30 Mayıs 2010 Pazar

Çekilişi Nasıl yaptım :)

İzleyicilerime Hediye Çekilişim
İzleyicilerimden hediyemi kabul edenlerin listesini yayımlamıştım. Arkadaşlarımın bazılarının adı çok uzun, bazılarının da çok kısa olduğu için, bende liste sırasına göre numaralandırdım. Kağıtların boyutlarının aynı olmasına dikkat ederek [ çok ciddiye alırım da işimi :)] kestim. Bir tane eşime, bir tane Sena'ma, Bir tane de ısrar kıyamet Sıla'ma çektirdim.



MEYVELİ SOS İLE KUP VE KEREMDEN

Dr.Outker'in her ürünü harika bence!!!
Güvenerek alıp kullanıyorum ve kalitesiyle lezzetiyle 1 numara diyorum...
Meyveli Sosu yeni denedim,mükemmel....
Ahududu ve çilek meyvelerinin tozunu içeriyor. Hazırlaması çok pratik. 200 ml (2 çay bardağı) soğuk sudan 3 yemek kaşığı ayrılır ve bir kaba alınır. Bu su içerisinde poşetin tamamı eritilir. Geri kalan su kaynatılır, kaynayan suya eritilmiş meyveli sos karışımı eklenir, karıştırılır ve kaynayınca ocaktan alınır. Arada karıştırılarak soğutulur.Hepsi bu kadar....İstediğiniz meyvelerle farklı sunumlar elde etmek sizin elinizde....Ben kupların en altına bir tatlı kaşığı kuru üzüm ve fıstık koydum.Üzerine bisküvi parçacıkları ve onun üzerine muz dilimleri....Sosu da gezdirdikten sonra buzdolabında beklettim ve sonra servis yaptım...
Çok hafif bir lezzet yakaladım...
Keremi özlediniz mi?Ne zamandır resimlerini eklememiştim...
Alışveriş merkezlerine gidince oyun bölümünden alamıyoruz küçükbeyi...

25 kuruşu atınca keyfine diyecek yok....
Ama doymak bilmiyor,başka vaatlerle kandırıp götürüyoruz....


Bu resimlerde daha önceki halleri...Yukarıdakilerle kıyasaylayınca büyüdüğünü anlıyorum...
Artık abi oldu....Kendini çok güzel ifade ediyor....Ama hızına yetişemiyorum ,çok yoruluyorum....
Sağlık olsun diyorum ve mutlu bir hafta geçirmenizi diliyorum....

ÇİKOLATALI SÜRPRİZ MUFFIN

 Şekerler gününüz güzelliklerle geçsin.Evet nihayet gün masamızın son lezzetine sıra geldi.Bu hari ka muffinleri EYA-ZEHRA'cığımda ilk gördüğümde yapmayı kafama koymuştum bu özel güne kısmet oldu:))
MALZEMELER
HAMURU İÇİN
275 gr.un
2 tatlı kaşığı Dr.Oetker kabartma tozu
Yarım tatlı kaşığı karbonat
3 çorba kaşığı kakao
1 yumurta
130 gr.esmer şeker(ben normal kullandım)
80 gr.oda sıcaklığında tereyağ
300ml.Buttermilk(ekşi krema)
İÇ DOLGUSU İÇİN
100 gr.labne peyniri
100 gr.Hindistan cevizi
2 çorba kaşığı pudra şekeri
1 paket Dr.Oetker Vanilya şekeri
ÜST KAPLAMA İÇİN
80 gr.bitter çikolata
100 ml.krema
 YAPILIŞI
-Buttermilk(ekşi krema)yapımını MELEĞİM'den sorarak öğrendim.300 ml.ılık süte yaklaşık 6 yemek kaşığı limon suyu döküp sadece birkez karıştırıp 10 dakika bekle tiyorsunuz.Ekşi kremamız hazır.
-İlk iş olarak iç dolgumuzu hazırlıyoruz.Bunun için labne peyniri,hindistan cevizi,pudra şekeri ve vanilya şekerini yoğurup küçük toplar yaparak kenarda bekle tiyoruz.
-Bir kapta elenmiş un,kakao,kabartma tozu ve karbonatı karıştırın.
-Başka bir kapta yumurtayı hafif çırpın.
-Toz şekeri,tereyağını ve Buttermilki ekleyin ve karıştırın.
-İyice karıştıktan sonra un karışımını ekleyin ve iyice karıştırın koyu kıvamlı bir kek hamurumuz olacak.
-Slikon muffın laıplarının içine muffın kağıtlarını yerleştirip tepsiye dizin.
-Hazırladığımız kek hamurundan 1 tatlı kaşığı tüm muffın kalıplarına dökün ortalarına iç dolgu toplarımızı koyun.
-Üstlerini kek hamuruyla doldurun.Muffın kalıplarının yaklaşık 1 cm.aşağısında olmalıki kabarıp taşmasın.
-Hazırlanan muffınlerimizi önceden ısıtılmış 180 derece fırında yaklaşık 30 dakika pişirin.
-Muffınler pişerken ganaj için kremayı kaynama noktasına kadar ısıtın parçaladı ğımız çikolataları ilave edip karıştırarak eritin ve ganajı soğumaya bırakın.
-Pişip soğuyan muffınleri ganaja batırarak istediğiniz şekilde süsleyin.
Benim bu ölçülerle 17 muffınım çıktı.
AFİYET BAL OLSUN.

Kolza, Kanola Yagi


Simdi Kolza veya Kanola tarlalarini seyir etmek ve fotograflamanin tam zamani. Gördügüm güzellikleri karelemek benim icin büyük bir zevk. Sehirler arasi seyir ederken sapsari renkelerle bezenen tarlalar göz aliyor. Almanya da adi Rapsöl dedigimiz bu Kanola yagini severek sofralrimizda kullaniyoruz. Bu yag hakkinda net den buldugum bilgileri size aktarmak istiyorum. Ayrica net de Kanola yagi hakkinda negatif bilgilerede ulastim, ben memun oldugum icin bu bilgiyi paylasmayi uygun gördüm, sizler arastirarak karar vermeniz en uygunudur diye düsünüyorum.

KANOLA YAĞI

Kanola yağı en ideal yağ oranılarına sahip bir bitkisel yağdır.Benzerleri arsında en düşük doymuş yağ oranına sahiptir. Bu özelliğinin yanında ciddi miktarda Omega-3 yağı içerir. Zeytinyağının önemli bir alternatifi olan Kanola yağı zengin içeriğiyle tercih edilmesi gereken bir yağdır.

1 yemek kaşığı Kanola yağında (14 gram)

Kolesterol:0

Protein:0

E Vitamini:2.4 miligram

K Vitamini:266 mikrogram

Doymuş Yağ:1gram-1.7 gram

Doymamış yağ:12-13 gram

Tekli doymamış:8.2 gram

Çoklu doymamış:4 gram

Serbest yağ asidi:% 0.3

* Kanola yağı tekli doymamış yağlar yönünden zengin dolayısıyla kötü kolesterolü engelleme özelliğine sahiptir. Bu zeytinyağını da yararlı yapan özelliktir. Tekli doymamış yağ oranı zeytinyağında %73, kanola yağında ise bu orana çok yakın olup %63'tür.
* Kanola yağı ayçiçek yağından daha fazla ısı ya dayanır.
* Diyette serbest yağ asidi miktarının en az olması gerekir. Çünkü Serbest yağ asidi miktarının kanda kronik olarak yüksek seyrettiği durumlarda, pankreasın iyi çalışmadığı ve diyabet hastalığına ortam hazırladığı sonucuna varılmış bulunuluyor.

Kanola ve diğer yağlı tohumlar filizlenme sırasında aldıkları yağış miktarından ya da işlenmeden önceki depolanma koşullarından etkilenerek serbest yağ asidi miktarı artabilmektedir. Ancak bu miktarın binde 4'ten (%0.40) az olması ürünün kaliteli olarak nitelenmesi için yeterlidir. Kanada ya da Avustralya'da üretilen kanola yağları % 0.35 serbest yağ oranları içeriyorlar ve kaliteli olarak nitelendiriliyorlar.

Bu durumda ülkemizde üretilen kanola yağı için %0.30 serbest yağ oranı ile daha kaliteli diyebiliriz.

Not: Netten alinmistir.

Eldiven tipi örgü lif




Eldiven,tipi,örgü,lif,modelleri Eldiven tipi örgü lif modelleri

>

Lif örneği






Yeni,Lif,örneği Yeni Lif örneği

Lif Örnekleri






Lif,Örnekleri Lif Örnekleri

Lif Örnekleri




Lif,Örnekleri Lif Örnekleri

Lif Örnekleri




Lif,Örnekleri Lif Örnekleri

Lif Örnekleri




Lif,Örnekleri Lif Örnekleri

Lif Örnekleri




Lif,Örnekleri Lif Örnekleri

Lif Örnekleri




Lif,Örnekleri Lif Örnekleri

Patik Örgü Modeli








Patik Örgü Modeli Çok Güzel Bir Model

Patik,Örgü,Modeli,Çok,Güzel,Bir,Model

Elmalı Kek


Bildiğiniz gibi geçen pazar yaptığıımız etkinlikte nefis kekler ve birçok tat tattığımızı söylemiştik.Sıra geldi bu nefis keklerin tarifine..
Sevgili hayal sitesinde yayınlayınca bende hemen sizlere alıp yayınlamak istedim.Mutlaka yapmalısınız nefis bir tat oluyor.Biz  begonya kek kalıbımızda yaptık.
Elmalı Kek 
Malzemeler:
  • 3 adet yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 tutam tuz
  • 1 ajda bardak süt
  • 1 ajda bardak YONCA sıvıyağ
  • 3 su bardağı un
  • 1 tutam toz karanfil
  • 1 çay kaşığı tarçın
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çay bardağı file fındık
  • 2 çorba kaşığı kuş üzümü
  • 4-5 adet elma
Yapılışı:

Un, karanfil, tarçın ve kabartma tozunu bir karıştırma kabına aktarıp, birlikte eleyerek harmanlayın.Elmaları soyup bir parmak kalınlığında ay şeklinde dilimleyin.
Yumurta ve şekeri bir tutam tuz ekleyerek mikser yardımı ile yaklaşık 4-5 dakika çırpın.
sıvıyağ ve sütü ilave edip çırpmaya bir iki dakika daha devam edin.
ardından birlikte eleyerek harmanladığınız kuru malzemeleri (mikser kullanmadan) silikon kaşık yardımı ile azar azar ilave ederek karıştırın.
karışımı silikon kalıba boşalttıktan sonra dilimlediğiniz elmaları sırsırta dik olarak hamurun üzerine yerleştirin. üzerine bolca file fındık ve kuş üzümü serptikten sonra,
önceden ısıtılmış ve 180 dereceye ayarlanmış fırında ızgara tel üzerinde pişirin.
fırından aldıktan sonra da kekinizi mutlaka bir ızgara üzerinde soğumaya bırakın...
afiyet, şeker, bal olsun....
Tarif hayal hanımdan alınmıştır.

ANTALYA'DA BİR DOĞA HARİKASI ALANYA

Alanya'da gezilip görülmesi gereken ören yerleri:



Alanya Kalesi:
Alanya Kalesi karadan denize doğru büyük bir çıkıntı yapan sarp ve yüksel bir yarımadanın üzerine kurulmuştur. Yarım ada üzerinde yer alan kentin bilinen ilk ismi Korakesium'dur.
Cilvarda Burnu üzerindeki yapılar şapel ve manastırdan oluşmaktadır.Alanya Kalesi günümüze değin iskan görmüş ve halen üzerinde yaşanmakta olan bir kaledir.Bu nedenle değişik tarihlerde yapılmış anıtsal yapılar ve Alanya' ya özgü birçok sivil mimarlık örnekleri Alanya Kalesindeki çeşitliliği artırmaktadır.Surlarda görülen Helenistik dönem özelliklerinin dışında Roma döneminde yapılmış herhangi bir yapı günümüze ulaşmamıştır ancak bu döneme ait birçok devşirme malzeme Selçuklu ve Osmanlı dönemi yapılarında kullanılmıştır.

1985 yılından beri Alanya Kalesi İçkale bölümünde Arkeolojik kazı çalışmaları sürdürülmekte olup bazı anıt yapılardaki restorasyonlar devametmektedir.Alanya Kalesi günümüzde içerisinde yaşanılmaya devam edilen 1.derece Arkeolojik , Tarihi , Kentsel ve Doğal Sit Alanıdır. Alanya Kalesi içerisinde birçok anıt yapı yer almaktadır.

Kızılkule
Zemine yakın bölümleri iri taş, üst kısımları ise daha küçük kesme taşlarla kaplanmışıtr. Taş işçiliği 3. katta bitirilmiş ve üst bölümleri tuğla ile tamamlanmışıtr. Duvarlar oldukça geniş ve içerisi moloztaş ve horosan harcı dolguludur. İçeride 5 katlı olan yapının 3,4 ve 5 katlar teraslar şeklindedir. Sekizgen planlı yapının dış cephelerinde gözetleme ve savunma amaçlı birtakım açıklıklar vardır. Dıştan oldukça sade görünen yapının içte her bir katının planı farklıdır.

Duvarlar en üstte dendanelerle sonuçlandırılmıştır. Yapının ortasında, üçüncü katta son bulan yine sekizgen planlı bir ayak bulunmaktadır. Bu ayağın içerisi zemin katta dolu olup 1. ve 2. katlarda boş tutularak sarnıç yaratılmıştır. Zemin katta, kuzey-batı yönündeki basık bir kapı ile yapıya girilmektedir. Dış cephelerde, serpiştirilmiş durumda 4 adet kitabe vardır. Oldukça sağlam durumdadır.

Tersane
Yaklaşık 57m uzunluğunda ve 40m derinliğinde, tonoz başlangıç seviyesine kadar olan bölümleri iri taşlarla, örtü sistemini oluşturan tonozlar ise tuğla ve kireç harcı ile inşa edilmiştir. Selçuklu döneminde yelkenli küçük gemilerin yapıldığı ve onarıldığı bir deniz üssü konumundadır. Beş ayrı bölümden oluşmakla birlikte bu bölümler arsında geçişi sağlayan sivri kemerli açıklıklar vardır. Tonozlar belirli aralıklarla sivri kemerlerle desteklidir.

Tonozlar üzerinde aydınlatmayı sağlayan menfezler vardır. Kuzey batı yönünde giriş kapısının üstünde silmeli bir çerçeve içerisinde beş satırlık kitabe yer alır. Giriş kapısının her iki yanında birisinin mescit birisinin ise görevlilerin kullandığı oda olduğu düşünülen iki tonoz örtülü oda bulunmaktadır.

Süleymaniye Camii
Moloztaş ve tuğla ile inşa edilmiştir. Kuzey cephede, giriş cephesinin hemen önünde üç kubbe ile örtülü son cemaat yeri vardır. Bu kubbeleri taşıyan üç adet sivri kemer en önde dört adet ayağa oturmaktadır. Yapı, içeride kare planlı ve tek mekandan ibarettir. Kubbeye geçişler pandantiflerle sağlanmış olup kubbe sekizgen bir kasnağa oturmaktadır. Kasnak üzerinde sekiz adet yuvarlak pencere ile doğu-batı ve güney cephelerinde beşer adet pencere vardır.

Mihrabı dikdörtgen silme çerçeveli, nişin üst kısmı stalaktit dolguludur. Mihrabın iki yanındaki pencere kanatlarında " Allah ve Muhammet " yazıları kufi tarzındadır. Dıştan doğu köşesine bitişik bir sarnıç yer alır. Dış cephede serpiştirilmiş durumda kitabeler göze çarpar. Ön cephenin sağında minaresi vardır.

İçkale Kilisesi
Moloz taş ve horasan harcı kullanılarak inşa edilmiştir. Doğu batı yönünde uzanan haç planlıdır. Ortada bir merkezi kubbe ile doğu batı yönündeki iki beşik tonoz kuzey-güney yönündeki mekanlar ise yarım kubbe örtülüdür. Yarım daire biçimli apsisi vardır. Kubbenin kasnak kısmında dar dikdörtgen formlu 8 adet ışık menfezi vardır. Bunların aralarında ise birer sağır niş yer alır. Kubbeye geçişlerdeki pandantifler üzerinde harap durumda freskler görülmektedir.

Syedra
Alanya’nın 20 km. güneydoğusunda Seki Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Alanya Müze Müdürlüğünce 1994-1999 yılları arasında yapılan Arkeolojik kazı ve araştırmalar kentte yerleşimin İ.Ö.7.yy dan başladığı ve 12. yy’a kadar devam ettiğini ortaya koymuştur. Kentin önemli yapıları arasında; Sütunlu cadde, Hamam, Kilise, Akropol, Vaftis mağarası, sarnıç ve surları sayabiliriz.

KARAHAYIT TERMAL KALICA OTELLERİ PANSİYONLARI

Karahayıt Kasabasında, yılın her mevsiminde ana kaynağından çıkan kendine has kırmızı renkli şifalı termal suyun ve termal çamurun sıcaklığı 58ºC olup; Ege Üniversitesi hidroklimatoloji enstitüsünün vermiş olduğu rapora göre içerdiği zengin mineralleri ile eşsiz bir sağlık kaynağıdır. Karahayıt 'ta bulunan turistik tesislerde (Otel, Apart Otel ve Pansiyonlarda) Kırmızı Su ve Termal Çamur sayesinde pek çok hastalık ve sağlık probleminize şifa bulacaksınız.



Banyo uygulamaları şeklinde;
* Ortopedik ve nörolojik sekellerin rehabilitasyonunda tamamlayıcı tedavisinde,
* Romatizmal hastalıklar
* Siyatik, bel-boyun fıtığı, kireçlenme
* Dolaşım sistemi hastalıkları ve sedasyon (ruhi rahatlatma) özelliği
* Nörolojik rehabilitasyon gerektiren hastalıklar
* Ameliyat sonrası tutukluk ve sertliklerin giderilmesi
* Kadın hastalıkları
* Stres ve strese bağlı tüm hastalıkların rehabilitasyonu
* Uykusuzluk ve yorgunluklar
* Saç, tırnak ve derideki hücrelerin canlanması
* Cilt ve deri hastalıkları
* Kırıkların alçılarının alınmasını mütaakip gelişen kontraktürlerin giderilmesi
* Adele spazmlarının giderilmesi
* Gut hastalığı, Nevralji, nevrit, Artrozlar, Kolit hastalıklarının tedavisi.

İçme suyu uygulamaları şeklinde kullanılarak;
* Üst gastrointestinal sistemin fonksiyonel bozukluklarında,
* Mide ve yemek borusu rahatsızlıklarında
* Kemik erimesinde, ürolithiasisde ve kalsiyum ihtiyacının
tamamlayıcı tedavi unsuru olarak kullanılabileceği belirtilmiştir.

Çamur banyosu şeklinde kullanılarak;
suyun içinde bulunan çamurun cilde sürülmesinin :
* cildi yumuşatma,
* Gözenekleri açma,
* Selülit ve çatlak tedavisi ve toparlama etkisi
* Antiseptik tesiri ile akne ve sivilceleri yok etme
* Kırışıklıkları giderme, siğilleri absorte etme
özellikleri bulunmaktadır.

Ayrıca kırmızı su ve termal çamurun;
Böbrek Taşı, Kalp, Damar Sertliği, Yüksek Tansiyon, Romatizma, Siyatik, Kireçlenme, Kadın ve Deri Hastalıkları, Bel ve Boyun Fıtığı, Sindirim, Mide, Bağırsak, Karaciğer, Safrayolları, Diabet, Egzama, vücut direncini arttırma, metobolizma bozuklukları tedavisinde de son derece şifalı olduğu kanıtlanmıştır.

Pek çok turistik tesislerimizde, Kırmızı su ve termal çamurdan 24 saat boyunca yararlanabilir, doktor ve fizyoterapistler tarafından sürekli kontrol altında fizik tedavi, rehabilitasyon, romatizma tedavisi, masör ve masözlerimizle hastalığınıza şifa bulabilir, ruhunuzu yenileyecek, dinçleşecek, hayatın stresinden arınabilirsiniz.


Ulaşım:
Karahayıt Kasabası / Denizli
(Pamukkaleye 2 km uzaklıkta)

EBRU ŞALLI'NIN SELÜLİT İÇİN BİTKİ KÜRÜ

Selülitten şikayet edenler için, Ebru Şallı'nın önerdiği mucize iksirin, sonuçları kanıtlanmış bir detoks içeceği olduğunu, evde hazırlayabileceği bu mucize iksiri her sabah kahvaltı yapmadan yarım saat önce 1 bardak içen kişinin, 5 gün içinde kendisindeki değişimi farkedeceğini söylüyor.



Ebru Şallı "Formülümü yıllardır yemekle, kaloriyle ve neyin zararlı, neyin faydalı olduğunu öğrendiğim için inceleyerek buldum. Bu mucize iksir vücuttaki toksinleri atarak, yağların hızlı bir şekilde yakılmasına yardımcı oluyor. 5 gün içinde farkı gördüm. Selülitli bölgeleri sıkılaştırıyor. Herkes bu içeceği evinde yapabilir.” dedi.

İşte Ebru Şallı’nın mucize iksiri
3 Kabak
2 Enginar
1 Avuç Brokoli
1 Avuç Maydanoz
1 Orta boy soğan
Yarım limon suyu

Hazırlanışı: Sebzeleri az su ile haşlayın. Ardından bu su ile beraber sebzeleri blendırdan geçirin. Üstüne limon suyunu da ilave edip tekrar blendırda karıştırın.
Bu içeceği soğuk ya da sıcak olarak içebilirsiniz. İçine başka hiç bir şey katmayın. Her gün sabah 1 bardak için.

HEMOROİD / BASUR BİTKİ TEDAVİSİ

Basur / hemoroid sorunu olanlar, evde pratik olarak uygulayabileceğiniz bitkisel kür uygulayabilirler.



Basur / hemoroid tedavisi için bitki kürü:
Kan birikimlerinin harekete geçirilmesi için, hindiba çayı günde 2-3 bardak içilebilir. Lokal tedavi olarak, meşe kabuğu veya ceviz yaprağı kaynama suyu ile uygulanan lavmanlar veya kompresler çok büyük rahatlıklar sağlayabilir, ama önce bağırsakların boşaltılması gerekir.

Başka bir tedavi biçiminde de uzun süre boyunca, gün aşırı değişimle, beyaz ballıbaba yaprağı, ahududu yaprağı veya böğürtlen yaprağı çayından günde 2 bardak içilir. Ayrıca, uzun süreli kullanımlarda civanperçemi çayı da kendisini kanıtlamıştır. Rahatsızlıklar sona erene kadar bu çay kürlerinin sürdürülmesi gerekir.

Tuzlu suyla hazırlanan mayıs papatyası buğu banyosunun üstünde 10-15 dakika kadar oturduktan sonra, kantaron yağı emdirilmiş bir pamuk, büzgen kasın sonuna kadar ulaşmak üzere, anüsten içeri sokulur. Böylece, dışkılamada rahatlık sağlanmış ve olası mukoza çatlakları önlenmiş olur.

Anüse sürülebilecek veya kompresler yapılabilecek bir merhemi herkes hazırlayabilir: 100g içyağında 20g kurutulmuş çobançantası kısaca kızartılır ve serin bir yere kaldırılır. Ertesi gün yağ tekrar ısıtılır ve tülbentten geçirilerek süzülür. Buzdolabında saklanmalıdır.

Uzun süreli uygulamalar: Isırgan otu, ahududu veya böğürtlen yaprağı çayı, dönüşümlü olarak ve balla tatlandırılarak içilebilir. Bolca çiçek balı tüketimi yararlı olur. Veya hindiba, ısırgan otu, sinirli ot eşit karışımının çayı günde 3 bardak içilir ve aynı zamanda da atkuyruğu veya atkestanesi yaprağı oturma banyoları alınabilir.

BURUN ÜSTÜNDEKİ SİYAH NOKTALARDAN KURTULUN

Güzellik Uzmanı Suna Dumankaya burun üzerindeki siyah noktalar için bitki kürü tavsiye ediyor.



Özellikle burun üzerindeki siyah noktalar için evde bulunan malzemelerle hazırlayabileceğiniz kolay bir peeling.

Malzemeler:
Bir yemek kaşığı yoğurt
Bir limon kabuğu rendesi

Uygulanışı:
Bir kaşık mısır unu 1 yemek kaşığı yoğurda rendelenmiş bir limon kabuğu ve bir kaşık mısır unu ekleyin. Bunu karıştırıp yüzünüze sürün ve 15 dakika bekletin.

Evlilik kilo aldırıyor mu?

konu baslikOfis ortamında çalışma, iş yemekleri, aile içinde hazırlanan güzel yemekler, evden dışarı daha az çıkıp, gereğinden fazla kaloriye neden olan televizyon başında atıştırmalar ve daha az spor evlilik sonrası kilo almanın başlıca nedenleri...

Diet Coach Paris'ten NLP Uzmanı diyet koçu Marie Rose Koro evlilik sonrası kilo almanın nedenlerini anlattı.

►Evlilik sonrası neden kilo alınır ?
Evlilik yılları kendini tartıda gösterir. Avrupa'da yapılan bir araştırma, genç evlilerin sadece bir yıl birliktelikten sonra ortalama olarak 1.5 kilodan biraz daha fazla kilo aldıklarını göstermektedir. Aynı araştırmaya göre evlilik, kilo konusunda erkekler üzerinde daha etkilidir ve 6 kiloya varan artışlarla 3 erkekten 2'si evlendikten sonra şişmanlamaktadır. Paylaşılmış bir yemek, bir aşk eylemi haline geliyor. Eşlerin birlikte yediği yemekler, duyulara zevk veren güçlü bir çağrışımda bulunur ve bir bakıma çiftin termometresini oluşturur. Evlilikle birlikte yemeklerin giderek daha fazla birlikte hazırlanması,
mutfakta giderek daha fazla söz alışverişini mümkün kılarak, mutfağı normal işlevinin dışında çiftler için günlük iletişimin kurulduğu mekanlardan biri haline getirir. Birlikte hazırlanan veya çiftlerden birinin diğerine hazırladığı yemekler birlikte olunan zamanları çoğaltır. Yani mutfak evli ve birlikte yaşayan çiftler için bir paylaşım odası haline gelir. Bir diğer neden ise; çiftlerin dışarı daha az çıkıp, birlikte televizyon başında atıştırarak, gereğinden fazla kalori almaları ve aynı zamanda daha az hareket etmeye başlamaları, spor alışkanlıklarını yavaş yavaş terk etmeye başlamalarıdır.

► Evlilik sonrası kilo almamak için nelere dikkat etmeli ? 
Evliliğin ilk yıllarından sonraki kilo alma teşhisi, bir alarm mahiyetinde olsa da, önlem almak ve konuyu zamanında ele almak koşuluyla durum ümitsiz değil. Sadece zayıflamak yetmez, ayrıca yeniden şişmanlamamak da gerekir. Zayıfladıktan sonra beyin tekrar eski haline dönmeyi istemekte, ayrıca yeniden kilo alınmasına yönelik fizyolojik mekanizmalar da bulunmaktadır. Bu kötü bir döngüdür. Bu konuda sorumluluğu üstlenme kavramı sadece kilo kaybetme sorununa odaklanmıyor, aynı zamanda beslenme tarzı ile ilgili davranışları da kapsıyor. Beslenme uzmanları ve alışkanlıklar konusunda tedavi yapan uzmanlar, diyet boyunduruğunu daha esnek ve kolay uygulanabilir rejimlerle ve uzun vadeye yayarak gevşetmekteler.

Belli bir beslenme şekli oturtulduktan sonra evli çiftlerde dikkat edilmesi gerekenler şunlar:

Evlendikten sonra spor yapmayı bırakmamak, televizyon başında çok vakit geçirmemek ve geçirilse dahi televizyon karşısında kalorili yiyecekler atıştırmamak. Evde fazlaca vakit geçirmek yerine birlikte yürüyüşe çıkılabilir.

Zor Sorular,Kolay Cevaplar
Soru: Düzenli olarak diyet yapıyorum ama kendimi çok halsiz hissediyorum. Bunu engellemek için ne yapmalıyım ? 
Cevap: "Eğer vücudunuz ihtiyacı olan kaloriyi almazsa bütün fonksiyonları yavaşlar" diyor kişisel antrenör, aynı zamanda Destination Health&Fitness yöneticisi Chris Mundle. Yeterince kalori almamak kendinizi yorgun ve halsiz hissetmenize, baş ağrısına, depresyona ve konsantrasyon bozukluğuna sebep olabilir. Vücudunuzun hareket etmek için yakıta ihtiyacı var. The American College Of Sports Medicine, kadınların günlük almaları gereken kalori miktarını 1200 olarak belirlemiş. Bu değerin altına düşmemelisiniz.

►Diyetiniz neden işe yaramıyor? O baklavaları benden uzak tut!
Siz tam bir mükemmeliyetçisiniz. İşte hızlı ve sakinsiniz, hiçbir arkadaşınızın doğum gününü unutmuyorsunuz ve kütüphaneniz alfabetik sırayla dizili. Fakat bu mükemmeliyetçiliğinizi diyetinize uygulamaya çalıştığınızda başarısızlığa uğruyorsunuz. Genellikle iki hafta uslu duruyor, fakat en sonunda dayanamayıp bir kutu baklavaya yumuluyorsunuz ve battı balık yan gider diyerek diyeti boş veriyorsunuz. "Your Diet Questions Answered" (Diyet Hakkındaki Sorularınızın Cevapları) kitabının yazarı Judith Wils, bu tepkiyi gerilmiş bir yaya benzetiyor. "Eğer yayı çok sıkarsanız, bir anda fırlayacaktır" diyor. Ara sıra şımarıklık yapmanız, iradesiz olduğunuzu göstermez, hepimiz insanız! Rahatlayın, ara sıra kaçamak yapmak diyetinizi uzun dönemde etkilemeyecek. Bir iki gün diyet yapmamak bile bütün çabanızın çöpe gittiği anlamına gelmez. Kısacası, diyetteyken dayanamayıp iki top dondurma yediğinizde, kendinizi suçlu hissetmeyin, tadını çıkarın ve diyetinize devam edin.

►Hayır, hayatı kendime zehir etmiyorum. Sadece sağlıklı olmaya çalışıyorum.. 
Tüm kararlılığınıza rağmen, çoğu zaman arkadaşlarınız ve aileniz istemeden diyetinizi sabote ederler. İngiliz beslenme uzmanı Angela Dowden'a göre, genelde sevgisini sizi besleyerek gösteren anneniz tehlikelerin başında gelir. Gizlice verdiğiniz kiloları kıskanan arkadaşınız ise diğer tehlike unsurudur. Siz 42 bedene çıkmışken, "Kilo vermeye hiç ihtiyacın yok" der ve şarap keyfine eşlik etmemenizden dolayı şikayet ederek yarısını yediği dondurmalı tavuk göğsünü size kakalamaya çalışır. Bu iki durumda da, diyetinizi bozmamak için en önemli faktör, tehlikenin farkında olmanızdır. Annenizin önünüze koyduğu yemekleri önünüzden iterek ters ters konuşmayın. Ona yemeğin çok lezzetli olduğunu ama patlayacak kadar doyduğunuzu söyleyin. Arkadaşınızın durumunda ise; kötü niyetli olmadığını kendinize hatırlatın ve ona takıntılı bir şekilde diyet yapmadığınızı, sadece sağlıklı olmak için bu şekilde yemeniz gerektiğini anlatın.

►O daracık jean pantolonuma sığmam lazım! 
"Diyet yaparken tartılmaya takıntılı hale gelmek mümkündür" diyor Amerika'daki Houseatonic Üniversitesi'- ndeki Besin Uzmanı Profesör Jeniffer Galluzzi. "Genelde insanlar diyetin ilk haftalarında çok kilo verirler ve daha sonra kilo verimi yavaşladığında umutsuzluğa kapılırlar." Gerçek şu ki, vücudunuzun tuttuğu su ve diğer faktörlerden dolayı kilonuz günden güne değişir. Yani her gün tartılmak yerine, haftada bir kere tartılın! Hatta, hiç tartılmayın. Sağlıklı bir beslenme tarzı, özellikle de spora başladıysanız, hayatınızı değiştirecektir. Bu yüzden saplantılı bir şekilde kiloları saymayı bırakın ve sağlıklı beslenmenin diğer avantajlarına yoğunlaşın. Enerjiniz artıyor mu? Sindiriminiz kolaylaştı mı? Cildiniz daha parlak ve sağlıklı mı? Televizyonun karşısında çöreklenip kalmak yerine temiz havaya çıkıyor musunuz? Eğer yeni benliğinizle daha mutluysanız, sağlıklı hayat tarzınızı değiştirmek istemeyeceksiniz. Kendinizi çok daha enerjik hissedeceksiniz.

►Garson! ben de onun yediğinden istiyorum! 
Konu kilo vermeye gelince, kendinizi ayrı bir birey olarak görmeniz çok önemlidir. Çoğu insan, metabolizması ve vücut yapısı hakkındaki gerçeği inkar eder. Sıska arkadaşınız koca bir tabak makarna ve tatlı yiyerek kilo almıyor olabilir, ama bu sizin de onun kadar yiyebileceğiniz anlamına gelmez. Bu şekilde düşünmek, herkesin ayrı bünyesi ve metabolizması olduğunu göz ardı etmenize ve yakabileceğinizden çok yemenize sebep olabilir. Bir arkadaşınızın sizinle değilken ne yediğini veya kaç saat spor yaptığını bilemeyeceğiniz için, o sırada ne yiyorsa aynısından söylemek oldukça saçma bir hareket olacaktır.

►Bugün canım sadece fındık fıstık çekiyor!
Glikemik endeks devrimi, sağlıklı beslenme söz konusu olduğunda, kan şekeri seviyesinin oynadığı önemli rolü ortaya çıkardı. Muhtemelen sizin de metabolizmanızı hızlandıran sağlıklı yağlardan haberiniz vardır. Londralı besin uzmanı Ian Marber'e göre, sağlıklı yağlar belli ölçülerde tüketilmezse, onların da bildiğimiz yağlardan hiçbir farkı kalmıyor. Günde iki ya da üçten fazla ara öğün tüketmemeniz lazım. Basit bir ölçü olarak, beş ya da altı fındık ya da iki adet peynirli form bisküvi -altı değil. Kendinize doymak için biraz müddet tanıyın. Eğer her öğününüze protein eklerseniz, mesela yumurta, balık veya et gibi, sürekli atıştırma ihtiyacınız kalmayacaktır.

►Sabah deli danalar gibi koştum, salatayı boşver! 
Haftada bir iki kere egzersiz yapmaya başladınız ve kendinize ne isterseniz onu yeme izni verdiniz. "Bu tarz bir alışveriş zihniyeti çok yaygındır" diyor spor diyetisyeni Carrie Ruxton. Kilo problemi olanlar, kalori ve yağ yaktıkları için, her istediklerini yiyebileceklerini zannediyorlar. Ama durum sanıldığı gibi değil. Yediklerinizi kayda değer oranda arttırmak istiyorsanız, haftada en az beş kere ağır spor yapmanız gerekir. Bunun yerine, makarna, pilav, patates ve kahvaltı gevreği türevi yiyecekler tüketerek kaslarınıza daha çok enerji sağlayın.

►Acı yoksa kazanç da yoktur! 
Diyet yapmayı bir işkence gibi görüyorsunuz, çok yediğinizden ötürü aldığınız kiloları vermek için, kalorili yiyeceklerden sanki zehirliymiş gibi kaçıyor veya tek besinli (lahana çorbası diyeti gibi) diyetlere başlıyorsunuz. "Çok geçmeden, canınız yasak olan yemekleri deliler gibi istemeye başlayacaktır, vücudumuz gün içinde bir döngü halinde bu isteği yineler" diyor Rockefeller Üniversitesi Profesörü Sarah Leibowitz. Sabahları, beynimizde "Neuropeptide-Y" isimli bir kimyasal salgılanır. Bu kimyasal, enerji veren karbonhidratlara olan ihtiyacımızı tetikler. Gün içinde bu kimyasal azalır ve proteine olan ihtiyaç artar. Akşamüstleri ise "galanin" adlı kimyasal, vücudun gece boyunca sürecek olan açlığa hazırlanması için, yağlı gıdalara olan isteğimizi tetikler. Başarıya ulaşmanın yolu, bir anda yağsız, karbonhidratsız ve tatsız bir diyete başlamak yerine, yavaş dengeli beslenmeye başlamanızdır. Araştırmalara göre; yağı bir anda kesen diyetler, depresyona yol acıyor. Bu yüzden yağı, balık, et, fındık, zeytinyağı ile almanız gerekli. Bunun yanında karbonhidrat olarak tam tahıllı ekmek ve kepekli makarnayı, protein olarak da yumurta, balık ve yoğurdu diyetinizden eksik etmemeniz şart.

►Ne demek ayda 10 kilo veremezsin?
Kendinize gerçekçi olmayan hedefler koymaktan vazgeçin. Kilo vermek söz konusu olduğunda, hız ve sağlık zıt anlamlı sözcükler haline geliyor. Yani, eğer sağlığınızı koruyarak zayıflamak istiyorsanız, hedefiniz en fazla haftada 1 kilo vermek olmalı. Bundan fazlası verildiğinde, adetlerinizin düzensizleşmesi, bağışıklık sisteminizin zayıf düşmesi ve benzeri birçok sağlık problemi yaşanabiliyor. Üstüne üstlük, verilen kilolar oturmadığı için diyeti kestiğiniz an, normalde alacağınızdan çok daha fazla ve hızlı kilo alırsınız. Dengesiz bir diyet yaptığınızda, vücudunuz kendisini koruma altına almak için metabolizmanızı yavaşlatır ve bu yüzden yediklerinizi yakamazsınız.

►İnanılmazım! diyete başladım, yeni bir işe girdim ve taşınıyorum ! 
Diyet yaparken kısa sürede kilo vermekten daha önemli olan nokta, doğru beslenmeyi öğrenmektir. Bunun için kötü alışkanlıklarınızdan vazgeçmeniz zor olabilir. Yıllardır her sabah 3 dilim beyaz ekmek yiyor olmanız bunun vücudunuz için doğru olduğu anlamına gelmez, 2 dilim kepek ekmeğini tercih etmeniz gerekir. Ne olursa olsun, hayatınızın bir alanında köklü bir değişiklik yapmanız için aile ve iş gibi diğer alanlarında sakin ve huzurlu olmanız şart. Bu yüzden eğer bu sefer fazla 10 kilonuzu vermekte kararlıysanız, sevgilinizin iş değişikliği, eşinizin orta yaş krizi gibi bir dönemde bir de diyetle uğraşmasanız daha iyi olur!

►Sadece 100 gram vermişim! saçmalık! 
Çok sağlıklı beslendiğinizi düşünüyor, fakat neden bir türlü kilo veremediğinizi anlayamıyorsunuz. Belki de suçu kaşla göz arasında hüplettiğiniz abur cuburlarda aramalısınız! "Ya ofiste kahvenizin yanında yediğiniz iki parça çikolatayla, evde yemek yaparken atıştırdığınız cipsleri unutuyorsunuz ya da kendinizi kandırıyorsunuz. Sürekli ufak ufak yediğiniz ekstralar günün sonunda birikip, kilo vermenizi engelleyebilir. Bunun çözümü yediğiniz her şeyi dürüst bir şekilde bir deftere yazmaktır, içecekleri de unutmamak şartıyla. Yemeği nerede yediğiniz ve o sırada başka neyle meşgul olduğunuzu yazmanız da çok önemlidir; çünkü bu sayede sıkıntıdan veya düşünmeden atıştırdığınız zamanları ortaya çıkarmış olacaksınız. Mesela çoğu kişi televizyon karsısında veya ofis masasında gereksiz yere atıştırır.

Zor Sorular, Kolay Cevaplar

Soru: Sağlıklı kumaş nedir? Nelere dikkat etmeliyim?
Cevap: Kıyafetlerin kumaşında kullanılan boyalar, kimyasallar ciltte alerjiye sebep olabiliyor. Bu nedenle giysileri giymeden önce kısa programda yıkamalısınız. MKS Devo Tekstil Danışmanlık şirketinden Korgun Şengün, "Nefes alabilen, güç tutuşur, antimikrobiyal özellik taşıyarak insan sağlığını ön plana çıkaran, buruşmaz, ter kokularını engelleyen, su, yağ ve kir itici özellikleri ile kullanım kolaylığı sağlayan kumaşlar sağlıklıdır" diyor. Şengün'e göre, satın alınacak ürün koklanmalı ve beklenmedik bir koku varsa tercih edilmemeli. Koyu renkli giysiler alınırken, beyaz bir kumaş veya kağıt parçası yaklaşık 10 kere sürtülerek beyaz kumaşın ne kadar kirlendiğine bakılmalı, beyaz kumaşın çok kirlenmesi boyanın kaliteli olmadığını gösteriyor.

Kaynak : Cosmopolitan

Fazla kilolarını atmaya hazırlan!

konu baslikEh, yavaştan incelme zamanıdır! Dur, öyle haldır huldur diyete girmeyeceksin! Önce vücudundaki toksinleri, detoks etkisi yaratacak gıdalarla beslenerek atmalısın ki sağlıklı kilo veresin!

Ton Balıklı Detoks Salatası 
Malzemeler
►Marketlerde hazır paketlerde satılan akdeniz yeşillikleri
►Bir miktar soya filizi 
►7 veya 8 adet cherry domates 
►Kırmızı biber sarı biber diyet ton balığı tercihe göre mısır veya kırmızı soğan

Hazırlanışı
Büyük bir kase içine yeşillikler altta olmak üzere tüm malzemeleri sırasıyla koy. En üste de ton balığını ekle. Zeytinyağı ve limon ilave edip afiyetle ye. 
Not: Dilersen, bu salataya yakışacak özel bir sos dah azırlayabilirsin. 
Özel sos için; 
►Yarım limon suyu 
►1 çorba kaşığı zeytinyağı 
►1 çorba kaşığı nar ekşisi 
►1 çay bardağı balzamik sirkesi 
►1 çay kaşığı taneli hardal ve tuzu da iyice karıştırıp salatana ekleyebilirsin. 

Not: Detoks'un en önemli özelliği; çiğ sebzeleri tüketmek olduğu için, sana önerimiz bu ton balıklı salatadır. İçinde gördüğün gibi yok yok! Bu arada beyaz ekmek yerine kepekli galetaları da tercih edebilirsin. Ayrıca detoks sürecinde kola ve kafeinli içecekler yerine, bitki çayları ve meyve suyu türü sıvıları bolca içmeni öneririz. Suyu da unutma tabii...

Kaynak : Cosmogirl

Tek eşlilik sona mı erdi?

konu baslik"Hayvanlar bile tek eşli değil ki!" diyor çok eşliliği savunanlar. Peki, hangi hayvan bu? Biliyoruz ki doğada tek eşli hayvanlar da var. Gariptir ki hayvanlara benzediğini düşünen tek "düşünen hayvan" da biziz! 

Yaşam, dünyada var olduğundan beri aslında her tür kendi doğasının gereklerini yapıyor. Kimisi sadece kendi sürüsündekilerle çiftleşiyor, kimisi günde pek çok kez çiftleşiyor, kimisi eşini uzun uğraşlarla seçiyor. Hayvanlara baka baka kafası karışan ve "Acaba doğrusu tek eşlilik mi, çok eşlilik mi" diye düşünüp duran da biz küçük insancıklarız işte. Hayatımız boyunca hepimiz "tek eşli mi kalmalı" ve "çok eşli mi olmalı" meselesiyle
farklı şekillerde de olsa yüzleşiyoruz.

"Aşık Oldum" 
Aşık Olunca Tek Eşli miyiz?
Aşık olan insan, ondan başkasını düşünemez. Kendinde onu görür; vücudu, zihni, fikri, artık onun beğenisine sunulmak için değişir, dönüşür ve biçimlenir. Bu tıpkı şunun gibidir; annesine kendini beğendirmeye çalışan erkek çocuk için baba bir rakiptir, tersi ise kız çocuk için geçerlidir. Yani aşk iki kişiliktir ve bir üçüncüye yer yoktur. Üçüncü dışarıda kalmalıdır. Biz tek bir kişi ile bütünleşmek isteriz ve o kişiyi bulmuşuzdur, o bize aittir artık. İki kişilik bir evrendeyiz ve pekala tek eşliyizdir. Ancak garip bir durum vardır burada, çift olmak illa ki üçüncü kişi ve kişilerin varlığını gerekli kılar. Onları dışlamalıyız ki çift oluşumuz ortaya çıksın. İşte bu, erkeğinizle geçireceğiniz en güzel, en iyi dönemdir. Üçüncü kişiler sadece tatlı bir risk, sizin birbirinize olan aşkınızın ispatı olarak vardır. Gerçek bir tehdit değildir. Henüz…

"Ben Onu Aldatmadım ki!" 
Aldatılınca Tek Eşli, Aldatmak İsteyince Çok Eşli miyiz?
Eğer "biz" olmaya devam etmeye çalışan kendimizsek, sevgilimizin üçüncü bir kişiye gidişi canımızı yakar. Bu, oyuncağını, anne veya babasını paylaşmak istemeyen bir çocuğun tepkisinden farksızdır. Ancak eğer "biz" olmaktan vazgeçen sizseniz, bu durum son derece rasyonel ve karşı konulmazdır. İşte, tek eşlilik ve çok eşlilik meselesinin ikiyüzlülüğü de burada yatmaktadır. "Aldatılan, kenara atılan" olarak hissettiğimizde tek eşliliği; başkasına aşık olup sevgilimizden ayrılmak istediğimizde ise çok eşliliği savunmamız dürüstlük müdür? Aldatan kötü çocuk, aldatılan iyi insan değildir. Bazen aldatan sırf korkusundan yapar bunu. Sevgilisinin ilgisinin azaldığını fark eder ve terk edilmeden önce atağa kalkmak ister. Bu nedenle, aldatmanın kendisinden ziyade, aldatmaya yönelten sebepleri düşünmeniz daha doğru olur. Böylece eğer ilişkinizi kurtarmak istiyorsanız ve tek eşlilik fanusunda biraz daha oksijen olmasını istiyorsanız, bu konuda çabalayabilirsiniz. En önemlisi; sonu gelmeyen tartışmalar ya da intikam alma çabalarına girmek sizi ve ilişkinizi daha iyi bir yere taşımaz.

"Aşkımız Bitiyor" 
Aşk Biterken Tek Eşlilik de Biter mi?
Aşk biterken neler olur? Bugüne kadar hep "biz" demişizdir, şimdi "ben" demeler başlar. Belki de bunca zaman "biz" derken ikimiz de aynı şeyi kast etmedik. Kadın için "biz" başka bir şey demekken, erkek için bu sözcük başka bir anlam taşıyabilir. Bunca zaman iki taraf da "biz" derken aslında "ben" ve "benim hayal ettiğim sen" dediklerini fark etmeye başlarlar. İlişkide çatırdamalar başlayınca, bir acı gerçek, başından beri kesin olan bir acı gerçek, karşımıza çıkar: Aşk, aslında tek kişilik bir duygudur. Evet aşk vardır, bunu inkar edemeyiz. Bunu damarlarımızda, kalbimizde, midemizde, her yerimizde hissetmekteyiz ama ya bu aşk sadece bize aitse? Platonik bir aşktan söz etmiyoruz tabii ki, sadece iki kişinin aynı anda, aynı algıda, aynı düşüncede olmasının imkansızlığından söz ediyoruz... İki kişi aynı anda, aynı şekilde, aynı yoğunlukta yaşayamaz aşkını. Bizim tek eşlilik sandığımız şey, aşkımızın sadece kendimize ait oluşundan başka bir şey değildir. Acaba karşımızdaki kişi, sandığımız kişi midir? Aşk, yanılsamasını gösterip, sevgilimizde sadece kendimizi gördüğümüz ayna kırılmaya başladığında tek eşli dünyamız da çatırdar. Gördüğümüz kişi, aslında sadece görmek istediğimiz kişidir. Hayal ettiğimiz sevgilidir. Ama sonra birden onun hayal ettiğimiz gibi biri olmadığını anlamaya başlarız. Aşkın gözü kördür ile kast edilenin bir kısmı da bu olsa gerek. "Mutlu aşk yoktur" sözünün kaynağı da buralarda bir yerdedir. Bu noktada taraflardan biri özgürlüğünü ilan ederek, "biz" demekten vazgeçerek, diğerlerinin arasına katılmaya can atmaya başlayabilir. İşte o zaman ayrılık çanları çalmaya başlar. Aldatılmalar da...

"Aldatıldım" 
Aldatmak Tek Eşli midir, Çok Eşli midir?
Aldatma gerçekleştiğinde artık tek eşlilik meselesi zeminini yitirmiştir. Ancak belki de yitirmemiştir. Eğer kişi, asıl sevgilisi ile sevişmiyorsa artık, bu kez de gizli sevgilisi ile tek eşli olmamış mıdır? İki veya daha çok kişi ile ilişkisini sürdürüyorsa ancak o zaman çok eşlidir diyebiliriz. Tabii bunu partnerleri de öğrenene ve bu duruma karşı çıkmayana kadar… Bu da er geç öğrenilecektir. Belki de bizler zaman zaman tek eşli, zaman zaman çok eşli olabilme potansiyeline sahip varlıklarız. Ancak buradaki temel sorun, her iki durumun da çok uzun sürebilmesidir. Binlerce istatistiğe göre aşkın ömrü iki yıl, kimisine göre ise dört yıldır. Yani bilim insanlarına göre aşk, beyinde yaşanan kimyasal bir değişikliktir. Şu halde eğer aşk kısa süreli geçici bir durum ise, çok eşliliğin de uzun sürmesi beklenemez. Çok eşlilik de içinde aşkı barındırdığına göre, bir durumdan ötekine atlayarak yaşanır aşklar. Yani, tek eşli iken, aldatabildiğimize göre ve çok eşli bir hayat yaşarken, tek eşliliğe geçmek istediğimize göre her ikisine de ait değiliz. "Sadece aşık olan ve aşık olduğu ile çiftleşmek isteyen varlıklarız (hatta hayvanlarız)" diyenler de vardır. Basit ve bayağı görünse de, hormonların büyük etkisini de görmezden gelemeyiz, değil mi?

"Aldatacak mı?" 
Aşk mı Bitiyor Yoksa Sadece Macera Yaşama İsteği mi?
Çiftlerden biri "biz" olmaktan çıkıp "ben" olmaya başladıysa, bu aşk bitti mi demektir? Yani çok eşli olmaya, aşk bitince mi başlarız? Bazen aşk bitince bazen de cinsellik karanlık yönünü gösterince ve tatmini zor insan, huzursuz olmaya başlayınca…. Bazen aşk bitmemiştir, sevgi ve ilişkiyi devam ettirme isteği vardır ama bir başkasıyla da birlikte olma arzusu kendini göstermeye başlamıştır. İşte bu noktada, kimisi buna karşı durup, ahlaki olarak doğru olanı yaparak, o isteğin sönüp gitmesini bekler. Kimisi de düşünmeden kendini heyecanın azgın sularına atar. Bu duyguya karşı koyabileceğimiz fırsatımız vardır her daim; ya tercih ederiz ya da etmeyiz. Tek eşli bir yaşama kendimizi inandırırsak, çok eşlilik ihtimalleri karşımıza çıktığında suçluluk, vicdan azabı gibi yakıcı durumlar yakamıza yapışır. Bir kerelik de olsa, çok kerelik de, bir aldatma, kişiyi cennet görünümlü bir cehennemin içine atıverir.

"Aldattı ama Affedeceğim, Erkek İşte Ne Yapsın? " 
Kadın Tek Eşli, Erkek Çok Eşli mi?
Erkeğiniz sizi aldattığında ya da gözü başkalarına kaydığında ve onlarla takılıp, size geri döndüğünde, yaygın olarak kullanılan bir cümle vardır: "İlk çağlardan beri erkek avcıdır, kadın ise toplayıcı". Yani erkeğin görevi, çok kişiyi döllemek, kadının görevi ise evde onu beklemektir. İlk çağdan beri her toplumun ataerkil olmadığı, anaerkil toplumların da çok yaygın olduğu gibi bir gerçek vardır oysa. Kadının tek eşli olmasının istenmesi ise miras meselesi nedeniyle; malların, başkalarından olma çocuklara kaymaması içindir. Kadının doğurganlığı, erkeği her daim korkutmuştur ve korkulan kadını zapt etmek için de onun tek eşli olması gerekmektedir. Genlerimize işlemiş olan bu durumu unutmamakta fayda var. Erkeklerin aldatmasının sebeplerinden biri, yüzyıllardır süregelen bu inancın etkisiyle, güdülerini, hormonlarını bastırmak için geçerli bir neden bulmak istememeleridir. Erkeğin çok kadını döllemek istemesinin altında yatan sebeplerden biri de, bir kadın tarafından ele geçirileceği endişesidir. Bu durum kadında yanlış bir etki-tepki doğurur: "Çapkın erkeği evcilleştiren tek kadın olma isteği"ne ve hemcinslerini rakip görerek, neredeyse gözünü hırs bürür. Bizler, bu durumu aşk ve tek eşlilik, erkeğin yaptığını ise ihanet sanarak bu kısır döngüde boğulup gidebiliriz.

"İşte Ayrıldık" 
Ayrılık Sonrası Çok Eşli mi Oluruz? 
Bilirsiniz işte, uzun süreli, derin bir ilişki sonrasında erkek de kadın da kelimenin kaba tabiriyle biraz "dağıtır". Böyle bir süreçte çoğu kadında ve erkekte çok eşlilik dönemi gerçekleşebilir. Bu, biraz kendini değerli hissetme çabasıdır. Kişi, "Başkaları ile de olabilirim" motivasyonu ile kendini yabancıların arasına atar. Böyle bir dönemde yabancılara gitmektense, yanı başındaki karşı cinsten yakın arkadaşına sığınan ve onunla bir ilişkiye sürüklenen de çoktur. "Bekarlık, sultanlıktır" döneminin tadını çıkarırız ancak yine de başımızı bağlamak için sabırsızlanırız. Bu, geçici bir dönem olduğu için haz verir ancak bir yandan da "ya geçici değilse, ya sonsuza kadar böyle yalnız kalacaksam, ya ondan iyisini bulamazsam, ya bir daha kimseyi sevemezsem" diye de korkudan ölürüz. Çok eşlilik ürkütücü gelir. "Hadi evlen artık" diyenler, evlenen ve az görüşülen arkadaşların artmaya başlaması da korkularımıza tuz biber eker. İşte bu dönemin sonunda, canı çok yanmış olan kişi birine bağlanmayı geciktirir. Çok eşlilikten ürkerek, asıl bunun canını yakacağını düşünen kişi ise çok geçmeden kendini yeni bir ilişki içinde bulur. Yeni bir döngü başlar.

"Ne Zaman Mutlu Olacağız?" 
Tek Eşlilik İmkansız mı? 
Eğer kendinizi tek eşli bir konuma koyar ve erkeğinizi, "kötü" dediğiniz çok eşlilikle itham ederseniz, durum sizi de yaralayabilir. Böyle davranarak bütün genel geçer ama yanlış yargıları kabul etmiş olursunuz. Peki ne yapmalıdır? Kendinizi tek eşli olarak tanımlamaktan vazgeçerek, onu da çok eşlilikle itham etmemek… Her ikinizin de her iki tarafa ait olduğunu düşünüp özgürleşmek… Bağımlı kılmadan ve bağımlı olmadan aşkınızı, "her güzel şeyin bir sonu vardır" ve "değişmeyen tek şey değişimdir" cümlelerini unutmadan yaşamaya çalışmak… Buna ne dersiniz? Kolay gibi görünen ama aslında aldatılma korkusundan da, aldatmaktan da daha zor olan işte budur. Her insan illa ki çok eşlidir, bir gün aldatacaktır diye bir kuraldan da bahsedemeyiz. Belki de hayat boyu tek eşli olacaksınız kim bilir? Tek yapmamız gereken belki de, ilişkimizi, korkuların değil, birlikte olma sevincinin, sevginin yönlendirmesine izin vermek. Tek eşlilikten çok eşliliğe geçiş yapılan noktaları ise belki de ilişkimizin seyrinin bir parçası olarak görmek. Eğer bu durum kaçınılmaz olarak ilişkinin sonunu getiriyorsa bile, bu olayı, nehir gibi olan hayatımıza düşen, akıp gidecek bir sonbahar yaprağı olarak görmek… Hayatı yaşamak, kimi zaman aşktan bile zor bir sanattır. Tek eşlilik ya da çok eşlilik meselesi aşk içinde bir küçük belki de. Asıl olan, aşkımızı yaşarken ki mutluluklarımızla birlikte, bizi biz yapan acılarımızdır ve her ikisinden de kaçmaya çalıştıkça daha çok yaralanırız. Aşk da, tek eşlilik de, çok eşlilik de, aldatmak da aldatılmak da; hepsi, bir gün karşımıza çıkabilir… Siz iyisi mi hepsine yarın olabilecekmiş gibi hazırlıklı olun.

"Ben de Aldattım" 
Kadın da Çok Eşli Olabilir mi?
Peki ya kadın da başkaları ile beraber olmakta kendini özgür kılarsa? Kadının daha az aldatmasının sebeplerinde yaygın olanı ise, cinselliğe bir rahatlama ve boşalma olarak değil, bütünleşme olarak bakmasıdır. Tabii genelleyemeyiz. Tam tersi de mümkündür. Kadın bütünleşirken bunun sevgiye, içtenliğe dayalı olmasını ister, soğuk bir birleşme onun için ikna edici ve cazip değildir. Kadın korkudan örülü bir duvar kurarak, başkasıyla olmayı istemediğine inandırır kendini. Bu da kadının tek eşli, erkeğin ise çok eşli olduğu gibi yanlış bir inancın kabul edilmesini sağlar. Bu durum, erkek açısından aldatmasını meşru kılar. Bu nedenle kadına tek eşlilik, erkeğe çok eşlilik uygun görülür. Peki, ya bu doğru değilse? Ya siz içinizden geldiği, fanteziler kurduğunuz, aşkınızdan öldüğünüz halde, iyi karşılanmaz diyerek kendinize engel oluyorsanız? Tek tavsiyemiz, eğer aklınızdan başkaları geçiyorsa ve sevgilinizi kaybetmeyi göze alarak harekete geçtiyseniz kendinizi suçlamayın. Tek sınırınız ve özgürlüğünüz kendi iradeniz olmalı. Güvenli limanlardan çıkmayı istememek bazen özgürlüktür, bazen korkaklık. Kendimizi tanımadan, ne aşkı ne aldatmayı, ne de eşimizi anlamamız mümkün değildir.

Kaynak : Cosmopolitan

Bacaklarınızı yaz sezonuna böyle hazırlayın!

Bacaklarınızı yaz sezonuna böyle hazırlayın!Sağlıklı ve estetik görünümlü güzel bacaklar için önce estetiği bozacak varis, selülit ve leke gibi oluşumlardan kurtulmak gerekiyor.

Bacakların cilt güzelliği, cilt bakımından ve genel vücut bakımdan ayrı düşünülmemeli.

Sağlıklı ve estetik görünümlü güzel bacaklar için önce estetiği bozacak varis, selülit ve leke gibi oluşumlardan kurtulmak gerekiyor. Varis, estetik kaygılardan dolayı genellikle kadınların korkulu rüyası olsa da aslında sık karşılaşılan bir sağlık problemi.

Kanın kalbe dönüşünü sağlayan toplardamarların genişlemesi şeklinde tanımlanan varisin,
oldukça sık görülen bir şikayet olduğunu belirten Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü'nden Uz. Dr. Tuğba Yüzüak Türe, pürüzsüz ve alımlı bacaklara sahip olmak için yapılacakları şöyle anlatıyor:

"Kanı kalbe geri taşıyan toplardamarlar kan akışının kalbe doğru tek yönlü olmasını sağlayan kapakçıklar içerir. Toplardamarlarda oluşan tıkanıklıklar ve aşırı basınç bu kapakçıkların düzgün kapanmasını engelleyerek geriye doğru kaçaklara sebep olurlar. Sonuçta bacaklardaki yüzeysel toplardamarlar genişler, uzar ve büklümlü ve yeşil-mavi renkli bir görüntü ile varisler oluşur.

Toplardamarlarda bulunan kapakçıklara bacaklardaki kaslarda destek vererek kanın kalbe taşınmasına yardımcı olurlar. Genetik olarak hafif yetersizliği olan kişiler spor yaparak hem varis oluşumunu azaltabilir hem de yapılan tedavinin daha başarılı olmasını sağlayabilirler.

Tedavi varisin şiddetine göre değişiklik gösterir. Ağ şeklinde veya yüzeyel ince damarların tedavide artık yaygın olarak lazer kullanılıyor, cerrahi yöntem de lazerle tedavi edilemeyen son aşamadaki vakalarda damarın çıkarılması şeklinde uygulanıyor. Lazer yöntemi herhangi bir enjeksiyon gerektirmediği için enfeksiyon riski, morarma ve ağrı şikayetleri olmuyor.. Uygun doz çok önemli olduğu için mutlaka uzmanına yaptırılması gerekiyor. Varis tedavisinde damarlar henüz ince kılcal damarlar halindeyken tedavi etmek en doğru olanıdır. Her hastalıkta olduğu gibi erken tanı ve tedavi bu rahatsızlıkta da büyük önem taşıyor.

Tedavi için 1 veya 2 seans için genellikle yeterli olmaktadır. Kalp pili olan, epilepsi hastaları ve hamilelik dışında uygulanmasını engelleyen herhangi bir durum yoktur. Seanslar 15 ile 45 dakika arasında değişir. Hasta daha sonrasında işine dönebilir ve hiçbir şikayeti olmaz.

BACAKLARIN DÜŞMANI BATIKLARDAN KURTULUN

Bacakta oluşan ve kabarık görünümleri ile kadınları rahatsız eden batıkların oluşumunun en önemli nedeni yanlış uygulanan epilasyon yöntemleridir. Bacaklardaki istenmeyen tüyleri epilasyon makinesi ile almak batıklarla neden olur. Ancak kişinin kıl yapısı yatkınsa hangi yöntemi kullanırsa kullansın batık oluşabildiğini de belirtmek gerekir. Batıklardan kurtulmanın en etkili yöntemi lazer epilasyondur. Uygun lazer epilasyon aleti seçilerek her cilt tipine uygulanabilir.

Lazer epilasyon tedavisi kişiye göre değişebilmekle birlikte ortalama 4-6 seans sürmektedir. Güneşin kendisini hafif hafif gösterdiği ancak henüz tam olarak güneşlenme sezonunun açılmadığı bu aylarda lazer epilasyon uygulamaları rahatlıkla tercih edilebilir. Hafif düzeyde batığı olanlar için kozmetik ürünlerle cilt yüzeyindeki ölü hücreler temizlenmesi ile kılların çıkışı kolaştırılabilir ve böylece daha pürüssüz bacaklara sahip olmak mümkündür.

SPOR VE MASAJ PÜRÜZSÜZ BACAKLARIN ANAHTARI

Spor ve masaj toplardamarları ve lenf dolaşımın hızlandırır böylece sellülit ve varis oluşumları azalır. Ancak düzenli ve bilinçli yapılması gerekir. Aynı zamanda diyetle desteklenmesi daha başarılı olur. Bacak için en çok önericeğimiz ritmik yürüyüşler ve yüzmedir.

UYGUN NEMLENDİRİCİ SEÇİN

Kuru cilt kaşıntı ve kızarıklıklara neden olabilir. Nemlendirme ihtiyacı her ciltte değişmektedir. Çok kuru olan ciltler özellikle banyodan çıkarken henüz vücudu kurulamadan yağlı bir nemlendirici kullanırlarsa daha etkili olabilir. Kuruluk şikayeti olmayan kişiler cildin elastikiyetini artırmak için su bazlı bir nemlendirici tercih edebilirler.

ÇATLAKLAR İLE BAŞA ÇIKMAK ÖNEMLİ

Özellikle ergenlik döneminde hızlı büyümeye bağlı olarak ve gebelikte oluşan çatlaklar estetik açıdan sorun oluşturabilir. Oluşumunda en önemli faktör genetik yatkınlıktır. Erken dönemde çatlak oluşumu meydana gelebilecek bölgeler henüz mor renkli iken kullanılan kozmetik ürünler bir miktar fayda sağlayabilir. Ancak beyaz ve vücutta oluşumu uzun sürelere dayanan çatlakları tedavi etmek oldukça güçtür. Bu nedenle henüz oluşmadan çatlakları engellemek en doğru olandır. Özellikle kalça, bacak iç yüzleri, bel bölgesi, dizlerin arkası, gebelerde ek olarak karın ve gögüslerde görülebilir. Bu bölgeler düzenli olarak nemlendirilirse elastik doku güçlenir ve gerilmelere karşı direnci artar."

ELLER TIPKI YÜZÜMÜZ GİBİ YAŞIMIZI ELE VERİR

Kadınların en çok önem verdiği konulardan birinin de el bakımı olduğunu belirten Uz. Dr. Tuğba Yüzüak Türe'nin el bakımına ilişkin ipuçları ise şöyle:

"Ellerimiz vücudumuzun dış faktörlere en fazla maruz kalan bölgesidir. Günlük bakımlarımızı ve ev işlerini yaparken farkında olmadan pek çok kimyasal madde ile temas ediyoruz. Eller kendi Ph'ı, su kapasitesi ve yağ oranı dengesi ile temas ettiğimiz maddelere karşı kendini koruyan bir yapıya sahiptir.

Ancak uzun süreli aşırı temaslarda ya da fazlaca zararlı madde ile temas sonucunda cildin bu yapısal özellikleri bozulabilir. Bunun sonucunda egzemalar oluşabilir. Egzema tırnaklarda şekil bozukluğuna da neden olurken mantar ve bakteri enfeksiyonlarına yol açabilir.

ELLERİNİZİ SIVI SABUNLA YIKAMAYIN

El hijyeni yapılırken cildin doğal koruma mekanizmalarını bozmamaya özen göstermeliyiz. Gereğinden fazla el yıkamamak, sıvı sabunların tercih edilmemesi (içeriğindeki kimyasal maddeler ve daha fazla kurumaya neden olduğu için), daha çok katı sabunların kullanılması, el yıkama sırasında çok sıcak ya da çok soğuk su kullanılmaması önemlidir. El yıkama sonrası nemlendirici kullanmaya özen göstermelidir. El hijyeni için kolonya, ıslak mendil gibi kimyasalları kullanmamak gerekir. Unutmayın ki; cilt bütünlüğü tam olan eller, enfeksiyonlara karşı zaten doğal direnca sahiptir.

ELİNİZE DE GÜNEŞ KORUYUCU ÜRÜN KULLANIN

Ellerimiz vücudumuzun UV ışınlarına en fazla maruz kalan bölgelerindendir. Dışarı çıkmadan önce yüzümüze uygulamadığımız güneş koruyucular ellrede sürülebilir. Böylece ileri yaşlarda oluşabilecek cilt lekeleri için önlem almış olursunuz.

MANİKÜRÜNÜZ DE ÖZENLİ OLMALI

Manikür ve pedikür uygulamaları esnasında mutlaka kendi altlerinizi kullanın. Çünkü bu şekilde pek çok enfeksiyon (hepatitler, HIV, bakterial enfeksiyonlae, herpes gibi viral enfeksiyonlar ve mantar hastalıkları) bulaşabilir. Yanlış yapılan manikür ve pedikürle tırnak batıkları oluşabilir. Uygun olan tırnak kesimi, kenarlar küt ve uzunluğu en az deri hızasında olandır.

TIRNAK BAKIMINI İHMAL ETMEYİN

Tırnak kırılmaları ve ayrışmaları da yine kimyasal temaslar sonucunda oluşabileceği gibi demir eksikliği anemisi, çinko, vitamin B12, folik asit eksikliğinden de kaynaklanıyor olabilir. Öncelikle kimyasal temasları engelleyip, nemlendiriciler kullanmak önemlidir. Ancak buna rağmen fayda sağlanmıyorsa doktora başvurmak gerekir."


Kaynak:Milliyet.com.tr
Alıntı:Leyditurk.com

Sarkık kollar iki saatte düzeliyor

Operasyon iki saat sürüyor. Ameliyattan sonra hasta, bir gün hastanede kalıyor. Ve ağrı hissetmiyor. Şişlikler bir haftada iyileşiyor.

Kollarındaki sarkmalardan şikayetçi olanların yaptırabileceklerini söyleyen kol estetiğiOp. Dr. Atilla Alp, şöyle konuşuyor: "Operasyon iki saat sürüyor. Ameliyattan sonra hasta, bir gün hastanede kalıyor. Herhangi bir ağrı hissetmiyor. Şişlikler bir haftada iyileşiyor"


Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Atilla Alp, kol estetiği ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

*Daha çok kimler, kol estetiği yaptırmak istiyor?
Kollarındaki deri sarkmalarından şikayetçi olanlar, yaşlılığa bağlı olarak elastin lifleri azalanlar ve kilo verdiktensonra derisi eski gerginliğine kavuşmamış olanlar, kol estetiği yaptırıyor. Koldaki sarkmalar, genellikle kolun üst kısımlarında ve iç tarafında görülüyor. Kolunuzu bedeninizden uzaklaştırarak paralel olarak tuttuğunuzda, dirsek ve koltuk altı arasındaki fazlalıklara bakarak bunu anlayabilirsiniz.

Ameliyatı Tercih Ediyoruz!
*Kilolu kişilerde, kolları germeden önce liposuction mı yapılıyor?
Deri kalitesinin iyi olduğu ve sarkıklığın olmadığı durumlarda, yani sadece yağ birikiminin fazla olduğu vakalarda liposuction (vakum ile yağ emme) ile başarılı sonuç elde edilir. İlerleyen yaşlardaki hastalarda liposuction doğru bir tercih olmaz. Aşırı sarkmalarda, kol içine gizlenecek şekilde yapılan bir kesi ile fazla olan tabaka çıkartılarak ameliyat gerçekleştirilir.

*Zayıflamış ve kolları sarkmış kişilerin kolları nasıl toparlanıyor? Kolun içine kas da yerleştiriyor musunuz?
Kolların iç ve arka kısımlarından uzun elips şeklindeki deri ve yağ dokusu çıkartılır. Fazla yağların, fazla derilerle beraber çıkarılmasıyla normal cilt gerginliği sağlanır. Kesilen yer, iki tabaka halinde içten ve dıştan estetik bir dikişle dikilir ve bandajla sarılır.

*Kol estetiğinde hangi yöntemler kullanılıyor? En çok tercih edileni hangisi?
Ameliyat, en çok tercih edilen yöntemdir. Fazla doku çıkarılır ve ameliyat sonrası dönemde cildin kendini sıkılaştırmasına yardımcı olur. Liposuction ise, ancak sınırlı bir hasta grubunda uygulanabilir. Liposuction sonrasında ne kadar bir düzelme sağlayacağınızı kestiremeyebilirsiniz. Bu yüzden ameliyat daha çok tercih edilen bir yöntemdir.

Dikiş İzini Saklıyoruz!
*Dikiş izi kalıyor mu?
Kol germe ameliyatlarında dikiş izi kaçınılmazdır. Ancak izleri çoğu zaman koltuk altına saklıyoruz. Genelde birçok hasta liposcution yerine ameliyatı tercih ediyor.

*Operasyon ne kadar sürüyor? Sonrasında iyileşme ne kadar zamanda oluyor?
Ameliyat, genel anesteziyle birlikte ortalama iki saatte yapılıyor. Ameliyattan sonra hasta, bir gün hastanede kalıyor. Herhangi bir ağrı hissetmiyor. Eğer ufak tefek sızlamaları olursa, ağrı kesici ilaç alabiliyor. Ancak ameliyattan sonra kollarda şişlik ve morarmalar olabiliyor ve bu izler, sadece bir haftada iyileşiyor.

*Kol gerdirmek için en ideal dönem ne zaman?
Bu tip estetik ameliyatları, hastalarımız her zaman yaz başlamadan yaptırmalı.

*Kol estetiğinden sonra yasak olan veya dikkat edilmesi gereken şeyler var mı?
Yara izi, tüm ameliyatlarda olduğu gibi kol germe ameliyatı sonrasında da genişlik ve kabarıklık açısından kişiler arasında farklılık gösteriyor. Ameliyat sonrası yara izini minimuma indirmek için, bölgeye kortikosteroid'li kremlerle masaj yapılması öneriliyor

Ameliyata Vaktiniz Yoksa
*Lipolitik ve lipolazer tekniği nedir?
Bu teknikler, dünyada ve Türkiye'de ameliyattan korkanların imdadına yetişiyor. Minimum 20 dakika ile maksimum iki saat sürüyor. Diğer sistemlerden en önemli farkı; yedi seans gibi uzun bir zaman almaması ve kısa sürede istenen sonucun elde edilmesi...

*Bu yöntemi kimler tercih ediyor?
En çok hamilelik ve kilo kaybı yaşayanlar tercih ediyor. Cerrahi müdahaleye zaman ayıramayacak kadar çalışanlar bize başvuruyor. Özellikle 35-60 yaş aralığındaki hastalarda ideal sonuç alınıyor.

Hasta Bir Ay Sonra Yüzebilir
*Kol estetiğinin ardından yüzmek, kulaç atmak ve güneşlenmek gibi faaliyatler ne kadar zaman sonra yapılmalı?
Özellikle ameliyattan sonraki ilk günlerde kolların yüksekte tutulması öneriliyor. Dikişler 12 ve 14'üncü günlerde alınıyor. Hasta günlük aktivitelerine birkaç gün içinde; yüzmek gibi zorlayıcı ve kol hareketleri olan aktivitelere ise ancak bir ay sonra başlayabiliyor.

*Kol estetiği yaptırmaya kaç yaşından sonra başlanabilir?
Vücudu oturmuş, ergenlik çağını aşmış herkes yaptırabiliyor.

*Kol estetiğinden sonra kişi, kolunun gerginliğini devam ettirebilmek ve korumak için spor yapabilir mi?
Hastalara ameliyatlardan sonra kollarını yüksek tutmalarını öneriyoruz. Bunun dışında iki hafta içinde spor yapmaya başlayabilir, ağırlık kaldırarak kol kaslarını güçlendirebilirler.

*Estetikle kolu gerilmiş bir kişinin kolu tekrar sarkar mı? Sarkarsa ikinci kez mi ameliyat oluyor?
Sarkmalar tekrar oluşmaya başladığında, yaşlılığa bağlı derinin elastiğinde kayıplar olduğunda ameliyat tekrar yapılabilir. Hiçbir sakıncası yoktur.


Kaynak:Sabah Günaydın
Alıntı:Caferuj

SPERM SAYSINI ÇOĞALTAN BİTKİ KÜRÜ

Prof. Dr. Ahmet Maranki, çocuk sahibi olamayan kadınlar ve erkeker için, hem kadınlarda yumutlamayı sağlayan, hem de, erkeklerde sperm sayısını çoğaltacak bitkisel önerilerde bulundu.




ERKEK KISIRLIĞI İÇİN :
GEREKLİ MALZEMELER :
* 100 gr bal
* 10 gr çörekotu
* Polen
HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ :
Tüm malzeleri karıştırıp yiyin.
*Bir diğer öneri ise ; 1 kg balın içine, 10 gr ısırgan tohumu koyup yiyin.

KADIN KISIRLIĞI İÇİN :
* Civanperçemi, adaçayı, aslanpençesi, çobançantası çayı, günde 3 defa içilir.
* 1 lt suyun içine, 1 adet soğaını kabuklarıyla birlikte elinizle kırıp, suyunu için.

AHMET MARANKİ: VARİS ve SELÜLİT BİTKİ TEDAVİSİ

Varis ve selülit sorunu olanlar için Ahmet Maranki bitkisel kür tavsiye ediyor.



Varise ve selülite çözüm olarak tavsiye dilen bitkisel kür için gerekli malzemeler ve uygulama şekli:

GEREKLİ MALZEMELER :
* 1 lt beyaz ispirto,
* 4 adet kafuru,
* Bibeberiye yağı,
* Kekik yağı,
* Çoban çantası yağı,
* Hardal yağı,

HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ :
İspirtonun içerisine, kafuruyu atıp eritin. Arkasından bitkisel yağları, eşit miktarda karıştırarak, nokta masaj tekniği ile masaj yapın. Streç film ile sarıp, sabaha kadar bekletin. Sabah bölgeyi, sıcak su ile yıkayıp, yağ karışımını yeniden masaj yaparak, sürün.

FERİDUN KUNAK GÖZ KASLARINI GÜÇLENDİRMEK İÇİN

Göz Kaslarını güçlendirmek için Dr. Ferudun Kunak Tavsiyesi:



Öncelikle ellerimizi ısıtmak için birbirine sürtmeliyiz sonra gözlerimize bastırmadan elimizi yüzümüze tutalım. Sıcaklığın geldiğini hissedeceksiniz. Başınızı oynatmadan duvara yaslanın ve elinize bir kalaem alın bu kalem gözünüze 30 cm uzaklıkta olacak. Kalemi daire çizin gözlerinizle takip edin her gözlerinizle takip ederek 5'e kadar sayın. Bu arada başımızı hareket ettirmeyeceğiz. Bu hareketleri birde tersden yapın. Bu hareketleri yaptıkca her seferinde azar azar sayıyı 10'a kadar artırın. Hareketleri yaptıkca göz kaslarınızın güçlendiğini göreceksiniz ve aynı zamandada göz numaranızın küçüldüğünü göreceksiniz.

Köyceğiz Gezilecek Görülecek Ve Konaklama Yerleri

Denizin, güzel kumsalların, çok güzel bir gölün, doğal ve tarihi zenginliğin hepsini bir arada görmek istiyorsanız gideceğiniz yerin adı Köyceğiz’dir.
Köyceğiz gölü kıyısına kurulu kent merkezi, diğer tatil merkezlerinden farklı bir görüntüdedir. Yaz kış dengeli bir nüfus yoğunluğu vardır. Yaz aylarında çok kalabalık değildir, kış aylarında ise diğer turizm merkezlerinde olduğu gibi el ayak çekilmez. Sakin, rahat bir tatil arayanlara her mevsim önerilebilecek bir yerdir Köyceğiz.

 Esnaf lokantaları ve meyhaneleri, salaş görüntüsüne rağmen iyi mezeler, her türlü et, balık ve tavuk türleri sunarlar müşterilerine. Fiyat diğer tatil yörelerine göre her zaman hesaplıdır. Yabancıya ayrı yerliye ayrı muamele yoktur..

Köyceğiz Gölü
Göl, dağlardan yedi kol halinde inen sularla, bol su kaynaklarıyla besleniyor. Onun için de yaz kış özelliğini yitirmiyor. Fazla suyunu 10 km. uzunluğundaki dar bir kanalla (Dalyan) Akdeniz’e boşaltıyor. Elinizde ayrıntılı bir çevre haritanız yoksa çevrede dolaşırken neresi göl, neresi deniz karıştırıyorsunuz. En iyi ipucu gölün sazlıkları.

 Deniz kıyısı ise 50 ile 200 metre arasında değişen genişlikte ve 5,5 Km. uzunlukta çok güzel bir kumsalla süsleniyor.

Balık tutmaya meraklı iseniz giderken olta takımlarını götürmeyi unutmayın, göl amatör balıkçılara şans tanır, boş dönmezsiniz.

Gölün çevresinde yürüyerek veya otomobille yapılacak bir gezi de çok zevkli olacak. Gölde tekne turu da ilgi çekici.

Çamur Banyosu ve Kaunos turu
Kaunos antik kenti ve Dalyan kanalları kenarındaki Çamur Banyosu Köyceğiz sınırları içindedir. Kaunos’un ünlü kral mezarları da Dalyan kasabasının hemen karşısında olmasına rağmen Köyceğiz sınırlarında kalır. Kanalın bir yanı Köyceğiz, öte yanı Ortaca’dır.
Kaunos ve çamur banyosuna Köyceğiz’den kalkan günübirlik gezi tekneleriyle gidilebildiği gibi, Ekincik yoluna girip Sultaniye’den sonra gölü çepeçevre saran yolla, karadan da ulaşılabiliyor.



Kaunos Antik Kenti
Kaunos’u Dalyan’dan tekneyle de gelinebiliyor. Ören yeri iskelesinden on dakikalık bir yürüyüşle Kaunos antik kentine ulaşılıyor. Denizden yatla gelenler Delikli Ada çevresinde demirleyip tekneyle kanalı izleyerek iskeleye çıkabiliyorlar.

Surları ve kuleleri bütünüyle görmek için uzunca bir keşif gezisine çıkılması gerekiyor.
Çandır köyünün iskelesinde gezi tekneleri sıralanır her zaman. İstuzu’na yanaşan yatlara hizmet verir bu tekneler. Alır Dalyan’a ve Çamur banyosuna taşırlar yat müşterilerini.

Çamur Banyoları
Dalyan kanalı ve Köyceğiz gölünün çevresindeki pek çok yerden kaplıca suyu çıkıyor. Sıcak kükürtlü sular, başta romatizma ve cilt hastalıkları olmak üzere pek çok derde deva. Ama, merkeze yaklaşık 15 dakika uzaklıkta olan ve tekneyle gidilebilen Çamur Banyosu, Köyceğiz gölü kenarındaki Sultaniye kaplıcalarından farklı olarak bir turistik animasyon merkezi olarak gelişti.

Caretta Caretta kaplumbağaları dışında, bu akarabaları kadar popüler olmayan Nil kaplumbağaları da Trionyx Tringulus) kanalın göle yakın kısımlarında yaşıyorlar.

Ekincik
Marmaris-Göcek arasında dolaşan teknelerin başlıca uğrak noktalarından biri olan Ekincik koyu, Köyceğiz’e geniş bir asfalt yolla bağlandıktan sonra hızla kalabalıklaşmaya başladı. Kumsal ve iskele çevresi irili ufaklı otel ve pansiyonlarla doluyor.

Ekincik kooperatifine bağlı tekneler Dalyan Istuzu kumsalına, Kaunos antik kentine ve çamur banyosuna tur düzenliyorlar. Sabah çıkıp akşam üzeri geri dönüyorlar.
Ekincik’e karayoluyla gitmek için Köyceğiz’den Hamitköy üzerinden gölün nefis manzarasını seyrederek ilerliyorsunuz.

Kumsalda otel ve lokantalar var.
Yöredeki en iyi lokanta ise ancak denizden ulaşılabilen ve genelilikle mavi yolculuk tekneleri ve yatların bağlandıkları My Marina Yacth Club. Çadır kurmak ya da karavanıyla gelmek isteyenler için de Ekinoks Kamp ve Belediye Kamp alanı bulunuyor.

Sığla Ağaçları
Günlük(Sığla) ağaçları dünyada eşine az rastlanan, sadece Köyceğiz, Marmaris gib iyerleşimlerde ve sulak alanda bulunan ağaç türüdür. Köyceğiz’de şehrin batısı ve doğusunda Orman İşletmesi tarafından korunur bu ağaçların oluşturduğu orman. Sığla ağaçları koruma altındadır. Köyceğiz’e Marmaris tarafından girilirken karayolunun solunda kalan Yunus Emre Arboretumu’nda da bu ağaçlar dikilmiş ve koruma altına alınmıştır.

Sultaniye Kaplıcası
Köyceğiz’den çıkıp Hamitköy üzerinden Ekincik’e doğru giderken yolda Sultaniye Kaplıcası’nın tabelasını görüp 500 metre içeriye gireceksiniz..

Romatizma, siyatik yanında cilt ve kadın hastalıklarına da iyi gelmektedir. Ama asıl önemlisi radyoaktivite yüksekliği yoluyla rehabilite edici özelliğinin varlığıdır.

Günübirlik ihtiyaçlar Belediyenin işlettiği tesisler içinde bulunan ünitelerde karşılanabiliyor.

Yörenin Sultaniye kadar popüler olmayan başka kaplıcaları da var. Sultaniye’den Horozlu’ya doğru 5 km. gidenler daha tenha olan Ilıca’ya ulaşıyor.

Sultaniye’ye Köyceğiz’den sabah kalkan minibüsler, akşam üzeri dönüş yapıyorlar.

ULAŞIM
Dalaman Havaalanı, Köyceğiz’e 32 km uzaklıktadır.

Karayoluyla Muğla-Fethiye karayolu izlenerek ulaşılır. Muğla’dan Gökova’ya inenler, Marmaris’e ayrılmadan Fethiye yönüne devam ederler. Yaklaşık 30 km sonra Köyceğiz gölü birdenbire sağınızda beliriverir.

Köyceğiz anayoldan 1 km içeride, göl kenarındadır.

KONAKLAMA TESİSLERİ
Köyceğiz şehir merkezinde, göl kenarında güzel oteller ve pansiyonlar vardır. Ekincik koyunda da güzel oteller bulunur.

YEME-İÇME
Köyceğiz merkezinde, çarşı içinde esnaf lokantaları iyidir. Her türlü sebze ve et yemekleri, balık ve et çeşitleri, mezeler servis yapılır. Göl kenarında, kordon boyunda da lokantalar vardır. Balık her mevsim bol bulunur.

Ayder Yaylasına Nasıl Gidilir - Özelliği Nedir?

Tatil dönemi yaklaşmaya başladıkça pekçoğumuzda "bu kez nereye gitsek ? ” telaşı başlar. Bu telaşı bir nebze olsun dindirmek için farklı bir seçenek sunulabilir. Çoğu kimse Antalya, Bodrum gibi yerlere gitmek ister fakat Doğu’ya, Rize’deki Ayder Yaylaları’na gitmek de güçlü bir seçenek. Serin ve doğa ile başbaşa bir tatil seçimi sizi bekliyor.



Ayder Yaylasında Ne Var?
Aslında bu soru” ne yok ki ” olsa cevap vermek daha kolay olurdu. İlk olarak yeşil bir dünya var. Eğer bugüne kadar herhangi bir yaylaya çıkmamış biriyseniz bu yeşil güzelliği hayal bile edemizsiniz. Her tarafınızda çeşit çeşit ,asırlık ağaçlar , tepenizde sizi terletmeden kavuran güneş, her an yağmaya müsait bulutlar, yer yer buzullar ,cıvıl cıvıl insanlar, tulum -kemençe sesleri, “horondan anlamayanların” daha çok olduğu horoncular ve parmaklarınızı yedirtecek karadeniz yemekleri…

Nasıl gidilir bu Ayder’e?
İşe ilk olarak bilet almakla başlayabilirsiniz:) Uçakla Türkiye ortalamasını kaba bir şekilde alırsak 1 buçuk saatlik bir uçuşla Trabzon Havalimanına geliyorsunuz. Havaalanından çıkarken zaten sizi kapıda birileri ( taksiciler, otobüs şoförleri) bekliyor olacak. Burda iki seçenek var; 1. si Trabzon merkeze gidip,ordaki herhangi bir firmanın turuna katılıp Ayder’e gidersiniz. 2.si Rize’ye giden bir otobüse atlarsınız ve Ardeşen-Pazar-Rize( merkez) gibi yerlerde inerek( birkaç kişiye firmaların yerini sormanız gerekebilir) burdaki minibüslerle Ayder yaylasına çıkarsınız. Yok ben uçakla gelemem ,otobüsle gelirim diyorsanız. Yolda geçireceğiniz zamanı İstanbul- Rize arası örnek göstererek tarif edebilirim. Bu süre ortalama 18 saat. Artık gerisine siz karar verin…

Ayder’de Nerede Kalınır?
İsterseniz çadırınızla gidersiniz ve güzel bir kamp ortamı yaratırsınız. Burda bir tavsiye vermem gerek; “Kesinlikle” hangi mevsim olursa olsun montunuzu, kazağınızı yanınıza alın. Ayder’de geceleri çok çok soğuk olabilir. Yok ben çadırda kalamam börtü böcekle uğraşamam diyorsanız.Sizin için tamamen ahşaptan oluşan( bazen yangın merdiveni bile ahşap olan:) ) çok şirin pansiyonlar var. Bugün ki fiyatını tam bilmesemde fiyatlar gerçekten çok çok uygun. Eğer ” ben doğayı seviyorum da bu kadar da değil” diyorsanız. Yıldızlarını sayamadığım çok güzel oteller var. Buralarda istediğniz gibi istirahat edebilirsiniz.

Yatacak Yer Tamam da Burada Ne Yapılır?
Hiçbişe yapmasanız ve sadece ordaki o eşsiz manzaraya baktığınızda ” bu bile bana yeter” diyeceğiniz için yapacak hiçbirşey saymıyorum:) Şaka bir yana Ayder ve civarında yapılabilecek çok fazla şey var. İşte birkeç seçenek:

Rafting: Fırtına Deresi’nin o çoşkun sularında kafanızda kask ,elinizde kürek, altınızda yerinde duramayan bir botla beraber bir yere çarpana kadar enerji patlaması yaşayacağınız rafting yapabilirsiniz. Bu “kesinlikle” Ayder’de yapmanız gereken ilk şey.

Doğa Yürüyüşü: Size Yaylalarda rehberlik edebilecek çok sayıda kişi bulabileceğiniz bir ortamda olacaksınız. Bence ilk olarak bu ortamı değerlendirin. Ayrıca Doğu Karadeniz Doğa Sporları Kulübü ( DOKADAK)’ın turlarına katılabilirsiniz. Bu turlarda gerçekten çok eğleneceğinizi garanti edebilirim.

Heliski: Bu noktaya da değinmek istedim. Her ne kadar yaz mevsimlerine uygun olmayan birşey olsa da bilmeniz gerek. Sizi bir helikopter alıyor ve kaçkarın o karlı eteklerine bırakıyor. Siz kayağınız ve yeteneğinizle beraber ordan inmeye çalışıyorsunuz. Artk inebilirseniz ne mutlu size:)

Horon: Sadece “gerçek horon “un ne olduğunu öğrenmek için bile Ayder’e gidebilirsiniz. Tulum,kemençe eşliğinde oynayan insanları görünce yerinizde duramayacaksınız. Zaten sizi yerinizde de durdurmazlar biri kolunuzdan tutar ve horon halkasına eklenirsiniz:) Eğer horona doymak istiyorsanız Ayder Festivaline kesinlikle katılmalısınız.

Kaplıcalar: Ayder Yaylası güzelliğinin yanında , kaplıcalarıylada ünlüdür. Eğer Ayder’e gidipte birçok hastalığa deva olan kaplıcaya girmediyseniz “Ben Ayder’e gitmiştim” demeyin.

Webcam'i olanlara uyarı

Webcamlar artık her bilgisayarda bulunuyor, ancak bu kameralar aslında büyük tehditle karşı karşıya



Sürekli gelişen sohbet programları nedeniyle webcamlar artık her bilgisayarda bulunuyor. Oysa ki, bu kameralar aslında büyük tehditle karşı karşıya. Görüntülü konuşmayı daha kaliteli ve hızlı hale getiren sohbet yazılımları sayesinde, hemen her evde bir webcam bulunuyor. Çoğu insan bu kameraları kullanmasa bile sırf evinde bulunması için satın alıyor. shift.net'in haberine göre, sanal korsanların elinde bu kameralar bile birer silah haline gelebilir.

SOSYAL AĞLARLA ORTAKLAŞA ÇALIŞIYOR

İnternet'te bulunan, webcam hack programları sayesinde, kötü niyetli kişiler kameranızı ele geçirebilirler. Siz istemeseniz bile kamera çalışır ve görüntülerinizi ya da sesinizi başka bilgisayarlara ulaştırabilir. Bu sorunu aşmak için Genius yeni model web kamerasında özel bir sistem kullandı.

FaceCam 1320 adlı kamera, bu tarz saldırılara karşı kendini koruyan özel bir yazılıma sahip. 1.3 MP'lik cihaz, Windows 7, Linus ve McOs işletim sistemlerinde çalışıyor. Kamera ayrıca sosyal ağlar ve sohbet programlarıyla uyumlu olarak hazırlanmış. FaceCam 1320, Facebook ve YouTube gibi kamera kullanılan sistemlerle entegre çalışan bir yazılıma sahip.

Artık görme engelliler 6 dilde kitap okuyabilecek

Fransız mühendis Raoul Parienti, görme engellilerin en büyük sorunlarından biri olan okuma konusunda devrim niteliğinde bir buluşa imza attı. Görme engellilerin kullandığı Braille alfabesine atıfla “Top Braille” adı verilen cihaz, görme engellilerin metinleri kimsenin yardımı olmadan okumasını sağlıyor.



Bir bilgisayar faresi büyüklüğünde ve 100 gram ağırlığında olan cihaz, okunması istenen metnin üzerinde tutuluyor. Cihazın içindeki mikro kamera kelimeleri tanıyarak sesli olarak iletiyor. Aynı zamanda cihazın üzerindeki altı elektromanyetik nokta sayesinde harfler Braille alfabesinde de kullanıcıya aktarılıyor. Cihaz altı dilde kelimeleri tanıyabiliyor. Satır bittiği zaman ise cihaz sesli uyarıyla kullanıcıya durumu bildiriyor.

GalataModa Haftası uzaktan birinin yazısı:)

ImageHost.org
ImageHost.org
ImageHost.org
ImageHost.org
ImageHost.org
ImageHost.org
ImageHost.org

Peluş Yatak Örtüsü

Japon Yatakları İçin Peluş Örtü
Japon yataklarının kenarlarında çerçevesi olduğu için örtüsünü ona göre kısa dikiyoruz. Örtü kenarlardan yaklaşık 30-35 cm kadar sarkıyor. Sarkan kısımlarsa çerçeveye benzettiğim kenarlara tepiştiriliyor :) Peluşların genişliği genelde 160-165 gibidir. Buradaki de onlardan, iki ayrı kumaşı birleştirerek çalıştım karyola kenarlarına gelecek olan kısımları ayrı peluştan, ortasını ayrı peluştan çalıştım. Kırlentini diktim, elyaf doldurdum ve ortasındaki aksesuarını da yaptıktan sonra örtü sahibine hediye ettim. Kırlentten haberleri yoktu, çok beğendiler :)