Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Iki Timsah Arasindaki iki gozyasini bulun

Fetullahçilari ve alenen irkçilari (bkz. Bursaspor-Diyarbakirspor karsilasmasi) simdilik bir yana birakip Bursaspor'un hakli sampiyonlugunu kutluyorum. Hosgeldin 5. sampiyon, ne de çok bekledik seni...



30 Nisan 2010 Cuma

Yarın Kadıköy'den Bir Rıza Efendi Geçecek


Yarın benim için tek takım var: Rıza Efendi'nin takımı... Kaderin cilvesi mi dersiniz, ilahi adalete mi bağlarsınız ama lebi-deryaSuadiye Apartmanları sakinlerinin basireti geldi 2 ekmek 1 süt almaya gönderdikleri Rıza Efendi'ye bağlandı.

Bu haftasonu 8 maç oynanacak, yine maç öncesi sonrası ortalık toz duman olacak. Birileri diğerlerine sataşacak, başkaları öbürlerine Bizans diyecek, şike söylentilerinin ardı arkası kesilmeyecek. Bütün o toz dumanın altında birisi sessizce hani hep o kapıcı dairelerini koydugumuz yeraltından, zengin apartmanları ile çevrelenmiş Kadıköy Stadı'na çıkacak. Karşısında o sevmeyen, büyük olasılıkla küçük gören binlerce taraftar olacak. Olsun diyecek, başkalarının sözlerine kulak assaydım ben bu işi 14'ünde bırakırdım diye kendi kendine düşünecek. Çocuklara son talimatları verdikten sonra, rakibinin patronunun elini sıkacak -eski hocasının- ve yerine oturacak. Maç sırasında kah üzülecek, kah hayıflanacak, kah sevinecek. Bazen kenarda takımını izlerken, hayallere dalacak, kendi gençliğini düşünecek. Taşla dolu fulya stadını, kömür karşılığı yapılan hazırlık maçlarını, ilk profesyonel takıma çıktığı gün hissettiklerini, sonra ilk sözleşmesini imzalarken Başkanı'nın gözlerinin içine bakamayışını hatırlayacak. Sonra bir pozisyon kaçacak, hayallerden uyanacak, oyuncusuna kızacak ama kıracak kadar değil, tam ayarında... Maçın temposu düştükçe, kimbilir belki yine düşüncelere dalacak bizim kapıcı çocuğu. Çocukluğu aklına gelecek,  Sivastan İstanbul'a taşan çocukluğu, hep çalışmak zorunda olması, babasına yardım etmediği zamanlarda hınzırca top oynaması. Topa değdikçe, hayata da dokunması ve sonra altyapıya girişiyle beraber taş sahalarda bitmeyen idmanlar, Serpil Hamdi Hocası'ndan ilk dersler, sonra sırasıyla Milic, Stankovic ve Milne... Once yavastan A takıma girmek, sonra takımın vazgeçilmezi olmak ve en sonunda da bütün o okumus havalı çocukların kaptanı olmak: yakışıklı Ali'nin, asi Metin'in ve çapkın Feyyaz'ın ve nice diğerlerinin... Sürekli büyümek ama büyürken de "Rıza Efendiliği" bırakmamak, sahada da saha dışında da ona  bu imkanları sunanlar için hafif bir mahçubiyetle elinden geleni ardına koymamak. Önce asker postalının, sonra serbest piyasaların ezip geçtiği değer dünyamızdan kalan değerlere sıkıca sarılmıştı Rıza Efendi: aslında çalışarak -çok da yetenekli olmasanız da- bir yerlere gelebilmenin, rüşvet ve üç kağıda gerek kalmadan adam gibi kalıp da başarılı olunabileceğinin yegane kanıtıydı  Dönemin 12 Eylül'e en geniş tabanlı meydan okuması olan Beşiktaş 82-92 takımının da simgesiydi Rıza Efendi. Televizyonlardan da "serbest piyasa" pompalandıkça, Beşiktaş kendi öz kaynaklarına döndü, "serbest ithalat" dendikçe yerli oyunculara daha fazla ağırlık verildi. "Benim memurum yolunu bilir" diyenlere inat "şerefli ikincilikler" ile yetinmeyi bildi koca bir camia yıllar boyunca. İşte Rıza da, tıpkı takım arkadaşları gibi böyle bir ortamda takımının kaptanı oldu. Başka bir dünyası yoktu, burada büyümüş, burada kaptan olmuş, burada kupayı kaldırmıştı. İşte kadıköy taraflarında, 2 ekmek 1 süt almaya gönderilen Rıza Efendi, bizim oralarda zaten hep kapıcı çocuğu idi, onu bu yüzden sevmiştik. İçimizden gelen, bizim gibi olan, sokakta top oynayan bir kuşağın son temsilcisiydi. İnsanların fakirlikten değil, çalışmamaktan utandığı, emeğe değer veren bir kuşağın son temsilcisi. Kadıköy'e o pankartı aşan ve büyük olasılıkla Özal döneminin bütün nimetlerinden fazlasıyla faydalanmış bir güruhun asla anlayamacağı, hatta dalga geçeceği bir kuşağın son üyesi... 

Yarın akşam Kadıköy'den Rıza Efendi geçecek. Kendisiyle dalga geçenlere efendiliği ile ders vererek hem de... 

29 Nisan 2010 Perşembe

Chaos A.D.


Gençliğimizin efsanalerinden Brezilyalı grup Sepultura İstanbul'da geçtiğimiz günlerde bir konser verdi. Modern zaman efsanemiz Lugano da Sao Paulo günlerinden kankaları olan grubun yanında pogo yapıyordu... Büyüksün Tota...

18 Nisan 2010 Pazar

Fenerbahce Kale Sahasi Volkan Sebebiyle Kapali


Volkan Demirel tam 547 dakikadir gol yemiyor. Volkan'in bu seneki formunu daha once de ovmustum, benim ovgulerime performansini daha da arttirarak cevap verdi. Fenerbahce'nin Gaziantep, Kayseri, Galatasaray, ve Besiktas maclari da dahil son 6 macta gol yememesinin en onemli sebeplerinden biri Volkan Demirel... Bu iri yari ve bazen kendini kaybeden adam Fenerbahce'nin gelmis gecmis en onemli simalarindan biri olarak tarihe gececek gibi gozukuyor. Fenerbahce'nin Rustu'yu kaybettikten sonra ondan daha iyi bir kaleci bulacagini dusunmezdim ama su anda asil Volkansiz bir Fenerbahceyi dusunemiyorum.

Türkiye İç Savaşın Eşiğinden Döndü

"....Sahada bugün Beşiktaş yerine Galatasaray oynasaydı, bu hakem yüzünden şu an sokaklarda çatışmalar yaşanıyor olurdu. Herhalde biz de postu, laptop'u aküye bağlayıp, çanak antenden modem devşirerek gönderirdik.... "
Blogiçi gtalk konuşmalarından bir alıntı

Hepimize geçmiş olsun, ucuz kurtulduk valla... Hüseyin Göçek'in yönettiği son Galatasaray maçında ne oldu diye soranlara sanırım Mustafa Sarp en iyi cevabı vermiş. 

O gün anlayamamıştım seni fakat şimdi gayet iyi anlıyorum Mustafacığım, kusura bakma... 

13 Nisan 2010 Salı

"Kupa Fenerbahce Kazanamadigi Icin Izleniyor" Yalani

Ilk once kimin aklina geldi bilmiyorum ama eminim kendini cok zeki zannediyordur. Herkesin agzina dustu cunku bu laf. Meger Turkiye Kupasi'nin tek seyredilme sebebi Fenerbahce'nin yuzyillardir bu kupayi kazanamiyor olmasiymis. Bu mantiga gore bu sene Fenerbahce kupayi kazanirsa (istatistiksel olarak zor tabi) , Turkiye Kupasi katlanip bir sandiga koyulacak.

Kupa maclari dunyanin her yerinde oynaniyor. Hatta Ingiltere gibi bazi garip ulkelerde 2 tane kupa oynaniyor. Kupa maclarinin guzelligi akumulatif ilerleyen ligin yavasligina zit olarak eleme sistemiyle islemesi. Mesela, Fenerbahce Bursaspor serisinin ikinci macinda yasadigim heyecani bana bu sene ligde hic bir mac yasatmadi.

Bunun disinda Manisaspor gibi ligin diplerinde takilmak zorunda kalan takimlarin kupada basarili olabilmesi, kupanin genel cekiciligini daha da arttiriyor. Sonucta "lig uzun bir maraton", genelde en fazla yatirimi yapan, en iyi oyunculari olan kazaniyor. Fakat kupada sans faktoru cok daha onemli. Bireysel hatalarin telafisi yok.  Bu yuzden hic sampiyon olamamis takimlarin kupa sampiyonu oldugunu gorebiliyoruz. 

Evet kupanin surekli degisen sistemi hepimizi rahatsiz ediyor. Bir sekilde yapboz haline getirildi. Bence en guzel sistem sadece eleme usulu eslesmelerin olmasi. Basit ve heyecanli.  Fakat televizyon gelirleri isin icine girdikce, kupa maclari da uzadi da uzuyor. Ama Fenerbahce bu sene kupayi alinca, seyretmeyi birakacak miyiz? Pek sanmiyorum. En azindan takimimiz eleninceye kadar...

28 Aralık 2009 Pazartesi

2016 KAVGASINA FENERBAHÇE DE KARIŞTI


Fenerbahçe, devam eden 2016 tartışmalarına başka bir açıdan katıldı: 2009 UEFA Finali'ne ev sahipliği yapmış stadyumlarının neden EUR0 2016 için düşünülen stadyumlar arasında olmadığına dair, gerek TFF'ye gerekse başka mercilere ilginç sorular ve sorularla beraber ilginç suçlamalarda bulunmuş. İşte açıklama şu:

"Türkiye, Euro 2016'ya aday oldu; TFF 2009 UEFA Finali'nin oynandığı Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu'nu aday stadyumlar arasında göstermedi!


EURO 2016 adaylık başvurusu çerçevesinde, TFF'nin organizasyon logosunun tanıtıldığı ve maçların oynanacağı statların açıklandığı toplantı, geçtiğimiz hafta gerçekleştirilmiştir. Organizasyonun gerçekleştirileceği stadyumlar arasında 2009 UEFA Kupası Finali'ne ev sahipliği yapmış, ülkemizin en modern ve en güzel stadyumu olan Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nun yer almaması bizleri son derece şaşırtmıştır.



Üzülerek ifade etmek isteriz ki, bu durum, bugünkü TFF'nin yönetim anlayışının geldiği noktanın kamuoyu tarafından anlaşılması bakımından son derece iyi bir örnektir. Bu kararın alınmasında yoğun çabaları olduğunu bildiğimiz, TFF Genel Sekreteri Ahmet Güvener'in ve Genel Sekreter Vekili Orhan Gorbon'un profesyonel yöneticiler olarak, kulübümüze karşı asla tarafsız olamayacakları bu karar ile bir kez daha ortaya çıkmıştır. Önce ulusal basına, kasıtlı olarak stadımızın çevresinde otopark sorunu olduğu şeklinde haberler sızdırılmış, bu şekildeki haberler hemen sonrasında TFF tarafından yalanlanmış ve sonuçta kamuoyu geçtiğimiz hafta açıklanan karara hazırlanmıştır. Bugün proje ve çizim safhasında olan (aday) stadyumların, EURO 2016'ya hazır olacağına inananların, stadımızın çevresindeki bugünkü otopark sorununun 2016'ya kadar çözülemeyeceği gerekçesi ile aldıkları karar ciddiyetten ve objektiflikte uzaktır. Bunun da ötesinde, TFF tarafından alınan karar, 2009 UEFA Kupası Finali'nin stadımızda oynanmasına karar veren UEFA'nın stadımızın yeterliliği konusunda aldığı kararın inkarı niteliğindedir. TFF Başkanı Sayın Özgener tanıtım konuşmasında, "Türkiye'nin son olarak, 2009 UEFA Kupası Finali'ni düzenleyerek uluslararası organizasyonlardaki rüştünü ispat ettiğini" söylemiş, ancak ne var ki TFF'nin rüştünü ispat ettiği final maçının oynandığı stadyum olan Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu, EURO 2016 Finalleri'nin oynanacağı stadyumlar arasına girememiştir. Bu durum karşısında bizler, TFF'nin rüştünü ispat ettiğine ilişkin TFF Başkanının iddialı açıklamalarına şüpheyle bakmaktayız. Kuvvetle muhtemeldir ki, bu açık çelişki üzerine her vesileyle stadımıza olan beğenisini açıklayan başta Sayın M. Platini olmak üzere UEFA yetkilileri de TFF'nin rüştünü ispat ettiğine dair, Sayın Başkanın açıklamasına itibar etmeyeceklerdir.



TFF'nin adaylık başvurusunun değerlendirileceği, Mayıs 2010 tarihinde UEFA tarafından başvurunun kabul edilmesi halinde ve ancak bu tarihte başlansa bile en geç 2016 yılında stadımızın çevresindeki otopark sorunu kalıcı olarak kolaylıkla çözülebilecek bir durumken, bugün mevcut çevresel durum, stadımızın EURO 2016'da ev sahipliği yapacak stadyumlar arasında olmamasına gerekçe olarak gösterilmiştir. Hal böyleyken henüz tek bir kazma vurulmamış stadyumların EURO 2016'ya hazırlanmasının bir sorun olarak görülmemesi ise tam bir çelişkidir.


Spor kamuoyu, konuyla alakalı olarak aşağıdaki soruların cevaplarını öğrenme hakkına sahiptir.


-Organizasyona ev sahipliği yapacak şehir ve stadyumların, organizasyon komitesi tarafından belirlenmesinde hangi kriterler etkili olmuştur? Stat ve şehir seçiminde dikkate alınan yegane kriter büyük oranda seçilen stat ve şehirlerin TFF Yönetim Kurulu Başkan ve Üyelerinin yaşadıkları şehirler olmaları mıdır?

***

-En az seçilen şehirler kadar potansiyelleri olan Trabzon, Ş.Urfa, Diyarbakır gibi şehirler böyle bir organizasyon için ev sahipliği yapmaya neden layık görülmemiştir.? Bunun herkesçe kabul edilebilecek mantıklı bir izahı var mıdır? Bu iller, 2016'ya kadar hangi kriterleri sağlayamayacağı düşüncesiyle bu organizasyon çerçevesinde yer bulamamıştır?


***


-Bu şehirler arasında yedek şehirler varsa, yedek olarak düşünülen şehirleri esas şehirlerinden ayıran ince kriter nedir? Bu yedek şehirler, esas şehirler kadar organizasyonu yapma yeterliliğine sahip olarak görülüyorsa neden yedekte tutularak organizasyonun ülkemizin bir bölümünde toplanmasına karar verilmiştir? Bu durum, organizasyonun alınması halinde büyük yatırım olanaklarına kavuşacak aday şehirlerin seçiminde TFF Başkan ve Yönetim Kurulu üyelerinin ne denli etkili olduklarını göstermez mi?

***


-Asya ve Avrupa kıtaları arasında uzanan İstanbul, ev sahibi adayı olduğu her organizasyonunda "kıtaları birleştiren şehir" imajı ile ön plana çıkmış ve bu güçlü yönü ile aday olduğu her organizasyonda ev sahipliğine seçilmişken, İstanbul'un Asya kıtasında bulunan parçasının ve bu parçasında mevcut potansiyelin EURO 2016 organizasyonu dışında tutulmasının akla sığan bir izahı var mıdır?

***

-Organizasyonun dışında kalan bu büyük alanın kapasitesi ve potansiyeli diğer aday şehirlerin toplamından daha büyük değil midir? Bu durum hangi objektif gerekçe ile komite tarafından göremezden gelinmiştir?

***

-Avantajlar ve dezavantajlar bir arada değerlendirildiğinde, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nun bu organizasyonun Türkiye'ye alınmasına ve başarılı ile organize edilmesine sağlayacağı büyük fayda nasıl olmuş da göz ardı edilmiştir?

***

-Organizasyon komitesinin, adaylık sürecindeki bütçesi nedir? EURO 2008 ve EURO 2012 adaylık süreçlerindeki bütçeler ile kıyaslanırsa EURO 2016 adaylık bütçesi EURO 2008 ve EURO 2012'nin adaylık bütçesinin kaç katı olmuştur?

***

-EURO 2016 Organizasyon komitesinin içinde bulunan Sayın Ahmet Güvener ve Sayın Orhan Gorbon, stadyum inşaatı ve renovasyon projeleri ile spor organizasyon, danışmanlık, araştırma, inceleme konularında faaliyet gösteren bir büyük yabancı şirketin Türkiye Temsilciliğinde bulunmuşlar mıdır? Halen bu temsilcilikleri faaliyette midir? Bu temsilcilikleri üzerinden TFF'ye herhangi bir iş yapmışlar mıdır?

***

-2009 UEFA Kupası Finali'nin organizasyonu işi, Sayın Ahmet Güvener'in TFF Genel Sekreteri olduğu dönemde, başka bir teklif alınmaksızın, TFF tarafından, dışarıdan Sayın Orhan Gorbon'un sahibi olduğu bir şirkete verilmiştir. Bu şirketin, başka bir teklif alınmaksızın, bu önemli işi almasını sağlayan üstün yönü nedir? Sayın Orhan Gorbon'un bu şirketine, TFF tarafından söz konusu organizasyon ile ilgili ne kadar ücret ödenmiştir?

***

-EURO 2016 Organizasyonu kapsamında yapılması planlanan stadyumların, mimari konsept proje işi için teklif veren şirketlerin arasında Sayın Ahmet Güvener ve Sayın Orhan Gorbon'un halen Türkiye temsilcisi oldukları şirkette var mıdır? Bu şirketin verdiği teklifin tutarı nedir? Söz konusu iş, bu şirketin teklifinin şüpheli görülmesi üzerine çok daha düşük bir fiyatla başka bir şirkete verilmiş midir?


***

-EURO 2016 için büyük ölçüde yeni bir mimari uygulama ya da yenilemeye ihtiyaç bulunmayan, "Hazır bir stadyum durumunda" olan Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nun EURO 2016 için düşünülmemesinde bu durumun herhangi bir etkisi olmuş mudur?

Yetkililerden, kamuoyunun aydınlatılması adına bu soruların cevaplanmasını bekliyoruz.



Fenerbahçe Spor Kulübü"

Açıklamanın Adresi:
http://www.fenerbahce.org/fb2008/detay.asp?ContentID=18123

Peki sizce Fenerbahçe haklı mı?

18 Aralık 2009 Cuma

Carlosname


Roberto Carlos bir çok Fenerbahçeli gibi beni de karmaşık duygular içerisinde bırakarak Türkiye'yi terkediyor. Fenerbahçe gibi en az üç senede bir şampiyon olması beklenen bir takımda Carlos kupayı hiç kaldıramadan ayrılmış oldu. Roberto Carlos ilerde Fenerbahçeliler tarafından nasıl hatırlanacak? Sevgiyle mi, saygıyla mı, bir tebessümle mi, yoksa sadece umursamazca mı?

Roberto Carlos gelmiş geçmiş en iyi sol bektir. Hatta sol bek gibi çok da umursanmayan bir pozisyonu belki de ilk kez o bu kadar ön plana çıkarmıştır. Başkasını bilmem ama,böyle bir oyuncunun Fenerbahçe formasını giymesi, sakatlıklar dışında vücudunun artık el verdiği ölçüde elinden geleni yapması beni son iki buçuk sene boyunca oldukça gururlandırdı. Şampiyonlar Ligi çeyrek final başarısında Carlos gibi bir adamın tecrübesinin etkisini de göz ardı edemeyiz.

Ama kahretsin ki Fenerbahçe Carlos'la şampiyonluk sevincini yaşayamadı. Belki yarım sezon daha sabretse olabilirdi. Olmasa da en ezından ben elimden geleni yaptım diyecek yüzü olurdu. Onun yerine sezon ortasında takımını yarı yolda bırakıp evine dönme kararı aldı. İşte bu yüzden buruk bir ayrılık olacak bu. Taraftarların hevesleri kursaklarında kalacak. Bu yüzden ne kadar çok sevilse de Carlos hiç bir zaman bir Fenerbahçe efsanesi olamayacak. Yanlış anlaşılmasın, kötü bir ayrılık değil bu. Daha dün son maçında taraftarlar kendisini bağırlarına bastı. Ama kimse ağlayıp sızlamayacak Carlos'un ardından. Van Hooijdonk gittiğindeki hissiyat, ya da Alex Fenerbahçe'den ayrıldığında göreceğimiz sahneler hiç yaşanmayacak. Bir Carlos geçti Fener'den diyeceğiz. Nasıldı diye soracak belki çocuklarımız. Biz de 'İyi adamdı ama pek bişi yapmadı' diyeceğiz.

3 Aralık 2009 Perşembe

İçine Fanatik.com.tr Kaçan Uefa.com 2


Başlık yine Fanatik düzeyinde. Ama eğlendirmiyor mu? Kesinlikle eğlendiriyor. Bu arada aşşağıdaki Galatasaray yazısını bir Türk yazmış, bir derece anlayabiliyoruz ama Fenerbahçe yazısını yazan muhtemelen bir Anglo. Sevgili Derek neme gerek diye bitiriyorum ben de.

Not: Twente Hollanda'nın doğusundaki Enschede yöresinin bir takımıdır.



20 Eylül 2009 Pazar

Dünyanın En Kötü Tezahurat Yapan Taraftarı: Fenerbahçe


Sahadaki takıma bakıyorsun, bu performanştan daha kötü ne olabilir diyorsunuz. İşte karşınızda: Fenerbahçe taraftarının tribün performansı. Bu kadar kötü, bu kadar ahenksiz tezahurat görmedim ben hayatımda. Evden kaçasım geldi televizyonun başında. Bir Mehter Marşı tutturdular ben böyle sıkıntı görmedim. Okuldayken lise maçlarında tezahurat yapardık, okulun adını uydurmaya çalışırdık ya hani, aynı o kalitede Fenerbahçe taraftarının tezauratları. Takıma gelince, ilk yarım saat fena değil sonrasında çok çok kötü...

Şeker Bayramınız kutlu olsun...


13 Eylül 2009 Pazar

Yeni Çifte Mutluluklar Dileriz...


Foto: www.fenerbahce.org

Büyük usta yine yapacağını yaptı, gol sonrası ilk maç için gayet iyi oynayan Topuz ile bu görüntüleri ise onları olduğu kadar bizleri de gülümsetti... Sen hep güzelsin kaptanım...


27 Ağustos 2009 Perşembe

Üç Büyüklerin UEFA Sıralamaları


Şampiyonlar Ligi torbalarındaki takımların puanlarına bakarken bizim takımların durumlarını kabaca bir inceleyim dedim. Şampiyonlar Ligi 3. torbasının ilk takımı Olympiakos’un 52.633 puanı var. Bizimkilere şöyle bir göz atarsak...


........................................04/05......05/06.......06/07........07/08......08/09.....ranking
35 Fenerbahçe Tur...10.0750....6.8000....10.2200....18.9500.....6.4000......52.445
60 Galatasaray Tur.....1.0750....1.8000......7.2200......7.9500....15.4000......33.445
64 Besiktas Tur............7.0750....6.8000......6.2200.....8.9500......3.4000......32.445

FB, özellikle Şampiyonlar Ligi’ndeki çeyrek final başarısı ile topladığı puanlarla, 2. torbayı ucundan kaçırıyor. O sezon FB, UEFA’da GS’ın çeyrek final kapısından döndüğü geçen sezon ile birbirine yakın puanlar almış. Belki ŞL’de her kazanılan puan ve maç kulüp kasasına milyonlarca Euro olarak dönüyor, ancak UEFA’da daha kolay takımlara karşı daha beleş(...) puanlar kazanılabiliyor sanki. Bu sezon GS ve FB’nin Avrupa Ligi’nde toplayacağı göreceli olarak kolay puanlar, gelecek sezon bir ihtimal ŞL’de Türkiye’yi temsil edecek iki takıma çok büyük artı olarak dönecek. FB’nin çeyrek finale yükselmesi, GS’ın ise neredeyse kupaya ulaşması gerekiyor 2. torbaya yükselebilmeleri için.

GS, önce 1988, daha sonra 1992-93 ve 2000-2001 dönemlerinde topladığı Şampiyonlar Ligi çeyrek ve yarı final puanlarını sonraki 5 sezonda heba etmişti. Şimdi ise tekrar eski puanlarına ulaşabilmek için geçtiğimiz 4 sezonu telafi etmesi gerekiyor. Şampiyonlar Ligi’nde 1. torbanın kılpayı kaçırıldığı 2002 sezonunu hatırlıyorum da...

BJK ise 03/04’teki UEFA çeyrek finalinden sonra istikrarlı bir şekilde vasat görüntüsünü devam ettirmiş son 5 sezonda. 3. torbada yer alması, UEFA’nın yeni ŞL statüsü vasıtasıyla olmuş sanki. Umarım 3. torbada olmayı iyi kullanır, ve en azından yoluna Avrupa Ligi’nden devam eder.

İlk 207’ye giren takımlar arasında 4. olan Trabzonspor, ve toplam puanı sadece 10.445. Gençliğimizin ‘Avrupa Fatihi’ sıfatından, Lyon’u Aston Villa’yı eleme, Barca, Inter’i evine mağlup yollama günlerinden bugünlere... peh!

İlk 200’deki diğer 2 takım ise Kayserispor ile Gençlerbirliği. Puanları ise yok denecek kadar az.

Yaşasın bugün maç var...


Üç senedir meşhur şampiyonlar ligi macerası hariç pek sarfetmediğimiz bir cümle: ‘yaşasın bugün Fenerbahçe maçı var’

Gerçekten de öyle Daum’un imzalaması ile beraber geçen kısa sürede üç sene önceki hislerle bekliyoruz her Fenerbahçe maçını. Geçen seneki gibi bir görevmişcesine değil Fenerbahçe’yi seyretmek için oturuyoruz televizyonun başına. İşten erken çıkıp koşa koşa eve gidiyoruz.

Belki şapiyon olamayacağız, belki yine son haftada hüsran yaşayacağız ama bu Fenerbahçe’yi böyle beklemeyi seviyoruz.

Yaşasın bugün maç var..


22 Ağustos 2009 Cumartesi

Diş Fırçası



Semih, Roberto Carlos, Alex, Deniz, Deivid... Ortak noktaları ne?

Daum'a göre dişlerini iyi fırçalamamaları.. Eksantrik teknik direktörün ilk bombası senenin başında geldi, bakalım bu sene daha neler göreceğiz.

13 Ağustos 2009 Perşembe

55'e Kale Arkasi! Sen de mi Brütüs?


Diğer takımların Fenerbahçe seyircisine çifte standard yapmasına söylenirken, taraftara bir darbe de kendi yönetiminden geldi. Evet en son yapılan anketlerde Fenerbahçe taraftarının gelir durumu diğerlerine göre biraz daha fazla çıktı. Ama kale arkası biletlerin 55 TL olması biraz abartı olmus sanki. Gören de maçlar sürekli kapalı gişe oynuyor zannedecek. Zaten maça gitme kültürümüz yok, kriz Türkiye'ye dik açıyla girmiş, tribunlerde yer yer boşluklar yüzümüze çarpıp çarpıp duruyor, takım iki senedir şampiyon olamamış; bir de bilet fiyatlarını yuzde 25 artışı... Brütüs Sezar hikayesinin konuyla hiç bir alakası yok ama klişe bir söz, söylemeden olmaz: Sen de mi Brütüs???

23 Temmuz 2009 Perşembe

Süper Barış Kupası


A Grubu: Sevilla, Juventus, Seongnam
B Grubu: Real Madrid, Liga de Quito, Al-Ittihat
C Grubu: Malaga, Aston Villa, Celtic
D Grubu: Beşiktaş, Olympic Lyon, Porto

Bu Barış Kupası niye bu isimde onu bilmiyorum, bu takımların ya da ülkelerinin arasinda bir husumet mi vardı ki?
BJK de Fenerin kotasiyla mi gidiyor onu da bilmiyorum, Fenerliler BJK'ye rezervasyonlarını pas ettilerse gerçekten güzel hareketmiş, sağolsunlar.
Ama olayın en ilginç yanı bu degil, eğer Beşiktaş bu kupada finale çıkarsa, aynı gün Fenerbahçe'yle Süper Kupa finali oynaması gerekecek. Sanırım, mümkün mü bilmiyorum tabi ama -kişisel olarak- en çok istediğim şey bunun gerçekleşmesi, iki maçı da kaybetseler de olur ama aynı anda iki Beşiktaş takımı iki ayri ülkede maça çıksın, hem yedekleri hem asları izleyelim, ekranı ikiye bolelim, keyiften dört köşe olalım...

Yalnız keşke Beşiktaş RM'nin yerinde B grubunda olsaydı bari bu amaç uğruna...

21 Temmuz 2009 Salı

Fenerbahçe Diziliş

Football Fans Know Better
Bu sene sahada görmek istediğim kadro. Stoper transferi olmazsa da isteyen Bekir'i, Önder'i ya da Deniz'i koyabilir o noktaya. Tabi milyonlarca lira verilen Guiza ve Roberto Carlos'un yedekte oturması zor ama benim gönlümden geçen bu.
Yedekler:
Babacan
Roberto Carlos
Guiza
Abdülkadir
Selçuk
Bekir
Deniz
Deivid
Kazim
Önder
Vederson
Uğur Boral