12 Eylül 2009 Cumartesi
KAYSERİ GEZİMİZ
Uzun zamandır gitmeyi planlayıpta bir türlü gidemedigimiz Kayseri tatiline sonunda Efe ile beraber gittik.O kadar çok eglendik ki 1 hafta bize yetmedi.Bu süre esnasında bloguma fırsat bulupta birşeyler yazamadım.Sadece arada sırada girip güzel yorumlarınızı okudum.Hepinize teşekkür ederim.Hatfa içinde hepiniz güzel tariflerini bir bir okuyacagım.Sevgiler.
10 Eylül 2009 Perşembe
Haftada 8 kilo verilebilir mi?
Yardımcı ürünlerle hızlı bir şekilde zayıflamak isterken sağlığınızdan olmayın
Gazi Üniversitesi (GÜ) Medikal Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çimen Karasu, piyasada "1 günde 5 kilo, 1 haftada 8-10 kilo verin" gibi tanıtımlarla çeşitli bitkisel ürünler satıldığını belirterek, "Böyle bir sağlık yaklaşımı insanı ölüme bile götürebilir" dedi.
Karasu, aktarlarda ve internet aracılığıyla 'şifa' niyetine satılan içeriği bilinmeyen ürünlerin kullanılmamasını önerdi.
Çimen Karasu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kilo vermeyi sağladığı veya çeşitli hastalıkların tedavisinde etkili olduğu iddia edilen ilaç olmayan yeni ürünlerin özellikle yaz mevsiminde piyasaya çıktığını söyledi.
"Şifalı otların" yüz yıllardır tedavi amaçlı kullanıldığına işaret eden Karasu, ancak aktarlarda satılan bitkisel formüllerle ilaçlarda olduğu gibi dozaj ayarlaması yapılamayacağını kaydetti. Bu ürünlerin kullanımının kişiye göre
değiştiğini ifade eden Karasu, "Örneğin, '3 kaşık şundan, bir tutam bundan, yaklaşık 1 bardak su, kaynat, soğut iç' deniliyor. Burada elde edilen kaynamış sudaki etkili maddenin doz ayarını yapmak mümkün değil, kaldı ki her mevsimde bitkideki etkili maddenin miktarı farklıdır. Herkesin alacağı bir tutam, kaynatacağı süre birbirinden farklıdır. Her hazırlayışta etkili madde konsantrasyonu farklı olur, az veya çok olur" diye konuştu.
İlaçların standart miktarda etkili madde içerdiğini, belli bir endikasyon ve hastalık durumunu tedavi için ruhsat aldığını anlatan Karasu, aktarlardan alınan saf drog (etkili maddeyi içeren bitki organı, kök, yaprak, meyve vb.) ve
Tarım ve Köyişleri Bakanlığından ruhsatlı, ambalajlanmış bazı bitkisel ürünler ile doz ayarlamasının mümkün olmadığını belirtti. Piyasada, "diyet bütünleyici, takviye" denilerek bazı ürünler satıldığını anlatan Karasu, şöyle konuştu: "Piyasada değişik isimler altında '1 günde 5 kilo, 1 haftada 8-10 kilo verin' gibi tanıtımlarla çeşitli ürünler satılıyor. Böyle bir sağlık yaklaşımı insanı ölüme bile götürebilir. İçeriği bilinmeyen bu ürünlerin kullanılması
halinde öngöremediğimiz toksik etkileşimler olabilir. Bilimsel literatürde adı bile olmayan bu ürünlerin sürekli ve kontrolsüz kullanımı halinde vücudun elektrolit dengesi bozulabilir, kalp ritmi ve kan basıncı değişebilir, vücudun
metabolizması bozulabilir. Örneğin barsak hareketliliğini artırıcı bitkilerin sürekli kullanımı, bağırsak tembelliği, ağrılı ishal gibi sonuçlara yol açabilir."
-"HANGİ OKULDAN DİPLOMA ALDILAR?"-
Özellikle internetten verilen siparişlerde, genellikle sadece telefon numarası ve e-mail adresi bulunduğunu kaydeden Karasu, "Kim, neyi, hangi bakanlığın onayı ile satıyor? Bu tür ürünlerin içeriğinde efedrin, fenfluramin ve benzeri iştah kesiciler olabiliyor. Efedrin ve benzeri fenil-etil amin türevleri, doz aşımında kalp-damar ve sinir sistemlerine toksik etkileri olan maddeler" dedi.
Bir ilaç için bazen yıllarca süren çalışmalar yapıldığına dikkati çeken Karasu, bu tür ürünler için ne gibi çalışmalar ve klinik deneylerin yapıldığının sorgulanması gerektiğini kaydetti.
Çimen Karasu, bazen birkaç ürünün bir arada kullanıldığını, aynı etken maddenin iki üründe de bulunması durumunda doz aşımından kaynaklanan istenmeyen sonuçların ortaya çıkabileceğini dile getirdi.
Bazı kişilerin "herbalistim" diyerek çeşitli reçeteler hazırladığını da aktaran Karasu, "Bu kişilere bu unvanı kim verdi, hangi okuldan diploma aldılar? Herkes kendini herbalist ilan etti. Bu işin uzmanları farmakologlar" diye
konuştu.
Karasu, bitkisel, doğal ürün diye satılan bazı zayıflatıcı ilaçların barsak tembelliği yaptığını ve literatürde, tümör ilerletici, olarak barsak kanserlerine bile yol açabildiğini kaydetti.
-İDRAR SÖKTÜRÜCÜ BİTKİLER-
İdrar söktürücü bitkilerin sinirlilik, kas krampları, tansiyon dengesizliği, karaciğer yetmezliği gibi sonuçlara yol açabileceğine işaret eden Karasu, özellikle kalp hastaları, böbrek ve tansiyon hastaları ve gençlerde bu
ürünlerin kullanılmaması gerektiğini söyledi. Karasu, "Eğer kişi mevcut hastalığı için hekim kontrolünde belli ilaçları alıyorsa, dost tavsiyesi ile ilave olarak bitkisel idrar söktürücü kullanmamalıdır" dedi.
Prof. Dr. Çimen Karasu, içerisinde "psödoefedrin" ve "fenilpropanolamin" olan bazı bitkilerin kalp ve damarlar üzerinde ciddi etkilerinin olabileceğini, aşırı tüketiminin özellikle kilolu kişilerde direkt kalp üzerinde ciddi istenmeyen etkiler oluşturabileceğini sözlerine ekledi.
Gazi Üniversitesi (GÜ) Medikal Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çimen Karasu, piyasada "1 günde 5 kilo, 1 haftada 8-10 kilo verin" gibi tanıtımlarla çeşitli bitkisel ürünler satıldığını belirterek, "Böyle bir sağlık yaklaşımı insanı ölüme bile götürebilir" dedi.
Karasu, aktarlarda ve internet aracılığıyla 'şifa' niyetine satılan içeriği bilinmeyen ürünlerin kullanılmamasını önerdi.
Çimen Karasu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kilo vermeyi sağladığı veya çeşitli hastalıkların tedavisinde etkili olduğu iddia edilen ilaç olmayan yeni ürünlerin özellikle yaz mevsiminde piyasaya çıktığını söyledi.
"Şifalı otların" yüz yıllardır tedavi amaçlı kullanıldığına işaret eden Karasu, ancak aktarlarda satılan bitkisel formüllerle ilaçlarda olduğu gibi dozaj ayarlaması yapılamayacağını kaydetti. Bu ürünlerin kullanımının kişiye göre
değiştiğini ifade eden Karasu, "Örneğin, '3 kaşık şundan, bir tutam bundan, yaklaşık 1 bardak su, kaynat, soğut iç' deniliyor. Burada elde edilen kaynamış sudaki etkili maddenin doz ayarını yapmak mümkün değil, kaldı ki her mevsimde bitkideki etkili maddenin miktarı farklıdır. Herkesin alacağı bir tutam, kaynatacağı süre birbirinden farklıdır. Her hazırlayışta etkili madde konsantrasyonu farklı olur, az veya çok olur" diye konuştu.
İlaçların standart miktarda etkili madde içerdiğini, belli bir endikasyon ve hastalık durumunu tedavi için ruhsat aldığını anlatan Karasu, aktarlardan alınan saf drog (etkili maddeyi içeren bitki organı, kök, yaprak, meyve vb.) ve
Tarım ve Köyişleri Bakanlığından ruhsatlı, ambalajlanmış bazı bitkisel ürünler ile doz ayarlamasının mümkün olmadığını belirtti. Piyasada, "diyet bütünleyici, takviye" denilerek bazı ürünler satıldığını anlatan Karasu, şöyle konuştu: "Piyasada değişik isimler altında '1 günde 5 kilo, 1 haftada 8-10 kilo verin' gibi tanıtımlarla çeşitli ürünler satılıyor. Böyle bir sağlık yaklaşımı insanı ölüme bile götürebilir. İçeriği bilinmeyen bu ürünlerin kullanılması
halinde öngöremediğimiz toksik etkileşimler olabilir. Bilimsel literatürde adı bile olmayan bu ürünlerin sürekli ve kontrolsüz kullanımı halinde vücudun elektrolit dengesi bozulabilir, kalp ritmi ve kan basıncı değişebilir, vücudun
metabolizması bozulabilir. Örneğin barsak hareketliliğini artırıcı bitkilerin sürekli kullanımı, bağırsak tembelliği, ağrılı ishal gibi sonuçlara yol açabilir."
-"HANGİ OKULDAN DİPLOMA ALDILAR?"-
Özellikle internetten verilen siparişlerde, genellikle sadece telefon numarası ve e-mail adresi bulunduğunu kaydeden Karasu, "Kim, neyi, hangi bakanlığın onayı ile satıyor? Bu tür ürünlerin içeriğinde efedrin, fenfluramin ve benzeri iştah kesiciler olabiliyor. Efedrin ve benzeri fenil-etil amin türevleri, doz aşımında kalp-damar ve sinir sistemlerine toksik etkileri olan maddeler" dedi.
Bir ilaç için bazen yıllarca süren çalışmalar yapıldığına dikkati çeken Karasu, bu tür ürünler için ne gibi çalışmalar ve klinik deneylerin yapıldığının sorgulanması gerektiğini kaydetti.
Çimen Karasu, bazen birkaç ürünün bir arada kullanıldığını, aynı etken maddenin iki üründe de bulunması durumunda doz aşımından kaynaklanan istenmeyen sonuçların ortaya çıkabileceğini dile getirdi.
Bazı kişilerin "herbalistim" diyerek çeşitli reçeteler hazırladığını da aktaran Karasu, "Bu kişilere bu unvanı kim verdi, hangi okuldan diploma aldılar? Herkes kendini herbalist ilan etti. Bu işin uzmanları farmakologlar" diye
konuştu.
Karasu, bitkisel, doğal ürün diye satılan bazı zayıflatıcı ilaçların barsak tembelliği yaptığını ve literatürde, tümör ilerletici, olarak barsak kanserlerine bile yol açabildiğini kaydetti.
-İDRAR SÖKTÜRÜCÜ BİTKİLER-
İdrar söktürücü bitkilerin sinirlilik, kas krampları, tansiyon dengesizliği, karaciğer yetmezliği gibi sonuçlara yol açabileceğine işaret eden Karasu, özellikle kalp hastaları, böbrek ve tansiyon hastaları ve gençlerde bu
ürünlerin kullanılmaması gerektiğini söyledi. Karasu, "Eğer kişi mevcut hastalığı için hekim kontrolünde belli ilaçları alıyorsa, dost tavsiyesi ile ilave olarak bitkisel idrar söktürücü kullanmamalıdır" dedi.
Prof. Dr. Çimen Karasu, içerisinde "psödoefedrin" ve "fenilpropanolamin" olan bazı bitkilerin kalp ve damarlar üzerinde ciddi etkilerinin olabileceğini, aşırı tüketiminin özellikle kilolu kişilerde direkt kalp üzerinde ciddi istenmeyen etkiler oluşturabileceğini sözlerine ekledi.
Cinsel isteksizliğin nedeni
Cinsel yaşamınız ilk günlerdeki heyecana hasret kaldıysa yatağınızdaki düşmanları tanımıyorsunuz demektir. İyi bir cinsel yaşam istiyorsanız düşmanı yakından tanımalı ve yatakta önleminizi almalısınız.
Stres
Stres altında yaşamaya alışkın biri olabilirsiniz. Hatta stresle baş etmeyi öğrendiğinizi de düşünebilirsiniz. Fakat yatakta aynı oranda başarılı olamazsınız. İş stresi, maddi konular libidoyu etkiler, cinsel arzular siz farkında olmadan azalmaya başlar. Böyle bir durumla karşı karşıya olduğunuzda stresinizle baş etmenin yollarını öğrenmeli, gerekirse bir uzmandan yardım almalı ve stresi mümkün olduğunca ilişkinizden uzak tutmaya çalışmalısınız.
İlişki problemleri
Cinsel yaşamdaki sorunların altında ilişki problemleri yatar. Özellikle kadınlar eşleriyle yaşadıkları sorunları yatağa girer girmez unutamazlar. Bu da cinsel mutluluğa engel olur. Yataktaki bu problemi aşmak için aranızdaki sorunları halletmeden yatağa girmemeye çalışmalısınız.
Uykusuzluk
Eğer cinsel yaşamınız eskisi gibi değilse sebeplerden biri de az uyku olabilir. Sabah erken kalkıyor ve akşamları da geç yatıyorsanız arzulu bir cinsel yaşamınızın olmaması gayet normaldir. Az uyku yorgunluğu beraberinde getirirken yataktaki heyecanı da alıp götürür.
Anne ve baba olmak
Bir bebek sahibi olmak dünyanın en güzel olaylarından biridir. Fakat ilk zamanlar çiftler, bebek ağlayacak korkusuyla birlikte olmaktan çekinirler. Oysa günün belirli saatlerini birbirinize ayırmalısınız ve örneğin; bebeğinizin derin bir uykudayken birlikte olmayı denemelisiniz.
İlaç tedavisi
Bazı medikal tedavilerin libido üzerinde etkisi vardır. Bunlar arasında çoğunlukla antidepresanlar, kemoterapi, tansiyon ilaçları, doğum kontrol hapları bulunur. Böyle bir durumda doktorunuzla konuşarak size başka bir ilaç tedavisi vermesini isteyebilirsiniz.
Vücudunuz
Aldığınız fazla kilolar ya da vücudunuzdaki bazı değişimler yatakta kendinizi rahat hissetmemenize neden olur. Bu da cinsel yaşamda mutsuzluğu beraberinde getirir. Yapılan araştırmalar yatakta kendilerine güvenen ve kusurlarını kafasına takmayan çiftlerin çok daha mutlu bir cinsel yaşama sahip olduklarını ortaya koymuştur. Bu nedenle yatağa girdiğinizde eşinizin sizin kusurlarınızı göreceğini düşünmekten vazgeçmeli ve sizi ne kadar sevdiğini düşünmelisiniz.
Obezite
Çok kilolu olmak ya da obezite cinsel isteksizliğe ve yatakta performans düşüklüğüne neden olur. Bunun sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte güven eksikliği, sosyal kısıtlanma gibi sebepler ve psikolojik sorunlar buna neden olabilir.
Depresyon
Antidepresanlar gibi depresyon da cinsel isteksizliğe neden olur. Aynı zamanda eğer sebepsiz yere cinsel isteksizlik yaşadıysanız sebebi depresyon olabilir.
Menopoz
Menopoza giren birçok kadının sorunlarından biri de cinsel isteksizliktir. Çünkü menopoz döneminde kadınlar vajinal kuruluk ve acı gibi sorunlar yaşarlar. Bu da cinsel yaşamı isteksiz bir hale getirir. Böyle bir durumda bir uzmana danışarak yardım alabilir ve kullanılan ilaçlar değiştirilerek soruna çare bulunabilir.
Cinsel korkularınız mı var?
İlk gece yaşanan sorunlar konusunda çiftlere bazı tavsiyeler..
Denizli Devlet Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Öz, evlilikte cinsellikle ilgili korkular ve vajinismusun nedenlerinin çoğunlukla psikolojik olduğunu ve tedavi edilebileceğini söyledi.
Dr. Ahmet Öz, vajinismusu (kadınlarda ilişkiye girememe), fiziksel bir engel olmamasına karşın kadının korku, kaygı ve endişelerinden ötürü cinsel ilişkiye izin vermemesi olarak tanımladı. Birleşme sırasında kadının vücudunda istek dışı kasılmalar ve ağrı hissi oluşabileceğini belirten Dr. Öz, "Bu kasılmalar kadının kontrolü dışında oluşur. Vajinanın girişindeki kasların kasılmasının yanında vücutta bir kasılma, endişe ve panik hali olur. Kızlık zarının çok kalın olduğunu ve bu yüzden ilişkiye giremediklerini düşünen çiftler, cerrahi operasyonla buna çözüm arasalar da sorunun ortadan kalkmadığını görürler. Çiftler bu durumda iyice mutsuzluğa ve karamsarlığa kapılıp ilişkilerini yıpratmaya ve birbirlerini suçlamaya başlarlar. Ama esas olarak vajinismusun nedenleri çoğunlukla psikolojiktir ve tedavi edilebilir" dedi.
Bu sorunla karşılaşan çiftlerin bazen anestezi ile bayıltma yöntemine başvurdukları, vajina bölgesindeki kasların kasıldığı düşünülerek botoks uygulaması yapıldığı, ilaçla sakinleştirilmeye çalışıldığı, kas gevşetici ve alkol kullanıldığını, ancak bu uygulamaların yanlış olduğunu belirten Dr. Öz, "Çok kolay tedavi edilebilen bir sorun olan vajinismus bu tip yanlış bilgi ve denemelerle büyür" dedi. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Öz tedavi edilebilir bir durum olan vajinismusun çözümü ile ilgili de şunları söyledi: "Bu sorunu birçok çift yaşamaktadır. Burada problem olan şey, bu sıkıntıyı yaşayan kişinin, yalnızca kendisinde var olan garip bir sorun olduğunu düşünüp hekime başvurmamasıdır. Oysa ki bu problemle karşı karşıya olan kadın sayısı hem ülkemizde hem de yurt dışında oldukça fazladır. 5 ya da 10 yıl evli kalıp ilişkiye giremeyip boşanan insan sayısı da küçümsenmeyecek kadar çoktur. Nedeni ne olursa olsun eğer çiftler işbirliğine istekliyse vajinismus her zaman tedavi edilebilir. Önemli olan tedaviyi istemek ve uzman hekime başvurmaktır."
Denizli Devlet Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Öz, evlilikte cinsellikle ilgili korkular ve vajinismusun nedenlerinin çoğunlukla psikolojik olduğunu ve tedavi edilebileceğini söyledi.
Dr. Ahmet Öz, vajinismusu (kadınlarda ilişkiye girememe), fiziksel bir engel olmamasına karşın kadının korku, kaygı ve endişelerinden ötürü cinsel ilişkiye izin vermemesi olarak tanımladı. Birleşme sırasında kadının vücudunda istek dışı kasılmalar ve ağrı hissi oluşabileceğini belirten Dr. Öz, "Bu kasılmalar kadının kontrolü dışında oluşur. Vajinanın girişindeki kasların kasılmasının yanında vücutta bir kasılma, endişe ve panik hali olur. Kızlık zarının çok kalın olduğunu ve bu yüzden ilişkiye giremediklerini düşünen çiftler, cerrahi operasyonla buna çözüm arasalar da sorunun ortadan kalkmadığını görürler. Çiftler bu durumda iyice mutsuzluğa ve karamsarlığa kapılıp ilişkilerini yıpratmaya ve birbirlerini suçlamaya başlarlar. Ama esas olarak vajinismusun nedenleri çoğunlukla psikolojiktir ve tedavi edilebilir" dedi.
Bu sorunla karşılaşan çiftlerin bazen anestezi ile bayıltma yöntemine başvurdukları, vajina bölgesindeki kasların kasıldığı düşünülerek botoks uygulaması yapıldığı, ilaçla sakinleştirilmeye çalışıldığı, kas gevşetici ve alkol kullanıldığını, ancak bu uygulamaların yanlış olduğunu belirten Dr. Öz, "Çok kolay tedavi edilebilen bir sorun olan vajinismus bu tip yanlış bilgi ve denemelerle büyür" dedi. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Öz tedavi edilebilir bir durum olan vajinismusun çözümü ile ilgili de şunları söyledi: "Bu sorunu birçok çift yaşamaktadır. Burada problem olan şey, bu sıkıntıyı yaşayan kişinin, yalnızca kendisinde var olan garip bir sorun olduğunu düşünüp hekime başvurmamasıdır. Oysa ki bu problemle karşı karşıya olan kadın sayısı hem ülkemizde hem de yurt dışında oldukça fazladır. 5 ya da 10 yıl evli kalıp ilişkiye giremeyip boşanan insan sayısı da küçümsenmeyecek kadar çoktur. Nedeni ne olursa olsun eğer çiftler işbirliğine istekliyse vajinismus her zaman tedavi edilebilir. Önemli olan tedaviyi istemek ve uzman hekime başvurmaktır."
Birlikte uyumak uykusuz bırakıyor
Uyku uzmanları, çiftlerin sağlıkları ve ilişkilerinin selameti için ayrı yataklarda uyumalarını öneriyor.
Britanya'da yapılan bir araştırmaya göre, çiftler aynı yatakta uyurlarsa ortalama yüzde 50 daha fazla uyku bozukluğu çekiyorlar.
Sonuçları Britanya Bilim Festivali'nde sunulan araştırmada, çiftler aynı yatakta uyurken, içlerinden biri uykusunda hareket ederse, uyumakta olan diğerinin bundan rahatsızlık duyma olasılığının yüzde 50 olduğu görüldü. Buna karşın çiftlerin ayrı yataklarda uyumayı pek tercih etmedikleri, 40'lı ve 50'li yaşlardaki çiftlerin sadece yüzde 8'inin ayrı odalarda uyudukları tespit edildi.
Uyku uzmanı Dr. Neil Stanley, evli çiftlerin aynı yatağı paylaşmalarının, sanayi devrimiyle ve insanların kalabalık kentlerde küçük yaşama alanlarına sahip evlerde oturmaya başlamalarıyla ortaya çıkan modern bir gelenek olduğunu belirtti.
İngiltere'de Viktorya döneminden önce evli çiftlerin aynı yatağı paylaşmalarının sıkça görülmediğini, eski Roma'da da evli çiftlerin aynı yatağa sadece cinsel birliktelik için girdiklerine işaret eden Dr. Stanley, bugünün insanlarının da iyi ve kaliteli bir uyku için artık aynı şeyi yapmayı düşünmelerini önerdi.
"Mesele sizi neyin mutlu ettiği; eğer birlikte uyuyor ve ikiniz de iyi bir uyku çekiyorsanız, değiştirmeyin, ama farklı bir şey yapmaktan da çekinmeyin" diyen Dr. Stanley, iyi uyuyamamanın depresyon, kalp rahatsızlığı, felç, akciğer sorunları, trafik ve iş kazaları ile boşanma gibi sonuçlara yol açabileceğinin altını çizdi.
9 Eylül 2009 Çarşamba
ÇİKOLATALI YAŞ PASTA
Tekrar merhaba !
Yaz bitti ister istemez , döndük geldik tekrar kürkçü dükkanımıza:)) Blogumu ve blogcu dostlarımı özledim ama inanın ayaklarım öyle zor geri geldi ki.. Oğlumun okulu bize müthiş (!) bir sürpriz yapıp 3 hafta erken açıldı ve işte buradayız..Yokluğumda ziyaret edip yorum bırakan, içimi ısıtan dileklerde bulunan, dualarını esirgemeyen tüm güzel kalpli dostlara buradan şükranlarımı, sevgilerimi gönderiyorum...
Oğlum da kızım da çok şükür iyi okulları kazandılar...Biri fen lisesine başladı, diğeri de artık bir doktor adayı:)) Zor ve çok stresli bir dönemdi; sınavlar bitince herşey bitiyor gibi gelse de öyle değilmiş..Sonuç bekleme süreci, sonra tercih yapma, okulları dolaşıp çocuğunun geleceği için en doğru kararı vermeye çalışma, sonra zorlu kayıt şartlarını yerine getirme(sabıka kaydı, tam teşekküllü hastaneden heyet raporu mesela..Bunun için komşumuz sayın Dr.Oğuz Ayhan'a tekrar çok teşekkür ediyoruz.)...Bir hafta önce tüm bu süreçler bitmişti ve tamam demiştim, artık bayram sonuna kadar beynim rahat bir şekilde güzel bir tatil yapabilirim ... Ama o ne? Bu sefer de okulun 7 Eylül de açılacağını (normalde biliyorsunuz tüm okullar 28 Eylül de bayram sonrası açılacak) öğrendik. Veeee işte buradayım..!
Yeni tariflerimle, yine yeniden beraberiz..:)
Bu gördüğünüz pastayı kardeşim son kez İstanbul a geldiğinde (doğumgününe denk gelmişti) yapmıştım..Ama yayınlamak bu zamana kısmetmiş...Çok lezizdi, tavsiye ederim...
Herkese güzel bir yıl geçirmeyi diliyorum..Sağlıklı, başarılı, mutlu ve gönlümüzce olsun.
Ne dersiniz?
Ve işte pastamızın yapımı...
Malzemeler:
4 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı un
50 gr kakao
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1/1 fincan kaynar su
İç Kreması:
3 su bardağı süt
2 yemek kaşığı un
2 adet yumurta
10 kaşık şeker
1 paket vanilya
80 gr bitter çikolata
2 yemek kaşığı kakao
Ganaj Krema:
250 gr süt kreması
1 paket krema sertleştiricisi
1 tatlı kaşığı pudra şekeri
Süslemek için :
bitter çikolata,fıstık, kiraz şekeri
Yapılışı:
*Oda sıcaklığındaki yumurtalar ve şekeri çok iyi çırpalım uzunca bir süre
*Diğer malzemeleri de ekleyip fazla karıştırıp söndürmeden homojenleştirelim.
*Yuvarlak kalıbımızı yağlayıp hamurumuzu dökelim ve 170 derecede -kürdan testiyle-
pişirelim, kenara alıp ılıtalım(mümkünse iyice soğumasını sağlayalım)
*İç kreması için süt, un, yumurtaları, kakaoyu ve şekeri tenceremize koyup karıştıra karıştıra pişirelim
*Kaynayınca altını kapatıp vanilya ve bitter çikolatayı ekleyelim, karıştırarak soğutalım
*Ganaj için de kremamızı sertleştirici ve pudra şekeri ile iyice mixerleyelim , buzdolabında bekletelim
*Pandispanyamızı ikiye bölelim ve ilk katın üzerini şekerli su ile ıslatalım
*Ara kremamızın yarısını sürelim(üzerine ne dilerseniz koyabilirsiniz:kestane şekeri , çikolata,vişne taneleri vs.)
*İkinci katı koyup onu da ıslatalım ve kalan kremayla kaplayalım
*Benmari (buharda eritme) eritip folyo üzerinde deepfreezde dondurduğumuz çikolatamızdan kopardığımız kırık parçaları pastamıza rastgele koyalım
*Ganaj kremamızla kenarlarına beyaz süslemelerini yapıp, fıstık ve kiraz şekeri ile tamamlayalım
Afiyet olsun
***Benim evim fazla sıcak olduğundan süslemeleri bitirene ve resim çekene kadar dış çikolataları hafif eridi , siz daha temkinli davranın derim..Benden söylemesi:))
8 Eylül 2009 Salı
PÜRELİ TEPSİ KÖFTE, FIRIN MAKARNA, PATLICANLI BÖREK, KADAYIF TATLISI ve KONYA'NIN TAHİNLİ PİDESİ
KADAYIF TATLISI

Kadayıf tatlısı evde beğenilince bu aralar sık sık yaptığım bir tatlı oldu. Tereyağ ve sıvı yağı tüm kadayıfa iyice yedirdikten sonra çay fincanı ile şekil vermeye çlışıyordum şimdi ise kolayını buldum avucumun içinde sıkarak yuvarlak şekil veriyorum sıkı olmasıda künefe gibi çıtır bir tat veriyor. Denemenizi tavsiye ederim.
Malzemeler:
1 Kg kadayıf (bu büyüklükte 12 adet çıkıyor)
100 gr tereyağ
yarım su bardağı sıvı yağ
iyice karıştırıldıktan sonra yuvarlak şekilde yapılıp fırında 200 derecede pişirdim. Soğumaya bıraktım.
Şerbeti:
2,5 su bardağı şeker
3,5 su bardağı su
1-2 damla limon suyu
kaynadıktan sonra ılıtıp soğuk kadayıfın üzerine ilave edilir. 20 dak. sonra servise hazırdır.
KONYA KADINHANI İLÇESİNDEN GELEN TAHİNLİ PİDE (TATLI OLDU)
Tahinli pide aslında buralarda hatta Konya merkezde de kuru yenilir özellikle ramazanlarda çok satılır. Konya'nın Kadınhanı ilçesinde ise çok ince yapılır, içerisi cevizli, kaymaklı, sade gibi çeşitleri vardır. Fırınlarda özel kutularında ve yanında poşet içerisinde hazır şerbeti ile bir çok ilimize giden bu pidelerden dün akşam üzeri bize de babamın arkadaşı tarafından geldi. Evde tatlımız olmasına rağmen hemen serbetini üzerine ilave edip yemekten sonra 1 dilim yedim o kadar özlemişim ki :) Kadınhanlı arkadaşım Seval sayesinde tanıdığım bu tatlıyı akşamda onu anarak afiyetle yedik.
FIRIN MAKARNA
Fırın Makarna her zaman yaptığım tarif. Tarifi Burada
PÜRELİ PATATES KÖFTE

Fırında püreli tepsi köftenin tarifi Oktay ustadan annem tv de görüp bana anlattı bende akşam eve gidince yaptım.
PATLICANLI BÖREK


Kadayıf tatlısı evde beğenilince bu aralar sık sık yaptığım bir tatlı oldu. Tereyağ ve sıvı yağı tüm kadayıfa iyice yedirdikten sonra çay fincanı ile şekil vermeye çlışıyordum şimdi ise kolayını buldum avucumun içinde sıkarak yuvarlak şekil veriyorum sıkı olmasıda künefe gibi çıtır bir tat veriyor. Denemenizi tavsiye ederim.
Malzemeler:
1 Kg kadayıf (bu büyüklükte 12 adet çıkıyor)
100 gr tereyağ
yarım su bardağı sıvı yağ
iyice karıştırıldıktan sonra yuvarlak şekilde yapılıp fırında 200 derecede pişirdim. Soğumaya bıraktım.
Şerbeti:
2,5 su bardağı şeker
3,5 su bardağı su
1-2 damla limon suyu
kaynadıktan sonra ılıtıp soğuk kadayıfın üzerine ilave edilir. 20 dak. sonra servise hazırdır.
KONYA KADINHANI İLÇESİNDEN GELEN TAHİNLİ PİDE (TATLI OLDU)
Tahinli pide aslında buralarda hatta Konya merkezde de kuru yenilir özellikle ramazanlarda çok satılır. Konya'nın Kadınhanı ilçesinde ise çok ince yapılır, içerisi cevizli, kaymaklı, sade gibi çeşitleri vardır. Fırınlarda özel kutularında ve yanında poşet içerisinde hazır şerbeti ile bir çok ilimize giden bu pidelerden dün akşam üzeri bize de babamın arkadaşı tarafından geldi. Evde tatlımız olmasına rağmen hemen serbetini üzerine ilave edip yemekten sonra 1 dilim yedim o kadar özlemişim ki :) Kadınhanlı arkadaşım Seval sayesinde tanıdığım bu tatlıyı akşamda onu anarak afiyetle yedik.FIRIN MAKARNA
Fırın Makarna her zaman yaptığım tarif. Tarifi BuradaPÜRELİ PATATES KÖFTE

Fırında püreli tepsi köftenin tarifi Oktay ustadan annem tv de görüp bana anlattı bende akşam eve gidince yaptım.
Malzemeler:
800gr kıyma
1 domates rendesi
1 soğan rendesi
1 yumurta
tuz karabiber kimyon
Patates püresi için:
3 adet patates
1-2 kaşık tereyağ
2 çay bardağı süt, tuz (patatesler haşlandıktan sonra soyup robota atıyorum sütü yağı tuzu ilave edip pürüzsüz hale gelene kadar karıştırıyorum.)
Yapılışı:
Kıyma ile tüm malzemeleri iyice yoğrulduktan sonra kare borcama düzeltiyoruz, kalın gibi görünsede pişerken önce sulanıyor sonrada resimde göründüğü gibi suyunu çekip kızarıyor iyice kızardıktan sonra patates püresini hazırlıyoruz. Püreyi krema süsleme aletimizle eşit şekilde yana yana yuvarlayarak sıkıyoruz. Üzerine domates dilimi sonra kaşar rendesi en son yeşil biber ekleyerek 10-15 dak. kaşarlar eriyene kadar tekrar fırına veriyoruz. Çok lezzetli ve sunumu şık bir yemek oluyor. Üzgünüm yemeğin son halini ve patlıcanlı böreğin son halinin fotoğrafını çekmemişim.
PATLICANLI BÖREK
6 adet yufka
2 yumurta
2 su bardağı süt
Yarım su bardağı sıvı yağ
İçi :
İçi :
3 adet patlıcan
1 adet kırmızı biber
1 adet domates
tuz, karabiber, kavurmak için biraz sıvı yağ.
Yapılışı:
Patlıcanları, kırmızı biberi küçük küp şeklinde doğrayıp sıvı yağda kavuruyoruz. Tuzu, karabiberi ve domatesinde kabuğunu soyup küçük küçük doğrayıp kavrulmuş patlıcana ilave edip karıştırıyoruz. Sulanıp sonrada suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine altta 3 yufka üstte 3 yufka olacak şekilde hazırladığımız sıvı karışımı aralarına sürerek yerleştiriyoruz 3. yufkadan sonra soğumuş içimizi araya ilave ederek 3 yufkayıda aynı şekilde seriyoruz ve önceden 250 derecede ısıtılmış pişiriyoruz.
7 Eylül 2009 Pazartesi
Buzlu su ile zahmetsizce zayıflayın
Kilo vermek isteyenler gün boyunca mutlaka buzlu su, buzlu çay veya buzlu meyve suları tüketmeli. Bunun sebebi vücudunuz buzlu içeceği ısıtıp vücut derecesine çıkarabilmek için ekstradan kilo kalori yakıp enerji sağlamak zorunda kalacaktır.
“Kilo vermek için neden buzlu su içmeliyim?” diye merak edenler için cevap hemen geliyor. Buzlu su içmek; vücut sisteminizi, vücut ısınızın düşmesini engellemek için metabolizmanızı hızlandırmaya zorlar. Örneğin, 340 ml'lik bir bardakla günde 8 bardak buzlu su içiyorsanız fazladan 200 kalori yakıyorsunuz demektir. Bu da kilo vermenizi hızlandırır.
- Diyelim ki buzlu suyun sıcaklığı 0 dereceye yakın,
- Vücut sıcaklığınız 37 dereceye yakın,
- 1 gram suyu 1 derece ısıtmak için harcanan enerji miktarı 1 kaloridir (kilo kalori değildir, 1 kilokalori 1000 kaloridir),
- 500 ml. suyun 473,18 gram olduğunu biliyoruz
Bu şu anlama geliyor; 500 ml buzlu suyu 37 derece sıcaklığa çıkarabilmek için vücudunuz 17,5 kilo kalori yakmak zorunda kalacaktır. Günlük ihtiyacınız olan 2000 kilo kalorilik bir diyetiniz olduğunu düşünürseniz, 17,5 kilo kalori pek fazla görünmüyor. Diyelim ki sağlık beslenme gereği, günde 8 adet 125 ml’lik bardakta buzlu su içtiniz.Vücudunuzun sadece buzlu suyu ısıtmak için gün boyunca 70 kilo kalori yaktı, bu hiçbir şey yapmadan ekstra zayıflama çalışması demek. Dengeli bir diyet ve zayıflama hareketleri ile desteklendiğinde çok rahat kilo verme hedefinize ulaşabilirsiniz.
Aşk-ı Memnu'nun Nihali'nden güzellik sırları
Dizide sizi upuzun ve dümdüz saçlarınızla gördük bir süre. Yeni dönemde Nihal'in görünümünde bazı değişiklikler olacak mı?
Evet. Artık Nihal büyüyor, daha kadınsı giyinmeye, makyaj yapmaya başlıyor. Eskiden sette saçımın ve makyajımın yapılması yarım saat sürerdi. Sadece fondöten ve biraz allık sürülürdü. Şimdi far sürülüyor, bol maskara uygulanıyor ve hazırlanmam daha çok vakit alıyor.
Nihal'le aranızda ne gibi benzerlikler var?
Aslında ikimiz de aynı yaştayız ve üniversiteye hazırlık sürecini de aynı dönemde yaşadık. Bunun dışında pek benzediğimizi söyleyemem. Ben Nihal kadar hanım hanımcık değilim. Tarzımız çok farklı. Farklı renkleri denemekten, kendimde değişiklik yapmaktan hoşlanıyorum.
Daha çok gençsiniz; cildiniz ise pürüzsüz görünüyor. Onu bu şekilde korumak için neler yapıyorsunuz?
Temizliğine çok önem veriyorum. T bölgesi yağlı ama sivilce problemi yaşamadım. The Body Shop'un ürünleriyle cilt bakımı yapıyorum. Haftada bir peeling de yaparım. Gül suyunu tonik yerine kullanıyorum. Bu annemden öğrendiğim bir güzellik tüyosu. Cildi gerçekten yumuşatıyor ve canlandırıyor.
Saçınız için de bakım uyguluyor musunuz?
Saçlarım ne yazık ki kötü bir boya denemesinden sonra çok yıprandı. Kuaföre gittiğimde BC Bonacure'ün kolajen balsamı uygulanıyor. Ben de evde, Lush'ın yıpranmış saçlara özel tarçınlı bakımını kullanıyorum. Gerçekten çok iyi geliyor.
Saçlarınızda değişiklik yapmaya karşı mısınız?
Çok severim fakat şu an dizi nedeniyle yapamıyorum. Bana kalsa hemen gidip turuncuya boyatabilirim ki bu deliliği daha önce yapmışlığım var. Bir ara uçlarımı yeşile ve turuncuya boyatmıştım.
Makyaj konusunda da bu kadar cesur musunuz?
Makyajı çok seviyorum fakat sette sürekli makyaj yapıldığı için normal hayatımda sadece allık ve maskara kullanıyorum. Eskiden daha çok, simsiyah bir göz makyajı yapar ve siyah kıyafetler giyerdim. Ama artık renklerle oynamayı seviyorum. Mesela geçen gün M.A.C.'ten sarı bir far aldım. Bir de pembe pantalon...
En sevdiğiniz parfüm nedir?
O kadar çok var ki! Bir parfümeriye girdiğimde hemen yeni çıkan kokulara yönelirim. Gündüz başka, gece başka tercih ediyorum. D&G Light Blue, Diesel Unlimited Fuel For Life, Dior Midnight Poison ve The Body Shop White Musk bugünlerde kullandıklarımdan sadece birkaçı.
6 Eylül 2009 Pazar
TÜLİN ŞAHİN CİLDİ KORUMANIN YOLLARI
Manken Tülin şahin; cildimizi korumanın yollarını anlatıyor:1. Güneşten koruyun, her gün güneş koruyucu sürün evet, kış aylarında bile ;)
2. Rüzgarlı ve soğuk havalarda cildinize tam yağlı bir nemlendirici sürün.
3. Sigaradan uzak durun mümkünse içmeyin, içtirmeyin!
4. Cildinizi ayda 1 derin temizletin.
5. Sağlıklı beslenin bol bol sebze, meyve ve balık tüketin. Özellikle iyi yağları barındıran somon balığına ağırlık verin.
6. Günde 8 bardak su için.
7. Cildinizin ihtiyacına göre vitamin kullanın.
8. Her gün yüz jimnastiği yapın.
9. Yaz-Kış her zaman spor yapın.
10. Pozitif düşünün.
3. Sigaradan uzak durun mümkünse içmeyin, içtirmeyin!
4. Cildinizi ayda 1 derin temizletin.
5. Sağlıklı beslenin bol bol sebze, meyve ve balık tüketin. Özellikle iyi yağları barındıran somon balığına ağırlık verin.
6. Günde 8 bardak su için.
7. Cildinizin ihtiyacına göre vitamin kullanın.
8. Her gün yüz jimnastiği yapın.
9. Yaz-Kış her zaman spor yapın.
10. Pozitif düşünün.
tuliss.com
KOZMETİK ÜRÜNLERİN SON KULLANMA TARİHLERİ
Gıda ürünleri gibi kozmetik ürünlerinin de son kullanma tarihleri var. Ama birçok kişi bunu dikkate almıyor. Oysa yüzümüze ve vücudumuza sürdüğümüz ürün de en az yediklerimiz kadar önemli. Ancak kozmetik ürünlerinin üzerinde "son kullanma tarihi" şeklinde yazmıyor. Aslında tarih yazılı bir şekilde değil, bir işaretle belirtiliyor. 
Fotoğrafta kozmetik ürününün en altında, ağzı açılmış bir kavanoz işareti görüyorsunuz. Bu kavanoz işaretinin üzerinde genelde şöyle yazabilir: 6 M, 12 M, 36 M... Buradaki "M" kısaltması İngilizce "months" (aylar) anlamına geliyor. Yazılan ay süresi, kapağı açık olarak gösterilen ürünün, açıldıktan sonraki son kullanma tarihi. Bu yüzden bir ürünü uzun süredir kullanıyorsanız ara sıra arkadaki bu işarete bakmayı ihmal etmeyin. Ürünü ne zaman aldığınızı hatırlamaya çalışın.
Şunu da söyleyebilirim hemen, fondötenlerinizin ömrü 6 ay ile 1 yıldır. Tam bitiremediyseniz bile atın, cildinize zarar verebilir. Veya rengi değişmiştir ve makyajınızı turuncu gösterebilir. Pudraların ve allıkların ömrü 2 yıldır, farların ise 1-2 yıl. Pudra fırçalarımız sürekli yüzümüze değerek yağlandığı, tekrar pudra ve allığa nüfuz ettiği için, pudra veya allığınız da bundan etkilenip çabuk yağlanacaktır.Ve diğer ürünlerinizden daha çabuk bozulabilir.
Bu yüzden pudra ve allığınızın ömrü 6 ay gibi kısa bir süre olabilir. Çünkü fırçadaki yağlar oldukça çok mikrop barındırır. Her akşam, kullandığınız tüm fırçaları, şampuan ile ılık suda yıkayın ve bir havlunun üzerine koyarak sabaha kadar kurumalarını sağlayın. Böylece her sabah mikroplardan arınmış mis gibi kokan fırçalarınız ile makyaj yapmış olacaksınız. Ve kullandığınız ürünün ömrünü uzatmış olacaksınız.
Güneş ürünleri de her zaman bir sezonluktur. Yani yaz boyunca bu ürünleri kullanabilirsiniz. Çünkü güneş ürünleri bir sonraki yaza kadar filtre özelliğini kaybetmiş olur. Tatilden dönerken güneş yağınız bitmemişse eve taşımaya zahmet etmeden direk çöpe atabilirsiniz.
Tülin Şahin
tuliss.com

Fotoğrafta kozmetik ürününün en altında, ağzı açılmış bir kavanoz işareti görüyorsunuz. Bu kavanoz işaretinin üzerinde genelde şöyle yazabilir: 6 M, 12 M, 36 M... Buradaki "M" kısaltması İngilizce "months" (aylar) anlamına geliyor. Yazılan ay süresi, kapağı açık olarak gösterilen ürünün, açıldıktan sonraki son kullanma tarihi. Bu yüzden bir ürünü uzun süredir kullanıyorsanız ara sıra arkadaki bu işarete bakmayı ihmal etmeyin. Ürünü ne zaman aldığınızı hatırlamaya çalışın.
Şunu da söyleyebilirim hemen, fondötenlerinizin ömrü 6 ay ile 1 yıldır. Tam bitiremediyseniz bile atın, cildinize zarar verebilir. Veya rengi değişmiştir ve makyajınızı turuncu gösterebilir. Pudraların ve allıkların ömrü 2 yıldır, farların ise 1-2 yıl. Pudra fırçalarımız sürekli yüzümüze değerek yağlandığı, tekrar pudra ve allığa nüfuz ettiği için, pudra veya allığınız da bundan etkilenip çabuk yağlanacaktır.Ve diğer ürünlerinizden daha çabuk bozulabilir.
Bu yüzden pudra ve allığınızın ömrü 6 ay gibi kısa bir süre olabilir. Çünkü fırçadaki yağlar oldukça çok mikrop barındırır. Her akşam, kullandığınız tüm fırçaları, şampuan ile ılık suda yıkayın ve bir havlunun üzerine koyarak sabaha kadar kurumalarını sağlayın. Böylece her sabah mikroplardan arınmış mis gibi kokan fırçalarınız ile makyaj yapmış olacaksınız. Ve kullandığınız ürünün ömrünü uzatmış olacaksınız.
Güneş ürünleri de her zaman bir sezonluktur. Yani yaz boyunca bu ürünleri kullanabilirsiniz. Çünkü güneş ürünleri bir sonraki yaza kadar filtre özelliğini kaybetmiş olur. Tatilden dönerken güneş yağınız bitmemişse eve taşımaya zahmet etmeden direk çöpe atabilirsiniz.
Tülin Şahin
tuliss.com
bool çikolatalı pastam ve inş döndüm
Kategori: pastalar ve tatlılar
merhaba arkadaşlar aslında bloğumla ilgilenmek çok keyif verici birşeydi her seferinde yorum geldimi beğenildimi diye ki heyecan dahada güzeldi fakat yaşadığım bazı sıkıntılar bu kadar araya sebep oldu çok şükür babam çok iyi biraz daha kendine dikkat etmeli bana gelince tam 4 buçuk aylık oldum aşermelerim azaldı hala var fakat eskisi kadar yaşamımı etkilemiyor topluma karışamya başladım YANİ:)) bir tane dünyalar güzeli kızım vardı allah izin verirse şimdide bir oğluşum olcak inş allah nerde varsa hayırlısıyla kucaklarına almayı nasip etsin ALLAH işte böyle arkadaşlarım şimdi bu pastaya gelelim kızımın doğumgünü 13 hazirandı fakat biz ne o zaman nede sonra doğum günü yapamadık bu sene sağolsun oda çok büyük bir olgunluk gösterdi 5 yaşında olmasına rağmen çünkü biliyordu dedesi hasta ben ise ona bir kardeş bekliyorum inanın hazır pasta bile alamamıştık o dereceydi neyse sonra bu pastayı yaptım hamile kaldıktan bu yana yaptığım ilk şeydi bu arada kızımın geçmiiiiş yaş günü pastası oldu.
işte malzemeler
1adet hazır pandispanya
2 paket karem şanti
2 su bardağı soğuk süt
2 paket bitter çikolata
arsına koymak için çekilmiş ceviz ve fındık
yapılışı
şantileri bir güzel çırptım sonra keklerimi şekerli süt ile ıslattım arsına kremayı üerine rendelenmiş bitter çikolayı bolca tabi ve fındık ve ceviz üzerini diğer parçayı kapayıp kremeyla kaplayıp sonrada iri rendelenmiş çikoltaları koydum pratik biliyorum ama güzel..
5 Eylül 2009 Cumartesi
pastalar:
kedi dili pasta

bu pastayı kızımın canı öğretmeni nevriye hanımda yemiştim vee bayıldımm.tarifini hemen istedim ve denedimm..çokk güzel olduu...şimdi de sizlerle paylaşmak istiyorum bu tarifi..
malzeme:
- 1,5 paket kedi dili bisküvisi
- süt
- krem şanti
- çikolata sosu
- şeker
keraması:
- yarım litre(2,5 su bardağı)süt
- 3 yemek kaşığı un
- 2 kahve fincanı şeker
- vanilya
yapılışı:
- krema için verilen malzeme muhallebi gibi pişirilir.
- soğuyunca içine 1 paket krem şanti ve 1 su bardağı süt ilave edilerek çırpılır.
- kare borcam tepsiye 16 tane kedi dili bisküvileri sütte ıslatılarak dizilir.
- üzerine kremanın yarısı dökülür.
- üzerine geriye kalan kedi dili bisküvileri de ıslatılarak dizilir.
- kalan krema ile üzeri kaplanır.
- üzerine steç film kapatılarak buzdolabına kaldırılır.
- biraz kendini çekinde hazır çikolata sosu yapılıp üzerine dökülür.
- bir gece dolapta bekledikten sonra afiyetle yenir....
afiyetler olsun...
pastalar:
ağlayan kek

ben bu keke bayılıyorumm..hem çok hafif oluyor hem de çok basitt.bu kekin adını ilk duyduğumda "allah allah keke ağlar mı"diye saçma sapan bişi demiştim.ama yediğimde hayran kaldımm..bazen aile içi doğumgünlerinde hemen yaparım.lafı fazla uzattın hadi tarif diyenleri duyar gibiyim.buyrun tariff...

ben bu keke bayılıyorumm..hem çok hafif oluyor hem de çok basitt.bu kekin adını ilk duyduğumda "allah allah keke ağlar mı"diye saçma sapan bişi demiştim.ama yediğimde hayran kaldımm..bazen aile içi doğumgünlerinde hemen yaparım.lafı fazla uzattın hadi tarif diyenleri duyar gibiyim.buyrun tariff...
malzeme:
kek malzemesi:
- 4 yumurta
- 3 türk kahve fincanı şeker
- 3 türk kahve fincanı un
- 2 kaşık süt
- 1 paket kabartma tozu
- 1,5 yemek kaşığı kakao
üzeri için:
- 2 su bardağı soğuk süt
- 1 paket krem şanti
- 1 paket çikolata sosu
yapılışı:
- yumurta ve şeker iyice çırpılır.
- içine süt ve kakao katılıp iyice çırpılır.
- ardından unu ve kabartma tozu katılıp bir güzel karıştırılır.
- 175 derecelik fırında 35 dakika pişirilir.
- fırında çıkınca sıcak sıcak üzerine 2 bardak soğuk süt dökülür.
- daha önceden hazırlayıp buzdolabına kaldırdığımız krem şanti üzerine sürülüp 1-2 saat dolapta bekletilir.
- üzerine çikolata sosu dökülüp 1 gece buzdolabında beklettikten sonra servis yapılır.
afiyet olsun..
4 Eylül 2009 Cuma
Bugün Benim Doğum Günüm!!
Bugün Benim Doğum Günümmm...
Hepinizi çok Özledim.Haftaya kursum bitiyor.
Yeniden sizlerle olabileceğim.
Ayakkabı ve Ceket H&M -12.90 euro - 20 euro (yeni)
Çanta Pimkie -14 euro (yeni)
Pantolon LTB
Tshirt Tommy Hilgifer
3 Eylül 2009 Perşembe
Son derece etkili 50 aşk tüyosu!
| Her şeyin bir yolu var! |
1. Onu birileriyle tanıştırırken, gurur duyduğu bir yeteneğini veya ilgi alanını öne çıkarın.
2. Sevdiğiniz keyifli kaçamakları yapabileceğiniz bir özel gün yaratın.
3. Her zaman kullandığınız vücut parfümünüzü daha oryantal esintilere sahip misk, amber, gardenya içerikli bir vücut parfümü ile değiştirin.
4. Size sarılarak yatmasını beklemek yerine siz ona sarılın.
5. Keyifsiz olduğunu hissettiğinizde, ona en sevdiği atıştırmalıkları hazırlayın. Bu davranışınız hem ona ilginizi gösterecek, hem de ihtiyaç duyacağı ortamı sağlayacaktır.
6. Masaj yapın. Bu sinir uçlarını rahatlatacak ve keyifle kendinden geçmesini sağlayacaktır.
GÖMLEK İYİ BİR HEDİYE
7. Onun tarzına müdahale gibi görünecek bir hediye olan gömlek yerine, ilgi alanına yönelik daha erkeksi objeler alarak onu şaşırtın.
8. Seçtiği şaraba iltifat edin. Zevkini övmeniz hoşuna gidecektir.
9. En sevdiği beş filmi DVD arşivinize ekleyin.
.jpg)
10. Sevgilinizin kullandığı ürünlerin deneme boylarından alın.
11. Sıradan bir sarılmaya, "Çok güzel kokuyorsun" diyerek fark katın.
12. Sıcak bir yaz gününde buz gibi biranın keyfini göz ardı etmeyin.
13. Buharlanmış banyo aynasına, "Duygularımı ısıtıp beni buharlaştırıyorsun" gibi komik bir mesaj yazın.
14. İşte önemli bir sunum ya da proje bitirdiği günün akşamı onun için bir kutlama yemeği hazırlayın.
15. Birlikte sıradan bir gün geçirdiğinizde, evde video oyunları oynarken veya öylesine takılırken, üzerinizde tişörtünüz ve çamaşırlarınızla olmaktan çekinmeyin.
16. Arkadaşlarınızın olduğu ortamda onunla buluştuğunuzda, kimseye hissettirmeden poposuna küçük bir şaplak atın. Arkadaşları görmeyecektir ama bu mesaj onu görmekten ne kadar mutlu olduğunuzu ona hissettirecektir.
17. Kendinize bir bardak kahve alırken, bir bardak da ona hazırlayın.
18. En sevdiği video oyununun bir üst versiyonunu alın.
19. Başını okşayın, parmak uçlarınız yavaşça boynundan yukarı doğru çıkarken başını avucunuzun içine alın. Genelde unutulan bu bölgeyi uyarmak tek kelimeyle muhteşem bir his uyandıracaktır.
20. Şipşak fotoğraf çeken kulübelerden birinde, buzdolabının üzerine koyması için komik, cüzdanı için de seksi fotoğraf çektirin.
21. İşteki e-posta adresine bir kart gönderin; ister duygusal bir not, ister komik bir mesaj yazın. İnternet ifadeleri işe yarayacaktır.
22. Stresli olduğunu hissettiğiniz zaman doğaya kaçış planları yapın.
23. Mutfak dolabınızda onun da sevdiği atıştırmalıklara yer açın.
24. Domates yetiştirmek, lamba tamir etmek, dart atmak gibi ondan öğrendiğiniz bir meziyeti her fırsatta öne çıkarın ve sevgilinizi övün.
25. Köpeğine hediye alarak, onu ne kadar önemsediğinizi hissettirin.
BİLGİSAYARINA SÜRPİZ
26. Eğer erkek arkadaşınız ile aynı bilgisayarı paylaşıyorsanız, arada karşısına sürpriz bir mesaj çıkması için bilgisayarı ayarlayın.
27. Hediye olarak bir boxer alın ve içine "Bu akşam bunu çok uzun süre giyemeyeceksin" gibi esprili bir mesaj yerleştirin.
28. Tuttuğu takımın önemli bir kupayı aldığı maçın DVD'sini alın.
29. Üst bacağınızın iç bölümüne, kalp içinde adı yazan dövme yaptırın.
30. Bir yerde tam yanınıza oturacağı sırada, ona doğru iyice sokulun.
31. Bir partide veya gece kulübündeyken sizi kurtarmasını istediğinizi ona anlatacak gizli mesaj yaratın.
32. Bir tatilde içmiş olduğunuz özel bir kokteyli, yine özel bir fırsat yaratıp hazırlayın. Kadehleri tokuşturun ve anıları tazeleyin.
33. En sevdiği eski tişörtlerinden birini giyin ve ona şirinlikler yapın.
34. İster koltukta film izlerken, ister bahçede otururken onunla flört edin, baştan çıkaracak oyunlar yapın.
35. Eğer sesiniz güzelse, bir karaoke barda en sevdiği şarkılarla ona sürpriz yapabilirsiniz.
36.Üzerinde tuttuğu takımın logosu olan çamaşırlar giyin
37. Lüks bir tatil programının internet adresini, "Zengin ve ünlü olduğumuz zaman yapacağımız tatillerin listesinin başına burayı koyuyorum" gibi esprili bir mesajla yollayın.
38. 'Öpüştüğümüz mekanlar', 'sıkıcı insanlar', 'kızartması yapılabilecek yiyecekler' gibi konularda kendi listelerinizi hazırlayın.
.jpg)
39. Güneşten ıstakoza döndüğünde aloe veralı bir losyon ile acısını azaltıp onu biraz şımartmaya çalışın.
40. Birlikte televizyon seyrederken sırtını kaşıyın, saçlarını okşayın.
41. Bir sonraki hediyesini, onun neyi sevdiğini bildiğinizi gösterecek başka bir şeyin ambalajını yeniden değerlendirerek paketleyin.
42. Birlikte mezuniyet resimlerinize bakıp kahkahalar atın.
43. Eğer bir akşam programını siz organize ettiyseniz, gün içerisinde ona çeşitli resimli mesajlar göndererek program hakkında ipuçları verin, hazırlandığınızı ona hissettirin.
44. Patronu veya ofisten iş arkadaşı bir kadın için hediye alma stresine girdiyse, yardım teklif edin.
45. Arkadaşlarınızla dışarıya çıktığınızda, kulağına fısıldayarak bir şeyler söyleyin. Bu özel konuşma, ona ikiniz arasında olabilecek başka özel şeyleri de düşündürecektir.
ONA ÖZEL SOSLAR ALIN
46. Okuduğunuz sıradan bir kitaptan seveceği bir pasajı yüksek sesle okumaya başlayın.
47. Çocukken yaptığı küçük kaçamakları canlandırın. Güzel bir yaz akşamında arka bahçenizde çadır kurun veya uyku tulumlarınızı alın ve yıldızların altında uyumaya gidin.
48. Seyahate gidiyorsa, çaktırmadan el çantasına en sevdiği atıştırmalıklardan koyun.
49. Eğer sevgiliniz, mangal yapmayı seviyorsa kullanması için özel soslar alın. Barbekü sosunu kendisi hazırlamak istiyorsa o zaman farklı malzemeler de alabilirsiniz.
50. En azından ayda bir günbatımının keyfini süreceğiniz bir program yapın. Birlikte günbatımı seyretmek her zaman seksi ve kişileri birbirine yaklaştıran bir aktivitedir.
2 Eylül 2009 Çarşamba
Azar Karadaş, Bir CM efsanesi daha TSL'de

Benim Azar ile tanışmam CM 01/02 serisiyle olmuştu. DC/SC gibi fantastik bir mevkiye sahipti. Sonraki serilerde kah stoper kah forvet, bazen çifte vatandaş bazen sadece Norveçli.. CMide umut vaadeden bir adam olduğunda takımımızın yedek klübesini güçlendirmek içi transfer ettiğimiz adamlardanı.
Ardında uzunca bir süre adı Beşiktaş'la anıldı ha geldi ha gelecek derken Ailton transferi sonucu bu transfer dedikodusu da kapandı. Hatta bu transfer dedikodusu sırasında Beşiktaş taraftarları Azar'ın kendi sitesindeki foruma çok ağır eleştirilerde bulundu. Eleştiriler coğu zaman sportif ama bazen de çok ağır siyasi ithamlar şeklindeydi.
Azar 09/10 sezonu için yaz transfer döneminin son saatlerinde Kasımpaşaspor ile 3 yıllık sözleşme imzaladı. Geçen sene Aghahowa ile başlayan cocukluğumuzun CM efsaneleri serisi bu dönem için Azar ile son buldu.
Azar 1981 doğumlu bir oyuncu, artık genç bir yetenek değil. Boş çıkan CM efsaneleri için iyi bir örnek. Dönem dönem parlama şansı yakaladıysa da hiçbir yerde dikiş tutturamadı.
1.89 boyu 86 kiosuyla TSL standartlarını zorlayacak bir oyuncu olacaktır.
Azar Karadaş'ın oynadığı takımlar ve gol karnesi ise şöyle:
HİNDİSTAN CEVİZLİ BEZELER
Sevgili Gül'ün sitesinden almıştım bu tarifi.İnanırmısınız her iki günde bir yapar oldum.Hem yapımı çok pratik hem yemesi çok zevkli.Efe bayıldı bu kurabiyelere.İçi alabildigince hindistan cevizi dolu görüntüdende anlayacagınız gibi.Eger hala denemeyen varsa aranızda mutlaka ama mutlaka deneyin derim.
Malzemeler:
- 2 adet yumurta akı
- 1/2 su bardagı toz şeker
- bir tutam tuz
- 1 su bardagı hindistan cevizi
- 2 yemek kaşıgı limon suyu
Afiyet olsun.
1 Eylül 2009 Salı
tığ işi bebek tulumu
yeni bir örgü modeliyle herkese merhaba.sonbahar geldi artık örgü sezonuda açıldı birçok blogcu arkadaş gibi bende biraz örgülere ara vermiştim şimdi yeni bir örgü modeliyle blogumu yeniliyorum.basit tığ işi bebek tulumu modeli.tulum önce normal üstten başlanan yelek olarak örülüyor bacak kısımları için yarı yarıya ayrılarak örülerek tulum modelini verdim oldukça kolay bir tulum bu. resimleri
Destur Demeden

Denizlispor yönetimi, Erhan Altın’ın işine son vermiş. 4. hafta itibariyle 1 maç eksiği olan Denizlispor’un oynadığı takımlar: Fenerbahçe, Galatasaray, Kayserispor.
Kayserispor karşısında alınan 3-0’lık yenilgi taraftar ve yönetimin hoşuna gitmemiştir, ancak kendisine rakip göremeyeceği FB ve GS mağlubiyetleri, belki de TSL’deki hiçbir takımın önüne geçemeyeceği durumlar. Bu yüzden daha ilk hafta sonunda tek mağlubiyet ile takımdan uzaklaştırılmış bir teknik direktör kıvamında Erhan Altın.
Belki şu ana kadar çok büyük referansları yok, ancak geçen sene ilk yarı dökülen Kocaelispor’a ikinci yarıda bir umut aşılamayı başarmış olan bir Erhan Altın’a sezon başında güvenilip takımın emanet edilmesi, ve daha 4. maç oynanmamışken görevinden alınması tamamen yönetimin beceriksizliği ve özgüvensizliği. Türkiye'de alışık olunmayan bir durum değil.
Tahmin edilen gibi oldu. Aferin Denizlispor yönetimi!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


