20 Eylül 2009 Pazar

Jojee 1 Aydır Neredeydi?

Bir aydır sizinle doğru dürüst paylaşım yapamadığımın farkındayım.
Bu boş bloga bile giren o yüzlerce kişiye çok teşekkür ediyorum.
Almanya'ya ilk gittiğimde Berlin de kaldım 2 gece.
Sonra aktarmalı trenlerle Osnabru(e)ck'e doğru yola çıktık.
Kaldığımız yer eskiden kaleymiş.Dışı ne kadar eski görünümünü korusa da içi onun tam aksini söylüyor.
Şimdi kısa bir Osnabrueck turuyla sizi başbaşa bırakıyorum.

Gitmek isteyenler için Amsterdam'a yakınlığıyla sizi biraz daha cezbedebilirim.
Ben gittim mi tabiki de.İler ki postlarda Amsterdam'ı da göstereceğim size.

Kiliseleri her yerde olduğu gibi görkemli.Kilisenin içindeki motifler ilk başta çok hoş geliyor.
Ama bebek yüzlerini her yerde gördükçe korkuyorsun.Hiç değilse ben korktum.
Çarşısı çok büyük değil ama istediğin markaları bulabilirsin.
Edc bizde pazar markası olarak damgalanmışsa da yurtdışındaki değerleri 30 £ dan başlıyor.
Pazarın kıymeti bilinmeli yani:)
Uygun fiyata bulabildiğiniz herşey alınmalı.Ama ben Türkiye de bulurum diyip bıraktığım ürünler oldu.
Pişman mıyım değilim.En çok aldığım şey ise aksesuar.Gerçekten inanılmaz ucuzlar!

Osnabrueck küçük,sessiz bir yer.İlk önce hoşlandığınız bu sakinlik sonra çekilmez geliyor.
Bizim gezip tozmaya saatlerce eğlenmeye alışmış bir millet olarak son 1 hafta oflanmaya başlıyorsunuz.
İnsanları inanılmaz nazik,kimse trafikte yayalara saygısızlık göstermiyor.
En çok tercih edilen ulaşım aracı ise genci yaşlısı demeden kullanılan bisiklet.

her bina da illa bir motif görürsünüz.Mimari olarak sizi çok cezbediyor gerçekten.
Genelde evler müstakil ve ultra lüksleri bulunmakta.
Arabalara bakarken içiniz gidiyor.Almanların 3 değerli şeyi varmış;
bir parası iki araba üç köpeği!
Eşine,kızına bir şey yap adam gürlemezmiş ama 3 kıymetli şeyine dokun dişlerini hemen gösterirmiş.
Bizde bunu yaşadık.Yanlışlık para istedik kadının bizi dövmediği kaldı:)

19 Eylül 2009 Cumartesi

Neden Kızıyoruz?

Şampiyon olan bir takımının tek bir oyuncusunu bile satmadan üstüne milyon euro'lar harcayarak nasıl gerileyebileceğinin hikayesi.. Takım içi dengeler derken herkes, o da ne ki? diye soran bir başkanın eseri...

1)Nobre:Geçen sezon sözleşmesi biten golcülüğü oldukça tartışılan ve fakat çalışkanlığı ile taraftarca sevilen Nobre.. ve tabi ki menajeri Figer Şampiyonluk gazı ile oluşan ortamı değerlendirmiş 2 milyon euro fiyata anlaşma imzamayı başardı..Aslında avrupa'da bonservisi olmasa bile Nobre'ye 1 milyon verecek takım bulmak bile imkansızken sevgili başkan bu çok açık blöfü göremedi..Haaa gören var mı? Bkz:Aziz yıldırım-lugano-figer....

2)Bobo:Aslında Nobre meselesini devamı.Gitmek istedi bobo satılamadı.Yunanlılar ona 2 milyon önerirken bizde 800 bine kaldı...Eeee dememek lazım kendisinin yarısı kadar golcü olmayan nobre bizden o 2 milyonu kapmıştı.. Başkan bir öyle bir böyle derken Bobo'yu küstürmeyi başardı..Sonuç bu sene oynamaya niyeti olmayan bir bobo.. Sözlemesi sene sonu bitecek bir bobo seneye bedava gidecek bu sene bir şey vermeyecek bir Bobo .. Bravo başkan bı görevide başardın..

3)Tello:Bobo'nun Light versiyonu sorun aynı ama biraz daha küçük.. ama sonuç benzer... ve yine alkışlar başkan'a

4)Fink:Gönder bedava'ya cisse'yi oldan bir gömlek alt olan bu almanı al.. alman ernst alman fink ne kadar zekice bir orta saha çözümü.. Bravo bir kez daha başkan.. sonuç tahmini Bkz:Seriç

5)Ferrari:Stoper olarak aslında eldekiler belkide en iyisi.. Fakat 4.5 milyon euro maliyeti ve Zapo'nun gidiş maliyeti'de 4 dersek 8.5 milyon euro ve ortada sadece ehh işte bir stoper.. Yine söz konusu başkan ise bunada şükür demek lazım..

6)Nihat:Yıllık 3.5 milyon euro'mu.. Başkanım takım içi denge derken.. Bobo'su var Tello'su var yazık değilmi onlara.. Sakatmış,2 yıldır doğru düzgün oynamamış, yaşı 30 olmuş ne önemi var Beşiktaş'ın öz çocuğu yuvasına döndü..Öyle olsunda sakın bu dönüş para için olmasın.. insan bir an düşünüyor değil mi başkan..

7)ismail: bir sol bek'e 6,5 milyon euro vermek hemde Şampiyonluk primlerini bile ödeyemeyen bir takımda.. Hemde öyle Barcelona'dan falan alınmış değil bildiğin Antep'den alınmış bir bek'e verilen bu para.. Ne denebilirken harika harika bir başkan..

8)Tabata:Yazmaya bile gerek yok komedi bile denemez.. sadece Bkz:Elano=7 milyon euro. Ayrıca küçük bir başka ayrıntı bu adam Beşiktaş'a gelmeye can atarken Antepte 3 kuruşa oynarken neden yıllık 1,5 milyon euro vermek gerekli bu adama.. Mesela 1 milyon versek gelmeyecek mi? Yine aynı mesele bobo tello ve yerliler şampiyonluk için ter döküp 2 kupa getirsin bu adamın yarısı para bile çok görülsün.. Başkan..

Del bosque'lerden, Komisyoncu Sinan ve transferlerinden(Seriç,Diatta,Zapo,Sivok...) vs'den bahsetmiyorum. Bunlar bu sene olan ve sadece transfer politasına yönelik hızlıca yazılmış ve bir anda akla gelenler..

Neden mi kızıyoruz?

Moda başlasın!



Yesss!
I came back.
Know those who miss me there.
I missed you so much.
fashion begins!

Evet!
Geri geldim.
Biliyorum beni özleyenler var.
Bende sizi çok özledim.
Moda başlasın!

18 Eylül 2009 Cuma

Sonbaharda Saçlarda Kızıl Tonları

kizilsac1
Yaz aylarını geride bıraktığımız şu günlerde saçlarda renkler kızıl tonlara doğru değişim gösteriyor. Yalnız saç rengini değiştirmek isteyen kadınların birden bire çok farklı bir ton uygulaması çok doğru olmaz. Kullanılan renge uygun olarak yavaş yavaş değişim düşünülmelidir. 


Beğenilmediği takdirde daha koyu tonlara geçiş sağlanabilecek tonlar uygulanabilir.
Çok açık bir renkten koyu bir renge geçişte kendinize yabancılık hissedilebilir. Tekrar eski renginize dönmek zor olacağından daha doğrusu eski renginize tekrar boyamayı düşünmek saçınızın doğal yapısını bozacağından köklü değişimlerden kaçınmalısınız. Bilindiği gibi boya ile saç renginin açılması söz konusu değildir, saçlarınıza açıcı uygulanması ve yeniden boyanması gerekir. Bu işlem ile saçlarınızda istenmeyen sonuçlara sebep olabilir.
Saç boyama ve kimlerin hangi tonları uygulayabileceği konusunda hazırladığımız önerileri dikkatle okumanızı tavsiye ediyoruz. Kadınların güzelliğni bütünleştiren saçlarıdır ve sağlıklı saçlara sahip olmak renk değişiminden daha önemlidir.
Kimler kızıl ton boyatabilirler?
Kızıl rengi boyamadan önce ten renginize uygun olabilecek kızıl tonlarını çok iyi inceleyerek belirlemelisiniz. Kuaförünüz bu konuda size yardımcı olacaktır. Aynı şekilde saçlarınızı kızıla boyadıktan sonra da kıyafetlerinizde hangi renkleri seçebileceğinizi ve uygulayacağınız makyajınız da kullanılacak tonları için yine kuaförünüzde makyaj uzmanından yardım alabilirsiniz.
Beyaz tenli bayanlar:
Genel olarak kızıl tonlarının hepsi uygun olabilir. Beyaz tenli kişilerde saç modelinde dalgalı, düz, uzun, kısa ayrımı yapılmaz ve bakır tonlarını uygulayabilirler. Bir de yaşınızı olduğunuzdan büyük göstermeyecek şekilde kızılın her tonu tercih edilebilir. Yalnız, uyguladığınız kızıl rengin yanı sıra saçlarınızdaki yansımaya uygun ikinci kızıl tonlarıyla gölgelendirilmesi gerekir.
Buğday tenli bayanlar:
Ten renginize uygun olan boya renkleri, kızıl kahve ve kahve tonlarıdır. Yine saçlarda ışıltıyı sağlayacak kızıl tonları seçilmeli.
Esmer tenli bayanlar:
Esmer tenlii kadınlar kızıl tonları uygulamak isterlerse saçlarında uygulayacakları tonları belirginleştirmek için düz kesimleri tercih etmelidir. Katlı kesimlerden kaçınılmalıdır. Ayrıca seçilecek renkler koyu ten de koyu renk saç pek de tavsiye edilmese de kızıl kestane, viyole ve akaju uygulanabilir.
Tavsiye Edilmeyenler:
Kızıl tonlar herkese tavsiye edilmez. Bu gurupta olanlar, ten rengi dışında saçlarında problem yaşayanlardır. Saçlarınde erken ve yoğun beyazı olanlar ve yıpranmış saçlara sahip olanlardır. Böyle durumlarda boya pigmentleri kalıcı olmaz ve boya kısa zamanda akar.
Bu mevsimde sıkça rastladığımız saç dökülmelerine karşı ne gibi önlemler alınmalıdır?
Dökülmelerde endişe etmeden sorunun kaynağı araştırılmalıdır.
Tıbbi Sebepler:
Öncelikle hormon düzensizliği olup olmadığı ve tirod kontrolleri yapılmalıdır. Bu sorunlara sıkça rastlanmakta ve tedavi sonrasında şikayetler ortadan kalkmaktadır.
Gebelik ve Doğum Sonrası:
Gebelik ve doğum kadınlara özel bir durumdur ve bedende türlü değişimler sonucu şikayetlerle karşılaşılır. Kadınlarda gelişen dönemsel saç dökülmeleri hakkında bir kadın doğum uzmanına danışarak yardım almalısınız. Bu gibi durumlarda kullanılabilecek saç bakım ürünleri tavsiye edilir. Jel türü bakım ürünleri edinebilirsiniz. Yıkama sonrası saç diplerine masaj ile uygulanabilen ürünler uzman danışmanlar kontrolünde kullanılabilir.
Diyet Sonucu Oluşan Dökülmeler:
Tüm kadınların fazla kilolarından şikayet ettikleri bilinir. Uyguladıkları diyet programları ise genelde saç dökülmelerine sebep olabilir. Bu durumda pp vitamini içeren ampuller önerilebilir. Yine saç diplerine masaj ile uygulanmaktadır.
Strese Bağlı Dökülmeler ve Dış Etkenler:
Teknolojinin bu kadar çok hayatımıza girmiş olması sağlığımızı da tehdit ediyor. Saçlarımızda doğal olarak etkileniyor. Ayrıca sigara kullanımı ve içilen ortamlarda bulunulması yine saç dökülmelerinde çok büyük etkendir. Saçlar ıslakken sigara içilmesinden kaçınmak gerekiyor. Bahsedilen dış etkenler, yeni çıkan saçlarda zayıflamaya ve zamanından önce dökülmeye sebep oluyor.
Saç diplerinde bulunan colagen maddesi esnekliğini kaybeder ve sertleşerek saç diplerine basınç uygular. Sonuçta ise yeni çıkan zayıf saçlar çok önce dökülür. Tedavi de aminexil ampulun saç diplerine masaj şeklinde uygulanması ile mümkün olabilir. Vücut uykuya geçtiğinde saç hücreleri uyanır, bu yüzden de ampul uyumadan önce uygulanmalıdır. Uygulanabilecek bakımlar, bazı kişilerde genetik bir problem ise sonuç vermeyebilir ancak dökülmeyi yavaşlatabilir.
Gebe kadınlar, astımı ve alerjisi olanlar saç boyatabilir mi?
Bu durumlarda ilk olarak doktorunuza danışmalı ve önerilerini almalısınız. Doktorunuz onay verdiği takdirde oksijen ve amonyak içerikli Altit komplekslerinden üretilmiş doğal boyalar kullanılabilir. Ürünleri kullanmadan önce doktorunuzun bu ürünleri inceleyip içerikleri hakkında bilgi sahibi olması ve bu yönde karar vermesi doğru olur.
Evdeki saç bakımları nasıl olmalıdır?
Evde uygulanabilecek doğal saç bakımlarında ilk akla gelen badem yağı ve zeytinyağıdır. Oysa ki saç analizi yapılmadan uygulanması son derece sakıncalı olabilir. Kuaförünüzde uzman önerileriyle profesyonel bakımlar ve evde uygulanabilecek bakım boyalarının uygulanması doğru tercih denilebilir.


17 Eylül 2009 Perşembe

En fazla 47 saat sürüyor



Kadınlar sadece 47 saat sır saklayabiliyorlar. Sonra hemen dedikodu yapmaya başlıyorlar

En sık kullanılan bahane "sırtımdaki yükten kurtulmak"

İngiltere'de 18 ile 65 yaşları arasındaki 3000 kadının araştırmada kadınların yalnızca 47 saat sır saklayabildikleri ortaya çıkarttı.

Uzmanlardan Michael Cox, "sırrın ne kadar 
önemli olup olmaması mühim değil, en az iki gün sonra sır olan bilgi başkasına söyleniyor." dedi. Çok önemli dedikoduların ise yalnızca birkaç bardak şaraptan sonra açıklandığını belirten uzmanlar kadınların yarısının "sırtlarındaki yükten kurtulmak için" sırrı başkasıyla paylaştığını açıkladı. Araştırmaya göre sırrı tutamayan kadınların üçte ikisi daha sonra pişmanlık duyuyor.

16 Eylül 2009 Çarşamba

Bakımlı kadın, ayaklarından belli olur



Bakımlı kadın, ayaklarından belli olurKollarınızı açıkta bırakan giysiler giyip dirseklerinizin ya da kısa etek giyip dizlerinizin görünmesinden çekiniyor musunuz? Yapacağınız pratik bakımlarla bu korkunuzdan kurtulun.

Vücudunuzun ince, tırnaklarınızın manikürlü, saçlarınızın yapılı veya teninizin bronz olması tam anlamıyla mükemmel görünmeniz için yeterli değil. Gerçekten bakımlı bir kadının diz, dirsek ve topuk gibi bölgelerini de ihmal etmemesi gerekiyor.

Diz, dirsek ve topuklar vücudun sürtünmeye en fazla maruz kalan bölgeleridir. Bu nedenle de kısa zamanda sertleşerek, kurur ve koyu bir renge bürünürler. Bu görüntüyü sadece 3 adımda yok edebilir, ipek gibi bir cilt, yumuşak diz, dirsek ve çatlaksız topuklara kavuşabilirsiniz.

Ovun

Diz, dirsek ya da 
ayak topuklarınızı avucunuza aldığınız bir miktar temizleme ürünüyle temizleyin. Uygulama yaptığınız bölgeyi yumuşacık bir sünger ya da bez yardımıyla yuvarlak hareketlerle yavaşça ovalayın. Böylece o bölgedeki ölü hücrelerden arınmış olacak ve daha parlak ve yumuşak bir görünüm elde edeceksiniz.

Soyun

Yalınayak gezmek ayaklarınızda çatlak oluşumuna neden olabilir. Bunu önlemek için, banyo sırasında ponza taşıyla topuğunuzu iyice ovalayın. Diz ve dirseklerinizde oluşan sert tabakayı yok etmek için ise, badem yağının içine eklenmiş bir tatlı kaşığı limon suyunu beze sürüp o bölgeye sarın ve 20 dakika bekleyin. Hem renginin açıldığını hem pürüzsüz olduğunu göreceksiniz.

Nemlendirin

Sürtünmeye en çok maruz kalan diz, dirsek ve topuk bölgelerinde oluşan çatlakları ve sertleşmeleri yok etmek için nemlendirici bir yöntem. Bunun için, bal ve badem yağı kolaylıkla ulaşabileceğiniz mükemmel birer yardımcı. Her banyodan sonra bu bölgelere sürmeyi ihmal edemezseniz yumuşak ve pürüzsüz bir cilde sahip olacaksınız. 

Biraz kir cilde iyi gelir!

Biraz kir cilde iyi gelir!
Özellikle yaz aylarında ısınan havayla birlikte alınan duşlar sıklaşıyor. Ancak hekimler, her gün duş almanın, sanılanın aksine çok da sağlıklı olmadığı görüşünde. Uzmanlar, sık yıkanmanın, cildin doğal koruyucu mekanizmasına zarar verdiği konusunda uyarıyor.

Almanya’da “Apotheken Umschau” adlı sağlık dergisinde yayınlanan bir araştırma, Almanların giderek daha sık duş almaya başladıklarını ortaya koyuyor. Cilt bakımının en başlıca unsurlarından temizlik, dermatologlara göre de vazgeçilmez. Ancak, her gün duş almak sanıldığının aksine yaradan çok zarar getiriyor.

Derginin genel yayın yönetmeni Dr. Hans Haltmeier, cilt hastalıklarının çoğunun, insanların günlük bakımlarını yanlış yapmasından kaynaklandığını belirterek, sık yıkanmanın, cildin 
doğal koruyucu mekanizmasına zarar verdiğine dikkat çekiyor.

Araştırma sonucuna göre, Almanların yüzde 80’inden fazlası her gün duş alıyor. Araştırmada, bu eğilimin giderek daha da arttığına dikkat çekiliyor. Ancak sabun ya da şampuan kullanmadan, sadece suyla bile yıkanıldığında bu, cildin kurumasına yol açıyor. Uzmanlar bazı nemlendirici kremler de sık sık kullanılması durumunda, cildin kurumasına sebep olabileceğini belirtiyor.

SIK YIKANMANIN ZARARLARI

Hekimler, sık yıkanmanın yarattığı sorunu şöyle özetliyor:

Sık yıkanma, cildin asit-baz dengesini olumsuz etkileyerek, bir çok katmandan oluşan cildimizin en üst tabakasını değişime uğratıyor ve böylece deri, nem kaybına uğrayarak, zararlı maddelerin içeriye nüfuz etmesini engelleyemez hale geliyor. Normal cilt tipine sahip olan insanlarda bu nem kaybı bir gün içinde kapanabiliyor. Nem kaybı ise kuru ve hassas cilt tipinde egzama gibi hastalıkların görülmesine yol açıyor.

Bu tür sorunlarla karşılaşmamak için önerilen ise 
haftada en fazla 2- 3 duş almak.Hatta banyo daha da etkili olduğu için haftada sadece bir kez yapılmalı. İstenmeyen kokular içinse silinmek en iyi çözüm olarak gösteriliyor. Uzmanlar, insanların bu konuda bilinçlenmelerini istiyor ve cildin beden sağlığıyla olduğu kadar ruh sağlıyla da yakından ilişkili olduğunu belirtiyor. Buna örnek olarak da bazı cilt hastalıklarının stres yüzünden daha da ağırlaşması gösteriliyor.

Anne sütü niyetine pekmez
Anne sütü olmadığında bebeklere hekim kontrolünde pekmez verilebilir


Bebeğine anne sütü veremeyen aileler üzülmesin. Beslenme uzmanları, anne sütünün olmadığı durumlarda, hekim kontrolünde verilen pekmezin de bebeklerin kalp ve beyin gelişimi için çok yararlı olduğunu söylüyor.

Anne sütü olmadığında bebeklere hekim kontrolünde pekmez verilebileceği bildirildi. Gıda Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Ramazan Çelebi, içeriğinde organik asitler, mineral maddeler ve vitaminler bulunan pekmezin, 
sağlıklı yaşam için önemli bir besin kaynağı olduğunu ifade etti.

Çelebi, 100 
gram pekmezde bulunan kalori miktarının 575 gram süte, 150 gram ekmeğe, 195 gram ete eşdeğer olduğunu, pekmezdeki şekerin yüzde 80’i glikoz ve fruktoz halinde bulunduğundan, bebeklerin beslenmesinde pekmezin çok önemli bir role sahip olduğunu vurguladı.

Bebeklik çağında beynin çok hızlı geliştiğini, bu nedenle enerjiye çok fazla ihtiyaç duyduğunu, bebeğe yeterli glikoz verilmediği takdirde ise beyin gelişmesinde duraklama veya yetersizlik görülebildiğini dile getiren Çelebi, “Anne sütü olmadığında, bebeklere hekim kontrolünde pekmez verilebilir’’ diye konuştu. 



Beynin tek enerji kaynağı

Kana karışması çok kolay ve beynin tek enerji kaynağı olan glikozun, pekmezde yeterince bulunduğuna işaret eden Çelebi, “Bu yüzden çocukların 
sağlıklıgelişmesinde pekmez büyük önem taşımaktadır’’ dedi.

Çelebi, pekmez yendiği zaman vücudun yaklaşık 30 dakika gibi kısa bir sürede enerji kazandığını, enerjiye acil ihtiyacı olan sporcu veya ağır işçilere pekmez verilmesi durumunda kısa sürede bu insanların enerji ihtiyacının karşılandığını vurguladı.

Pekmezin içindeki potasyumun ise 
kalp atışlarının düzenlenmesine yardımcı olduğunu anlatan Çelebi, pekmezin, vücutta oluşan toksik maddelerin atılması ve alkali-asit dengesinin sağlanması için de kullanılabileceğini ifade etti.

Protein açısından fakir olan üzüm ve pekmezin bu özelliği sayesinde iyi bir 
diyetgıdası olduğuna dikkati çeken Çelebi, pekmezin çinko ve fosfor bakımından da zengin olduğunu, bu nedenle vücudu çinko ve pekmeze ihtiyaç duyan hamile ve emziren kadınlar için de büyük yarar sağladığını vurguladı. 

Tığ İşi Motifli Yazlık Hırka


Biraz Yazık Oldu Doğrusu


Maçtan önceki yazımdan başlamam gerekirse, Hakan Liverpool bunalımını üstünden atmış, bence gayet iyi bir maç çıkardı. Ben hala Beşiktaş'ın bir "sağ bek"i olmadığını düşünüyorum. Oyuncuların ayakları çok titremedi, ileriye fazla şişirme top atılmadı, Rooney'e de boş alan verilmedi, Bobo, Giggs zaten yoktu. Tello gününde değildi ve Scholes bizi saçma bir kafa vurusuyla yıktı. (daha önceki 10. ve 11. maddelerden tutturduğumu düşünüyorum, hatta 9 da doğru olduğundan ve 3 maddeden birden kaybettiğimizden yenilmemiz kaçınılmaz oldu (çünkü ben ne desem hep doğru çıkıyor diyen spor yazarı zihniyeti...)).

Tek üzüntüm Denizli'nin 64. dakikada Owen ve Berbatov oyuna girdikten sonra olacakları kestirip defansa daha fazla önem vermememiş olması. Manchester'in çaktırmadan fena üstümüze geldiğini görüp daha sağlam defans yapmalıydık. 0-0 beni gayet mutlu ederdi açıkçası, oyuncular da bence son aydaki kötü performansı unuturlardı. Denizli de ilk CL puanını almış olurdu, bence bu yenilgi, ne kadar Türk ligi için "kurt hoca" olsa da, biraz onun tecrübesizliğini de yansıtıyor. Yine de onurlu bir yenilgi oldu, ama belki de daha iyisi mümkündu, kim bilir? CL'de beraberlikle yenilgi arasında sadece bir puan yok, Manchester'in aldığı 3 puan'in ileride grubu nasıl etkileyeceği de önemli. Sonuçta berabere kalabilmiş olsaydık, ileride Manchester kazanabilmek için daha fazla mücadele etmek zorunda kalıp bizim rakiplerimize karşı daha da istekli oynayacaklardı.

Beşiktaş seyircisinin hastasiyim...

Foto: Milliyet

15 Eylül 2009 Salı

Beşiktaş Nasıl Kazanabilir?

Yazı dizimizin bu bölümünü, bendeniz, yani olumlu şirin yazıyorum. Tarihimizde ilk kez, Manchester United'ı konuk ediyoruz. İngiliz takımlarına karşı şansımızın yaver gitmemesinin ana sebebi olan kanat akınları ve yan toplar, bu maçta, Beşiktaş'ın kurtarıcısı olabilir.

United, kadrosunu yazarken Vidic-Ferdinand ikilisini otomatik olarak yazıyor. Bu ikilinin, şu an dünya üzerindeki en uyumlu stoper ikilisi olduğunu söylersek sanırım abartmış olmayız. Beşiktaş'ın elindeki ortadan dikine oynayacak oyuncular, yani Tabata, Yusuf, ya da taktik dizilime göre Nihat ve Tello, bu duvarı ara paslarla aşmakta zorlanırlar. Hiçbirinin kondisyonu bu tarz mücadeleyi kaldıracak durumda değil. Fakat onların arkasında oynayan Fink - Ernst ikilisinin, iyi kötü oynamanın ötesinde, mücadeleci, rakibi boğan, gerektiğinde defans oyuncusu gibi marke eden, standart bir oyunları var. Bu bölgenin, Manchester ataklarına karşı iyi direnç göstereceğine eminim. Kazanılacak topların, göbekten değerlendirilmesi yerine, kanatlardan taşınması, ve yerden yapılacak orta-ara pas komobinasyonları ile, süratli oyuncuların Vidic-Ferdinand duvarına çarpmak yerine etraflarından dolaşması yapılacak en iyi hücum organizasyonu olur. Ne yazık, bu ikili kafa toplarında da çok etkili, o yüzden kanat organizasyonlarında defansın arkasına atılacak toplar, yerden ortalar, gole gitmek için en akılcı çözüm gibi gözüküyor.

Bu maç, iki takımın beklerinin performansının skoru belirleyeceği bir maç olacak. Her iki takım da puansız başlamak istemediği için de, hücum ve gol atmayı hedefleyecektir. Ferguson Beşiktaş'ı iyi analiz etmiştir, taraftar Barça ve Liverpool maçları gibi bir maç beklemesin, fakat şunu da unutmasın, Manchester da, Beşiktaş tarafından yenilemeyecek bir takım değildir.

Beşiktaş nasıl kazanamaz

1) Tüm oyuncular bütün maç çılgınlar gibi koşup herşeylerini ortaya koymazlarsa
2) Histerik kartal gol gol gol tezahüratı bütün maç söylendikçe (ki hicbir ise yaradigini gormedim ben bu tezahuratin 2 senedir)
3) Rüştü yan toplara yanlış çıktıkça (...yazmıştım ama Hakan Liverpool maçını üstünden atmadıysa yazmalıymışım)
4) Sağ bekimiz ve sağ kanat oyuncumuz olmadıkça (bence yok, yoksa Nihat sag kanada geri mi donsun?)
5) Oyuncuların ayakları titredikçe ve cesur oynamadikca, defanstan sürekli ileriye şişirme toplar atıldıkça (yuksek toplari alabilecegimizi dusunen var mi?)
6) Rooney'e boş alan verildikçe
7) Giggs'e rahat orta yaptırıldıkça (ki Giggs tek başına Beşiktaş'i yener aslında ama hadi neyse...)
8) Beşiktaş erken bir gol bulursa
9) Bobo bolca pozisyona girmezse (çünkü 4ünden 1ini atıyor, ama en yetenekli forvetimiz yine de o...)
10) Tello gününde değilse
11) Scholes iyi gunundeyse

Bunların en az 3u gerçekleştiği taktirde bu akşam mucizeyi unutun derim ben... Yenilirsek de cok uzulmeyelim, koskoca Man U...

14 Eylül 2009 Pazartesi

Ülke Puanı

O gece bu gece... Avrupa'da kalan 3 takımımız için grup maçları başlıyor...

Aşağıda ki tablo 2009 yılını başlangıcında geçerli olan son durum.Bu duruma göre bilindiği üzere 5 takımımız avrupaya gönderdik.Ama önümüzdeki yıl mevcut tabloda ki 04/05 yılına ait puanlar silinecek ve yerine bu yıl elde edilen puanlar eklenerek yeni bir liste hazırlanacak.Buraya kadar herşey basit işte bundan sonra işler birazcık karışacak.Öncelikle önümüzdeki sene kimlere geçebiliriz bir göz atalım.


# country 04/05 05/06 06/07 07/08 08/09 ranking teams
1 England 15.571 14.428 16.625 17.875 15.000 79.499 9
2 Spain 12.437 15.642 19.000 13.875 13.312 74.266 8
3 Italy 14.000 15.357 11.928 10.250 11.375 62.910 8
4 Germany 10.571 10.437 9.500 13.500 12.687 56.695 8
5 France 11.428 10.812 10.000 6.928 11.000 50.168 7
6 Russia 10.000 10.000 6.625 11.250 9.750 47.625 4
7 Ukraine 8.100 5.750 6.500 4.875 16.625 41.850 4
8 Netherlands 12.000 7.583 8.214 5.000 6.333 39.130 6
9 Romania 5.500 16.833 11.333 2.600 2.642 38.908 7
10 Portugal 8.166 5.500 8.083 7.928 6.785 36.462 7
11 Turkey 5.375 4.000 6.100 9.750 7.000 32.225 4
12 Greece 6.166 3.333 4.666 7.500 6.500 28.165 4
13 Scotland 4.750 4.250 6.750 10.250 1.875 27.875 4
14 Belgium 6.125 5.500 4.700 4.500 4.500 25.325 4
15 Switzerland 2.625 9.375 4.100 6.250 2.900 25.250 5


Hemen üstümüzde ki Portekiz'in 8.1 puanı silinecek ki bu son 5 yılda elde ettikleri en yüksek puanlı sezon dolayısıyla onlar bu sene iyi bir yıl geçiremez iseler yerlerini korumaları zor.Romanya'nın ise 05/06 ve 06/07 sezonlarının bir rüyaya dönüşmesi sonucu o sezon punaları silinene kadar yani önümüzdeki 2 yıl boyunca yeri sağlam gibi ama sonrasında görünen çok hızlı bir düşüleri olacak gibi.bence Portekiz ile birlikte asıl hedefimiz olan diğer ülke Hollanda onlar tam 12 puan yitirecekler ki bunu yerine koymaları oldukça zor.Daha yukarılar ise açıkca hayal gözüküyor bizim için aşağıya bakarsakda oldukça rahat durumda gibiyiz onun için felaket senaryosu yazmadan bu sene ki mevcut duruma bir göz atalım

Aşağıda ki tablo her 2 kupada da elemeler bittikten sonra kazanılan puanları gösteriyor.Tabi ki ön eleme oynamayan ya da az oynayan ülkeler daha az puan alabildiler fakat bu sene uygulana bonus puan uygulaması ile en azından 0 puan da değiller.Elbette Maçlar başlayınca işler çok değişecek.



1 Israel........................ 5.000
2 Austria..................... 3.875
3 Cyprus .................... 3.500
4 Switzerland............. 3.500
5 Spain 8.................... 3.500
6 England................... 3.357
.
.
.
11Ukraine................. 3.000
12Netherlands.......... 2.916
13Türkiye................. 2.800
.
.
30Portugal..............1.666

Kısaca puanlamaya anlatacak olursak ön elemelerde her galibiyet 1 her beraberlik 0,5 puan olarak katkı yaptı ülkelere.Bu toplanan puanlar ise o ülkeden katılan takım sayısına bölünerek ülkenin bu sezonki mevcut ülke puanı ortaya çıktı.Örnekleyecek olursak.Bakınız Türkiye:

Cup qW qD qL #W #D #L Bonus Points Average
13
Türkiye 5 teams

8 4 4 0 0 0 4 14.0 2.800
14 Galatasaray EL 4 2 0 0 0 0 0 5.0 not out
22 Besiktas CL 0 0 0 0 0 0 4 4.0 not out
57 Fenerbahçe EL 2 2 0 0 0 0 0 3.0 not out
130 Trabzonspor EL 1 0 1 0 0 0 0 1.0
165 Sivasspor EL 1 0 3 0 0 0 0 1.0

Beşiktaş'ın direk şampiyonlar ligine katılması ile 4 puan Galatasaray'ın 4 galibiyet 2 beraberliği ile 5 puan Fenerbahçe'nin ise 2 galibiyet 2 beraberliği ile 3 puan aldık.Sivas ve trabozn ile ne yazık ki sadece 1'er puan alabildik ve toplam puanımız şuana kadar 14 oldu.Bu puan ise toplam takım sayımız olan 5'e bölünerek 2.8 yaptı ki silinecek olan 04/05 sezonun 5.3 puanı yerine şu ana kadar 2.8 puan
topladık.

Gelelim bundan sonra ki durumu ve biraz fantesi kurmaya.Öncelikle orta seviyeler için iyi bir sezon demek bence ortalama 8+ puan demek.BU 5 takımla katılan bir ülke için ise toplam 40 puan anlamına geliyor.Şuana kadar toplam puanımız 14 olduğuna göre geriye 26 puan kalıyor. şimdi gelelim hesap kısmına 3 takımımız gruplarda toplam 18 maç yapacak her galibiyet 2 her beraberlik 1 puan demek.birde bonus puanlar ver ki bunun için şampyonlar liginden grupdan çıkmak yada avrupa liginde en az yarı final oynamak gerekli.Açıkcası Beşiktaşın grupdan çıkma ihtimali diğer 2 takımımıza göre oldukça düşük bir ihtimal ama Beşiktaş'ın şu ana kadar aldığı 4 puana 3-4 puan ekleyebilmesi bence gerçekci bir hedef.Öte yandan avrupa liginde 2 takımımızda mutlak gruplardan çıkmalı ve bir tanesi en az yarı final oynamalı ki bu hedef tutabilsin..

Son olarak neden olmasın bir final daha diyorum....

Ağlayan gözler için en iyi 5 ev yapımı ilaç



Ağlayan gözler için en iyi 5 ev yapımı ilaçYorgun ve uykusuzsunuz ya da sevgilinizle yaptığınız kavgadan sonra saatlerce ağladınız! Gözleriniz kızardı, balon gibi şişti ve mor halkaları var. İşte gözlerinizi "hiç bir şey olmamış gibi" yapacak mucize formüller.

Evde kolayca uygulayıp, hızlı sonuç alabileceğiniz toparlama operasyonu için ihtiyacınız olanlar burada...

1) METAL KAŞIK 

Yapacağınız tek şey elinize iki metal kaşık almak, bir dakika kadar soğuk suyun altında tutmak ve kaşıkları baş aşağı gözlerinizin üzerine koymak. Bunu da yapamıyorsanız
kalp kırıklığından daha büyük sorunlarınız var demektir.

2) HEMOROİD KREMİ

Bunu yeni öğrendik, ünlülerin 
güzellik uzmanını aradığımızda "Evet, bunu güzellik yarışmalarına katılan bütün kızlar yapıyor", dedi. Uzmanlar ise uzun vadede bunun kulağa biraz tehlikeli geldiğini söylüyor. İşin sırrı köpekbalığı ciğeri yağı (kulağa lezzetli geliyor) gibi maddelerin şişlikleri azaltması. Göz kapaklarınıza biraz sürün ve şişliğin inmesini bekleyin. Bu işi dikkatli yapmanızı ve prospektüste "Körlüğe Yol Açabilir" gibi bir yazı olup olmadığına bakmanızı öneriyoruz.

3) İNCE SALATALIK DİLİMLERİ

"Cindy Crawford gibi ben de bunu öneriyorum ki bu da onunla tek ortak noktamız, ama onu hiç şiş gözlüyken görmedim" diyor ünlülerin makyözü. O 
zaman denemekte yarar var.

4) SİYAH ÇAY POŞETLERİ

Kaşığınız, salatalığınız ve hemoroid kreminiz taze bittiyse poşet siyah çay da kullanabilirsiniz. Tek yapacağınız çay poşetlerini ılık ya da soğuk suda on dakika bekletmek ve hafifçe bastırarak göz bölgenizde gezdirmek. Çaydaki bir madde gözlerinizde biriken suyu çekiyor. (Bunlardan elli tane alıp vücudumun belirli yerlerine uygulayabilirim. :))

5) ÇİĞ PATATES DİLİMLERİ

Evet, ağladınız ve gözleriniz şişti. Peki ya bir de bütün gece ağladıysanız ve hiç uyuyamadıysanız? Telaşa gerek yok. Bir patates alın, dilimleyin ve göz/gözaltı bölgesine uygulayın. Yüzünüz dilimlerdeki potasyumu emecek ve hoş olmayan morluklar azalacaktır. Rendeleyip hafifçe suyunu sıkarak da uygulayabilirsiniz.

Kilolu olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?

Kilolu olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?Sonuçlarının kalıcı olmadığı kaç diyet programına başladığınızın sayısını sorsam hatırlar mısınız? Neden su içseniz bile yarıyor, sebebini merak ediyor musunuz?


Aslında nedenler herkese göre farklılık gösterse de içimizdeki sistemin çalışma prensibi aynıdır. Her şey, bilinçaltımıza kaydedilir ve kaydedilen bu bilgiler bizim davranışlarımızı oluşturur. Bilinçaltı tüm psikolojik sorunlarımızın kaynağıdır.

Nedenleri kişiden kişiye göre farklı olsa da içimizdeki sistemin çalışma prensibi aynıdır. Anne karnına düştüğümüz saniyeden itibaren yaşadığımız her şey, bilinçaltımıza kaydedilir ve bu kayıt deposundan çıkan bilgiler bizim davranışlarımızı oluşturur. Bilinçaltı tüm psikolojik sorunlarımızın kaynağıdır. Sadece psikolojik sorunların değil, fiziksel sağlık problemlerimizin %90’ının kökeni de buraya aittir. Alışkanlıklarımız ve içimizden gelen tüm davranışların kökeni bilinçaltıdır. Henüz bilinçaltı tam olarak açıklanamamış olsa da, bugünkü bilgiler ışığında bu konuda yapabileceğimiz birçok şey var, gücünü yapılan çalışmalarla zaten biliyoruz ve ben de sizlerle bunları paylaşmak istiyorum.

Özellikle de konumuz gereği neden kilo alıyor ve bir türlü veremiyoruz üzerinde duracağız. Bu süreç içerisinde bilinçaltımızın belki de bize yaptığı oyunları keşfedecek, onu nasıl anlayacağımızı ve yönlendirebileceğimizi öğreneceğiz. Yolculuğumuza size tanıdık geleceğini düşündüğüm bir hikâye ile başlamak istiyorum...

Özlem Hanım’ı kısaca tanıyalım...

Özlem Hanım 33 yaşında kurumsal bir şirkette yönetici olarak çalışan, evli ve 6 yaşında bir kız çocuğu olan, iş yaşamında son derece başarılı, herkesin kendisini işkolik olarak tanıdığı ve gerçekten de işine âşık bir insan. Genel olarak 8 yıllık evlilik süresince inişler çıkışlar olsa da evliliği de normal hatta birçok insana göre mutlu sayılacak bir düzeyde.

Özlem Hanım, hayatında çok fazla değişimi sevmeyen ve değer verdiği insanlara sıkı sıkıya bağlı birisidir. Öncelikle ailesi, eşi ve kızı onun hayatındaki en önemli değerlerdir. Her fırsatta onların kendisine hayat verdiklerini söyler.

Unutmadan bir de hayatında değer verdiği karşı komşuları Necla Teyzesi var. 75 yaşında ama hayat dolu bir kadın her zaman pozitif gücü ile etrafına neşe saçan son derece dinç ve bir o kadar da sosyal olan Necla Hanım’ın hayata bakış açısını şu sözleri ile anlatıyordu:

“Hayat çekilmesi gereken bir çile değil, zevk alınması gereken bir yolculuktur. Onu nasıl algıladığın da sana bağlıdır.”

Gerçekten ondan çok şey öğrenmişti Özlem Hanım ama hala istese de onun kadar pozitif olamıyordu, zaman zaman eski alışkanlıkları ağır basıyordu, sanki içinde bir şey değişmesini istemiyordu, belki korkuyordu belki de şimdiye kadar böyle gelmiş, bundan sonra ne olacak diye düşünüyordu. Bir ses vardı içinde her şeyi baştan engelleyen. Ama bu sesin kaynağını ve amacını bir türlü çözemiyordu.

“Ne kadar da kilo almışsın, Özlemcim” onu tetikleyen son cümle

Bana gelmesini sağlayan ve bardağı taşıran son damlayı ise şöyle anlatıyordu. “Sıradan sayılacak bir gün, alışverişe çıktığım bir sırada üniversite yıllarımdayken çok yakın olduğum ama uzun süredir görüşemediğim bir arkadaşım ile karşılaştım. Hatır sormalardan sonra arkadaşım bana konuşma sırasında bir ara o can alıcı cümleyi söyledi: “ne kadar da kilo almışsın, Özlemcim”.

Bozulduğumu hiç belli etmesem de dost acı söyler durumu olmuştu. Hayat işte dedim ve kendisini geçiştirdim. Aslında içimi kemiren bu duygunun farkındaydım hem de uzun zamandır. Dolabımda sakladığım eski ama en çok sevdiğim elbiseyi de bu yüzden tutuyordum, hatta geçen gün çok beğendiğim ama içine bir türlü sığmayı beceremediğim elbiseyi de aynı sebepten almıştım. Hep kendime 
“zayıflayınca giyerim diyordum.”

Çalışmaya başladığımızda, Özlem uzun zamandır bu duygunun içinde zayıflayacağı günü hep özlemle beklemekte ama o güne bir türlü kavuşamamanın sıkıntısı ile yavaş yavaş kendine olan güvenini de kaybetmekteydi. Neden bazıları için kilo vermek bu kadar kolayken kendisi yıllardır yapmadığı diyet, uygulamadığı saçma sapan yol kalmamışken kalıcı olarak kilo veremiyordu?



Özlem Hanım’ın psikolojisi

Ne zaman diyete başlasa içinde anlam veremediği bir huzursuzluk beliriyordu. İradesi ile o olumsuz duyguya birkaç gün dayanabiliyor ve yine kendini kalorili yemekleri ve abur cuburları yerken buluyordu. Sonra tanıdık pişmanlık ve kendine kızgınlık duyguları içinde kriz geçiriyordu. Zaman zaman bu olumsuz duyguları yüzünden eşi ve kızı bu olanlara bir anlam veremiyorlardı. Çünkü bazen 
Özlem Hanım en ufacık bir şeyde kendisinden beklenmedik bir reaksiyon gösteriyor ve bir anda parlıyordu.

Başladığı tüm diyetlerin sayılı günlerle sınırlı olduğunu artık oda adı gibi biliyordu. Yenilgiyi kabul etmese de kendini çaresiz hissediyordu. Sonuç olarak verdiği birkaç kiloyu da en kısa sürede alıyor hatta bazen diyete başladığı kilonun üstüne bile çıkıyordu. Çoğu zaman kendini bir çıkmazın içinde bulan Özlem Hanım bu sıkıntısını eşine açtığında da, eşi kafasını gazeteden kaldırmadan “gayet iyisin bence” , “bu kadar takma kafana” gibi cümlelerle olayı geçiştiriyordu, kim bilir belki eşi de sıkılmıştı, çünkü Özlem Hanımla tanıştığı günden beri 
zayıflama konusundaki sıkıntıları devam ediyordu.

Çıkmaya çalıştığı kısır döngüde çabalarken arkadaşlarından duydukları da bir o kadar moralini bozuyordu. Hatta geçen gün iş yerinde çok samimi olduğu bir arkadaşının söylediği sözleri aklından çıkaramıyordu, sanki bir güç ona sürekli aynı sözü tekrarlıyordu: 
“Artık orta yaşız bundan sonra kilo vermek bizler için çok zor, yaşlanıyoruz şekerim”. 

İçinden ama ona ait olmayan bir ses sürekli bunu söylüyordu ancak o bu sözü duydukça daha da sinirleniyordu. Bunun gibi onu sinirlendiren birçok söz vardı etrafında dolaşan, aslında hepimiz aynı durumdayız, bazılarının farkındayız bazılarının ise değil…

Acaba gerçekten doğru muydu? Yaşlanıyor muydu? Yoksa bunun başka bir sebebi mi vardı? Neden istemediği bu alışkanlıklarına engel olamıyordu? Bir sürü soru ile kafası iyice karışmıştı Özlem Hanım’ın…

Bu noktada siz de lütfen kendinize şunu sorun: “Yaşamımda anlam veremediğim kurtulmak isteyip de kurtulamadığım bir alışkanlığım veya olumsuz bir duygum var mı?” Cevabınız evet ise, yazılarımı takip etmenizi öneririm…

Özlem Hanım gibi sizin de kafanızda neden bazı alışkanlıklarımızla başa çıkamadığımız sorusu geliyorsa işte bunun cevabı bilinçaltımızda gizlidir. Sizlerle de amacımız burada zihnimizin süreçlerini olabildiğince açık bir şekilde incelemek. Bu süreçleri inceledikçe içimizdeki yabancıyı daha 
iyi tanıyacak ve kendimizi ruhsal anlamda geliştireceğimizi düşünüyorum.

Bir sonraki yazımda Özlem Hanım ile yaptığımız çalışmada yaşadığı kilo problemlerinin altında yatan bilinçaltı nedenlerini göreceğiz.
Yolculuğumuz 
yeni başlıyor ve bu, hayattan keyif alabilmenin yolculuğu…

Sağlığınız için günde 13 tane yiyin!


    Prof. Dr. Mehmet Öz'den sağlıklı yaşam adına öneriler...

    Elinize bir kase yoğurt alın ve gülümseyin. Ama formunuzu korumanıza yardımcı olduğu ya da lezzetli olduğu için değil, bunların yanı sıra gülümsemenizin her zaman mükemmel kalmasını sağladığı için... (Tabii yağsız ve şekersiz yoğurt olduğundan emin olun.) 

    DİŞ ETİ ÇEKİLİYOR 
    Araştırmalar gösteriyor ki; yoğurt yiyen insanlar, yemeyenlere göre, daha az diş eti çekilmesi sorunu ve diş kaybı yaşıyor. Diş eti çekilmesinin birçok nedeni
     olabilir. Hatta diş eti çekilmesine neden olan bakteri, ayrıca iltihaplanma ve damar sertliğine de yol açabilir. Diş eti çekilmesi ise, kalp krizinden kırışıklığa, hatta iktidarsızlığa kadar pek çok probleme neden olabilir. İşte burada yoğurt devreye giriyor. Yoğurdun içindeki sağlıklı bakteri, bağırsaklarınızdaki bakteriyi etkisiz hale getirip sindiriminizi kolaylaştırdığı gibi, ağzınızdaki zararlı bakteriyi de etkisiz yapıyor. 

    BEŞ KAŞIK YETERLİ 
    Ağzınız ve tüm sağlığınızın iyiliği için, günde sadece beş-altı kaşık yoğurt bile inanılmaz işe yarar. Ama unutmayın; yoğurt, diş ipinin yerini tutmaz! (Üzgünüz ama gün içinde çok daha zor işler yapıyorsunuz, dişlerini diş ipiyle temizlemek o kadar da zor olamaz!) Sağlıklı ve gülünce güzel görünen bir ağız için ikisine de ihtiyacınız var, ayrıca doğru bir diş fırçalama tekniğine de...

    GÜNDE 13 CEVİZLE İÇTEN DIŞA GENÇLİK 
    Kalbinizi ve damarlarınızı, çocukken olduğu gibi genç tutmak istiyorsanız; dört hafta boyunca günde 13-21 tane ceviz yiyin. İşte, bu kadar basit! Bir araştırmada bir grup insan, günlük diyetlerindeki, son derece sağlıklı tekli doymamış yağları (zeytinyağı ve mısıryağı gibi) günde 13 cevizle değiştirdiğinde; birkaç hafta sonra kan damarlarının genişlediği, kan akışının daha iyi olduğu görülmüş.

    SİHİRLİ BİR ETKİSİ VAR
    Bir araştırmada, haftanın altı günü ceviz sayısı 21'e çıkarılmış ve kötü kolesterol LDL seviyesinin yüzde 20 oranında düştüğü görülmüş. Önemli çünkü bu, kalp krizi ve felç riskinin yüzde 18 oranında düştüğü anlamına geliyor. Genel inanışa göre kalp ve damarlara (ayrıca beyin, göz ve eklemler için de faydalı) cevizdeki Omega-3 yağları iyi geliyor. Bu doğru ama sadece Omega-3 tek başına LDL'yi bu kadar düşürmeyi başaramaz. Bu da cevizde bir başka etken madde olabileceğini akla getiriyor. O her ne olursa olsun, adeta bir sihir etkisi taşıyor. Cevizi sadece çerez olarak değil, yemeğinize ve salatanıza ekleyerek de yiyebilirsiniz.

    RAHAT SİNDİRİM İÇİN YEDİKLERİNİZİ ELEYİN!
    Hayatınızda birçok şey bağırsaklarınızın işleyişini etkileyebilir ama akşam yemeğinizin bu etkenlerden bir tanesi olmamalıdır. Midenizi yumuşatmak için sevdiğiniz şeylerden vazgeçmeniz gerekmez. Kesin suçluları gıda elimine testiyle belirleyin. Bu test hiç ağrılı değildir ve uygulamak için evden çıkmanıza bile gerek yoktur. 

    ÜÇ GÜNLÜK TEST 
    Üç gün için bir grup yemeği (süt ürünleri, tahıllı ürünler, şekerli veya yapay renkli gıdalar) sıralayın ve eleyin. Bu grupları yemediğinizde midenizde ve enerji seviyenizde ne gibi değişiklikler olduğunu not edin. Sonra elediğiniz bu grupları tekrar 
    beslenme programınıza ekleyin ve değişiklikleri görün. Bu testle, hangi gıdaların sizi harika hissettirdiğini öğrenmekle kalmayacak; nelere alerjiniz olduğunu da göreceksiniz. Düşük dereceli gıda alerjilerinin belirtileri nezleye benzer ve baş ağrısı da görülür. Bu testle sadece alışkanlıktan bazı gıdalardan uzak kalabileceksiniz.

    DERİN NEFES ALARAK CİLDİNİZİ RAHATLATIN 
    İçinize attığınız stres bir şekilde dışarı çıkmanın yolunu bulur. Stres varsa, bedelini cildiniz öder. Strese maruz kalmış ciltler sedef hastalığı ve egzama gibi cilt hastalıklarına elverişlidir. Stresten kurtulmak için yoga dersleri ve yürüyüş seansları yapıyorsanız, cildinizin iyiliği için devam edin. En azından birkaç derin nefesle rahatlayın. İçinize çektiğiniz hava bir dalga gibi belinizden vücudunuza yayılır. Soluğunuzu verirken de karnınızı içeri doğru çekin.

    BELİ KALINLAŞTIRAN YEMEK EFSANELERİ
    Bazı insanlar sadece kek yemeyi düşünerek bile kilo aldıklarını söyler. Aslında bir açıdan haklı olabilirler. Yediğinizi düşündüğünüz yanlış besinler, belinizin kalınlaşmasına neden olabilir. O halde yapmanız gereken; alışkanlıklarınızı ve tarzınızı değiştirmek

    Yediğiniz her yağ kiloya dönüşür
    Gerçek: Yediğiniz her şey, bağırsaklarınızda sindirilirken vücudunuz tarafından kullanılmazsa, kiloya dönüşme potansiyeli taşır. Burada önemli olan vücudunuzdaki iltihaplanmayı önlemek için, fındık-fıstık ve balıkta bulunan iyi yağları tüketmektir. Ayrıca doğru yağ, kendinizi tok hissetmenizi sağlar. Böylece birkaç saat sonra elinize geçeni yeme ihtiyacı duymazsınız.

    Az yağlı yiyeceklerin kalorisi de azdır
    Gerçek: Az yağlı yiyecekler, bazen yağlı türleri kadar kalori içerebilir. Çünkü üreticiler, yağı azalttıklarında, yiyeceğe tat vermek için şeker ve sodyum ekler. İçeriği kontrol edin!

    1 büyük porsiyon 3 küçük porsiyondan iyidir
    Gerçek: Araştırmalar, bütün kalorileri bir yemek türünden alan insanların, kalorilerini üç ayrı yemekten alan insanlara göre daha çok kilo aldıklarını gösteriyor. Düşünün; karnınızı büyük porsiyon bir yemekle doldurunca her seferinde daha fazlasını istersiniz. Yapıcağınız basit; küçük porsiyonlar yiyin ve yemeğe sağlıklı yağlarla başlayın.