22 Şubat 2010 Pazartesi

Hervé Léger Fall 2010 RTW

Image and video hosting by TinyPic
Hervé Léger yeni formlarına kavuşmuş.Bu haliyle bir çok bayanın beğenisini topladı.
Bantların klasikliğinden sıkılan Hervé elbiselerine sportif bir görünüm kazandırdı.
Bantların düğüm şeklindeki kumaşlarla birleştirilmiş.Sanki yırtılmış ve yama yapılmış gibi oluşan bu formları kendi yaratıcıları şöyle açıklamış:
"Demişmek zorundasınız.Bizde bunu yaptık ama çıkan koleksiyon hoşumuza gitti."

Benimde Hervé'nin bu yeni koleksiyonu hoşuma gitti.Backstage ve ayrıntılarla oluşan fotoğraflarını inceleyin.Hepsinde ayrı bir tasarım harikası bulacaksınız.
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic
Hakan Yıldırım'ın koleksiyonlarındaki etek formları Hervé Léger'e benzetilmişti.
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic
pc.party photos

Yorgunluğun nedenleri

Yorgunluğun nedenleriİşte size yorgunlugun-7-nedeni! haber detayımıza bir göz atınız.

Uzmanlar, sağlıklı yaşadığı halde kendini yorgun hissedenlerin mutlaka check-up'tan geçmesini tavsiye ederek, "Yorgunluğunuzun sebebi yoğun iş temposu değilse bir sağlık sorununuz olabilir" diye söylüyor.

Sürekli yorgunluğa sebep olan 7 etken şöyle:



Kansızlık: Üretkenlik çağınızda iseniz ve özellikle adet dönemleriniz uzun sürüyorsa, miyomlarınız varsa ya da yakın zaman önce doğum yaptıysanız, bunlara bağlı kan kaybı nedeniyle kadınlarda yorgunluğun birinci nedeni olan anemi gelişmiş olabilir. Kanamalar sonucunda kanda oksijeni taşıyan alyuvarlardaki demirden zengin bir protein olan hemoglobin miktarı azalır. Dokular ve organlar yeterince oksijen almayınca bunun sonucu yorgunluktur. Kansızlığın diğer nedenleri iç kanama veya demir, folik asit ya da vitamin B12 eksikliği olabilir. Böbrek hastalığı gibi kronik hastalıklar da kansızlığa neden olabilir. Baş dönmesi, solukluk, üşüme hissi, kalp atımında hızlanma kansızlığın diğer belirtileridir. Kansızlığın tanısı için doktorunuz bir kan testi isteyecektir. Eğer sebep demir eksikliği ise demir takviyesi gibi kansızlığın nedenine yönelik tedavi uygulanır. Etkili tedaviyle yorgunluk, en geç 30 günde geçecektir.

Troid bezinin yavaş çalışması: Genel olarak enerji düzeyiniz hep düşükse, kendinizi tükenmiş ve hatta biraz depresyonda gibi hissediyorsanız bunların sebebi yavaş çalışan tiroid bezi olabilir. Tiroid bezi vücudun enerji metabolizmasını kontrol eder. Kadınlarda sanıldığından çok daha yaygın olan tiroid bozukluğu T3 ve T4 gibi tiroid hormonlarının düzeyinin saptanmasıyla teşhis edilebilir. Bu hormonlar düşükse dışarıdan hormon takviyesi yapıldığında yorgunluk şikayetiniz kısa zamanda geçecektir.

İdrar yolu enfeksiyonu: Kadınların çoğunda idrar yolu enfeksiyonu yanma veya sık idrara gitme ihtiyacı gibi belirtilerle birlikte ise de bazı hastalarda hiçbir belirti olmayabilir ya da belirtiler hafif olduğundan fark edilmeyebilir. Sürekli yorgunluk da bu gibi idrar yolu enfeksiyonlarının tek belirtisi olabilir. Cinsel birleşme bakterileri idrar yolunun ağzından vajinaya doğru ittiğinden bu riski artırabilir. Bir idrar tahliliyle teşhis konulabilir. Genellikle ağızdan alınan bir antibiyotikle tedavi hızlı ve kolay sonuç verir. Yorgunluk da birkaç gün içinde kaybolur. Bir süre sonra yorgunluk veya başka belirtiler tekrarlarsa tekrar idrar testi yaptırın çünkü bazı kadınlarda idrar yolu enfeksiyonları kroniktir.

Fazla kafein alımı: Hızlı bir enerji desteği için çoğumuz kahve ya da kola içeriz ama bazı kadınlarda kafeinin fazlası ters bir etki yapabilir. Bir uyarıcı olan kafein, fazla miktarda alındığında yorgunluğa neden oluyor. Bu nedenle kafein alımının daha da artırılması sorunun kötüleşmesinden başka işe yaramıyor. Çözüm; yaşantınızdan kafeini mümkün olduğu kadar çıkarın. Bu, sadece kahvenin değil çikolata, çay, kola ve kafein içeren bazı ilaçların da kesilmesi anlamına geliyor.

Besin intoleransı: Besinlerin bize enerji verdiği kabul edilir ama bazı doktorlar gizli besin intoleranslarının bunun tersine yol açtığına inanıyor. Hafif bir besin intoleransı bile uykunuzun gelmesine yol açabilir. Tolere edemediğiniz yani yendiğinde size, sizin bu besine bağlamadığınız ve ondan olduğunu düşünmediğiniz rahatsızlıklar verebilen bazı besinler olabilir. Bu besinlerin farkında olmadan sürekli yenilmesi, kendinizi sürekli yorgun ve tükenmiş hissetmenize neden olabilir. Eğer belirli besinleri
yedikten sonra 10-30 dakika içinde uykunuz geliyor, kendinizi kötü hissediyorsanız şüphelendiğiniz besinleri beslenmenizden çıkarın. Böyle bir şüpheniz varsa doktorunuzla konuşun.

Uyku apnesi: Yeterli uyku uyumuyorsanız bu bir yorgunluk sebebi olabilir. Ama ya yeterli uyku uyuyup da aslında uykunuzu almadığınızı bilmiyorsanız? Uyku apnesi olarak bilinen durumda siz uykuda iken genellikle her gece birçok kez nefes almanız durmaktadır. Sonuç, gece kaç saat uyursanız uyuyun bütün gün yorgun olmanızdır. Uyku apnesi konusunda uzmanlaşmış bir doktorun yardımıyla uyku laboratuvarında bu hastalığa tanı konulması mümkündür. Uyku apneniz varsa doktorunuz kilo verme ve sigarayı bırakma gibi
yaşam tarzı değişimleri önerecektir. Siz uyurken hava yollarını açık tutan cihazlar veya nefesle tetiklenen basınçlı hava cihazları kullanılabilir. Aşırı olgularda, yeterli hava akımının sağlanması için ameliyat gerekebilir.

Tanı konmamış kalp hastalığı: Elektrikli süpürgeyle evi temizlemek, bahçe işleri veya olağan günlük işlerinizi yapmak gibi sıradan işler sizi yoruyorsa, kalbiniz SOS sinyali gönderiyor olabilir. Eğer bu basit hareketlerle gelen yorgunluk hissi hele birdenbire ve sebepsiz yere ortaya çıktıysa ciddi durumların habercisi olabilir, beklemeden doktorunuza danışmalısınız.

Aşk bir hastalık mıdır?

 Aşk bir hastalık mıdır?Aşk hayatımızı yeniden irdelememizde çok yararlı bir rol oynadığını belirtiliyor.

Amerikan Hastanesi Uyku Bozuklukları Kliniği Şefi Dr. Sabri Derman, romantik aşkın bir hastalık olmadığını; yakın çevremizle ilgili farkındalıklarımızın keskinleşmesinde, sosyal farkındalığımızın artmasında, varlığı ve yokluğu ruhumuzun balansını en derinden bozan öğe olan aşk hayatımızı yeniden irdelememizde çok yararlı bir rol oynadığını söylüyor.



Nasıl evlilik yıl dönümleri beraber geçmiş ve geçmemiş günlerinizi yeniden değerlendirilmesine, yılbaşları daha çok iş ve sosyal yaşamımızın gözden geçirilmesine, doğum günleri yaptıklarımızla yapacaklarımız hakkındaki perspektif ayarlamalarına vesile oluyorlarsa aşıklar günü de, sevdiklerimizi ve sevemediklerimizi düşünmemize yol açıyor. Psikolojik anlamda bu özelleştirilmiş günler, bizim kendimiz ve yakın çevremizle ilgili farkındalıklarımızın keskinleşmesinde, sosyal farkındalığımızın artmasında, çiçek, çikolata, yemek, tiyatro, mum, hafif müzik, tütsü, kırmızı iç çamaşırı gibi rutinlere ilaveten, varlığı ve yokluğu ruhumuzun balansını en derinden bozan öğe olan aşk hayatımızı yeniden irdelememizde çok yararlı bir rol oynuyor.

Son yıllarda dinamik görüntüleme tekniklerinin yardımıyla sadece beyin yapılarının değil, işlevlerinin de renkli resimler ve kliplerle belirlenebilmesi, iki kulağımızın arasındaki 1.350 gramlık et parçasının fiziksel olduğu kadar duygusal alanda da ne denli olağanüstü karmaşık bir yapıda olduğunu bir kere daha ortaya koyuyor.

"Aşka dair" konularda sürpriz sayılacak gelişmelerden bazıları, kadın beyninin gerçekten daha küçük olmakla beraber en az erkek beyni kadar mükemmel olduğunun bunu da gramajdan kaybettiğini "verimli çalışmayla" dengelediğinin gösterilmesi, anatomik yapı olarak, sinir hücresi yoğunlukları, sinirler arası kimyasal ileticilerin cins ve miktarlarındaki dağılım farklılıkları ve nihayet bilgiyi alma, işleme, depolama ve geri-çağırma konularındaki işlevsel farklılıklar gösterilebilir. Kadınlarla erkeklerin beyni hem yapısal hem işlevsel olarak farklılıklar gösteriyorlar çünkü bazı farklar onların biyolojik olarak üstlendikleri görevleri daha iyi yerine getirmelerini sağlıyor.

İnsanların aşık olacakları ve/veya eş seçecekleri insan hakkında beyinlerinde taşıdıkları şablonların 2 ile 8 yaşlar arasında oluştuğu düşünülüyor. Bu özellikler sadece yakınlarında olan anne, baba, kardeş, bakıcı, akraba, öğretmen, arkadaşlar tarafından değil, sinema, TV, dergi vb kaynaklarda rastladıkları ve etkilendikleri sanal kişilerle de belirleniyor. Beynin derinliklerinde birçok farklı alanda depolanan bu sevgili/eş resmine uygun bir kişiye rastlayınca, şimdi beyinde romantik aşk dediğimiz bir "kimyasal heyelan" ortaya çıkıyor. Basit bir tetiklenme değil bu! İlk etkileri saniyeler, dakikalar içinde (yıldırım aşkı), daha karmaşık etkileri günler, haftalar içinde beliriyor ve beynimizde – zorlama bir ayırım yaparsak bir çok farklı duygusal ve bedensel olayı harekete geçiriyor. Bunların en önemlileri, otonomik sistemimizi canlandıran dopamin ve noradrenalin salgılarının artması.

Testosteron hormonunun artmasıyla artan seks dürtüsünün aksine bunlar, bedensel ve duygusal bir ödüle ulaşma konusunda beynin ve vücudun hedefe kilitlenmesini ve ona ulaşmak için biyolojik anlamda "gaza basmasını" sağlıyor. Kalp atışları hızlanıyor, ateş basmaları, terlemeler oluyor, iştah azalıyor, sevgili dışında her şey ve herkes giderek önem ve açıklık kazanıyor. Konsantrasyon saplantıya varacak düzeylere çıkıyor, uyku kaçıyor, aşık olunan dünyanın en akıllı, güzel, sevimli, iyi huylu bulunmaz hazinesi haline getirilirken bütün olumsuz özellikler beyin tarafından filtreleniyor, çarpıtılıyor ve bastırılıyor. Bu süreç içinde aşık olunana ulaşamama, sadece ulaşma dürtülerini daha da arttırmaya, yanmaya tutuşmaya sebep oluyor.

Tahmin edileceği gibi, biyolojik bir sistemin yemeden içmeden uyumadan kısıp metabolizmasını ve beyin faaliyetlerini tek bir kişide yoğunlaştırması uzun süreli olamaz. Bu noktada iki olasılık var: Birincisi sevgiliye ulaşmak, birlikte olmak, birlikteliği sürdürmek ve bunun sonucu "motorun turunu düşürmek" ikincisi, ilgiyi hastalıklı bir saplantı haline getirmek, yıkıcı ve zarar verici fikirleri giderek arttırmak ve sonunda sevgiliye ve kişiye zarar verecek akıl hastalığı düzeyine vardırmak. Cinayetler, intiharlar, yakmalar, yıkmalar bu aşama ortaya çıkan çaresizliklerin olumlu yoldan çözümlenememesi halidir. Eğer sevgiliye ulaşılırsa beyinde farklı hormonlar, oksitosin ve vazopressin gibi kimyasallar, çiftin "aşkın ateşinden" çıkıp, zamanla "oda ısısında" bir sevgiye, güvene ulaşmalarına karşılıklı saygı ve bağlılığa ulaşmış bir çift olarak çok uzun yıllar beraber olmalarını sağlıyor. Bütün bu anlattıklarım hem insanlardaki laboratuar testleriyle, hem de hayvanlar aleminde yaşayan bazı tek eşli hayvanlarda yapılan deneysel yöntemlerle ortaya konmuş bulunuyor.

Eğer sevgiliye ulaşılırsa beyinde farklı hormonlar, oksitosin ve vazopressin gibi kimyasallar, çiftin "aşkın ateşinden" çıkıp, zamanla "oda ısısında" bir sevgiye, güvene ulaşmalarına karşılıklı saygı ve bağlılığa ulaşmış bir çift olarak çok uzun yıllar beraber olmalarını sağlıyor. Bütün bu anlattıklarım hem insanlardaki laboratuar testleriyle, hem de hayvanlar aleminde yaşayan bazı tek eşli hayvanlarda yapılan deneysel yöntemlerle ortaya konmuş bulunuyor.

Aşk konusundaki anlaşılmazlığın temelinde, sanırım, kavram kargaşası yatıyor. Seks, şehvet, arzulama, üreme dürtüsü, sosyal statü aracı olarak seks alma ve verme, toplumsal baskınlık için elde etme, elde tutma ve elden çıkartma gibi çok farklı duygusal durumlar için "aşk" kelimesi kullanılıyor. Cuma akşamından Pazartesi sabahına "aşklar" yaşanıyor, yenisi bulunana kadar seviyeli beraberliklere giriliyor, ve bunların hiçbirisi "romantik aşkı" tarif etmiyor

Aşkın biyolojik önemi ve temel işlevi, evrim süreci içinde ortaya çıkan ve bizi akıllı maymunların çok ötesinde yaratıklar haline dönüştüren beyin gelişmesi ile ilgili. Bence romantik aşk olmasaydı insan neslinin sürmesi mümkün olmazdı. Bizi nesli tükenmiş maymunsu/insansı diğer primatlarda ayıran en kritik evrimsel sıçrama, üreme yaşına gelmiş insanlar arasında ortaya çıkan "mucizevi" aşk duygusu ve bağlılığıdır.

Atalarımızın dört ayaktan vazgeçip ayağa kalkmasının bedeli olarak doğum kanalının küçülüp uzamasına yol açan sürecin, bir yandan beynin büyüyüp özelleşmesine olanak sağlarken, tam gelişmiş büyüklükte bir beyni olan çocuğun normal yoldan doğumunun olanaksız hale gelmesi, nesil tüketecek bir sorun yarattı: Yüzbinlerce yıl öncesinin mağara koşullarında aylarca gebe, sonra aylarca-yıllarca aciz bir bebek bakmakla yükümlü olan bir annenin, kendisini ve yavrusunu koruyup besleyecek bir "partner" bulmaya ve elde tutmaya ihtiyacı var!

Bu ikilinin, bizim şimdiki babalık kavramı ve bilgilerinin olmadığı bir çağda, seks, şehvet, sosyal üstünlük kanıtlama gibi katma getirileri olmadan birbirine ve yeni doğan bebeğe yıllarca (yaklaşık 3 yıl kadar) "karşılıksız" bakmaları ancak son derece güçlü ve özverili bir duygusal ilişkiyle olur. Bu ilişkiyi yönlendiren duygular ve bunları yöneten fizyolojik sistemler, tıpkı gebelik, doğum, ergenlik, menopoz gibi doğal yaşamın doğal süreçlerinden biri olan aşktır. Ne hastalıktır, ne anormallik. Her insanda biraz farklı ortaya çıkan ve gelişen bir insanlık halidir. Son 8-10 senede evrimsel gerekliliğinden uzaklaşıp daha çok duygu zenginlikleriyle bezenmiş olsa da, aşk yaşanabilecek en karmaşık ve iz bırakan duygu durumlarından birisidir.

Üstelik bu haliyle aşk, üreme fizyolojisinin ve neslin sürdürülme dürtülerinin çok üstünde farklı bir düzeye çıkmıştır ön beynimizin gelişmesi sayesinde. Üstelik duygu ağırlığı üstün bu tutkular, sevenler arasındaki cinsiyet, yaş, sosyal statü, ırk, din gibi farklılıkların da üstesinden gelebilecek bir güce ulaşmıştır. Montaigne'nin dediği gibi "Her insanda insanlığın her hali vardır", bu nedenle de insan sayısı kadar çeşitli aşk vardır, her aşk eşsizdir, kendi içinde her biri güzel ve saygıdeğerdir. Marifet yargıcı olmadan bu duyguyu dürüstçe ve alabildiğine yaşamak, değerini bilmek ve anısına saygı gösterebilmektir.

Güzel göğüsler için ne yapmalı

Güzel göğüsler için ne yapmalıGöğüslerinizin kusursuz ve güzel görünmesi için birkaç egzersize ne dersiniz

Göğüslerinizin kusursuz görünmesi için birkaç egzersize ne dersiniz ?
Soru: Göğüslerimi daha büyük göstermemin bir yolu var mı? Bir ürün istemiyorum, hiçbir şey satın almadan evde kendi başıma uygulayabileceğim bir şey istiyorum. Lütfen yardımcı olun :) Teşekkürler . :) Lara.


Cevap: Bütün kadınlar iyi görünüşlü göğüslere sahip olmak ister. Fakat sorunu cevaplamadan önce, sana küçük bir anatomi dersi vereyim. Göğüsleriniz aslında yağ dokusundan veya adi poz dokudan oluşmaktadır o yüzden göğüslerinizin büyüklüğü genetiğiniz, ağırlığınız, sağlığınız, yaşınız gibi adlandırılan faktörlerle orada ne kadar yağ depoladığınıza bağlıdır. Göğüslerinizin altında doğrudan doğruya uzan kaslara “pektoral” adı verilir. Kısmen göğüslerinizin yumuşaklığından sorumludur.

Sorunuzun cevabı: hayır, göğüslerinizin büyüklüğü için hiç bir şey yapamazsınız. ( kısaca kilo almak veya estetik yapmak dışında). Fakat, pektoral kaslarınızı, a.k.a göğüs kaslarınızı çalıştırarak daha büyük, daha sıkı ve şekilli görünmesini sağlayabilirsiniz.

Fakat iyi haber, sutyenin içine 20 dolarlık bir fatura sokabilirsin.—göğüslerini daha iyi göstermenize yardımcı olacak mucizevi bir ürün, krem yada alet yok. Bir kuruş harcamadan evde yapabileceğiniz üç egzersizi tavsiye ediyorum, 6 veya 8 haftada daha sıkı ve büyük göğüslere sahip olacaksınız. Haftada iki veya üç kere her hareket setlerinde 1-3, 8-15 hareketleri yapın ve sonuçları göreceğinize garanti veriyorum. İyi eğlenceler…

1-Değiştirilmiş İteleme

A:Yüz üstü yatın, dizlerinizi bükün, bağdaş kurun; ayak bileklerinizi kesiştirin. Dirseklerinizi bükün ve omurgalarınızın önünde avuçlarınızı zemine koyun. Avuçlarınız ve dizlerinizden denge sağlayarak kollarınızı güçlendirin ve vücudunuzu kaldırın. Alnınızı zemine bakar şekilde çenenizi göğüslerinize doğru birkaç santim eğin. Abdominalinizi sıkılaştırın.

B: Dirseklerinizi bükün ve tüm vücudunuzla eğin, göğüslerinizi zemine değdirmek yerine sadece üst kollarınız zemine paralel olana kadar eğilin. Şınav çekin. Hareketin sonunda dirseklerinizi kenetlemeyin ve bu korkunç şeyi yapmayın “baş reveransı”. Vücudunuzun her hangi bir bölümünü hareket ettirmeden yere doğru başınızı eğin.

2. Çorba Çanağı Hareketi

A: Ayaklarınızı zemine düz ve her iki ellinizde de çorba kasesi veya dambıl olacak şekilde sırt üstü uzanın. Kollarınız doğrudan doğruya omuzlarınızın üzerindeyken ve avuçlarınız dışa dönük bakarken çorba kasesini yukarıya doğru itin. Karnınızı içeriye çekin fakat sırtınızı yere yapıştırmayın, aynı zamanda da yukarıya doğru kabartmayın. Çenenizi göğsünüze doğru eğin.

B: Dirsekleriniz hafifçe zemine değene kadar çorba kasesini aşağıya ve biraz yana doğru alçaltın. Ağırlıkları bırakın, dirseklerinizin kenetlenmemesine dikkat edin veya kürek kemiğinizi zeminden kalkmasına izin vermeyin.
Not: ( eşit ağırlıkta çorba kaselerini kullanın, bunlar çok hafif olduğunda, iki pines ol şişesini bakliyat veya çakıl taşı ile doldurabilirsiniz.)

3-Eğik Uçuş

A) Başınızı, ensenizi ve üst sırtınızı birkaç büyük yastıkla destekleyerek zemine uzanın. Her iki elinizle de çorba kasesi veya dam bul tutun ve avuçlarınız birbirine bakar pozisyonda, ağırlıkları doğrudan doğruya göğsünüze bastırın. Belkemiğiniz ile boynunuzu hizaya getirmek için çenenizi göğsünüze doğru eğin; sırtınızı eğmeden ve düzleştirmeden doğal pozisyonunuzu koruyun.

B) Her iki yanınızda dirsekleriniz aşağıya doğru inerken kollarınızın mesafesini açın, dirsekleriniz hafifçe yere değene kadar ağırlıkları alçaltın. Dirsekleriniz bükükken, ağırlığı kaldırın, göğsünüzün üstünde bir fıçının olduğunu ve bu fıçının etrafını sarmak için kollarınızı çok açmak zorunda olduğunuzu düşünün

Makyaj'da renk uyumu nasıl olmalı

Makyaj'da renk uyumu nasıl olmalıSiz bayanlar makyaj yaparken renk uyumuna dikkat ediyormusunuz işte size makyaj renk uyumun'da küçük ama etkili sırlar

Makyaj'da da bir sanatta olduğu gibi chiaroscuro olarak adlandırılan ışık ve gölge tekniğinin iki basit kuralını bilmek gerekiyor. Açık renkler ışık verir ve hacim kazandırır, koyu renkler gölge yapar ve hacmi küçültür.



Chiaroscuro ışık ve gölge tekniğini yüz makyajı uyguladığımızda, açık renkler, yüzümüzdeki dar alanları geniş göstermek, çökük ve koyu bölümlerini yumuşatmak için; koyu renkler ise, çok geniş bölümleri daraltmak, uzun bölümleri kısa göstermek için kullanılır.

Makyaj'da İki ayrı renk yan yana geldiğinde çarpıcı bir zıtlık ortaya çıkar. Buna kontrast denir. Makyajdaki temel prensip, bu kontrastlardan yararlanarak yüzdeki ufak kusurları düzeltmektir. Örneğin, burnunuza uyguladığınız rengin daha koyusunu burun ucuna ve burun kanatlarına uyguladığınızda burnunuz normalden daha kısa ve ince görünecektir. Ayni yoğunlukta ama ayni olmayan iki rengi yan yana koyarsak, parlak olan renk her zaman daha açık görünür. Ayni koyuluktaki mavi ile sariyi yan yana koyduğumuzda mavinin daha koyu görünmesi gibi.

Siyah ve beyaz, ışık ve tonun en güçlü kontrastını yaratan iki renktir. Siyah, koyu ve tonludur. Saf ve duru bir rengin yanında daha canlı ve parlak görünür. Diğer yandan beyaz, şeffaf ve durudur. Tüm renkler beyazın yanında koyu görünür. Siyah, karıştırıldığı rengi kasvetli yapar ve parlaklığını azaltır; beyaz ise canlandırır.

Kontrast sadece açık ve koyu veya sıcak ve soğuk renklerin bir araya gelmesiyle kesinlikle oluşmaz. O rengi Tamamlayıcı kontrastlar da vardır. Bunlar bir araya gelince birbirlerini takviye eden renklerdir. Birbirleriyle karışınca ise, yok olup gri-kahve bir renk alırlar. Tamamlayıcı kontrastlar, özellikle göz makyajında gölgeyi nötralize etmek ve göz rengini ortaya çıkarmak için sıkça kullanılır. Kahve turuncu, mor pembe göz farı uygulamaları gibi.

Hızlı makyaj yaparken

Teninizde
Cildiniz donuksa kayısı ve bej tonlarında bir makyaj altı sürmenizi tavsiye ediyoruz.
Göz altlarınızda morluklar, yüzünüzde sivilce ve kızarıklıklar varsa kesinlikle bir kapatıcı concealer kullanın. Rengi cildinizden bir ya da iki ton açık olmalı. Kapatıcıyı parmaklarınızla cildinize güzelce yedirin.
Fondöteninizi uygulayın. Fondöten rengini cildinizle ayni tonda veya yarim ton daha açık seçin.
Büyük bir fırça ile pudranızı ve allığınızı sürünüz.

Göz makyajı
Üst göz kapağınızın tamamına göz farını sürünüz. Gözleriniz koyu renk ise ideal far renkleriniz bej ve sedef tonlarıdır. Açık renk gözlerde her renk rahatlıkla kullanılabilir. Gri, siyah ve kahverengi derin bir bakış; mavi ve yeşil tonları ise daha genç bir görünüm size verir.
Gözleriniz büyükse göz içine, küçükse kirpik diplerinden kalem çekiniz. Pamuklu çubuk ile çizgiyi dağıtıp gölgelendirin.
Kirpiklerinizi tarayın ve iki kat rimel sürün.

Dudak makyajı
Dudak kalemi kullanıyorsanız, rujunuza uygun bir renkle dudaklarınızı çevreleyiniz.
Fırça ile rujunuzu sürün. Dudaklarınızın tam ortasına bir parça parlatıcı ekleyiniz.

Vücuttaki çatlaklara son verin

Vücuttaki çatlaklara son verinKadınların korkulu rüyası vucutdaki çatlaklar peki bunlara son vermeye ne dersiniz..

Kadınların korkulu rüyası çatlaklardan kurtulmanızın işte yolları...
Uzmanlar, çatlakların büyüme çağındaki genç kızlarda, gebelerde ve kortizon tedavisi sonucunda ortaya çıkabileceğini belirtiyor.



Vücut çatlaklarını tıpkı birer yara izi gibi değerlendirmek mümkün. Cilt aşırı derecede basınçla karşılaştığında yıpranır. Dolayısıyla cildin yapısı bozulur ve çatlaklar ortaya çıkar. Önceleri pembe renkli olan bu çatlaklar zamanla beyaza yakın bir renk alır. Ciltteki bu noktalar bronzlaşmaz ve gözden kaybolmaz. Bu çatlakları ortadan kaldırmaktansa çatlak oluşumunu önlemek daha kolaydır. Çatlakların ortadan kaldırılması için ise, çoğu zaman basit estetik müdahalelere veya kozmetik ürünlerine ihtiyaç duyulur.

Soğuk suyla duş yapmak en iyi çözümlerden biri. Duşu çatlakların bulunduğu bölgenin üzerine tutarak dairesel hareketlerle gezdirmek de kan dolaşımını artıracağı için, yeni oluşmuş taze çatlakların ortadan kaldırılması için etkili bir yöntem. Bu şekilde hücreler canlanarak yeniden elastik bir yapıya kavuşacak, dolayısıyla da çatlaklar kaybolacaktır.

Nerelerde daha sık görülür?

Çatlaklara daha çok göğüs, karın ve bel çevresinde rastlanır.

Göğüsler: Vücudun en nazik organları arasında yer alırlar. Göğüsleri saran doku oldukça ince ve hassastır. Bu bölgedeki çatlaklar gelişme çağında bile oluşabilir. Buna rağmen çatlakların çoğunlukla doğum sonrasında ortaya çıktıkları görülür.

Karın: Bu bölgede ortaya çıkan çatlakların oluşumunda da gebelik dönemi önemli bir rol oynar. Genişleyen karın yüzeyi yıpranır ve esnekliğini kaybeder. Vücudun bu bölgesinde çatlak oluşumunu önlemek için cilde badem yağıyla masaj yapmak ve kozmetik ürünlerden faydalanmak olumlu sonuç verir.

Bel çevresi: Daha çok bel çevresiyle belin üst kısmında görülen çatlaklar her yaşta ortaya çıkabilir. Cinsiyet farkı gözetmeksizin kadın ve erkekte meydana gelen bu tür çatlakların en önemli nedenlerinden biri; kısa zamanda çok miktarda kilo alıp vermektir. Bu şekilde oluşan çatlakları önlemek için doğru beslenme alışkanlıkları edinmek ve kilo alıp vermekten kaçınmak önem taşır.

Kozmetik ürünlerinin etkisi Vücudun her bölgesinde kullanılabilen kozmetik ürünleri, içeriklerinde yer alan kolajen, hyalüranik asit, elastin ve vitaminler sayesinde cilde tekrar esneklik kazandırırlar. Günde 1 kez, çatlakların bulunduğu bölge üzerine hafif bir şekilde masaj yaparak uygulayacağınız kremler sayesinde istenen etkiyi elde edebilirsiniz.

Çatlaklar oldukça belirgin ve beyaz renkliyse, genellikle kozmetik ürünler ve soğuk duş gibi çözümlerle yeterli etki sağlanamaz. Bu yöntemler sadece başka çatlakların oluşumunu önlemek amacıyla kullanılabilir. Beyaz renkli ve oluşumu uzun zaman öncesine dayanan çatlaklardan kurtulmak için tıbbi uygulamalara ihtiyaç duyulur.

Bu uygulamaları şöyle sıralamak mümkün:

1 Bitkisel peeling:

Bitkilerden oluşan toz halindeki özel bir karışım, özel losyonuyla sulandırılarak çatlakların olduğu bölgeye masaj hareketleriyle uygulanıyor. Uygulama yapıldıktan 1 hafta sonra ciltte soyulma meydana geliyor. Bu şekilde derideki düzey farklılıkları azaltıldığı gibi, bitkilerin özellikleri nedeniyle cildin kan dolaşımı uyarılıyor. Bunun sonucunda da gergin ve canlı bir görünüm ortaya çıkıyor. Bu işlem, çatlaklar çok ileri düzeyde olmadığı takdirde, karın gevşeme ve sarkmalarında da uygulanıyor.

2 AHA peeling:

Glikolik asit kullanılarak yapılan AHA peeling, yeni başlayan dikey çatlakların tedavisinde etkili bir yöntem. Vücut bölgesi önce glikolik asit içeren temizleyicilerle temizleniyor. Arkasından glikolik asidin yüzde 40’tan başlayan konsantrasyondaki solüsyonları uygulanıyor. Seanslar haftada 1 kez yapılıyor ve seans sayısı kişiye göre değişiyor.

3 İontoferez:

Bu yöntemle çatlakların altında eksilen kolajen yapının uyarılması ve doldurulması amaçlanıyor. Bunun için kolajen içeren ampüller cilde sürülüyor. Ardından yaklaşık 5 - 6 dakika kadar galvanik akım veriliyor ve kolajenin cildin alt tabakasına iletilmesi sağlanıyor. Haftada 2 - 3 seans şeklinde uygulanıyor. Ortalama 2,5 - 3 aylık bir tedavi süresi gerektiriyor.

Beslenmeye dikkat

Cildin esnek ve formunda olması için sadece dıştan korunması değil, içten de beslenmesi gerekiyor. Cildinize gereken özeni göstermek istiyorsanız, öncelikle işe beslenme düzeninizi değiştirerek başlamalısınız. Bu yüzden yediklerinize dikkat etmenizde fayda var.

Yoğurt, süt, taze sebze ve meyveleri masadan eksik etmeyin.

Serbest radikallerle savaşarak hücre yenilenmesinde önemli bir rol oynayan E ve C vitamini içeren yumurta, süt ve süt ürünleri gibi besinleri tercih edin.

Vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olan besinleri tüketin. Böylece daha parlak ve sağlıklı bir cilde sahip olabilirsiniz.

Günde 1 - 1,5 litre su içmeyi ihmal etmeyin. Cilde gereken nemi sağladığınız takdirde esnekliğini uzun bir süre koruyabilirsiniz.

Çatlakları önlemek için öneriler

Bütün rahatsızlıklarda olduğu gibi, vücut çatlaklarının da oluşmasını önlemek, tedavi etmekten daha kolaydır. Bunun için de öncelikle cildin elastikiyetinin sağlanması gerekir. Ayrıca bazı hususlara da dikkat etmelisiniz:

Kısa zamanda aşırı miktarda kilo alıp vermekten kaçının. Cilt, vücuttaki yağ miktarının artıp azalmasıyla birlikte aynı hızda esnemeyi başaramadığı için yıpranır ve çatlaklar oluşur.

Cildin elastikiyetini kazanması ve koruması için çaba sarf edin. Bu amaçla yumuşatıcı yağlar, A, E ve F vitamini, kolajen, elastin ve hyalüranik asit yönünden zengin çatlak giderici kozmetik ürünleri düzenli olarak kullanmayı alışkanlık haline getirin.

Çok dar giysiler giymemeye özen gösterin. Bu tür giysiler kan dolaşımını güçleştirerek, cilde gereken oksijenin sağlanmasını engeller. Oksijen almayan cilt yeteri kadar beslenemediği için daha kolay yıpranır ve deformasyona uğrar.

Uzun boylu bayanlar dikkat

Uzun boylu bayanlar dikkatVücut tipi göz rengi gibi birçok fiziksel özellik bazı rahatsızlıklara yakalanma riskinin yüksek olduğunu gösteriyor

İngiliz Daily Mail gazetesi, bugüne kadar yapılan bilimsel araştırmalara dayanarak, çeşitli fiziksel özelliklerin işaret ettiği hastalıkları listeledi. Gazete, vücut yapısı, göz rengi gibi birçok özelliğin bazı rahatsızlıklara yakalanma riskinin yüksek olduğunu gösterdiğini yazdı.


Açık renk gözler: Mavi, yeşil ya da gri gözlü insanların gözlerinde melonom oluşma ihtimali daha yüksek. Koyu renk gözlerde, daha bol olan melanin pigmenti koruma sağlıyor. Açık renk gözlülerde, körlüğe yol açabilen "yaşa bağlı maküler dejenerasyon" hastalığı da daha sık görülüyor.

Küçük ayaklar: Küçük ayaklı kadınlar doğum sırasında daha sık sorunla karşılaşıyor. Kadınlarda küçük ayakların, leğenkemiğinin dar olduğuna işaret ettiği, dar leğenkemiğinin de doğumu zorlaştırdığı belirtiliyor.

Kellik: Prostat kanseri ve kalp hastalıkları riskinin yüksek olduğunu gösteriyor. Saçları tepeden seyrelen erkeklerin, alın kısmından kelleşen erkeklere oranla prostat kanserine yakalanma riskinin iki kat fazla olduğu belirlendi. Kalp hastalıkları riski de alın kısmından kelleşmeye başlayan erkeklerde yüzde 9, tepeden kelleşenlerde yüzde 23, tamamen kel olanlarda ise yüzde 36 daha fazla.

Kısa bacaklar: Kalp hastalıkları riskini artırıyor. Doğumdan ergenlik çağına kadar yeterince sağlıklı beslenmeyen insanlar genellikle daha kısa bacaklı olurken, bu dönemdeki beslenme şekli kemik gelişimi ve kalp sağlığı üzerinde de rol oynuyor.

Uzun parmaklar: Boylarına oranla uzun parmaklı olan erkekler depresyona girmeye daha yatkın oluyor. Bu durumun, ana rahmindeyken üretilen testosteron seviyesiyle ilgili olduğu sanılıyor. Fazla testosteron, sinir sistemini etkileyerek depresyon ihtimalini artırıyor, aynı zamanda parmakların gelişimini de etkiliyor.

Geniş, yuvarlak yüz: Uyku apnesine yakalanma ihtimalinin fazla olduğunu gösteriyor. Geniş, kısa bir kafaya sahip olanların hava kanallarının da kısa olduğu ve bu durumun uyurken nefesin kesilmesine yol açtığı belirtiliyor.

Buruşuk kulak memesi: Kulak memelerinde çapraz şekilde buruşukluk olanların kalp hastalıklarına yakalanma riski daha yüksek oluyor. Ana rahminde yetersiz beslenmenin kulak memesinde bu şekilde buruşukluk oluşmasına yol açtığı tahmin ediliyor.

Asimetrik eller: Sperm sayısının düşük olduğunu gösteriyor. Elleri simetrik olan ve yüzük parmakları uzun olan erkeklerin baba olma ihtimali daha fazla. İngiltere'de yapılan bir araştırmada, sperm sayısı en az olan erkeklerin en asimetrik ellere sahip olduğu görüldü.

Uzun boy: Uzun boylu kadınların meme kanserine yakalanma ihtimali daha yüksek oluyor. Hollanda'da yapılan bir araştırmaya göre, menopoz sonrası kadınlarda normal boyun üzerindeki her 5 cm'de meme kanseri riski de yüzde 7 oranında artıyor. Böylece normal boydan 10 cm uzun olan bir kadının meme kanserine yakalanma riski de yüzde 14 oluyor. Araştırmacılar bu durumu, uzun boylu kadınların ergenlik dönemine daha erken girmesiyle ilişkilendiriyor. Bu da kanserle bağlantısı olan seks ve büyüme hormonundan kaynaklanıyor.

Forever 21den Aksesuarlar

Image and video hosting by TinyPic
Forever 21 markasını birçoğumuz biliyoruzdur.Trendi takip eden bir çok giysi ve aksesuarı online olarak sipariş etme şansına sahibimiz.
Ürünlerin fiyatları bazen çok uyguna bazense normal fiyatlarda yer alıyor.Ama aksesuarlar genel olarak hem çok güzel hemde çok uygun fiyata.Sadece kötü tarafı shipping{kargo} ücretinin biraz pahalı olması.
Şimdi Forever21 den neler alabiliriz diye bir bakalım.

Baykuşlara,kelebeklere ve fiyonklara karşı büyük bir tutkum var galiba:)
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic

21 Şubat 2010 Pazar

GÜLLÜ FULAR


Yaklaşık 1.5 metre zincir çkilir ve üzerine 4 sıra trabzan yapılır.kenarına 2 zincir çekilip 2 trabzan atlanacak şekilde son sıra geçilir ve üzerine dikilmek üzere çiçek istenilen renkte örülür.yaprak örülür ve diğer uca istene form yapılır..

MANTAR MANTISI


Kayseri mantımıza asla uyamaz:D ama tam bir mantar tutkunu olarak en sevdiğim yemekler arasında..

MANTAR MANTISI:
500 gr mantar
2 adet yumurta
2 yemek kaşığı galeta unu
Kızartmak için bolca sıvı yağ
Haslamak için su
Yoğurt Salça,tuz
YAPILIŞI:
Mantarlari süzgeçe alıp yıkıyoruz. Ocağa tencere ile su koyup kaynayınca içine 2 yemek kasığı tuz ve mantarları ilave ediyoruz.5 dakika haşlıyoruz. Yumurtaları çırparak galeta ununu katıp karıştırıyoruz. Mantarları ilave edip iyice harmanlıyoruz.Tencereye sıvı yağ koyup ocağa alıp ısıtıyoruz.Mantarları kızgın yağın icine atıp kızartıyoruz.kağıt havlu serilmiş tabağa alıp fazla yağını süzdürüyoruz.Sonra servis tabağına alıp üzerine sarımsaklı yoğurt ekerek servis ediyoruz.afiyet olsun..

örgülerim..


şall..
bugün can sıkıntısından başladığım şalımm çok ta zevkli..bakalım ne zaman biterr...sbu aralar şallara takmışi durumdayımm daha sırada bir sürü şal var bekleyennn..ben de bu maymun iştahlılık varkenn hiçç bitmez dee...

örgülerim..


boyutlu şalım..
günlerdir elimde sürüklenen şalım nihayet bittii.sahibi sağlıcakla kullansınn...

20 Şubat 2010 Cumartesi

İki Dehanın Mücadelesi: Moyes vs. Ferguson


Henüz geçen hafta Everton'un yükselen formuna şurada değinmiştim.Ancak,United de son 10 maçında yalnız bir kez mağlup olmuştu,bu,karşılaşmayı çok daha heyecanlı kılıyordu.Bunun yanında,Everton'un Premier League tarihinde United'a şansının pek tutmadığını da eklemeliyiz sanıyorum.Bu yüzden,gerek usta-çırak ilişkisi kapsamında Ferguson-Moyes ikilisinin mücadelesi,gerekse de iki formda takımın karşılaşacak olması bakımından özel bir maçtı.

Moyes tam ideal orta sahasına kavuşmuşken,bu kez de Fellaini'yi kaybetmişti.Moyes'in sahip olduğu kadro derinliğini düşündüğümüzde,Fellaini'nin neredeyse alternatifsiz olduğunu söyleyebiliriz.Bu yüzden,orta alanda,bir orta alan oyuncusundan beklenebilecek teknik kapasiteden çok daha fazlasına sahip olan iki oyuncuyu(Osman ve Arteta) kullanmıştı.Bu tercih doğal olarak orta sahadaki fizik gücünü United'in lehine çeviriyordu.Ve fakat,Arteta-Osman ikilisinin topu kullanma becerileri Fletcher-Carrick ikilisinden yüksek olduğu için,toplu oyunda orta saha hakimiyeti,dolayısıyla da oyunun hakimiyeti Everton'un oluyordu.Bu anlamda,Ferguson'un,son maçlarda orta alanın hakimiyetini ele almak için kullandığı klasik üçlüden(Scholes-Carrick-Fletcher) vazgeçmenin bedelini ödedğini söyleyebiliriz.Çünkü bu üçlü Manchester City,Arsenal ve Milan gibi daha teknik orta sahalara sahip takımlara karşı galibiyetleri getiren çok önemli bir etmen olarak göze çarpmışlardı.Ancak,bu maç Ferguson belki de skoru daha rahat bulmak adına Scholes'i kulübeye çekip,Berbatov'u Rooney'in yanına monte ediyordu.

Maçın başlamasıyla birlikte Manchester'in gol yollarında yarattığı hareketliliğin bedelinin arkadan açık vermesi olduğunu Ferguson dahil herkes gözlemledi.Carrick ve Fletcher yine sahada basılmadık yer bırakmıyodu ancak karşılarındaki Arteta-Osman ikilisinin topu kullanabilme kabiliyetinden dolayı,yaptıkları işlerin hiç bir değeri kalmıyordu.Yine de,maçın ilk çeyreğinde Manchester'in klasik,soğukkanlı oyun sisteminin işlemeye başladığını gördük.Orta sahadan çıkartılan toplar Valencia'yla buluşturuluyor ardından,Valencia'nın kestiği toplarda Manchester en iyi yaptığı işi yapıp,tüm isimleriyle ceza sahasına yığılıyordu.Ardından,pek tabii,pozisyon türetebiliyorlardı.Zaten ilk gol de henüz 13. dakikada aynen bu şekilde geldi.Rooney'nin kendi yarı sahasına kadar gelerek aldığı topu sert bir şekilde Valencia'ya aktarışı,ardından Valencia'nın her biri birbirinden naif ama isabetli ortalarından birini daha açması ve Berbatov'un kalenin hemen dibinde topu kaldırarak yaptığı harika vuruşla öne geçiyordu United.Fakat gol iki takımın oyun sistemine de en ufak bir etkide bulunmadı,bulunamadı.Hemen iki dakika sonra,genç stoper Evans'ın sektirdiği topa Bilyaletdinov son derece isabetli ve sert bir şekilde vurup skoru eşitledi.Öyle bir goldü ki,van der Sar topa uçmayı bile düşünemedi...

Eşitliğin ardından United'ın o hemen her maçta gördüğümüz ve takdir ettiğimiz soğukkanlı yapısı,skoru nasıl olursa olsun bulacağına dair inançlarına dayanan kontrollü oyunu bozuldu.Özellikle ilk yarının sonlarına doğru,United orta sahasının gardı tamamen düştü.Bu arada,Everton'un sıklaşan ataklarının da bu dakikalara denk geldiğini gördük.Oyunun seyri 60'lı dakikalara kadar pek değişmedi ancak Ferguson'un 67'de yaptığı Scholes-Berbatov değişikliği her şeyi anlatıyordu:Ferguson eski sistemine dönüp,Rooney'i ileride tek bırakıp,orta sahanın kontrolünü ele geçirmek ve bu sayede Rooney'i beslemek istiyordu.Fakat tüm bu denemelere rağmen United'ın maç boyunca neredeyse hiç set oyunu yapamadığını gördük.

İlerleyen dakikalarda her iki takımında oyundan düştüğünü gördük.Bu sayede,her iki takımda hızlıca atağa çıkabiliyor ancak arkasında da çokça boş alan bırakıyordu.Bu dakikalarda Moyes maçı Everton'a getirecek hamleyi yapmıştı bile:19 yaşındaki Dan Gosling oyundan düşen Bilyaletdinov'un yerine oyuna dahil oluyordu ve o dakikadan itibaren,Everton topu daha çok Gosling'in kullandığı sağ kanata taşıyordu.Burada Gosling hakkında da bir kaç söz etmek gerekir.Önümüzdeki bir kaç yıl içinde Gosling,Premier League'ye damgasını vuracak sayılı oyuncuların başında olacaktır.Sakin oyun karakteri,dayanıklılığı ve isabetli paslarıyla çağdaş bir orta saha oyuncusu görünümü çiziyor.Bunun yanı sıra,sağ bek oynadığını da belirtelim.Gosling'in yüksek oyun zekası çok geçmeden kendini gösteriyordu ve Donovan önderliğinde gelişen atakta Piennar'ın güzelce içeriye gönderdiği topa dokunan Gosling,bitime beş dakika kala takımını öne taşıyordu.O dakikadan itibaren Manchester'in saha içinde hiç bir etkinliği kalmamıştı,zira,hemen ardından bir başka genç oyuncu,Everton alt yapısından yetişen Rodwell,Evans'ı peşine takarak çok şık bir vuruşla skoru 3-1'e getiriyordu.

Moyes'in Ferguson'u mağlup etmesi çok şaşırılacak bir olay değildir.Yine de,Moyes'in bu galibiyeti fizik gücü düşük,defansif anlayışı yoksun bir orta sahayla ve hemen ardından oyuna soktuğu genç oyuncularla aldığını düşünürsek,Moyes'i takdir etmemiz gerekecektir.Daha önce de sürekli değindiğim üzere,Everton gerçekten bu performansıyla Avrupa kupalarına kalmayı hakediyor.Bunun dışında,bu sene Distin ve Donovan'ın takıma katkıları inanılmaz.Donovan kendisinden yıllardır beklenen patlamayı Everton'la gerçekleştirmiş durumda.Donovan'ın kariyerine Everton'da devam etmesi her iki taraf için hayırlı olur.


Everton - Manchester United:3-1

Kişiliğinize göre saç önerileri

Kişiliğinize göre saç önerileriKişiliğinize göre saç stilleri, haber detayına bir göz atınızç

Yenilenmek herkesin hayalidir, bebek gibi bir cilt, ipek gibi parlayan saçlar ve hayatın tüm güzelliklerini içimizde hisederek severek yaşamak çok güzel bir duygu olsa gerek. Bu yıl yeni akımlar yeni bakış açıları ve elbette yeni kişiliğinizle hep hayalinizdeki kişi olma yılınız.
Aydınlanma çağının ilk ışıkları heryeri aydınlatmaya başladı bile. Kim olmak isterdiniz dünya modası size soruyor cevaplayınız lütfen.

Siz dişiliğinizi konuşturmaktan zevk alacaksınız. Kırmızı rujunuz büyük gözlükleriniz, doğadan çalınmış inci takılarınız ve romantik dalgalarıyla geçmişten gelip modern çizgiyi başarıyla yakalamış bir kadınsınız.  Saç renginiz bakır ve kırmızı karışımı bir ton. Kakülleriniz gözlerinizin kenarından geçip gidiyor ve siz eski bir resimden çıkıp foto shoplanmış gibi özel ve özenilmişsiniz. Erkekler mum kokan saçlarınıza bayılacaklar.

Seksenlerin lüx kızlarından mısınız?

Pahalı etekleri, swaroski taşlar, vatkalar metaller. Kolyeler uzun ve karmaşık saçlarınız KİM WİLDE havasında aslan başı değil ama yanlar yapışık önler kabarıkdaha başka ne var derseniz . Ortadan ayrılmış çarlinin melekleri edasıyla salınan dalgalı ve sarı saçlarınız, koyu kalemlerle çevrilmiş gözleriniz ve  büyük küpeleriniz ile eskinin yeniyle sarılması gibi özgürce yürüyebilirsiniz.. Gölge röflenin ilk yılları permanın zirveye yerleştiği altın çağ yeniden canlanıyor ..aradaki farkı soranlara cevap veriyorum. Gölgelerin tonları iki renk kızıl küllü  ve "permalar bitkisel" saçlarda sadece hafif bir hareket sağlıyor. Eskisi gibi kıvıı kıvır değil ve hülya avşarın mandalla toplanmış saç modelini biraz yenileyip tekrar kullnabilirsiniz deneyin, neden olmasın..

Şekil dışı mısınız?

top şeklinde bir çantayı taşımaktan çekinmiyorsanız.boynunuzda istiridye kabuğuna benzer takılar takabiliyorsanız. İnce ve uzun topuklular giyebilecek kadar kendinize güveniyorsanız kabarık etekler giyebilirseniz. Saçlarınızın her iki yanını kazıtın önleri uzun bırakın Rihanna'yı kıskandırın. Korkusuz ve özenli gözmakyajınızı silik ve beyazla bireştirin. Tüm şekillerin dışında bir imaj aratın ve  etrafınızı siz aydınlatın. Korkmayın. Sizi anlatan bir dövme yaptırın dümdüz küt kestirin saçlarınızı altın bakır ya da mix bakıra boyatın. Tamamen kuaförünüzle bütünleşin ve en ilginç ve havalı saçı taşıyın..

Savaşçı mısınız?

Twilight efsanesi ile günümüzün en trend karakterleri bile artık melek yüz yerine evcilleşmiş vahşi karakterlere döndüler. Böylece masumiyet yerini acılı Meksika yemeklerine bıraktı. Siz siyah seversiniz bu tartışılmaz çelik ve deri tercih edersiniz. Ardınızda iz bıraktığına eminim ve sizden korkmamak elde değil. Kesip atabilirsiniz bir anda her şeyi.. Saçlarınız metalik sarı aralarında viyole tonlar  kaçınılmaz ıslak ve keskin bakıyorsunuz, buz gibisiniz ama içiniz sadece size yaklaşmaya cesareti olanlar tarafından keşfedilebilir. Küt kahkül, extrem bakışlar sıkı toplanmış saçlar ve siz bir amazon kadar özgür ve hayatınıza hakimsiniz.

Dünya modasındaki bu akımlar benide etkiledi ve boynumda Japonca bir figür var artık herkes anlmını merak ediyor ama söylemiyorum. Saçlarımı her an kısaltabilirim ama kendime bakıyorum erkek saçlarında daha jön saçlar ve out olan kirli saklallar moda!

Doğal kozmetik olur mu?

Doğal kozmetik olur mu?Piyasada doğal diye nitelendirilen kozmetik ürünler gerçekten doğal mıdır?

Anadolu Üniversitesi (AÜ) Eczacılık Fakültesi Eczacılık Teknolojisi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yasemin Yazan, piyasada 'doğal' diye nitelendirilen birçok kozmetik ürün olduğunu söyleyerek, 'Tüketici bu konuda dikkatli olmalı tamamen doğal ürün söz konusu değildir' diye söyledi.


Prof. Dr. Yasemin Yazan, gazetecilere yaptığı açıklamada, insanların sağlığına veya temizliğine verdiği önemi cilt sağlığına da vermesi gerektiğini belirterek, dış görünümün önemli olduğunu ve bu konuda cildin güzelliğinin ön plana çıktığını söyledi.

Kozmetik ürün kullanırken, cildi temizleme ve nemlendirmenin önemine işaret eden Yazan, 'Cilt bakımı ürünleri bugün, kozmetik ürünler arasında en büyük bölümü oluşturuyor. Kozmetik ürünlerin ham maddesinin doğal olabilmesi için bazı özellikleri taşıması gerekir. Birincisi bitki örtüsünden, hayvanlardan alınmalı ve mineral kaynaklı olmalı. İkincisi yenilenebilen yani tekrar tekrar elde edilebilir olmalı ve son olarak da büyük oranda elde edilip belli bir amacı olmalı' diye konuştu.

TÜMÜYLE DOĞALDIR DİYE BİR ŞEY YOK

Prof. Dr. Yazan, bir başka yaklaşımda da doğal ürünlerin, kimyasal tepkimelerden uzak olan ham maddeler olduğunun söylendiğini anlatarak, kimyasal tepkimeye girmemiş hiçbir ham maddenin söz konusu olmadığı uyarısında bulundu.

Yazan, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Bazı etiketlerde 'hiçbir sentetik madde içermez' ibaresi vardır. Böyle bir şey dünyada bir saçmalık olarak kabul edilir. 'Tümüyle doğaldır' diye bir şey yok. Ancak, doğal ham maddelerin kullanıldığı kozmetik ürünler vardır elbette. Bu doğal ham maddeler yalnız bu amaca yönelik yenilenebilen ham maddeler bile olsa, bunların cilt üzerinde beklenmedik birtakım etkileri çıkabilir. Hatta sıkı yönetmeliklere bağlı olan sentetik ham maddelere göre daha fazla olabilir diye söyleniyor. Çünkü doğal ham maddelerin bağlı olduğu çok sıkı yönetmelikler yok henüz. Onun için kozmetik bilimciler birtakım yollar arıyorlar. Doğal ham maddelerin yararları tabii ki çok yüksek ama bunların hem alerji yapmayan hem toksik (zehir etkisi) olmayan ve ciltte tahrişe neden olmayan özelliklerini belirlemek için birtakım yönetmelikler gerçekleştirmeye çalışıyorlar.'

TÜKETİCİ NE YAPMALI?

Doğal olduğuna inanarak herhangi bir kozmetik ürünü satın almadan önce, tüketicinin dikkat etmesi gereken hususlar olduğunu bildiren Prof. Dr. Yazan, şunları söyledi:

'Kozmetik ürünlerin tamamı olmasa bile bazıları için doğal olduğunu kanıtlayan bazı logolar geliştirildi. EcoCert logosu bunların en önemlileridir. Bu logo, ürünün büyük oranda doğal olduğunu gösterir. Bunun dışında geliştirilen bir diğer logo da Cosmebio logosudur. Yani biyolojik olarak kabul edilen kozmetik anlamına gelir. Tüketiciler bu logolara dikkat edebilir. Bu logoları taşıyan kozmetik ürünler bütün testlerden geçirilmiş ve tüketiciye sunulmuştur.'

Prof. Dr. Yazan, tüketicileri, kozmetik ürünleri aldıkları yer konusunda uyararak, tüketicilerin dışından kozmetik almamasını da önerdi.

Hakan Yıldırım London Fashion Weekte!

Image and video hosting by TinyPic
London Fashion Weekte Hakan Yıldırım yer alacağını duymuşsunuzdur.Duymayanlar için şimdi görselleriyle birlikte size bilgilendirme yapacağım.

Koleksiyon TRdeki birçok işi için büyük anlamlar ifade ediyor.

LFW de Hakan yıldırım 2010-2011 Sonbahar-Kış koleksiyonunu tanıttı.Renk olarak beyaz,nude,siyah,Gri ve Mavinin Koyu tonu tercih edilmiş.
Kalçalarda oluşan hareketli formlar,kes-çıkart trendinin devamı,kürklerle oluşan kombinler,mini etek,deri pantolon ve detaylar,transparan giysiler ve gece kıyafetlerinde omuz detaylarıyla ihtişam söz konusuydu.
Çok hoş bir koleksiyon.Hakan Yıldırım'ı tebrik etmemek elde değil.

Hakan Yıldırım'ın koleksiyonlarından önce yer alacak modeller konuşuldu.Çünkü Natalia Vodianova,Natasha Poly,Lara Stone,Abby Lee,Anja Rubik gibi önemli modeller koleksiyonun taşıyıcıları oldular.
Defile başlamadan önce Kate Moss backstage'e gelip Hakan Yıldırım'ın koleksiyonuna baktı.

Elle.UK hemen Hakaan Who başlıklı bir yazı hazırladı.Benim size belirttiğim modeller,backstage,Mert&Marcus,Roitfeld ve Moss tan bahsederek koleksiyonu tanıttı.Herkesin Hakan'ın bu kadar ünlü kişileri nasıl biraraya getirdiği konuşuldu.Özellikle FashionSpotta!Bazı üyeler Hakan Yıldırım'ın koleksiyonunu Givenchy ve Herve ağırlığı bulduğunu söylediler.
Ama genel anlamda Hakan Yıldırım'ın başarısı gözden kaçmadı.Elle.Uk de yazıldığı gibi:

Very sexy, very accomplished and now, very on the map.
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic

19 Şubat 2010 Cuma

ATLETİCO MADRID 1 - 1 GALATASARAY 1




BOYUNLUK

Resmin üzerine büyütüp tıklıarak resmin detayına ulaşabilirsiniz..

Çiçek Kolye

Keçe topları ve fermuardan kolay kolay vazgeçmeye niyetim yok:))Kelebeklilerle aynı şekilde keçe toplar yapıp, etrafını fermuarla sardım ve bu sefer çiçek şekli vermeye çalıştım.Askısında ve sallanan süslerinde minik keçe parçalarını, aralarına birer boncuk koyarak dizdim. Göğüs hizasında otantik bir kolye oldu, son halini beğendim:))Son halini dedim çünkü içime sinene kadar bir kaç şekle girdi

18 Şubat 2010 Perşembe

ÖRGÜ TAKI



Üstteki orjinaline göre bende elimdeki iple bunu yaptım.Bir zamanlar moda olan fular ipleri vardıya onlar ile.önce boncukları diziyor ve sonrada örümcek örüyoruz.istediğimiz boyda yapıp katlıyor kolye kapaması ile klipsi ekleyip takıp çıkıyoruz...

Yoyo'lu amerikan servislerim

Herkese selamlar, bende bir yoğunluk, bir yoğunluk... Hem evde işler yoğun, hem de el işlerim yoğun... Okula giden iki tane çocuğunuz varsa zaten yoğun olmamak mümkün değil. Dersler, projeler, ödevler, sınavlar... Bazı günler, bilgisayarın başına oturamadan bitiyor. Sizleri de istediğim gibi ziyaret edemiyorum. Buna bir çare bulmam lazım...

Yarım kalan işler de manevi bir yük oluyor. Neyse bir tanesi bitti! Bulduğum küçük boşluklarda bir süredir üzerinde çalıştığım amerikan servis takımımı tamamladım. Daha önce, çok benzer kumaşlarla bir takım yapmıştım. İşte burada. O takım satıldı. Ben de yakın renklerle bir takım daha yaptım.



Kumaşları birleştirdim, elyafladım ve yorganladım. Biraz rengarenk oldu. Ama ben renkleri seviyorum. Yemek yerken de renkler, masaya canlı, dinamik bir hava veriyor. Sade, tek renk tabaklarla kullanılırsa daha güzel oluyor. Servisler renkli, tabaklar renkli olursa karışık görünür.



Amerikan servis ile peçete halkasını aynı kumaşlardan hazırladım. Birbirleriyle uyumlu olsunlar diye. Daha önce mavi renkli amerikan servisler yapmıştım. Bakın burada. Onlar da peçete halkaları ile takım halinde.



Peçete halkasını bir küçük yoyo ile süsledim.



Peçete halkalarına farklı renklerde düğmeler diktim. Düğmelerin modeli aynı ama renkleri farklı.



Çocuklar okuldan gelmek üzereler... Ben görev başına gidiyorum. Gelenlerin karnı acıkmıştır, atıştırmalık bir şeyler hazırlayayım. Hepinize sevgilerimi yolluyorum.

17 Şubat 2010 Çarşamba

MIKLA

Bu gün cok severek yaptigim MIKLA tarifini sizlerle paylasmak istiyorum.
Malzemeleri:
3 Yumurta
1/2 cay baradagi Zeytinyagi
500 gr Yogurt
2 dis Sarmisak
Tuz, Karabiber, Kirmizibiber

Yapilisi:
Yag tavada isitilir ve yumurtalar kirilir. Tuz da ilave edilir, karistirilarak yumurtalar hahfif kavrulur ve üzerine kara- ve kirmizibiberi ekilir.
Bir tabaga yogurt, ezilmis sarmisak ve tuz alinarak karistirilir. Pisen yumurtlarda yogurdun üzerine yayilir.
Ekmekle kahavaltida veya acil yemek olarak ögünlerde afiyetle yenir.

Afiyet Olsun!
DALGALI AJURLU YELEK100 gr nako pırlanta/4 numara şişYelek bütün başlanarak örülecek ,yapmak isteyen olursa işaret açıklamalarını yazabilirim.Orjinal model burada Şeması burada

yeşil bolero yelek

güzel ve şık bir bolero modeli ile merhabalar... herkese yapmış olduklarıgüzel yorumlar için çok teşekkür ederim.orjinal modelinde bolero bir ucdan bir uca kadar örülüyorama ben daha kolay şekilde ördüm.ipim önceden alınmıştı markası yok 3 renginsarılmasından oluşuyor çok güzel birazda tüylü yumuşak bir ip.aslında benim istediğim biraz daha uzun beli örtecek şekilde olmasıydı amasayıları az geldi

16 Şubat 2010 Salı

Derimiz neden yaşlanıyor?

Derimiz neden yaşlanıyor?İnsanların aklını kurcalayan deri yaşlanması ile ilgili çevresel ve genetik faktörler.

Amerikan Hastanesi Dermatoloji Bölümü'nden Dr. Buket Pençe, deri yaşlanması ile ilgili çevresel ve genetik faktörlerin neler olabileceğini söylüyor.


Vücut yaşlandıkça cildimizin görünüşü ve karakteri değişir. Deri yaşlanması çevresel faktörler, genetik, makyaj, beslenme ve diğer faktörlerden etkilenir. Amerikan Hastanesi Dermatoloji Bölümü'nden Dr. Buket Pençe, cilt yaşlanmasında etkili olan güneş ışınları, beslenme alışkanlıkları, derinin dış fiziksel ve kimyasal uyarılara fazla maruz kalması, sigara kullanımı, fazla alkol tüketiminin yaşlanmayı ve beraberinde gelişen yaşlılık belirtilerini artırabildiğini, bu etkilerden kaçınılmasının yaşlanmayı yavaşlatacağını dile getiriyor.

En büyük organ olan deri de diğer organlarla birlikte 20 yaşından itibaren yaşlanmaya başlar. Deri yaşlanmasını etkileyen faktörler;

1) Genetik yapı yani ailenin deri yapısı,
2) Hormonlar: Özellikle hipofiz, tiroid, overler ve böbreküstü bezinin hormonları,
3) Güneş ışınları (ultraviyole),
4) Beslenme
5) Sigara ve alkol,
6) Stres,
7) Çevre kirliliğidir.

Deri yaşlanırken deride oluşan değişiklikler ve bunların belirtilerini ise şöyle sıralayabiliriz:

1. Derinin üst tabakası (epidermis) incelir ve kırışıklıklara neden olur, derinin yaralanması kolaylaşır.

2. Epidermisin en üst tabakasının yenilenmesi gecikir ve deri soluk bir renk alır.

3. Derinin onarımı yavaşlar ve küçük yaralar bile geç iyileşmeye başlar.

4. Deriden su kaybı kolaylaştığı için deri kurur ve kaşınır.

5. Deriden giren kimyasal maddelerin atılımı gecikir ve kontakt dermatitler (ekzema) artar. Bunun nedeni ise derinin bariyer fonksiyonunun bozulmasıdır.

6. Derinin yaşlanmasıyla renk yapan hücreleri (melanosit) azalır ve koyu renk benler azalır.

7. Ultraviyoleye karşı koruyuculuğu azalır güneş lekeleri artar.

8. Derinin bağ dokusundaki (elastik ve kollagen lifler) bozukluk nedeniyle deri gevşer ve sarkarken, elastikiyeti azalır, mimik çizgileri oluşur, sertleşir ve pürüzlenir.

9. Seboreik keratozlar (deride kalın, pürtüklü lekeler) artar.

10. Alerjik reaksiyonlara neden olan mast hücreleri azaldığı için erken tip (anında oluşan) ilaç ve besin alerjileri azalır.

11. Eller ve yüzde deri altı yağ dokusu azalırken, uyluklar ve karında artar. Bu da kadınlarda kalça, erkeklerde bel bölgesinin genişlemesine neden olur.

12. Derinin immünolojik (direnç) fonksiyonu bozulduğu için deri kanserleri artar.

13. Ter bezleri azalır ve sıcak çarpması riski artar.

14. Deride kılcal damarların görünümü artar, kendiliğinden oluşan morluklar artar.

15. Derinin ısı regülasyonu bozulur ve yaşlılar daha çok üşür.

16. Yaş ilerledikçe yüzde gözenekler genişler ve siyah noktalar artar.

17. Saçlar incelir, yavaş uzar, dökülür, beyazlaşır. Erkeklerde saç dökülmesi 20'li yaşlarda, kadınlarda ise menapozdan sonra başlar. Yaşla kadınlarda çenede istenmeyen kıllar oluşurken, erkeklerde kaş, burun içi, kulak kılları uzar.

18. Tırnaklar incelir,yavaş uzar,kurur,matlaşır ve kolay kırılırlar.

Bütün bu değişikliklere engel olabilmek için ilk ve en önemli yapılacak şey güneşten korunmaktır. Çünkü ultraviyole ışınları, deride serbest radikal üretimini artırarak ve antioksidan savunma kapasitesini azaltarak foto yaşlanmaya neden olurlar.

İkinci aşamada deri yaşlanmasına engel olmak ve tedavi etmek amacıyla beslenmeye dikkat edilmeli, yaşa göre vitaminler, alfa hidroksi asitler, bitkisel ürünler, biyolojik faktörler, serbest radikal yakalayıcılar, antioksidanlar, bazı hormonlar dıştan veya ağızdan kullanılmalı alkol ve sigara içilmemelidir.

A ) Vitaminlerden kozmetik açıdan en önemlileri:

1.Vitamin A ve deriveleri: Retinoik (tretinoin) asit, betakaroten (provitamin A), retinol en sık kullanılanlardır. Bunların hem ağızdan alınmaları hem de kozmetiklerde kullanılması güneşe ve diğer tüm etkenlere (genetik gibi) bağlı deri yaşlanmasını geriye döndürebilir. Bu etkinin görülebilmesi için retinoik asit içeren kozmetiklerin en az 6 hafta kullanılması gerekir. Ancak deriyi tahriş edici etkisine dikkat edilmeli, geceleri kullanılması tercih edilmelidir.

2.Vitamin E: Kuvvetli bir antioksidandır. Ultraviyole ışınlarından korur. Nemlendiricidir. Kızarıklık ve lekelenmeyi engeller. Topikal kullanıldığında (dıştan) alfa tokoferol olarak kırışıklıkları önler ve kollajen sentezini artırır.

3.Vitamin C: Antioksidan ve leke açıcıdır. Hücrelerde kollajen sentezini düzenler ve ultraviyole ışınlarından korur.

4.Vitamin B: Vitamin B3 (Niasin) derinin su kaybını önler, deriyi nemlendirir ve antioksidandır. Provitamin B5 (Pantenol) ise nemlendiricidir ve saç bakım ürünlerinde %5 oranında kullanılabilmektedir.

B) Alfa Hidroksi Asit (AHA)ler: Meyve asitleri olarak bilinirler. En çok kullanılanlar glikolik asit ve kaltik asittir. %2 oranında nemlendirici etkisi olan glikolik asittir. %2 oranında nemlendirici etkisi olan glikolik asit, %8-12 oranında kollajen sentezini artırır, %70 oranında ise peeling yapar.

C) Bitkisel Ürünler: Flavonoidler (genistein vb.) ginkgo biloba ekstresi, soya fasulyesi, mercimek ve kırmızı şarapta bulunurlar. Serbest radikallerden ileri gelen yaşlanmayı geciktirebilir. Piyasada vitaminlerle birlikte yaşlanma karşıtı preparatlarda (ilaç) bulunur.

D) Polifenoller yeşil çayda bulunurlar. C ve E vitamininden daha kuvvetli serbest radikal tutucudurlar. Saç toniklerinde erkek tipi saç dökülmesine karşı da kullanılırlar.

E) Aloe vera jeli ise ultraviyoleden koruyucu, kızarıklık düzeltici, nemlendirici olarak yaşlanmayı geciktirmek amacıyla kullanılır.

F) Biyolojik Faktörler:
Kallikrein: Domuz pankreasından elde edilir. Yara iyileşmesini hızlandırır ve kırışıklık oluşumuna engel olur.

G)Plasenta Ekstreleri: İnsan veya hayvan kaynaklı olabilir. Hücre yenilenmesini sağlar, derinin esnekliğini artırır.

Üçüncü sırada ise yaşlı deriyi düzeltmek ve daha fazla ilerlemesini engellemek amacıyla uygulanan kimyasal peeling (derinin üst tabakasının soyulması), mikrodermabrazyon, lazer, botulinum toksini, dolgu maddeleri ve estetik plastik cerrahi operasyonları gelmektedir.