giyim tarzı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
giyim tarzı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Mutlaka bir giyim stiliniz olmalı

Yaşınız kaç olursa olsun bir stiliniz olmalıİşte büyük beden kadınlara her yaşta şık olmaları için stil önerileri.

20'li yaşlara stil önerileri

Eğer bu yaşlar bir daha gelmez diyenlerdensiniz; tül üzeri şeritli bir bluz ve kombin olarak da, tokalı bir kapriyle modayı yakından takip ettiğinizi gösterebilirsiniz. Sezonun diğer bir trendi ise yine 20'li yaşlardaki kızlara göre; jean kumaştan püsküllü ve bileklerde hippi bir etek üzerine metal işlemeli ve askılı bir bluz


30'lu yaşlara stil önerileri

30'lu yaşlar her kadının en güzel yaşlarıdır. Siz de bu günleri en güzel şekilde geçirmek istiyorsanız mutlaka dış görünüşünüze özen göstermelisiniz. Yazın hem gündüz hem geceye uyarlayabileceğiniz, hem genç hem dinamik, hem de stil sahibi bir elbise vazgeçilmeniz olacaktır

40'lı yaşlara stil önerileri

Artık 40'lı yaşlarınızdasınız, geride bıraktığınız zamana göre daha sakin bir hayat yaşıyor ve stilinizi de ona göre belirliyorsunuzdur. Bizim de size tam bu anlamda bazı önerilerimiz var. Eğer çok büyük bir bedene sahip değilseniz, ipek vual bir bluz ve spor bir pantolon güzel bir ikili olabilir. Rahatlığım daha önemli diyorsanız da, jean görünümlü bir tunik ve koton pantolon da diğer seçenek.

Kaynak:Güneş
Alıntı:Leyditurk

21 Ocak 2009 Çarşamba

Size yakışan etek hangisi?

Kilonuza ve boyunuza hangi tarz eteklerin uygun olduğunu biliyor musunuz?

Kime nasıl etek

İNCE BELLİLERE ÇAN ETEKLER

İnce belli olmak şüphesiz her kadının hayali. Ancak kimi kadınların beli oldukça ince, basen kısımları bele oranla daha geniş olabiliyor. Bu durumda dar kesimler tercih edildiğinde orantılı bir görünüm ortaya çıkmayabiliyor. Çok ince belli, baseni daha geniş kadınlara basenden sonra çan tarzı inenetekler öneriyor.

KISA BOYLU KADINLARA KISA ETEKLER

Kilolu ve kısa boylu kadınlara etek boyu kısa etekler giymeleri tavsiye ediliyor. En fazla dizde biten etek boyları tercih edilmeli çünkü uzun etekler boyu daha da kısa gösterir.

Zayıf kısa boylu kadınlara da etek boyu kısa etekler yakışıyor. Fakat modeller üzerinde değişik alternatifler kullanılabilinir. Çünkü bu tip kadınlar değişik modelleri rahatlıkla taşıyabilirler.

RENK SEÇİMİ

Etekler de renk seçimi de önemli. Renk seçimi ortama, beden tipine ve eteğin modeline göre yapılmalı.

Renk, desen ve kumaş önerileri:
Kısa ve dar etekler için koyu renkler tercih edilebileceği gibi gibi açık renk ve desenli kumaşlar da kullanılabilir.
Uzun ve bol kesimli etekler için desenli, soft renkler olabildiği gibi canlı renkler de kullanılır.
Kısa ve pileli etekler için ekose kumaşlar ve düz koyu renkliler seçilebilir.


Uzun, düşük belli ve dar etekler için koyu renkler ve çizgili kumaşlar tercih edilebilir.
Diz altı, dar etekler için iri desenli, karışık renklerin dışındaki diğer düz renkler seçilebilir.


20 Ocak 2009 Salı

Kıyafetlerinizi nasıl çıkarıyorsunuz?

Soyunma şekliniz: Karakteriniz
Soyunma tarzınızın karakterinizi ele verdiğini biliyor muydunuz? İşte uzmanlara göre tarzınıza ve kişiliğiniz...

Gelişigüzel soyunanlar: Eğer soyunurken çıkardıklarınızı rastgele evinizin herhangi bir tarafına fırlatanlardansanız, arkadaş canlısı birisiniz. Hayatı bir parti gibi görüyorsunuz. Düşüncelerinizde rahat ve açık fikirlisiniz. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü ise hiç umurunuzda değil. (Zaten muhtemelen ardınızdan bunları toplayacak biri vardır. Yoksa sıkar biraz bu kadar dağınıklık. Bu tip insanların beraberlik ya da evlilik hayatlarında mutlaka çorap kavgası olur.)

Titiz soyunanlar: Eğer çıkardıklarınızı düzgün bir şekilde bir yere koyuyorsanız ciddi birisiniz ve sakin yaşamayı tercih ediyorsunuz. Rutinliği seviyorsunuz. Hayattaki problemlerin üstesinden gelmenin en iyi yolunun onlardan uzak olmak gerektiğine inanıyorsunuz. (Bunlar kirlileri ayırdıktan sonra ceketleri hemen havalandırmaya götürür, asılacak bir şey varsa da asarlar. Zaten çoğu şeyi de kirliye atarlar. Aman ütülendikten sonra bir şeyi yanlış yere koymayın, kıyamet kopar.)

İlk ayakkabı ve çorapları çıkaranlar: Mükemmeliyetçi, utangaç ve yoğun birisiniz.Birarar vermeden önce iyice düşünürsünüz. Güvenilir birisiniz. Nelere ne kadar dikkat edilmesi gerektiğini iyi biliyorsunuz. Üzerinize düşenleri methodik bir biçimde büyük konsantrasyonla çözümlüyorsunuz.

Yavaş soyunanlar: Eğer tişörtünüzü çıkardıktan sonra pantolonunuzu on dakika sonra çıkaranlardansanız, Mesit Yılmaz gibisiniz demektir. Kendine güvenen, entelektüel, derin düşünen ve fazla zorluk çıkartılmasını istemeyen birisiniz. Ayrıca kendinize fazla zaman ayırmayı ve dolayısı ile yalnızlığı seviyorsunuz. (Hayatınızdaki kişi böyle biri ise çamaşır makinesini kurmak için asla onu beklememelisiniz. Ayrıca soyunduğu gibi giyiniyorsa yorum yok!)


Hızlı soyunanlar: Eğer kıyafetlerinizi olabildiğince çabuk çıkaranlardansanız başkalarına önem veren birisiniz. Diğer insanların sizden beklentileri çok önemli. Kendi ihtiyaçlarınız açısından da endişelisiniz. Çoğunlukla işi gücü bol olan ve aile düşkünü birisiniz. (En idealler... Şipşak soyunur ve rahatlarlar.)

İlk mücevherler çıkıyorsa: Eğer ilk olarak mücevherlerinizi, aksesuarlarınızı ve hatta saatinizi çıkarıyorsanız sıcak, düşünceli, duygusal, hassas ve romantik birisiniz. (Saatinizi çıkartarak evde zaman mevhumunuzun olmadığını göstererek karşınızdakini çok mutlu ediyorsunuz bir kere. Ama lütfen alyansınızı orada burada bırakmayın. Başkasının evinde soyunmaya da hiç kalkmayın.)

Her seferinde farklı iseniz: Şüpheci ve ilginç biri olduğunuzu söyleyebiliriz. Risk almayı ve macerayı seversiniz. O günkü tutumunuza göre ne yapacağınız değişir. (Ayrıca bunu bir sisteme oturtun artık. Ne o öyle her seferinde sizi takip etmek zorunda mıyız. Sonra "en sevdiğim bilmemnem nerdeeeee?" diye bağırmayı biliyorsunuz. Ne bilelim nerede...)

Bir de eve girip soyunmadan, bütün gün dolaştığı o kıyafetle ortada dolanan tipler vardır ki işte onlardan uzak durun. Okuldan gelmiş çocuğunuza soyunmayı öğretmek gibi ona da bunun önemini ve yararını gerekir. Hatta banyoya sokup yıkamanız da söz konusu olabilir. Neyse ki tuvaletlerini kendileri yapabilir...


14 Ocak 2009 Çarşamba

Krize inat güzel giyinelim

Biz kadınlar kendilerini güzel gösterecek şeylere para harcamayı severler, şık giysiler, aksesuarlar, makyaj malzemeleri… Peki, ekonomik krizdeyiz diye şıklık ve güzellikten vaz mı geçeceğiz? Tabii ki hayır!



Biliyoruz, dünyadaki gelişmelere, kriz haberlerine kulak tıkamanın bir manası yok. Ancak bu olayların iki yönü var: Birincisi, bizim kontrolümüz dışındakiler ve ikincisi, elimizde, yani kontrolümüzde olanlar. Yani belki dövizdeki iniş çıkışları, farklı ürün ve hizmetlere yapılan zamları doğrudan etkilememiz mümkün değil. Ancak kendi yaşantımızda ve alışkanlıklarımızda, krizi en hafif atlatacak şekilde yapabileceğimiz bir sürü şey var. Peki ya moda, giyim kuşam, en sevdiğimiz alışverişler... Finansal olarak zor bir dönemden geçiyoruz diye bunlardan komple vazgeçmek zorunda mıyız? Kesinlikle hayır. Zevk aldığımız her şeyden uzaklaşacak değiliz. Üstelik bunu hepimiz biliyoruz ki gerçekçi ancak iyimser bir yaklaşım her zaman başarılı insanların tavrı olmuştur. 

Şıklıkta taviz yok
Kriz dönemlerini mümkün olan en hafif şekilde atlatmak için yapabileceğimiz çok şey var. Ancak hiçbirimizin yapmak istemeyeceği tek şey, şıklıktan taviz vermektir. Bu gibi zamanlarda zaten bozuk olan moralleri bir de görüntümüzle ilaveten bozmaya gerek yok. O yüzden her zamankinden daha az özenmemiz, kıyafetlerimizi umursamamamız ne bize ne de çevremizdekilere iyi gelecektir. Adı üzerinde, kriz dönemi, yani illa ki sonu olan bir süreç. Herhalde bunu da panik yapmadan ve tabii ki hoş görünme konusunda fazla taviz vermeden atlatmamız mümkün.

Temel çözümler
İşe "mutfak" tan başlayabiliriz. Şık olmak her zaman eşittir yeni alışverişler değildir. Dolabımızı ayrıntılı bir şekilde gözden geçirebiliriz. Bunun faydası ne? Uzun zamandır dokunmadığımız parçaları hatırlamaya, yeni eşleşmeler düşünmeye yarayacaktır. Şöyle ki, bir bluzu hep aynı pantolonun üzerine giyiyorsak, gardırobumuzu "karıştırmak" yeni çözümler üretebilmemiz için harika bir fırsat olacaktır. Aynı parçayı farklı üst veya altlarla kombinlemek, hep aynı ikili takımları yapmayı geçmişte bırakmak iyi bir başlangıç olabilir. Kendimizi sınırlamaktan vazgeçmeliyiz. Elimizdekilerle çok şey yapabileceğimize inanmalı, yenilikler denemeliyiz. Hatırlamakta fayda var: Kriz dönemleri insanları daha yaratıcı olmaya zorlar. 

Aksesuara yatırım
Bu tür zamanlarda tasarruf yapmanın en mantıklı yolu, abartılı gereksiz, mantıksız veya keyfi alışverişi azaltmaktır. Tabii ki bunun anlamı alışverişi tamamen sıfırlamak değildir, ne de olsa hayat devam ediyor. Ancak belki şöyle bir şey yapabiliriz: Öncesinde hep yaptığımız gibi hem yeni kıyafetler hem de aksesuarlar satın almaktansa, ikisinden birine ağırlık vermek. Bu ne işe yarayacak? Mesela aksesuar alışverişi sayesinde mevcut kıyafetlerle yeni, farklı görüntüler elde edebileceğiz, her zamanki kıyafetlerimizi bir çırpıda farklılaştırabileceğiz. Mesela aynı bluzu bir kolye, bir kemer ya da şal ile tamamlayabilir, beş-altı çok farklı sonuç alabiliriz. Ve alışverişe çıktığımızda bir denge kurabiliriz. Şöyle ki bu defa kıyafete mi yoksa aksesuara mı ağırlık vereceğimize karar verebiliriz. Böyle bir tercih lehimize çalışacak, böylece alışverişten vazgeçmek zorunda kalmayacağız.

Kıyafet diyeti... O da ne?
Diyette olmak, fazlalıklardan kurtulmak için zorunlu olarak rejime girmek... Dünyanın en zor şeyi... Ancak kararlı ve hedefe odaklı olursak durum değişir. Peki "kıyafet diyetine" girmek hayatımızı nasıl etkiler? Finansal olarak ağır dönemler ve krizler bu tür yeni kavramlar doğurabiliyor. Ve çoğu zaman bu gibi yenilikleri yaşantımıza adapte etmemiz kaçınılmaz olabiliyor. Daha dikkatli harcama, daha akıllıca alışverişler, mümkünse sıfır savurganlık... Hepsi iyi hoş da, bir şeyi hatırlatmakta fayda var: En katı diyetlerde dahi "ödüller" vardır! Kısaca, en genel deyimi ile kıyafet diyetindeyiz diye, küçük mutluluklardan vazgeçmek zorunda değiliz. Krizde de bütçemizi sarsmayacak alışverişler yasak değil. Üstelik bu tür dönemlerde pek çok marka zorunlu /ilave indirimler yapıyor. Kendimizi "kaybetmeden", "ödül alışverişi" yapabiliriz.

Bir planımız var!
Kriz döneminde bizi fazla mutsuz etmeyecek ancak çok işimize yarayacak bîr plan yapabiliriz:

• Kriz geçici bir dönem. Hayatımızı, dolabımızı, stilimizi ve şıklığımızı sabote etmek zorunda değil. Hesap kitabımızı iyi yaptığımız sürece bir sorun yaşanmaz.
• Gardırobumuzdaki kıyafetleri renk, stil veya temel parçalar/ilaveler şeklinde yeniden düzenleyebiliriz. Düzenli raf ve askılar güzel ve yaratıcı giyinmeyi kolaylaştırır.
• Giyim konusunda daha yaratıcı olmak, uzun zamandır dokunmadığımız bazı kıyafetlerimize "eski moda" etiketi yapıştırıp kendimizi kısıtlamamalıyız.
• En sevdiğimiz moda dergilerinden vazgeçmektense, çok daha uygun bir seçenek olan aboneliği tercih edebiliriz.
• Kredi kartlarımızın limitlerini aşmadığımız sürece, alışverişten vazgeçmek zorunda değiliz.
• 'Smart shopping", yani akıllıca yapılan alışveriş sayesinde bu gibi dönemlerde dahi şıklığımızdan taviz vermeyeceğiz.
• Genelde hiç bakmadığımız markalara ve mağazalara da bir göz atmayı alışkanlık edebiliriz.
• Bir şey satın alırken iyi düşünmek de bir çözüm. Buna ihtiyacım var mı, bunu nelerle kombinleyeceğim, bunu uzun süre kullanabilecek miyim gibi birkaç kritik soruyu cevaplayıp nihai kararı öyle verebiliriz.
• Alışveriş yaparken neyi beğendiğimize göre değil, öncelikle neye acil ihtiyacımız olduğuna göre hareket edebiliriz. Tabii o aldığımızı illa ki beğenmemiz şartı ile.