Bu tedavi sorasında dikkat edilmesi gereken en önemli kural, etik kurallarıdır. Hastaları 'değişik tedavi yöntemleri uyguluyorum' diye kandırmak ve onlardan olmadık şeyler istemek doğru değildir. Örneğin; kızlık zarının hiçbir problem olmadığı halde ameliyatla çıkarılması, belden aşağı yapılan iğnelerle ve genel anestezi yapıldıktan sonra klinik ortamında cinsel ilişkiye sokulması, alkol ve uyuşturucu kullanımını önerme gibi... Bu tip yöntemlerle tedavi mümkün değildir. Cinsel tedaviler hem jinekolog hem de psikoloğun ortak yöntemleriyle yapılmalıdır. Tedavinin uzmanlaşmış profesyonellerce yapılması şarttır. Aksi takdirde çiftler, ruhsal anlamda büyük zarar görebilir.

ÖNCE DOKTOR, EVLENİNCE DE VAJİNİSMUS OLDUM

D.O., 28 yaşında son derece çekici bir kadın. Aynı zamanda bir doktor ve şimdi de anne olmaya hazırlanıyor. Ama onun anne olması da, seksi yaşaması da kolay olmamış. Hayatının en özel dönemini hamile kalabilmek için harcayan D.O., vajinismusla savaşını anlattı:

İki yıllık evliyim. İlk dört ay ilişkiye giremeyince, arayışa başladım. Ben de doktor olmama rağmen doktor doktor gezdik ama bir çare bulamadık. Bunun bir hastalık olduğunu biliyordum. Ama nasıl tedavi edileceğini bilmiyordum.

BİLGİM YETMEDİ

Bütün tıp kitaplarını okudum. Literatüre baktım ama eğitimle ya da bilgi sahibi olmakla aşılamıyor. Bu hastalığın temelinde çocukluk ve ergenlikteki korkuların önemli olduğunu düşünüyorum. Doktor olabilirim ama ben de küçük bir çevrede yetiştim. Cinsellikle ilgili kimseyle konuşamadım, paylaşamadım. Yalnızca eğitim hayatında başarılı olmam üzerine yetiştirildim. Bana erkeklere karşı kendimi korumam öğretildi. Ama bu koruma duygusuna o kadar alıştım ki, sevdiğim kişiyle bile birlikte olamadım. Kendi kendimi tedavi etmeye çalıştığım dönem de oldu, ama başaramadım. Doktor doktor gezdikten sonra geçen sene yapılan tedaviyle sorunumdan kurtuldum. Şimdi 7.5 aylık hamileyim. Bu sorunu yaşayanlar 'Kendimiz aşabiliriz' demesinler. Tıbbi yardım alsınlar.

EVLENDİK AMA SEKS YOKTU BOŞANIRKEN TEDAVİ OLDUM

M.D, 26 yaşında ve öğretmen... O da yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

Ben Anadolu'da öğretmen olarak çalışıyorum. Beş yıllık evliyim. Tutucu bir ailede büyümedim. Eşim, okuldan arkadaşımdı ve birbirimizi severek evlendik. Evlendiğim gün adet gördüm. Bir filmde gerdek gecesi kapıda kan için bekleyenlere, kadın kolunu kesip kan akıtmıştı. O sahneyi hatırlayıp ürktüm. Kendimi bırakamadım, ilişkiye giremedim. O günden sonra da bu durum 2.5 yıl sürdü. Ama çocuk istiyordum. Altı ay boyunca dua okuyan dedeler, kısmet açan kadınlar dahil gitmediğimiz yer kalmadı. Söylenen her şeye uydum. Sorunuma çare bulunamıyordu. Artık hiç kimseye güvenemiyordum. Gerginlikten eşimle de aramız bozulmaya başladı, boşanma aşamasına geldik. O sırada son umut aşılama yaptırmaya karar verdik. Ama son bir kez tavsiye edilen doktora gittim. Dört seans tedavi gördüm ve iyileştim. Şimdi 1.5 aylık hamileyim ve çok mutluyum. Geriye dönüp baktığımda psikologların bana söylediği 'Kendini rahat bırak' cümlesine sinir oluyorum. Çünkü buna karar vermekle rahat olunmuyor.

26 Şubat 2010 Cuma

Evliliğinizin katilini öğrenin!

Birçok evliliğin bitmesinin nedenlerinden biri de cinsel istek azlığı...

Bu sorunun arkasında ise ergenlik döneminde aile ve çevreden görülen baskı geliyor... Sonuç ise mutsuz evlilikler...

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Memorial Hastanesi’nden Uz. Klinik Psikolog Ayşe Elif Orhon, kadın cinsel işlev bozukluklarından biri olan “istek azlığı”nın en çok bilinen kadınsal cinsel bozukluk olan “vajinusmus”tan da daha sık görüldüğünü söyledi.

Cinsel birleşmeye engel olmadığı için kadınların tedavi için başvurmadığını ifade eden Orhon, ancak bu durumun çiftin ilişkisini olumsuz etkilediğini kayeddit.

Yanlış evlilikler

Diğer tüm cinsel işlev bozukluklarında olduğu gibi cinsel istek bozukluğunun da fizyolojik ve psikolojik birçok nedeni bulunuyor. Çoğu durumda bu nedenler bir arada rol oynayarak hastalığın ortaya çıkışına sebep oluyor. Ayşe Elif Orhon hastalığın ortaya çıkmasındaki etken faktörleri şu şekilde sıraladı:

• Psikoseksüel gelişim aşamalarında ortaya çıkan aksaklıklar
• Erken çocukluk dönemine ait bilinçaltı çatışmalar
• Cinselliğe dair gerçeküstü ve hatalı beklentiler
• Cinselliğe dair edinilmiş hatalı bilgiler
• Hatalı öğrenilmiş davranışlar
• Utanç, suçluluk, günahkârlık duygularına kapılma
• Cinselliğin yasaklandığı tutucu ve katı ahlak kurallarının bulunduğu toplumlarda yetişme
• Evlilik problemleri ve çatışmaları
• Eşler arası uyumsuzluk
• Eşlerin ikisinden birinde cinsel yaşamı olumsuz yönde etkileyen psikiyatrik bir hastalığın bulunması (depresyon gibi)
• Kişinin kendi bedenine, özellikle cinsel organlarına dair olumsuz düşünceler içerisinde olması

Her şey ergenlikte başlıyor

Cinsel istek azlığı ergenlik döneminden itibaren başlar ve tedavi edilmediğinde yaşam boyu devamlılık gösteriyor. Özellike katı ve tutucu toplumların bu cinsel işlev bozukluğunun ortaya çıkışında büyük etkisi bulunuyor.

Çok küçük yaşlardan itibaren uygulanmaya başlayan cinsel yasak ve baskılar kişilerin cinsel güdülerini bastırmasına ve zamanla cinselliğe ve kendi bedenine yabancılaşmasına neden oluyor.

Bazı durumlarda ise önceleri bir problem yokken sonradan cinsel istek azlığı ortaya çıkabiliyor. Ayşe Elif Orhon bunun nedenlerini ise şöyle sıraladı:

• Kronik hastalıklar
• Kişinin kullandığı ilaçlar
• Alkol kullanımı
• Uyuşturucu madde kullanımı
• Menapoz
• Emzirme dönemi
• Psikiyatrik bozukluklar
• Eşler arası çatışmalar
• Kişinin cinsel bir travma yaşamış veya cinsel şiddete maruz kalmış olması

Tedavisi var mı?

Orhon, cinsel istek azlığının tek ve geçerli tedavi yönteminin cinsel terapi olduğunu söylüyor ve ekliyor "Cinsel istek azlığı yaşayan kadınlar uzmana başvurmadığı ve tedavi edilmediğinde yaşayacakları haz deneyiminden vazgeçmiş olurlar ve partnerleriyle ilişkileri ciddi şekilde etkilenir. Bunun nedeniyse cinsel ilişki çiftler arasındaki bir iletişim ve yakınlaşma şekli ve sürecidir. Bu süreçte meydana gelen aksaklıklar hem bireyi hem de çiftin ilişkisini olumsuz yönde etkileyip sekteye uğratabilmektedir."

Cinsel işlev bozukluklarının hepsinde olduğu gibi cinsel istek azlığı da çiftin ortak yaşadığı bir problem ve terapiye iki kişinin de katılımını gerektiriyor. Dolayısıyla terapide partnerin eşlik etmesi, destekleyici bir tutum içerisinde olunması büyük önem taşıyor.

20 Kasım 2009 Cuma

Bekar kadınlar evli erkekleri seçiyor

Bekar kadınlar evli erkekleri seçiyorBazı erkeler ilişkiden ilişkiye atlar. Asla tek kalmazlar. Çünkü her zaman onları bekleyen bir kız vardır. Kadınlar bu erkeklerden nefret etme eğilimindedir. Ancak belki de bu erkeklerin var olmasının sebebi yine kadınlardır.


Oklahoma Üniversitesi’nde bir grup kadın ve erkeğin katıldığı bir araştırmada katılımcılara cinsiyetlerine göre çekici erkek ve kadınların fotoğrafları gösterildi.
Katılımcıların yarısına fotoğraftaki kişilerin bir ilişkilerinin olduğu söylenirken diğer yarısına fotoğraftaki kişinin bekâr olduğu söylendi. Daha sonra katılımcılara fotoğrafta gördükleri kişilerden hangileriyle ilişkide olmak isteyecekleri soruldu. 


Çalışma sonuçları ilişkisi olmayan kadınların, sevgilisi olan veya evli olan erkeklerden daha fazla hoşlandıklarını ve ilişkisi olan erkeklerin bekar kadınlara daha çekici geldiğini gösterdi. Bunun yanı sıra kadınların evli veya bekâr olması erkeklerin tercilerini etkilemiyordu.  


Uzmanlara göre bekâr kadınlara evli erkeklerin daha çekici gelmesinin sebebi bu kişilere ulaşmanın zor olmasıdır. Eğer bir erkek bir kadın tarafından "seçilmişse" diğer kadınlar, bu erkeğin diğerlerinden daha değerli" olduğunu düşünmektedir. Uzmanlar buna 'Angelina Jolie sendromu' adını vermektedir. 

9 Kasım 2009 Pazartesi

Cinselliği engelleyen sorun

Bu sorun cinselliği etkiliyorBir tükenmişlik ve çökkünlük tablosu oluşturan, uyku ve iştah sorunları yaşatan, hatta kişiyi intiharın eşiğine götürebilen depresyon, aynı zamanda cinsel problemlere de yol açabilir, hatta cinsel hayatı bitirebilir.


Çağın hastalığı depresyonun, cinsel hayata verdiği olumsuz etkiyi anlatan Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, depresyona girmiş erkeklerde başta cinsel isteksizlik, erken boşalma ve sertleşme sorunları görülürken, kadınlarda ise daha çok cinsel isteksizlik gözlendiğini söyledi.

Dr. Mehmet Yavuz; sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü cinselliğin; cinsel istek, uyarılma ve orgazm olmak üzere üç aşaması vardır. Depresyonda başta cinsel istek libido azalır. Buna bağlı olarak uyarılma ve orgazm sorunları da ortaya çıkabilir. Hatta birleşme olsa bile depresyonda ki kişi bundan zevk ve tad almaz. Ancak tüm bu sorunlar depresyonun tedavi edilmesiyle birlikte kendiliğinden düzelmektedir.”
CİNSEL SORUNLAR DEPRESYONU AĞIRLAŞTIRABİLİR
Depresyon cinsel sorunlara yol açabilirken, cinsel sorunlar da mevcut depresyonu ağırlaştırabilir.
Cinsel sorunların depresyona yol açtığını bilmeyen hastaların, genellikle bu sorunların kendi yetersizliklerinden kaynaklandığını düşündüğünü açıklayan Yavuz, bu durumun da mevcut tabloyu ağırlaştırarak, kişileri umutsuzluk ve karamsarlığa sürüklediğini, daha önce var olmayan cinsel sorunlara yol açabildiğini belirtti.
Dr. Mehmet Yavuz; “Hasta cinsel hayatının tamamen sona erdiğini düşünerek, depresyonunu daha ağır yaşamaya başlar. Bu durumda yine başarılı olamazsam düşüncesiyle performans anksiyetesine kapılan hastada, depresyon tedavi edilse bile cinsel işlev bozukluğu kalıcı olabilir.

Her fert ve her vaka birbirinden farklıdır, fakat eşlerden biri depresyonda ise, tüm aile bundan etkilenir. Bu durumda diğer eşin sabırlı ve anlayışlı olması, eşine yardım etmesi ve ona her konuda cesaret vermesi beklenir. Depresyonda olan kişinin duygusal olarak aileden kopması sebebiyle, bu bazen güç olabilir.” dedi.
EVLİLİKTEKİ GERİLİM CİNSELLİĞİ ETKİLİYOR
     
Bazı evliliklerin ilk günlerinde, erkeklerde sertleşme sorunu nedeniyle ilişkinin gerçekleşemediğini açıklayan Mehmet Yavuz:  “Evlilik sürecinde yaşanan yorgunluk, gerilim veya ilk gecede yaşanan heyecan nedeniyle ortaya çıkan bu durum karşısında bazen panik yaşanabilir. Böyle durumlarda erkeğin eşine karşı duyduğu mahcubiyet, olayı daha da ağırlaştırabilir. Bu geçici iktidarsızlık olayı, genellikle bir süre sonra düzelmektedir. Daha uzun süren vakalarda ilaç desteği gerekli olabilir. Böyle bir olay karşısında yeni evlenmiş bayanın sabırlı ve eşini destekleyici pozisyonda olması düzelmeyi hızlandırır. Kırsal kesimde daha sık karşılaşılan bu durumu büyü ile “erkekliğin bağlanması’’ gibi değerlendirenlere de rastlanmaktadır. Böyle yörelerde kişilerin, doktora götürülmeden geleneksel telkin yöntemleri ile iyileştirilmeye çalışıldığını üzüntüyle görmekteyiz.” dedi.
Antidepresanlar cinsel gücü etkiliyor…
Depresyonda zaten var olan cinsel sorunların antidepresanlarla tedavi sırasında daha da artabildiğini ve depresyon ilaçlarının cinsel fonksiyon bozukluğuna yol açtığını ifade eden Yavuz; “Bugün depresyon tedavisinde kullandığımız ilaçların çoğu, cinsel sorunlara yol açmaktadır. Bu yan etkilerin başlıcaları; sertleşmede azalma, istekte azalma ve orgazm yoğunluğunda düşmedir. Bu durumda kişiler, depresyonun tedavisi ve cinsellik ikilemi arasında sıkışıp kalabilirler. Depresyon hastalarının birçoğu kullandığı ilaçların cinsel güçlerini bozduğunu görünce tedaviyi bırakmakta ve tedavi yarım kalmaktadır. Antidepresan ilaçlar nedeni ile cinsel sorun yaşayan kişilere yan etkisi olmayan ve en az ilaçlar kadar etkili olan TMS  tedavisini uyguluyoruz. ” diye konuştu.