Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2010 Pazar

Türkiye İç Savaşın Eşiğinden Döndü

"....Sahada bugün Beşiktaş yerine Galatasaray oynasaydı, bu hakem yüzünden şu an sokaklarda çatışmalar yaşanıyor olurdu. Herhalde biz de postu, laptop'u aküye bağlayıp, çanak antenden modem devşirerek gönderirdik.... "
Blogiçi gtalk konuşmalarından bir alıntı

Hepimize geçmiş olsun, ucuz kurtulduk valla... Hüseyin Göçek'in yönettiği son Galatasaray maçında ne oldu diye soranlara sanırım Mustafa Sarp en iyi cevabı vermiş. 

O gün anlayamamıştım seni fakat şimdi gayet iyi anlıyorum Mustafacığım, kusura bakma... 

10 Nisan 2010 Cumartesi

BJK Resmi Sitesi'nde 93 Beşiktaş-Trabzonspor Maçının Hikayesi

Elimde değil, ne zaman Trabzonspor ile maçımız olsa aklıma 1993'te oynanan ve 7-1 biten maç geliyor. O zamanlar 4 büyük takım arasında böyle büyük farklı skorlar olmazdı ve Trabzonspor yabana atılacak bir takım değildi. Fakat o gün, Beşiktaş ve Sergen özellikle çok iyi oynamış, Trabzonsporlu oyunculara oynama şansı bırakmamışlardı. İşte o maçın hikayesini, BJK resmi sitesine unutulmayan 16 maç başlığı altına koymuşlar. Bakalım o günleri nasıl anlatmışlar:

"Hiç durmadan yağan bir yağmur, insanı titreten bir rüzgar. Tribünlerde biletli 10 bin 460 seyirci hiç durmadan yaptığı tezahürat... İşte bu atmosferde fırtına gibi başlıyor Beşiktaş maça.
Henüz ilk dakikalarda kurduğu baskı sonuç veriyor Kara Kartal’ın... Orta sahada Sergen’e yapılan bir faulü hakem Erman Toroğlu avantaja bırakıyor, Metin’in ortasında da Mehmet topu Trabzon ağlarına gönderiyordu.

İkinci dakikada gelen ve Trabzon’u moral olarak çökerten gol, Beşiktaş’ı daha da şahlandırdı. 16’ncı dakikada bu kez Nartallo’nun vuruşu ağlara gidiyor, 4 dakika sonra Oktay farkı üçe çıkartan golü atıyordu. Herkes şaşkındı. Daha 20 dakika dolmuş ama maçı kazanan ve kaybeden belli olmuştu. Bundan sonrası, Beşiktaş için tarihi bir skora imza atmak için oynanacak bölümdü artık.

İkinci yarı başlarken Trabzon biraz daha gayretliydi. Ama golü bulan taraf yine Beşiktaş oldu. Sahanın yıldızı Sergen nefis hareketlerle götürdüğü topu Victor’un bakışları arasında ağlara gönderdiğinde, skorbord 49. dakikayı gösteriyordu.

Golün şokuyla sarsılan Trabzon savunmasında bir büyük hata Nartallo’yla 5. golü getiriyor, Şenol Güneş kenarda takımının yıkılışını seyrediyordu.

69’da Şota’nın şeref sayısının ardından Beşiktaş yine rakibinin üzerin bir kâbus gibi çöktü. Birbiri ardına kaçan gollerden sonra Oktay’ın 81., Mehmet’in 85. dakikalardaki golleri tarihi farkı skor tabelasına yansıtıyodu.

Gordon Milne yönetimindeki Kara Kartal, Trabzonspor’a tarihinin en ağır yenilgisini tattırırken ligde 12 hafta sonunda üçüncü sıraya yerleşiyordu.

Beşiktaş: Zafer Öğer, Rıza Çalımbay, Ali Günçar, Gökhan Keskin, Mutlu Topçu, Fani Madida, Mehmet Özdilek, Sergen Yalçın (dk. 77 Kadir Akbulut), Oktay Derelioğlu, Osvaldo Nartallo (dk. 77 Ali Gültiken), Metin Tekin.

Goller : Mehmet (2, 85), Nartallo (16, 51), Oktay (20, 81), Sergen (49), Şota (69)."


Bu akşam böyle bir skor beklemiyorum, fakat Beşiktaş'ın maçı alacağına dair bir inancım var. Bakalım sabah sabah Bay Tahmin'e döndük, hayırlısı olsun... 

Fotoğrafa gelirsek, maçta gol atanlardan Oktay ve Nartallo için ne yazık ki Beşiktaş ve sonrası pek parlak geçmedi. Nartallo'yu da bu bahane ile analım dedik...

7 Nisan 2010 Çarşamba

MasterCard'ın BJK Taraftarlı Yeni Reklamı


MasterCard dün akşam Arsenal-Barcelona maçı devre arasında yeni reklamını yayınladı ve bir anda herkesin ilgisini üzerine çekti çünkü 1 dakika süren reklamda farklı taraftar grupları gösterilirken Türkiye'den de Beşiktaş taraftarı gösterilmiş. Gerçi çarşı gerekirse Mastercard'a karşı olur ama şimdilik onların da hoşuna gittiğine eminim. Videoyu sonra aradım, sözlükte buldum linkini, buraya da koyuyorum dün akşam izlememiş olanlar için:

13 Şubat 2010 Cumartesi

Efkar

Alın işte yine bir Beşiktaş Efkar Playlist With Yeni Rakı fırsatı. Bu Beşiktaş boyle g.t eder taraftarını...

Bu blogda Beşiktaşlı yazarlar var


Ve bunlardan biri olarak bugünkü Antep maçından umutluyum. Takım kendini bulmaya başlıyor gibi, seçim gibi dertler de geride kaldı. Kadro belli, teknik heyet belli, tüpçu başkan.
Delgado gitti, Beşiktaşın elindeki malzeme belli, geçen seneki performansından
yapabilecekleri belli. Tabata formda, eski takımına karşı da iyi oynayacaktir
kanımca. Ayrıca Antep'e verilen 15 milyon euro 1-2 galibiyeti de içeriodur belki
de, tüpçunun işlerine şahsen benim aklım basmıyor...
Bu maçın gelecek haftaki derbiden önce iyi bir moral olacağını umuyorum ben,
Beşiktaş geçen sene GS'yi İnönü'de yenmeyi hatırlamıştı, bu sene de Baros dönmüş olsa bile unutmayabilir.

5 Şubat 2010 Cuma

DESTEKLİYORUZ!

Bugün bir grup taraftar maçın 15. dakikasında stadı terkederek yeni yönetime tepkilerini ortaya koyacak. Bizden de Kaiowas oralarda olacağını söyledi. ÇK ekibi olarak hepimiz bu protestoyu destekliyoruz, hatta Beşiktaşlı olmayan yazarlarımız daha da çok destekliyor, onlar bile bıkmışlar bizim yönetimden. 
Çarşı her zamanki gibi bu olaya destek vermeyeceğini ilan etti. Dayak yedikleri polisin yanına ertesi gün kuyruğu kıstırılmış köpek misali gidenlerden zaten daha da fazlasını bekleyemeyiz. Alen ve şurekasına bence karakoldan izlesinler maçı, hem sıcak hem de asayiş berkemal olur.

Ayrıca kongreye politikayı sokanların hepsine sesleniyorum: yatacak yeriniz yok!



19 Aralık 2009 Cumartesi

Sacma Istatistikler #1


Besiktas Bu Sezon Nobre'nin Gol Attigi Her Maci Kaybediyor!


Old Firm Yine İş Başında: Beşiktaş'ın Hakkı Yeniyor!?


Lig Tv'den:

"İlk yarının son maçında Bursaspor'a mağlup olan Beşiktaş'ta hakeme isyan var! Teknik direktör Mustafa Denizli, maç sonrası Lig TV'ye yaptığı açıklamalarda hakem Tolga Özkalfa'ya yüklenerek "Bu takımın hakkını aramak bizim doğal hakkımız. Aynı oyuncu üç kere elle topu kontrol ediyor. Devre arasında arasında 'Hocam kurallarda ikinci sarı kart verilmez mi?' diye sordum. O da bana 'Hocam ben seni terbiyeli bilirdim' dedi. Ben terbiye sınırının dışına çıkmadım. Sadece bir soru sordum" diye konuştu."

Beşiktaş'ın gerçekten hakkı yeniyor. 3-2 yerine 3-0 olmalıydı maç. Hakkını vermek lazım.

14 Kasım 2009 Cumartesi

1. Geleneksel Stad Temizliği

Demirören yönetimi, "tribünleri temizleyeceklerini" söylerken sanırım bundan bahsediyordu. Beşiktaş tribünlerinden 36 kişiye -ki Alen gibi isimler de buna dahilmiş- bir yıl maçlardan men cezası geldi. Aslında çok da şaşırtıcı bir durum değil, hem maça yönetimlerden nemalandığın biletlerle git, hem de sana arka çıkan yönetime tribünden sözlü saldırı başlat! Bu olay, taraftar ile yönetim arasındaki bir olay değildir, olayı bu noktaya çekmeye çalışan çarşı sempatizanları mutlaka olacaktır, olay bir grup paralı askerin patronlarına isyan etmesi, ya da savaşta taraf değiştirmesidir, Demirören çok hata yapan biri olsa da aptal biri değildir, 30-40 adam gidince tribünlerin bir andan ona döneceğini sanmaz, iktidarının son günlerindeki insanların yapmaya bayıldığı, kendilerine kendilerini tasdik amaçlı yapılan haraketler sınıfındandır bu, akşam yatmadan önce "ulan ne başkanım ama, tak aradım komiseri, içeri aldı hepsini" deme lüksünü vermesidir.

2010 başındaki kongrede herşey meydana çıkacak, BJK üyelerinin klübe gelip oy haklarıyla gerçekten ne düşündüklerini söylemenin zamanı gelmiştir, bu seçimler tarihi önem arz etmekle beraber aynı zamanda camia için temize çıkma zamanıdır.

Merak ediyorum, bu 36 adam arasında, geçen sezon taraftar yürüyüşü sonrası polisten dayak yiyen Beşiktaşlıların hakkını savunmak yerine, kuyruğu kıstırılmış köpek misali ertesi gün polise etek öpmeye gidenler var mıydı?

1 Ekim 2009 Perşembe

Beşiktaş'a Gaipten Sorular



Burada benim cevabını bulamadığım bazı sorular var, belki bu sorulara cevap bulabilirsek Beşiktaş'ın probleminin ne olduğunu da kestirebiliriz:

1 - Tello'nun problemi nedir? Kendisi yetenekli bir oyuncu olduğu kadar, küsmeye de elverişli bir oyuncu. Yönetimin, "sana verdiğimiz parayı beğenmiyorsan çekip git" ultimatomu acaba bunda etkili olmuş mudur?

2 - Bobo gitmek mi istiyor, yoksa kariyerini burada geliştirmek mi istiyor? Bobo'nun menejeri Figer olduğu sürece Beşiktaş'tan gitme ihtimali var mıdır?

3 - Nihat'ın bu takımdaki rolü ne olacak? Geçirdiği sakatlıklar ve yaşı, bu rolü üstlenmesine engel midir? Eğer engelse, Nihat'a nasıl bir başka rol verilebilir?

4 - Beşiktaş yönetiminin kaleci planlaması nedir? Kaleci mevkii, transfer ile hemen çözülecek bir pozisyon değilse, hem as, hem de yedek kalecinin formda tutulması gerekiyorsa, şu anki form durumuna göre, Beşiktaş'ın as kalecisi kimdir, yedek kalecisi kimdir?

5 - Sivok ve Holosko'nun yurtdışına satılma ihtimali var mıdır? Yoksa bu oyuncular, Beşiktaş dışında bu paraları kazanamayacaklarının farkında mıdır?

6 - Ersnt bu oyununu ne kadar sürdürebilir? Yoksa eninde sonunda takımdaki ruhsuzluktan etkilenip, o da koyverir mi? Ernst'in formsuzluğunda, onun yükünü takımda kimler üstlenebilir?

7 - Şampiyon olmuş takımın defans kurgusunu toptan değiştirmek caiz midir? Yeni defans ekibinin birbirini tanıması ne kadar sürer?

8 - Beşiktaş'ta sözleşmelerle belirlenen maaşların kriteri nedir? Yoksa tuttuğunu koparmak formülüne göre mi düzenlenmektedir?

9 - Takımın en çok para kazanan oyuncularından birinin takımdan kovulmaya çalışılması ama başarılamaması, diğerinin ise bu sezon gol atamaması, takımın içindeki para-emek dengelerini bozmaz mı?

10 - Tabata'nın takım içindeki rolü nedir?

11 - Yusuf'un takım içindeki rolü nedir?

12 - Yıldırım Demirören'in rolü nedir?

13 - Daha da önemlisi Levent Erdoğan'ın rolü nedir? Ya da herhangi bir rolü olmadığı için, garip demeçlerle rol mü çalmaktadır?

14 - Arsenal Highbury'den 80 milyon pound kazanırken, Real Madrid kendi "Fulya Projesi" olan Spor Şehri'nden kendine para artı mükemmel tesisler kazanırken, Beşiktaş Fulya Projesi'nden nasıl sadece 13 milyon dolar kazanmayı bilmiştir? Bu paranın, Antep'e verilen bonservis bedellerinden bile az olması, hiç bir şey değilse bile ilginç değil midir?

15 - Türkiye'nin en iyi kondisyonerine sahip Beşiktaş'ın, üst düzey maçlarda son dakikalarda oyundan düşmesinin sebebi nedir?

16 - Batuhan'a şımarıklığı yüzünden prim verilmezken, Beşiktaş da dahil olmak üzere 3 büyük klübün de yabancı oyuncularda her türlü şımarıklığa ve disiplinsizliğe göz yummasının arkasında bir kasıt var mıdır? Türkiye'de Batuhan özelliklerine sahip kaç genç forvet oyuncumuz vardır?

17 - Beşiktaş niye ısrarla Mustafa Denizli'nin yükünü hafifletecek bir "teknik direktör" almamak ısrar etmektedir? Denizli yaşı ve tecrübesi ile artık genel menejerlik ya da idari işler koordinasyonu yapabilecek konumdayken, onu takımın günlük işleriyle yorup, bıktırıp, istifa etmek noktasına getirmek nasıl bir stratejidir?

18 - Beşiktaş'ın şu anki kadrosunda kalbürüstü bir lige satabileceği kaç oyuncusu vardır? Yoksa niye yoktur? Varsa da -ki var olduğunu düşünüyorum- bu oyuncular niye yeterince forma şansı bulmamaktadır?

19 - Beşiktaş'ın şu anki kadrosunda A milli takımda banko oynayabilecek çapta kaç yerli oyuncusu vardır?

20 - Ali Kuçik, Rıdvan Şimşek gibi oyuncuları izleme şansı bulacak mıyız? Yoksa onları da bir sonraki transfer sezonunda x milyon + takas karşılığında kullanmak üzere mi saklıyorsunuz?

21 - Serdar Kurtuluş niye gitti? Bu takımda oynayamayacak kadar kötü bir sağ bek miydi? Onun yerine alınan Erhan, Serdar'dan daha mı iyi bir oyuncudur? Eğer öyleyse niye oynamamaktadır? Eğer daha iyi ise, niye İbrahim Kaş alınmıştır? İbrahim Kaş eğer stoper oynayacaksa Sivok ya da Toraman ne yapacaktır?

22 - Kendime forma almayı düşünüyorum, fakat formasını almaya değecek bir oyuncu ismi aklıma gelmiyor. Formanın arkasına ne yazdırsam diye düşünürken aklıma, Sergen, İlhan, Pascal, A. Dursun, Oktay, Zago, Ronaldo, Cordoba, Pancu gibi isimlerin gelmesi normal midir?

23- Son olarak, Delgado'yu arar hale gelmek.... Bu soruyu nasıl soracağımı bile bilmiyorum...



30 Eylül 2009 Çarşamba

CSKA Moskova -BJK : Gol Atabiliyormuşuz!


Başlamadan önce İlker Yasin'in başı sağolsun; cenaze evinden maç anlatmak zordur bilirim. Mustafa Denizli ile girdikleri puslu ortaklık sonucu, maçı izleyen bizleri de canlı cenazeye çevirdiler, bu yüzden de tebrik ediyorum bu ikiliyi.

Maçla ilgili anlatılacaklar çok fazla değil. Rüştü'nün ilk golde yaptığı pozisyon hatası, golün güzelliğinden dolayı ikinci planda kaldı. Tam da bu maçtan yırttığını düşünürken, ikinci golde bu sefer yerden gelen topu, tabiri caizse "içeri aldı". CSKA'nın 2 üst düzey oyuncusu var, onlar gollerini attılar. Allahtan Wagner Love'yi satmışlar, yoksa ondan da 2 gol yerdik.

Beşiktaş'ın tempo problemi devam etmekte. Oyuncuların isteksiz tavrı da düşün tempoda etken, temponun arttırılamaması rakibin yarısahasına kolay yerleşmesini sağlıyor. CSKA'da defans arasına atılacak toplarla gol bulmayı düşünen Denizli, takımın tempoyu arttıramaması, üzerine de erken gelen gol yüzünden CSKA'nın baskı kurmadan oynaması üzerine, plan revizyonuna gitti, ilk yarıyı beklemeden Yusuf - Holosko değişikliğine gitti. Yusuf'un Şampiyonlar Ligi kariyeri hiç de parlak değil, niye parlak olmadığını bugün bir kez daha anlamış olduk.

Beşiktaş'taki sorun, sahadaki oyundan kaynaklanmıyor. Sahadaki oyun, başka sorunların sonucu gibi. Geçen senenin iyi oyuncularının bu sene sahada ruh gibi gezmesinin sebebi takım içinde değişen dengeler olsa gerek. Anlaşılan, başarının bir hedef değil, bir eşik olduğunu pek çok oyuncu kavrayamamış, kavrayanlar da bir şekilde küstürülmüşler. Sahada takımı ateşleyecek bir oyuncu yok. Bırakın lider oyuncuyu, bir güzel şutla, bir güzel pasla, birkaç iyi hareketle arkadaşlarına heves verecek bir oyuncu da yok. Takımda, kendini ispatlama derdinde olan Serdar Özkan ve İsmail Köybaşı ile, Denizli'nin gözdelerinden Ekrem Dag dışında, çaba gösteren birine rastlamadım. Ernst ve oynasaydı Fink bu eleştirilerin dışında kalan oyuncular, onların vasat eşikleri yukarda ve her maç en azından o eşiği tutturuyorlar.

Ekrem'in golü ise en azından, grubu golsüz kapatma riskinden kurtardı bizi. Bu takımın şu anki amacı zaten gol atmak olmalı, bu hevessizlik ile ŞL'den puan almak hayal.

19 Eylül 2009 Cumartesi

Neden Kızıyoruz?

Şampiyon olan bir takımının tek bir oyuncusunu bile satmadan üstüne milyon euro'lar harcayarak nasıl gerileyebileceğinin hikayesi.. Takım içi dengeler derken herkes, o da ne ki? diye soran bir başkanın eseri...

1)Nobre:Geçen sezon sözleşmesi biten golcülüğü oldukça tartışılan ve fakat çalışkanlığı ile taraftarca sevilen Nobre.. ve tabi ki menajeri Figer Şampiyonluk gazı ile oluşan ortamı değerlendirmiş 2 milyon euro fiyata anlaşma imzamayı başardı..Aslında avrupa'da bonservisi olmasa bile Nobre'ye 1 milyon verecek takım bulmak bile imkansızken sevgili başkan bu çok açık blöfü göremedi..Haaa gören var mı? Bkz:Aziz yıldırım-lugano-figer....

2)Bobo:Aslında Nobre meselesini devamı.Gitmek istedi bobo satılamadı.Yunanlılar ona 2 milyon önerirken bizde 800 bine kaldı...Eeee dememek lazım kendisinin yarısı kadar golcü olmayan nobre bizden o 2 milyonu kapmıştı.. Başkan bir öyle bir böyle derken Bobo'yu küstürmeyi başardı..Sonuç bu sene oynamaya niyeti olmayan bir bobo.. Sözlemesi sene sonu bitecek bir bobo seneye bedava gidecek bu sene bir şey vermeyecek bir Bobo .. Bravo başkan bı görevide başardın..

3)Tello:Bobo'nun Light versiyonu sorun aynı ama biraz daha küçük.. ama sonuç benzer... ve yine alkışlar başkan'a

4)Fink:Gönder bedava'ya cisse'yi oldan bir gömlek alt olan bu almanı al.. alman ernst alman fink ne kadar zekice bir orta saha çözümü.. Bravo bir kez daha başkan.. sonuç tahmini Bkz:Seriç

5)Ferrari:Stoper olarak aslında eldekiler belkide en iyisi.. Fakat 4.5 milyon euro maliyeti ve Zapo'nun gidiş maliyeti'de 4 dersek 8.5 milyon euro ve ortada sadece ehh işte bir stoper.. Yine söz konusu başkan ise bunada şükür demek lazım..

6)Nihat:Yıllık 3.5 milyon euro'mu.. Başkanım takım içi denge derken.. Bobo'su var Tello'su var yazık değilmi onlara.. Sakatmış,2 yıldır doğru düzgün oynamamış, yaşı 30 olmuş ne önemi var Beşiktaş'ın öz çocuğu yuvasına döndü..Öyle olsunda sakın bu dönüş para için olmasın.. insan bir an düşünüyor değil mi başkan..

7)ismail: bir sol bek'e 6,5 milyon euro vermek hemde Şampiyonluk primlerini bile ödeyemeyen bir takımda.. Hemde öyle Barcelona'dan falan alınmış değil bildiğin Antep'den alınmış bir bek'e verilen bu para.. Ne denebilirken harika harika bir başkan..

8)Tabata:Yazmaya bile gerek yok komedi bile denemez.. sadece Bkz:Elano=7 milyon euro. Ayrıca küçük bir başka ayrıntı bu adam Beşiktaş'a gelmeye can atarken Antepte 3 kuruşa oynarken neden yıllık 1,5 milyon euro vermek gerekli bu adama.. Mesela 1 milyon versek gelmeyecek mi? Yine aynı mesele bobo tello ve yerliler şampiyonluk için ter döküp 2 kupa getirsin bu adamın yarısı para bile çok görülsün.. Başkan..

Del bosque'lerden, Komisyoncu Sinan ve transferlerinden(Seriç,Diatta,Zapo,Sivok...) vs'den bahsetmiyorum. Bunlar bu sene olan ve sadece transfer politasına yönelik hızlıca yazılmış ve bir anda akla gelenler..

Neden mi kızıyoruz?

16 Eylül 2009 Çarşamba

Biraz Yazık Oldu Doğrusu


Maçtan önceki yazımdan başlamam gerekirse, Hakan Liverpool bunalımını üstünden atmış, bence gayet iyi bir maç çıkardı. Ben hala Beşiktaş'ın bir "sağ bek"i olmadığını düşünüyorum. Oyuncuların ayakları çok titremedi, ileriye fazla şişirme top atılmadı, Rooney'e de boş alan verilmedi, Bobo, Giggs zaten yoktu. Tello gününde değildi ve Scholes bizi saçma bir kafa vurusuyla yıktı. (daha önceki 10. ve 11. maddelerden tutturduğumu düşünüyorum, hatta 9 da doğru olduğundan ve 3 maddeden birden kaybettiğimizden yenilmemiz kaçınılmaz oldu (çünkü ben ne desem hep doğru çıkıyor diyen spor yazarı zihniyeti...)).

Tek üzüntüm Denizli'nin 64. dakikada Owen ve Berbatov oyuna girdikten sonra olacakları kestirip defansa daha fazla önem vermememiş olması. Manchester'in çaktırmadan fena üstümüze geldiğini görüp daha sağlam defans yapmalıydık. 0-0 beni gayet mutlu ederdi açıkçası, oyuncular da bence son aydaki kötü performansı unuturlardı. Denizli de ilk CL puanını almış olurdu, bence bu yenilgi, ne kadar Türk ligi için "kurt hoca" olsa da, biraz onun tecrübesizliğini de yansıtıyor. Yine de onurlu bir yenilgi oldu, ama belki de daha iyisi mümkündu, kim bilir? CL'de beraberlikle yenilgi arasında sadece bir puan yok, Manchester'in aldığı 3 puan'in ileride grubu nasıl etkileyeceği de önemli. Sonuçta berabere kalabilmiş olsaydık, ileride Manchester kazanabilmek için daha fazla mücadele etmek zorunda kalıp bizim rakiplerimize karşı daha da istekli oynayacaklardı.

Beşiktaş seyircisinin hastasiyim...

Foto: Milliyet

15 Eylül 2009 Salı

Beşiktaş Nasıl Kazanabilir?

Yazı dizimizin bu bölümünü, bendeniz, yani olumlu şirin yazıyorum. Tarihimizde ilk kez, Manchester United'ı konuk ediyoruz. İngiliz takımlarına karşı şansımızın yaver gitmemesinin ana sebebi olan kanat akınları ve yan toplar, bu maçta, Beşiktaş'ın kurtarıcısı olabilir.

United, kadrosunu yazarken Vidic-Ferdinand ikilisini otomatik olarak yazıyor. Bu ikilinin, şu an dünya üzerindeki en uyumlu stoper ikilisi olduğunu söylersek sanırım abartmış olmayız. Beşiktaş'ın elindeki ortadan dikine oynayacak oyuncular, yani Tabata, Yusuf, ya da taktik dizilime göre Nihat ve Tello, bu duvarı ara paslarla aşmakta zorlanırlar. Hiçbirinin kondisyonu bu tarz mücadeleyi kaldıracak durumda değil. Fakat onların arkasında oynayan Fink - Ernst ikilisinin, iyi kötü oynamanın ötesinde, mücadeleci, rakibi boğan, gerektiğinde defans oyuncusu gibi marke eden, standart bir oyunları var. Bu bölgenin, Manchester ataklarına karşı iyi direnç göstereceğine eminim. Kazanılacak topların, göbekten değerlendirilmesi yerine, kanatlardan taşınması, ve yerden yapılacak orta-ara pas komobinasyonları ile, süratli oyuncuların Vidic-Ferdinand duvarına çarpmak yerine etraflarından dolaşması yapılacak en iyi hücum organizasyonu olur. Ne yazık, bu ikili kafa toplarında da çok etkili, o yüzden kanat organizasyonlarında defansın arkasına atılacak toplar, yerden ortalar, gole gitmek için en akılcı çözüm gibi gözüküyor.

Bu maç, iki takımın beklerinin performansının skoru belirleyeceği bir maç olacak. Her iki takım da puansız başlamak istemediği için de, hücum ve gol atmayı hedefleyecektir. Ferguson Beşiktaş'ı iyi analiz etmiştir, taraftar Barça ve Liverpool maçları gibi bir maç beklemesin, fakat şunu da unutmasın, Manchester da, Beşiktaş tarafından yenilemeyecek bir takım değildir.

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Kaş Transferi : Büyük Ama Yetersiz Revizyon


Erhan, İsmail, Ferrari ve şimdi de İbrahim Kaş... Geçen senenin defans ekibinden geriye, form tutması beklenen Toraman, Sivok ve artık yavaş yavaş 2. plana düşen Üzülmez kaldı. Takım şampiyon olunca, Mustafa Denizli en zayıf bölge olarak bellediği defansı tamamen değiştirdi. Yeni transferler ile bambaşka bir defans kurgusu yaratılabilir; peki işler mi? Her transfer zaten bir kumar olduğundan, şimdiden ahkam kesmek gereksiz olur. Fakat kafamda 2 önemli soru işareti beliriyor: Bir ay içinde Beşiktaş'ın Avrupa macerası başlayacak ve ortada oturmuş bir defans kurgusu yok. Oyuncuların tek tek iyi olması, hatta mükemmel oyuncular olmaları, beraber performanslarının nasıl olacağı hakkında bize ipucu vermekten uzak. Sivok'a zaten güvenilmeyeceği belli oldu, hata yapmaya müsait bir oyuncu; Ferrari desen iyi bir defans oyuncusu ama o kadar işte, ondan bir Ronaldo ya da yaşlanmış bir Zago bile çıkartmak şu aşamada zor görünüyor. Erhan ve İsmail ise hala kanatlardaki ileri çıkma, kademede durma olayını, önlerindeki oyuncularla oturtmuş durumda değiller, en azından 1-2 aya ihtiyaçları var. İbrahimler kadrosunun da genel durumu onlardan iyi değil, Kaş Türkiye'nin en çabuk stoperlerinden biri fakat çabukluğun herşey olmadığını bize öğreten bir Ronaldo örneği var yakın tarihli belleğimizde. Umarım İspanya'da enerjisini ekonomik kullanmayı öğrenmiştir, çabukluğuna, oyunu okumayı da eklerse o zaman defans hattında bir fark yaratabilir fakat şu an itibarı ile arka cepheden gelen sinyaller çok da olumlu değil.


Daha da kritik bir konu, defanstan topun nasıl çıkarılacağı. Malum, yerli oyuncularımız arasında bunu yapabilen oyuncular az, Ahmet Yıldırım gibi adamlar ne yazık ki kolay yetişmiyor, buna getirilecek çözümler ise ya defans hattını Alman bölgesine yakın kurmak ve kısa paslarla topu Ernst-Fink ikilisine aktarmak, ya da Almanlardan bir tanesini defans bloğuna yakın oynatmaktan geçiyor. 2 durumun da kendine göre riskleri var; defansı ileriye kurmak demek, rakip takımda bolca Ümit Karan tipi ofsayt delisi oyuncu olmasına dua etmekten başka bir şey değil. Ernst ya da Fink'i sarkık oynatmak demekse, ortasahada üstünlüğü rakibe vermek manasına geliyor. Daha öncede yazdığım gibi, Beşiktaş'ın topu son dörtlü dediğimiz hücum oyuncularına verdiği zaman hiç bir problemi olmuyor: bu dörtlü Şampiyonlar Ligi'nin en iyilerinden olmasa bile, aralarındaki uyum ve yetenekli oyuncuların varlığı ile en azından iç saha maçlarında puan getirebilecek güçte. Fakat defans ve ortasahadan top çıkarmakta zorlanıyor takım... Ernst ve Fink iyi oyuncular olsalar da, dikine çok geniş bir alanda top dağıtmak zorunda kalabilirler ki, bu iki oyuncunun da tarzları dışında bir oyun oynaması demek. Defansın top çıkaramama problemine, bir de Türkiye'nin en kötü top dağıtan kalecisi olan Rüştü'yü de ekleyince, kesilen her atağın, aynı dakika içinde Beşiktaş kalesine geri gelme riski artmakta. Şimdilik sezon başı olduğu için, Ernst de, Fink de takımın bu eksikliklerini kapatmak için canla başla mücadele ediyorlar, fakat ikisinden birinin sakatlığı ya da formsuzluğu durumunda Beşiktaş'ın kaleci ile forvet arasındaki bağı tamamen kopabilir. Bu durumda da yapılacak en mantıklı şey, İsmail Köybaşı'nın, defans hattındaki diğer oyunculara göre daha fazla olan ofansif yeteneğine güvenmek. İsmail tam da bu yüzden takımın şu an en vazgeçilmez elemanı: ileri çıkışları ile Tello'yu rahatlatmakta ve onun hücumda da aktif rol almasını sağlamakta, defansta doğru kademe yaptığı zamanlarda ise, yine önünde oynayan Tello'nun defans yardım için çok da geriye gidip, sol kanadın hücum gücünü düşürmesini engellemekte. İsmail ile aynı bölgede oynayan İbrahim Üzülmez'in sol kanat bindirmelerini(!) düşündüğümüz zaman söylediklerim sanırım daha da somutlaşmakta.

Görünen o ki, bu sene Beşiktaş, yıllardır alışık olmadığımız bir biçimde sol kanattan gelecek toplara güvenen bir oyun izleyecek. Sağ kanatta, Ekrem ve Erhan ikilisi buna ne kadar katkı sağlar bilinmez fakat, kanatlar arasında hücum yönünde bir dengesizlik olacağı kesin.

Defans içinse, İbrahim Kaş'ı tekrar takımda görmek mutluluk verici, fakat onun takımdaki asıl rolü kadroyu genişletmek olacaktır. Defansı Şampiyonlar Ligi standartlarına yaklaştırmanın yolu, Kaş transferi değil, Zago tarzı tecrübeli bir stoperi mevcut kadroya monte etmektir. O zaman eldeki oyuncular da kendi oyunlarını bir gömlek yukarıya rahatlıkla taşıyabilirler.


Peki bu tecrübeli stoper kim olmalı? Gel de Mellberg transferine üzülme! Mellberg bu konudaki ilk adayımdı, fakat İsveçli oyuncu Yunanistan'ı tercih etti. Aklıma gelen 2. isim, daha önce yazdığımız Coloccini. Carvalho, Lucio gibi isimler de gayet makul geliyor. Eğer biraz daha araştırılırsa, büyük liglerden bu kalibrede en az 10-15 potansiyel aday çıkar. Türkiye'ye zamanında Popescu, Zago gibi oyuncular geldiyse, bu saydığımı isimler ve benzerlerinin de gelmemesi için hiçbir sebep yok. Hazır Sivas da elenmiş, parası da Beşiktaş'a kalmışken...

Seni, başkalarının basiretsizliği yüzünden günah keçisi yapmaya hazır bir lige tekrar hoşgeldin İbrahim'ciğim!

20 Ağustos 2009 Perşembe

Galatasaray'ın Türk Defans Oyuncuları & 20 Yıllık Özlem

NoatSamisa yorumlara cevap yazarken ilginç bir noktaya da değinivermiş, ligde şampiyon olan kadrolarda defansı komple Türk oyunculardan kurulu son takım, 89-90 şampiyonu Beşiktaş'mış. O zamanki kadroda Kadir - Ulvi - Gökhan - Recep dörtlüsü oynamaktaydı.

Galatasaray'ın son 2 maçını düşününce, bu sezon 8 Türk defans oyuncusu ile oynayan Galatasaray eğer şampiyon olursa 20 yıl sonra bu başarıyı tekrarlama şansı yüksek görünüyor.

Not: Yazarımız Mu'ya göre GS son şampiyonlukta Song'dan ikinci yarı faydalanamadığı için bu rekorun 2 sene önce kırıldığını iddia ediyor, yorum sizin...

8 Ağustos 2009 Cumartesi

Yildiray Basturk'un Son 10 Sezon Istatistikleri


Bilgiler Transfermarkt'tan alinmistir. Beyaz toplar golleri, yesil toplar asistleri gosterir.

Şok Şok Şok - 4 Beşiktaşlı Milli Takım'da !

Az önce baktım da aday kadroya, 4 Beşiktaşlı oyuncu çağrılmış: Rüştü, Yusuf, Nihat ve İsmail. Sabri'nin, Önder'in, Kazım'ın seçildiği bir kadroya tam tamına "4" Beşiktaşlı oyuncunun girmesi büyük başarı! Fakat hemen heyecanlanmayın, İsmail'in Balta Hakan'ı, Yusuf'un da Şanlı Tuncay'ı kesmesi zor görünüyor. Rüştü yedek olur zaten, Nihat da formsuz diye oynamaz, yine bizim milli takımımız "bizden" birini oynatmadan bir maçı daha tamamlar.

Yıldıray Baştürk & Beşiktaş JK


Yıldıray'ın transferi, eğer gerçekleşirse, Beşiktaş için sezonun en ilginç transferi olacak. TC pasaportlu oyuncular arasında, dikine topla en hızlı ilerleyen oyuncusu Yıldıray, aynı bölgedeki Yusuf'a göre takımın temposunu arttıracaktır. Sakatlık konusuyla ilgili bir şeyler söylemek istemiyorum fakat ikinci yarının başına kadar hazır hale gelir.