3 Mayıs 2010 Pazartesi

Tek günlük diyetler

Tek günlük diyetlerBu tek günlük diyetlerle en azından gün içinde zayıf bir görünüm elde edebilirsiniz.


Yarın kaçamak  yapma  diyeti

Bu diyetin ertesi günü istediğiniz bir şeyi yiyebilirsiniz.
Kahvaltı: Yulaf ezmesi + ceviz + kurutulmuş yabanmersini
Ara öğün: Kereviz sapı + fıstık ezmesi
Öğle: Yeşil salata + ızgara + tavuk + biraz zeytinyağı
Akşam: Tam tahıllı makarna + zeytinyağı ile tatlandırılmış ızgara karides + taze orman meyveli tatlı

Regl öncesi sendrom diyeti

Kahvaltı: Süzme peynir + orman meyveleri (dut, çilek, böğürtlen...) +  vitamin  takviyesi
Öğle: Ispanak salatası + somon + yağsız süt

Ara öğün: Yağsız patlamış mısır + iki kare bitter çikolata
Akşam: Sarımsak, mantar, soğan ve domates soslu tam tahıllı makarna

Randevu diyeti

Kahvaltı: Meyveli smoothie (şeftali, çilek, muz, ananas ve yoğurt)
Öğle: Avakadolu Sezar salatası
Ara öğün: Nane çayı + salatalık dilimi
Akşam: Sodyumu azaltılmış çorba + buharda pişirilmiş somon ya da tavuk

İşyeri diyeti

Kahvaltı: Çırpılmış yumurta beyazı + tam tahıllı mısır gevreği + portakal
Öğle: Taco salata (yağsız biftek + barbunya + yeşillikler)
Ara öğün: Az yağlı kepekli muffin + su
Akşam: Tam tahıllı ekmeğe hindili sandviç + elma

Kaynak:iVillage.mynet.com

Diş çürümelerini Yoğurt önler

Yoğurt diş çürümelerini önler
Yoğurtta bulunan bir başka bakteri dişlerin imdadına yetişiyor.


Yoğurt diş çürümelerini önler

Bilim insanları lactobacillus adlı bir bakterinin Strepptococcus mutans"ları diş minelerinden silerek yok ettiğini ve böylece dişlerin çürümesini önlediğini buldu.

Strepptococcus mutans dişin yüzeyine yapışarak, bir asit salgılıyor ve bu asit diş minelerine zarar veriyor. Ancak yoğurtta bulunan bir başka bakteri dişlerin imdadına yetişiyor.


Laboratuvar testlerinde lactobacillus bakterisi içeren ciklet çiğnendiğinde, Strepptococcus mutans"ların sayısının azaldığı ve diş çürüme riskinin de düştüğü gözlemlendi. Alman kimya devi BASF, diş çürümelerini önleyici lactobacillus içeren bir ciklet üzerinde çalışıyor. Ağız çalkalama sıvısı ve diş macunları da sırada. BASF"in ArGe"den sorumlu yetkilisi Stefan Marcinowski, ürünlerin 2007″de hazır olacağını açıkladı.

KOLTUK ALTI VE AYAK KOKUSUNA DA ÇARE

Yoğurtta bulunan iyi huylu lactobacillus bakterisinin bir kullanım alanı daha var, koltuk altı. Bu bakterinin koltuk altında ter kokusuna ve hatta ayakta kötü kokulara neden olan diğer bakterileri de silme özelliği olduğu saptandı.

Tam adı, Lactobacillus Bulgaricus olan bakteri, sütün içinde yaşıyor ve yoğurt yapımında etkili oluyor. Bilim insanları bu bakterinin önceleri bitkilerin yapraklarında yaşadığını, ancak sonraları ineklere ve dolayısıyla da süt ürünlerine geçerek yaşamını bu ortamda sürdürdüğünü tahmin ediyor

Kaynak:Haber7.com

Bu yıl bahar alerjileri uzun sürecek

Bahar alerjileri uzun sürecekSaman nezlesi olarak bilinen alerjik rinit, yaşam kalitemizi etkileyebiliyor.


Bazılarımız ardı ardına gelen hapşırık nöbetlerinden ve burun akıntısından dertlidir, bazılarımız ise gözde sulanma veya öksürük krizlerinden.

Halk arasında 'saman nezlesi' olarak bilinen alerjik rinit, yaşam kalitemizi ciddi boyutlarda etkileyebiliyor. Üstelik artık sadece bahar aylarında değil, çevresel faktörlerin etkisiyle neredeyse yılın tüm aylarında bizi etkisi altına alıyor! Baharın gelmesi pek çoğumuz için neşeli, enerjik ve sağlıklı günler demek.

Ama bazılarımız var ki 'bahar alerjisi' yüzünden ardı ardına gelen hapşırık nöbetleri, burun akıntısı ve gözde sulanma gibi sorunlar nedeniyle bu dönemde oldukça sıkıntılı günler geçirebiliyor.

Hatta 'Nasıl olsa geçer' düşüncesiyle doktora başvurmadığında 'astım' hastalığına bile yakalanabiliyor.
Üstelik küresel ısınma nedeniyle iklim şartlarının değişmesi ve hava kirliliği gibi faktörler nedeniyle bahar alerjisine yol açan polenler sadece 'bahar' mevsiminde değil, neredeyse yılın büyük bir bölümünde görülüyor. Bu da alerjik reaksiyonların yol açtığı sorunlarla aylarca baş etmek zorunda kalmak anlamına geliyor. Çevresel etkenlerin yol açtığı bir başka sorun da, alerjik hastalıkların görülme sıklığının giderek artması. Öyle ki alerjik rinit günümüzde her yüz kişiden 10 –30'unu etkisi altına alabiliyor.

Acıbadem Kadıköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Alerjik Hastalıklar Uzmanı Dr. Gülden Paşaoğlu Karakış, genellikle genç yaşta, hatta çocukluk döneminde başlayan 'bahar alerjisinden korunma yöntemlerini ve tedavi aşamalarını şöyle anlatıyor:

Sorumlusu polenler!

Bahar mevsiminde alerjik hastalıkların görülme sıklığında büyük bir artış gözleniyor. Bunun sorumlusu olarak da havada yayılan çimen, ağaç ve çiçeklerin oluşturdukları polenler gösteriliyor. Polenler solunum yoluyla vücuda girdiklerinde, kişi alerjik bir bünyeye sahipse, vücutta salgılanan 'histamin' maddesi solunum yolu, gözler ve burun zarlarının iltihaplanmasına yol açıyor. Bunun sonucunda da halk arasında 'saman nezlesi' olarak bilinen ve uzun yıllar devam edebilen bir hastalık olan 'alerjik rinit' ortaya çıkıyor!

Hangi aylarda, hangi polenler?

Ülkemizde ağaç, çayır-çimen ve otsu bitkiler olmak üzere 3 ana bitkinin polenleri alerjik reaksiyonlara neden oluyor. Bunların alerjik reaksiyon yapma olasılığı kişinin genetik yatkınlığına ve o polenin alerjenitesine bağlı olarak değişim gösteriyor. Bu 3 ana polen grubu arasında alerjenitesi en fazla olan bitki, " Graminea " olarak adlandırılan çayır-çimen polenleridir. Sıklıkla ağaç polenleri ilkbahar başlangıcında, çayır-çimen polenleri yaz ve yabani ot polenleri sonbahar aylarında ortaya çıkıyorlar. Polenlerin yoğunluğu ve etki süreleri iklim koşullarına ve o yılki hava durumuna göre değişiyor. Örneğin ılıman iklimlerde polen mevsimi daha erken başlayıp daha uzun sürüyor. Bu bölgelerde yılın büyük bölümünde allerjik bulgulara rastlanıyor.

Dağlık bölgelerde hava daha soğuk seyrettiği için polen mevsimi de daha kısa sürüyor. Ancak küresel ısınma ve hava kirliliğinde artış nedeniyle önceden sadece bahar aylarında görülen polenlere artık neredeyse tüm yıl rastlanabiliyor. Havada C02 miktarının artması atmosferde ısınmaya neden oluyor. Sonuçta havanın daha erken ısınması çiçeklerin de daha erken açmasına, dolayısıyla polenlerin daha çabuk ortaya çıkmasına ve uzun süre havada kalmasına yol açıyor. Böylece polenler alerjik kişileri artık mevsimsel değil daha uzun süre etkiliyor.

Ancak yine de polenler bazı aylarda daha fazla görülüyor:

Mart-Nisan: Kızıl meşe, fındık, zeytin, huş ve kavak ağacı, akçaağaç, karaağaç, diş budak, kestane, gürgen, zeytin ve fındık gibi ağaçların polenleri,

Nisan- Mayıs Haziran: Çayır, çimen gibi otların polenleri, Ör: İngiliz çimi, çayır salkım otu, çayır kelp kuyruğu,

Haziran-Ağustos: Buğday, çavdar, mısır ve pirinç gibi tahılların polenleri,

Ağustos sonu – Ekim: Pelin otu, akkazayağı, kuzu kulağı, sinir otu, ayrık otu, ısırgan otu, tilki kuyruğu, domuz ayrığı, yumak ve delice gibi otların polenleri alerjilere neden oluyor.

Yıl boyunca: Graminea grubundan Bermuda Grass olarak bilinen çayır-çimen poleni çok allerjenik olduğundan yıl boyu etkileyebiliyor.

Hapşırık, burun akıntısı, gözde sulanma…

Halk arasında 'saman nezlesi' ve 'göz nezlesi' olarak bilinen alerjik rinit ve konjuktivit genellikle nöbetler halinde tekrarlayan; hapşırık, burun akıntısı, gözde sulanma ve kaşıntı, burunda ve damakta kaşıntı, geniz akıntısı ve burun tıkanıklığı şeklinde görülüyor. Alerjik astım da ise aralıklı ve nöbetler halinde; göğüste sıkışma hissi, öksürük, nefes darlığı, hırıltı (nefes alıp verirken ıslık sesi duyulması ) olabileceği gibi sadece öksürük ile de seyredebiliyor. Ayrıca ciltte kaşıntı, kızarıklık ve kabarıklık şeklinde bulgular da ortaya çıkabiliyor.

Astım ataklarını tetikleyebiliyor!

Bahar alerjisi üst solunum yollarında başlayıp zamanla alt solunum yollarına yayılabiliyor, bunun sonucunda astım ataklarına neden olabiliyor. Yapılan çalışmalara göre; bahar alerjisinin astıma dönüşme oranı yüzde 30 gibi yüksek bir oranda seyrediyor. Bunun nedeni ise hastaların 'nasıl olsa geçecek' düşüncesiyle doktora başvurmamaları; yeterince alerjenden korunmamaları ve sigara içmeye devam etmeleri. Bu nedenle bahar alerjisinde erken tanı ve tedavi, hastanın sağlıklı bir yaşam sürmesi açısından çok önemli.

Ne zaman, hangi tedavi?

Yakınmalarınız tanıyı koymaya yardım ediyor. Doktorunuz alerjiden şüphelendiyse kesin tanı için sizden alerjik deri testi, burun içine alerjen maddelerle yapılan uyarı testi ve kan tetkikleri isteyebilir. Kesin tanı konulduğunda hemen tedaviye geçiliyor.

Alerjik hastalıkların tedavisinde ilk yapılması gereken kişinin duyarlı olduğu alerjenden korunmasıdır. Ayrıca tedavide hastalığı kontrol altına alan oldukça etkili ilaçlar ve hastalıkta kür sağlayabilen aşı tedavisi vardır. Polenlerden korunmak şart! Alerjik hastalığın tedavisinde temel kural, duyarlı olunan alerjenlerle teması önlemek. Çünkü birçok alerjik hastalıkta yakınmalar genellikle alerjenle temasın ardından ortaya çıkıyor.

- Polenlerin yoğun olduğu dönemlerde pencereleri kapalı tutun. Arabanızın camlarını da açmayın.

- Evin içinde havalandırma sistemleri ve hava filtreleri kullanın.

- Dış ortam aktivitelerini azaltın. Özellikle polenlerin yoğun olduğu 10.00 – 16.00 saatleri arasında dışarı çıkmayın.

- Polenlerin yoğun olduğu yerlerde egzersiz yapmaktan kaçının.

- Yeşil alanlarda mümkün olduğunca bulunmayın.

- Dışarı çıkmışsanız eve girer girmez kıyafetlerinizi değiştirin ve duş alın. Kıyafetlerinizi yatak odasında çıkarmamaya dikkat edin.

- Ağzınızı ve burnunuzu koruyan maske kullanın.

İlaç tedavisi:

Bahar alerjisinde ikinci adım olarak ilaç tedavisine başvuruluyor. Günümüzde hastalığın bulgularını kontrol altına alarak hastaların sağlıklı bir şekilde hayatlarını sürdürmelerini sağlayan etkili ilaçlar mevcut. Hastalığın belirtilerine göre kullanılan ilaçların türü de değişiyor.

Örneğin burun nezlesinde antialerjik ilaçlar ve burun spreyleri, astımda ise hava yollarını genişleten ve hastalığı kontrol altına alan ağız spreylerinden yararlanılıyor. İlaç tedavisi kesin çözüm sağlayamıyor ama bulguların hafiflemesine, hastaların yaşam kalitelerinin artmasına ve sağlıklı kişiler olarak hayatlarını sürdürebilmelerine yardımcı oluyor.

Aşılar uzman ellerde yapılmalı:

İlaç tedavisi ile hastada belirgin bir düzelme sağlanamadığı ya da kesin tedavi istendiğinde aşı tedavisine geçiliyor. Özelikle polen alerjisinde, aşı tedavisi ile oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor. Öyle ki hastanın yakınmaları aşı tedavisi ile yüzde 60 – 70 oranında azaltılabiliyor. Son zamanlarda mevsimsel polen alerjilerinde kısa dönem bağışıklık sağlayan ve her yıl tekrarlanması gereken aşılar da tercih edilebiliyor. Mevsim öncesinde haftada bir kez uygulanan bu aşılar, hastanın tüm baharı rahat bir şekilde geçirmesini sağlayabiliyor.

Eğer bu aşı hastada yarar sağlamazsa veya uzun yıllar devam edecek kesin bir çözüm isteniyorsa, bu durumda en az 5 yıl boyunca tekrarlanması gereken klasik aşılara başvuruluyor. Ancak riskli bir tedavi yöntemi olduğu için aşıların mutlaka bu konuda eğitim almış alerji uzmanları tarafından ve hastane ortamında uygulanması gerekiyor. Aksi halde aşılar fayda vermek yerine, 'anaflaktik şok' adı verilen ağır tabloya kadar varabilen ciddi yan etkilere neden olabiliyor

Kaynak:RealAge / Ozan Vural

Aşkın 40 kuralı

Aşkın 40 kuralı40 kuraldan biri, Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.


Elif Şafak'tan aşkın 40 kuralı

Karşınızda Elif Şafak'ın "Aşk" romanında bahsedilen "40 kural". Sizce kırk kuralın bu kadar özel olmasının, bizi kalbimizden vurmasının sebebleri nedir?

Duygularımızın iki tane ucu varsa biri korku, diğeri ise sevgidir. 40 kural içimizdeki Öz'le birleşme, hakikati bulma yolculuğumu karşımıza çıkan Aşk'ın kurallarıdır.

O en uç noktada öyle büyük bir sevgi vardır ki, olsa olsa adı ilahi sevgi olur. İşte bu ilahi sevginin bir diğer adı da her yerde aradığımız, özellikle karşı cinste buluruz sandığımız "AŞK''tır. Hayat ne ironik değil mi? Dışarda sandığımız şeyler, aslında içimizde durmakta ve bizim onların farkına varmamızı beklemekte.


40 KURAL
Birinci Kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer Tanrı dendi mi evvele aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

İkinci Kural: Hak Yolu'nda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil!

Üçüncü Kural: Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahire manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü batıninın batınisıdır. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayesiz kalır tarif etmeye.

Dördüncü Kural: Kainattaki her zerrede Allah'ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil her an her yerdedir. Allah'ı görüp yaşayan olmadığı gibi O'nu görüp ölen de yoktur. Kim O'nu bulursa sonsuza dek O'nda kalır.

Beşinci Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. ‘Aman sakın kendini' diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ‘bırak kendini, ko gitsin!'
Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

Altıncı Kural: Şu dünyada çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.

Yedinci Kural: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat'i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

Sekizinci Kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.

Dokuzuncu Kural: Sabretmek öyle durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

Onuncu Kural: Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney -çıktığın her yolculuğun içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi sonunda arzı dolaşır.

ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir "Sen" zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

On İkinci Kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

On Üçüncü Kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

On Dördüncü Kural: Hakk'ın karşısına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın." Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir "diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

On Beşinci Kural: "Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldur. Tek tek hepimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, attığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler."

On Altıncı Kural: Kusursuzdur ya Allah, O'nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan'dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.

On Yedinci Kural: Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

On Sekizinci Kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara; dışında, başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan'ı tanır.

On Dokuzuncu Kural: Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

Yirminci Kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

Yirmi Birinci Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hak'ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

Yirmi İkinci Kural: Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

Yirmi Üçüncü Kural: Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz.
Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde…

Yirmi Dördüncü Kural: Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah'ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

Yirmi Beşinci Kural: Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeye başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

Yirmi Altıncı Kural: Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.

Yirmi Yedinci Kural: Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı bir laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir.

Yirmi Sekizinci Kural: Geçmiş zihinlerimiz kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an'ın hakikatini yaşar.

Yirmi Dokuzuncu Kural: Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten" ne yapalım kaderimiz böyle " deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamı değil sadece yol ayırımlarını verir. Güzergah bellidir ama dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatın hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.

Otuzuncu Kural: Hakiki Sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez.
Sufi kusur görmez. Kusur örter.

Otuz Birinci Kural: Hakk'a yaklaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker; kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

Otuz İkinci Kural: Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yakut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!

Otuz Üçüncü Kural: Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.

Otuz Dördüncü Kural: Hakk'a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.

Otuz Beşinci Kural: Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla. İnsan-ı Kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

Otuz Altıncı Kural: Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri san tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Tanrı'da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.
O'nun bilgisi dışında yaprak bile kımıldamaz. Sen sadece buna inan!

Otuz Yedinci Kural: Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölme zamanı.

Otuz Sekizinci Kural: 'Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?' diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.
Tek bir gün bile tıpatıp aynıysa yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

Otuz Dokuzuncu Kural: Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden bir hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır, merkezinde… Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz.
Ölen her Sufi için Yeni bir Sufi daha doğar.

Kırkıncı Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalı, mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK'ın ise hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.

Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.

Kaynak:Posta.com.tr
Resim:Ensonhaber.com

Bayanlar İltifatla Beslenir

Bayanlar İltifatla Beslenir
Samimi bir şekilde bayanlara iltifat etmek erkeklerin yapmakta zorlandıkları birşeydir. Şansınıza biz buradayız.


Bayanlar iltifatla beslenirler unutmayın. Bu kilit hareketler size mutluluğu getirecek.

İşte kadınlara iltifat etmek için 12 ipucu:

1- Teşekkür edin: Ona bu işi onsuz yapamayacağınızı söyleyin. Yaptığı şey doğumgünü partisi hazırlamak veya markete gitmek olsun, sizin için önemli olduğunu ve minnettar olduğunuzu belirtin.

2- Onun kendine güvenini arttırın: Ona hep hayalini kurduğunuz kadın olduğunu veya sizin tişörtünüzün içinde bile muhteşem göründüğünü söyleyin. İnanmasa bile kendini çok iyi hissedecektir.

3- Benzersiz: Sadece ikiniz olduğunuzda ve konuşurken ona onun gibi bir kızı daha önce tanımadığınızı söyleyin. Eğer bunu gerçekten söylediğinize inanırsa eriyecektir. Bir öpücükle tamamlayın.

4- Onun fikrini/tavsiyesini alın: Ofisteki bir problem veya tişört, onun fikrini sorarsanız onun düşüncelerine önem verdiğinizi düşünecektir. Kadınlar sadece vücutları için değil aynı zamanda beyinleri için istenmeye bayılırlar.

5- Aileden: Eğer bir kadına ailenizin ona taptığını söylerseniz büyük bir gülümseme garantidir.

6- Kol şekeri: Sık sık ona muhteşem olduğunu söyleyin. Güzel hissetmeyi her kadın ister. Eğer gözünüzde çekici olduğuna inanırsa, normalde sakladığı yerlere bile dik dik bakmanıza izin verir. 

7- Eğlence, eğlence, eğlence: Ona partinin kalbi olduğunu hissettirin. Ne yaparsanız yapın onsuz sıkıcı olacağını belirtin.

8- Kaşıklayın: Eğer uyurken onu tutarsanız tereyağ gibi yumuşar. Ödülünüz ise sabah seksi.

9- Kıyafeti: Her zaman giydiklerine iltifat edin. Sadece o anda kendini güzel hissetmesini sağlamayacak aynı zamanda onun kıyafetleriyle ilgilendiğinizi ve onun stilini takdir ettiğinizi bilecektir.

10- Gülme fabrikası: Eğer onun espirilerini komik buluyorsanız ve doğru yerlerde gülüyorsanız, onun espiri tarzını anladığınızı bilecektir. Akılların buluşması çok seksidir.

11- Şövalyelik yapın: Küçük jestler bir kadına herşeyinizi vermek istediğinizi gösterir. İlişkinizin ilk dönemlerinde bu hareketler görünüş için olsa bile o sizin içten, dürüst, iyi eğitimli ve ona karşı iyi davranmak isteyen biri olduğunuzu biliyor.

12- Kişisellesin: Onun sevdiğiniz yönlerinden bir liste yapın ve bunu ezberleyin. Sonra ona bunları doğal olarak söyleyin, sanki hiç liste yapmamışcasına. Bütün bunlar sadece sevildiğini hissettirmez aynı zamanda anlaşıldığını hissettirir. Ters iltifatlar tamamen başarısızlıktır. Örnek: "Senden önce kadınlarla dış görünüşleri için beraberdim. Ama senden hoşlanıyorum çünkü sen akıllısın.

Kaynak:askmen.mynet.com

Cildiniz neden kurur?

Cilt kuruluğu nedenleriCilt kuruluğuyla ilgili 8 soru ve 8 cevap.

Cildinizde gerilme hissi, pul pul soyulmalar, kepeklenme, çatlaklar ve kaşıntı varsa cildiniz kurumuş olabilir! Her türlü nemlendiriciyi ve kozmetik ürünü denemenize rağmen cilt kuruluğundan kurtulamıyorsanız bir dermatologa başvurmanız gerektiğini unutmayınız.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Eda Kumbasar; cilt kuruluğuyla ilgili bilgiler verdi...

1- Kimlerde cilt kuruluğu görülür?

İnsanlar yaşlandıkça daha çok ortaya çıkan bir tablo olan kuru deri 'Kserozis' olarak bilinir. Yaşlanmayla beraber daha kuru ve daha az yağlı bir cilt oluşur. Derinin üst tabakasının yaklaşık yüzde 10 kadarlık bir kısmını su oluşturur. Bu tabakadaki suyun azalması deride çatlama, kaşıntı ve kuruluğa neden olur.
Cilt kuruluğu olan kişilerin çoğunda altta yatan bir hastalık yoktur. Kuru cilde sahip olan kişilerin büyük çoğunluğunu ise sık duş alan kişiler oluşturur. Son yıllarda insanlarda duş alma sıklığı arttıkça kserozis sıklığının da arttığı dikkati çekmektedir.

2- Cilt kuruluğunun sebepleri nelerdi?

Kuru cilde neden olan çevresel etkenler; sıcak su, deterjanlar, giysilerden dolayı oluşan sürtünme, sık hava yolculuğu, rüzgara maruz kalmak, çevre kirliliği, klima ve diğer kimyasal maddeler olarak sıralanabilir. Atopik egzama, kalıtsal bazı hastalıklar, ihtiyosis, sedef gibi cilt hastalıkları, metabolik faktörler, tiroit bezinin yeterince çalışamaması, aşırı kilo kaybı ve ilerleyen yaş kuru deriye neden olan diğer faktörlerdir.

3- Cilt kuruluğu nasıl anlaşılır, belirtileri nelerdir?

Deri kuruluğunun ilk belirtisi, deride donuk gri beyaz bir renktir. Kuruluk arttıkça renk değişikliğine ek olarak ciltte gerilme hissi, pul pul soyulmalar, kepeklenme, deri yüzeyinde pürüzlenme, çatlaklar, yarıklanmalar oluşur. Kaşıntı, kuru derinin neden olduğu diğer bir şikayettir. Kuruluk tedavi edilmezse sonunda egzamalar oluşabilir.

4- Cilt tipinin (kuru, yağlı, karma) nasıl olduğunu anlamak mümkün mü?

Deride kepeklenme, gerilme hissi ve kaşıntı şikayetleri varsa kuru cilt tipi olarak değerlendirilir. Akneye meyilliyse, gün içerisinde ve sabah uyandığında ciltte parlama oluyorsa, gözenekler genişleme ve siyah noktalar varsa yağlı cilt olarak değerlendirilir. Bazı kişilerde ise yüz bölgesinde özellikle yer yer kuruma, kepeklenme fakat belli bölgelerde ise yağlanma, parlama şikayeti olur. Bu tip ciltler ise karma cilt olarak değerlendirilir.

5- Cilt kuruluğu özellikle hangi bölgelerde görülür?

Su kaybının regülasyonu, vücudun bölgelerine göre farklılıklar gösterir. Kuruluk kollarda, bacaklarda ve gövdede daha belirgin olur; çünkü bu bölgelerde daha az yağ bezleri vardır. Yüz diğer vücut bölgelerine göre daha su geçirmezdir. Deri geçirgenliğinde ise lipitlerin (yağların) kritik rolleri vardır. Sık duş alındığında doğal deri lipitlerinin yeniden oluşabilmesi için yeterli süre olmadığı için kuruluk özellikle yağ bezleri daha az olan kol ve bacaklarda daha belirgin olur.

6- Cildi kuruyan biri, kuru ciltler için olan ürünleri mi almalı, yoksa öncesinde dermatologa mı başvurmalı?

Cilt kuruluğu olan kişiler mutlaka bir dermatoloji uzmanına danışmadırlar. Kişinin şikayetleri, belirtilerin süresi ve şiddeti, tedavinin şeklini belirler. Bazı olgularda sadece nemlendiriciler yeterli olurken, belirtilerin şiddetli olduğu olgularda antihistaminik ilaçlar, topikal kortikosteroid kremler vermek gerekebilir. Çok sayıda ve markada nemlendirici olduğundan rasgele bir nemlendirici kullanımı doğru değildir. Hastanın deri tipine ve şikayetlerine uygun nemlendiriciler önerilmelidir.

7- Cildi kuru olanlar ne tür kozmetik ürünler kullanmalı?

Kuru cilt problemi olan hastalar yağ içinde su emülsiyonu dediğimiz deriyi daha yoğun nemlendiren ürünler kullanabilirler. Deride iritasyon problemi olmayan kişiler ise üre ihtiva eden kozmetik nemlediricilerden fayda görebilirler. Banyo sonunda kullanılan vücut yağları derinin nem kaybını engeller. Bu tip kozmetik ürünlerin de oldukça faydası vardır.

8- Soğuk-sıcak hava, mevsimler, güneş, sauna, hamam, kese ve vücut peelingi cildi nasıl etkiler?

Kuru deri, stratum korneum tabakasının nem içeriğinin azalmasıdır. Sıcağa ve soğuğa maruz kalan ciltte transepidermal su kaybı artar ve bu artış cildin kurumasına neden olur. Ayrıca kış mevsimi de cilt kuruluğuna neden olur. Dönemsel kuruluk dendiğinde 'kış kaşıntısı' olarak da bilinen soğuğa bağlı kserosis akla gelir. Kış aylarında düşük neme bağlı olarak gelişen bu tablodan korunmak için mutlaka koruyucu giysiler giyilmeli, nemlendiriciler kullanılmalıdır. Güneş de, hem ısı hem de ışın etkisiyle derinin nem kaybına neden olur. Kozmetik açıdan kaba ve kuru bir deri görüntüsüne mahkum olmamak için yaz ve kış ayları boyunca güneş koruyucu ürünler kullanmak gerekir. Güneş koruyucular deri hasarını ve derinin kurumasını engeller. Suyla sık temasta bulunmak derinin nem kaybına neden olduğundan, kişilerin çok sık kese ve peeling uygulamaları yaptırması da sakıncalıdır. Kese ve peeling sırasında deride oluşan sürtünmeye bağlı iritasyon, kuruluğun şiddetini daha da artırır.

Kaynak:MOTHER & BABY 

Defterleri de patchwork'le kapladım...



Defterler de patchwork'lendi... Küçük kare parçalardan rengarenk hazırlamıştım. Boş kaldıkça elimdeki kumaşlardan küçüklü büyüklü kare parçalar hazırlıyorum. İşte bu küçük karelerle bu kez defterleri kapladım.



İlki yeşil tonlarında. Ön tarafını süslemek için kırmızı bir kalp hazırladım. Kalbin içini elyafla doldurdum.



Bu da arka tarafı. Uzun bir deri iple kapatılıyor. İp defterin etrafına dolanıyor.



İç tarafını da kalp şeklinde yorganladım. Ve aynı kalp motifini bu kez aplike yaptım.



Burada iki kalp bir arada görünüyor.



Ve ikinci defter kabı. Bu kap mavi tonlarında. Renklerle "Marine" bir hava yakalayınca balıkla süslemek güzel olur diye düşündüm. Balığı elyafla doldurdum. Küçük bir göz işledim. Ön yüze tutturdum. Kırmızı büyük bir düğme ve deri ipten yaptığım bir ilikle kapatılıyor.



İşte arkası.



İç tarafını ise konsepte uygun olarak dalga şeklinde yorganladım.



Aplike balık içerde, dolgu balık dışarıda. Resimde ikisi yanyana...

Defter kaplarını hazırladım ama hazır defterlerin ölçüsüne uygun olmadı. İçine defter uymadı. Ben de kendi defterimi yapmaya karar verdim. İlk hedef bu kılıfların içine kendi defterlerini yapmak.

Mutluluk dileklerimle...

Daha seksi kadın olmak için ipuçları

Daha seksi olmak için ipuçları Siz Bayanlar daha seksi olmak istermiydiniz? işte sizlere bir kaç ipucu.

Havalı saçlar, dar giysiler ya da kırmızı ojeler, seksi olmak için yeterli midir? Yoksa daha derin mi düşünmek gerekiyor? Seksi olduğunuza kendiniz inanırsanız, başkalarını da buna inandırabilirsiniz.

Sadece dış görünüşü, bir kişinin seksi kabul edilmesi için yeterli değil… Yani bir kadın istediği kadar vücudunu sımsıkı saran kısacık elbise giysin, kendisinin seksi göründüğüne inanmadığı sürece, çevresini yeterince etkileyemeyecektir. İşte sizi daha da seksi gösterecek öneriler…


Kendinize güvenin

Kendine güvenmek, seksi olmanın en önemli koşulu. Başkalarının seksi olduğunuza inanmalarını istiyorsanız, öncelikle kendinize inanmanız ve güvenmeniz gerekiyor.

Her zaman başınız dik olsun

Duruşunuz ilk göze çarpan özelliğiniz olacaktır. Dik durmak, kendinize güveniniz olduğunu gösterir. Dik yürüyün, spor yapın ve vücudunuza güvendiğinizi gösterin. İnsanlarla göz göze gelmekten kaçınmayın.

Sadece kendiniz olun

Çoğu insan kimin sahte kimin içten olduğunu kolayca anlayabilir. Ne kadar doğal olursanız, kendinizi o kadar rahat hissedecek, böylece insanları o kadar kolay etkileyebileceksiniz. Eğer etkilemek istediğiniz insan ‘gerçek' sizle ilgilenmiyorsa, seksi olmanızın pek de bir anlamı yok!

Vücudunuzla barışık olun

Vücudunuzla barışık olduğunuz zaman, etrafınızda seksi bir hava yaratabilirsiniz. Banyo, masaj, aromaterapi gibi kürlerle vücudunuzu rahatlatmak, seksi olma yolunda size yardımcı olacaktır.

Kaynak:E-guzellik.net

-- * DUYURU * --

Ödüllü Çevre Yarışmaları
Dost Kalpler Derneği nin düzenlediğini bu sosyal sorumluluk projesine çevreye duyarlı olan herkes davetlidir...Organizasyon; Dost Kalpler Derneği, Tavşanlı Belediyesi , Tavşanlı Sanayi ve Ticaret Odası..
İşte yarışma takimi, başvuru adresi ve ödüller;
"Cömert Doğaya Vefa" resim yarışması;
"Yok Olan Çevre" fotoğraf yarışması;
"Poşete Alternatif Çanta" tasarım yarışması; işte benim yarışmam:D rakiplerime yarışma duyurusunu yapıyorum:P Şaka bir yana gerçekten katılımın çok olmasını isterim. Biliyorum çok güzel tasarımlar çıkacak. Lütfen bizi yalnız bırakmayın;)
Dost kalpler derneği küçük, samimi bir dernek..En sevdiğim özellikleri de hiçbir siyasi görüşe, kuruma vs bağlı olmamaları..
Yarışma şartnamelerini sizin için fotoğraf çektim ama Dost Kalpler Derneği web sitesinden de her türlü bilgiye ulaşabilirsiniz;)
İlham perileri yakanızı bırakmasın :D

Post-it Buzdolabı Magnetleri


Birkaç gündür internet hatlarımızın kendi kendini imha etmesi yüzünden internet erişimimiz yoktu, ancak bugün siteyi güncelleme fırsatı bulabildim. Yeni tasarladığım buzdolabı magnetlerimi beğeninize sunuyorum. Post-itler haricinde kullandığım bütün malzemeler, çeşitli tasarımların ucundan bucağından artan materyaller.
1. çalışmayı ortasına düğme taktığım pembe yoyo ile, 2. çalışmayı kurdeleden hazırlanmış su yeşili çiçeklerle, 3. çalışmayı örtü kenarlarında kullanılan renkli pullu fisto ile, 4. çalışmayı ördüğüm ve ortasına inci düğme taktığım çiçeklerle  süsledim.

Hepsinin arkasına yumuşak magnet yapıştırdım. Hani sucu, kuru temizlemeci ya da kargo şirketlerinin kartvizit niyetine evlere dağıttıkları buzdolabı magnetleri varya, işte onları kullandım. Ablam bu magnetlerden bıktığı birgün, evindekilerin hepsini toplayıp bana vermişti. Şimdi ben de bu geri dönüşüm projesinde seçim önceliğini ona veriyorum. Dört modelden hangisini beğeniyorsa onun olacak.  Zaten geridönüşüm projelerini çok sever. Tam ona göre bir çalışma oldu.

Bunlar da süslemelerden detay resimler:


Yumoş Aşkı'na...

Blogger'ler arasında epeyce bilinen bir tanıtım biçimi Fikrimühim... Şahsen ben yaklaşık 1 yıl kadar önce üye olmama rağmen bu zamana kadar sadece anket cevaplamıştım. İlk defa çok mühim olan fikrimi öğrenmek için bana bir Yumoş Ekstra'nın Yabani Orkide & Yasemin kokusunu deneme boyunu gönderdiler. Tebrik ediyorum çünkü, benim gibi belli bir eşiğin üzerindeki kokulara tepki verip sürekli hapşıran birisi olarak kokunun olumlu etkisini test edecek en mühim insan benim :))
Efendim, kutu kapıya gelince hemen heyecanla açıldı. Yok yok önce kutuyu ve içndeki kağıtları kokladım, bakalım sinmiş mi diye. Hakikaten kağıtlara bile Yumoş'un kokusu sinmişti.
Önce kapağı açtım kokladım, hapşırık yok(İyiye işaret). Eşim ve olğumak koklattım, onlarda sevdiler. Sıra çamaşırlarda denemeye geldi. Epey kirlenmiş olan battaniyemizi makinaya tepiştirdim ve tavsiye edilen ölçüde Yumoş ekledim. Yıkaması biter bitmez makinadan çıkarıp kokladım. Harika tatlı bir koku. Ama dur bakalım kuruyunca kokacak mı diyerek balkondan aşağı sallandırdım. Akşama kokladım hala hoş kokuyor.  3-4 gün Ahmet Kaan'ın yatağında serili durdu, geldim gittim kokladım. Başkası söylese belki inanmazdım ama gerçekten epey kalıcı hoş bir koku. Bu nedenle dün akşam battaniyenin bizim odaya tayini çıktı :)) Gece uyandıkça da koklamaktayım hala kokuyor mu diye :)))
Kısacası ben Yumoş Ekstra'yı çok beğendim. Sizlere de tavsiye ediyorum :)

Bileklikler Bitti;)

ImageHost.org
Bileklikler bitti:)
Nasıl şeker oldular bilemezsiniz.Elimdeki malzemelerle 6 tane hazırlayabildim.Hepsinde ayna,topuklu ayakkabı,askı,mücevherimsi bir taş bulunmakta.Zincir kısımlarına beyaz,pembe koydum ama pembenin ihtişamı beyazda olmadı kesinlikle.
Bu gün sipariş veren arkadaşlar için farklı renklerde kurdela bakmaya gideceğim.Elimde 2 tane kaldı.Almak isteyenler hemen
jojikmoda@hotmail.com adresine mail atsınlar.
Bitmiş olan cicilerse sahiplerini bulacak..
Zet foto çekemedim iphonela da güzel çıkmadı.Bi dahakine çok hoş fotolarını çekeceğim fotoğraf makinesi gelince.

örgü oyuncak gözleriiii ve burunlar


yeni bir hafta... güzel bir hafta bu haftanın sonunda anneler günü var... bakalım bizi nasıl süprizler bekliyor...

stokda kalmayan gözler yerini yeniden aldı... bide sizin için fırsat ürünü hazılandı... hepsi ve daha fazlası pasajımda:)

Yeni Jilem-Summer dress for women





































Yeni aldığım jilemi yayınlamazsam olmaz diye düşündüm.Çok beğenmiştim çünkü uygun fiyatı da bulunca hemen aldım.Pul ve( resimde çıkmasa da) ince-beyaz boncuklarla işlenmiş özellikle gece ışığında  parlıyor..Gündüz de tabii.Bedeni standart.38-40 rahat giyer 42 -44 aç karnına giyerse olur sanırım.

Patiklere devam


Örmesi zevkli, kısa sürede bittiği için olsa gerek çok sevdim bu patikleri. Oğluşuma renk renk örüyorum.
İp:Kartopu Gonca
Şiş:3,5 numara 5 şiş
ve bağcıksız bitmiş halleri. : ))

İlkhediyem'in hediyesi bizim oldu..


İlkhediyem.com her ay düzenlediği kampanya ile süpriz hediyeler veriyor. Nisan ayında ben de katılmıştım. Burda bahsetmiştim. Resimdeki isme özel yapılan body ve çıngırak oyuncak oğluma gelecek. biz kazanmışız. Teşekkür ederiz ilkhediyem..

2 Mayıs 2010 Pazar

Kızımın Okuma Bayramı!















Sanırım bir çocuğa sahip olmanın en güzel yanlarından bazıları onun mucizevi doğumuna şahit olmanız,ilk adımına - ilk konuşmasına tanıklık etmeniz,belki anasınıfında yaptığı faaliyetleri hayranlıkla seyretmeniz,anasınıfı gösterisini izlerken onun büyüdüğünü fark etmeniz ya da benim gibi kızınızın Perşembe günü okuma bayramında öğretmenin verdiği program akış metnini her zaman yaptığı bir görevmiş gibi okumasını,






















kendine verilen şiir ve tekerlemeyi siz kameraya çekerken gözlerinizin içine bakarak söylemesini



















 izlerkenki duyduğunuz heyecanınızdır….















Sakallı iple Örülmüş yolluk

 Ben Bugünlerde bu sakallı ipe takmış durumdayım

1 Mayıs 2010 Cumartesi

ŞEHİT AİLELELRİNE YARDIM KERMESİ




Şehşt ailelerine yardım kermesi ülkü ocakları kadın kolları tarafınen Edirne saraçlar caddesinde başadı.3 mayıs2a kadar sürecek olan kermese ben ve altın örgü arkadaşlarım bir miktar işlerimizle katıldık.hepsine bir kez daha teşekkür ediyorum.