stress etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
stress etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2010 Perşembe

Streslenmeniz çenenize de zarar veriyor

Stres çeneye de zarar veriyorGünü stresli geçirmesi nedeniyle kişinin, gece uyurken dişlerini sıkması baş, boyun, bel ağrılarına yol açıyor.

Ege Üniversitesi (EÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Nurselen Toygar, birçok rahatsızlığın ana nedeni olarak bilinen stresin çeneye ve dişlere de zarar verdiğini anlattı.

Prof. Dr. Toygar, stresli gün geçiren kişinin uyurken bilinçsizce dişlerini sıktığını, bunun da hem dişlere hem de vücudunun diğer bölgelerine zarar verdiğini ifade etti.

Birçok kişide stresin yöneldiği ilk yerin çiğneme kasları olduğunu, gün içerisinde çenenin sıkılabildiğini ancak bu durumun gece uykuda daha sık yaşandığını anlatan Toygar, şöyle konuştu:

'Derin uykuya dalma sırasında, duyuların iletildiği beyin bölgesine stres ne kadar yoğun iletilirse çiğneme kaslarının o oranda sıkımı güçleşir ve kişi farkında olmadan dişlerini gıcırdatmaya, sıkmaya başlar. Kişi ancak uyandığında çenesindeki ağrıdan bunu fark edebilir.
Diş sıkma, çocukluk çağında başlar, erişkinlikte artar. Yaşanan stres nedeniyle de devam eder. Yapılan araştırmalar bir kişinin diş sıkma gücünün 5 tona kadar ulaşabildiğini gösteriyor. Çene kasları çok güçlüdür. Diğer kaslara göre yorulmaz. Bu kasın histolojik yapısı farklıdır. Kasılma gücü fazladır. Bu kadar güçlü ısırma kuvveti dişlerde aşınmalara, çene kemiğinde kırılmalara, travmalara neden olur. Çiğneme ekleminde de deformasyon oluşur.'

'DİŞ SIKMA, BAŞ, BOYUN, BEL AĞRISININ DA SEBEBİ'

Stres sonucunda derin uykuda yaşanan çene sıkmanın, hastanın sosyal yaşamını bozduğunu, rahat kaliteli uykuyu engellediğini, yaşam enerjisini düşürdüğünü dile getiren Prof. Dr. Toygar, bu rahatsızlığın özellikle 'hassas, endişeli, içine kapanık ve duygularını dışa vuramayan kişilerde' görüldüğünü kaydetti. Prof. Dr. Toygar, şöyle devam etti:

'Strese bağlı olarak uyurken bilinçsiz yapılan diş sıkmaları baş, boyun, bel ağrılarına neden oluyor. Baş ağrıları migrenle karıştırılmamalı. Çoğu kişi migrenden kaynaklı sanır baş ağrısını ama stres nedenli çene sıkması da bunun nedenlerinden biridir.
Bu kişilerin çene hareketlerinde kısıtlılık olur. Rahat çiğneyemez. Şakak bölgesinde, omuz ve sırtlarda ağrı yapar. Kulak çınlaması, yüzde asimetri, denge bozukluğu, depresyon, bulanık görme, gözde seğirme olarak kendisini gösterir.'

Diş sıkmanın önüne geçebilmenin en etkin yolunun 'stresten uzak durmak' olduğunun altını çizen Toygar, günde iki kez 20 şer dakika çene eklemine, triger denilen tetik noktasına sıcak havluyla masaj yapılabileceğini, gülerken, esnerken ağız açıklığının kontrol edilmesi gerektiğini dile getirerek, 'Şeker ve kafein tüketiminden uzak durulmalı. Yumuşak gıdalarla beslenmeli ve bunlar ufak parçalı olmalı' dedi.

Kaynak:Haberturk.com

26 Şubat 2010 Cuma

Şifalı eller ve stres atmak

Dokunarak şifa vermek insanlık tarihi kadar eski. 

İnsanlık tarihi kadar eski olan ''dokunarak şifa verme'' yöntemi şiyatsu, solunum problemlerinden, duygusal problemlere, eklem rahatsızlıklarından sindirim sistemi sorunlarına kadar pek çok rahatsızlıkta, destekleyici terapi olarak kullanılıyor.


Şiyatsu ve çigong çalışmalarını 2008 yılından beri Türkiye'de sürdüren Ergül Ergün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şiyatsunun, akupunktur, çigong ve bitkisel Çin tıbbı ile aynı kökenli güçlü bir şifa yöntemi olduğunu, şiyatsu terapistinin akupunktur noktalarını ve bu noktaların geçtiği meridyen denen enerji kanallarını uyarmak için iğne yerine kendi bedenini kullandığını söyledi.

Enerji kanallarının ve akupunktur noktalarının uyarılmasının, iç organlardaki düzensizliklerin ortadan kalkmasına yardımcı olduğunu, bedenin kendi kendini iyileştirmesi sürecini desteklediğini belirten Ergün, gevşetici ve sakinleştirici özellikleri nedeniyle şiyatsunun zihni rahatlattığını, duygusal yönden kişiyi desteklediğini dile getirdi.

-İNSANLIK TARİHİ KADAR ESKİ-

Dokunarak şifa vermenin İnsanlık tarihi kadar eski olduğunu belirten Ergün, Çin, Japonya, Tibet, Filipinler, Endonezya, Tayland ve Hindistan'da bedendeki enerji kanallarını ve odaklarını elle uyarmanın halk arasında popüler şifa yöntemlerinden biri olduğunu anlattı.

Ergün, ''Meridyenlerin ve bu meridyenler üzerindeki akupunktur noktalarının şifa amacıyla dokunularak uyarılmasıyla ilgili ilk yazılı kaynaklara, MÖ 200 yıllarında Han Hanedanlığı döneminde, Çin tıbbı üzerine yazılmış bir kitapta rastlıyoruz. Çin tıbbı, 6. yüzyılda Japonya'ya ulaştığında, Çin'den gelen akupunktur teknikleri ve meridyen terapisi, Japonların geleneksel teknikleriyle birleşiyor ve modern şiyatsunun çekirdeğini oluşturuyor'' dedi.

Ergün, şiyatsunun 2. Dünya Savaşı sonrası ayakta kalabilmesinde Tokujiro Namikoshi, bugünkü halini almasında da Tokyo Üniversitesinden klinik psikoloji profesörü Shizuto Masunaga'nın önemli rol oynadığını vurguladı.

-''ŞİYATSU, BATIDA KABUL GÖREN BİR TERAPİ YÖNTEMİ''-

Şiyatsunun, bugün batıda kabul gören beden terapilerinden biri olduğunu belirten Ergün, ''İngiltere'de sosyal sağlık sistemince kabul gören ve uygulanan 12 tamamlayıcı terapi arasında şiyatsu da var. Paddington St Mary Hastanesinde, uyuşturucu ve alkol bağımlılığına karşı, Bristol Kanser Yardım Merkezinde, kanser tedavisinin yan etkilerini azaltmak ve kanser hastalarını duygusal olarak desteklemek amacıyla, Lincolnshire'daki Boston Pilgrim Hastanesinde ve Newcastle'daki Adelaide Tıp Merkezinde de kronik ağrılarda şiyatsu destekleyici terapi olarak kullanılıyor'' dedi.

Şiyatsu terapisi, bedeni bir bütün olarak ele aldığı için solunum problemlerinden, depresyon, panik atak gibi duygusal problemlere, siyatik, kireçlenme gibi eklem rahatsızlıklarından sindirim sistemi sorunlarına, tansiyona, alerjilere, baş ağrılarına, kadar pek çok rahatsızlıkta destekleyici terapi olarak kullanıldığını ifade eden Ergün, ''Şiyatsu özellikle kronik rahatsızlıklarda etkili. Düzenli şiyatsu, sağlığı korumaya yardımcı oluyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Ayrıca hamilelik ve doğum sürecini kolaylaştırıcı etkisi de var'' şeklinde konuştu.

Bristol St Michael Hastanesinde, kendilerine düzenli şiyatsu uygulanan 66 kadından yüzde 63'ü normal doğum yaparken şiyatsu uygulanmayanlar da bu oranın yüzde 36 olduğunu anlatan Ergün, ''Güney Fransa'da Saintes Hastanesinde kemoterapi gören 16 hastaya Eylül 2004-Mayıs 2005 tarihleri arasında beşer seans şiyatsu terapisi uygulanıyor. Şiyatsu uygulanan hastalarda kemoterapinin yan etkilerinde ortalama yüzde 64 azalma görülüyor. Bu oran karaciğer ağrısı ve kulak çınlamasında yüzde 100 iken, titremelerde yüzde 83, kusmalarda yüzde 82. Şiyatsunun etkisi yüzde 20 ile en az saç dökülmesinde görülüyor'' diye konuştu.