fuska etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fuska etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Haziran 2010 Çarşamba

Yoyo Çeşitleri


Yoyoları ne kadar çok kullandığımı sitemi takip eden herkes biliyordur. Yoyoları çok severek hazırlamama rağmen, bazen çok sıkıcı olabiliyor. Beni en çok uğraştıran aşama, orta kısmı yani kumaşların birleşme yerini gizlemek oluyor.

Orta kısıma uygulayacağım malzeme, üşenme durumuma ve yaptığım çalışmanın kullanım amacına göre değişiyor. Bazen içini elyaf doldurarak sadece kumaş top kullanıyorum, bazen kumaşla kapladığım düğmeleri, bazen üzerine göz-ağız çizdiğim düğmeleri, bazen de iple hazırlladığım ponponları kullanıyorum. 

Ortaya çıkan yoyoları da geniş zamanda istediğim çalışmamda kullanıyorum. Bazen bohça oluyorlar, bazen buzdolabı süsü, bazen kız çocukları için toka.

Aslında bu kadar çok "bazen" kelimesini kullanmıyorum normal hayatta:)) Ama bazen de kullanıyorum... :))




8 Haziran 2010 Salı

Evlilik Haberi ve GRİP


6 Haziran pazar günü ağabeyim ve Tuğba dünya evine girdiler. Kınaydı, kuafördü, fotoğraftı, nikahtı, yemekti derken ben perişan oldum. O günleri tek tek detaylandırmaya hiç gerek yok. Herkesinki gibiydi. Çok güzel ve çok yorucuydu. 

Koşuşturma ve telaş şimdilik duruldu. Ama benden geriye de bir şey kalmadı çok şükür. İki gündür kendime gelemedim. Tansiyonum yerlerde sürünüyor. 

Uykusuz günlerin acısını dün 2'ye kadar uyuyarak çıkarttım. Ama kolumun kanadımın kalkmamasının aslı nedenini bugün fark edebildim. Koşuştur, terle, rüzgar çarpsın, terin üstünde kurusun, yeme, içme, sonuç : GRİP.

Alternatif tıp devreye girdi. Bakalım ne zaman beni ayağa kaldırır. Şimdilik bu kadar. Herkese selamlar. 

Darısı bütün bekarların başına :))

21 Mayıs 2010 Cuma

Sutaşı ve Yoyolu Bohça - 1


Öncelikle merak eden, geçmiş olsun dileklerini gönderen herkese teşekkür ederim. Parmağım oldukça iyi durumda, yakında hiçbirşey kalmayacak.

Şimdi gelelim sanatsal çalışmamızın açıklamasına:) Ağabeyimin çeyizini sarmak için bohçalar lazımdı. Birini annem maharetini konuşturarak hazırladı,  bohça ağabeyimin evindeki yerini aldı bile. Diğer bohçayı da ben hazırladım ve şu anda bohçamı sizlere takdim ediyorum. 

Yoyolar ve sutaşı bir araya geldi, ortaya bu şirin şey çıktı.

Yoyolar ile bohça daha önceden de yapmıştım. Yoyolu bohça çalışmamı görmek için buraya bakabilirsiniz. 

Bu bohçanın tasarımı biraz farklı oldu. Çiçeklerin, çitin arkasından gözüküyorlar gibi görüntüleri olsun istedim. Bunun için basit şekilde hazırlanan -galiba adına dinazor sırtı denen,  denmiyorsa da bundan sonra benim diyeceğim- bir parça kullandım. Sutaşlarının da çitin arkasına diktim, üzerlerine de çiçekleri yerleştirdim. 

Bu çiçekleri ben geniş zamanda renk renk hazırlıyorum. Daha sonra da elimdeki çiçek renk ve sayısına göre çeşitli çalışmalarda kullanıyorum. Çok rahat oluyor. 

Bir sonraki bohça çalışmama belki belgesel hazırlayabilirim. O zaman herşey daha net anlaşılır. Şimdilik benden bu kadar. 

Detay resimleri inceleyin lütfen.


18 Mayıs 2010 Salı

Mor Çiçekli Peçete Halkası


Ağabeyimin çeyizine hazırladığım diğer peçete halkası da bu. Renk ve çiçek tercihini Tuğba'nın kahvaltı setine göre yaptık. İyi günlerde kullansın inşaallah.

Plastik peçete halkalarının kurdeleyle sarıp üzerine çiçekleri sıcak silikonla yapıştırdım. Sıcak silikon demişken; dün başka bir iş yaparken sıcak silikonla parmağımı öyle bir yaktımki, şuan parmağımda koca bir oyuk var.  Silikonla dikkatli çalışın, yanığı çok derinlere kadar iner diyenlere şiddetle katılıyorum. Aman dikkat!! Dün elimi hiç kullanamadım, yanığa kantaron yağı sürüp öyle yattım. Bugün hafif  kabuk bağlamış, bu da iyileşmeye durdu demek oluyor. Çok şükür...

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Taşlanmış Havlular


Ben ezelinden beri ışıldayan şeffaf taşlara bayılırım. Çok şükür bu sene de pırıltı modası var, özellikle swarovski taşlar herşeyde kullanılıyor. Mobilyalar da bile... Mobilyada taş kullanımının çok abartılı olduğunu söyleyen ben, mobilyalarımı taşlı aldım. Evlilik - ev dizme ile ilgili herhangi bir konuda "bence o hoş değil, bence gereksiz, bence abartılı" dediysem, dediğimin tam tersini yapmayı başardım. Nasıl olduğu konusunda en ufak bir fikrim yok. Ama büyüklerimiz boşuna "büyük lokma ye, büyük söz söyleme" dememişler...

Neyse konuyu dağıtmayalım efendim. Ben bu aralar ütüyle yapışan taşları, ütüyle yapışabilecek her türlü yüzeye yapıştırıyorum. Bunlar da benim yeni hobimden nasibini almış olan havlularım. Havluların önce taşsız, sonra taşlı hallerini fotoğrafladım. Siz söyleyin; taşlı halleri daha güzel olmamış mı??

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Motifli Tepsi Örtüsü

 

Elimde bir iş olmadığı dönemde can sıkıntısından yaptığım minik motifleri etrafına oya geçerek tepsi örtüsüne çevirmiştim. Yani tamamıyla kafadan atma bir model. Ama sonuç güzel oldu, hem kibar hem kullanışlı bir tepsi örtüm olmuş oldu.
Detay fotoğraflar yeterince açıklayıcı diye düşünüyorum.  


10 Mayıs 2010 Pazartesi

Sarı Köşk'te kahvaltı Keyfi ve Hediyelerim


Günün özü; gönül ne kahve ister, ne kahvehane, gönül sohbet ister, kahve bahane...
 
Dün planını 2 ay önceden yaptığımız Sarı köşkteki kahvaltı organizasyonunu gerçekleştirdik. En son 2000 yılında aynı sıraları paylaştığımız lise arkadaşlarımızla buluştuk. 20 kişi bir araya gelebilmemiz mucize gibi birşeydi.

Çoğunluğu evli ve çocuklu olan arkadaşlarımız büyük bir özveriyle tam vaktinde buluşma yerlerindeydiler. Aslında asıl özveriyi tatil günlerinde eşleri evde yokken oturup çocuk bakan ya da tatil gününü yalnz geçirmek zorunda kalan beyler göstermişlerdi. Bu yüzden ilk teşekkürü beyler hak ediyor.

Günümüz 11:00'da sarı köşkte başladı. Sohbet, muhabbet, fotoğraf çekimleri derken kimse doğru düzgün birşeyler yiyemeden saat 13:00'de köşkten çıktık. Emirgan'da "çin ordusu" formunda gezinti yaparak fotoğraflar çekildik. Bu sincapta bize en güzel pozlarını verdi.


Bir arkadaşımızın önermesiyle Sarıyer sahile indik, biraz yürüyüşten sonra bir cafede tekrar oturduk. Burada da yarı aç yarı tok belirsiz bir haldeyken, kendimizi dondurma yerken bulduk :) Bir süre de burda sohhbetimiz sürdü. Saat 15:00 suları; anneler gününü, hediye telaşını, eşinin çocukla başedemediğini, çocuğunun acıktığını bahane eden kaçtı :) 

Aramıza katılamayan bir arkadaşımız, sadece 5 dakika için bile olsa bizi görmek istediğini söyleyince altı kişi onu bekledik. Onunla da kısa bir muhabbetten sonra geri dönüş yoluna girmek için ve bir rekor denemesine kalkıştık ve rekorumuzu kırdık. Hundai Getz gibi minyatür bir arabanın arka koltuğuna tam 6 kişi oturduk :)))) Hepimiz lisedeki formumuzu koruduğumuz için (!) çok rahat ve keyifli bir yolculuk yaptık. Yanımızdan geçen arabalardaki herkes bir kere bakıp, yanlış mı gördüm diye tekrar baktılar bize. Halimize güldüler bi de. Biz onlardan daha çok güldük :)))))

Güzel, çok özel bir gün geçirdik arkadaşlarımla. Anneler, anne adayları ve anne aday adayları için çok hoş bir anneler günü hediyesi oldu. Tekrarını yapalım diye herkes birbirine sıkı sıkı tembih etti. İnşaallah devamı gelecek. Katılımcı arkadaşlarımın hepsine tekrar tekrar teşekkür ediyorum.

Bir de hediye faslı vardı. Ayşe Betül annem için bir menekşe almıştı. Bütün gün menekşeyle bütünleşik bir halde gezdik. Kah fotoğraflarımızı neşelendirdi, kah soframızı güzelleştirdi. Ama günün sonunda devrilerek Perihan'ın arabasının bagajını kirletti. Özür dilerim Peroş :(

Eve geldiğimde Ayşe Betül'den menekşe gelmesine annem çok sevindi. Teşekkür etmemi istedi. Hem annem hem kendi adıma teşekkür ederim Betül'cüğüm.



Bir de Meryem koca bir hediye poşedi hazırlamış benim için. (Hediye pakedi değil, dikkatinizi çekerim, hediye poşedi. Hediye paketlerinden oluşmuş bir poşet...)İçinde neler yok ki. Hepsi de tam zevkime göre. Bir de nişanlım için fiyakalı bir gömlek vardı hediyelerin arasında, tam onun bedeni, tam onun rengi :)) Gürbüz ve ben; hediyeler için canım arkadaşım Meryem ve nazik eşi Zafer'e çok teşekkür ediyoruz.


6 Mayıs 2010 Perşembe

Esans Şişeli Kolye


Yoğun günlerimiz olanca hızıyla geçiyor. Bu hafta hergün için planlarımız var. Yalnızca bugün evdeyim. O yüzden fotoğraf çekimleri yaptım, güzel güzel postlar hazırladım size.

Uzun zaman önce aldığım ve uzun süre severek kullandığım iki adet kolyem vardı. Birinin zinciri kararınca, diğerinden de sıkılmaya başlayınca, ikisini de bozup bu kolyeyi hazırladım.

Kolyenin üçgen ucu, eskiden Osmanlı zamanında kadınların boyunlarına taktıkları metal esans şişesiymiş.
 Şişenin üst kısmında da kapağı var.  Ben de arada kolye ucunun içine parfüm damlatıyorum. Kolyeyi oluşturan boncuklar, yarı değerli taşlar. Ametist, turkuaz, akik...

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Post-it Buzdolabı Magnetleri


Birkaç gündür internet hatlarımızın kendi kendini imha etmesi yüzünden internet erişimimiz yoktu, ancak bugün siteyi güncelleme fırsatı bulabildim. Yeni tasarladığım buzdolabı magnetlerimi beğeninize sunuyorum. Post-itler haricinde kullandığım bütün malzemeler, çeşitli tasarımların ucundan bucağından artan materyaller.
1. çalışmayı ortasına düğme taktığım pembe yoyo ile, 2. çalışmayı kurdeleden hazırlanmış su yeşili çiçeklerle, 3. çalışmayı örtü kenarlarında kullanılan renkli pullu fisto ile, 4. çalışmayı ördüğüm ve ortasına inci düğme taktığım çiçeklerle  süsledim.

Hepsinin arkasına yumuşak magnet yapıştırdım. Hani sucu, kuru temizlemeci ya da kargo şirketlerinin kartvizit niyetine evlere dağıttıkları buzdolabı magnetleri varya, işte onları kullandım. Ablam bu magnetlerden bıktığı birgün, evindekilerin hepsini toplayıp bana vermişti. Şimdi ben de bu geri dönüşüm projesinde seçim önceliğini ona veriyorum. Dört modelden hangisini beğeniyorsa onun olacak.  Zaten geridönüşüm projelerini çok sever. Tam ona göre bir çalışma oldu.

Bunlar da süslemelerden detay resimler:


28 Nisan 2010 Çarşamba

Yaldızlı Dantel Tepsi Örtüsü


Bu tepsi örtüsünü birkaç yıl önce halkalarla örmüştüm. Oldukça basit bir örneği var. Bir de geçen seneki  söz günümden yadigar bir lekesi var :)
Geçen yıl söz günümde kalabalık iki aile grubuna kahve ikramı yapmıştık. Biz ve erkek tarafı takriben 30 kişiye:) Biz de isteme günü ve söz gününde kahve ikramı yapılması adet imiş. (Laf aramızda, bu adetlerden bana gına geldi, çoğu sadece insanları yormak için uydurulmuş gereksiz ritüeller.)  Anneme kahveyi ikram ettiğim sırada, ikramı kendi üstüne alınan 2 yaşınadaki yeğenim Eyüp, tepsiye doğru hamle yapınca olan oldu. Kahve fincanı tepsiye dolayısıyla da örtüme devrilmiş oldu. Zaten, ayağımdaki yanlış seçim bir karış topuklu ayakkabıyla canhıraş bir şekilde servis yapmaya çalışıyordum, bi de kahve devrildi , herşey tamam oldu. Tabi apar topar temizlik, yeni kahve ikramı telaşımı ikiye katladı. Zor günlerdi vesselam kimseye tavsiye etmem.

İsteme günü, söz, nişan bir günde yapılıp, iş bitirilmeli. Yoksa çok telaş oluyor, her kafadan bir ses çıkıyor, en güzel günleriniz olduğu iddia edilen günleri stresten çatlamak üzere yaşıyorsunuz. Velhasıl, çok ebe bebek boğuyor ;)

Neyse işte bu örtüyü çeyizim için örmüştüm ama, birkaç tepsiyle birden servis yapılacağı için, çeyizimin derinliklerinden bu örtüyü çıkartıp kullandık. Çok şık duruyor tepside. Gerçi tepside örtünün işi ne, o da ayrı bir muamma :)) Ay bu adetler öldürecek beni :) 

Örtünün üzerinde duran dekoratif obje, ağabeyimin nikah şekeri kutularını almaya gittiğimizde zorla kendime hediye ettirdiğim takı kutusunun küçük olanı. Bir de büyük kutu var. Annemin dediği gibi, dilencinin malı çok olur :))


26 Nisan 2010 Pazartesi

Sarı Güllü Peçete Halkası



Haziran ayında evlenecek ağabeyimin çeyizi için bu peçete halkalarını hazırladım. Bundan böyle erkek çeyizinin olmazsa olmaz parçası budur! Bu böyle biline :)
Ağabeyimin nişanlısı Tuğba ile birlikte çiçekleri seçtik. Gerisini de parmaklarım yana yana silikon tabancası marifetiyle ben hazırladım. Peçete halkasın altın rengi kurdele ile kapladıktan sonra, çiçekleri gözüme en güzel gözükecek şekilde yapıştırdım. 

Fotoğrafta kullandığım peçete annemin 30 yıl önce kullandığı peçetedir. Tarih tekerrür ediyor, eskiler yeniden moda oluyor. Size fikir vermesi amacıyla daha yakın çekimler sunuyorum efenim.  Selametle :)



22 Nisan 2010 Perşembe

Aplike Çiçekli Bohça - Yoyolu Bohça


Geçen yıl bol bol yapıp bir kutuya koyduğum bu çiçekleri çeşitli projelerde kullanmak üzere zaman zaman ortaya çıkartıyorum. Çiçekleri koyduğum o kutu benim için define kutusu gibi birşey:)

Bu çalışma bir bohça. Vazo şekli vermeye çalıştığım pamuk saten parçayı, kenarlarını kıvırıp pikoladığım kumaşa aplikeledim. Üzerine de benim meşhur yoyo çiçeklerimi serpiştirdim. Gören hayran kalıyor.

İşte çalışmamdan birkaç detay:





21 Nisan 2010 Çarşamba

Kristal Broş


Sitemi daha yeni açtığım halde bir hafta ara vermek zorunda kaldım. Yoğun günler aslında yeni başlıyor ama bundan sonra bu kadar ara vermemeye gayret edeceğim.

5 yıl önce takı tasarımın fazlaca revaçta olduğu dönem hazırladığım broşumu sizlerle paylaşıyorum. Evde kendi kendime çeşitli takılar yapmayı öğrendim. Deneme yanılma yöntemiyle yani:)
Bu broş, kristal boncuklar misina ile örülerek ortaya çıkıyor. Arkasına da broş iğnesi taktınız mı keyifle kullanmaya başlayabilirsiniz.