19 Ağustos 2009 Çarşamba

TAMEK YEMEK YARIŞMASI - BAMYA ÇORBASI




Tamek Mutfak Keyfinin düzenlediği yemek yarışmasına bende Konya 'ya özgü Bamya Çorbası ile katıldım.


Yarışmaya katılım ve oylarınız için BURAYA tıklayın


Oylarınızı bekliyorum:)))

ÖDÜLÜM VE MİM

Yine uzun bir ara oldu arkadaşlar.Bu süreç esnasında bana bu ödülü layık gören Tuba'ya ve Maydanoza teşekkür etmek istiyorum.Sizler yani blog arkadaşlarım hepiniz benim için çok özelsiniz.
Bu ödülü dagıtmak gerekiyor tabii ki.Aslında gönlüm herkese göndermek istiyor ama yedi kişi seçmek gerekiyormuş.
http://dilekkmutfakta.blogspot.com/
http://3prenses.blogspot.com/
http://akasyakokusu.blogspot.com/
http://yasenince.blogspot.com/
http://mertimbenim.blogspot.com/
http://eyerhagu.blogspot.com/
http://gamzeli-anne.blogspot.com/
Bu arada güzel arkadaşım Kelebekana beni mimlemiş ama ben ancak cevap yazabiliyorum.Ne olur kusura bakma.
1-hangi şehirde yaşıyorsun?
Antalya da yaşıyorum.
2-mesleğin nedir ?
Üniversite mezunu ev hanımıyım
3-blog yazmaya başlama kararını nasıl aldın??
Bugüne kadar hep blogları takip ederdim.Ama tabiî ki bu kararı uzman tv’yi seyrederken aldım
4-ne zamandır blog yazıyorsun??
2009 Şubat
5-bloğunu hangi sıklıkla ziyaret edersin ??
Hergün 1-2 defa
6-PCaçıldığında bloğunu açmak kaçıncı işin??
İlk işim
7-başka bloglarda görüpte aldığın yada gittiğin yer oldumu ??
başka bloglarda görüpte aldıgım bir şey yok ama gittigim yerler oldu.
8-bloğunda hangi konulardan bahsetmek seni mutlu eder?
Mutfagımdan çıkan yemeklerden.
9-blog aracılığıyla para kazanmak fikrine nasıl bakıyorsun ??
Neden olmasın
10-bu mimi kimler yazsın?
Cevaplamak isteyen herkes.
Aynı zamanda bir mim de ferzandan gelmiş ama ben cevaplamayı atlamışım onu da yanıtlamak istiyorum ve ferzan arkadaşıma da kusura bakma demek istiyorum.Konu CESARET NEDİR?
CESARET;anne olmaktır.
CESARET;herkesin korktugu bir konu da fikrini söylemektir
CESARET;zorluklara karşı gögüs germektir.............

18 Ağustos 2009 Salı

Bolt Fenomeni


Eskiden atletizm yarışlarından önce koşucuları daha kısa süreli gösterirlerdi. Her birinin yüzünde buz gibi bir ifade olurdu, zorla kameraya bir selam çakarlardı, bazen bir merhaba anne tadında ufak birşey ve sonra sıradaki yarışmacıdan devam... Günümüzde ise yüz metre koşucuları türlü komikliklerle ve ilginç selamlarıyla sempatimizi topluyorlar. Bir tanesi kamerayı temizleme hareketi yaparken ötekişi Pulp Fiction dansıyla bizi selamlıyor.

Usain Bolt da bu eğlendirici-rahat atletlerdan bir tanesi, ve hatta o artık bir fenomen ve bana Ronaldinho'nun basarili ve keyifli zamanlarını hatırlatıyor, yaptığı iste çok yetenekli ve bundan keyif alırken mutluluğunu sizinle de paylaşmakta çekinmiyor. Kadın sırıkla atlayıcı isinbayeva gibi -ki kendisi dün dibe vurdu- santim santim rekorları aşıp her rekordan alabileceği para ödülüne de bakmıyor. Ardından ikinci gelen Tyson Gay bile Amerika rekoru kırarak çok iyi bir derece yaptığı için mutlu olabiliyor, ama anca 23 yaşındaki bu süperatletin ardından. Sonuçta bu süper atlet hem sempatikliğiyle, hem dalgacılığıyla (geçen sene dünya rekoru kırarken daha yarış bitmeden yavaşlayıp kutlamaya başlaması), rahatlığıyla ve amatör ruhuyla, hem de 200 metrede bile rakiplerine tür bindirebilecek kapasitesiyle benim son yıllarda gördüğüm en müthiş karakterlerden. Yanında koşan vatandaşı Asafa Powell bile eskiden daha soğuk bir kişilikken artık kendini daha fazla ifade etme ihtiyacı hissediyor. Bolt fenomeni artık iyice mekanikleşen ve otomatikleşen aşırı profesyonel sporcu figürleri arasında bir hazinedir arkadaşlar...

Kadınlar 100 metre finalinde 4 atletle koşan Jamaika'nin spor politikası hakkında Volkan güzel bir yazı yazmıştı, ilgilenenlere buyrulur.

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Denemekten Çekinmeyin!


Asos.com un yaptığı bu kombinleri çok beğendim.
Özellikle üstteki gibi şort ve tshirt bu sene benim hitim olmuştu.



Sizde rahat olmayı istiyorsanız denemenizde fayda var.
Bakışlara aldırmayın!
Ben her zaman şunu söylerim -'Vücudun bozulmadan,yaşın ilerlemeden dilediğini giy!-
20 yaşındayım mini eteği,kısa şortları çok severek giyiyorum.
Çünkü biliyorum bu yaş bir daha gelmeyecek.
Ne kadar doyarak yaşarsam o kadar mutlu olacağım ilerde.




Hayat geçmeden herşeyi deneyin.!

16 Ağustos 2009 Pazar

Lugano Yuvada Kaldi



Lugano'nun resmi sitesinden alintidir...



Boncuklarla Süslenmış Ayakkabı ve Makrome İpiyle Yapılmış Çanta


Ördekbaşı Yeşil süet ayakkabımı taşlarla süsledim .Ayakkabıma uygun olsun diye makrome ipiylede çanta yapıp süsledim bence şık bir gece ayakkabı ve çanta elde etttim

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Beyaz bebek yeleği


Yapılışı:45 ilmekle 3 sıra haraşo örelim. 10 ilmek arttıralım. Başlangıç ve son 4 ilmeği haraşo örelim.

5 sıra düz, 2 sıra haraşo örüp düz örgüye geçelim. 1. haraşo sırasında 55 olan ilmeği 2. haraşo sırasında 10 arttırıp 65 ilmek, 3. haraşo sırasında 20 arttırıp 85 ilmek, 4. haraşo sırasında 20 arttırıp 105 ilmeğe çıkaralım. Her 2 haraşo sırası arasında 3 sıra düz örelim. 105 ilmek artınca 2 sıra haraşo örüp, kenarla birlikte ördüğümüz 18 ilmekten sonra 15 ilmek kol için keselim. 39 ilmek arka için düz örelim. 15 ilmek diğer kol için keselim. 18 ilmek diğer ön parça için örelim. Diğer sırada kestiğimiz ilmekler kadar ilmek ekleyip 105 ilmekli 1 bütün elde edelim. 2 sıra haraşo örüp düz örgüye geçelim. 16 cm örüp 2 sıra haraşo örüp keselim. Haraşo aralarındaki düz yerlere dantel dikip süsleyelim.

kulaklı bere ve kazak anlatımı



Yapılışı
ARKA :
68 ilmek başlanacak. 2 sıra horoşa yapıldıktan sonra başlara 3 düz gelecek şekilde aralar 2 ters 2 düz olarak ilmekler dizilip 6 sıra lastik örüldükten sonra düz örgüye geçilip 8 sıra düz örülecek. Yırtmaçlar için etek yanlarında 16 şar ilmek ayrı bir şişe alınıp ilmekler 3 düz 2 ters, 3 düz 2 ters ve sonra 3 düz gelecek şekilde dizilip 4 sıra örülecek ve kesilerek yırtmaçlar oluşturulacak. Daha sonra beden ilmeklerin yanlarından yırtmaçların üzerinden 3’er ilmek alınarak 74 ilmeğe ulaşılıp düz örgüye devam edilecek. Beden boyu 26 cm’de düz örgü bitirilip 3 sıra haroşa yapıldıktan sonra modele başlanırken ara ara 9 ilmek artış yapılacak. İlmekler 3 ters 4 düz, 2 ters 5 ters, 2 ters 4 düz, 2 ters 9 düz, 2 ters 4 düz, 2 ters 5 ters, 2 ters 4 düz, 3 ters olarak dizilip örgüye devam edilirken 4 düzlerde her 4 sırada bir bükme, 9 düzlerde ortaya pirinç örgüden baklava deseni, 5 terslerde 2 sıra düz 1 sıra ters örgü yapılacak. Beden boyu 40 cm’ de omuzlar iki kere 13 ilmek olarak kesilirken aynı anda arka yaka ortasından 17 ilmek yanlardan 1 kere 7’şer ilmek kesilip arka parça bitirilecek.

ÖN :
Bedendeki modelli kısma geçilen yere kadar arka parçada yapılan sıralı işlemler tekrarlanacak. Haroşa üzerinde modele geçerken ara ara 9 ilmek artış yapılırken ortadan 6 ilmek kesilip ilmekler arka parçada verilen şekilde dizilerek modele devam edilecek. Beden boyu 37 cm’de ön yaka kenarından bir kere 4, bir kere 3, iki kere 2, bir kere 1 ilmek kesilip omuzlarda iki kere 13 ilmek olarak kesilerek ön parça da bitirilecek.
KOL :
38 ilmek başlanacak. 2 sıra haroşa yapıldıktan sonra ilmekler 2 düz, 2 ters olarak dizilerek lastik örgüye geçilip 6 sıra örülecek. Lastik üstünde düz örgüye geçilirken yanlardan 2 ilmek içerideartışlara başlanacak. Artışlar her 8 sırada bir 8 kere 1’er ilmek olarak yapılarak, toplam 54 ilmeğe ulaşılacak. Kol boyu 28 cm’de ilmekler 2 düz 2 ters olarak dizilerek lastik örgüye geçilip 6 sıra örüldükten sonra bütün ilmekler kesilerek kol bitirilecek.
YAKA KENAR BANDI :
Yaka kenarlarına 24’er ilmek takılıp başlara 3 düz gelecek şekilde aralar 2 ters 2 düz olarak ilmekler dizilip 8 sıra örülecek. Bu arada sağ taraftaki bandın arasına 8 ilmek ara ile 2 adet ilik açılacak.
YAKA :
Tüm yaka etrafına 80 ilmek takılacak. Başlara 3 düz gelecek şekilde aralar 2 ters 2 düz lastik olarak 22 sıra örülüp üzerine 2 sıra haroşa örüldükten sonra bütün ilmekler kesilerek yaka bitirilecek.
BERE :
90 ilmek başlanacak. 2 ters 2 düz lastik olarak 25 sıra örüldükten sonra lastik üstünde modele geçilirken ortadan 1 ilmek artış yapılacak. İlmekler 6 düz 2 ters, 4 düz 2 ters, 4 düz 2 ters, 6 ters 2 düz, 4 düz 2 ters, 4 düz 2 ters 11 düz şeklinde dizilip, 11 düzden sonra 2 ters 4 düz devam edilip başlangıçtaki 6 düz ile bitirilecek. Başlardaki 6 düz yarım pirinç baklava deseni, 11 düz de pirinç örgüden baklava deseni, 4 düzlerde her 4 sırada bir bükme, 6 terslerde 2 sıra düz 1 sıra ters örgü yapılacak. Örgü boyu 18 cm’e ulaştığında yanardaki kulak şeklinde çıkıntıların oluşması için 6 ters ilmeklik kısmın ortasından her 4 sırada bir karşılıklı 2’şer ilmek artış yapılarak 6 ilmeklik kısım 14 ilmeğe ulaşacak. Bere boyu 25 cm olduğunda 107 ilmek kesilerek bere bitirilecek. Bere ikiye katlanıp dikilecek. Bitiş kısmı da düz olarak dikilip kulak şeklindeki çıkıntıların uç kısmına püskül yapılıp takılacak.

Neler "aldatma" kapsamına giriyor?

Günümüz şartlarında aldatmanın tanımı biraz karıştı. Kızların özgür olması, facebook, internet, sosyal ortamlar ve pek kaynaşık iş ortamları... İhaneti ve sınırlarını günümüz şartlarında tekrar değerlendiriyoruz.

Kadın ya da erkek... Hiç kimse aldatılmaktan hoşlanmaz. Ancak kişisel tarihimizde küçük ya da büyük, mutlaka bir aldatma hikâyesi vardır. Söz konusu hikâye; bir başkasını görünce duyulan belli belirsiz heyecandan ve küçük, zararsız flörtlerden tutun da, bir başkası için sevgiliyi ya da eşi terk etmeye kadar geniş bir yelpazede düşünülebilir. Acaba neden bize yapılmasından kesinlikle hoşlanmadığımız, hatta karşı karşıya kaldığımızda korkunç bir bunalıma sürüklendiğimiz bu muameleyi en yakınımıza reva görürüz? Cevabı basit!

İnsanlık tarihi boyunca var olan ihanet gerçeği aslında doğası itibariyle çok eşli bir varlığın tek eşli bir toplum yapısına sağlamaya çalıştığı uyumun kaçınılmaz firesinden başka bir şey değil. Yani mesele tam olarak bir 'reva görme' meselesi sayılmaz. Elbette intikam amaçlı ihanet de sık karşılaşılan bir durum, özellikle kadınlar cephesinde. Ancak bu apayrı bir tartışma konusu! Zira bu tür ihanette, bir başkasından etkilenme ya da hoşlanmadan çok, sevgiliyi ya da eşi cezalandırma isteği, yani karar vererek, planlı programlı aldatma durumu söz konusu.

Peki ya dışarıdan son derece uyumlu ve mutlu görünen çiftlerden kulağımıza gelen ibret hikâyelerine ne demeli? Demek ki, bir ilişki yaşarken başka birine ilgi duymak, hatta o kişiyle birlikte olmaya çalışmak, pek de sıra dışı bir zayıflık değil. Ancak sıradan olması, başımıza geldiğinde tepki vermeyeceğimiz anlamına da gelmiyor. İhanetle karşı karşıya kalmak her inşam çok üzer, öfkelendirir, yıpratır, hatta hayata bakış açısını kökten değiştirebilir. Ancak günümüzde başka bir sorunla daha karşı karşıyayız! Neyin ihanet kapsamına girdiğini, hangi davranışı aldatma olarak görüp hangisine hoşgörü göstermemiz gerektiğini belirlememiz gittikçe zorlaşıyor.

Zira özellikle bilgisayar teknolojisinin sunduğu yenilikler, iletişim imkânlarının hem çoğalmasına hem de çeşitlenmesine neden oluyor ve biz ne kadar istersek isteyelim, bu imkânların önüne geçemiyoruz. Böylece mesela geçen yüzyılda bir adamın eşini aldatması için başka bir kadınla fiziksel olarak karşı karşıya gelmesi, onunla bizzat tanışması gibi doğal bir önkoşul varken, bugün internet üzerinden sürdürülen iletişim birbirini hiç görmemiş iki insan arasında duygusal bir ilişkinin başlamasına da neden olabiliyor. Ayrıca mesele sadece teknolojiyle de sınırlı değil. Farklı sosyal gruplar, farklı kadın- erkek ilişkileri, eskiye göre çok daha rahat ifade edilen cinsel eğilimler, günümüzün hızla değişen yaşam biçimi bir bütün olarak bize yeni ahlaki değerler dayatıyor. En azından bizi, eski birtakım fikirlerimizi yeniden gözden geçirmeye zorluyor.

Kimimiz bu hareketli ortamda prensiplerimize sıkı sıkıya bağlı kalmaya çalışıyoruz, kimimiz ise uyum sağlamak adına bu yeni dünya düzenine daha esnek yaklaşmaya… Kısacası, bir geçiş dönemindeyiz ve ihanette hoşgörü sınırları konusunda kafalar karışık. Yine de, neyin aldatma sayılıp neyin sayılmayacağına, kimi örnekler üzerinden giderek birtakım istatiksel sonuçlarla cevap vermek mümkün. İşte bu örneklerden bazıları... Bakalım günümüz kadını açık fikirli olmayı hangi noktaya kadar başarıyor...


İLİŞKİ RESMEN BAŞLAMAMIŞSA, BAŞKA BİRİYLE BİRLİKTE OLMAK ALDATMA SAYILIR MI?

Evet:
%75 Hayır: %25

İşte size cevaplanması son derece zor bir soru: Jane Austen romanlarında duygusal ilişkinin başlangıcı, erkeğin aşkını itiraf ettiği ve kadının da bu aşkı kabul ettiğini dile getirdiği an olarak kabul edilir, bu klasik sahnenin öncesinde her iki taraf da duygularını gizlerlerdi. Fakat hoşumuza gitsin ya da gitmesin, günümüz ilişkileri bu şekilde ilerlemeyip çok farklı seyirler izleyebiliyor. Artık cinsellik romantizmden sonra gelmiyor; hatta kimi durumlarda romantizmin cinsellikten sonra geldiği (Bakınız: evlilikle sonuçlanan tek gecelik ilişkiler!) bile söylenebilir.

Bazı kişiler; 'erkek arkadaş' ya da 'kız arkadaş' etiketinden hoşlanmıyorlar, kimileri ciddi bir ilişkiye girmeden önce sokak söylemiyle bir süre 'takılmayı' tercih ediyorlar, yakınlaşmalar bir anda değil, yavaş yavaş gerçekleşiyor. Peki bu yakınlaşmanın hangi noktası ilişkinin başladığı nokta? 'Biz neyiz şimdi? Birlikte miyiz, değil miyiz?' sorusu eşliğinde konuya kafa yoran genellikle kadınlar oluyor.

Asıl meselemize dönersek! Yukarıdaki sorunun sorulduğu kadınların yüzde 75'i evet, yüzde 25'i hayır cevabını vermişler. Demek ki kadınlar, ilişkinin adını koyma konusunda erkeklerden daha aceleci davranıyorlar. Daha doğrusu, bütün gereklilikleri, sorumlulukları ve yasaklarıyla ilişki, kadının kafasında erkekten daha önce başlıyor. Erkekse, en azından başlangıçta kendine kaçabileceği serbest bir alan bırakmayı, duygularından emin olmadan önce 'denemeyi' tercih ediyor, bu deneme sürecinde başkalarıyla da birlikte olabiliyor ve bunu kesinlikle aldatma olarak tanımlamıyor.

Ne olursa olsun, bunun aslında duygularla ilgili bir mesele olduğunu unutmamalıyız, ilişkinin adı konmamış olabilir, dolayısıyla da başka biriyle ilgilenmek aldatma kapsamına girmeyebilir fakat erkeğin, gözünün sizden başka kimseyi görmemesi gereken o ilk günlerde bile farklı seçenekler araması, ilişkinin ileriki aşamaları konusunda kafanızda ister istemez bir soru işareti yaratacaktır.


SOSYAL ORTAMDA BİR YABANCIYLA FLÖRT ETMEK ALDATMA KAPSAMINA GİRER Mİ?

Evet:
%45 Hayır: %55

Bu oldukça tartışmalı bir konu! Sebebiyse, bu kez flörtün sınırlarının net olarak belirlenememesi. Nedir flört? Uzun bir bakışma? Hararetli bir sohbet? Sohbet ederken birbirine dokunma? Hangisi masum bir flört sayılır, hangisi çizmeyi aşmak anlamına gelir? Bu soruya her birimizin cevabı farklı olacaktır.
Romatizma ve Ağrılara son
İstatiksel veriler, kadınların bu konuda hemen hemen ikiye ayrıldıklarını gösteriyor, ancak bu tür sosyal flörtü zararsız bulanlar az farkla önde. Gerçekten de barda, kafede, konserde, uçakta, bekleme salonunda, kitapçıda tesadüfen tanıştığınız bir erkeği çekici bulduğunuz ve onunla ayaküstü flört ettiğiniz için vicdan azabı çekmeniz ya da bunu gerçek bir aldatmayla bir tutmanız pek de gerekli değil. Bir ilişkinizin olması ve birlikte olduğunuz insanı sevmeniz, başka erkekleri beğenmekten ve onlar tarafından beğenilmekten - ki bu ikincisi bir kadın için çok daha önemlidir!- vazgeçeceğiniz anlamına gelmiyor. Aksine, ilişki uzmanları uzun süreli beraberliklerde bu tür zararsız flörtlerin ilişkiyi canlı tuttuğunu iddia ediyorlar.

Yalnız, burada dikkate almanız gereken iki nokta var! İlki, flörtün sınırlarını kendi ahlak sınırlarınız doğrultusunda belirlemeniz. Aynı şekilde, ikinci bir önemli nokta da şu! Kendinizi izleyerek, sosyal flörte ne kadar hevesli olduğunuzu tespit etmeniz gerekiyor. Eğer bunu sık sık yapıyorsanız, bu ilişkinizi gözden geçirmeniz gerektiği anlamına gelir. Sosyal flörtün hayatınızda tam olarak hangi boşluğu doldurduğunu belirlemek için kendinizle bir an önce yüzleşin.


FACEBOOK'TA ESKİ SEVGİLİLERİ ARAYIP BULMAK YA DA KARŞI CİNSLE İMALI MESAJLAŞMALARA GİRMEK ALDATMAK MIDIR?

Evet:
%80 Hayır: %20

Gördüğünüz gibi, teknolojinin imkânlarını kullanarak kaçak dövüşmeyi aldatma sayan kadınların sayısı oldukça fazla. Gerçekten de bilgisayar hayatımızda yeni bir dönem başlattı; bizi kendisinden önce var olan iletişim kanallarının çok ötesinde bir noktaya taşıdı. Bugün artık dünyanın öbür ucunda yaşayan, sadece fotoğrafından tanıdığımız (ki o fotoğrafın ona ait olduğu da şüpheli), belki kimlik bilgileri bile bütünüyle uydurma olan biriyle chat'leşme ve hatta yakınlaşma olanağına sahibiz.

Hele insanların iç çamaşırı renklerine kadar bütün hayatlarını kişisel sayfalarına döktükleri Facebook, yeni insanlarla tanışma ve eski tanıdıkları yeniden bulma konusunda çoğumuzu harekete geçirdi. Herkes herkesin Facebook arkadaşı, sokakta birbirini tanımayan insanlar dahi! Fakat işte tam da bu sınırsız iletişim fırsatı, ihanet eğilimi olanlara sınırsız bir aldatma ve foyası meydana çıkarsa kendini aklama fırsatı sundu. Şimdi şöyle bir soru soralım; kadın ve erkek birbirlerine hiç dokunmazlarsa, gerçekten sevişmiş sayılırlar mı? Hayır mı diyorsunuz? Peki sanal seks ne olacak?

Unutmayalım ki teknoloji sadece bir araçtır; onu masum ya da hain amaçlar için kullanmak ise bize kalmıştır. Aynısı Facebook için de geçerli. Birisine buram buram arzu kokan mesajlar göndermek ya da lafı sürekli cinselliğe getirmek, o kişiye Facebook üzerinden asılmaktan başka bir şey değildir ve bunun, o kişiye bir barda ya da başka bir yerde asılmaktan zerre kadar farkı yok. O yüzden, önemli olanın niyet olduğunu unutmayın ve bu kullanımı en yaygın sosyal platformu ciddiye alın. Fakat tabii ki pireyi deve yapmanın da âlemi yok. Örneğin birlikte olduğunuz erkek, vaktiyle güzel deneyimler paylaştığı ama uzun zamandır haber alamadığı bir eski sevgilisini arkadaş listesine eklemiş olabilir. Olay çıkarmadan önce bilgisayar üzerinden sürdürdükleri iletişimin içeriğini doğru yorumlamaya özen gösterin. Aynı şey sizin de başınıza gelebilir.

Eğer eski sevgilinizle sohbetlerinizi belli bir düzeyde tutmayı başarıyorsanız ve şu anda yolunda giden bir ilişkiniz olduğunu da biliyorsa, kesinlikle vicdan azabı çekmenize gerek yok. İster Facebook'ta olsun, ister sokakta, kriteriniz belli! Sadece sevdiğiniz erkeğin kulağına gitmesinden rahatsız olacağınız, dolayısıyla o duymasın diye kıvrandığınız davranışlar aldatma kapsamına girerler. Kendinizi sakın ola aldatmayın!


İŞYERİNDE FLÖRT ETMEK ALDATMAK SAYILIR MI?

Evet:
%73 Hayır: %27

Bir kere, işyerinde flörtün sosyal flörtten çok farklı olduğunu unutmamak gerek. Diyelim ofiste sohbetinden çok zevk aldığınız, içten içte çekici de bulduğunuz bir arkadaşınız var. Öğle tatillerinde birlikte yemeğe çıkıyor, kapı önüne çıkıp birlikte sigara içiyor, kahve molalarında baş başa dedikodu yapıyor, toplantılarda daima yan yana oturuyor, hafta sonu buluşup sunumlara çalışıyorsunuz. Evet, görünüşte tipik iki iş arkadaşısınız. Fakat aslında ateşle oynadığınızın farkında mısınız?

İş arkadaşlarımız, günün büyük bölümünü birlikte geçirdiğimiz kişilerdir. Süre hesabına vurursak, onlarla, ilişkide olduğumuz insandan, ailemizden ve en yakın dostlarımızdan daha fazla vakit geçiririz. Burada sizin için, sosyal flörtteki gibi 'Onu bir daha nerede göreceğim' rahatlığı söz konusu değil, çünkü ertesi gün ofiste göreceğiniz kesin! Dolayısıyla, tam anlamıyla aldatma sayılmasa bile işyerinden biriyle işin gerektirdiğinden fazla, yani duygusal ve fiziksel olarak yakınlaşmanın aldatmaya kapı açan bir yanı var. En azından çoğu kadın böyle düşünüyor.

"Çekim gücü"nün sırrı!

"Elektrik aldım/ alamadım" son zamanlarda sıkça duyuyoruz... Peki nedir bu elektrik meselesi? Birine neden elektrikleniriz? Kim bizi çeker? Çekim gücünüzü öğrenip etki alanınızı genişlebilirsiniz.

Neden bir erkek seni çekerken diğeri itiyor? Uzmanlar kimyasal çekimi anlattı...


Bir çöpçatan sana, bir erkekle kaynaşman için ortak ilgi alanları, değerler ve benzer altyapılara sahip olmanın yeterli olacağını söyler. Fakat bir erkeğe ısınmanın ya da ona karşı heyecan duymanın kimyadan geldiğini bilmelisin!

Bu gizemli ve soyut durum, iki insanı adeta birbirine yapıştırıyor. Buna rağmen kime âşık olacağını kesin olarak önceden tahmin etmenin bir yolu yok. Etkilenmenin kurallarını anlamak, ruh eşini bulup onu elinde tutmana yardımcı olacak...

EŞİT ETKİLEŞİM

Kıvanç Tatlıtuğ ve benzeri adamlarla birlikte olmaya biraz ara verebilirsin belki. "Çünkü sırf bir adam çok yakışıklı diye bu, onunla ilişkiyi devam ettireceğin anlamına gelmez" diyor Biyolojik Antropolog ve Why Him? Why Her? Kitabının yazarı Helen Fisher ve ekliyor:

"Kişiler diğer insanlarla olan fiziksel seviyelerinin benzerliklerine göre çekim hisseder." Sıradan görünümlü biri genelde kendine sıradan görünümlü bir eş arayacak, doğal olarak da güzel insanlar eşleşecek (Brad Pitt ve Angelina Jolie'nin eşleşmesinin mükemmel açıklaması değil mi?). "Bazı insanlar en iyi sıfatlara sahip olsalar dahi bazıları tarafından reddedilir" diyor Fisher.

BENZER İSİMLER

Birçok ciftin benzer isimlere sahip olmaları basta tesadüf gibi görünse de aslında bilinçaltı bir secimdir. "Genellikle insanlar isimleri benzer olan ya da aynı bas harfle başlayan kişilerle eşleşir çünkü tanıdık hissetmek ister" diyor Irresistible Attraction: Secrets of Personal Magnetism kitabının yazarı Doktor Kavin Hogan.

İpucu: Eğer benzer isimleriniz yoksa bile birbirinize benzer lakaplar takmak aynı etkiyi yaratacaktır.


AYNI GARİP HUYLAR

Sen farklı kültürlerin filmlerini seviyorsun o ise Die Hard filmini, önemli değil. Çiftler arasındaki uyum, sıra dışı ilgi alanlarına bağlıdır. Mesela rüyalarını kaydetme eğilimi veya ançüez aşkı gibi. "İnsanlar aynı mizaca sahip kişileri arzular. Biri senin garip huylarını algıladığında aranızda aniden bir bağ oluşuverir" diyor Hogan.

İpucu: Ona sorarak ortak noktalarınızı keşfetmeye çalış ve şunları sor: "Çocukken en garip huyun neydi?" ya da "Eğer yalnızca üç nesneye sahip olman gerekseydi, bunlar ne olurdu?"


ONUN GİBİ OLMAK İSTİYORSUN

İnsanlar doğal olarak kendilerinde eksik olan özelliklere sahip kişilere âşık olur. "Kişiler genellikle kendilerini dengeleyecek birini tercih eder" diyor Washington Üniversitesi Sosyoloji Profesörü Pepper Schwartz. "Eğer dışarı çıkmak için çabalıyorsan, seçeceğin kişi sosyal biri olacaktır."

İpucu: Zıt kutuplarda olduğunu düşündüğün birine mi vuruldun? Peşinden git. Çünkü onun sende olmayan pozitif özellikleri bir süre sonra sana taşınacak, bu da ilişkini daha sağlam hale getirecek.

14 Ağustos 2009 Cuma

Elbiselerin Büyüsü


Daria benim en beğendiğim modeller arasında yer almayı sürdüyor.
Vogue'nun bu çekimleri de gerçekten çok güzel.
O elbiseleri tek tek deneyip dans etmek isterdim!
Hangi elbiseyi daha çok beğendiniz?

Mango'nun elbiselerine çok benziyor değil mi üstteki model?



Ancak Marca’da


Marca’nın haberine göre Guti Galatasaray’a yakınmış. Avrupa’nın hemen her takımında oynayabilecek kapasiteye sahip Guti’nin Galatasaray’a gelmesini çok isterdim. Ancak Elano, Arda, Keita, Kewell gibi hücum ağırlıklı oyuncuların çoğunlukta olduğu bir kadroda defans hattı kırmızı alarm çalarken, takımın en kaliteli defansif orta saha oyuncusu olan -bu bölgenin tek yabancısı- Linderoth müzmin sakatken, sağbekte hala Sabri bize karabasanlar yaşatırken, son yabancı kontenjanının bu bölgeye harcanacak olması ancak Real Madrid mantalitesine yakın haberler veren Marca’dan beklenirdi. Kaka, Benzeama, Robben, Raul ve Ronaldo’yı aynı anda 11’de oynatıp Xabi Alonso ile Diarra’dan sadece birini takıma koyup ‘siz köle gibi orta sahada sağa sola koşturun, biz bu sırada biraz daha forma satacaz' diyen mantaliteden başka nasıl bir transfer haberi beklenir?

Bakarsınız gerçekleşir de Galatasaray da 4-1-5 sistemi ile sahaya çıkar. Ne olacak, 4-3-3'te orta sahadaki adamları biraz daha ileri çekersin olur biter. Hayırlı işler Ayhan, kolay gelsin Mustafa, bol şans Mehmet.

İsteseniz bile kilo veremezsiniz çünkü...



Hayatınız boyunca diyet yaptınız ama bir türlü ideal kilonuza ulaşamadınız mı? Bunun altında başka bir neden olabilir...

Her şeyi doğru yapıyorsunuz ama yine de bir türlü kilo veremiyor musunuz? Belki bunun altında bambaşka bir neden yatıyordur ve siz bunun farkında olmadan kendinizi suçlamaya devam ediyorsunuzdur... Hızlı yemek yemek, meyve suyu içiyorum diye şekerli ve aromalı suları tüketmeniz, hatta var olduğunu bile bilmediğiniz tiroid sorununuz, kilo vermenize engel oluyor olabilir...

1. Hızlı yemek
Hızlı yemek yemek kilo almanıza neden olur bu nedenle yavaş yemelisiniz. Yiyecekleri uzun süre çiğnedikten sonra yutmak, beynin vücuda giren besinleri kaydetmesine zaman tanımak anlamına geliyor. Bu şekilde tat alma duyusu da tatmin oluyor. Böylece doyduğunuzu anlamanızla, yemeye son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor.

2. Teknoloji
Diyetlerinizin bir işe yaramamasının en büyük etkenlerinden biri hareketsiz yaşamdır. Eskiden bir arkadaşınızla görüşmek için belki de 10 ya da 15 dakika yürürken şimdi sadece mailleşerek görüşmüş kadar oluyor ya da internet üzerinden sohbet edebiliyorsunuz. Böyle olunca da hareket yerine oturmayı seçiyorsunuz.

3. Tatlandırıcılar
Kilo almamak için sürekli şeker yerine tatlandırıcı kullanıyor olabilirsiniz. Fakat yapılan araştırmalar yapay tatlandırıcıların alınan doğal kalori alımı konusunda vücudu kandırdığını ve bu nedenle de daha fazla şeker kullanma isteğini ortaya çıkardığını gösteriyor.

4. Sebzeler
Sebzelerinizi ve salata malzemelerinizi iyi yıkadığınızdan emin olmalı ve organik olarak yetiştirilmiş olanları seçmelisiniz. Hormonlu sebze ve meyvelerden uzak durmalısınız. Bunlar sizi de tıpkı sebzeler gibi şişirecektir.

5. Yağ oranı düşük yiyecekler
Yağ oranı yüksek ve düşük yiyecekler arasında aslında sanıldığı kadar çok fark yoktur. Yoğurt, süt ya da peynirde bu oran önemliyken yağ oranı düşük bir kek yemekle yağ oranı yüksek olanı yemek arasında hiçbir fark yoktur.







6. Stres
Beyin, vücutta enerjinin azaldığını fark eder etmez açlık hissetmemize yol açan kimyasal maddeler salgılar. Bu kimyasal maddeleri salgılayan kısmı, aynı zamanda duyguları da kontrol eder ve sıkıldığımız veya kendimizi kötü hissettiğimizde hemen buzdolabına koşmamızın başlıca sebebi de budur.

7. Öğün atlamak
Her yemek yediğinizde metabolik hızınız iki saat içinde yüzde 20 - 30 artar fakat öğünleri atlarsanız metabolizmanız yavaşlar. Özellikle de kahvaltı yapmamak en büyük problemdir ve gece boyunca yüzde 5 yavaşlayan metabolik hızınız bir daha yemek yiyene kadar aynı hızda kalır.

8. Meyve suları
Früktoz seviyesi yüksek olan meyve suları iştahınızı açar. Bu nedenle taze meyve suyu içmek ya da meyve yemek çok daha yararlıdır.

9. Toksinler
Karaciğer vücudun yağ yakan organıdır ve eğer alkol gibi toksinlerle doluysa yakma işlemi için daha yoğun çalışarak çok enerji harcar ve yorulur. Bu nedenle içki içerken yağ ya da şekeri çok fazla tüketmemeye dikkat etmelisiniz.

10. Salata
Diyet yaptığınız için salata yemeyi tercih edebilirsiniz fakat salatayı dışarıda yiyecekseniz soslu bir salata yememelisiniz. Çünkü özel soslarla yapılan bu salataların kalori bakımında bir hamburgerden çok da farkı yoktur.

11. Doğumgününüz
Kış mevsiminde doğduysanız baştan kaybetmiş olma ihtimaliniz yüksek çünkü yapılan araştırmalar kış bebeklerinin obeziteye daha yatkın olduklarını gösteriyor. Bunun sebebi ise daha yavaş çalışan bir metabolizmaya sahip olmaları.

12. Doğum kontrol
Doğum kontrol haplarının içinde bulunan progesteron türevi maddeler vücutta su tutulmasına neden olabilirler. Bu etki kişiden kişiye değişmekle beraber, biriken madde `su` olduğundan, kalıcı bir kilo değişikliği yapması beklenen bir yan etki değildir. Yine haplar beyinde açlık merkezine etki ederek iştah artışına neden olabilirler.

13. Uyku düzeni
Yapılan araştırmalara göre geceleri dört saatten az uyuyan kişiler daha çok uyuyanlara oranla daha fazla kilo alırlar. Çünkü yorgun bir vücut, normal günde yakılan enerjiyi yakamaz ve metabolizması yavaşlar. Bunun için her gün uykunuzu düzenli almaya dikkat etmelisiniz.

14. Evlilik
Yeni evli çiftler hep evlendikten sonra kilo aldıklarından şikâyet ederler. Bunun nedeni ise birlikte bir yaşam paylaşma sonucu herşeyi aynı anda yapma isteğidir. Fakat sözkonusu yemek olunca bu yanlıştır eşinizle aynı miktarda ya da aynı şeyleri yemeden de mutlu bir evliliğe sahip olabilirsiniz.

15. Tiroid sorunu
Sürekli yorgun hissediyorsanız, kilo almaya başladıysanız ve sürekli üşüyorsanız tiroidiniz tembelleşmiş olabilir. Bu da metabolizmanızın daha yavaş çalışmasına neden olur. Bunun için bir uzmana başvurun ve balık, fındık gibi yararlı besinler almaya dikkat etmelisiniz.

Sekse bakışınızı değiştirecek 10 soru

Sekse bakışınızı değiştirecek 10 soru
Sekse bakışınızı değiştirecek 10 soru
Seks özellikle kadınlar için hala konuşulması yasaklı konulardan. Bu da kafalarda onlarca soruyu cevapsız bırakıyor. Kadınların jinekolog ve seks uzmanlarına en sık sorduğu 10 soru ve cevapları yazımızda.

Konu seks olduğu zaman en çok kiminle konuşmak sizi rahatlatıyor? Arkadaşlarınız mı, aileniz mi, psikologunuz mu yoksa jinekologunuz mu? Yapılan bir araştırmaya göre kadınların yüzde 70'i seks ve vajinal bölge sorunları hakkında tüm merak ettiklerini sadece jinekologlarıyla paylaşıyorlar. Hal böyle olunca da günümüzde birçok doktor seks hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak için bu konuda eğitim almaya başladı. Zira akıl almaz sorularla karşılaştıkları bir gerçek. Eğer onlara dahi sormaya cesaret edemediğiniz sorular varsa; ülkemizin önde gelen seks uzmanları en çok sorulan on soruyu sizin için cevapladı.

1) SEKS HAKKINDA ASLINDA NELER DÜŞÜNÜYORUM?
21. yüzyılda kadınlar birçok konuda erkekler ile eşit seviyede... Özellikle istedikleri gibi bir hayat kurmak ve sürdürmek söz konusu olduğunda! Kariyer yapmak, kişisel banka hesabı açtırmak, oy vermek, hatta seks hayatında ne istediğine karar vermek de buna dâhil. Ancak seksin ulu orta konuşulmaması gerektiğini düşünen bir ailede yetişenler, doğru karar vermekte güçlük çekebiliyorlar. Zira seksin çekinilecek bir konu olduğu düşüncesi; yetişkinlikte dahi bilinçaltında kalmaya devam ediyor. Bu yüzden de ne yazık ki, yatak odasında sorunlar yaşanabiliyor. Eğer daha mutlu bir cinsel hayata sahip olmak istiyorsanız, öncelikle size bu konuda tekrarlanan tabuları üsteleyin ardından da pozitif yanlarını sıralayın. Böylece; 'Sadece kötü kadınlar seksten zevk alır' cümlesini, 'Her kadın seksten zevk alma hakkına sahiptir' ile değiştirebilirsiniz. Yine de yatağa girdiğinizde bu düşünceler yine sizi etkisi altına almaya devam ediyorsa, hemen seksten ne kadar zevk alabileceğinizi düşünün. Bu sizin en büyük kişisel haklarınızdan biridir çünkü.

2) SEVGİLİMİN VÜCUDUNU TANIDIĞIM KADAR KENDİ VÜCUDUMU TANIYOR MUYUM?
Kadınlar çoğunlukla jinekologlarına sevgililerinin klitorislerini bulamadıklarını dile getiriyorlar. Nedense erkeklerin her zaman söz konusu bölgemizi iyi tanıması gerektiğini düşünürüz. Labium'un yani cinsel bölgenizin dudakları arasında kalan bölgede yer alan bezelye tanesi büyüklüğünde olan dokunuz aslında buzdağının doruk noktası! Klitorisinizin tamamı leğen kemiğinizin iç kısmında bir yelpaze gibi yayılmakta. Bu konuda çok az bilgiye sahip olan kadınlara günümüzde bazı jinekologlar klitoris bulma ve tanıma dersi dahi veriyor. Temel dayanak noktası ise o küçük bezelye taneciğine tüm suçu yüklememek... Zira klitorisinizin birden çok siniri olduğu için farklı bölgelere temasla da orgazm olmanız mümkün. Labim ya da vajinanın kenarı da bu bölgeler arasında yer alıyor. Hatta bu sinirler size daha güçlü bir orgazm yaşatabilir.

3) EN KISA YOLDAN NASIL ORGAZM OLUNUR?
En çok hangi bölgenize dokunulmasından hoşlanıyorsunuz? Sizi zirveye çıkaran özel bir fantezi var mı? Bu iki sorunun cevabını biliyorsanız, orgazm olmanın en kısa yolunu da keşfetmişsiniz demektir. Eğer bilmiyorsanız, öğrenmeniz o kadar da zor değil! Kendi üzerinizde yapacağınız birkaç test, kısa sürede keşfetmenize yardıma olacaktır, örneğin bazı kadınlar mastürbasyon yaparak üçlü bir ilişkiyi hayal ettiğinde daha kuvvetli orgazm olduklarını dile getirirken; bazıları da karın üstü yattığı zamanlarda kendine dokunduğunda orgazm olma süreçlerinin hızlandığını dile getiriyorlar. Ancak tüm bunlar her kadında farklı yaşanıyor. Keşfetmek ise size kalıyor... Bir gün sizi en hızlı orgazma götüren noktanızı keşfederseniz, bunu sevgilinizle paylaşmaktan çekinmeyin.


4) SEKS SIRASINDA HÂKİMİYETİ BAZEN ONA MI VERMELİYİM?
Kesinlikle! Oysa günümüzde birçok kadın erkeğin tatmin olmasının daha önemli olduğunu düşünüp, kendi isteklerini göz ardı ediyor. Evet: kadınlar bir hareketi yaparken o ana konsantre olmaları gerekirken; ''Onu tatmin etmek için daha sonra hangi hareketi yapmalıyım?' diye soruyorlar kendilerine. Siz tüm hâkimiyeti üstünüze aldığınız zaman sevgiliniz nasıl zevk alıyorsa; ara sıra da olsa sizin de onun kadar zevk almanız şart. Cinsel ilişki tek tarafın tatmini için gerçekleşiyorsa, duygular hiçe sayılıyor demektir.

5) CİNSEL İLİŞKİYE GİRMEK İÇİN VÜCUDUMLA BARIŞIK OLMAM ŞART MI?
Vücudunuz hakkındaki düşünceleriniz, siz ne kadar engel olmaya çalışsanız da ne yazık ki cinsel ilişkinizi derinden etkiliyor. Bu sorun genellikle hamilelikten sonra meydana geliyor. Çocuğunu doğurduktan sonra kalçalarının genişlemesinden, göğüslerinin iki beden birden büyümesinden memnun olmayan kadınlar, eşlerinin onları bu şekilde görmesinden rahatsız oluyor. Hatta bazıları kendilerine dokunulmasını dahi istemiyor. 'Bu düşüncenin modası çoktan geçti' diye düşünseniz de, günümüzde hâlâ birçok kadın tarafından yaşanmakta... Uzmanlar seks hayatınızın eskisi kadar iyi olması için bir günlük tutmanızı ve bu deftere her gün vücudunuzla ilgili olumlu bir not düşmenizi öneriyorlar. Göreceksiniz ki, bir ay sonra vücudunuzu sevmeye ve başkaları tarafından aslında ne kadar çekici bir hal aldığını fark etmeye başlayacaksınız. Ayrıca zayıflamak için yapacağınız hareketler de sizi tahrik edecektir.

6) EN ÇOK DOKUNULMASINI İSTEDİĞİM BEŞ BÖLGEMİ SIRALAYABİLİR MİYİM?
İyi bir seks hayatı için her kadının iç çamaşırlarıyla saklanmayan zevk verici bölgelerini keşfetmesi gerekiyor. Bu bölgeler her kadın için farklı. Jinekologlar; hastalarından bazılarının sadece göğüs uçlarına, dizlerinin arka kısmına ve kulaklarına dokunulmasıyla orgazm olduğunu dile getiriyorlar. Zevk verici bölgelerinizi keşfetmeniz için illa ki bir erkeğe ihtiyacınız yok. Bunu bir adet tüy, vibratör ya da kendi elinizle de keşfedebilirsiniz. Eğer beş bölge sayabiliyorsanız, bunu kesinlikle hemen sevgilinizle paylaşın.

7) SEKS YAPMAK İÇİN HER ZAMAN GEÇERLİ BİR NEDENİM OLMASI GEREKİYOR MU?
Günümüzde birçok kadın cinsel ilişkiden sonra kendini yalnız hissettiği için bunalıma giriyor. İşte bu nedenle de; 'Seks yapmak için her zaman geçerli bir nedenim olması gerekiyor mu?' sorusu soruluyor sık sık. Oysa sevdiğiniz kişi ile yaptığınız kötü seks ile kendinizi kötü hissettiren seks birbirinden çok farklı! İkinci şık ise genellikle sizi yatağa götüren nedenler olduğunda meydana geliyor. Gelecekte daha sağlıklı bir cinsel hayata sahip olmak için kendinize beş dakika ayırıp, en son yaşadığınız ilişkiyi düşünün, özellikle de sevişmek istemenizi sağlayan nedenleri... Geçerli nedenler arasında ona bağlanmak, büyük bir kavgadan sonra barışmak, kutlama yapmak, bebek sahibi olmayı istemek ve sadece onunla birlikte olmayı istemeyi sayarken; olumsuz nedenler arasında onun eve gitmesini engellemek, kavgayı sonlandırmak, sizi sevmesini sağlamak ve eğer birlikte olmazsanız sizi terk edeceği korkusunu sayabiliriz. Eğer doğru nedenlerden dolayı cinsel ilişkiye girerseniz, daha fazla zevk alırsınız.

8) VAJİNUSMUS YAŞIYOR OLABİLİR MİYİM?
Jinekologlar, hastalarının yüzde 60'ının vajinalarının büyüklüğünün, kokusunun, tadının normal olmadığından endişelendiklerini dile getiriyorlar. Bazıları boşuna kuruntu yaparken, bazıları da gerçekten sorun yaşayabiliyor. Eğer kronik bir iltihaplanma ile savaşıyorsanız ya da iç çamaşırı giydiğiniz zaman söz konusu bölgenizde acıma meydana geliyorsa, bu kuruntularınızda haklısınız demektir. Bu durum sizi vajinusmus yaşamaya itebilir. Ancak bunlardan hiçbiri meydana gelmiyorsa, kuruntularınızı yine kendi içinizde çözümlemelisiniz. Uzmanlar eskiden genellikle bu gibi durumlarda elinize bir ayna alarak, bu bölgenizi incelemenizi önerirdi. Bu günümüzde de geçerli! Her ne kadar sevgiliniz sizin vajinal bölgenizin muhteşem olduğunu söylese de, sizin bu bölgeyi daha yakından tanımanız gerekiyor. Brezilya usulü ağda yaptırmaktan, güzel dantel bir iç çamaşırı satın almaktan da kaçınmamalısınız.

9) SEKSTEN SONRA YÜZÜM NASIL GÖZÜKÜYOR?
Genellikle sadece beynimize değil, vücudumuza da seksin iyi gelip gelmediğini sorgulamalıyız. Bunun için de seks bittikten sonra kalkıp aynada yüzünüze bakmayı deneyin. Karşınızdaki ifade ürkek mi, mesafeli mi yoksa mutlu mu? Çünkü bazen seks çok tatmin edici olsa da, gece saat ikide gördüğümüz ifade korkutucu olabiliyor. Böyle zamanlarda hemen yatağa yatıp uyumayı deneyin. Sabah dinç kafayla görünümünüzü değerlendirin.

10) ONA KARŞI YÜZDE YÜZ DÜRÜST MÜYÜM?
Sevgilinizle konuşmak size zor gelebilir. Böyle durumlarda oldukça kısa ve öz konuşmayı deneyebilirsiniz. Yalnız ona kızmak ve aşağılayıcı konuşmak yerine nelerin sizi tatmin ettiğini dile getirip, ondan bunları yapmayı denemesini rica edin. Nasıl yemeğe gittiğinizde canınız salatadan çok kızarmış patates istiyorsa ve bunu rahatlıkla dile getirebiliyorsanız, seks taleplerinizi de anlatın. Dürüst olursanız o bunları gerçekleştirmeyi bir görev bilecektir.

Göbek bölgeniz yağlanmasın!

Zayıf kadınların bile derdi: "Göbek Yağlanması!"

Suadiye Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Oya Yüksek, “Göbek bölgesi yağlanması” hakkında bilgi verdi.

Son dönemlerde göbek bölgesi yağlanması kalça-basen bölgesi yağlanmasından daha büyük bir sorun haline geldi. Lokal yani bölgesel olarak tabir edilen bu tür yağlanmalar zayıf kadınlarda bile görülen sorunun nedenleri arasında ise, yüksek şekerli yiyecek alımının fazla olması, hareketsizlik (oturarak çalışma) ve insülin dengesizliği başta geliyor. Suadiye Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Oya Yüksek, “Göbek bölgesi yağlanması” hakkında bilgi verdi.

İnsülin dengesizliği neden göbek yapar?
Kandaki şekeri kontrol eden bu hormonun kandaki seviyesi çok önemli. İnsülin metabolizması bozulduğu zaman kan şekeri seviyelerinde ve bununla birlikte diğer kan değerlerinde bozulmalar ve özellikle bel-karın bölgesinde yağlanmalar oluşur. Bununla birlikte alınan yüksek karbonhidrat da bu rahatsızlığı tetikler.

Yağlanmamak için kalori mi içerik mi önemli?
2007 yılında Diyabet Merkezi’nin yaptığı bir çalışmada her ikisinin de önemli olduğu kanıtlandı. Araştırma kapsamında; aynı kaloriye fakat farklı besin öğelerine sahip üç beslenme programı hazırlanmış, 62 yaş civarında ailesinde diyabet geçmişi olan ve vücutlarında insülin direnci gelişmiş 11 obez katılımcıya uygulanmış. Bu katılıcılar 28 gün boyunca 1600 kalorilik ve dört öğüne bölünmüş (öğün başına 400 kal) bir program uygulamışlardır. Sonuç olarak; kilo ve yağ değişimleri olmamış fakat yüksek karbonhidrat alındığı zaman vücut yağlarının göbek bölgesine doğru biriktiği gözlemlenmiştir. Diğer bir iddia ise; yüksek karbonhidrat ile birlikte alınan tekli doymamış yağların insülin metabolizmasını düzelttiği için göbek bölgesi yağlanmasını yavaşlattığı ve koruduğudur. Bu çalışmada tekli doymamış besin kaynağı olarak; avokado, ceviz, zeytinyağı, zeytin, çekirdek ve bitter çikolata kullanılmıştır. Bununla birlikte birçok çalışma tekli doymamış yağların insülin metabolizması üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu savunmaktadır. 

Göbek bölgenizi nasıl kontrol altında tutarsınız?
1. SIKILAŞTIRMA: Vücut kaslarını korumak için sıkılaştırma(kuvvetlendirme) hareketlerinin yapılması.
2. EGZERSİZ: Yağ yakımı için aerobik egzersiz
3. DİYET: Kalp sağlığını koruyan doymamış yağların çok, doymuş yağların az olduğu Akdeniz Tipi beslenme programı ve kilo yönetimi için gün başına alınan enerjiden 100 kal/gün kısıtlamak.
1. Yüksek karbonhidrat yerine daha düzenli dağılmış öğünleri tercih etmek ve karbonhidrat alımında ise karışık karbonhidrat diye tanımlanan esmer tahıl ürünlerinin tüketilebilir.
2. Salata ve yemeklerde zeytinyağı veya kanola yağı kullanılabilir.
3. Öğün aralarında fındık veya ceviz tüketilebilir.

Plastik cerrahide göbek yağlanmasına çözümler!
Mahmure'de sorularınızı yanıtlayan uzmanlarımızdan, Este Klinik Op.Dr.Yakup Avşar,
göbek yağlarımızdan kurtulmanın yöntemlerini anlattı.

KARIN GERME (ABDOMİNOPLASTİ)
Doğum sonraları başta olmak üzere,kilo vermelerden sonra karın bölgesinde yağlanma ve karın cildinde sarkmalar görülür.Göbek deliği açılmış ve göbeğin altında cilt çatlakları da oluşmuştur.Karın bölgesindeki yağlar çoğu kez bel bölgesine kadar taşarak bel oyuğunu yok eder ve mide üzerinde de bombelik yapar.Tüm bu deformasyonlar bir operasyonla giderilebilir. Abdominoplastide hedef;karın kaslarındaki yırtığı onarmak,cilt ve yağ fazlalığını almak,göbek altındaki çatlakları gidermek,yeni estetitik görünümlü göbek deliği,mide bölgesi ve bel oyuğunu oluşturmaktır.
Operasyon sonrası iyileşme süresi on gündür.Fazla kilo alıp-verilmediği,tekrar hamile kalınmadığı sürece yapılan işlem kalıcıdır.

MİNİ KARIN GERME (MİNİABDOMİNOPLASTİ)
Göbek deliğinin altında yağlanma ve cilt sarkaması olup,diğer bölgelerinde deformasyon olmayan kişilere yapılır.Sadece göbek altındaki cilt ve yağ fazlalığı alınarak estetik görünüm sağlanır.İyileşme süresi ortalam 5-7 günde tamamlanır.Kiloya dikkat edildiği taktirde işlem kalıcıdır.

BÖLGESEL YAĞLANMADA YAĞ ÇEKME (LİPOSUCTİON)
Liposuction belli bölgelerde cilt altında birikmiş inatçı yağları vakum yardımı ile çekme işlemidir.Basen,göbek,uyluk iç kısımları,üst kollar,gidı,bel ve popoda görülen fazla yağları çekmek için uygulanır.Liposuction için uygun adayların ciltte bolluk olmaması ve bölgesel yağlanmanın olması gerekir.Unutulmaması gereken önemli bir konuda; liposuctionın bir kilo verme yöntemi olmayıp,vücut kontürlerini düzeltme işlemi olduğudur.İşlem sonrası 2-3 günde işe başlanabilir. Düzenli egzersiz ve diyete dikat edildiği taktirde de işlem kalıcı olur ancak,kişi kilo aldığı zaman liposuction yaptırdığı bölgeler de tekrar yağlanma oluşur.

Kadınların ömrü ağlamakla geçiyor!

Kadınların ömrü ağlamakla geçiyor!

Üç bin kadın üzerinde yapılan bir araştırmaya göre kadınlar bir yıl dört ay gözyaşı döküyor.

“TheBabyWebsite.com” tarafından yapılan ankete göre kadınlar, doğdukları yıl bez değiştirme, beslenme gibi ihtiyaçlarının giderilmesi için günde üç saat, bir-üç yaşları arasında düşme, yorgunluk, azarlanma gibi sebeplerden günde iki saat beş dakika, genç kızlık dönemlerinde ise hormon, arkadaş kavgası, sevgili tarafından terk edilme gibi sebeplerden haftada ortalama iki saat 13 dakika, 19 yaşını geçtiklerinde ise haftada iki saat 14 dakika ağlıyorlar.

19-25 yaş arası kadınlarda duygusal bir film ya da ilişkiler konusundaki kararsızlık ağlamaya yeterli.

25’ten sonra kötü haber, yorgunluk, eşiyle kavga gibi ortak nedenlerden göz yaşı dökmeye devam eden kadınlar böylece hayatlarının 12 bin saatini ağlayarak geçirmiş oluyorlar.

Güzellik hataları ile çirkinleşmeyin

Dıştan çekilen dudak kalemi, patlamak üzere olan sivilcenin sıkılması, abartılı göz makyajı... Bunlar sıklıkla yapılan güzellik hatalarından sadece bazıları.

Modası geçen ve kadını güzelleştirmekten çok, çirkinleştiren bu hatalardan kurtulmanın artık zamanı geldi galiba!

Saçlarını kesme!
Saçlarına bir türlü şekil veremediğinden şikayetçisin. Bir gün kafan bozuluyor ve alıyorsun makası eline. Biraz daha biraz daha derken, bir de bakıyorsun saçlar uçmuş gitmiş! Bu durumda: Ya son derece cool bir tavırla arkadaşlarına "Aaaa! Bu saç şekli şimdi çok moda, yoksa haberiniz yok mu?" diyeceksin ya da uzuuuun bir süre nereye gidersen git, şapkayla dolaşacaksın.Ne yapmalısın? Kuaföre gitmeme konusunda ısrarlıysan, o zaman bir arkadaşından yardım al. Saçların düzse ve arkadaşına güveniyorsan bunu deneyebilirsin. Ama sakın saçlarına şekil verdirmeye falan kalkma!

Küçük hilelerin büyük etkileri
Şimdi bunu yapmamak mümkün mü? Günlerdir beklediğin partinin sabahında, bir bakıyorsun çenende kocaman bir sivilce! İçinden ona öldürücü bir darbe indirmek geliyor. Hem de tırnaklarınla. Sonra bu masum sivilce, koca bir canavara dönüşüyor ve yüzünün tamamını kaplıyor. Şimdi git bakalım partiye!


Ne yapmalısın?
Sivilcenin üzerine limonla karıştırılmış talk pudrası sür ve akşama kadar beklet. Böylece sivilcenin daha fazla büyümesini engellemiş olursun.

Parlak kırmızı ruj sürme!
Biliyoruz, kırmızı ruj gerçekten çok seksi! Ama eğer dişlerin yeterince çarpıcı değilse seksi olmak bir yana çok itici görünebilirsin.

Ne yapmalısın?
İlla kırmızı ruj kullanmak istiyorsan, biraz daha soft tonlarını denemelisin. Şeftaliye yakın açık kırmızılar, uygun göz makyajıyla çok iyi gider.