4 Nisan 2009 Cumartesi

ESKİ EŞYALARI ATMAYA SON

Bu tarz degerlendirmeleri görünce hala eski eşyalarınızı atmayı düşünüyormusunuz?Bence tekrar bir düşünün derim.





YOGURTLA SİYAH NOKTA MASKESİ

Bu maske sadece limon suyu ve yogurtla yapılıyor.Önce bir kase yogurda,bir limonun suyu karıştırılıyor.Karışımı gözlerinize degmeyecek şekilde yüzünüze sürüyorsunuz ve 15 dakika bekliyorsunuz.Maskenin faydaları:Limon suyu cildi dezenfekte eder,sivilceleri kurutur ve siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur.Yogurt ise cildi besler,nemlendiri ve yag miktarını dengeler.Bu maskeyi hafta da bir uygulayın.(Yasemin Fatih Amato-Kozmetik Dermatolog Doktor)


ESKİ EŞYALARI ATMAYA SON

Dogaya bir katkı daha benden.Çok güzel gözküyorlar degil mi?Yapanların ellerine saglık.





Blair'in Giysileri

Gossip Girl karekteri Blair'in elbiselerine yer vermek istiyorum.Çünkü gerçekten içinden hoş parçaları bulup benimde olsun diyebiliyorum.Moda tutkusu olanların bu dizideki giysilere bayıldıklarını tahmin edebiliyorum.Bazen çok abartı kaçsa da dondurucu soğukta bile sırf moda diye burnu açık ayakkabı giyen Blair'in stili süper..Saç aksesuarlarının yanında giyim konusunda da çok şey öğretti bence Blair..
Söylemeden geçemeyeceğim buraya koyduğum herşeye bayıldım.Beyaz elbisenin duruşu,görünüşü,modeli çok hoşuma gitti.


Modacı Hanımlar sizin beğendiğiniz modeller hangisi?

3 Nisan 2009 Cuma

Oyalı Tülbentler














Desen desen ,model model hazırlanmış oyalı yazmalar beğeninize sunulur !!!! :):):)

Onun Adı OTİZM

Otizm nedir?Günümüzde her 150 çocuktan birini etkileyerek, çocuklar arasında en hızlı yaygınlaşan nörolojik bozukluk olması ile dünya genelinde hızla yayılan bir hastalık olarak görülüyor…Dünyada bu yıl şeker, kanser ve AIDS dahil olmak üzere bir çok hastalıktan daha fazla sayıda otizm teşhisi alınması öngörülüyor...İstatistikler genetik temelli olduğunu gösteriyor. Çevresel faktörler de dahil olmak üzere, nedenlerinin bulunması için yoğun araştırmalar devam ediyor...Kesinlikle ülke, ırk, kültür ya da sosyo-ekonomik farklılık gözetmiyor…Bugün için bilinen en etkili tedavisi yoğun bireysel eğitim...Dünya Otizm Farkındalık Ayı2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratmak ve otizm ile ilgili sorunlara çözüm bulmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” (2nd April World Autism Awareness Day) olarak ilan edilmiştir. 2 Nisan’da başlayan “Otizm Farkındalık Ayı” çerçevesinde tüm dünyada otizmle ilgili araştırmaların teşvik edilmesi ve bilinirliğin artırılarak, erken teşhis ve tedavinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
Otizm,bundan belki 5-10 sene öncesine kadar bir çoğumuzun adı bile bilmediği bir rahatsızlıktı.Öyle hızla yayılmaya başladı ki ailenizde olmasa bile mutlaka sağınızda,solunuzda bir otistik çocuğa raslar durumdayız.Benim Otizmle tanışmam çocukların konuşmada geç kaldıklarını düşünmemiz nedeniyle gittiğimiz bir prof(?!) sayesinde oldu.Bir kaç çocuk doktorunun,büyüklerin "ikizler ve erkek çocukları mutlaka geç konuşucaklardır"diyerek rahat olmamızı söylemelerine rağmen içimiz rahat etmedi ve bir uzamana gitmeğe karar verdik.Benim hatam internetten araştırarak bir çocuk psikiyatristi bulmam oldu sanırım.Aynı hataya aman düşmeyin derim.Ben çocukların iki buçuk yaşında oldukları halde hala konuşamamalarından rahatsız olup,internette arıştırma yapmaya başlayınca,çocuklarda aslında çok net,ısrarcı bir şekilde olmasa da dikkateksikliği,göz kontağı kurmama sorunu gibi otizm belirtileri gördüğümü söyledikten sonra netten bulduğum prof beye ,bana "evet aslında, tabiki bunu söylemek zor.bir insana öleceğini söylemek gib, onun kadar zor ama çocuklarınız %99 otistik" diyen süper beyin sayesinde ilk defa otizmle karşı karşıya geldim.
Otizmi daha ayrıntılı araştırmaya başladım internetten.Sitelerin %85'i kopyala yapıştır,salla gitsin zihniyetiyle hazırlanmış ve bu %85'i de bana otizmin soğuk anne rahatsızlığı olduğunu söylüyodu.Yani çocuklarımın böyle bir rahatsızlığının olması benim sorumsuzluğum,soğukluğum,ilgisizliğimdi.Bu benim aşırı derecede psikolojimi bozdu."İkiz oldukları için yoruldum da onları boşladım mı?Ben iyi bir anne olamadım mı? Ev için,keyif için onların zamanını mı çaldım?"diye kendi kendime sora sora kafayı tırlattım bi müddet.Halbuki çocukları mecburen,benden çok daha deneyimli,bilgili olan anneme bırakıp işlerimi halletmeye çıktığım zamanlar bile yüz defa annemi arar"şöyle yedir anne,böyle yatır anne ,nasıl ağladılar anne,zart oldu anne zurt oldu anne" demek suretiyle kadını canından bezdiren "sanki hiç çocuk büyütmedik,bunun çocuklarının ki altından"dedirten böyle evlat manyağı bir anneydim.Daha sonra kitaplar,dergiler yığdım eve okudum ve öğrendim ki Otizmin soğuk anne,maddi gelir vs gibi sebeplerle alakası kesin olarak bulunamamış nörolojiyle ve psikiyatriyle alakalı henüz tıbbın sebepleri şunlardır diyemediği ve bu yüzden kesin çözümleri de bunlardır diyemediği,halen tıbbın üzerinde çalıştığı bir rahatsızlıkmış.
Cerrahpaşa'da babamın öğrencilerinin tavsiyesiyle çocukları Genetik uzmanı Dr.Ahmet Aydın'a götürdüm çocukları.Daha önce gittiğim doktoru çocukların durumunu vs anlattım.Testler sonuçlanana kadar uzun bir süre geçer zaman kaybetmeyelim dedi ve bana çocuklarda uygulamam için otizm diyeti verdi.Normal un yasak,süt yasak,balık yasak,patates yasak vs vs.Genel olarak çocukların çok sevdikleri ve sürekli tüketim ürünleri olan şeyler hep yasak.Uygulaması gerçekten çok zor oldu.O kadar test vs yapıldı ki hangisi nereye veriliyodu,nerden alınıyodu sorusu Öss'den daha çok sitres yaratır olmuştu.Annemler falan bile bu tahlili nereye götürücektin?Burdan hangi sonucu alıcaktın sorularına verdiğim cevaplarda ki düşünme sürelerinden hafıza mı ölçer olmuşlardı.Bütün testler,tahliller bitti alnımın akıyla "zehir gibi" bir hafızayla çıktım bu hengameden :) Sonuçlarla Ahmet beye gittim tekrar ve hemen hemen hiçbir sorun yoktu.Hatta bazı değerler o kadar iyi çıkmıştı ki doktor "sen bu çocuklara ne yediriyosun"demişti şaşkınlıktan :) (düzenli olarak arı sütü,polen,bal karışımı,balık yağı ve ginko biloba işin sırrı :) ) Benim içim gene de rahat etmedi ve en son psikiyatrist Mücahit Öztürk'ün odasında bulduk kendimizi.Otizmde özellikle dalında tek olduğu söylenir Mücahit beyin.Zaten odasına girip de görüşmeye başladığınızda "bu sefer doğru yerdeyim"diyorsunuz.
Mücahit bey bize otizm ile yaygın gelişimsel bozukluk arasında ki farkları anlattı.Çocukların diğer yaygın gelişimsellere göre çok çok daha iyi durumda olduğunu,EĞİTİM,EĞİTİM,EĞİTİM! tedavisiyle normal gelişim gösteren çocuklarla olan arayı kapatabiliceğimize dair ümitler verdi:)
Diyet,oksijen tedavisi vs gibi tedavi yöntemlerinin hiçbir tıbbi geçerliliği olmadığını tek çaresinin zaten sürekli yenilediği EĞİTİM EĞİTİM EĞİTİM!olduğunu söyledi.Bir senedir kendisinin önerdiği bir rehabilitasyon merkezinde özel bireysel eğitim alıyolar çocuklar.Çok güzel gelişmeler kaydediyoruz :)
Eğer otistik bir çocuğunuz varsa ve özellikle anneyseniz size tavsiyem kendinizi suçlamayın kesinlikle.Otistik bir çocuğa sahip olmak hiçbir şeyin sonu değil.Aldığınız haber bir ölüm haberiyle kesinlikle eş değer değil.Eğer kendinize dönüp baktığınız zaman eksikler görüyorsanız bu süreç sizin içinde bir atağa geçme,kendini geliştirme süreci olsun.Kesinlikle kendinizi cezanldırmakla vakit kaybetmeyin.Çocuğunuzla beraber kendinizi de eğitime sokun ve zihninizi dört açın.Kendinize acımayı veya kendinizi acındırmayı bir kenara bırakın artık daha sıkı daha sert bassın ayaklarınız yere.Eğitimi sadece rehabilitasyon da ki eğitmenlerin üzerine atmayın en az onlar kadar etkili bir eğitmensiniz.Ben derim ki,çocuğunuz bireysel eğitime girdiği zaman uzaktan eğitmeni izleyin mutlaka.Her çocuğun eğitim için kendinde açtığı bir kapı var ama farklı renklerde,farklı boylarda.Çocuğunuzu iyi inceleyin ve bu kapılarını bulun.Çocuğunuz kendine veya çevreye karşı şiddete eğilimli olabilir.Kendine ve çevreye zarar verici hareketlerde bulunabilir bu yüzden ona bağırmayın,dışlamayın ve ondan utanmayın.Sizin sert tepkilerde bulunmanız zaten onu daha tedirgin edecek ve daha çok kendine zarar verme eğilimine girecektir.Çocuğunuzun diğer çocuklardan farklı bir dünyası,kendince kurduğu farklı bir hayat işleyiş sistemi var bunu unutmayın.Kendinizi ona kızıp bağırmadan önce onun yerine koyup onun gözlerinden bakın olaylara onu daha iyi anlayacaksınızdır.Ona sıkı sıkı sarılın,sık sık mıncıklayın,şapır şupur öpün :) Siz de akrabalarınız vs de ten teması kurun çocuğunuzla.Abartılı sevgi gösterilerinde bulunun.Günlük hayatta herşeyin,her nesnenin mutlaka söyleyin.On kere de bin kere de olsa bunu bastıra bastıra,ağız hareketlerinizle biraz da abartılı bir mimikler kullanarak söyleyin.Artık çok sabırlı bireyler olun.Asla ümitsizliğe,yorgunluk,bezginliğe kapılmayın.Belki biraz geç de olsa emin olun çok lezzetli meyveler alacaksınız çocuğunuzdan.
Ben Nisan ayının dünya otizm ve farkındalık ayı olarak ilan edildiğini bugün sevil arkadaşın blogunda okuyunca öğrendim.O'nun da verdiği bilgiler için,duyarlılığı için ayrıca teşekkür ediyorum tekrar kendisine.Kendisi de,ben de bu yazıyı okuyanlardan rica ediyoruz.
yayınlayın..link verin..tanıtın..paylaşın..toplumu bilinçlendirmek adına ne olur Destek verin...

OTİZM TANISI ALMIŞ ÜNLÜLER
Albert Einstein, 1879-1955, Alman/Amerikalı fizikçiIsaac Newton, 1642-1727, İngiliz matematikçi ve fizikçiFriedrich Nietzsche, 1844-1900, Alman filozof Thomas Edison, 1847-1931, Amerikan mucitHenry Ford, 1863-1947, Amerikalı sanayiciHikari Oe, Japon besteciBhumi Jensen, Taylan prensi,Stephen Wiltshire, İngiliz mimarCaiseal Mor A Blessing and a Curse: Autism and Me’in yazarı, fantastik hikayeler en iyi satanlar arasında girmiştir, müzisyen ve sanatçıJane Austen, 1775-1817, İngiliz romancı, Pride&Prejudice’ın yazarıBéla Bartók, 1881-1945, Macar BesteciLudwig van Beethoven, 1770-1827, Alman/Viyanalı müzisyenAnton Bruckner, 1824-1896, Avusturyalı BesteciEmily Dickinson, 1830-1886, Amerikan şairOliver Heaviside, 1850-1925, İngiliz fizikçiThomas Jefferson, 1743-1826, Amerikan politikacıCarl Jung, 1875-1961, İsviçreli psikoanalistFranz Kafka, 1883-1924, Çek yazarWasily Kandinsky, 1866-1944, Rus/Fransız ressamCharles Rennie Mackintosh, 1868-1928, İskoç mimar ve tasarımcıGustav Mahler, 1860-1911, Çek/AvusturyalıWolfgang Amadeus Mozart, 1756-1791, Avusturyalı besteciGeorge Bernard Shaw, 1856-1950, İrlandalı oyun yazarı,Richard Strauss, 1864-1949, Alman besteciNikola Tesla, 1856-1943, Sırp/Amerikalı bilimadamı, elektrikli motorların mucitiVincent Van Gogh, 1853-1890, Hollandalı ressamTaylor Crowe, sanatçı ve avukatChristopher Knowles, Amerikan şairJasmine O'Neill, Through the Eyes of Aliens yazarıBirger Sellin, Alman yazar

asla unutmayın her sağlıklı insan her an özürlü olmaya adaydır!!


Yenİ Hediyem ve Ben!




Deichmann da beğendiğim ayakkabılarıma bugün kavuştum.Biraz fazla topuklu olduğundan dimdik duruyorum ve alışmam biraz zaman aldı.Şimdi ise onlarla koşturuyorum:)Ayağımdaki duruşlarını çekip size koymak istedim.Hem daha eğlenceli hem daha güzel olur diye.Fiyatı ise inanılmaz 49,90! Sizde sahip olmak istiyorsanız en yakın Deichmann mağazasına koşmanız gerekicek.
Model olarak ben varım..Biraz utangacımdır resim çekinme konusunda yeni yeni açılıyorum.Sizce ayakkabı nasıl durmuş.Buarada üstümdeki elbiseyi terkos pasajından 15 ytlye almıştım.


Follow my blog with bloglovin´

ELMALI KÜÇÜK KEKLER

Hamuru önce bir degişik gibi geldi bana.Yaparken korktum birşeye benzemeyecek diye ama tadı güzel oldu.İlk defa denedim.
Malzemeler:

  • 200 gr. elma

  • 70 gr.margarin(oda sıcaklıgında olacak)

  • 250 gr.un

  • 2 yemek kaşıgı limon suyu

  • 1/3 su bardagı toz şeker

  • 1 tatlı kaşıgı limon kabugu rendesi

  • 1 yumurta

  • 2 tatlı kaşıgı kabartma tozu

  • 7 yemek kaşıgı süt

  • üzerine sürmek için sıvıyag
Elmaları soyun ve küçük dograyın.Limon suyunda bekletin.Margarini,tozşekeri ve limon kabugu rendesini karıştırın.Yumurtayı çırpın ve içine un ve kabartma tozunu karıştırıp margarinli arışıma ekleyin.Sütü ekleyin ve yogurun.Biraz ilginç bir hamur ortaya çıkıyor.İçine elmaları ilave edin.Yaglanmış tepsiye kaşık yardımıyla öbek öbek dökün.Önceden 200C ısıtılmış fırında 20-25 dakika pişirin.Ilınınca üzerine fırçayla sıvıyag sürün.
Afiyet olsun.

2 Nisan 2009 Perşembe

ıspanaklı meyvalı pasta



malzemeler
4 yumurta
1 su bardağı ıspanak
8 yemek kaşığı un
8 yemek kaşığı şeker
1 kabrtma tozu
1 vanilya
kreması için
yarım litre süt
3-4 yemek kaşığı un
1 vanilya
yarım su bardağı şeker
üst kreması için
2 paket kremşanti
2 bardak süt
yapılışı
pandispanyayı çırpın fakat ıspanakları sıcak suda bekletip rondodan geçin daha sonra karışıma dökün pandispanyayı pişirin ve daha sonra arasına kremayı ve üzerini süsleyin.

Kırmızı erkeğin rengi


Eğer bir erkeği etkilemek için giyenecekseniz, ne kadar dar ve seksi olsa da siyah elbisenizi gardorobunuzun bir köşesine fırlatın ve kırmızı olanı seçin.

ABD'nin seçkin üniversitelerinden University of Rochester'da yapılan bir araştırmayla, erkeklerin kırmızı giyen kadınlardan hemen etkilendiği tespit edildi. Buna neden olarak kırmızının erkeklerin en dipte kalmış içgüdülerini ve duygularını anında uyarması gösterildi. Çalışma çok sayıda gönüllü erkek deneğe değişik kadın fotoğrafları gösterilerek yapıldı. Değişik renkteki fotoğraf çerçevelerindeki değişik renkte bluzlar giymiş kadınların, deneklere gösterilmesiyle yapılan deneyde, erkekler kırmızı renkli kıyafetlilerle daha uzun zaman ilgilendikleri gibi en çekici kadın olarak da yine kırmızılı bayanları seçmişler. 

'Journal of Personality and Social Psychology' adlı bilimsel makalede yayınlanan araştırmayla ilk kez kırmızı ile erkeklerin beğenisi ve cinsellik üzerine bir bağ bilimsel olarak kurulmuş oldu.  Araştırmaya katılan erkeklerin verdiği bir şaşıtıcı cevap ise, kırmızı giyen kadınlara çıkma teklif etmelerinin daha kısa zaman alması!

Bu araştırma, tarihin erken dönemlerindeki cinsel ritüellerin neden kırmızı boyayla yapıldığını ve sevgililer gününde neden herşeyin kırmızı olduğunu da açıklamış oluyor.



Şık olmayı kim istemez


Şık olmayı kim istemezHer daim şık olmayı kim istemez. Ancak bunun zahmetli bir iş olduğunu düşünüyorsanı yanılıyorsunuz. Çok küçük detaylara dikkat ederek siz de her daim şık olabilirsiniz.

Modacılar her yıl favori olan kıyafetleri, ayakkabıları ve aksesuarları belirlese de şu gerçeği unutmamalısınız; her kadın kendisinin modacısıdır. Ancak kendi tarzınızı yaratırken de modanın hiçbir zaman değişmeyen kurallarına dikkat etmekte fayda var.
         
RENK VE DURUŞ
Tek renklilik, kurtarıcınız olabilir. Tepeden tırnağa aynı renkte giysiler giyerseniz, uzun, bölünmemiş bir çizgi illüzyonu yaratmış olursunuz. Bu da sizi daha ince gösterir ve kusurların daha az göze çarpmasını sağlar. Siyah, devetüyü, krem, koyu kahve gibi nötr tonları kullanmayı tercih edin. 

BEDENİNİZE UYMALI
Vücudunuza çok büyük (uzun, bol tişört ya da elbiseler gibi), ya da çok küçük (kısacık, üzerinize yapışan tişörtler gibi) gelen giysiler, sizi olduğunuzdan daha kilolu gösterir. Bu nedenle kendi bedeninizde uygun giysiler satın alın. Böylece vücut hatlarınız daha ölçülü biçimde ortaya çıkar.


YAPIŞKAN DEĞİL, AKIŞKAN
Giydiğiniz kumaşlar ikinci bir deri gibi üzerinize yapışmamalı, yapışmadan sarmalı. Jean gibi sert kumaşlar çıkıntıları toplayıp saklarken, poplin ve keten gibi daha az sert kumaşlarda fazlalıklar pörtleyebilir. Çok ince kumaşlarsa en tehlikelisidir. Hem iç gösterebilir, hem de vücuttaki çıkıntıları iyice ortaya serer. Böylece “Güzel olayım” derken daha da kötü bir hal alabilirsiniz. Bu nedenle kıvrımlı bir şekilde inen, yapışmayan ama akışkan duran kumaşları tercih edin. 

PANTOLON ALIRKEN
Kıyafetler arasında pantolonlar önemli bir yer tutar. Bu nedenle pantolon seçimi de önemlidir. Pantolonda en iyi görüntüyü elde etmek için büzgüsüz ve pilesiz pantolonları tercih edin. Çünkü bunlar sizi daha göbekli gösterir. Ayrıca göbek deliğinizin yaklaşık 2.5 santim aşağısında biten, az düşük belli ve paçaları hafif geniş pantalonları da giyebilirsiniz. Pantolon paçalarının hafif geniş olması kalça genişliğini dengeler. 

ETEK KİLOYU ÖRTER
Etek alırken kilonuza çok dikkat etmeniz gerekir. Özellikle etekler büyük popolarla tombik göbekleri gayet şık bir biçimde kamufle eder. Eteklerde diz hizası uzunluğunu tercih edin. Çünkü diz hizasındaki etekler bacaklarınızın en iyi şekilde görünmesini garantiler. Kısa boylular ise uzun etek giymemeli

Giyim hileleri ile ince görünüm


Kıyafet hileleriyle daha zarif, daha ince, hatta daha uzun görünebilmek mümkün. Ama önemli olan doğru kombinasyonlar yapmak...

Kıyafet hileleriyle daha ince görünmen mümkün. Öncelikle duruşun çok önemli; dik durduğun zaman daha ince görünebilirsin. Kıyafetlere gelince, kullandığın renklere ve kumaşlara dikkat etmelisin. Koyu renkli, hafif ve yumuşak kumaşlar, seni daha ince gösterecektir. Kayık ve yuvarlak yakalı giysiler yerine V yakalı elbiseler ya da V yakalı dar bluzlar, üst bölgeni olduğundan daha ince gösterir. Ya da armut tipi vücudun varsa, yuvarlak yaka kesimler tercih etmelisin. Alt taraf için de düz kesimli etekler ya da normal kesim pantolonlar uygun olacaktır. Ayrıca düz kesim yerine asimetrik şekiller ve kesimler fazla kiloları ve problemli bölgeleri gizler. Pantolonunun paçası ne kadar uzunsa, bacakların da o kadar uzun görünecektir.


Basen bölgesi geniş olanlar nasıl giyinmeli?         

Kıyafet seçiminde dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri kusurlarını bilmen ve ona göre giyinmen gerektiği. Örneğin; basenini kamufle edip, beğendiğin bir bölgeni öne çıkartarak kusurunu kapatabilirsin. Pantolonlarda, uzun boru paça olanlar senin için ideal. Dapdar, kalçayı sımsıkı saran pantolonlar yerine kalçanın şeklini ele vermeyen boru paçaları tercih etmelisin. Etek olarak pilili değil kloş ya da dar etekleri seçmelisin. Pilili etekler, seni olduğundan kilolu gösterir. Kaçınman gerekenler ise iri desenli kıyafetler, beyaz renk ve jarse kumaşlar. Ama boyuna çizgili bir elbisenin seni olduğundan daha ince göstereceğinden emin olabilirsin. Basenlerini kamufle etmek için etek ve pantolon giydikten sonra kalçalarını örtecek kadar uzun bir bluz giyebilirsin. Ama cepli ya da teferruatlı modellerden kaçınmalısın.

İnce görünmek için her zaman siyah giyinmeye gerek yok

İnce görünmek için hepimizin siyaha sarıldığı bir gerçek. Ancak sadece siyahın esiri olmak yerine başka koyu renkleri de tercih edebilirsin. Lacivert, füme, gri gibi renkleri deneyebilir, tepeden tırnağa bir renk giymektense kıyafetine kontrast bir renk katarak daha ince görünebilirsin. Örneğin; canlı renkte bir ceketle kıyafetini tamamlamaktan çekinmemelisin.

Hangisini Giymek İstersiniz?

Bu kombinlerin hepsine bayıldım..Nasıl giyinmemiz gerektiği hakkında bilgi verebilir.
Bugün siz hangisini giyinmek istersiniz?




YORUMU SİZ YAPIN



Daha fazlasına buradan bakabilirsiniz.

Sienna Ve Rahat Giyimi

Sienna'nın giyiniş tarzını çok seviyorum.Ünlü olmasına rağmen abartmayan gayet basit şeylerle bile şık olmayı başarabilen birisi.Eminim sizde Sienna'nın giyinişini beğeniyorsunuzdur.
Çizgili bir gömlek,skinny pantolon ve babetler her zaman favorimdir günlük hayatta.Ve siennanın burdaki babetlerine bayıldım.İncelemek için lütfen resimleri tıklayın.

1 Nisan 2009 Çarşamba

pudingli süpriz kurabiyem

tegori: kurabiyelerim
malzemeler

200 gr margarin
1 su bardağı pudra şekeri
yarım çay bardağı yoğurt
1 kabartma tozu ve 1 vanilya
yarım paket kakolu puding
1 buçuk su bardağı sütle yapılcak
aldığı kadar un
yapılışı
malzemeleri yoğrup içine pişirip soğuttuğumuz pudingi koyup kapatıyoruz

8.STERİMAR RESİM YARIŞMASI BAŞLIYOR


Bolu'da bir eczanede gördügüm ve internetten bilgilerini indirdigim bir resim yarışmasını duyurmak istiyorum size.Bu yarışmaya sadece ilk ögretim ögrencileri katılabiliyor.Çocuklarımızı resime teşvik etmek için çok güzel bir yarışma.Konusu ise bence muhteşem "Derin Bir Nefes Alın,Okyanusa Dalın"İşte bilgiler:
Sterimar tarafından düzenlenen ve bu yık sekizincisi yapılacak olan resim yarışmasının bu seneki konusu "Derin Bir Nefes Alın , Okyanusa Dalın." Resim yarışmasına son katılım tarihi 13 Nisan 2009 olarak belirlenmiştir.

Hediyeler:Kategori 1. lerine
Nintendo wiiKategori 2.lerine
İpod NanoKategori
3.lerine
250,00 ytl'lik D&R Hediye çeki
Yarışma Sedece İlk Öğretim Öğrencileri içindir.Resim kağıtları 35x70'den büyük olmamalıdır.Her türlü boya kullanılabilir.

2009 Makyaj Ve Saç Modası

Gözleri daha çok ortaya çıkartan altın sarısı,ışıldayan beyazlar farlar moda.Aynı zamanda açık tonlarda sürdüğünüz farlar göz makyajınızı daha belirgin yapıyor.Göz makyajımda şu sıra açık parıltılı pembe kullanıyorum.
Bu sene kedi gözlere geri dönüyoruz.Eye lineerlar mümkün olduğu kadar belirgin sürebilirsiniz.Ama bu makyajda püf nokta sadece gözleri belirgin yapıp dudaklarınızı mat bırakmanız ve allığı da fazla kullanmaktan kaçının..Açık pembe farımın üstüne sürdüğüm eye lineer çok daha belirgin oluyor.(dün yaptığım makyaj)

Bu sene dudaklarda bebeksi pembelikte hakim..Dudaklarında doğallık ve sadece parlatıcı varmış gibi durmasını isteyenler için favori renklerden..(Dünki makyajımda seçtiğim dudak parlatıcısı rengi)
Ve kadınların vazgeçilmezi ünlü modacıların koleksiyonununda vazgeçilmezi.Kırmızı rujlar her zaman ilk sıradalar.
Doğal dalgalar,yumuşak halkalar bu sene saç modasında.Düz fön yerine alternatif olarak dalgalı fön seçebilirsiniz.Hem saçlarınız daha havalı ve hacimli olur hemde 2009 saç modasını yakalamış olursunuz..
Makyaj yaparken en çok vurguladığınız neresidir?Benim gözler ya sizin?

PORTAKALLI REVANİ

Fotograf pek net degil ama arkadaşlar tadı çok güzel oluyor.
Malzemeler:
  • 3 yumurta
  • 3 kahve fincanı toz şeker
  • 3 kahve fincanı irmik
  • 3 kahve fincanı un
  • 1 kahve fincanı sıvıyag
  • 1 su bardagı yogurt
  • 1 çay kaşıgı karbonat
  • portakal kabugu rendesi

Şerbeti için:

  • 3 su bardagı toz şeker
  • 3 su bardagı su
  • 1 su bardagı portakal suyu

İlk önce şurubunu kaynatın ve ılık olarak kalsın.Yumurtaları çırpın.Şekeri de ekleyerek mikserle 5 dakika çırpmaya devam edin.Yogurdu,sıvı yagı koyun ve tekrar çırpın.İrmigi,unu ve karbonatı ekleyerek çırpmaya devam edin.İçine portakal kabugu rendesini de ekleyin ve kaşıkla karıştırın.Yaglanmış tepsiye dökün.Önceden 185C ısıtılmış fırına verin.Üstü kızarınca çıkarın.Ve ılık şurubu üstüne dökün.

Afiyet olsun.

Straplez Elbise Beni Benden Aldı

Elbiseye bayıldım..Hem kumaşına hem duruşuna hem rengine hemde desenine...
Çok güzel duruyor..Ya sizce?