fazla kilolar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fazla kilolar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2010 Çarşamba

Kış ayında alınan kilolar psikolojiyi bozuyor

Kış ayında alınan kilolar psikolojiyi bozuyorKıyafetlerin birçoğu dar geliyor. Birçok kişi zayıflamak adına diyet yapıyor ve spor salonlarına gitmekte..

Kışın alınan kilolar psikolojiyi bozuyor

Bahar mevsimi ve havalar ısındıkça insanın da içi ısınıyor. Kış boyunca alınan kilolar artık daha fazla göze çarpıyor. Kıyafetlerin çoğu dar geliyor. Birçok kişi zayıflamak adına diyet yapıyor ve spor salonlarına gidiyor.

Kilolar sadece bedenen değil ruhen de bizi etkiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, kilo kontrolünün özellikle kadınlarda depresyonu tetikleyen bir unsur olduğunu belirtiyor ve depresyona varabilecek kilo problemleri ile ilgili şunları anlatıyor.


Kilo alımı ruhsal problemlere yol açıyor

Beslenmedeki yanlış alışkanlıklar, yaşanan iş stresi ve benzer birçok problem ile kilo alımı hızlı olarak gerçekleşebilir. Alınan kilolar ise fiziki ve ruhsal birçok probleme yol açabiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, kilolu olup da "ben kendimle barışığım" diyenlerin çoğunun gerçeği yansıtmadığını ifade ediyor ve ekliyor:

'Aslında kilo, başlı başına yoğun bir anksiyete nedenidir." Kilo almanın depresyona neden olabileceği gibi depresyonda olmanın da kilo almayı beraberinde getirebileceğini belirten Yavuz, kilo almanın muhtemelen artan stres veya duygusal bir aksaklık sonucu ortaya çıkacağını söylüyor.

Kilo almaya başlayan kadın kendini sorgulamalı

Dr. Yavuz, yemek yemenin birçok kadın için hem rahatlama hem de kızgınlık kaynağı olabileceğini, spor yapmaktan kaçan ve kilo almaya başlayan bir kadının mutlaka kendini sorgulaması gerektiğini söyledi. Durumun kısa bir süre sonra kısır döngüye dönüşeceğini ve kilolu olma gerçeğine daha fazla yemek yiyerek karşılık verip spor yapmaktan kaçınarak kiloların alıp başını gidebileceğini vurguladı.

Depresyon sonucu kilo alan bayanların antidepresan konusunda dikkatli olmaları gerektiğini aktaran Dr. Yavuz, "Böyle bir tedavinin sonucu yine kilo almak olabilir, bu antidepresanlardan kaçmak için bir neden değildir fakat fazla kilolarla baş etmek için kullanılacak bir yöntem de değildir" açıklamasını yaptı. Depresyon nedeniyle ilaç kullanan kişilerin kilolarını sık sık takip etmeleri, eğer kontrolsüz bir kilo alma söz konusu ise derhal hekimleri ile görüşmeleri gerektiğini özellikle vurguladı.

Hamilelik geçirenler ve masa başı çalışanlar risk altında

Dr. Mehmet Yavuz, kadınların kilo almaya en müsait oldukları dönem olarak bilinen gebelik dönemi ve sonrasında vücutta kalan fazla kiloları atmak için bir çaba harcanmıyorsa ve gerçekleşen birden fazla doğum varsa yine şişman adayı bir kadınla karşı karşıya kalırız açıklamasında bulundu. Doğum dışında kadının hayatında oluşan çeşitli değişiklikler nedeniyle fiziksel aktivitelerinin azalması, örneğin bedensel olarak aktif olduğu bir işten masa başı bir işe geçmesi, iş bırakma veya emeklilik, araba kullanmaya başlamak gibi nedenlerle enerji tüketiminin azalmasının da kilo kontrolünde sorunlara yol açtığını söyledi.

Dr. Yavuz, şişmanlığın artışına neden olan etkenler arasında yaşlılık, beslenme alışkanlığının ayaküstü yenen tost, sandviç, pizza gibi hazır yiyeceklere kaymasının da bu duruma zemin hazırladığını belirtti. Ayrıca toplumda yaşamanın, evliliğin, alkol tüketimindeki artışın ve en önemlisi genetik özelliklerin de kilo almada etkili olduğunun altını çizdi.

Depresyondan kurtulmak için beslenmenizi değiştirin

Toplum olarak beslenme tarzının özelliklerinin de şişmanlık için belirleyici olduğunu vurgulayan Dr. Yavuz, çok yağlı yemek türleri fazlaca tüketiliyorsa ya da özellikle sanayileşmekte olan ülkelerde tercih edilen hazır yemek türleri tüketiliyorsa şişmanlığın toplumsal bir sorun haline gelebileceğini belirterek bireyleri beslenme alışkanlıklarını değiştirmeleri konusunda uyardı.

Dr Mehmet Yavuz, kişilerin daha sağlıklı beslendikleri sürece hem kilo vereceklerini hem de depresyondan kurtulabileceklerini açıkladı.

Kilo Depresyonundan Kurtulmak için öneriler…

Dr. Yavuz, kilo vermek için ya da almamak için dikkat edilmesi gereken hususları şöyle sıralıyor:

- Sabah kahvaltısı yapın. Öğün sayısını azaltmadan 3 öğün yemek yiyin, hatta ara öğünlerle günlük öğün sayınızı arttırın.

- Sebze ve meyve tüketimini artırın.

- Alkol tüketiminizi azaltın veya tamamen bırakın. Alkol, yüksek kalorisi nedeniyle gün boyu tatlı isteğinizi de artıracaktır.

- Çikolata, bisküvi gibi besin değeri düşük ama kalorisi yüksek besinler yerine taze veya kurutulmuş meyve yiyin.

- Yemeğinizi yavaş yiyin. Hızlı yemek yediğinizde, doyduğunuzu anladığınız zaman zaten gerektiğinde fazla yemişsinizdir.

- Hayvansal yağlardan kaçının. Tavukların derilerini, etlerin yağlı kısımlarını ayırın.

- Katı yağlar yerine, zeytinyağı, ayçiçeği yağı ve mısırözü yağı gibi bitkisel yağlar kullanın.

- Bol su için.

- Mümkünse her gün aynı saatte kalkın.

- Yemeklerden sonra dişlerinizi fırçalayın. Diş fırçaladıktan sonra muhtemelen canınız bir şey yemek istemeyecektir.

- Tatlı yemekten kaçının. Daha az tatlı tüketin.

- Tuz ve şeker kullanımınızı azaltın.

8 Şubat 2010 Pazartesi

Verdiğiniz kiloları geri almak veya almamak

Verdiğiniz kiloları geri almak veya almamakVerdiğiniz kiloları nasıl geri alabilirsiniz? ya da kilo nasıl alabilirsiniz. işte size önerilerimiz.

Kilo vermek kadar ideal kilonuza ulaştıktan sonra onu korumak da çok önemlidir. Bu yüzden sağlıklı beslenmeyi alışkanlık haline getirmeniz gerekir.


Kilo verdiniz ancak kilo vermek kadar verdiğiniz kiloları geri almamak, formunuzu korumak da çok önemlidir. Bu nedenle sağlıklı beslenmeye kilo verdikten sonra da devam etmeniz gerekiyor. Aksi takdirde kısa bir süre sonra hızla kilo aldığınızı göreceksiniz. Bunun önüne geç mek için bazı hatırlatmalar yapalım.

Mutlaka kahvaltı edilmeli ancak bu seçim için tercih poğaça ve meyve suyu olmamalıdır. Çünkü böyle bir öğün çok fazla yağ ve şeker içerir. Oysa kepek ekmek ve az yağlı beyaz peynir ile yapılan bir sandviç ya da cornflakes, az yağlı süt ve kuru meyve çok daha sağlıklı bir seçim olacaktır.

Ara öğünler

Mutlaka ara öğün alışkanlığı edinin. Ara öğün kan şekerini dengeler, bir sonraki öğüne kadar daha az acıkmayı sağlar. 10.30- 15.30 saatlerinde yenilecek 1 meyve veya 2-3 grissini yanında ayran ya da 1 dilim peynir ve ekmek yemek uygundur.

Öğle yemeği

Akşam yemeğine göre çok daha yoğun olabilir. Öğlen et veya sebze yemeğinin yanında ekmek veya pilav ya da makarna yenmemeli hepsi bir arada tüketilmemelidir. Yoğurt ya da cacık yenilmeli, meyve öğleden sonraya saklanmalıdır. Tatlılara gelince haftada 1 kez sütlü tatlı yenilebilir. Yağlı ve hamurlu tatlılardan uzak durulmalıdır. Yağı az yeşil salata istenildiği kadar yenilebilir.

Akşam

Akşam mönüsü diğer öğünlere göre daha hafif olmalıdır. Et veya sebze yemeğinin yanında salata ve yoğurt ile beraber 1 dilim ekmek veya 1 kase çorba yeterli olacaktır. Yemekten sonra istenirse o günkü yemek çeşitliliğine göre 1 mey veya 1 bardak süt alabilirsiniz.

Makarna şişmanlatır mı?

Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilara Acımış Koçak "makarna tek başına şişmanlığın suçudur diyemeyiz" diyor. Doğru miktarda ve az yağlı sosla tüketildiğinde ekmek yerine diyette yenilebilir. 2 yemek kaşığı pişmiş makarna 1 dilim ekmeğin enerjisine eşittir. Öğle yemeğinde yiyeceğiniz bir porsiyon makarna ile günlük ekmek ihtiyacınızın tamamını tüketip akşam yemeğini daha hafif geçirirseniz makarna sizi şişmanlatmaz. Makarna seçiminizde kepekli ve rafine edilmemiş undan tercih yapılması ve üzerinde domatesli, bol sebzeli veya yoğurtlu veya az yağlı bir peynir olması doğru bir seçimdir, beraberinde yeşil bir salata da dengeleyici olacaktır.

Alkolün miktarı ne olmalı?

1 gr. alkol 7 kalori, 1 gr karbonhidrat 4 kalori, 1 gr protein 4 kalori, 1 gr yağ ise vücuda 9 kalorilik enerji sağlar. Alkolden gelen enerji miktarı diyetlerde hesaplanabilir. Böylece bazı besinlerin diyetten çıkarılmasıyla yerine alkollü içecekler önerilebilir.
Aşırıya kaçmayın Alkolün cinsi, miktarı ve sıklığı genel beslenme ve sağlık için risk taşıyabilir. Diyet sırasında sosyal sebeplerden dolayı haftada 1-2 kez, diyetten başka besinler çıkararak kişiye alkol verilebilir. Ancak bu öneri yapılırken kişinin tüm klinik tablosu bir arada değerlendirilir. Uzun dönemde alkolün bazı kanser hastalıkları ve metabolik hastalıklar için risk taşıyacağı unutulmamalıdır.

Kimler kesinlikle diyet yapmamalı?

- Hamileler zayıflama diyeti yapmamalıdır. Ancak İdeal kilosunun üzerinde hamileliğe başlayanlar ilk 3 ayı kilo almadan tamamlayıp daha sonra beslenmelerine ilaveler yaparak kilolarını 9-12 kg aralığında tutmaya çalışabilirler.

- Emziren anneler için yeterli ve dengeli beslenme önemlidir. Zayıflama diyeti anne sütünde verimsizliğe sebep olur.

- Çocuklara da zayıflama reçeteleri verilmemelidir.

- Diyabet, böbrek veya karaciğer hastalığı gibi kronik hastalığı olanlar zayıflamak için kesinlikle uzman kontrolünde diyet yapmalı kendi başlarına diyet yapmamalıdır.

Bunları sakın unutmayın

- 2 kestane = 1 dilim ekmek
- 2 yemek kaşığı haşlanmış mısır = 1 dilim ekmek
- 1/4 yufka = 1 dilim ekmek - 2 grissini = 1 dilim ekmek
- 1 su bardağı dolusu patlamış mısır= 1 dilim ekmek
- 5 zeytin = 1 tatlı kaşığı zeytinyağı
- 5-6 badem= 1 tatlı kaşığı zeytinyağı kadar enerji içerir

En sık yapılan hatalar

Diyette en sık yapılan hatalar ekmeğin kaldırılması, öğün atlamak, aç kalarak zayıflamaya çalışmak, tek besin içeren diyetlerdir. Bu hatalar yanlış beslenmeye ve beraberinde getirdiği hastalıklara neden olur. Ayrıca kısa sürede hızlı kilo verdiren popüler diyetlere karşı da dikkatli olmak gerekir. Bunlar da vücut dengesini bozar.

4 Şubat 2010 Perşembe

En iyi kilo verme silahını açıklıyoruz!

Araştırmalar, günlük lifli besinini 12 gramdan 24’e çıkaran kadınların, aynı miktarda lifsiz besinlerle beslenenlere oranla her gün 90 kalori daha az aldıklarını bulmuş.

Bu şekilde yediklerine biraz pürüzlü şeyler katmaktan başka bir şey yapmadan ve efor sarf etmeden yılda 4,5 kilo verebilirsin. İşte sana bu mucize fikrin nasıl yürüdüğü ve her gün 25 gram almanın faydalarını açıklayacak kanıtlar...

Lif 101
Vücuduna doldurman için ısrar ettiğim bu lif denen şey tam olarak nedir? Lif bitkinin kolay hazmedilemeyen kısmıdır. Meyve, sebze, tüm tahıllar, fındık, baklagil ve fasulyede bulunur. 
Yeni modaysa, lifli yiyeceklerin yoğurda, soya sütüne, makarnaya eklenmesi. Tıpkı Oscar töreni konukları gibi, bu lifli yiyecekler boşlukları doldurur ve daha iyi şeyler geldiğinde yeri onlara bırakır.


Muhtemelen çözünebilen ve çözünemeyen olmak üzere 2 tip lif olduğunu duymuşsundur. 
Çözünebilen lifler, yiyeceklerin içine gizlenmiş halde bulunur. Örneğin elmanın etli kısmında ve kabuksuz pirinç tanelerinin içinde bulunur. Pişirilmiş sebzelere, yumuşaklığını ve kıvamını veren de bunlardır. Midende, bu çözünebilen lifler jelsi bir kıvama kavuşmak için akışkan maddeleri tutarak doymuş hissi verir ve sindirimi yavaşlatarak vücudunun yediklerinden daha fazla besini emmesini sağlar.
Çözünemeyen lifler ise en vazgeçilmez olanıdır. Midedeki sıvıları emdikçe şişer; bu şişlik artık maddeleri sıkıştırarak vücuttan atılmasına neden olur. Çözünemeyen lifler genellikle meyve ve sebzelerin kabuklarında ve yiyeceklerin dış kısmında bulunur ve onların sertliğini sağlar. Çözünemeyen lifleri bir süpürge olarak düşün. Tam olarak yediklerinin sindirim sisteminden geçişini hızlandırır ve vücudundaki toksinleri süpürür. Sloganın bu olmalı: Liflere merhaba, elveda kabızlık!


Doğal yiyeceklerle beslendiğin sürece, midendeki boşlukları bu liflerin iki türüyle de dolduracaksın. Midendeki bu boşluğu doldurup onu oyalayarak, aperatif şeyleri ağzına tıkıştırmak istemeyeceksin çünkü kendini zaten oldukça tok hissediyor olacaksın. Ve sen doymuş bir midenin memnuniyetiyle koltuğuna yayılmışken, aldığın az miktardaki kaloriyle gülümseyerek şu hisse bürüneceksin: Lifli yiyecekler vücuduma karbonhidrat girişini azaltır. Eğer her öğün aldığın 44 gramlık karbonhidratlı yiyeceklerin 10 gramı lifli ise, vücudun yalnızca 34 gr lifsiz karbonhidrat emiyor demektir.
Sonuç ise: Yoğun lifli yiyecekler, yüksek karbonhidratlı yiyeceklerin neden olduğu kabızlık problemini de ortadan kaldırmış olacak.
Elmas değerinde yiyecekler
Liflerle ilgili unuttuğumuz en kötü şey, hiçbirimizin onlardan yeterince yememesi. Çoğu araştırmalar gösteriyor ki, Amerikalıların vücuduna aldığı meyve 
ve sebzeler önerilen seviyelerin altında kalıyor. Birçoğumuz, gün içinde cips ve soda gibi hiç lif içermeyen abur cuburlar atıştırıyoruz. Zengin lifli gıdalar hacimlerine oranla çok fazla yer tutar. Kalori kesmek senin için önemliyse lifli gıdaları tercih etmelisin.


Şimdi lifler üzüm suyundan yoğurda kadar her şeyin içine giriyor. Belki de bu lif eksikliğini, onu cazip hale getirerek kapatmanın bir yoludur. Fakat bu ürünler yerlerini korurken, hiçbir zaman zor durumda başvurduğun birer kaynak olmamalı. Her zaman lifleri ana yiyeceklerden almak en iyisidir. İlaveler ve sonradan eklenenler, sade yiyeceklerdeki kadar besin avantajı sağlayamaz.
Vücuduna gizlice lif almanın kolay yolu
• Öğlen yemeğine küçük bir salata ekle.
• Beyaz pirinci, kepekli pirinç ile değiştir.
• Çorbana nohut ya da fasulye ekle.
• Mısır gevreğine en az 5 gram tahıl ekle.
• Tatlı niyetine light kremşanti ile birlikte frambuaz gibi yoğun lifli meyveler ye.

Fakat bir kamyon dolusu fasulyeyi yemeye başlamadan önce, birçok uzmanın önerdiği gibi kademeli olarak lif alımını arttır. Birden bire artış, şişkinliğe ve gaza neden olur. “Eğer günde 10 gram alıyorsan, hemen bunu 25’e çıkar” diyor Doktor Caroline Williams.
Daha iyi bir yöntem: Azla başla ve arttır. Litrelerce su iç. Su olmadan kendini kabız gibi hissedebilirsin. Aynı zamanda pes de etme. Lifin avantajları ancak günde 50 grama ulaştıktan sonra kendini göstermeye başlar. “Bu çabucak gerçekleşmez” diyor Greave. Aşırı lif, vitamin ve mineral emilimini tehlikeye atabilir.”

“70’li yıllarda lifli yiyecekler, buğday bakterileri, küçük kırmızı örümcekler yüzünden kötü unvana sahipti” diyor Williams. “Fakat şimdi onları tatmadan bile alabiliyoruz. Lifler insanlara doymuş hissi verir ve senin için oldukça sağlıklıdır.” Kulağa hoş geliyor değil mi?
Lifin düşmanları
Ağır bir diyet, lif oranını bir top muffin kekten daha fazla düşürür.
Ayrıca lifli yiyecekler bazı hastalıklara karşı direncini arttırır. Diabet
“Tonlarca lifli yiyecek ve tahıl tüketmek Tip 2 diyabet riskini düşürür” diyor Archives of Internal Medicine araştırmaları.
Meme ve kolon kanseri
Yapılan çalışmalar, zengin lifli, yulaflı ekmek ve tahılların meme kanseri riskini ortadan kaldırdığını gösteriyor. Diğer çalışmalar da daha fazla lifli yiyecekleri, özellikle fasulye tüketmenin kolon kanserini önlediğini gösteriyor.
Kalp krizi
The American Journal of Clinical Nutrition’da yer alan çalışmalarda, fazla lifli yiyeceklerin, kalp krizi riskini arttırdığı bilinen C-reaktif proteininin (CRP), seviyesini düşürdüğünü gösterdi.


14 Eylül 2009 Pazartesi

Kilolu olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?

Kilolu olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?Sonuçlarının kalıcı olmadığı kaç diyet programına başladığınızın sayısını sorsam hatırlar mısınız? Neden su içseniz bile yarıyor, sebebini merak ediyor musunuz?


Aslında nedenler herkese göre farklılık gösterse de içimizdeki sistemin çalışma prensibi aynıdır. Her şey, bilinçaltımıza kaydedilir ve kaydedilen bu bilgiler bizim davranışlarımızı oluşturur. Bilinçaltı tüm psikolojik sorunlarımızın kaynağıdır.

Nedenleri kişiden kişiye göre farklı olsa da içimizdeki sistemin çalışma prensibi aynıdır. Anne karnına düştüğümüz saniyeden itibaren yaşadığımız her şey, bilinçaltımıza kaydedilir ve bu kayıt deposundan çıkan bilgiler bizim davranışlarımızı oluşturur. Bilinçaltı tüm psikolojik sorunlarımızın kaynağıdır. Sadece psikolojik sorunların değil, fiziksel sağlık problemlerimizin %90’ının kökeni de buraya aittir. Alışkanlıklarımız ve içimizden gelen tüm davranışların kökeni bilinçaltıdır. Henüz bilinçaltı tam olarak açıklanamamış olsa da, bugünkü bilgiler ışığında bu konuda yapabileceğimiz birçok şey var, gücünü yapılan çalışmalarla zaten biliyoruz ve ben de sizlerle bunları paylaşmak istiyorum.

Özellikle de konumuz gereği neden kilo alıyor ve bir türlü veremiyoruz üzerinde duracağız. Bu süreç içerisinde bilinçaltımızın belki de bize yaptığı oyunları keşfedecek, onu nasıl anlayacağımızı ve yönlendirebileceğimizi öğreneceğiz. Yolculuğumuza size tanıdık geleceğini düşündüğüm bir hikâye ile başlamak istiyorum...

Özlem Hanım’ı kısaca tanıyalım...

Özlem Hanım 33 yaşında kurumsal bir şirkette yönetici olarak çalışan, evli ve 6 yaşında bir kız çocuğu olan, iş yaşamında son derece başarılı, herkesin kendisini işkolik olarak tanıdığı ve gerçekten de işine âşık bir insan. Genel olarak 8 yıllık evlilik süresince inişler çıkışlar olsa da evliliği de normal hatta birçok insana göre mutlu sayılacak bir düzeyde.

Özlem Hanım, hayatında çok fazla değişimi sevmeyen ve değer verdiği insanlara sıkı sıkıya bağlı birisidir. Öncelikle ailesi, eşi ve kızı onun hayatındaki en önemli değerlerdir. Her fırsatta onların kendisine hayat verdiklerini söyler.

Unutmadan bir de hayatında değer verdiği karşı komşuları Necla Teyzesi var. 75 yaşında ama hayat dolu bir kadın her zaman pozitif gücü ile etrafına neşe saçan son derece dinç ve bir o kadar da sosyal olan Necla Hanım’ın hayata bakış açısını şu sözleri ile anlatıyordu:

“Hayat çekilmesi gereken bir çile değil, zevk alınması gereken bir yolculuktur. Onu nasıl algıladığın da sana bağlıdır.”

Gerçekten ondan çok şey öğrenmişti Özlem Hanım ama hala istese de onun kadar pozitif olamıyordu, zaman zaman eski alışkanlıkları ağır basıyordu, sanki içinde bir şey değişmesini istemiyordu, belki korkuyordu belki de şimdiye kadar böyle gelmiş, bundan sonra ne olacak diye düşünüyordu. Bir ses vardı içinde her şeyi baştan engelleyen. Ama bu sesin kaynağını ve amacını bir türlü çözemiyordu.

“Ne kadar da kilo almışsın, Özlemcim” onu tetikleyen son cümle

Bana gelmesini sağlayan ve bardağı taşıran son damlayı ise şöyle anlatıyordu. “Sıradan sayılacak bir gün, alışverişe çıktığım bir sırada üniversite yıllarımdayken çok yakın olduğum ama uzun süredir görüşemediğim bir arkadaşım ile karşılaştım. Hatır sormalardan sonra arkadaşım bana konuşma sırasında bir ara o can alıcı cümleyi söyledi: “ne kadar da kilo almışsın, Özlemcim”.

Bozulduğumu hiç belli etmesem de dost acı söyler durumu olmuştu. Hayat işte dedim ve kendisini geçiştirdim. Aslında içimi kemiren bu duygunun farkındaydım hem de uzun zamandır. Dolabımda sakladığım eski ama en çok sevdiğim elbiseyi de bu yüzden tutuyordum, hatta geçen gün çok beğendiğim ama içine bir türlü sığmayı beceremediğim elbiseyi de aynı sebepten almıştım. Hep kendime 
“zayıflayınca giyerim diyordum.”

Çalışmaya başladığımızda, Özlem uzun zamandır bu duygunun içinde zayıflayacağı günü hep özlemle beklemekte ama o güne bir türlü kavuşamamanın sıkıntısı ile yavaş yavaş kendine olan güvenini de kaybetmekteydi. Neden bazıları için kilo vermek bu kadar kolayken kendisi yıllardır yapmadığı diyet, uygulamadığı saçma sapan yol kalmamışken kalıcı olarak kilo veremiyordu?



Özlem Hanım’ın psikolojisi

Ne zaman diyete başlasa içinde anlam veremediği bir huzursuzluk beliriyordu. İradesi ile o olumsuz duyguya birkaç gün dayanabiliyor ve yine kendini kalorili yemekleri ve abur cuburları yerken buluyordu. Sonra tanıdık pişmanlık ve kendine kızgınlık duyguları içinde kriz geçiriyordu. Zaman zaman bu olumsuz duyguları yüzünden eşi ve kızı bu olanlara bir anlam veremiyorlardı. Çünkü bazen 
Özlem Hanım en ufacık bir şeyde kendisinden beklenmedik bir reaksiyon gösteriyor ve bir anda parlıyordu.

Başladığı tüm diyetlerin sayılı günlerle sınırlı olduğunu artık oda adı gibi biliyordu. Yenilgiyi kabul etmese de kendini çaresiz hissediyordu. Sonuç olarak verdiği birkaç kiloyu da en kısa sürede alıyor hatta bazen diyete başladığı kilonun üstüne bile çıkıyordu. Çoğu zaman kendini bir çıkmazın içinde bulan Özlem Hanım bu sıkıntısını eşine açtığında da, eşi kafasını gazeteden kaldırmadan “gayet iyisin bence” , “bu kadar takma kafana” gibi cümlelerle olayı geçiştiriyordu, kim bilir belki eşi de sıkılmıştı, çünkü Özlem Hanımla tanıştığı günden beri 
zayıflama konusundaki sıkıntıları devam ediyordu.

Çıkmaya çalıştığı kısır döngüde çabalarken arkadaşlarından duydukları da bir o kadar moralini bozuyordu. Hatta geçen gün iş yerinde çok samimi olduğu bir arkadaşının söylediği sözleri aklından çıkaramıyordu, sanki bir güç ona sürekli aynı sözü tekrarlıyordu: 
“Artık orta yaşız bundan sonra kilo vermek bizler için çok zor, yaşlanıyoruz şekerim”. 

İçinden ama ona ait olmayan bir ses sürekli bunu söylüyordu ancak o bu sözü duydukça daha da sinirleniyordu. Bunun gibi onu sinirlendiren birçok söz vardı etrafında dolaşan, aslında hepimiz aynı durumdayız, bazılarının farkındayız bazılarının ise değil…

Acaba gerçekten doğru muydu? Yaşlanıyor muydu? Yoksa bunun başka bir sebebi mi vardı? Neden istemediği bu alışkanlıklarına engel olamıyordu? Bir sürü soru ile kafası iyice karışmıştı Özlem Hanım’ın…

Bu noktada siz de lütfen kendinize şunu sorun: “Yaşamımda anlam veremediğim kurtulmak isteyip de kurtulamadığım bir alışkanlığım veya olumsuz bir duygum var mı?” Cevabınız evet ise, yazılarımı takip etmenizi öneririm…

Özlem Hanım gibi sizin de kafanızda neden bazı alışkanlıklarımızla başa çıkamadığımız sorusu geliyorsa işte bunun cevabı bilinçaltımızda gizlidir. Sizlerle de amacımız burada zihnimizin süreçlerini olabildiğince açık bir şekilde incelemek. Bu süreçleri inceledikçe içimizdeki yabancıyı daha 
iyi tanıyacak ve kendimizi ruhsal anlamda geliştireceğimizi düşünüyorum.

Bir sonraki yazımda Özlem Hanım ile yaptığımız çalışmada yaşadığı kilo problemlerinin altında yatan bilinçaltı nedenlerini göreceğiz.
Yolculuğumuz 
yeni başlıyor ve bu, hayattan keyif alabilmenin yolculuğu…