Bahar tatillerini yaz tatilinden daha mı çok seviyorum bilmem... Havalar gezmeye daha müsait oluyor. Gerçi soğuk hava peşimizi pek bırakmadı ama olsun, doyasıya 13 gün yaşadık, bol bol gezdim.. Hatta 13 gün demem hata olur 10 gün desem daha doğru niye derseniz ; ilk 10 gün o kadar fazla yoruldum ki son 3 günü yatarak geçirmek zorunda kaldım :)) Malum tansiyon problemi işte, vücut bu kadar gezmeye isyan etti sanırım ve yine tansiyonum düştü.. Annemin deyişiyle kendimi geze geze harab ettim :))
İlk fotoğraf anlaşıldığı üzere Sultanahmet
Burası Küçük Çamlıca
Burası da Küçük Çamlıca
Burası da Küçük Çamlıcanın Ağabeyi Büyük Çamlıca :)
Eminönü (Sandık sandık laleler yerleştirilmişti, aradan Ahmet Kaan'ın ağzı da görünüyor :)
Cuma pazarına da çok büyük bir hevesle gittiğimden olsa gerek birz hayal kırıklığına uğradım.Canlı cıvıl cıvıl kumaşlar arıyordum ama bulamadım. Güzel kumaşlar da pahalı geldi. Sonuçta profesyonel anlamda dikiş dikemiyorum, çok para verip heba etmek istemedim. Bir iki parça kumaş aldım.
Asıl beni perişan eden sanırım Eminönündeki neredeyse tüm taş ve boncukçuları dolaşıp "cameo" bulamamamdı :)) Ayaklarıma kara sular indi, annemi ve Ahmet'i de sürükledim :)) Hatta "cameo"nun ne olduğunu bile bilmemeleri bulamamamdan daha çok şaşırttı beni. Ben cameo cameo diye sayıklarken sağolsun sevgili Yelda bana "Boşuna arama zaten Eminönünde yok, Merter'de satılıyor, perakende de vermiyorlar" diyerek cameo krizine son noktayı koydu :). Bir ara pasajında vardı hala varsa gidip bir koşu alayım bari :)
Tatilimin en güzel yanlarından biri tabi ki buluşmamızdı. Sevgili Sevim, Nilgün, Fosi, Yelda, Antigone, Çatı Katı ve ben bir araya geldik. Sanki 40 yıldır tanışıyor gibi o kadar sıcak okadar samimi bir buluşma oldu ki... Bir saniye susmadık, sürekli gülüşmeler kahkahalar... Terzi mankeninden reenkarnasyona kadar her konuyu konuştuk :)) Bütün kızlara ;
Sıcaklığı ve samimiyeti ve Ahmet Kaan'a karşı sabrı ile canım arkadaşım Nilgün'e
Merdivenden çıkarken yüzüne bakmadan önce trençkotuna bakarak tanıdığım, yüzünde sürekli kocaman bir gülümseme olan canım arkadaşım İlkay'a
Organizatörümüz, çok sıcak çok içten ve 40 yıllık dostummuş gibi gelen (ve öyle olan :) candan insan Sevim'e
Hepimizin merakla beklediği (Çünkü ne blogtan ne facebooktan yüzünü görememiştik :) minik canavarıyla çooook önceden tanıdığım ve kendimi çok yakın hissettiğim güzel insan Ayşegül'e
İnanılmaz tatlı, küçücük bir kızı andıran, kıpır kıpır ve her yanından samimiyet ve sıcaklık akan Antigone'ye
Günün son süprizi, becerikli ve sevgi dolu, süper ötesi ve cameo krizime son noktayı koyarak beni feraha eriştiren, sıcacık insan Yelda'ya
Çok çok çok teşekkürler. Ben sizlerle tanıştığım için inanılmaz mutlu oldum :)) ve elim boş geldiğim için yerlerin dibine geçtim :(( Güzel hediyeler ve sıcaklığınız için çok çok çok teşekkürler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder