Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2010 Salı

Arda Turan'a Kaptanlık Yakışıyor Mu?

Bu sefer atan Arda Turan, yiyen Caner Erkin. Birisi kaptan, 23 yaşında; diğeri de 22 yaşında takımda kiralık oynayan bir oyuncu. Artık bu nasıl bir kaptanlıksa, otoriteyi şiddetle çözmeye çalışıyor. Caner Erkin de anlaşılan kaptanını pek takmıyor, artık bu takım genelinde bir sorun mu yoksa Erkin'in tıynetsizliği mi bilemeyiz. Fakat bu olay bana, geçen sezon Beşiktaş'ta yaşanan "terlik kavgasını" hatırlattı. Takımın iki kaptanı birbirine girmiş, teknik yönetim de iki oyuncunun kaptanlığını ellerinden almıştı. 

Bazı oyuncular sahada liderdir, saha dışında kaptanlığı beceremezler. Bunda gocunacak, bozulacak bir durum yok... Efsane Fransa Milli Takımı'nda iki lider vardı: Deschamps takımın saha dışı lideriydi ama sahanın içinde mutlak iktidar Zidane'nın ayaklarında olurdu. Sebebi de gayet basitti: Zidane saha dışında müthiş çekingen ve kendi halinde bir oyuncudur, kendisi gibi yıldızlardan oluşan Fransa'yı Deschamps gibi derleyip toparlaması beklenemez. Son zamanlarda olan olaylara bakıyorum da, belki Arda Turan da Zidane gibi saha içi liderdir, ondan sahanın dışında da benzer bir liderlik beklemek, genç oyuncuyu germekte ve sinirlerini yıpratmaktadır. Sert faul herkesin sigortalarını attıran bir olaydır, kabul ediyorum ama kaptanlık da işte bu sigortaları hep atmayacak kadar gevşek tutmaktan geçer, bir pazubandı takmaktan, maç öncesi "bu maçı alacaz, başka yolu yok" demekten çok daha ötesidir. Otorite denilen şey zaten, ne sözlerle ne de yumruklarla sağlanır. Bazen bir bakış, bir duruş, mesajı vermeye kafidir. Anlaşılan, Turan'ın kişiliği ve hayata bakışı bu tarz bir otoriteyi takımda kurmak için yeterli değil. Fakat hırslı yapısı olan oyuncu, kendisine verilen bu görevi de başarmak için müthiş bir çaba sarfediyor ve bence sahaya aktarması gereken enerjinin bir kısmını bu yüzden kaybediyor. Sonuç olarak,  Zor dönemden geçen Arda Turan'dan kaptanlığı almak belki oyuncunun üstündeki yükü hafifletir ve performansını arttırabilir. Tabii bunun, zarifçe yapılıp takımda hiç kimseyi küstürmemesi kaydıyla....

13 Şubat 2010 Cumartesi

Bu blogda Beşiktaşlı yazarlar var


Ve bunlardan biri olarak bugünkü Antep maçından umutluyum. Takım kendini bulmaya başlıyor gibi, seçim gibi dertler de geride kaldı. Kadro belli, teknik heyet belli, tüpçu başkan.
Delgado gitti, Beşiktaşın elindeki malzeme belli, geçen seneki performansından
yapabilecekleri belli. Tabata formda, eski takımına karşı da iyi oynayacaktir
kanımca. Ayrıca Antep'e verilen 15 milyon euro 1-2 galibiyeti de içeriodur belki
de, tüpçunun işlerine şahsen benim aklım basmıyor...
Bu maçın gelecek haftaki derbiden önce iyi bir moral olacağını umuyorum ben,
Beşiktaş geçen sene GS'yi İnönü'de yenmeyi hatırlamıştı, bu sene de Baros dönmüş olsa bile unutmayabilir.

28 Ocak 2010 Perşembe

Sağ Gösterip Sol Vurdular: Nonda Gitti!



Az önce HaberTürk'te son dakika haberi olarak geçtiler. Nonda'nın sözleşmesi feshedilmiş. Galatasaray'da transfer dönemi ilginç geçiyor....

18 Kasım 2009 Çarşamba

REZALET!!!!!!!



KAMUOYU AÇIKLAMASI

Galatasaray Spor Kulübü Erkek basketbol şubesinde yurtdışındaki hazırlık maçlarında maalesef spor ahlakı ve Galatasaraylılık Ruhu’yla taban tabana zıt bir olay meydana gelmiş, bir Galatasaray basketbolcusu başka bir kimlikle sahaya sürülmüş ve oynatılmıştır. Kulüpte çalışan bazı profesyonellerin isteği ve izniyle gerçekleştiğini yeni öğrendiğimiz bu olay Galatasaray Spor Kulübü, Galatasaray Camiası ve bütün Galatasaraylılar adına büyük bir utançtır. Bizlere bu utancı yaşatanlar adına Galatasaray Spor Kulübü olarak tüm spor kamuoyundan ve Türkiye’den özür diliyoruz.

Tüm camiamızı büyük bir üzüntüye boğan bu olaya neden olan ve Galatasaraylılık’tan nasibini alamamış sorumlu tüm idari ve teknik kadronun kulübümüzle ilişkisi hemen kesilmiştir.

Saygılarımızla

Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu

detayli bilgi icin:
http://www.salsabasket.net/2009/11/sok-cemal-almanyada-tufann-formasyla.html


1 Ekim 2009 Perşembe

Körler Ülkesi


Saçları dökülünce gözleri mi açılmış ne? Yoksa Avusturya’nın dağ havası mı yaramış?

22 Eylül 2009 Salı

'Paşa'ramadı!


Öncelikle Fotomaç tarz başlık için özür dileyerek başlıyorum, kendimi tutamadım. Dün FB’li bir arkadaşımla maçı izlerken gergin ortamı yumuşatmak için, yarınki potansiyel 'gaste' başlıklarını ararken yaptığımız esprilerden biriydi. Hem Yılmaz Vural, hem de hakem parçası için söylenmesi anlamlı olur.

- İlker Meral’ın maç boyunca yaptığı tek doğru hareket Sancak ve Keita’ya 2. yarıda son derece kararlı bir şekilde gösterdiği sarı karttı. Tanrı’nın elini göz ardı edersek, maç başında ‘sonunda Premier Lig kıvamında kıran kırana bir maç izleyeceğiz’ düşüncem, Kasımpaşalılar’ın kontrolü kaybedip Galatasaraylı oyunculara kasti tekmeleri başlayana kadar sürdü. Eğer o dakikalarda hakem, tek bir pozisyonda insiyatifi eline alabilse, Kasımpaşa’lı oyuncuların maç boyunca yaptığı rakibini sinirlendirici hareketleri engelleyebilmiş olurdu. Ali Güneş’in 2 pozisyonda birden kırmızı kartı haketmesi dışında (ki ilkini görememiş olabilir, ancak ikincisindeki abzürd kararı oyun kural ihlaline bile çekilebilir), bahsi geçen pozisyonda Keita’ya da kırmızı kart gösterilebilirdi, ki o zaman maç sonrası çıkacak haklı cıngarı siz düşünün.

- Çok kısıtlı kadrosuna rağmen, GS’ı durdurabilecek tek kozun çok baskılı ve agresif oynamak olduğunu anlayan, ve şahsi karakterini takımına empoze eden Yılmaz Vural’ı tebrik ederken, maçı son dakika golleriyle kaybetmekten dolayı sarfettiği saçma sapan sözleri duymazlıktan geliyorum.

- Her ne kadar Türkiye’nin görmüş olduğu en kaliteli forvetlerden biri olsa bile Baros, şu anki sisteme Nonda kadar uyum gösteremiyor. Elano-Kewell-Arda-Keita-Aydın pas trafiğine pivot görevi gören, ve sırtı rakibe dönük iyi oynayabilen istekli bir Nonda, attığı golleri bir kenara koysak bile şimdilik ilk 11 için daha mantıklı bir seçim. Rijkaard da bunun farkında olmasına rağmen, Nonda’yı sonradan oyuna sokup Baros’un hücum tarzına bir devre alışan rakibin dengesini dengesini bozmak, taktiksel bir uygulama gibi geliyor bana. Bir nevi, zamanında 2. yarının ortasında oyuna girip takıma vites attıran, ve maçları çevirmeye yarayan Arif Erdem taktiğine benziyor.

- An itibariyle Hakan Balta’nın Türkiye sınırları içinde hala alternatifi yok.

- Kasımpaşa’nın golü çok Avrupai idi.

- Maç boyunca -bu hale kimlerin parası/vergisi ile getirildiği belli olmayan- RTE stadı’nın tribünsüz maraton kısmının ortasındaki simetrik Hayat Ağacı konsantrasyonumu bozup durdu. Kasımpaşa civarındaki tek bakımlı şey o olsa gerek.

- Maçın 86. dakikasında, bu sezon içinde daha önce GS maçı izlememiş arkadaşıma son derece kendimden emin şekilde (tüm 2. yarı tekrarladığım gibi) maçın 3-1 biteceğini söylediğimde ‘şizofren’ damgası yedim. Sanırım Rijkaard ve ekibi tüm rakipleri yakında şizofrene çevirecek. Oyuncu değişiklikleri dışında, Keita-Sancak pozisyon anında Neeskens’in ilk yardım hareketini, ve daha sonra Rijkaard’ın Keita üzerindeki minik operasyonunu izleyin, maçın kaderi 1 dakika içinde nasıl değiştirilir, uygulamalı bir ders izlemiş olursunuz. GS’ın geçen seneden psikolojik olarak en büyük farkı aslında şu: Geçtiğimiz sezonki GS, ancak ilk golü kendi attığında kazanabiliyordu; şu anda ise durum tamamen GS lehine. Maç ne durumda olursa olsun, sistem aynı şekilde işlemeye devam ediyor. Kötü bile oynansa, her maçı bize aynı şevkle ve umutla izletmeye devam ettiren bu takımı izlemeye devam edin.

21 Eylül 2009 Pazartesi

SERİYE 'EL' UZATANLARA NONDA'DAN SELAM!..


Ali Gunes, 58 dakika icinde 2 kez 100 % kirmizi kart gormeyerek tarihe gecti.

Ilker Meral'i tebrik etmek gerekir....

27 Ağustos 2009 Perşembe

Üç Büyüklerin UEFA Sıralamaları


Şampiyonlar Ligi torbalarındaki takımların puanlarına bakarken bizim takımların durumlarını kabaca bir inceleyim dedim. Şampiyonlar Ligi 3. torbasının ilk takımı Olympiakos’un 52.633 puanı var. Bizimkilere şöyle bir göz atarsak...


........................................04/05......05/06.......06/07........07/08......08/09.....ranking
35 Fenerbahçe Tur...10.0750....6.8000....10.2200....18.9500.....6.4000......52.445
60 Galatasaray Tur.....1.0750....1.8000......7.2200......7.9500....15.4000......33.445
64 Besiktas Tur............7.0750....6.8000......6.2200.....8.9500......3.4000......32.445

FB, özellikle Şampiyonlar Ligi’ndeki çeyrek final başarısı ile topladığı puanlarla, 2. torbayı ucundan kaçırıyor. O sezon FB, UEFA’da GS’ın çeyrek final kapısından döndüğü geçen sezon ile birbirine yakın puanlar almış. Belki ŞL’de her kazanılan puan ve maç kulüp kasasına milyonlarca Euro olarak dönüyor, ancak UEFA’da daha kolay takımlara karşı daha beleş(...) puanlar kazanılabiliyor sanki. Bu sezon GS ve FB’nin Avrupa Ligi’nde toplayacağı göreceli olarak kolay puanlar, gelecek sezon bir ihtimal ŞL’de Türkiye’yi temsil edecek iki takıma çok büyük artı olarak dönecek. FB’nin çeyrek finale yükselmesi, GS’ın ise neredeyse kupaya ulaşması gerekiyor 2. torbaya yükselebilmeleri için.

GS, önce 1988, daha sonra 1992-93 ve 2000-2001 dönemlerinde topladığı Şampiyonlar Ligi çeyrek ve yarı final puanlarını sonraki 5 sezonda heba etmişti. Şimdi ise tekrar eski puanlarına ulaşabilmek için geçtiğimiz 4 sezonu telafi etmesi gerekiyor. Şampiyonlar Ligi’nde 1. torbanın kılpayı kaçırıldığı 2002 sezonunu hatırlıyorum da...

BJK ise 03/04’teki UEFA çeyrek finalinden sonra istikrarlı bir şekilde vasat görüntüsünü devam ettirmiş son 5 sezonda. 3. torbada yer alması, UEFA’nın yeni ŞL statüsü vasıtasıyla olmuş sanki. Umarım 3. torbada olmayı iyi kullanır, ve en azından yoluna Avrupa Ligi’nden devam eder.

İlk 207’ye giren takımlar arasında 4. olan Trabzonspor, ve toplam puanı sadece 10.445. Gençliğimizin ‘Avrupa Fatihi’ sıfatından, Lyon’u Aston Villa’yı eleme, Barca, Inter’i evine mağlup yollama günlerinden bugünlere... peh!

İlk 200’deki diğer 2 takım ise Kayserispor ile Gençlerbirliği. Puanları ise yok denecek kadar az.

25 Ağustos 2009 Salı

25 Agustos 2000


Bugun, Galatasaray'in 9 sene once Sampiyonlar ligi sampiyonu olan Real Madrid'i 2-1 yenerek kazandigi Super kupanin 9.cu yil donumu.
Mehmet Cansu'nun biz Real Madrid yedeklerle cıkar diye rahattık, Real Madrid'in baskanı bu kupa bizde yok alın deyince tam kadro cıktılar, Figoları sahada görünce sesimiz kesilmişti. Başkan bizi ciddiye bile almıyordu, ama kupayı kazanınca yüzler değiştigini anlatmasi o gun yasanan herseyi ozetliyor.

21 Ağustos 2009 Cuma

20 Ağustos 2009 Perşembe

Galatasaray'ın Türk Defans Oyuncuları & 20 Yıllık Özlem

NoatSamisa yorumlara cevap yazarken ilginç bir noktaya da değinivermiş, ligde şampiyon olan kadrolarda defansı komple Türk oyunculardan kurulu son takım, 89-90 şampiyonu Beşiktaş'mış. O zamanki kadroda Kadir - Ulvi - Gökhan - Recep dörtlüsü oynamaktaydı.

Galatasaray'ın son 2 maçını düşününce, bu sezon 8 Türk defans oyuncusu ile oynayan Galatasaray eğer şampiyon olursa 20 yıl sonra bu başarıyı tekrarlama şansı yüksek görünüyor.

Not: Yazarımız Mu'ya göre GS son şampiyonlukta Song'dan ikinci yarı faydalanamadığı için bu rekorun 2 sene önce kırıldığını iddia ediyor, yorum sizin...

14 Ağustos 2009 Cuma

Ancak Marca’da


Marca’nın haberine göre Guti Galatasaray’a yakınmış. Avrupa’nın hemen her takımında oynayabilecek kapasiteye sahip Guti’nin Galatasaray’a gelmesini çok isterdim. Ancak Elano, Arda, Keita, Kewell gibi hücum ağırlıklı oyuncuların çoğunlukta olduğu bir kadroda defans hattı kırmızı alarm çalarken, takımın en kaliteli defansif orta saha oyuncusu olan -bu bölgenin tek yabancısı- Linderoth müzmin sakatken, sağbekte hala Sabri bize karabasanlar yaşatırken, son yabancı kontenjanının bu bölgeye harcanacak olması ancak Real Madrid mantalitesine yakın haberler veren Marca’dan beklenirdi. Kaka, Benzeama, Robben, Raul ve Ronaldo’yı aynı anda 11’de oynatıp Xabi Alonso ile Diarra’dan sadece birini takıma koyup ‘siz köle gibi orta sahada sağa sola koşturun, biz bu sırada biraz daha forma satacaz' diyen mantaliteden başka nasıl bir transfer haberi beklenir?

Bakarsınız gerçekleşir de Galatasaray da 4-1-5 sistemi ile sahaya çıkar. Ne olacak, 4-3-3'te orta sahadaki adamları biraz daha ileri çekersin olur biter. Hayırlı işler Ayhan, kolay gelsin Mustafa, bol şans Mehmet.

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Seyrantepe Projesi'nde Bundan Sonra Neler Olacak? -2

Bitmeyen çileye dönen Seyrantepe Projesi'nde tam da yeni bir yüklenici bulundu derken, TOKİ ihaleyi tek başına giren Siyah Kalem'in teklifini düşük buldu, böylece 2. ihale süreci de iptal edilmiş oldu.

Seyrantepe Projesi'nde bundan sonra neler olacak diye yazdığımız ilk yazıda, problemli işlerin, işin tam da ortasından alınmasının genel olarak inşaat piyasasında çok karlı bulunmadığını söylemiştim. Bu yüzden de, iyi iş çıkaran firmaların çoğunun bu işe soğuk bakacağından bahsetmiştim. Geçen süreç beni yanıltmadı, hatta tahminlerimde iyimser bile kalmışım: TOKİ büyük bir süratle vakit kaybetmeden 2. ihale sürecini başlattı fakat sonuç tam bir hüsran oldu: sadece bir firma teklif verdi o da Siyah Kalem firması. Piyasadaki çoğu insan gibi ben de bu firmanın ismini duymamıştım fakat TOKİ müteahhitleri olduklarını duyunca şaşırmadım, TOKİ'nin 2. şahlanış dönemine denk gelen AKP iktadarında pek çok orta ölçekli firma TOKİ'den seri yüklenicilik işleri alarak çok kısa sürede ciddi oranda büyümüşlerdi. Tabii sadece TOKİ'ye dayalı bir çeşit hormonlu büyüme bu firmaları ve inşaat sektörünü orta vadede nasıl etkiler bu kritik bir soru fakat asıl konumuza geri dönersek, anlaşılan TOKİ'nin bu işten (Seyrantepe) temiz şekilde kurtulması artık çok zor görünüyor. Ntvspor'daki habere göre, ihalenin formatını değiştirip "hasılat paylaşım modeli" denilen yeni bir model ile 3. kez ihaleye çıkmaya karar vermişler. Peki bu hasılat paylaşım modeli denilen şey nedir?

Hasılat paylaşım modeli TOKİ'nin bir süredir kentin emlak değeri yüksek bölgelerinde koyduğu bir gelir dağıtım sistemi idi. İşin tesliminde yükleniciden gelecek para, TOKİ için tatmin edici seviyede değilse, yüklenicinin bu teklifinden yukarı çıkma şansı yoksa, fakat arazinin emlak değerinin artma şansı varsa, TOKİ, konutların değer artışlarından %30 civarında kar elde ediyordu. Bu yolla şu ana kadar TOKİ'nin kasasına 274 milyon TL ek gelir girdi. Tabii konut işinde bu hasılat paylaşımı modeli kolay uygulanır bir model gibi duruyor, özellikle kent merkezlerinde, konutların topraktan satışı ile anahtar teslimi satışı arasında misli farklar olduğu için bu durumdan ne müteahhit ne de TOKİ zararlı çıkıyordu, fakat stadyum'un kendisinde bu sistem nasıl işlenecek o tam bir muamma, zira bu model aslında projeden elde edilecek tüm gelirleri kapsayan bir model, buna stadyumun kira bedelleri de dahil, yani Galatasaray klübü eğer uzun süreli bir kira ile stadyumda kalacaksa (sözleşmelerine bakma şansım olmadığı için mülkiyetin kime ait olduğunu bilmiyorum) Galatasaray'dan gelecek paralar TOKİ ile yüklenici firma arasında paylaşılacak.

İsmi biraz falso olduğu için, insan ilk bakışta maç hasılatlarının yüklenici firmaya gideceğinden korkuyor fakat Galatasaraylı arkadaşların bu konuda içleri rahat olsun, ödediğiniz bilet paraları yine klübünüzün kasasına gidecek.