28 Nisan 2010 Çarşamba

Barcelona - Inter Maçının Ardından: Galeri & Videolar

Tarihi zaferden bu akşamlık bulduğum fotoğraf ve videolardan oluşan ufak bir galeri hazırladım. Umarım bu sevinç, Barselona'dan sonra Madrid'de de devam eder. 

Sona eklediğim Mourinho sevinci bana bundan 13 yıl önce yine o statta yaşanan bir olayı hatırlattı. Onun da videosunu en sona koydum.

Fotoğraflar: BBC & Reuters









Güzellikler devam ediyor…













Yaklaşık 2 sene önce “güzellikler” adı altında sizlerle paylaşımda bulunmuş, fedakârlıkları, birileri için bir şeyler yapabilmenin adını, azda olsa fotoğraf karelerinden anlatmaya çalışmıştım.


















 Evet! Güzellikler, güzel insanlar sayesinde hala devam ediyor! Edecek de…













7 aylık kızım ablaların kucaklarında dolaşıp gülücükler dağıtırken annesinin hızlıca çektiği birkaç kareyi paylaşayım…















Keşke mümkün olsaydı da her bir emeği sizlere tek tek gösterebilseydim…






















Benim için bu yıl ki kermesin bir diğer güzel yanı da; yıllar önce üniversite sıralarında bir terimin karşılığı olarak hocama kurduğum “dünyanın küçük bir köy haline gelmesi” cümlesini birebir yaşamak oldu!





















Hiç aklıma gelmeyen bir şey oldu ve Ab-ı hayat yani yemek bloğum sayesinde aynı ilçede yaşamamıza rağmen birbirimizi tanımadığımız Fatma Hanım ve birkaç arkadaşı ile kermeste tanışmış olduk.








































Fotoğrafların büyük hallerini görebilmek için üzerlerine tıklayın.















Havlu kenarları....


















Öğleden önce gittiğimde henüz yemek bölümü açılmadığı için harika lezzetleri fotoğraflayamadım ama benim minik kızımla birlikte kermes için hazırladıklarımızın fotoğrafları var.














Bayan,Tiriko.Bayan,Modası,Tirko,Örnegi




Bayan,Tiriko.Bayan,Modası,Tirko,Örnegi Tirko Örneg

Tirko Örnegi




Bayan,Tiriko.Bayan,Modası,Tirko,Örnegi Tirko Örnegi

Triko Elbise




Bayan,elbiseleri,Modası,Triko,Elbise Triko Elbise

Triko File Tunik




Bayan,Modası,Triko,File,Tunik Triko File Tunik

Tunik Mödei




Bayanalar,icin,Güzel,bir,Tunik,Mödei Tunik Mödei

Çok Şık Örgü Triko




Bayanlara,Çok,Şık,Örgü,Triko,Örnegi,Çok Şık Örgü Triko

Triko Örnegi




wepten,arayıp,sizin,için,bulbugum,Güzel bir

Triko,Örnegi Triko Örnegi

Triko,Kazak,Örnegi






Triko,Kazak,Örnegi Triko Kazak Örnegi

Triko File Kazak Ve Çantası








Takım,Triko,File,Kazak,Çantası Triko File Kazak Ve Çantası

Triko Modeli








Bayanlra,Güzel,Bir,Triko,modeli Triko Modeli

İnsanı mutlu eden yiyecekler

İnsanı mutlu eden yiyeceklerİnsanlar yediği besinlerle mutlu olduğunu biliyormuydunuz?

İçinde endorfin bulunan besinlerin insanı mutlu yaptığını biliyor muydunuz?

Çilek: C vitamini deposu olan çilek, önde gelen afrodizyaklar arasında yerini alır. Çilek bütün salgı bezlerini çalıştırarak vücuda gençlik ve kuvvet kazandırır. Yüksek tansiyonu düşürür, damarları temizler. Kansere karşı korur, böbrekte kum ve taş oluşmasını önler.

Muz: Kokusuyla bile mutluluk taşıyan tam bir Endorphin deposudur. Kendinizi, güçsüz ve sinirli mi hissediyorsunuz, hemen bir muz yiyiniz. Kalsiyum ve magnezyum içeren bu meyve strese karşı bire bir. Sinir hastalığı olanlar için her gün yemek arası saatlerde tüketilmesi gereken bir besindir.



Üzüm: Kırmızı ve beyaz üzüm yiyen herkes gülücükler saçar. Üzümde yüzde 20 oranında direkt olarak kana karışan şeker vardır. Bedenen ve zihnen çalışanlar için güzel bir gıdadır. Üzümdeki bol demir kan yapar. Yüz ve boyuna taze üzüm suyu sürülüp 10 dk. sonra yıkanırsa cilde dirilik verir.

Portakal: C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlar. Vücuttaki direnci artırır. Grip ve nezle olunduğunda portakal suyu, şeker, şarap karıştırılır ve üzerine sıcak su katılır ve içilir. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı olur. Hazmı kolaylaştırır. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırır.

Çikolata: Stresin bir numaralı düşmanı. Kendinizi kötü hissediyorsanız hemen bir parça çikolata yiyiniz. Flört etmek gibi bir şey. Bir kalem yemek yeterli, mutluluk hormonu "seratonin" anında beyinde dolaşıma çıkıyor. Çikolatanın içerdiği "penilatilmanın" insanı bulutlara çıkarıyor. Çikolatada, yeşil çay ve sebze meyvelerde bulunan 'flavonoid' isimli madde bol miktarda vardır. Bu madde kanı sulandırıyor, kalp hastalıkları riskini azaltıyor.

Çikolata kötü kolesterolün (LDL) okside olarak damar çeperine yapışmasını engelliyor. Tıpkı aspirin gibi kanda pıhtılaşmanın önüne geçiyor. Düzenli tüketenler arasında ölüm olayı yemeyenlere kıyasla yüzde 30 daha geç gerçekleşiyor.

Dondurma: Çok yenirse şişmanlatıyor, az yenirse mutluluğa mutluluk katıyor. Dondurma yaşlanmayı önlüyor. 100 gr dondurma ortalama: 135mg kalsiyum 115mg fosfor 100mg sodyum 160mg potasyum, 25 gr karbonhidrat bulunuyor. Amerika'da kişi başına 25 kg., Türkiye'de kişi başına 6 külah tüketiliyor.

Sütten daha zengin bir besin maddesidir. A,C,D,E vitamini içerir. Çocukların sağlıklı büyümesi ve kemik erimesi sorunu olan kişiler için büyük önem taşıyor. Beslenme uzmanları dört mevsim tüketilmesini dile getirmektedir.

Hürriyet

Et yiyerek kilo vermek

Et yiyerek kilo verinFransa'nın tanınmış beslenme uzmanı Dr. Pierre Dukan'ın Je ne sais pas maigrir 'Zayıflamayı Bilmiyorum' isimli kitabı satış rekorları kırıyor.

İşte Fransız inceliğinin sırrı; Dukan Diyeti.

Fransa'nın tanınmış beslenme uzmanı Dr. Pierre Dukan'ın Je ne sais pas maigrir (Zayıflamayı Bilmiyorum) adlı kitabı satış rekorları kırıyor.

Dukan'ın spor yapmadan sınırsız et, tavuk ve balık yenilerek kilo kaybedilebileceğini öne sürdüğü diyetinin amacı insanları strese sokmadan zayıflatmak.


Sabah gazetesinin haberine göre; protein ağırlıklı diyetin ilk hedefi yağ hücrelerinin bir an önce yok edilmesi. Sınırsız protein tüketip aç kalmadığınız ve az miktarda yağ kullandığınız için vücut, mevcut yağ depolarını harcamaya başlıyor.

İLK 10 GÜN BALIK

Yani "Dukan Diyeti" işe, önce insanların yeme alışkanlığını değiştirerek başlıyor. Bunun için de ilk 10 gün ağırlıklı olarak sadece balık, yağsız et, yumurta, tavuk, yoğurt, süt, peynir ve gibi yiyecekler tüketiliyor.

Dr. Dukan, "İlk beş gün içinde asgari 3 azami 7 kilo verdiğinizi göreceksiniz" diyor. Bu ilk dönemde bazı insanlar, yeme alışkanlıkları değiştiği için yan etki olarak ağız kuruluğu ve nefes sıkışıklığı çekebilir. Bunun üstesinden gelmek için de bol bol su içilmesi tavsiye ediliyor. İlk on günlük aşamada sırasıyla şu yiyeceklerin yenilmesi tavsiye ediliyor...

GÜN GÜN DİYET

- Birinci gün: Sığır eti
- İkinci Gün: Hindi ve tavuk.
- Üçüncü gün: Yağsız etler.
- Dördüncü gün: Tavuk ciğeri, Sığır eti.
- Beşinci gün: Bütün balık çeşitleri.
- Altıncı Gün: Kabuklu deniz ürünleri.
- Yedinci gün: İkiye kadar yumurta.
- Sekizinci gün: Yoğurt ve süt.
- Dokuz ve onuncu günler: Marul ve diğer yeşillikler...

PROTEİN ARTI LİMİTSİZ SEBZE

İkinci aşamadaki ilk on gün ise, proteinlere ek olarak sebze tüketiminden oluşuyor. İkinci on günde günde en az 1,5 litre su içilmesi gerekiyor. Üçüncü aşamadaki 10 gün ise her gün protein ve sebze tüketmenin yanında mevye yeme zorunluluğu da başlıyor. Meyve yanında yavaş yavaş bir parça ekmek, bir kez istediğiniz şekilde mükellef bir yemek ziyafeti de çekebiliyorsunuz. Uyum olarak nitelenen dördüncü aşamada ise artık istediğinizi yemekte serbestsiniz. Hiç bir suçluluk ve sınırlama olmadan isteğiniz besini tüketebilirsiniz. Bu aşamadaki tek kural ise, her perşembenin protein günü olması.

BİR KAŞIK TATLI BİLE DİYETİ BOZAR

'Saldırı', 'Yolculuk', 'Takviye' ve 'Koruma' isimli 4 aşamadan oluşan diyette tabii ki yapılmaması gerekenler de var. Özellikle ilk üç günde yoğun egzersiz yasak. Öğünlerin de atlanmaması gerekiyor. Ketçap, mayonez gibi yağ ve şeker içeren soslar kullanılmayacak. Bu aşama hiçbir sapma veya özür kabul etmiyor. Tuzdan uzak durulması gerekiyor. Tatlılardan ise 'Bir kaşık alayım sadece' demek bile diyeti bozuyor.

Kaynak:Haberturk.com

Limon, kalbi rahatlatıyor

Kanseri önlüyor, kalbi rahatlatıyorLimon kabuğu, kalpten kansere kadar hastalıkların önleyicisi olan şifalı bir gıda.

Kanseri önlüyor, kalbi rahatlatıyor

Prof. Mehmet Öz limon kabuklarının cilt kanserine karşı bir kalkan oluşturduğunu, cildi güzelleştirip, sinirleri yatıştırdığını açıkladı. İşte Prof. Öz'den limon kabuğu mucizesi...

TÜMÖR GELİŞİMİNİ ENGELLİYOR

Limonun tadı güzeldir, serinletici etkisi vardır, C vitamini deposudur. Salatanıza katabilir, limonata içebilir veya yiyebilirsiniz. Kabuklarını kullanmak ise size bambaşka faydalar sağlayabilir. Yapılan bir araştırma ile limon kabuklarında bulunan dlimonene aadlı maddenin çok güçlü bir cilt dostu olduğu belirlendi. D-limonene, narenciye yağında bulunan ve tümör gelişimini engelleyerek cilt kanseri riskini önemli ölçüde düşüren bir bileşkendir.



D-LİMONENE ETKİSİ

11.00-16.00 saatleri arasında güneş ışınlarından kaçınmanız gerektiğini zaten biliyorsunuz. Limon ve diğer turunçgillerden maksimum faydayı sağlamak için basit bir yöntem var: Ya gölgede tüketmeye çalışın ya da yerken hızlı davranın. Güneş ışınları etkisiyle elinizde tuttuğunuz parça limonun içindeki C vitamini 30 saniye gibi kısa bir sürede okside olur.

RİSKİ DÜŞÜREBİLİRSİNİZ

Sadece Amerika'da yılda 200.000 den fazla insan cilt kanserine yakalanıyor. Bu sorun son yıllarda ülkemizde de çok artış göstermeye başladı. Cilt kanseri güneşin parladığı her yerde kendini gösterebilir. Yüzünüzde, kulaklarınızda, ellerinizde ve dudaklarınızda oluşabilir. D-Limonene sayesinde bu riski çok düşürmek elinizde.

YEMEKLERE KATIN

Limon kabuklarına geri dönüyoruz. Kabukları çayınıza katarak hem lezzet hem de güçlü bir cilt bakımına kavuşabilirsiniz. Makarna sosuna limon kabuğu rendesi eklemek iyi bir alternatif. Rendelediğiniz kabukları salatanıza, yaptığınız keklere ve kurabiyelere de katabilirsiniz.

KALBİ RAHATLATIYOR

Limon kabuğu aynı zamanda sinir sisteminize olumlu etki yapar, bakterileri öldürür ve kalbi rahatlatır. Yapılan bir çalışmada, kadınların yumurtalık kanseri riskini de düşürdüğü ortaya konan limon kabuklarının bu özelliği de içeriğinde bulunan polifenollerden kaynaklanmaktadır.

KARACİĞERE YARARLI

Son olarak cildimize yaptığı maksimum faydaları dışında limon kabukları, özellikle alkol alanlar için olmazsa olmazlardandır. Karaciğer ve safra kesesine yararlıdır, mide asiditesini giderir ve balgam söktürücü etkisi vardır. Yenilebilir cilt bakımına limon kabukları ile başlayın!

Prof. Mehmet Öz

Öfkenizi kokularla yenin

Öfkenizi kokularla yeninStresi, öfkeyi yok eden, mutlu eden, vücutu ısıtan kokuları biliyor musunuz?

Öfkenizi kokularla yenin

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ayten Altıntaş, 'koku'nun insan üzerine çok önemli etkileri bulunduğunu ifade ederek, 'Stres verici meslek dallarında çalışanlar ve uyku problemi olanlar lavanta kokusu, çörek otu ve üzerlik tohumu kokusu kullanabilir. Aynı kokular, sürekli ağlayan bebeklerin rahatlamasına yardımcı olur' dedi.



Prof. Dr. Ayten Altıntaş, kokunun Türk tıp tarihinde psikolojik tedavide uygulandığını söyledi.

Osmanlı tıp tarihinin yüzde 60'ının sağlıklı hayat hakkında olduğunu hatırlatan Altıntaş, o dönemde insanların öncelikle hastalıktan korunmayı hedeflediklerini, hasta olmaları halinde şifa aramayı ilke edindiklerini ifade etti.

Altıntaş, Türk tıp tarihinde kokunun insan üzerine etkilerinin araştırıldığını, yıllar süren çalışmalar ve tecrübeler sonucu, bitkilerin ve bitki esanslarının birçok hastalığı önleyici ve şifa verici etkisi olduğunun anlaşıldığını kaydederek, şöyle devam etti:

Tarihteki koku uzmanları İbn-i Sina ve Biruni

'Türk tıp tarihinde İbn-i Sina ve Biruni gibi ünlü tıp alimleri, birçok bitki ve kokusu gibi, gülün de birçok hastalığı önleyici ve giderici olduğunu söylemiş ve hastalar üzerinde uygulamışlardır. Bu alimler, gülü akıl hastalarının tedavisinde kullanmış ve hafızayı açtığını, belleği güçlendirdiğini görmüşlerdir. Nitekim, bir Alman araştırma grubu, denekleri gül kokulu bir odada uyuttuktan sonra zeka ve algılama seviyelerinin arttığını görmüş, daha sonra bir Türk araştırma grubu da gülle beslenen farelerin hafızalarının güçlendiğini ispatlamıştır.'

Osmanlı hekimlerinin, Mevlana'nın 'Koku, gönül gözünü açar' tavsiyesiyle insanların tabiatlarını çok iyi tanıyarak, buna göre kokular belirlediklerini anlatan Altıntaş, şöyle konuştu:

'Stres verici meslek dallarında çalışanlar ve uyku problemi olanlar lavanta kokusu, çörek otu ve üzerlik tohumu kokusu kullanabilir. Aynı kokular, sürekli ağlayan bebeklerin rahatlamasına yardımcı olur. Bebeklerin çok sıcak ve nemli vücutları olduğu için serin ve ferahlatıcı kokulardan doğal menekşe kokusu, ergenlik dönemindeki gençlerin hormonları yoğun ve yüksek olduğundan, hırçınlaşmalarını engellemek için serinletici kokulardan gül, menekşe, limon, bergamut esanslı kokular tavsiye edilirken, yaşlıların vücutları kuru ve soğuk olduğundan ısıtıcı kokulardan biberiye ve tarçın kokuları kullanılması önerilir.'

Geçmişte örnekleri görülmesine rağmen günümüzde kokuların tıpta aroma terapi haricinde kullanılmadığını kaydeden Altıntaş, kokunun tedavideki öneminin, ilerleyen yıllarda artacağını vurguladı.

İnsan bünyesinin doğal kokulara reaksiyon gösterdiğini, şimdiki kokuların sentetik olması sebebiyle beklenen tepkinin görülmeyeceğini hatırlatan Altıntaş, bugün doğal gülün bulunduğu ender yerlerden biri olan Isparta'da bile 3 ton gülden 1 kilogram saf gül esansı çıktığını bildirerek, genelde ihraç edilen bu esansın, altından daha değerli olduğunu ifade etti.

Altıntaş, kokunun tarih boyunca özellikle bayanlar tarafından önem taşıdığına değinerek, şunları söyledi:

'Tarihte koku, insanları etkileme konusunda o kadar önemlidir ki 12. yüzyılda Mısır Kraliçesi olan Cleopatra, güzel bir kadın olmamasına rağmen Mısır rahiplerine hazırlattığı kokularla döneminde nam salmış, gülün de içinde bulunduğu esanslarla büyük bir etki meydana getirmiştir. Babil ve Çin'de de kraliçeler çekici bulunmak için gül ve zambak kullanmışlardır.'

Kaynak:Leyditurk.com

Aşkı canlı tutmak sizin elinizde

Aşkı canlı tutmak sizin elinizdeUzun zamandır birlikte olan çiftler aşklarını hep canlı tutmak için bunları yapıyor.

Aşkı canlı tutmak elinizde

Aşık olmak lunaparktaki adrenalin yükselten makinelere binmek gibidir ama bir kere aşık olursanız unutulmaz bir deneyimdir.

Aşk, hayatta tutunduğumuz ve tecrübe edindiğimiz az sayıdaki duygulardan bir tanesidir. Hayat arkadaşınızı bulmak kendi içinde bir mücadeledir. İlişkideki tutkunun ölmemesi ve azalmaması için çiftlerin ilişkilerini taze tutmak için yaratıcı yollar bulmaları gerekmektedir. Uzun zamandır birlikte olan çiftler genellikle aşklarını canlı tutmak için birkaç yola başvuruyorlardır.



İletişim kurmanın yolları

Çoğu ilişkinin başarısız olmasının nedeni iletişim eksikliğidir. Bu nedenle uzun, başarılı bir ilişki yaşamak istiyorsanız aranızdaki iletişimin bitmesine izin vermemelisiniz. Her konuda partnerinizle iç içe olmanız, dürüstlük ve güven konularında açık olmanız uzun ilişikilerin temelidir.  Partnerler birbirleri ile konuşurken kendilerini rahat ve açık hisettmeli.

Takdir etmek

İki ay ya da iki yıldır birlikte olmanız fark etmez. Takdir ilişkinizin dominant görüşü olmalıdır. Genellikle kadınların takdir görmedikleri için kaygılandıkları söylenir ama bu erkekler için de geçerlidir. Erkekler duygularını ifade etmedikleri için suçlanırlar. Ve bu sorun ilişki ilerledikçe daha da büyür. Erkeklerin 'Bugün saçını çok beğendim' 'Üzerindeki yeni mi?' ya da 'Çok güzel görünüyorsun' gibi söylemlerde bulunması partnerlerinin günlerini aydınlatmak için yeterlidir. Kadınların ise, partnerlerine 'Çöpü dışarı çıkardığın için teşekkür ederim' 'Merak etme bugün çocukları okuldan ben alacağım' gibi şeyler söylemesi partnerleriyle ilgilendiklerini göstermenin en iyi yoludur.

Sevgi sinyalleri

Uzun zamandır aynı kişi ile birlikteyseniz, aranızdaki tutku zamanla azalmaya başlar. İş, arabalar, çocuklar ve faturalar midenizde uçuşan kelebeklerin yok olmasına sebep olur. Uzun süredir birlikte olan çiftler sağlıklı bir ilişkinin en büyük sırrının tutkuyu canlandırarak, ilişkiyi taze tutmak olduğunu söylüyorlar. Kaç yaşında olduğunuzun önemli olmadığını hatırlayın. Bu tutkuyu canlandırmak için birbirinizin elini tutabilir, sarılabilir ve birbirinizi öpebilirsiniz. Bunlar günlük sorumluluklar içinde kaybolan şeylerdir. Siz kaybolmalarına izin vermeyin ve aranızdaki sevgiyi canlı tutunuz.ü

Kaynak:Leyditurk.com

Hamilelerde bahar yorgunluğu farkı

Hamilelerde bahar yorgunluğu
Anne adaylarında ise değişen hormon dengeleri nedeniyle bahar yorgunluğu daha şiddetli görülebiliyor.

Bahar mevsiminde havaların değişmesi ile birlikte pek çok kişide görülen halsizlik, yorgunluk, eklem ağrısı, sürekli uyuma isteği gibi şikayetler bahar yorgunluğu olarak tanımlanıyor. Anne adaylarında ise değişen hormon dengeleri nedeniyle bahar yorgunluğu daha şiddetli görülebiliyor.

Hamilelerde bahar yorgunluğu daha çok görülüyor

Bahar yorgunluğu bir hastalık olarak kabul edilmezse de uzun süre devam ettiğinde ve önlem alınmadığında kronikleşebiliyor.
Amerikan Hastanesi Kadın Sağlığı Ünitesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve www.tupbebek.com sitesi Medikal Direktörü Dr. Senai Aksoy hamilelerde bahar yorgunluğu ile ilgili soruları yanıtlıyor.

Bahar yorgunluğu nedenleri nelerdir?

Düzensiz beslenme, yeteri miktarda vitamin ve mineral almamak, hareketsiz yaşam, stres, kafein, aşırı sigara ve alkol tüketimi bahar yorgunluğunu artıran faktörler arasında yer alıyor. Ayrıca tiroit düzensizlikleri, bazı enfeksiyonlar, tansiyon, şeker hastalığı gibi rahatsızlıklar bahar yorgunluğunu şiddetlendiriyor. Bazı araştırmalara göre hava kirliği, sanayi atıkları ve trafik, şehirlerde havadaki elektrik yükünü artırdığından bahar yorgunluğu büyük şehirlerde daha fazla görülüyor.

Bahar yorgunluğunun belirtileri nelerdir?

Bahar yorgunluğu belirtileri kişiden kişiye değişebiliyor ancak genel belirtiler şöyle sıralanabilir:

- Aşırı yorgunluk

- Halsizlik

- Sürekli uyuma isteği veya uyku bozuklukları

- Eklem ağrıları. Boyun, omuz ve sırt ağrıları

- Konsantrasyon bozukluğu

- Aşırı sinirlilik

- Genel keyifsizlik. Ruhsal gerginlik

- Bağırsak sorunları. Bazen ülsere varan rahatsızlıklar

Hamilelikte bahar yorgunluğu artıyor mu?

Hamilelerde hormon değişikliği nedeniyle genel bir yorgunluk hali mevcuttur. Mevsim geçişlerinin neden olduğu şikayetlerin, yükselen hormon değerleri ile birleşmesi nedeniyle hamileler bahar yorgunluğundan daha fazla etkileniyor. Anne adayının hamilelik nedeniyle vücudu su tutuyor, bağırsak hareketleri yavaşlıyor, el ve ayaklarda şişlikler meydana geliyor. Bunun birlikte değişken bir ruh haline sahip oluyor. Genelde anne adayının başta bebeğinin sağlığı ile ilgili olmak üzere pek çok kaygısı vardır. Tüm bu şikayetlerin bahar yorgunluğuna eklenmesi nedeniyle hamileler, mevsim değişikliğini diğer insanlardan daha zor geçiriyor.

Hamileler nasıl önlem alabilir?

Öncelikle hamilelerin sadece mevsim geçişlerinde değil genel olarak daha sakin ve sağlıklı bir yaşamı tercih etmeleri gerekir. Mümkün olduğunca stres, hava kirliliği ve gürültülü ortamlardan uzak durmaya çalışmalılar. Düzenli beslenip yeteri miktar vitamin ve mineral almalılar. Beslenme konusunda bir uzmandan yardım alabilirler. Anne adayları durumlarına uygun egzersiz - spor yapmayı ihmal etmemeliler. Egzersiz veya spor yapamayanlar sabah – akşam 30 dakika temiz havada yürüyüş yapabilirler. Uyku düzenini sağlamak için stresten uzak durmalarında fayda var.

Kaynak:tupbebek.com
Alıntı:Haber7.com

Çatlak sorunu olan herkese tedavi uygulanabilir mi?

Çatlaklardan nasıl kurtulursunuz?Pekçok kadın vücudunda oluşan çatlaklardan dert yakınır. Peki çatlaklardan nasıl kurtulursunuz?


Selülit için birçok krem ve tedavi yöntemi söz konusuyken, beyaz yol yol görünen çatlaklara hiçbir çözüm yoktu. Ta ki bugüne kadar.

Çok kilo alıp vermekten ya da doğum sonrası vücudumuzda hayatımız boyunca taşınacak izler, çatlaklar oluşur. Aynaya bakmanın kabusa dönüştüğü çatlakları artık yok etmek mümkün. Nasıl mı? Sorumuzun cevabını Epibeauty'nin sahibi Estetisyen Figen Yaşar Şen'den alacağız.


Vücut çatlakları (striae) çatlakları nedir? Nasıl oluşur?

Dr. Figen Yaşar Şen: Cilt üst üste sıralanmış olan epidermis, dermis ve hipodermisten oluşur. Dermis; cildin çatışıdır, koruyucusudur. Kolajen lifler; cildin dayanıklılığını, derinliğini ve yapısal bütünlüğünü sağlar. Elastin liflerse daha incedir. Birlikte bir ağ oluşturur ve cildin elastikiyetinde önemli bir rol oynarlar. Kolajen ağlar düzensizleşir ve elastin lifler koparsa, cildi sıklaştıran tüm yapı yıkılır ve cilt yaraya benzer çizgili bir hal alır. Basit bir anlatımla, deri altındaki yağ miktarının normalden fazla artıp azalmasıyla, aynı hızda ve oranda esnemeyi başaramayan cilt yıpranır, yırtılır, ayrılır. Daha sonra bu bölgeyi vücut, onarım dokusuyla doldurmaya çalışır ve yara izi gibi (sönmüş balona benzer) izler oluşur. Bu izlere striae (çatlak) denir. Bunlar yeni oluştuklarında, derecelerine göre açık pembeden morumsu tonlara kadar değişik renklerde olup, uzun vadede beyaza yakın bir renk alırlar. Aşırı kilo alıp verme, hamilelik, ağırlık çalışan sporcularda omuz bölgesine aşırı yük binmesi, ergenlik çağında hızlı büyüme/ kortizon kullanımı, glükokortikoid hormonlar, yanlış beslenme ve bazı hastalıklar (Cushing sendromu, Marfon sendromu vb.) çatlakların oluşmasına neden olur.

Çatlaklar tıbbi bir sorun oluşturur mu?

Dr. Figen Yaşar Şen: Tıbbi bir sorun oluşturmazlar fakat kozmetik ve estetik olarak rahatsız edici bir durumdur.

Fazla kilo alıp vermekle oluşan çatlaklarla, hamilelik çatlaklıkları arasında bir fark var mıdır?

Dr. Figen Yaşar Şen: Hamilelikte genellikle beşinci aydan sonra görülmeye başlayan çatlaklar daha çok karnın alt bölgesine yerleşirler. Zamanla ve orantısız kilo alımı devam ederse bacaklarda, göğüslerde, bel çevresinde ve kollarda da oluşabilirler. Fazla kilo alıp vermedeyse durum çok farklı değildir, sadece bacak ve bel çevresindeki çatlaklar daha sık olarak görülebilir.

Çatlaklar kendiliğinden iyileşir mi? Güneşlenmek bir tedavi yöntemi midir?

Dr. Figen Yaşar Şen: Çatlaklar kendiliğinden iyileşmez, bronzlaşmakla görünürlüğü kaybolmaz; aksine açık renk kalacağı için görsel olarak daha belirgin bir hal kazanır. Ayrıca zayıflamakla da kaybolmazlar. Kalıcı çözümleri ancak tıbbi tedavi sağlayabilir.

Çatlakları tedavi ettiği iddiasındaki kremler ne kadar etkilidirler?

Dr. Figen Yaşar Şen: Kremler ancak çatlaklar oluşmadan önce kullanıldıklarında büyük ölçüde faydalı olabilirler. Çatlaklar oluştuktan sonraki dönemdeyse bu tür kremlerin çok faydası olmaz.

Çatlaklar nasıl tedavi edilir?

Dr. Figen Yaşar Şen: Hekimler tarafından uygulanan değişik tedavi yöntemleri vardır. Biz Epibeauty Güzellik Merkezi'nde yeni ve etkili bir tedavi yöntemi olan Derma-Terapi uygulayarak çok başarılı sonuçlar alıyoruz.
Derma-Terapi, üzerinde 192 adet mikro iğne olan bir aparatla ciltte 1 santimetrekarede yaklaşık 300 adet mikro kanal açıp, cildin onarım mekanizmasını uyararak bu kanallar aracılığıyla büyüme faktörü, PRP plazma, biyomimetik peptitler içeren formülleri cilde zerk etme esasına dayanan bir tedavi yöntemidir. Bu maddeler hücrelerin ciltte çoğalmasını sağlamanın yanı sıra, fibroblast, kretinosit gibi hücrelerin ihtiyaç duyulan kolajen, hyalüronik asit ve elastin lifler gibi oluşumların daha fazla üretimini tetikler. Tedavi sonunda çatlakların belirginliği büyük ölçüde kaybolur. Hastada estetik kaygı oluşturmayacak düzeye gelinir. Bu tedavi yöntemi mutlaka hekim tarafından uygulanmalıdır.

Tedavi, çatlak sorunu olan herkese uygulanabilir mi?

Dr. Figen Yaşar Şen: Öncelikle tedavinin uygulanacağı hasta, uygulamayı yapacak olan hekim tarafından muayene edilir. Gebelik, diyabet ve habis hastalıklarda prensip olarak tedavi uygulanmamaktadır. Hekimin tıbbi kanaati tedavinin uygun olduğu yönündeyse, 18 yaş üstü tüm yaş gruplarına, cinsiyet ayrımı yapmaksızın uygulanabilir.

Bu tedavi herkeste aynı sonucu verir mi?

Dr. Figen Yaşar Şen: Tıpta hiçbir tedavi herkeste aynı sonucu vermez. Kişinin yaşı, kilosu, cilt tipi, genetik yapısı, kullandığı ilaçlar, beslenme şekli, yaşam tarzı ve en önemlisi çatlak oluşumundan sonra ne kadar zaman geçtiği tedavinin sonucunu doğrudan etkileyen faktörlerdir. Buna rağmen Derma-Terapi, tedavi sonucunda hemen her hastayı mutlu eden bir yöntemdir. 

Uzun zaman önce oluşan çatlaklarla, daha yeni oluşmuş olan çatlaklar arasında uygulanan tedavi arasında bir fark var mı?

Dr. Figen Yaşar Şen: Yeni oluşmuş çatlakların tedavi süreci daha kısa ve hasta açısından daha az zahmetlidir. Kullanılan ilaç türleri, miktarları farklıdır ve uygulamanın seans sayısı da değişmektedir.

En etkili sonuç için bu seanslar ne kadar süre uygulanmalıdır?

Dr. Figen Yaşar Şen: Her seans 30-45 dakika sürmektedir. Hekimin muayene sonucu değerlendirmesine göre 1-2 hafta aralıklarla, 8-10 seans tedavi, çatlak tedavisinde etkilidir. Kür bittikten sonra hekimin önerisiyle 2-3 ayda, 1-2 kez yapılacak olan tedaviyle devamlılık sağlanır.

Seanslar sonrasında kişinin yapması ya da yapmaması gereken şeyler nelerdir?

Dr. Figen Yaşar Şen: Tedavi sonrasında özel bir bakım gerekmez, hasta sosyal hayatına devam edebilir. Güneş hassasiyeti yoktur. Hekimin kişiye özel önerileri olabilir.

Derma-Terapi'yi sadece çatlak tedavisinde mi kullanıyorsunuz?

Dr. Figen Yaşar Şen: Anti-aging, derin akne ve yanık izleri, göz altı morlukları, cilt lekeleri, bölgesel incelme, selülit ve saç dökülmesi tedavilerinde de etkin bir şekilde kullanıyoruz.

Kaynak: Elle

O Anlar... / Lisandro Lopez


Portolu Lisandro Lopez, Portekiz Kupası'nda Sporting'e attığı golün sevincini yaşarken....

Fotoğraf: J.M. Riberio, Reuters, 2008

Forum Hamaratabla Hediye Etkinliğine Davet

Herkese selamlar.

Arkadaşlar birbirimizle tanışmak,paylaşmak amacı ile bir etkinlik düzenlemek istedik ve sizleri bu etkinliğimize davet ediyoruz.
Etkinliğimize katılacak arkadaşlarımızın ve aktif olarak üyelikleri devam edecek olan arkadaşlarımızın arasında yapılacak çekiliş sonucunda üç arkadaşımıza sürpriz hediyelerimiz olacak.
Etkinliğimize katılmak için:
- Sitemizin üyesi olmanız. http://hamaratabla.yetkinforum.com
- Blogunuzda (varsa)Hediye etkinlik çekilişimizi paylaşmanız.
- Etkinliğimize katılan arkadaşlarımızın yorum bırakmalarını rica ediyorum.
Haydi arkadaşlar buyrun hepinizi hediye çekişimize bekliyoruz.
Selamlarımızı ve sevgilerimizi gönderiyoruz.

örgü oyuncak caillou yapılışı. amigurumi pattern caillou





ben kendim yaparım ama şema lazım diyorsanız lütfen pasajıma buyrun. pdf ve word dosyası olarak tercihe mail olarak göre gönderilir

her türlü yardım için buradayım efenim.

Bir FM Efsanesi Daha Gerçekleşti: Ricardo Moniz

Genç oyuncuları erken yaşta keşfetmesiyle ün yapan CM/FM menejerlik serilerinde bu sefer yetenekli bir koç önceden keşfedilmiş. Hamburg'un Hollandalı teknik koçu Ricardo Moniz, Bruno Labbadia'nın yerine geçici olarak Hamburg'un başına geçti. Normalde bakıp geçeceğim bu haberin benim için önemli yanı, kovulan Labbadia değil, Hamburg'un düşündüğü isimler arasında olan Fatih Terim hiç değil: bu mülayim suratlı Portekiz isimli Hollandalı koç! Kendisi yıllardır FM serilerinde vazgeçmediğim, tabiri caizse "para mühim değil, yeter ki gel" diyerek gittiğim her takıma da yanımda götürdüğüm Ricardo'm... Hatta kimi zaman asistanım bile yapmışlığım vardır çünkü hem taktik bilgisi hem de oyuncu raporlaması üst düzey olan bir koçtur.

Kaderin cilvesi işte, FM'den yıllar önce keşfettiğim bu koç, Hamburg'a kısa ama son derece kritik bir dönemde hocalık yapacak. 29 Nisan akşamı, Hamburg için tarihi bir akşam: 30 küsür yıl sonra ilk kez Avrupa Kupalarında final oynayabilirler, tabi Hodgson'ın Fulham'ını geçebilirlerse.

Bir tarafta, son gerçek İngiliz takımı Fulham, öbür tarafta da FM'den artık iş ortağım gibi hissettiğim Ricardo'm... Hangi tarafı tutacağıma karar veremiyorum.

Patatesli Börek


Malzemeleri:
4 Yufka
1 cay bardagi yogurt
2 Yumurta
1/2 cay bardagi Siviyag

ic Malzemeleri:
4 Patates
1 Sogan
5 yemek kasigi rende beyaz Peynir veya Kasarpeyniri
1-2 yemek kaisigi ince dogrnmis Maydanoz
3 yemek kasigi sivi yag
Tuz, karabiber, kirmizibiber

Yapilisi:
Patateslar haslanir ve catalla ezilir.
Sogan ince dogranir ve yagin icinde kavrulur.
Patatesin icine kavrulmus sogan, rende peynir, dogranmis maydanoz ve baharatlar eklenerek karistirilir ve bir tarafa birakilir.
Diger taraftan yumurta, yogurt ve sivi yag cirpilir.
Masaya 1 yufka acilir ve yumurtali harcdan üzerine bolca sürülür. Üzerine ikinci yufka serilir ve az biraz bu yufkayada harc sürülür yufkanin 3 tarafi 3 parmak kadar ice katlanir ve ikinci katlanan yere patatesli isten bolca ve hamurun üzerinede azar azar patatesli ic yayilir. (bu islem rulo yapacagimiz yufkanin kenarlarinin ince olmamasi ve düzgün icin)
Hamur rulo gibi sarilir, keskin bicakla bir parmak kalinliginda veya 2-3 cm kalinliginda kesilir kagit yayilmis tepsiye dizilir.
Diger iki yufka da ayni sekilde hazirlanir.
Benim patateslerim cok büyük oldugundan artan papatesli ici tepside dizili olan böreklerin üzerine dagitip, az birsey artan harcida üzerlerine pay ettim daha güzel bir görünüm oldu.
200 derecedeki firinda 20 dakika iki tarafida kizarana kadar pisirilir sicak ve soguk servis edilir.

Afiyet Olsun!

Mourinho'dan "Savaş Sanatı"

"Barcelona için Londra, Roma ya da Paris'te bir final oynamak gerçekleşebilen bir hayal olabilir. Ama konu Madrid'te final oynamaya gelince, Barcelonalılar bu konuda saplantılılar. Onlar için Bernabau'da Barcelona ve Katalan bayrakları açmak bir saplantı, bir anti-Madridlilik saplantısı, bunu başarmak için de herşeyi yapacaklardır. O yüzden de özellikle bu akşam hakemin son derece dikkatli olması lazım."
Jose Mourinho, 2010

"Bütün mücadeleler (savaşlar) aldatma üzerine kuruludur"
Sun Tzu, "Savaş Sanatı Bölüm 1"

Bu akşam bir sanatçı ile bir generalin mücadelesine tanık olacağız. Stratejik akıl mı, yoksa estetik akıl mı kazanacak hep beraber göreceğiz. Maçı StarTV'nin yayınlacağı söyleniyor. Umarım son dakika sürprizi olmaz da, yılın maçını rahatça seyredebiliriz. İlk maç için tahminim tutmuştu, umarım ikinci maç için de tahminim tutar da, bence yılın en başarılı takımı olan Inter, hakettiği finale çıkar. 


BÜZME BAKLAVA(BAKLAVALIK YUFKADAN) ve FİKRİMÜHİM SÜPRİZİ

 Ne zamandır denemeyi istedigim bir tarifti büzme baklava.Sonunda yapabildim.Ama kendim abartmadan yedim.Daha çok bizimkiler begendi.Yanlız şunu söylemek istiyorum çıtır çıtır olmasını bekledim ama olmadı.Dışarıda satılan büzme baklava tadını yakalayamadım.Ama yine de keyifli bir şekilde yedi bizimkiler.Eğer alternatif bir tatlı arıyorsanız deneyim derim.
BÜZME BAKLAVA MALZEMELERİ:
  • Yarım paket hazır baklavalık yufka
  • 1 su bardagı ince kıyılmış ceviz
  • 150-200 gr tereyag(isterseniz azaltabilirsiniz)(üstüne sürmek için)
ŞERBETİ İÇİN:
  • 3 su bardagı toz şeker
  • 3 su bardagı su
  • birkaç damla limon suyu
Önce şerbeti için gerekli malzemeleri tencereye alıyoruz ve kaynatıyoruz.Ve kıvam alınca ılınmaya bırakıyoruz.(şerbet ılık olacak).Daha sonra yufkalardan 2 tanesini aralarına az sıvıyag sürerek üst üste koyuyoruz ve üstüne ceviz serpiyoruz.Ve geniş kenarına ince oklavayı yerleştiriyoruz ve dikkatlice sarıyoruz.Sardıktan sonra dikkatlice ortaya dogru büzüyoruz yufkaları.Büzme işlemi bitince yufkaları oklavadan çıkarıyoruz.Ortadan ikiye bölüp altı yaglanmış orta boy borcama veya tepsiye aralık bırakmadan diziyoruz.(burada büzgülerinin bozulmaması önemli o yüzden ben borcama dizdim yarım pakete borcam yeterli geldi).Ayrı bir yerde tereyagını eritip baklavaların üstüne döküyoruz.Her tarafına dagılmalı tereyag.Ve önceden 180C ısıtılmış fırında üstleri kızarıncaya kadar pişiriyoruz.Pişen baklavayı fırından çıkarıp 5 dakika bekletiyoruz ve ılınmış şerbeti üstüne döküyoruz.
Afiyet olsun.
Bu arada Fikrimühimden Yumoş paketi geldi bana.Gelen yumoşun kokusuna hayran kaldım.Hepiniz gibi bende çamaşırlarımın mis gibi kokmasını ve yumuşacık olmasını isterim.Zaten hep kullandıgım yumoşun bu serisini denememiştim.Fikrimühim sayesinde deneme fırsatı buldum ve çok memnun kaldım.Ayrıca konsantre bir yumoş.1.5 L'si 6L'ye denk geliyor.Hem çamaşırlarınız mis gibi kokuyor hem bütçeniz sarsılmıyor.