17 Mayıs 2010 Pazartesi
Mutlaka bir giyim stiliniz olmalı
21 Ocak 2009 Çarşamba
Size yakışan etek hangisi?
İNCE BELLİLERE ÇAN ETEKLER
İnce belli olmak şüphesiz her kadının hayali. Ancak kimi kadınların beli oldukça ince, basen kısımları bele oranla daha geniş olabiliyor. Bu durumda dar kesimler tercih edildiğinde orantılı bir görünüm ortaya çıkmayabiliyor. Çok ince belli, baseni daha geniş kadınlara basenden sonra çan tarzı inenetekler öneriyor.
KISA BOYLU KADINLARA KISA ETEKLER
Kilolu ve kısa boylu kadınlara etek boyu kısa etekler giymeleri tavsiye ediliyor. En fazla dizde biten etek boyları tercih edilmeli çünkü uzun etekler boyu daha da kısa gösterir.
Zayıf kısa boylu kadınlara da etek boyu kısa etekler yakışıyor. Fakat modeller üzerinde değişik alternatifler kullanılabilinir. Çünkü bu tip kadınlar değişik modelleri rahatlıkla taşıyabilirler.
.jpg)
RENK SEÇİMİ
Etekler de renk seçimi de önemli. Renk seçimi ortama, beden tipine ve eteğin modeline göre yapılmalı.
Renk, desen ve kumaş önerileri:
Kısa ve dar etekler için koyu renkler tercih edilebileceği gibi gibi açık renk ve desenli kumaşlar da kullanılabilir.
Uzun ve bol kesimli etekler için desenli, soft renkler olabildiği gibi canlı renkler de kullanılır.
Kısa ve pileli etekler için ekose kumaşlar ve düz koyu renkliler seçilebilir.
Uzun, düşük belli ve dar etekler için koyu renkler ve çizgili kumaşlar tercih edilebilir.
Diz altı, dar etekler için iri desenli, karışık renklerin dışındaki diğer düz renkler seçilebilir.
20 Ocak 2009 Salı
Kıyafetlerinizi nasıl çıkarıyorsunuz?
Gelişigüzel soyunanlar: Eğer soyunurken çıkardıklarınızı rastgele evinizin herhangi bir tarafına fırlatanlardansanız, arkadaş canlısı birisiniz. Hayatı bir parti gibi görüyorsunuz. Düşüncelerinizde rahat ve açık fikirlisiniz. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü ise hiç umurunuzda değil. (Zaten muhtemelen ardınızdan bunları toplayacak biri vardır. Yoksa sıkar biraz bu kadar dağınıklık. Bu tip insanların beraberlik ya da evlilik hayatlarında mutlaka çorap kavgası olur.)
Titiz soyunanlar: Eğer çıkardıklarınızı düzgün bir şekilde bir yere koyuyorsanız ciddi birisiniz ve sakin yaşamayı tercih ediyorsunuz. Rutinliği seviyorsunuz. Hayattaki problemlerin üstesinden gelmenin en iyi yolunun onlardan uzak olmak gerektiğine inanıyorsunuz. (Bunlar kirlileri ayırdıktan sonra ceketleri hemen havalandırmaya götürür, asılacak bir şey varsa da asarlar. Zaten çoğu şeyi de kirliye atarlar. Aman ütülendikten sonra bir şeyi yanlış yere koymayın, kıyamet kopar.)
İlk ayakkabı ve çorapları çıkaranlar: Mükemmeliyetçi, utangaç ve yoğun birisiniz.Birarar vermeden önce iyice düşünürsünüz. Güvenilir birisiniz. Nelere ne kadar dikkat edilmesi gerektiğini iyi biliyorsunuz. Üzerinize düşenleri methodik bir biçimde büyük konsantrasyonla çözümlüyorsunuz.
Yavaş soyunanlar: Eğer tişörtünüzü çıkardıktan sonra pantolonunuzu on dakika sonra çıkaranlardansanız, Mesit Yılmaz gibisiniz demektir. Kendine güvenen, entelektüel, derin düşünen ve fazla zorluk çıkartılmasını istemeyen birisiniz. Ayrıca kendinize fazla zaman ayırmayı ve dolayısı ile yalnızlığı seviyorsunuz. (Hayatınızdaki kişi böyle biri ise çamaşır makinesini kurmak için asla onu beklememelisiniz. Ayrıca soyunduğu gibi giyiniyorsa yorum yok!)
Hızlı soyunanlar: Eğer kıyafetlerinizi olabildiğince çabuk çıkaranlardansanız başkalarına önem veren birisiniz. Diğer insanların sizden beklentileri çok önemli. Kendi ihtiyaçlarınız açısından da endişelisiniz. Çoğunlukla işi gücü bol olan ve aile düşkünü birisiniz. (En idealler... Şipşak soyunur ve rahatlarlar.)
İlk mücevherler çıkıyorsa: Eğer ilk olarak mücevherlerinizi, aksesuarlarınızı ve hatta saatinizi çıkarıyorsanız sıcak, düşünceli, duygusal, hassas ve romantik birisiniz. (Saatinizi çıkartarak evde zaman mevhumunuzun olmadığını göstererek karşınızdakini çok mutlu ediyorsunuz bir kere. Ama lütfen alyansınızı orada burada bırakmayın. Başkasının evinde soyunmaya da hiç kalkmayın.)
Her seferinde farklı iseniz: Şüpheci ve ilginç biri olduğunuzu söyleyebiliriz. Risk almayı ve macerayı seversiniz. O günkü tutumunuza göre ne yapacağınız değişir. (Ayrıca bunu bir sisteme oturtun artık. Ne o öyle her seferinde sizi takip etmek zorunda mıyız. Sonra "en sevdiğim bilmemnem nerdeeeee?" diye bağırmayı biliyorsunuz. Ne bilelim nerede...)
Bir de eve girip soyunmadan, bütün gün dolaştığı o kıyafetle ortada dolanan tipler vardır ki işte onlardan uzak durun. Okuldan gelmiş çocuğunuza soyunmayı öğretmek gibi ona da bunun önemini ve yararını gerekir. Hatta banyoya sokup yıkamanız da söz konusu olabilir. Neyse ki tuvaletlerini kendileri yapabilir...
14 Ocak 2009 Çarşamba
Krize inat güzel giyinelim
Şıklıkta taviz yok
Kriz dönemlerini mümkün olan en hafif şekilde atlatmak için yapabileceğimiz çok şey var. Ancak hiçbirimizin yapmak istemeyeceği tek şey, şıklıktan taviz vermektir. Bu gibi zamanlarda zaten bozuk olan moralleri bir de görüntümüzle ilaveten bozmaya gerek yok. O yüzden her zamankinden daha az özenmemiz, kıyafetlerimizi umursamamamız ne bize ne de çevremizdekilere iyi gelecektir. Adı üzerinde, kriz dönemi, yani illa ki sonu olan bir süreç. Herhalde bunu da panik yapmadan ve tabii ki hoş görünme konusunda fazla taviz vermeden atlatmamız mümkün.
Temel çözümler
İşe "mutfak" tan başlayabiliriz. Şık olmak her zaman eşittir yeni alışverişler değildir. Dolabımızı ayrıntılı bir şekilde gözden geçirebiliriz. Bunun faydası ne? Uzun zamandır dokunmadığımız parçaları hatırlamaya, yeni eşleşmeler düşünmeye yarayacaktır. Şöyle ki, bir bluzu hep aynı pantolonun üzerine giyiyorsak, gardırobumuzu "karıştırmak" yeni çözümler üretebilmemiz için harika bir fırsat olacaktır. Aynı parçayı farklı üst veya altlarla kombinlemek, hep aynı ikili takımları yapmayı geçmişte bırakmak iyi bir başlangıç olabilir. Kendimizi sınırlamaktan vazgeçmeliyiz. Elimizdekilerle çok şey yapabileceğimize inanmalı, yenilikler denemeliyiz. Hatırlamakta fayda var: Kriz dönemleri insanları daha yaratıcı olmaya zorlar.
.jpg)

.jpg)